Azerbaycan ve Dağlık Karabağ'daki Ermeni ayrılıkçılar müzakereleri sürdürmeye hazır

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Erivan, Bakü ve Moskova arasında ateşkes ihlalleri izleniyor

Rus barış güçleri Dağlık Karabağ'da bulunan Hankendi yakınlarındaki Ermeni sakinlere yardım ediyor (AP)
Rus barış güçleri Dağlık Karabağ'da bulunan Hankendi yakınlarındaki Ermeni sakinlere yardım ediyor (AP)
TT

Azerbaycan ve Dağlık Karabağ'daki Ermeni ayrılıkçılar müzakereleri sürdürmeye hazır

Rus barış güçleri Dağlık Karabağ'da bulunan Hankendi yakınlarındaki Ermeni sakinlere yardım ediyor (AP)
Rus barış güçleri Dağlık Karabağ'da bulunan Hankendi yakınlarındaki Ermeni sakinlere yardım ediyor (AP)

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in dış politika danışmanı Hikmet Hacıyev, ülkesinin Karabağ'da silahlarını bırakan Ermeni savaşçılara af çıkarmayı planladığını, ancak oradaki bazı askeri birimlerin direnişi sürdüreceğini söyledi.

"Eski askerler ve savaşçılar için bir af öngörüyoruz" diyen Hacıyev, Dağlık Karabağ'daki Ermenilerin insani yardım talebinde bulunduğunu ve dün (22 Eylül) bölgeye üç sevkiyatın ulaştırılacağını belirtti.

Hacıyev, Azerbaycan'ın isteğinin Ermenilerin Dağlık Karabağ'a barışçıl bir şekilde yeniden entegrasyonu olduğunu söyledi.

Rus haber ajansları, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın, Ermenilerin Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde kalabilmelerini umduğunu söylediğini aktardı.

Paşinyan, hükümet toplantısında Erivan'ın bölgeden gelenleri kabul edeceğini, ancak toplu yerleşimin ancak Karabağ Ermenilerinin orada kalmasının imkânsız hale gelmesi durumunda gerçekleşeceğini söyledi.

Mirzoyan ve Bayramov

Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ dosyası zemininde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi önünde karşı karşıya gelmiş, bu tartışmalı bölgedeki durumun kötüleşmesinden Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov sorumlu tutulmuştu.

Mirzoyan, "bu çatışmada iki taraf olmadığını, saldırgan ve mağdurun olduğunu" söyledi.

Bakü'nün, Dağlık Karabağ'daki 'etnik temizlik' sürecini tamamlamaya yönelik 'planlı' bir saldırı başlattığını söyleyen Mirzoyan, Bakü'yü "yoğun ve ayrım gözetmeyen bombardımanlar başlatmak ve misket bombaları kullanımı da dahil olmak üzere ağır toplara başvurmakla" suçladı.

Ayrıca Azerbaycanlı mevkidaşı Bayramov, Dağlık Karabağ'da ayrılıkçılara mühimmat sağlamak ve onları desteklemekle suçlanan Erivan'ın başlattığı 'yanlış bilgilendirme kampanyasını' kınayarak, BM Güvenlik Konseyi'ni 'tarafsızlığa' çağırdı.

Ateşkes

Azerbaycan'ın başlattığı hızlı askeri operasyon karşısında Ermeni ayrılıkçıların teslim olmasının ardından, birtakım ihlallerin gözlemlenmesine rağmen 23 Eylül Cuma günü bölgede ateşkes devam ediyor.

Rusya 21 Eylül Perşembe günü Azerbaycan'ın sürpriz saldırısının ardından Ermeni ayrılıkçıların 'teslim olması' kapsamında ilan edilen ateşkesin ertesi günü Dağlık Karabağ'da beş ateşkes ihlali gözlemlediğini duyurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Düşmanlıkları durdurma anlaşmasının imzalanmasından bu yana Şuşa (iki ihlal) ve Mardkert (üç ihlal) bölgelerinde beş ateşkes ihlali gözlemlendi" ifadeleri yer aldı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 21 Eylül Perşembe akşamı, 'münferit ihlallere' rağmen, çarşamba günü yürürlüğe giren ateşkese 'genel olarak' saygı gösterildiğini doğruladı.

Hankendili bir iş adamı olan Arutyun Gasparyan, "Biz evimizde oturup müzakerelerin sonucunu bekliyoruz. Bütün kent sakinleri evlerinde veya bahçelerinde oturup bekliyorlar" dedi.

Moskova ateşkes ihlallerini takip ediyor (AP)
Moskova ateşkes ihlallerini takip ediyor (AP)

Görüşmelere devam ediliyor

Hem Azerbaycan hem de Dağlık Karabağ'daki Ermeni ayrılıkçılar, Bakü'nün tartışmalı bölgede başlattığı askeri operasyonda zaferini ilan etmesinin ertesi günü (21 Eylül Perşembe) başlayan müzakereleri sürdürmeye hazır olduklarını ifade etti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı, başkent Bakü'nün 295 kilometre batısındaki Yevlah şehrinde yaklaşık iki saat süren görüşmeleri 'yapıcı' olarak nitelendirdi ve yeni bir toplantının 'en kısa sürede' yapılacağını belirtti.

Dağlık Karabağ'daki Ermeni ayrılıkçılar ise yaptıkları açıklamada, "İki taraf, mevcut tüm sorunların barışçıl bir ortamda tartışılması gerektiğini özellikle vurguladı ve toplantılara devam etmeye hazır olduklarını söyledi" ifadelerini kullandı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in dış politika danışmanı Hikmet Hacıyev, görüşmeler öncesinde Bakü'nün "Ermenilerin Karabağ'da barışçıl bir şekilde yeniden entegrasyonunu istediğini ve aynı zamanda Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki normalleşme sürecini desteklediğini" doğruladı.

Aç ve korkmuş insanlar

Dağlık Karabağ'daki İnsan Hakları Ombudsmanı Gegham Stepanyan21 Eylül Perşembe günü, bölgenin başkenti Hankendi'nin sokaklarının "aç ve korkmuş, yerinden edilmiş insanlarla dolu olduğunu" duyurdu. Bu, Ermeni çoğunluğun yaşadığı bölgenin 24 saat süren çatışmaların ardından Azerbaycan'a teslim olmasının ertesi günüydü.

Stepanyan, X platformu (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, "İnsanlar çaresizce birbirlerini arıyor ve yakınları hakkında haber almak için telefon görüşmeleri yapıyor" ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycanlı mevkidaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde, Bakü'den Dağlık Karabağ'daki Ermenilerin "haklarını ve güvenliklerini" garanti altına almasını talep etti.

Aynı bağlamda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'nın Karabağ sakinlerinin haklarına ve güvenliğine saygı gösterme çağrılarındaki kararlılığını doğrulayarak, "Fransa'nın sivil halka insani yardımı hiçbir engel olmadan ulaştırmak için çalışma kararlılığını" yineledi.

Dağlık Karabağ'daki Rus barış güçleri (AP)
Dağlık Karabağ'daki Rus barış güçleri (AP)

Kitlesel göç korkusu

Azerbaycan'ın askeri zaferi, 120 bin nüfuslu olduğu tahmin edilen bu yerleşim bölgesinden kitlesel göç korkusunu artırıyor.

Şu anda Ermenistan bölgeden toplu tahliye planlamadığını doğruladı.

Ancak 21 Eylül Perşembe günü Ermenistan Başbakanı bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada ülkesinin 40 bin mülteci aileyi kabul etmeye hazır olduğunu duyurdu ve bunun yerel nüfusa yönelik 'doğrudan bir tehdit' olmadığını vurguladı.

Nikol Paşinyan ayrıca, 2020'deki son savaştan bu yana Dağlık Karabağ'da bir tabur konuşlandıran Rusya'yı, söz konusu Ermeni çoğunluğunun bulunduğu bölgedeki barışı koruma misyonunda başarısız olmakla suçladı.

Barışı koruma taburunun 'başarısızlığı'

Paşinyan, "Dağlık Karabağ'daki barışı koruma taburunun başarısızlığını görmezden gelmemiz gerektiğini düşünmüyorum" dedi.

Ermenistan, 21 Eylül Perşembe günü BM İnsan Hakları Konseyi önünde Azerbaycan'ı, Bakü güçlerinin başlattığı askeri operasyonun ardından Dağlık Karabağ'da 'etnik temizlik' ve 'insanlığa karşı suç' işlemekle suçlamıştı.

Stepanyan çarşamba akşamı, Dağlık Karabağ'da kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da dahil olmak üzere "10 binden fazla kişinin asıl ikamet yerlerinden tahliye edildiğini" söyledi.

Bu bölgede görev yapan Rus barış gücü, bu kişilerin yaklaşık 5 binine bakım hizmeti verdi.

Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'da başlattığı 24 saat süren ve çarşamba günü öğle saatlerinde sona eren askeri operasyonda en az 200 kişinin öldüğü, 400'den fazla kişinin de yaralandığı ifade edildi.

Azerbaycan 21 Eylül Perşembe günü Karabağ'daki saldırıda Rus barış gücünden altı askerin öldüğünü bildirdi.

Aliyev Putin'den özür diledi

Kremlin'den 21 Eylül Perşembe günü yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, askerlerin vurularak öldürülmesi nedeniyle Rusya Devlet Başkan Vladimir Putin'den özür diledi.

Aliyev 20 Eylül Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ayrılıkçıların silahlarını bırakmayı ve Bakü ile görüşme yapmayı kabul etmesini de içeren bir ateşkes anlaşması kapsamında ülkesinin bölge üzerindeki egemenliğini yeniden tesis ettiğini duyurdu.

Şiddetin yeniden alevlenmesinin tüm Kafkasya bölgesini istikrarsızlaştıracağından korkan Batı ve Karabağ meselesini Azerbaycan'ın iç meselesi olarak gören Rusya, salı günü çatışmaların derhal durdurulması çağrısında bulundu.

Azerbaycan makamları, Karabağ'da iki mayının patlaması sonucu 4 polis ve 2 sivilin öldürülmesinin ardından Salı günü 'terörle mücadele' operasyonu başlattı.

Azerbaycan bu 'terör' eylemlerinden Ermeni ayrılıkçıları sorumlu tutuyor.

Ayrılıkçıların yenilgisi, Paşinyan karşısında iç eleştirileri yeniden canlandırdı.

Göstericiler 20 Eylül Çarşamba günü Başbakanlık binası önünde toplandı ve polisle aralarında çatışmalar yaşandı.

Türkiye: Azerbaycan operasyonunda doğrudan rol oynamadık

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkili 21 Eylül Perşembe günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yakın müttefiki Azerbaycan'ı desteklemek için orduyu eğitmek ve modernize etmek de dahil olmak üzere 'tüm araçları' kullandığını, ancak Dağlık Karabağ bölgesindeki Bakü askeri operasyonunda doğrudan bir rol oynamadığını söyledi.

NATO üyesi Türkiye, çarşamba günü, Bakü'nün 'toprak bütünlüğünü koruma adımlarına' açık destek verdiğini duyurdu.

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkili gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu sadece Azerbaycan ordusunun bir operasyonuydu. Türkiye doğrudan müdahale etmedi" dedi.

Yetkili, "Türkiye'nin Azerbaycan'la askeri eğitim ve ordu modernizasyonu alanındaki iş birliği uzun süredir devam ediyor. Azerbaycan ordusunun son operasyondaki başarısı ulaştığı seviyeyi açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Yetkili, Türk-Rus ortak izleme merkezinin halen faaliyette olduğunu ve ateşkesin ihlal edilmesi durumunda her türlü durumun rapor edildiğini de sözlerine ekledi.

Yetkili ayrıca, Azerbaycan'la dilsel, kültürel ve ekonomik bağları bulunan Türkiye'nin, Bakü ve Erivan'ın barışçıl ilişkiler kurma çabalarını desteklediğini sözlerine ekledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu sonrasında New York'taki gazetecilere Azerbaycan'ın Karabağ'da düzenlediği antiterör operasyonuna ilişkin olarak yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:

Azerbaycan'ın operasyonu Ermenistan Devletiyle değil, Karabağ'daki çapulcu Ermeni takımıyla alakalı bir konu.

Erdoğan, "Bu son olay (Ermenistan Başbakanı) Paşinyan'la, Ermenistan Devletiyle de alakalı değildir. Bu bir yerde Karabağ'daki çapulcu Ermeni takımıyla alakalı bir konudur. Uyarılar yapıldı, ama bütün bu uyarılara rağmen bunlar kendilerine çekidüzen vermediler, Azerbaycan da adımını attı" ifadelerini kullandı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
TT

Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği yeni yayımladığı raporda Avrupa Birliği (AB) üyelerinden 5'i, hukukun üstünlüğünü "kasten ve sürekli" yok etmekle suçlandı. 6 ülkede de standartların gerilediği bildirildi. 

22 ülkedeki 40 sivil toplum örgütünden alınan verilere dayandırılan raporda Bulgaristan, Hırvatistan, İtalya, Macaristan ve Slovakya yönetimlerinin hukukun üstünlüğüne bilerek zarar verdiği iddia edildi. 

Özellikle Slovakya'ya dikkat çekilirken Moskova yanlısı hükümetin hukukun üstünlüğüne dair tüm başlıklarda ülkeyi gerilettiği ileri sürüldü. 

Robert Fico yönetiminin sivil toplumun denetim ve denge görevi, medya özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve adalet üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildi. 

12 Nisan'da genel seçime gidecek Macaristan'da da 16 yıllık Viktor Orbán iktidarının gerilemede "başlı başına bir kategori" oluşturduğu ifade edildi. 

Budapeşte yönetiminin hiçbir olumlu değişim emaresi göstermediği ve yeni kanunların standartları daha da gerilettiği dile getirildi. 

Hukukun üstünlüğüne dair bazı alanlarda 6 ülkenin gerilemeye girdiği belirtilirken bunların Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç, Fransa ve Malta olduğu açıklandı. 

844 sayfalık raporda Çekya, Estonya, İrlanda, İspanya, Hollanda, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovenya, Yunanistan'ın hukuk devleti nitelikleri açısından ne uzadığı ne de kısaldığı öne sürüldü. 

Letonya'nınsa bu konuda olumlu yönde adım atan tek devlet olduğu bildirildi. 

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği, AB'nin hukukun üstünlüğünü korumak ve teşvik etmek için yeterli mekanizmalara sahip olmadığını vurguladı. 

Avrupa Komisyonu'nun 2025'te hazırladığı hukukun üstünlüğü raporundaki önerilerin yüzde 93'ünün bir önceki yıllarda da dile getirildiği aktarıldı. 

Independent Türkçe, Guardian, Balkan Insight


İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi
TT

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

Pazar sabahı erken saatlerde İsrail birlikleri, Suriye'de kısa süre önce ele geçirdikleri topraklardan güney Lübnan'a kayakla geçti.

Bu, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Dağcı Birliği tarafından gerçekleştirilen bu türdeki ilk sınır ötesi operasyon oldu.

İsrail, haftalardır Lübnan'ın güneyindeki Tahran destekli Hizbullah güçleriyle çatışırken, ülkenin doğusundaki ve başkent Beyrut'taki önemli altyapı tesisleriyle sivil yapılara da hava saldırıları düzenliyor.

IDF'in açıklamasına göre, 810. "Dağlar" Bölgesel Tugayı'nın yedek Dağcı Birliği, "karmaşık dağlık arazide faaliyet gösterdi ve Suriye'deki Hermon'dan güney Lübnan'daki Dov Dağı bölgesine karda tırmanarak geçti; bölgeyi taradı, istihbarat topladı ve bölgedeki düşman terör altyapısını tespit etti".

Bu birlikler, Litani Nehri'ne doğru kuzeye ilerleyen, Lübnan'ın güneyinde bir düzineden fazla köyde faaliyet gösteren daha geniş İsrail güçlerine katılıyor.

vfd
26 Mart'ta Lübnan'ın güneyindeki Kfar Roummane köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından olay yerine gelen ilk yardım ekipleri (AFP)

IDF'in bölgedeki operasyonel hedefleri daha da netleştikçe, uzun süreli işgal endişeleri artıyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bölgenin tüm sakinlerinden arındırılacağını ve "temas hattı köylerindeki" evlerin "Gazze'deki Beyt Hanun ve Refah modeline uygun olarak" yıkılacağını duyurdu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu pazar günü yaptığı açıklamada, "Mevcut güvenlik tampon bölgesini daha da genişletme talimatını az önce verdim. [İsrail'in] kuzeyindeki durumu kökten değiştirmeye kararlıyız" dedi.

Lübnan, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hameney'in öldürülmesinin ardından Hizbullah'ın İsrail'e füze fırlatmasıyla ABD - İsrail'in Ortadoğu'da süregelen savaşına 2 Mart'ta dahil olmuştu.

O tarihten bu yana Lübnan’da 1200’den fazla kişi öldürüldü ve bir milyon kişi yerinden edildi; bu da ülke nüfusunun beşte birine denk geliyor.

Hafta sonu öldürülenler arasında üç gazeteci ve 10 kurtarma görevlisi de bulunuyor; böylece İsrail ateşiyle öldürülen sağlık çalışanlarının toplam sayısı 52'ye ulaştı.

Hermon Dağı, Suriye - Lübnan sınırında yer alıyor ancak eski başkan Beşar Esad'ın devrilmesinin hemen ardından Aralık 2024'te IDF tarafından ele geçirilmişti.

Bu, İsrail'in Suriye'de daha önce elde ettiği toprak kazanımlarını genişletmişti. Bunlar arasında 1967'de Golan Tepeleri'nin ele geçirilmesi de yer alıyor; İsrail hükümetinin 1981'de resmileştirdiği bu ilhakı sadece Birleşik Devletler tanıyor.

İsrail, Suriye'nin güneyinde en az 9 askeri üs bulunduruyor; bunlardan ikisi Hermon Dağı'nın Suriye tarafında yer alıyor ve bu üslerden topçu birlikleri 35 kilometre uzaklıktaki Şam'ı vurabiliyor. Ayrıca 1974'te kurulan ve BM gözetiminde olan bir tampon bölgede de 7 üs daha bulunuyor.

İsrail ordusu, buradaki varlığının, "düşman güçlerin" kullanabileceği silahları ele geçirmek için gerekli olduğunu iddia ediyor.

Independent Türkçe


Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
TT

Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)

İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın mirasını tehdit ederken, halef adayları arasında öne çıkan iki isim olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerindeki siyasi bahisler de artıyor.

Her iki isim de geniş çapta Trump sonrası başkanlık yarışında öne çıkan adaylar olarak görülüyor ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde ön plana çıkarılmış durumda. Cumhuriyetçi Parti ise şimdiden Trump sonrası dönemi planlamaya başladı. Vance, ABD’nin savaşa katılımına karşı  temkinli bir tutum sergilerken, Rubio Trump ile yakın bir pozisyonda, askeri harekâtın açık bir savunucusu olarak öne çıkıyor.

Trump, her iki ismin de İran’ı nükleer ve füze programlarını tasfiye etmeye ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişinin güvenliğini sağlamaya ikna etme çabalarına katıldığını ifade etti. Yaklaşan 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Trump, özel görüşmelerde müttefiklerine ve danışmanlarına “J.D. mi, yoksa Marco mu?” sorusunu yöneltti.

2028 için hazırlık

Analistler ve Cumhuriyetçi yetkililere göre, beşinci haftasına giren Amerikan askeri operasyonlarının seyri, her iki adayın 2028 şanslarını belirleyebilir. Savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi, “krizlerde sabit bir el” olarak görülen ve aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanı görevini yürüten Rubio’nun konumunu güçlendirebilir. Öte yandan çatışmanın uzaması, Vance’a Trump tabanında savaş karşıtı eğilimleri temsil etme alanı sağlayabilir.

vcdvdf
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ekim 2025’te Washington, D.C.’daki Oval Office’te Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e bir şey fısıldıyor (AP)

Trump’ın kendi konumu da test altında. Reuters/Ipsos tarafından geçen hafta yapılan bir ankete göre yakıt fiyatlarının artışı ve İran savaşına geniş çaplı muhalefet nedeniyle Trump’ın onayı son günlerde %36’ya gerileyerek Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

Bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın tercih ettiği üst düzey yardımcıları dikkatle izliyor. Bazıları, Trump’ın Rubio’ya eğilim gösterdiğine dair işaretler gözlemliyor, ancak Trump’ın fikrini hızla değiştirebileceği de kabul ediliyor. Beyaz Saray ise, Trump’ın tercih sinyalleri verdiği iddialarını reddediyor. Sözcü Stephen Chung, “Vance ve Rubio hakkındaki medya spekülasyonları bu yönetimi Amerikan halkı için savaşma görevinden alıkoyamaz” dedi.

Rakiplerden olası mirasçılara

41 yaşındaki Vance, eski bir Deniz Piyadesi mensubu olarak Irak’ta görev yaptı ve uzun süredir ABD’nin dış savaşlara müdahalesine karşı çıktı. İran konusundaki kamuoyuna yönelik açıklamaları sınırlı ve ölçülü oldu. Trump ise aralarındaki “felsefi farklılıklar”a dikkat çekti.

Vance, siyasi kariyerinin başında kendisini “Trump karşıtı” olarak tanımlamıştı. 2023’te Wall Street Journal’da yayımlanan bir makalesinde, Trump’ın ilk dönemindeki en iyi dış politikasının savaş başlatmamak olduğunu savunmuştu. Beyaz Saray ise Başkan ile Başkan Yardımcısı arasındaki olası çatışmayı minimize etmeye çalıştı. Vance, bu ayın başında Trump’ın yanında Oval Ofis’te durarak, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme konusunda Başkan’ın politikasını desteklediğini belirtti.

ferfer
J. D. Vance’in İran’a yönelik askeri harekâtı eleştirme konusunda temkinli davrandığı görülüyor (Reuters)

Vance, Başkan’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner’in ilerleme kaydetmesi halinde müzakerelerde daha doğrudan bir rol üstlenebilir. Vance’in sözcüsü, “Başkan Trump liderliğinde Amerika’yı daha güvenli ve refah içinde kılmak için etkili bir ekibin parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Beyaz Saray’daki üst düzey bir yetkili, Trump’ın yardımcılardaki ideolojik farklılıklara, sadık kaldıkları sürece tolerans gösterdiğini belirterek, Vance’in şüpheci tavrının Trump’a tabanının görüşlerini aktarmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Vance, Kasım’daki ara seçimler sonrasına kadar 2028 için aday olup olmayacağına karar vermeyi planlıyor. Conservative Political Action Conference (CPAC) katılımcıları arasında yapılan bir ankette, yaklaşık 1 bin 600 kişi arasından yüzde 53 oy alarak Cumhuriyetçi Parti’nin bir sonraki adayı olarak öne çıktı. Rubio ise yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldı; geçen yıl sadece yüzde 3 oy almıştı.

54 yaşındaki Rubio, Vance aday olursa kendisinin başkanlığa aday olmayacağını belirtti ve kaynaklara göre Vance’in yanında bir başkan yardımcısı olarak yer almaktan memnuniyet duyacak. Ancak Vance’in herhangi bir zayıflığı, Rubio ve diğer Cumhuriyetçiler için cesaret verici olabilir. Stratejist Ron Bonjean, “Trump uzun hafızalıdır; Vance’in sadakat eksikliğini hatırlayabilir. MAGA tabanında Trump hâlâ popülerse, bu Vance için olumsuz olabilir” dedi.

dsgfr
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü White House’ta düzenlenen toplantıda Başkan Donald Trump ile birlikte (EPA)

Trump, Vance ve Rubio’nun birlikte aday olmasını önerdi; bunun olası rakipler için kazanmayı zorlaştıracağını düşündü. Rubio’nun 2016’daki başkanlık hedefleri Trump ile sert bir karşılaşma sonrası engellenmişti, ancak sonrasında ilişkileri düzeldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tommy Beigot, Rubio’nun Trump ekibiyle hem profesyonel hem de kişisel olarak mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu belirtti.

Rubio ve Beyaz Saray, bazı açıklamalarının muhafazakar Trump destekçilerini öfkelendirmesi sonrası durumu kontrol altına almak zorunda kaldı. Rubio, savaşta ABD’nin İsrail’in yönlendirmesiyle hareket ettiği izlenimi vermişti, ancak Trump sonrasında Rubio’nun askeri harekâta verdiği desteği övdü. Rubio’nun uzun süren bir savaşın siyasi geleceğini etkileyeceği konusunda endişelenip endişelenmediği sorulduğunda, “Buna tek bir saniye bile düşünmedim” yanıtını verdi.

Belirgin Farklılıklar

CPAC yöneticisi Matt Schlapp, İran’a karşı yürütülen kampanyanın ABD iç siyasetinde önemli sonuçlar doğuracağını belirterek, “Bu savaş hedeflerini başarıyla gerçekleştirirse, insanlar siyasi olarak ödüllendirilecektir. Aksi takdirde maliyeti yüksek olacaktır” dedi.

Anketler, İran politikasının ABD iç siyasetinde keskin bir kutuplaşma yarattığını ortaya koyuyor. Reuters/Ipsos verilerine göre Cumhuriyetçi tabanın yüzde 75’i askeri operasyonları desteklerken, Demokrat seçmenlerde destek oranı yalnızca yüzde 6’da kalıyor. Bağımsızlar ise yüzde 24 ile iki blok arasında sınırlı bir destek sergiliyor.

ugt
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta Paris yakınlarında düzenlenen toplantı mekânına varırken (Reuters)

Geçen Perşembe televizyonda yayımlanan bir hükümet toplantısında, Rubio ve Vance’ın yaklaşım farkları öne çıktı. Rubio, Trump’ın İran’a yönelik saldırısını güçlü biçimde savunarak, Başkan’ın böylesi bir tehdidi görmezden gelemeyeceğini söyledi. Vance ise daha temkinli bir tutum sergileyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme seçeneklerine odaklandı. Askeri personele seslenirken, “Sizlerin yanındayız ve her adımda desteğimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.