SRMG’ye bağlı Think Araştırma ve Danışmanlık’tan MENA Forumu

Forum sırasında bakanlar ve diplomatlar mevcut küresel sahneyle ilgili konuları görüştü. (Think Araştırma)
Forum sırasında bakanlar ve diplomatlar mevcut küresel sahneyle ilgili konuları görüştü. (Think Araştırma)
TT

SRMG’ye bağlı Think Araştırma ve Danışmanlık’tan MENA Forumu

Forum sırasında bakanlar ve diplomatlar mevcut küresel sahneyle ilgili konuları görüştü. (Think Araştırma)
Forum sırasında bakanlar ve diplomatlar mevcut küresel sahneyle ilgili konuları görüştü. (Think Araştırma)

Suudi Arabistan Araştırma ve Pazarlama Grubu'na (SRMG) bağlı Think Araştırma ve Danışmanlık, Ortadoğu Enstitüsü (MEI) ile iş birliği içinde Ortadoğu ve Kuzey Afri̇ka (MENA) 2023 Forumu düzenledi. Forum, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 78’inci oturumu toplantılarıyla eş zamanlı gerçekleştirildi.

Think Araştırma ve Danışmanlık misyonu, verilere ve gerçeklere dayalı derinlemesine analizler ve öngörüler yoluyla bölge hakkında bilgi ve tavsiye sağlıyor. Forum, diyalog ve anlayışı teşvik etme ile bölgede meydana gelen değişikliklere ilişkin çeşitli bakış açılarını sunma çabaları kapsamında yapıldı. Uzman ekibi de aynı zamanda bölgeyi daha iyi anlamak isteyen hükümetler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları için öncelikli referans olmayı hedefliyor.

MENA günlük düzenlenen forumda, sürdürülebilirlik yoluyla ekonomik dayanıklılığın artırılması, mevcut küresel sahneyle ilgili konular, bölgenin uluslararası gündem üzerinde bir faaliyet ve etki merkezi haline gelmesi için çalışmalar yürütüyor. Ayrıca bölgenin enerji, istikrar, barış ve güvenlik dosyalarında karşı karşıya olduğu zorluklara uzun vadeli çözümler geliştirmek için uluslararası toplumla iş birliği yapma yolları ve sürdürülebilir kalkınma gibi konular da gündeminde yer alıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Bölge ülkelerinden bir grup bakan ve diplomatın yanı sıra özel sektörden uzmanlar ve yetkililer sekiz oturumda görüş ve bakış açılarını sundu.

Think Araştırma ve Danışmanlık enerji direktörü Neil Quilliam, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bölge gelişmeye devam ettikçe ve küresel büyümenin motoru olma rolü büyüdükçe hükümetlerin, şirketlerin ve karar vericilerin bölgeyi daha derinlemesine anlama ihtiyacı da arttı. Özellikle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gibi önemli küresel etkinlikler sırasında bölgeye odaklı forumlar oluşturmak önemli hale geldi.”

Quilliam, forumda, karar vericilerin ve düşünürlerin bakış açısından bölgedeki mevcut zorluklar ve fırsatların tartışıldığını, misyonlarının ‘bağımsız araştırma ve danışma sağladığını ve bu forumun bölgesel ve uluslararası ilişkiler açığını güçlendirdiğini aktardı.

MEI CEO’su Paul Salem de foruma ilişkin şunları söyledi:

“Dünya enerji dönüşümü, iklim değişikliği, ekonomik çeşitlilik, ticaret ve güvenlik konularında zorluklarla karşı karşıya kalırken bölge, tüm bu karmaşık konuların birleştiği bir odak noktası olarak ortaya çıkıyor.”



Savaştan iki yıl sonra... Rusya'nın zafere olan inancının ardındaki sebepler neler?

Savaş sırasında öldürülen Rus askerlerin anısına düzenlenen anıtın açılış töreninde Rus askerleri sıraya girdi (Reuters)
Savaş sırasında öldürülen Rus askerlerin anısına düzenlenen anıtın açılış töreninde Rus askerleri sıraya girdi (Reuters)
TT

Savaştan iki yıl sonra... Rusya'nın zafere olan inancının ardındaki sebepler neler?

Savaş sırasında öldürülen Rus askerlerin anısına düzenlenen anıtın açılış töreninde Rus askerleri sıraya girdi (Reuters)
Savaş sırasında öldürülen Rus askerlerin anısına düzenlenen anıtın açılış töreninde Rus askerleri sıraya girdi (Reuters)

Rusya iki yıl önce Ukrayna'yı işgal ettiğinde, ülkenin silahlı kuvvetlerinin şiddetli direnişi ve Batı'nın Kiev'e ezici desteği, Ukrayna ordusunun işgalci güçlerini geri püskürtebileceğine dair umutları artırdı.

Aradan geçen iki yılın ardından Ukrayna'nın zaferine dair umutlar giderek zayıflıyor.

Şu anda milyarlarca dolarlık ABD askeri yardımı onaylanmamış durumda. Çatışmaların şiddetlenmesi potansiyeli, savaş yorgunluğunun artması ve ABD başkanlık seçimleri öncesinde finansman açıkları var.

Savaş alanı ise Rus kuvvetlerinin ülkenin doğusundaki son kazanımları dışında, ön hatlar aylardır büyük ölçüde sabit kaldı.

FFOTO: Bir Rus askeri Avdiivka'da yıkılmış bir binanın yakınında duruyor (Reuters)
Bir Rus askeri Avdiivka'da yıkılmış bir binanın yakınında duruyor (Reuters)

Kiev, Rusya'yla en etkili şekilde savaşmak için doğru araçlara sahip olmadığı konusunda ısrar ediyor ve mühimmat ve personel sıkıntısı çeken ön saflardaki güçlerin moralinin düştüğüne dair bilgiler geliyor. İç siyasi sürtüşmeler ve General Valeriy Zalujni’nin görevden alınması da askeri stratejinin ilerleyişiyle ilgili endişeleri artırdı.

Düşünce kuruluşu Chatham House'un Rusya ve Avrasya Programı Başkanı James Nixey, "Bu yıl, kısmen Zalujni’nin görevden alınması ve Avdiivka'dan çekilme endişesi nedeniyle, çoğunlukla da Ukrayna için bu savaşta şu ana kadarki en zorlu yıl. Ayrıca Batı'nın yardımının düzeyi konusunda muazzam bir belirsizlik var” dedi.

Nixey ayrıca "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump'a elinden gelen her şeyi yatırmıyor çünkü Kasım ayında yapılacak ABD seçimlerinin sonucu ne olursa olsun kazanabileceğine inanıyor. Yani Putin geçmişte de sıklıkla yaptığı gibi bu zayıflığı hissediyor ve kesinlikle haklı. Kendine olan güveninin haklı olup olmadığı henüz belli değil, ama en azından bu yaz, gelecek yıl bu zamanlar ve hatta bundan sonra elinde ne olduğunu aşağı yukarı biliyor ve Ukrayna aynı şeyi söyleyemez” dedi.

Rusya'nın güvenini artırmak

Rusya, savaş üçüncü yılına girerken kesinlikle motive görünüyor; son ilerlemeler (geçen hafta Avdiivka'nın ele geçirilmesi dokuz aydaki en önemli zaferdi, ardından bu hafta daha küçük toprak kazanımları geldi) ve ülke içindeki siyasi muhaliflerin ortadan kaldırılması Kremlin’e olan güveni artırdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in seçimleri kazanmasının beklendiğini söylemeye gerek yok, özellikle de çoğu muhalifin sürgünde yaşadığı, siyasetten men edildiği ve hapsedildiği ve hatta öldürüldüğü göz önünde bulundurulursa.

FOTO: Donetsk bölgesinde Rus güçleriyle en ağır çatışmaların yaşandığı Bakhmut'taki bir binadan duman yükseliyor (AP)
Donetsk bölgesinde Rus güçleriyle en ağır çatışmaların yaşandığı Bakhmut'taki bir binadan duman yükseliyor (AP)

Savaşın kaderi tahmin edilemez olsa da siyasi analistler, Rusya'nın savaşta ne olacağına dair birçok kartın elinde olduğuna dikkati çekiyor.

ABD'nin eski NATO büyükelçisi ve Ukrayna'nın özel elçisi Kurt Volker, CNBC'ye bölgesel yetkililer ve liderlerle yaptığı görüşmelerde ‘özellikle Batı ve ABD hakkında çok fazla endişe’ olduğunu tespit ettiğini söyledi.

Volker, "Ukrayna'ya bizim sağladığımız ve hâlâ ihtiyaç duydukları düzeyde askeri ve ekonomik desteği sağlayacak mıyız? Bu olmadan, Rusya'nın daha fazla kaynağa sahip olacağından, cepheye baskı yapmaya devam edeceğinden, insansız hava araçları ve füzeler satın almaya ve bunları Ukrayna şehirlerine ateşlemeye devam edeceğinden ve dolayısıyla bu savaşın olduğu gibi devam edeceğinden endişeleniyorlar” dedi.

Rusya kazanımları sayıyor

2022 baharında Ukrayna'daki savaşın ilk aylarında, Rus askeri stratejisi ve taktikleri sıklıkla eleştirildi ve alay konusu oldu; özellikle de Rus kuvvetleri, başkent Kiev'e ulaşmaya yönelik başarısız bir girişimin ardından kuzey cephesinde hızla geri çekilmek zorunda kaldığında.

FOTO: Rus askerleri Ukrayna'nın Avdiivka kentinde tahrip olmuş bir arabanın yanındaki enkazın üzerinde yürüyor (Reuters)
Rus askerleri Ukrayna'nın Avdiivka kentinde tahrip olmuş bir arabanın yanındaki enkazın üzerinde yürüyor (Reuters)

O zamanlar Rus kuvvetleri yaygın olarak yetersiz donanıma sahip, yetersiz eğitimli ve düzensiz görülüyordu; ancak savunma analistleri, Rus ordusunun uyum sağladığını ve geçen yıl daha organize, koordineli ve tepkisel bir silahlı gücün ortaya çıktığını kaydetti.

CNBC’nin haberine göre, artık kimse Rusya'nın askeri taktikleriyle alay etmiyor; askerler geçen yaz Ukrayna'nın karşı saldırısını engelleyen son derece güçlendirilmiş savunma pozisyonlarında saklanıyor veya çoğunlukla doğu Ukrayna'da operasyonlar yürütüyor.

Ordu, aylarca süren şiddetli çatışmaların ardından Donetsk'te Avdiivka'nın ele geçirilmesiyle cesaretlendi. Putin bunu ‘mutlak bir başarı’ olarak nitelendirdi ve ‘bunun üzerine yeni eklemeler yapılması gerektiğini’ söyledi.

Analistler, 15 ve 17 Mart'ta yapılması planlanan seçimler öncesinde zaferin Putin için uygun bir anda geldiğini ve Rusya'nın "Ukrayna’da panik yaratma ve Ukrayna'nın moralini zayıflatma" amacında olduğunu söylüyor.

FOTO. Ukraynalı askerler, Ukrayna'nın güneyindeki Odessa kenti yakınlarında bir Alman uçaksavar silahı kullanıyor (EPA)
Ukraynalı askerler, Ukrayna'nın güneyindeki Odessa kenti yakınlarında bir Alman uçaksavar silahı kullanıyor (EPA)

Rusya, Ukrayna'nın tahminlerine göre Avdiivka için uzun süren savaşta 47 bin kadar Rus askerinin ölmüş olabileceğini ne doğruladı ne de yalanladı. ABD'li yetkililerin geçtiğimiz Ağustos ayında yaptığı açıklamaya göre, doğru ve güncel rakamlar elde etmek mümkün olmasa da, savaşta her iki tarafta ölen veya yaralanan toplam asker sayısının 500 bin civarında olduğu belirtildi.

Analistler, Moskova için önemli olanın, Avdiyivka'nın zaferinin seçimden önce Rus halkına nasıl görüneceği ve bunun Batı'ya nasıl bir sinyal vereceği olduğuna dikkati çekiyor; Yani Rusya uzun vadeli bir savaş halindedir ve ne pahasına olursa olsun Ukrayna'da hedeflerine ulaşmaya kararlıdır.

Askere alım

Şu anda Rusya, Ukrayna topraklarının neredeyse beşte birini işgal ediyor ve yüz binlerce erkeği istediği zaman savaşmak için seferber etme yeteneğini gösteriyor.

Volker bu konuda, “Putin iktidarda olduğu sürece savaşın devam edeceğine inanıyorum çünkü ne kadar Rus öldüğü umurunda değil ve ön saflarda dalga dalga asker bırakmaya devam edecek” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Ukrayna ordusu 500 bin ek askerin seferber edilmesi çağrısında bulundu ancak Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy endişesini dile getirerek konuyu ‘hassas’ olarak nitelendirdi. Avrupa Politika Analizi Merkezi'nden analist David Kirichenko'ya göre seferberlik, artık kaçınılması mümkün olmayan ‘hükümet ile ordu arasında önemli bir konu’ haline geldi.

"Ukrayna'nın daha fazla insanı harekete geçirmekten başka seçeneği olmadığı açık” diyen Kirichenko, 23 aydır mücadele veren kadın ve erkeklerin ciddi yorgunluk ve ağır kayıplar yaşadığına dikkati çekti.

Kirichenko, “Seferberlik konusundaki anlaşmazlık, ABD askeri yardımının çoğunun tükenmeye yaklaştığı ve Kongre'nin henüz yeni bir yardım paketini geçirmediği bir dönemde yaşanıyor... Ukrayna, askeri operasyonlarının çoğunu geçici olarak durdurmak zorunda kaldı. Silah eksikliğinden dolayı cephedeki durum zor görünüyor. En azından şimdilik, çatışmalar büyük ölçüde yıpratıcı ve bu da Rusya'nın avantajına. Ancak Ukrayna'nın direnişini sonlandıracağına dair bir belirti yok” dedi.


Eski MI6 Şefi, Putin hakkında konuştu: "Sağlığında temel bir sorun var"

MI6'in eski şefi, "Hâlâ Doğu Avrupa'da bulunan, tıbbi bakımdan temel bir sorun olduğunu düşünen tanıdıklarım ve arkadaşlarım var" diyor (AFP)
MI6'in eski şefi, "Hâlâ Doğu Avrupa'da bulunan, tıbbi bakımdan temel bir sorun olduğunu düşünen tanıdıklarım ve arkadaşlarım var" diyor (AFP)
TT

Eski MI6 Şefi, Putin hakkında konuştu: "Sağlığında temel bir sorun var"

MI6'in eski şefi, "Hâlâ Doğu Avrupa'da bulunan, tıbbi bakımdan temel bir sorun olduğunu düşünen tanıdıklarım ve arkadaşlarım var" diyor (AFP)
MI6'in eski şefi, "Hâlâ Doğu Avrupa'da bulunan, tıbbi bakımdan temel bir sorun olduğunu düşünen tanıdıklarım ve arkadaşlarım var" diyor (AFP)

MI6'in eski başkanına göre Vladimir Putin'in sağlığında "temel bir sorun" var ve Parkinson hastalığına yakalanmış olabilir.

1999'la 2004 arasında Britanya istihbarat servisinin başında bulunan Sör Richard Dearlove, Avrupa'daki kaynaklarının Putin'in sağlığının kötüye gittiğine inandığını söyledi.

Bir görüşe göre, Rusya Devlet Başkanı, semptomları arasında sanrı görme de bulunan Parkinson hastalığından muzdarip.

Sör Richard bunun Putin'in "paranoyasını" ve önde gelen muhalif isim Aleksey Navalni'nin ölümünü açıklayabileceğini söyledi.

Bu açıklama, son yıllarda Putin'in sağlığıyla ilgili kanser olduğu ya da dublör kullandığı gibi asılsız teorilerin ortaya atıldığı spekülasyonların ardından geldi.

Sör Richard, Putin'in sağlık durumuyla ilgili bir soruya LBC'de şu yanıtı verdi: 

Buna net bir cevabım yok ama hâlâ Doğu Avrupa'da bulunan, tıbbi bakımdan temel bir sorun olduğunu düşünen tanıdıklarım ve arkadaşlarım var. Ancak ben bir klinisyen değilim.

Putin'in ne tür bir hastalığı olabileceği konusuna da açıklık getirdi: 

Muhtemelen Parkinson, tabii ki farklı tezahürleri, farklı varyasyonları, farklı ciddiyetleri var. Ama eğer adam paranoyaksa, ki bence Navalni'nin öldürülmesi belli bir paranoyaya işaret ediyor olabilir, bu da belirtilerden biri.

1999'le 2004 arasında Britanya Gizli İstihbarat Servisi'nin başında bulunan Sör Richard Dearlove, Putin'in hasta olabileceğini söyledi (LBC)​​​​
1999'le 2004 arasında Britanya Gizli İstihbarat Servisi'nin başında bulunan Sör Richard Dearlove, Putin'in hasta olabileceğini söyledi (LBC)​​​​

Kremlin'in baş düşmanı Navalni, her seferinde iki haftaya kadar hücre hapsinde tutulduğu, Kuzey Kutbu'ndaki bir hapishanede geçen cuma öldü.

Ölümü dünya çapında infiale yol açarken, Britanya Dışişleri Bakanı Lord David Cameron şunları söyledi: 

Rus yetkililerin Navalni'yi tehdit olarak gördükleri ve onu susturmak için defalarca girişimde bulundukları açık.

Navalni, Ocak 2021'de Moskova'ya döndüğünden bu yana parmaklıklar arkasındaydı. O tarihten önce Kremlin'i suçladığı noviçok zehirlenmesi nedeniyle Almanya'da hayatını kurtaran bir tedavi görmüştü.

Daha sonra geçen yılın sonlarında "Kutup Kurdu" diye bilinen Kuzey Kutbu'ndaki ücra hapishaneye nakledilmiş, uluslararası toplum ve Navalni'nin destekçilerinin onu susturmaya çalışmak için uydurulduğuna inandığı suçlamalarla birden fazla cezaya çarptırılmıştı.

Aleksey Navalni geçen hafta cezaevinde öldü (AP)
Aleksey Navalni geçen hafta cezaevinde öldü (AP)

Navalni'nin ölümü, Putin'in kolaylıkla yeniden seçilmesi beklenen ve Navalni'nin hapishanede bile defalarca ve şiddetle karşı çıktığı başkanlık seçiminden bir ay önce gerçekleşti.

Kremlin, Navalni'nin ölümünde parmağı olduğunu reddediyor.

Siyasi rakibinin ölümünden sonra Putin, perşembe günü nükleer kapasiteli yeni bir bombardıman uçağıyla uçarken görüldü. Bu hareket Batı tarafından, Ukrayna'daki çatışmalar nedeniyle Batı'yla gerilimin hızla arttığı bir dönemde Rusya'nın nükleer gücünü hatırlatmak amacıyla yapılmış bir hamle olarak değerlendirildi.

Bu konuya değinen Sör Richard, LBC'ye şunları söyledi: 

Putin duruşunu her zaman korur. Bu onun karakterinin bir parçası ve hastalığı hakkındaki söylentiler, eğer hastaysa, hasta olmadığını gösterecek şekilde duruşunu daha da önemli hale getiriyor olabilir. Bu bir değişiklik değil, her zaman yaptığı bir şey.

Independent Türkçe


Eski İsrail Başbakanı Olmert: Netanyahu'nun koalisyon ortakları bölgesel savaş istiyor, Gazze ilk adım

Ehud Olmert (AA)
Ehud Olmert (AA)
TT

Eski İsrail Başbakanı Olmert: Netanyahu'nun koalisyon ortakları bölgesel savaş istiyor, Gazze ilk adım

Ehud Olmert (AA)
Ehud Olmert (AA)

Olmert, Haaretz gazetesinde yayımlanan yazısında Gazze'ye yönelik saldırılar ve Netanyahu koalisyonun tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Eski İsrail Başbakanı, "Netanyahu'nun 'Mesih Koalisyonu' ortakları topyekûn bir bölgesel savaş istiyor, Gazze sadece ilk adım" başlıklı yazısında, Gazze'ye yönelik saldırıların devam etmesi durumunda İsrail ordusunun Refah'a kara saldırısı başlatacağını ifade etti.

Netanyahu hükümetinde yer alan aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in de Refah'a kara saldırısını desteklediğine işaret eden Olmert, söz konusu saldırının İsrail ile Mısır arasında imzalanan Camp David Sözleşmesini tehlikeye sokacağı uyarısında bulundu.

Refah'a kara saldırısının Mısır'a olası etkilerine değinen Olmert, muhtemel saldırının aynı zamanda İsrail ile ilişkileri bulunan Ürdün sokaklarını da karıştıracağı değerlendirmesini yaptı.

"Mescid-i Aksa’ya getirilen kısıtlamaların amacı Filistinlileri kışkırtmak"

Netanyahu hükümetinin ramazan ayında işgal altındaki Doğu Kudüs'te yer alan Mescid-i Aksa'da ibadet etmek isteyen Filistinlilere sınırlama getirme kararını değerlendiren Olmert, bunun Batı Şeria başta olmak üzere Filistinliler arasında ayaklanmaya yol açabileceğini belirtti.

Eski İsrail Başbakanı, Netanyahu ve Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa'ya girişlere kısıtlama getirerek Filistinlileri kışkırtma yoluna gittiğine işaret etti.

"Bu çetenin amacı Mescid-i Aksa'yı Müslümanlardan temizlemek"

Eski İsrail Başbakanı Olmert, "Mesih halüsinasyoncuları" olarak adlandırdığı Ben-Gvir ve Smotrich'in hedefinin harabeye dönen Gazze'de yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri inşa etmekle sınırlı olmadığının altını çizdi.

Gazze'nin asıl hedefe giden yolda ilk basamak olduğunu belirten Olmert, şunları kaydetti:

Gazze sadece giriş bölümü; bu çetenin, üzerinde düşündükleri gerçek mücadelenin yürütüleceği temel olarak inşa etmek istediği platform: Batı Şeria ve Tapınak Dağı (Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya verdiği isim) savaşı. Bu çetenin nihai amacı Batı Şeria'daki Filistinlileri temizlemek, Tapınak Tepesi'ni ibadet eden Müslümanlardan temizlemek ve bu bölgeleri İsrail devletine ilhak etmektir. Bu hedefe ulaşmanın yolu kanlıdır.

Filistinlileri Batı Şeria'dan çıkarmanın ve Müslümanları Mescid-i Aksa'dan uzaklaştırmanın büyük bir çatışmaya neden olacağı uyarısında bulunan Olmert, "Bu hedefe şiddetli çatışmalar olmadan ulaşılamayacaktır. Armagedon, topyekûn savaş. Güneyde, Kudüs'te, Batı Şeria topraklarında ve gerekli olduğu ölçüde kuzey sınırında." ifadesini kullandı.

Eski İsrail Başbakanı Olmert, Ben-Gvir ve Smotrich'in başını çektiği "çetenin" Netanyahu'yu ele geçirerek "hizmetkarları" haline getirdiğini, bu grubun Gazze'ye saldırıların yanı sıra Lübnan sınırındaki çatışmaların da devam etmesini istediğini kaydetti.


Biden: Putin sebep olduğu ölüm ve yıkımın bedelini ödemezse buna devam edecek

ABD Başkanı Joe Biden, Rus muhalif Aleksey Navalni’nin eşi ve kızıyla San Francisco kentinde yaptığı görüşmeyi anlatıyor (AP)
ABD Başkanı Joe Biden, Rus muhalif Aleksey Navalni’nin eşi ve kızıyla San Francisco kentinde yaptığı görüşmeyi anlatıyor (AP)
TT

Biden: Putin sebep olduğu ölüm ve yıkımın bedelini ödemezse buna devam edecek

ABD Başkanı Joe Biden, Rus muhalif Aleksey Navalni’nin eşi ve kızıyla San Francisco kentinde yaptığı görüşmeyi anlatıyor (AP)
ABD Başkanı Joe Biden, Rus muhalif Aleksey Navalni’nin eşi ve kızıyla San Francisco kentinde yaptığı görüşmeyi anlatıyor (AP)

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yurt dışındaki (Ukrayna’ya karşı) saldırganlığı ve Rusya’daki baskının bedelini daha ağır bir şekilde ödemesini sağlamak için bir dizi yaptırımın uygulanacağını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, Biden bugün yaptığı açıklamada, Putin’in sebep olduğu ölüm ve yıkımın bedelini ödememesi halinde buna devam edeceği konusunda uyardı.

Biden söz konusu yaptırımların, cezaevinde ölen Rus muhalif Aleksey Navalni’nin hapsedilmesiyle bağlantılı kişilerin yanı sıra, Moskova’nın halihazırda uygulanan yaptırımları atlatmasına yardım eden yüzlerce kuruluşa yaptırım uygulanacağı bilgisini verdi.


Pakistan polisi ülkenin kuzeybatısındaki terör saldırısını önledi

Pakistanlı bir polis memuru, silahlı kişilerin karakola saldırması sonucu yaralanan memurların tedavi için götürüldüğü Dera İsmail Han'daki hastanenin önünde nöbet tutuyor (EPA)
Pakistanlı bir polis memuru, silahlı kişilerin karakola saldırması sonucu yaralanan memurların tedavi için götürüldüğü Dera İsmail Han'daki hastanenin önünde nöbet tutuyor (EPA)
TT

Pakistan polisi ülkenin kuzeybatısındaki terör saldırısını önledi

Pakistanlı bir polis memuru, silahlı kişilerin karakola saldırması sonucu yaralanan memurların tedavi için götürüldüğü Dera İsmail Han'daki hastanenin önünde nöbet tutuyor (EPA)
Pakistanlı bir polis memuru, silahlı kişilerin karakola saldırması sonucu yaralanan memurların tedavi için götürüldüğü Dera İsmail Han'daki hastanenin önünde nöbet tutuyor (EPA)

Pakistan polisi, ülkenin kuzeybatısındaki Hayber-Pahtunhva eyaletinin Lakki Marwat bölgesindeki merkezlerinden birine yönelik büyük bir terör saldırısını önlediklerini duyurdu.

Polisten yapılan açıklamada, Manguala kasabasında bulunan polis karakoluna bir grup teröristin ağır silahlarla saldırı düzenlendiği, ancak güvenlik güçlerinin karşılarına çıkması üzerine kaçmak zorunda kaldıkları bildirildi. Ayrıca, saldırıya karşılık vermek için tam hazır durumda olan güvenlik güçlerinin ağır silahlar kullandığı, saldırganları bulmak için bölgede tarama operasyonları sürdürüldüğü, henüz sorumluluğu üstlenen olmadığı aktarıldı.

Pakistanlı polis memurları, 5 Şubat 2024'te bir polis karakolu silahlı kişiler tarafından basıldığında yaralanan polis memurlarının götürüldüğü hastanenin önünde nöbet tutuyor (EPA)
Pakistanlı polis memurları, 5 Şubat 2024'te bir polis karakolu silahlı kişiler tarafından basıldığında yaralanan polis memurlarının götürüldüğü hastanenin önünde nöbet tutuyor (EPA)

Pakistan ordusu, ülkenin kuzeybatısındaki Dera İsmail Han bölgesinde gerçekleştirdiği operasyonda aranan bir terör unsurunu ortadan kaldırdı. Ordu Medya Dairesi'nden bugün yapılan açıklamada, etkisiz hale getirilen teröristin yasaklı terör örgütüne mensup olduğu, sivillerin ve güvenlik personelinin ölümüne yol açan terör operasyonlarına karıştığı gerekçesiyle güvenlik güçleri tarafından arandığı açıklandı. İstihbarat bilgilerine göre, düzenlenen operasyonda adı geçen teröristin teslim olmayı reddettiği ve güvenlik görevlilerine ateş açması üzerine etkisiz hale getirildiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca ordu güçlerinin, diğer terörist unsurları aramak için o bölgedeki operasyonları taramaya devam ettiği kaydedildi.

Pakistan askerleri, Peşaver'deki Polis Camisi'nin önünde meydana gelen terör saldırısının ardından alarma geçti (EPA)
Pakistan askerleri, Peşaver'deki Polis Camisi'nin önünde meydana gelen terör saldırısının ardından alarma geçti (EPA)

Pakistan Taliban hareketi, Pakistan-Afgan sınır bölgelerinde, özellikle de ülkenin kuzeybatı bölgelerinde güvenlik güçlerine yönelik çeşitli düzeylerde terör saldırıları düzenledi.

Pakistan'da terör ve şiddet yanlısı gruplardan ciddi şekilde etkilenen diğer bölge ise laik görüşlü Beluc ayrılıkçılarının son dört ay içinde askeri garnizonlara terör saldırıları düzenlediği güneybatı Belucistan.

Beluç ayrılıkçılarının Pakistan ve İran arasındaki sınır bölgelerinde üsleri bulunurken, Afganistan'daki kampları yeniden inşa ettiler. Bu nedenle Başbakan Kakar'ın açıklamalarının, Pakistan Talibanı'na karşı sert bir tavır takınmaya karar veren askeri liderlikle olan yakın ilişkileri bağlamında değerlendirilmesi gerekiyor.


Putin, Rus nükleer kuvvetlerinin tamamının modernizasyonunu duyurdu

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (Reuters)
TT

Putin, Rus nükleer kuvvetlerinin tamamının modernizasyonunu duyurdu

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (Reuters)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkedeki stratejik nükleer kuvvetlerin yüzde 95’inin modernize edildiğini ve Hava Kuvvetleri’nin yakın zamanda dört yeni süpersonik nükleer yetenekli bombardıman uçağını teslim aldığını söyledi.

Putin, Vatan Savunucuları Günü’nün yıldönümü vesilesiyle yaptığı kayıtlı konuşmada, ‘özel askeri operasyon’ olarak adlandırdığı operasyonda Ukrayna’da savaşan askerleri övdü ve onları ‘hakikat ve adalet’ için savaşan kahramanlar olarak nitelendirdi.

Rus lider konuşmasında, “Bugün, modern silah ve teçhizatın stratejik nükleer kuvvetler içindeki payı halihazırda yüzde 95’e ulaştı. ‘Nükleer üçlemenin’ deniz bileşeni ise neredeyse yüzde 100’e çıktı. Sırada gelecek vaat eden modellerin geliştirilmesi, seri üretimi ve yapay zeka teknolojilerinin askeri alana tanıtılması var” dedi.

Rus devlet medyasında geçtiğimiz ay yer alan habere göre, Zirkon hipersonik füzesini üreten şirketin başkanı, füzenin hizmete girmesinin hızlı bir prosedür olmadığını ve belirli miktarda test gerektirdiğini söyledi.


Hindistan'daki çiftçi eylemlerine mızraklı savaşçılar katıldı

Nihang savaşçıları, eylemlerin yeniden başlamasıyla çiftçilerin yanına desteğe gitti (Reuters)
Nihang savaşçıları, eylemlerin yeniden başlamasıyla çiftçilerin yanına desteğe gitti (Reuters)
TT

Hindistan'daki çiftçi eylemlerine mızraklı savaşçılar katıldı

Nihang savaşçıları, eylemlerin yeniden başlamasıyla çiftçilerin yanına desteğe gitti (Reuters)
Nihang savaşçıları, eylemlerin yeniden başlamasıyla çiftçilerin yanına desteğe gitti (Reuters)

Hindistan'da çiftçilerin hükümet karşıtı protestosuna, Sih savaşçı grubu Nihanglar da katıldı. 

Kökleri 1600'lere dayanan savaşçılar, ülkeyi ayağa kaldıran binlerce çiftçiyi korumak için mızrak ve atlarıyla eylemlere destek vereceklerini duyurdu. 

Nihang savaşçılarından Sher Singh, Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters'a "Her türlü duruma karşı hazırlıklı olmalıyız. Bu protestocular gece yarısı bile sorunla karşılaşabilir" dedi. 

Çiftçiler de Nihanglar da Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Pencap eyaletinde yaşıyor. Eyaletteki 30 milyonluk nüfusun en az yarısını Sihler oluşturuyor. 

Nihang savaşçılarından Raja Ram Singh ise çiftçilerin büyük zorluklara karşı mücadele verdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: 

Çiftçiler ciddi baskı altında. Hükümet çiftçileri korkutup kaçırabileceğini sanıyorsa yanılıyor. Burası Pencap, çiftçilerle dayanışma içindeyiz.

Pencap eyaletindeki ayaklanmalar 13 Şubat'ta başlamıştı. Protestocular, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin 2020'de tarım sektöründe gerçekleştirmeyi vaat ettiği taban fiyat ve çiftçilere destek uygulamalarını hayata geçirmediğini savunuyor. 

Eylemlerin büyümesinin ardından aralarında Ticaret ve Sanayi Bakanı Piyush Goyal'ın da bulunduğu hükümet yetkilileri, 19 Şubat'ta çiftçilerin çatı örgütlerinden Pencap Kisan Mazdoor Sangharsh Komitesi'nin genel sekreteri Sarwan Singh Pandher ve çiftçi sendikalarının temsilcileriyle bir araya gelmişti.

Yaklaşık 4 saat süren görüşmede yetkililer, çiftçilere kamu kurumları aracılığıyla bakliyat, mısır ve pamuk gibi mahsulleri belirlenecek asgari fiyattan almayı teklif etmişti. Ancak taraflar görüşmede anlaşmaya varamamış, eylemler devam etmişti.

Protestocular, Pencap'tan başkent Yeni Delhi'ye doğru yola çıkmış, polisse konvoyu tazyikli su ve biber gazı kullanarak durdurmuştu.

Öte yandan 21 Şubat'ta eylemcilerle polis arasında çıkan çatışmada bir çiftçi yaşamını yitirmişti. Polis, protestocunun hayatını kaybettiğini doğrulamış fakat ölüm nedeninin otopsi tamamlandıktan sonra açıklanacağını bildirmişti. 

Bunun ardından göstericiler, eylemlere iki gün ara verildiğini açıklamıştı. Nihang savaşçıları da çiftçinin ölümünün ardından göstericileri korumak için sokağa indi. 

Nihang savaşçıları, çiftçileri ne olursa olsun koruyacaklarını söyledi (Reuters)
Nihang savaşçıları, çiftçileri ne olursa olsun koruyacaklarını söyledi (Reuters)

2020'deki çiftçi protestoları 

Hindistan'da çiftçiler, 2020'de ülke geneline yayılan büyük protestolar düzenlemişti. Bu eylemlere Sih savaşçılar da katılmıştı. 

Ülkeyi ayağa kaldıran eylemler, Modi hükümetinin Eylül 2020'de tarım sektörüne serbestleşme getiren üç düzenlemeyi yasalaştırmasının ardından başlamıştı. 

Hükümet, yasaların çiftçilere ürünlerini pazarlama özgürlüğü tanıyarak özel yatırımla tarımsal büyümeyi teşvik edeceğini savunmuş, çiftçilerse bunların kazançlarını azaltacağını ve sonunda kendilerini topraksız bırakacağını ileri sürmüştü.

Ağustos 2020'den beri süren küçük çaplı eylemler, bunun ardından ülke geneline yayılmıştı. Modi'nin söz konusu yasaları geri çekmesiyle 11 Aralık 2021'de son bulan gösterilerde, protestoları örgütleyen çiftçilerin çatı kuruluşu Samyukta Kisan Morcha'ya göre en az 702 gösterici yaşamını yitirmişti. 

Kuruluş, hayatını kaybeden çiftçilerin ailelerine tazminat ödenmesini talep etmiş, hükümetse çiftçi ölümlerine dair ellerinde kayıt bulunmadığını ve böyle bir ödeme yapılmayacağını bildirmişti.

Independent Türkçe


Namibya, Uluslararası Adalet Divanında Almanya'yı 20. yüzyılın ilk soykırımını yapmakla suçladı

(AA)
(AA)
TT

Namibya, Uluslararası Adalet Divanında Almanya'yı 20. yüzyılın ilk soykırımını yapmakla suçladı

(AA)
(AA)

Hollanda'nın idari başkenti Lahey'deki Barış Sarayı'nda faaliyetlerini yürüten UAD'de, İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının ele alındığı duruşmalar sürüyor.

Duruşmalarda Namibya adına söz alan Adalet Bakanı Yvonne Dausab, konuşmasını Filistin atkısıyla yaptı.

Şubat başında hayatını kaybeden Namibya Cumhurbaşkanı Hage Geingob'un "Barışsever hiçbir insanın Gazze'de Filistinlilere karşı yürütülen katliamı görmezden gelemeyeceği" sözlerini alıntılayan Dausab, şunları kaydetti:

Almanya'nın 20. yüzyılın ilk soykırımını (Namibya'daki) Herero ve Nama halklarına karşı vahşice gerçekleştirdiği bir ülkenin temsilcisi olarak karşınızdayım. İşgal sömürgeciliğinin, sistematik ayrımcılığın, apartheid'in ve bunların kökleşmiş sonuçlarının acı ve ıstırabını çok iyi bilen bir ülkenin... Namibya, işte bu tarihe sahip olması nedeniyle, Filistin'in İsrail tarafından savunulamaz işgali konusunda bu mahkemenin huzuruna çıkmayı ahlaki bir görev ve kutsal bir sorumluluk olarak görmektedir.

Siyah Afrikalıları hedef alan ırkçı politikalar ve apartheid yasalarının uygulanmasının, bugün Filistinlilerin "topraklarına ve mülklerine el konulmasına, zorla yerinden edilmelerine, ciddi hareket kısıtlamalarına maruz kalmalarına, yasa dışı yerleşimlere ve yasal cinayetlere" neden olmaya devam ettiğini anlatan Dausab, mahkeme heyetine seslenerek, "Sizden bir kez daha, 57 yıldır boğucu bir işgale katlanan, topraklarına el konulan bir halkın temel haklarını koruyarak, tarihi ve süregelen adaletsizliğe son vermenizi istiyoruz." diye konuştu.

Dausab, "Bugün Filistinliler, kuşatma altındaki Gazze Şeridi'nde toplu cezalandırmaya maruz kalmakta, siviller yakın tarihte eşi benzeri görülmemiş ölçekteki ayrım gözetmeyen bombardımanlarda öldürülmektedir. Bu durum, bu yeryüzü cehennemi, dünyanın ortak vicdanında bir lekeyi temsil etmektedir." dedi.

"Uygar uluslar, yaraları kanlar içinde kalmış çocukların, çaresizlik içinde ağlayan kadın ve erkeklerin görüntülerini kabul edemez ve etmemelidir." ifadesini kullanan Dausab, Uluslararası Adalet Divanının vereceği tavsiye kararının, Filistinlilerin bağımsızlık için verdiği uzun mücadelede önemli bir an olacağını kaydetti.

Duruşmada Namibya adına söz alan Londra Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Phoebe Okowa ise İsrail'in Fiilistin topraklarındaki işgalinin hukuka aykırı olduğunu, Divan'ın daha önceki kararlarında, işgal yoluyla toprak ilhak etmeyi yasakladığını söyledi.

İsrail'in Filistin'deki ırkçı ve ayrımcı uygulamalarının uluslararası hukukun temel insan hakları sözleşmelerine ve prensiplerine aykırı olduğunu belirten Okowa, "Bu fiiler BM sözleşmesinin ilke ve amaçlarının açıkça ihlali anlamına gelmektedir." dedi.

Okowa, "Mahkemeden, apartheid yasağının geçen yüzyıldaki Afrika ile sınırlı olmadığına hükmetmesini istiyoruz. Bu yasak, İsrail'in bugün işgal altındaki Filistin topraklarında uyguladığı politikaları da kapsamaktadır." ifadesini kullandı.

İsrail'in sadece Yahudilere hak tanıyan ve Filisitinlilerin kendi kaderini tayin hakkını inkar eden uygulamalarının bir yanlışlık sonucu değil kasten uygulandığını vurgulayan Okowa, "İsrail'in işgal altındaki topraklarda Filistinlilerin yaşamının her alanına nüfuz eden sistematik ırk ayrımcılığına ve baskıya son verme görevi vardır. İsrail, Filistin topraklardaki işgaline son vererek, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını özgür bir Filistin devletinde gerçekleştirmesine saygı göstermelidir." diye konuştu.

Okowa, "Namibya mahkemeden, BM Genel Kurulu tarafından İsrail'den işgali koşulsuz sona erdirmesinin istenmesi için kesin bir zaman sınırı belirlemesini istemektedir. Kesin bir zaman sınırı belirlenmemesi, mevcut işgalin sorgulanması ve süresiz olarak devam etmesine izin verilmesi gibi ters bir etkiye sahiptir." dedi.

Okowa, tüm ülkelerin İsrail'e siyasi ve askeri destek vermekten kaçınması gerektiğini vurguladı.

Namibya soykırımı

Namibya soykırımı, sömürgeci Alman güçleri tarafından 1904-1908 yıllarında yerli Herero ve Nama halklarına karşı yapıldı.

Sömürgecilere karşı direnen halkların hedef alındığı soykırımda, en az 65 bin Herero ve 10 bin Nama hayatını kaybetti.

Soykırım neticesinde, Hererolar nüfuslarının en az yüzde 70'ini, Namalar ise nüfuslarının en az yüzde 50'sini yitirdi.

Almanya, 2021'de Namibya'da işlenen suçları soykırım olarak kabul etse de tazminat ödemeyi kabul etmedi.


BM Raportörleri, İsrail'e silah satışının derhal durdurulması çağrısında bulundu

(AA)
(AA)
TT

BM Raportörleri, İsrail'e silah satışının derhal durdurulması çağrısında bulundu

(AA)
(AA)

BM raportörlerince, İsrail'e silah satışının yasaklanmasına ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

"Gazze'de kullanılacağı ve uluslararası hukuku ihlal edeceği gerekçesiyle İsrail'e silah satışı derhal durdurulmalı." ifadesinin yer aldığı açıklamada, tüm ülkelerin, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası hukuk uyarınca silahlı çatışmanın taraflarının uluslararası insancıl hukuka "saygı duymasını" sağlaması gerektiği vurgulandı.

Açıklamada, ihracatçı ülkeler, silahların hukuku ihlal edecek şekilde kullanılması hedefi bulunmasa veya bu şekilde kullanılacağını kesin bilmese de "açık bir risk olduğu sürece bu tür satışların yasak olduğu" hatırlatıldı.

Hollanda'da temyiz mahkemesinin, uluslararası insancıl hukuk ihlalleri sebebiyle İsrail'e F-35 savaş uçağı parçalarının satışının durdurulması kararının memnuniyetle karşılandığı bildirilen açıklamada, mahkemenin, parçaların uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlallerini gerçekleştirmek veya bu ihlalleri kolaylaştırmak için kullanılmasına ilişkin "açık bir risk" olduğunu tespit ettiği hatırlatıldı.

Açıklamada, 7 Ekim 2023'ten bu yana 29 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve 69 binden fazla kişinin yaralandığı hatırlatılırken, İsrail'in, uluslararası hukuka uyma yönünde defalarca yapılan çağrılara kayıtsız kaldığına işaret edildi.

Silah Ticareti Anlaşması'na taraf ülkelerin, "silahların uluslararası suçların işlenmesinde kullanılacağını bilmeleri" veya transfer edilen silahların ciddi uluslararası insancıl hukuk ihlallerinde kullanılabileceğine dair "ağır basan bir risk" olması halinde silah ihracatını reddetmeleri yönünde ek anlaşma yükümlülüklerinin bulunduğu aktarılan açıklamada, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin de AB'nin "silah ihracatı kontrol yasasına" tabi olduğu vurgulandı.

Açıklamada, İsrail'e silah ambargosu ihtiyacının, Uluslararası Adalet Divanının 26 Ocak'ta Gazze'de soykırım riski konusunda makul kanıtlar bulmasının ve o zamandan bu yana sivillere yönelik ciddi zararın devam ettiğine ilişkin aldığı kararların ardından daha da arttığı bildirildi.

BM özel raportörleri

BM özel raportörleri, İnsan Hakları Konseyinin özel mekanizmaları olarak tanınan sürecin bir parçası olarak biliniyor.

BM İnsan Hakları sistemindeki "bağımsız" özel mekanizmalar, Konseyin belirli bir ülkenin durumunu veya dünyanın herhangi bir yerindeki tematik sorunları ele alan bağımsız bilgi toplama ve izleme mekanizmaları olarak öne çıkıyor.

Kurumun bünyesinde bulunmayan özel mekanizmaların uzmanları, gönüllülük esasına göre ve bağımsız şekilde çalışmalarını yürütüyor.


Çin'de kargo gemisinin çarptığı köprü çöktü

(AA)
(AA)
TT

Çin'de kargo gemisinin çarptığı köprü çöktü

(AA)
(AA)

Çin'in Guangcou şehrinde bulunan İnci Nehri üzerindeki Lişinşa Köprüsü'nün orta bölümü kargo gemisinin taşıyıcı sütunlarına çarpması sonucu çöktü, ilk belirlemelere göre 2 kişi yaşamını yitirdi.

Ulusal basında yer alan haberlere göre, kaza sırasında aralarında bir yolcu otobüsü ile motosikletin bulunduğu 5 araçtan üçü suya, ikisi köprünün sütunlarının arasına sıkışan geminin üzerine düştü.

Kazada ilk belirlemelere göre 2 kişi hayatını kaybetti, geminin kaptanı gözaltına alındı.

Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.