Çad, Fransa ve Rusya arasında savaş sahası olurken savaşın kazananı kim olacak?

Rusya'nın Afrika kıtasındaki askeri nüfuzu arttıkça Fransa'nın Afrika kıyısındaki askeri varlığı tehlikeye giriyor

Paris, Moskova'yı Fransa'nın Çad'daki nüfuzunu zayıflatmaya çalışmakla suçladı
Paris, Moskova'yı Fransa'nın Çad'daki nüfuzunu zayıflatmaya çalışmakla suçladı
TT

Çad, Fransa ve Rusya arasında savaş sahası olurken savaşın kazananı kim olacak?

Paris, Moskova'yı Fransa'nın Çad'daki nüfuzunu zayıflatmaya çalışmakla suçladı
Paris, Moskova'yı Fransa'nın Çad'daki nüfuzunu zayıflatmaya çalışmakla suçladı

Mina Abdulfettah

Çad rejimine muhalif Değişim ve Uyum Cephesi (FACT), Afrika kıtasındaki darbeler, çatışmalar ve savaşlarla gelen gerginlik çerçevesinde Libya'nın güney şehirlerinden Çad ordusuna saldırdı.

Bu saldırı, kara kıtada özellikle Sahra Çölü'nün kuzeyini ve güneyini Mali'den Çad'a ve Orta Afrika'ya kadar ayıran, Afrika Sahel ülkelerinden geçen bölgede son dönemde olup bitenlere kapıyı araladı.

Ancak tüm bunlar Fransa ve Rusya'nın bölgedeki çatışmasının bir yansımasından ibaretti.

Saldırı, Nijer'deki darbeden günler ve Sudan'da savaşın başlamasından aylar sonra, eski Çad Cumhurbaşkanı İdris Deby Itno rejiminden kaçan Karaan Kabilesi'nden bazı subayların girişimiyle 2016 yılında kurulan silahlı hareket tarafından gerçekleştirildi.

'Kaka' lakaplı müttefiki Mahamat İdris Deby'yi hükümetinin müttefiki olan Fransa, FACT hareketini Libya-Çad-Nijerya üçgenindeki askeri üssünü hedef almakla suçladı.

FACT hareketi de Fizan bölgesini kontrol eden Libya'nın doğusunu kontrol öden Libya Ulusal Ordusu (LUO) komutanı Halife Hafter tarafından 25 Ağustos'ta hareketin Libya'nın güney bölgelerinden çıkarılması amacıyla başlatılan saldırılara maruz kaldı.

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov'un, çatışmaların patlak vermesinden birkaç gün sonra Rusya'nın Libya'daki müttefiki Hafter ile ülkenin güney sınırındaki durum hakkında görüşmek üzere (ülkenin doğusundaki) Bingazi'yi ziyaret etmesi, Moskova'nın Fransa'nın Çad'daki nüfuzunu zayıflatmak amacıyla oynadığı rolün bir göstergesi oldu.

ABD, Rus paralı asker grubu Wagner'i, FACT hareketinin 2021 yılında Çad'a düzenlediği ve hareket ile Tibesti bölgesini terörist unsurlardan temizlemek için harekete geçen Çad ordusu arasındaki çatışmalar sırasında Cumhurbaşkanı İdris Deby Itno'yu öldüren saldırının arkasında olmakla suçladı.

Cumhurbaşkanı İdris Deby Itno'nun Encemine'de düzenlenen cenaze törenine Avrupalı liderlerden yalnızca, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron katıldı.

Macron, ülkesinin "Çad'ın yanında olacağı ve istikrarını koruyacağı" sözü verirken Wagner ise FACT güçlerini Libya'nın orta ve güneyindeki iki askeri üste eğitmekle suçlanıyordu.

Fransa ve Rusya arasında birçok dosyada ve birçok bölgede çatışma söz konusu.

Rusya, Wagner lideri Yevgeny Prigojin'in 23 Ağustos'ta Moskova yakınlarında düşen uçakta ölmesinin ardından dahi Libya'daki askeri varlığını yoğunlaştırırken Fransa ise Çad, Nijer ve diğer Afrika ülkelerinden müttefiklerini korumaya çalışıyor.

Fransa'nın Çad'a daha fazla asker konuşlandırma olasılığı

İdris Deby Itno'nun öldürülmesinin ardından Fransa'nın Çad'daki askeri varlığının ve Çad'ın iç işlerine müdahalesinin sona ermesine karşı başta FACT ve Wakit Tama (Vakit Tamam) hareketleri başta olmak üzere Çadlı muhalif partiler, sivil toplum kuruluşları ve sendikalar tarafından başlatılan ve Fransa'nın hegemonyasının yanı sıra Ulusal Demokrasi ve Adalet Cephesi'nden (FNDJT) kurtulmanın zamanının geldiği sloganlarının atıldığı protesto gösterileri patlak verdi.

Çad'da 1990'lı yıllardan ölümüne kadar iktidarda kalan Deby İtno'nun öldürülmesi, anayasanın öngördüğü üzere seçimler yapılana kadar geçici hükümetin başkanlığını Meclis Başkanı'na devrederek siyasi güçlere orduyu iktidardan uzaklaştırma fırsatı verdi.

Ancak Çad Askeri Konseyi, askeri açıdan yüksek bir mevkiye sahip olduğu için Mahamat Kaka'yı geçiş döneminin başkanlığına getirdi.

Daha sonra ordu karşıtı silahlı hareketleri kendi yanına çekmek ve çeşitli bahanelerle seçimleri ertelemek amacıyla diyalog konferansları başlattı. 

Çadlı parlamenterler, Paris'le yapılan askeri anlaşmaların yeniden gözden geçirilmesi için geçtiğimiz yıl şubat ayında çağrıda bulundu.

Çad da dahil olmak üzere Fransa'nın hegemonyasına karşı protesto gösterileri düzenlenen ülkelerin halkları ülkelerini Fransa'nın bir müttefik değil 'sömürülen' bir ülke olarak görüyorlar.

Çadlılar, 1990 yılından bu yana ülkenin ordunun vesayetinde yönetilmesinin nedenini, Paris'in İdris Deby Itno'ya ve Çad Askeri Konseyi aracılığıyla ülkeyi yöneten oğlu Mahamat İdris Deby'ye sağladığı korumaya bağlıyorlar.

Cumhurbaşkanı İdris Deby İtno'nun öldürülmesi orduyu iktidardan uzaklaştırmak için bir fırsattı
Cumhurbaşkanı İdris Deby İtno'nun öldürülmesi orduyu iktidardan uzaklaştırmak için bir fırsattı

Rejimin seçimlere hile karıştırma uygulamalarına ve insan hakları ihlallerine göz yumuldu. 

Hükümetin silahlı hareketlere 'diyaloğa' girmeleri yönünde baskı yapmasının ardından protesto gösterileri bir süreliğine dursa da muhalefet kanadındaki tüm taraflar diyaloglara katılmayı kabul etmediler.

Paris'in Mali'den çekildikten sonra Burkina Faso ve Nijer'in yanı sıra Çad'daki askeri üsleri genişletip ülkeye yaklaşık 2 bin 400 asker konuşlandırmayı planladığı yönündeki söylentilerin ardından tüm bu gelişmeler zaman kazanma çabası olarak değerlendirildi.

Sahel ülkelerinin büyük çoğunluğu, Fransa'nın ülkedeki askeri varlığını kınayan ve terörist grupların saldırılarıyla mücadele etmenin yararsızlığından şikayetçi olunan protesto gösterilerine tanık oldu.

Paris'in Nijer ordusunun ve halk gösterilerinin talebi karşısında boyun eğmesinin ve Nijer'den ayrılmayı düşünmesinin ardından Çad'a daha fazla asker konuşlandırma olasılığı arttı.

Ancak durum, bir Fransız askerinin, Çad'ın kuzeyindeki Borkou bölgesinin yönetim merkezi Faya şehrindeki Fransa'ya ait askeri üsse bağlı bir sağlık merkezinde tedavi gören bir Çad vatandaşını öldürmesi ve olayın yeni protesto gösterilerine yol açmasıyla daha da kötüleşti.

Stratejinin merkezi

Fransa'nın hegemonyasından Çadlılarla birlikte diğer Sahel ülkelerinin halkları da şikâyet ederken Fransa, söz konusu ülkelerdeki varlığını demokrasiye giden yol olarak görüyor.

Fakat Fransa kendisini bazen terörist gruplara bazen de isyancı gruplara karşı başlatılan askeri operasyonlara saplanmış halde bulurken Rusya, herhangi bir demokratik sistemi desteklemeyen bir tutum sergiliyor.

Rusya zaman zaman iktidardaki rejimlerle yahut isyancı gruplarla ortaklık ve iş birliği de yapabiliyor.

Bu çerçevede Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Afrika'ya yaptığı son ziyaret turlarında ülkesinin eski sömürgeleriyle ilişkileri güçlendirmeyi ve Fransa'nın bazılarından çekilmesi ve bazılarından çekilme konusundaki isteksizliği sonrasında konumunu yeniden tesis etmeye çalıştı.

Çad'ın önemi, yalnızca Libya'nın ayırdığı Akdeniz ile yalnızca Sudan'ın ayırdığı Kızıldeniz arasında, Arap ve Afrika bölgelerine bakan konumundan ve Sahel ile Sahra arasında merkezi bir bölgede olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Çad, Fransa'nın terörizmle mücadele stratejisinin merkezinde yer alıyor. Fransa, Çad'dan her türlü dış tehditten korumak için bölgeyi gözetlemek ve eski sömürgeleri de dahil olmak üzere bölge ülkelerine Çad'dan askeri yardım sağlamak amacıyla birçok istihbarat operasyonu başlattı.

Bu çerçevede başkent Encemine, Fransa'nın Batı Afrika bölgesindeki terörle mücadele operasyonu Barkhane'nin komuta merkeziydi.

Paris'in ayrıca ülkenin orta kesimlerinde ve kuzeyde, Libya sınırında yer alan Faya- Largeau bölgesinde iki operasyon üssünün yanı sıra, Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti sınırlarının yakınlarındaki Abeche şehrinde bir başka üssü bulunuyor.

Aynı bölgede ABD'nin de yalnızca eğitim için kullanılan bir askeri üssü var.

Peş peşe gelen krizler

Mahamat İdris Deby, ülkesinin komşu ülkelerde peş peşe patlak veren krizle çevrili olmasından kaynaklanan bir zorlukla karşı karşıya.

Darfur ile doğu sınırından Sudan'daki çatışmaya, Nijer'deki çatışmaya ve terör örgütlerinin tehditlerine, kuzey sınırında Libya'daki çatışmaya kolaylıkla müdahil olabilir.

Ayrıca Orta Afrika'dan gelen tehditler de söz konusu. Fransa'nın özellikle İdris Deby Itno rejimini korumasından kaynaklanan bir alışkanlık nedeniyle Çad, güvenliği için hep uluslararası bir güce ihtiyaç duymuştur.

Fransa ve Çad ilişkileri köklü bir geçmişse sahip olsa da bölgede artan protesto gösterileri başta olmak üzere Wagner aracılığıyla üstlendiği rolün yanı sıra resmi rol oynamaya hazırlanan Rusya Çad hattına girmeye aday ülke.

Fransa ile Çad arasında devletin nasıl yönetileceği ve Çad'ın komşu ülkelerle ilişkileri konusunda gizli bir anlaşmazlığın yaşanması, özellikle diğer ülkelerde bu korumayı sağlamada başarısız olan Fransa'nın gerekli korumayı sağlama becerisine olan güveni baltalıyor. 

Çad Askeri Konseyi'nin birliği, ordu içinde İdris Deby'nin Fransa'nın ekseninde hareket etmesine itiraz eden muhalif bir grubun ortaya çıkmasına engel olamadı. Bu muhalif grup, bölgedeki son darbelerden büyük ölçüde etkilendi.

Ayrıca Macron'un Çad hükümetiyle yakınlaşması Fransız muhalefetinin sesinin daha yüksek çıkmasına yol açarken Deby de eleştiri oklarının hedefi oldu.

Çad Cumhurbaşkanı Mahamat İdris Deby
Çad Cumhurbaşkanı Mahamat İdris Deby

Çad Askeri Konseyi, bu durumun, üzerinde Fransa'nın varlığına karşı çıkan silahlı hareketlerle, özellikle de geçici ateşkesin ardından yeniden silahını eline alan FACT ile müzakere yapması yönünde baskı oluşturmasından korkuyor.

Bir diğer iktidar karşıtı silahlı muhalif hareket Cumhuriyetin Kurtuluşu İçin Askeri Komuta Konseyi (CCMSR), Çad'ın Fransa'dan bağımsızlığının 63'üncü yıl dönümü olan 10 Ağustos'tan bir gün önce, Tibesti bölgesinde altın madenleri bakımından zengin bir yer olan Gori Bogdi'de Çad ordusunu hedef aldı.

Bu tür gelişmeler, Çad Askeri Konseyi'nin yanı sıra mevcut geçiş hükümetine girmesi ya da ikisinin yahut koalisyonunun kazanabileceği seçimlerin yapılması ihtimaline yol açabilir.

Kamuoyu önünde yaşanan çekişme

Fransa, Mali'de Barkhane Operasyonu çerçevesinde konuşlandırdığı 4 bin 500 askeri, Fransız askerleri yerine Rus paralı asker grubu Wagner unsurlarını tercih eden Assimi Goeta liderliğindeki iktidardaki askeri cuntanın baskısı üzerine geri çekti.

Aynı durum, Orta Afrika'da Cumhurbaşkanı Faustin Archange Touadera'nın 2021 yılında yapılan seçimlerde Fransa yanlısı devrik lider François Bozize'nin Değişim için Vatanseverler Koalisyonu (CPC) adlı isyancı koalisyonu karşısında mücadele ederek ve kendisine 300'e yakın askeri uzman gönderen Rusya'dan yardım isteyerek ikinci kez seçildiği zaman da yaşanmıştı.

Wagner, Touadera'yı şiddet olaylarına karşı desteklemenin yanı sıra onun can güvenliğini de sağlarken başkent Bangui'de Rus askerlerinin görülmesi sıradanlaştı.

Şimdi Wagner'in lideri Yevgeniy Prigojin'in 23 Ağustos'ta ölmesine rağmen askeri cuntanın açıkça müdahale çağrısında bulunduğu Nijer'de de aynı durumun yaşanması bekleniyor.

Çad'da ise bu senaryonun, Paris'in müttefikini koruyamaması ve Rusya'nın müdahalesine yol açmasının ardından önce muhalefetin kısmen de olsa kontrol altına alınmasıyla ülkeyi açık bir çatışmaya dönüşebileceği tahmin ediliyor. 

Macron'un Afrika'da istikrarı bozan bir güç olarak eleştirdiği Rusya, Wagner aracılığıyla kıtadaki konumunu güçlendirme fırsatı yakalayacak gibi görünüyor.

Rusya'nın Afrika'ya olan ilgisi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un bu yıl içinde gerçekleştirdiği ziyaretlerde ve "Batı emperyalizminden kurtulmayı" teşvik edici ifadelerinde açıkça görülebiliyor.

Rusya, askeri anlaşmalar ve yumuşak güç bakımından da aktif olmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler (BM) kurumlarının çalışmalarının yanı sıra Avrupa Birliği (AB), Fransa'nın Sahel bölgesinde olarak askeri var olmasının önemine rağmen istikrarın sağlanması için bu ülkelere maddi destek sağladı.

Ancak tüm bunlara rağmen Batı'nın bölgedeki varlığının yarattığı hoşnutsuzluk ve müdahalelerine eşlik eden siyasi karmaşıklık aynı şekilde devam etti.

Jeopolitik, etnik, ekonomik, dini ve demografik gerilimler daha da katlandı. Herhangi bir dış gücün Afrika'ya, özellikle de istikrarın sağlanamadığı Sahel bölgesine güvenlik ve barış dışında herhangi bir amaçla müdahale etmesi ve bu ülkelerin adil bir sistem kurmasına yardımcı olması durumunda karşılaşacağı zorluklar o kadar büyük olacak ki bu müdahale yahut yardım hiçbir işe yaramayacak.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Ukrayna saldırısı Rusya'nın Belgorod kentindeki altyapıya büyük hasar verdi

 Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
TT

Ukrayna saldırısı Rusya'nın Belgorod kentindeki altyapıya büyük hasar verdi

 Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)

Ukrayna ile sınır komşusu olan Rusya'nın Belgorod bölgesinin valisi, Ukrayna'nın "büyük çaplı" füze saldırısının enerji altyapısına ciddi hasar verdiğini ve bölgedeki elektrik, ısıtma ve su tedarikini aksattığını ifade etti.

Vali Vyacheslav Gladkov Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Sonuç olarak, enerji altyapısı önemli ölçüde hasar gördü... Evlere elektrik, su ve ısıtma sağlanmasında kesintiler yaşanıyor" ifadesini kullandı. Gladkov, saldırıyı "büyük çaplı" olarak nitelendirerek, etkisinin sadece sınıra 40 kilometre uzaklıktaki Belgorod şehriyle sınırlı kalmadığını, çevredeki bölgelere de yayıldığını belirtti. Hasarın boyutunun önümüzdeki saatlerde değerlendirileceğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu hafta dördüncü yılına giren çatışmada Belgorod, Ukrayna güçleri tarafından defalarca saldırıya uğradı.


Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
TT

Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)

Güney Kore'nin Tahran Büyükelçiliği, ABD'nin Tahran'a yönelik olası askeri saldırısı nedeniyle artan gerilimler arasında, İran'daki vatandaşlarına uçuşlar mümkün olduğunda ülkeyi terk etmeleri yönünde bugün uyarıda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta, Tahran'ı yeni bir nükleer anlaşmaya varmaya zorlarken, İran'a karşı sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi düşündüğünü belirtmişti.

Şarku’ Avsat’ın Güney Kore'nin Yonhap Haber Ajansı'ndan aktardığına göre büyükelçilik internet sitesinde yayınladığı güvenlik uyarısında, "Uçuşlar devam ederken (Kore vatandaşlarının) İran'ı terk etmelerini tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bildiride durumun hızla kötüleşmesi halinde İran'a gidiş-dönüş özel uçuşlarının askıya alınabileceği belirtildi.

Güney Kore, İran'ın tamamı için 3. Seviye seyahat uyarısını sürdürüyor ve orada bulunan Güney Korelilere ülkeyi terk etmelerini şiddetle tavsiye ediyor. Bildiride şu ifadeler yer alıyor: "Acil bir seyahat ihtiyacı olmadığı sürece İran'da ikamet eden Güney Kore vatandaşlarının derhal ülkeyi terk etmelerini ve ülkeye seyahat planlayanların seyahatlerini iptal etmelerini veya ertelemelerini tavsiye ediyoruz."


Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
TT

Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümü üzerinde hakkı olduğunu söylemesinin ardından öfke dalgası dün de devam etti; Arap ve Müslüman ülkeler de bu açıklamaya itiraz ederken, Amerika Birleşik Devletleri ise açıklamaların bağlamından koparıldığını belirtti.

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre Huckabee bu açıklamaları cuma günü yayınlanan muhafazakar yorumcu Tucker Carlson’a verdiği röportajda yaptı.

Carlson, Yaratılış 15'ten alıntı yaparak, İncil'in İbrahim'in soyundan gelenlerin bugün Ürdün, Suriye, Irak ve Lübnan'ın bazı bölgelerini de içeren Ortadoğu'nun çoğunu kapsayan toprakları alacağını belirttiğini söyledi ve Huckabee'ye İsrail'in bu topraklara hakkı olup olmadığını sordu. Huckabee şöyle cevap verdi: “Hepsini alsalar da olur.”

ABD büyükelçiliği sözcüsü dün, Huckabee'nin sözlerinin bağlamından koparıldığını ve ABD'nin İsrail politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Huckabee röportajda, “Onlar geri dönüp her şeyi almayı talep etmiyorlar, ancak en azından şu anda işgal ettikleri, üzerinde yaşadıkları ve yasal olarak sahip oldukları, kendileri için güvenli bir sığınak olan toprakları talep ediyorlar” ifadelerini kullandı. İsrail'in Ürdün, Lübnan, Suriye veya Irak'ı kontrol etmeye çalışmadığını, ancak halkını korumaya çalıştığını belirtti.

Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suriye, Kuveyt, Lübnan, Umman ve Filistin Yönetimi tarafından pazar günü yayınlanan ortak açıklamada, Huckabee'nin sözleri “tehlikeli ve kışkırtıcı” olarak nitelendirildi ve bölgenin istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın, gerilimi kontrol altına almak ve Filistin halkına bağımsız bir devleti garanti eden kapsamlı çözüm için siyasi bir ufuk yaratmak üzerine kurulu vizyonuyla doğrudan çelişmektedir” denildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Evangelist bir Hıristiyan ve İsrail ile Batı Şeria yerleşim hareketinin sadık bir destekçisi olan Huckabee, İsrail ile Filistinliler arasında “iki devletli çözüm” fikrine uzun süredir karşı çıkmasıyla tanınıyor.

Carlson ise ABD'nin Gazze savaşında İsrail'e verdiği desteği eleştirmiş ve beyaz insanların renkli tenli insanlar tarafından "yerlerinin alındığını" iddia eden beyaz üstünlükçü ideolojiyi benimsemesi de dahil olmak üzere aşırı sağcı görüşleri nedeniyle eleştirilmiştir.