Mahsa Amini’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle İran şehirlerinde güvenlik önlemleri artırıldı

Yetkililer, yeni bir protesto dalgasına hazırlanıyor.

Mahsa Amini’nin kırkıncı gün törenine katılan binlerce kişi, 26 Ekim 2022’de İran’ın batısındaki Kürt şehri Sakkız’daki mezarlığa doğru yürüyor (AFP)
Mahsa Amini’nin kırkıncı gün törenine katılan binlerce kişi, 26 Ekim 2022’de İran’ın batısındaki Kürt şehri Sakkız’daki mezarlığa doğru yürüyor (AFP)
TT

Mahsa Amini’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle İran şehirlerinde güvenlik önlemleri artırıldı

Mahsa Amini’nin kırkıncı gün törenine katılan binlerce kişi, 26 Ekim 2022’de İran’ın batısındaki Kürt şehri Sakkız’daki mezarlığa doğru yürüyor (AFP)
Mahsa Amini’nin kırkıncı gün törenine katılan binlerce kişi, 26 Ekim 2022’de İran’ın batısındaki Kürt şehri Sakkız’daki mezarlığa doğru yürüyor (AFP)

Görgü tanıkları, insan hakları grupları ve sosyal medya kullanıcıları, dün (15 Eylül Cuma) yaptıkları açıklamada, İran güvenlik güçlerinin genç kadın Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıldönümünde (bugün) huzursuzluk beklentisiyle Amini’nin memleketine konuşlandırıldığını açıkladı. Amini’nin (22 yaşında) 16 Eylül’de Ahlak Polisi gözetimindeyken ölümü, aylarca süren hükümet karşıtı protestolara yol açtı. Ardından yıllardır İranlı yetkililere karşı birikmiş karşıtlığı gösteren en büyük olaylara dönüştü. Ahlak polisi, Amini’yi İran’ın zorunlu kıyafet kuralını ihlal ettiği suçlamasıyla gözaltına almıştı.

500 ölü

Gençler başta olmak üzere pek çok kişi sokaklara dökülürken, İnsan hakları grupları, güvenlik güçleri tarafından bastırılan ayaklanmalarda 71’i çocuk olmak üzere 500’den fazla kişinin öldüğünü, yüzlerce kişinin yaralandığını ve binlerce kişinin de tutuklandığını söyledi.

Dün İranlılar, Mahsa Amini’nin öldürülmesinin birinci yıldönümünü andı ve olaydan sonra patlak veren protestolarda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarını Brüksel’de sergiledi (Reuters)
Dün İranlılar, Mahsa Amini’nin öldürülmesinin birinci yıldönümünü andı ve olaydan sonra patlak veren protestolarda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarını Brüksel’de sergiledi (Reuters)

İran’daki sağcı bir aktivist, Reuters’a yaptığı açıklamada, Amini’nin ülkenin batısındaki Kürdistan bölgesindeki memleketine atıfta bulunarak, “Sakkız’da yoğun güvenlik güçleri varlığı var” dedi. Başka bir aktivist ise küçük bir gösterici kalabalığının hükümet karşıtı sloganlar attıktan sonra hızla dağıldığını bildirdi. İki aktivist, Amini’nin ölüm yıldönümü yaklaşırken muhalefete yönelik artan baskılar nedeniyle hükümetin misilleme yapması korkusuyla isimlerinin yayınlanmamasını şart koştu.

Güvenlik güçleri konuşlandırıldı

Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda başta Kürdistan olmak üzere birçok şehirde güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı belirtildi. Bu haberlerin gerçekliği ise henüz doğrulanamadı. Norveç merkezli Hengaw İnsan Hakları Örgütü, yaptığı açıklamada İran’ın batısındaki birçok Kürt şehrinin son günlerde bir korkutma atmosferine ve savaş hali ilanına tanık olduğunu söyledi. Çok sayıda vatandaşın tutuklandığını belirten örgüt, askeri personelin Sakkız’a bakan bir tepede konuşlandığını, bölge sakinlerinin ise helikopterlerin şehir üzerindeki faaliyetlerinde artışa tanık olduklarını bildirdi. Sosyal medya paylaşımlarına göre Sakkız sakinleri, yetkililerin göstericileri izlemek ve kimliklerini tespit etmek için şehrin her yerine yeni güvenlik kameraları yerleştirdiğini söyledi.

İranlılar, dün Brüksel’de Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıldönümünü anıyor (EPA)
İranlılar, dün Brüksel’de Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıldönümünü anıyor (EPA)

Ajanlara yönelik suçlama

İranlı yetkililer, ‘ABD’yi, İsrail’i ve ülke içindeki ajanlarını’ ülkeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik huzursuzluğun arkasında olmakla suçladı. Uluslararası Af Örgütü, geçen ay yayınladığı bir raporda, İranlı yetkililerin gösterilerde hayatını kaybedenlerin aile üyelerini keyfi olarak gözaltına alarak daha sonra tutukladığını, mezarlıklarda barışçıl toplanmalara katı kısıtlamalar getirdiğini ve kurbanların mezar taşlarını yok ettiğini belirtti. Kürt kadının akrabaları, Reuters’a yaptıkları açıklamada güvenlik güçlerinin Amini’nin amcası Safa Ali’yi 5 Eylül'de tutukladığını söyledi. İranlı ve Batılı insan hakları gruplarına göre, protesto dalgasıyla bağlantılı olmakla suçlanan çok sayıda gazeteci, avukat, aktivist, öğrenci, akademisyen, sanatçı, tanınmış kişi ve etnik azınlık mensubu ile protestolar sırasında öldürülen göstericilerin yakınları, son birkaç hafta içerisinde tutuklandı, tehdit edildi ve işlerinden kovuldu. İran merkezli Etemad gazetesi, Ağustos ayında Amini’nin aile avukatı Salih Nikbakht’ın da rejim aleyhine yalan propaganda yapmakla suçlandığını bildirdi. Avukat suçlu bulunduğu takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.


Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
TT

Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı dün, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin Rus petrolünün akışına yeniden başlanmaması halinde Ukrayna'ya elektrik tedarikini kesme tehdidinde bulunmalarını "uyarı ve şantaj" olarak nitelendirerek kınadı.

Rus petrol sevkiyatları, Kiev'in 27 Ocak'ta Batı Ukrayna'da boru hattındaki ekipmanı bombalayan bir Rus insansız hava aracının (İHA) saldırısını gerçekleştirdiğini açıklamasından bu yana Macaristan ve Slovakya'ya durdurulmuş durumda. Slovakya ve Macaristan, uzun süredir devam eden tedarik kesintilerinden Ukrayna'nın sorumlu olduğunu savunuyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün yaptığı açıklamada, Kiev'in Rus petrolünün Ukrayna toprakları üzerinden Slovakya'ya transit geçişine yeniden başlamaması halinde, iki gün içinde Ukrayna'ya acil durum elektrik tedarikini keseceğini söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Macaristan Başbakanı da birkaç gün önce benzer bir tehditte bulunmuştu.

Bu konu, Ukrayna ile komşuları Macaristan ve Slovakya arasında bugüne kadarki en ciddi anlaşmazlık noktalarından biri haline geldi. Bu ülkelerin liderleri, Moskova ile bağlarını güçlendirerek büyük ölçüde Ukrayna yanlısı Avrupa konsensüsünden ayrıldılar.

Macaristan ve Slovakya, Avrupa Birliği ve NATO üyesidir ve bloktaki diğer iki ülke olarak Ukrayna üzerinden Druzhba boru hattıyla taşınan Rus petrolüne hâlâ büyük ölçüde bağımlıdırlar.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Ukrayna, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin iki ülke arasındaki enerji tedarikine ilişkin uyarılarını ve şantajlarını reddediyor ve kınıyor. Bu uyarılar kesinlikle Kiev'e değil, Kremlin'e yöneltilmelidir” ifadelerini kullandı.