Lavrov: Ortadoğu’daki durumun normalleşmesi için bağımsız bir Filistin devleti kurulmalı

Irak Başbakanı Sudani’den Körfez'e sınırı olan ülkeler için yeni bir forum kurulması çağrısı

Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuştu (AFP)
Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuştu (AFP)
TT

Lavrov: Ortadoğu’daki durumun normalleşmesi için bağımsız bir Filistin devleti kurulmalı

Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuştu (AFP)
Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuştu (AFP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ülkesini temsilen katıldığı Birleşmiş Milletler’in (BM) New York'taki Genel Merkezi'nde gerçekleşen 78. Genel Kurul oturumundaki konuşmasında ‘Batılı ülkelerin uluslararası sistem üzerindeki hegemonyasını’ eleştirdi. Rus yetkili, en büyük uluslararası forum olan BM Genel Kurul oturumlarının en çok öne çıkan konusu olmasına rağmen Ukrayna savaşına değinmekten kaçındı.

Bakan, BM’nin kuruluşundan bu yana ilk kez, küresel meselelere gerçekten demokratik bir yaklaşım getirebilme fırsatının oluştuğuna inandığını ifade etti. Lavrov, “Bu bize ve uluslararası hukukun üstünlüğüne inanan, BM’yi uluslararası siyaseti koordine eden, çıkarlar dengesini korurken sorunları birlikte çözmeye yönelik kararlar alan bir organ olarak yeniden canlandırmak isteyen herkese umut veriyor” ifadelerini kullandı.

ABD’yi ve onunla birlikte hareket eden ülkeleri ‘çatışmaları körüklemeye ve insanlığı bölmeye devam etmekle’ suçlayan Lavrov, “Adil, çok kutuplu bir dünya düzeninin oluşmasını engellemek ve dünyayı, kendi kurallarıyla oynamaya zorlamak için ellerinden geleni yapıyorlar” dedi.

ABD’yi Küba’ya uyguladığı ablukayı ve Venezuela’ya uyguladığı yaptırımları kaldırmaya çağıran Lavrov, ABD’nin ve Avrupa’nın Suriye’ye uyguladıkları yaptırımların da durdurulması çağrısında bulundu. Her türlü baskıya ve BMGK’nın hiçe sayılmasına son verilmesi gerektiğini vurgulayan Rus yetkili, Batı'nın BMGK’nın yaptırım sistemini, kendi emirlerine uymayan ülkelere baskı yapmak ve onları manipüle etmek için kullandığını söyledi.

xascdf
Lavrov, BM Genel Kurul'daki konuşmasının ardından basın toplantısı düzenledi (Reuters)

Batı ülkelerine yönelik suçlamalarına devam eden Lavrov, ‘NATO’yu genişletmemeye dair verdikleri sözleri yerine getirmedikleri ve Ukrayna rejimini silahlandırmaya devam ettiklerini söyledi. BMGK’nın genişletilmesi ve temsilci sayısının arttırılması çağrısında bulunan Rusya Dışişleri Bakanı, bunun ‘Batı hegemonyasından kurtulmak için gerekli’ olduğunu vurguladı.

Lavrov, ‘Ortadoğu'daki durumun normalleşmesi’ için ise ‘İsrail-Filistin anlaşmazlığının BMGK kararları ve Arap Barış Girişimi temelinde çözülmesi gerektiğini’ vurguladı. Bakan, Filistinlilerin kendi devletlerini kurmaları için 70 yıldır beklediğini hatırlattı. Müzakere sürecini ABD’nin yönettiğini dile getiren Lavrov, bunun da ABD’li yetkililerin ‘barışın gerçekleşmemesi için ellerinden geleni yaptıkları anlamına geldiğini’ söyledi.

Bakan Lavrov, bu konuda sorumluluk taşıyan tüm ülkelere, Filistinliler ile İsrailliler arasında doğrudan müzakereler için uygun koşulların oluşturulması amacıyla güçlerini birleştirmeleri çağrısında bulundu. Rus yetkili, Arap Birliği'nin (AL) rolünü güçlendirmesinden, Suriye'nin AL üyeliğine geri dönmesinden ve Şam ile Ankara arasında başlayan ‘normalleşme’ sürecinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.

axsc
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde konuşma yapıyor (AFP)

Suriye’nin egemenliğine dayalı bir çözüm öneren Astana Süreci’ndeki çabaların olumlu gelişmelere katkıda bulunduğunu söyleyen Lavrov, 10 yılı aşkın süredir büyük sıkıntıların yaşandığı Libya’da Rusya’nın yardımıyla genel seçim hazırlıklarının yapılmasını umduğunu ifade etti. Rus yetkili, Libya’nın devletin dağılmasına yol açan, terörün Sahra ve Sahel bölgelerine yayılmasına izin veren NATO’nun saldırgan etkisinden kurtulamadığını belirtti. Moskova’nın ‘Kore Yarımadası’nın askerileştirilmesi’ konusundaki endişelerini de dile getiren Lavrov, Sudan’daki trajik gelişmelerin, Batı’nın Batı demokrasisini ihraç etme deneylerinin bir yansıması olduğunu öne sürdü.

Irak Başbakanı Sudani BM Genel Kurul’da hitap etti

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, BM 78. Genel Kurul oturumundaki konuşmasında, su kaynaklarının azalması çerçevesinde iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Es-Sudani, bununla başa çıkabilme amacıyla Körfez'e sınırı olan ülkeler için yeni bir müzakere bloğu kurulması çağrısında bulundu.

Irak topraklarının bundan 2550 yıl önce suyla ilgili ilk uluslararası anlaşmanın imzalandığı yer olduğunu söyleyen Sudani, ‘Medeniyetin ve aydınlığın beşiği olan bir ülkenin susuzluktan ölmeye terk edilmemesi’ gerektiğini vurguladı. Başbakan, bölge ülkelerinin ‘birlikte çalışıp etkili bir koordinasyonla iklim anlaşması kapsamında bir müzakere bloğu kurmak ve sınır ötesi suların yönetimi için entegre bir mekanizma oluşturmada daha fazla çaba sarf etmeleri gerektiğini söyledi.

Sudani, ülkesinin uluslararası hukuk ilkelerine bağlı, tüm BM kararlarına saygılı ve başta komşu ülkeler olmak üzere herkesle en iyi ilişkileri kurma konusunda kararlı olduğunu dile getirdi. Her ne bahaneyle olursa olsun başka ülkelerin iç işlerine karışmayı reddettiğini vurgulayan Sudani, aynı şekilde Irak'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Sudani, sözlerini şöyle sürdürdü:

Ülkemize yönelik herhangi bir ihlali önlemek için uluslararası hukuk ve anlaşmalarca onaylanmış, uygun önlemler alma hakkımızı saklı tutuyoruz. Tüm komşu ülkelere bölgemizin güvenliğini, istikrarını, ekonomik kalkınmasını ve refahını sağlamak için dost elimizi uzatıyoruz.

Bahreyn’den iyi komşuluk ilişkileri vurgusu

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zayani, Bahreyn'in hoşgörü, barış içinde bir arada yaşama, insan haklarına saygı ve dayanışma gibi değerleri destekleyici tutumundan bahsetti. Zayani, uluslararası insani yardım ve kalkınma çalışmaları alanındaki deneyimlerinden de söz etti. Bakan, savaşların sona erdirilmesinde ve anlaşmazlıkların giderilmesinde müzakereci bir dile ve barışçıl bir yaklaşıma öncelik verdiğini söyledi. Ülkesinin Ortadoğu bölgesindeki barış sürecinin ilerletilmesini ve Filistin halkının kendi bağımsız devletini kurma haklarında açıklama yapan Zayani, Yemen’de BM’nin arabuluculuğunda varılan ateşkesin sürmesini desteklediğini sözlerine ekledi. Zayani ayrıca, Suriye, Lübnan, Sudan, Libya ve Afganistan’daki krizlere kalıcı barışçıl çözümler bulunmasını istedi.

scdvf
BM 78. Genel Kurul oturumlarından bir kare (AP)

Zayani, Genel Kurul’a hitabında iyi komşuluk ilişkileri, devletlerin egemenlikleri ve diğer ülkelerin iç işlerine karışmama ilkelerine saygı gösterilmesini savundu. Ortadoğu bölgesindeki çatışmaların sona erdirilmesinde diyaloğun ve barışçıl yaklaşımın önceliğini vurguladı. Ülkesinin, Suriye'nin AL üyeliğine dönüşü ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden başlaması gibi bölgedeki olumlu gelişmelerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bahreynli yetkili, Hindistan’ı Ortadoğu üzerinden Avrupa kıtasına bağlayacak ticaret koridoru projesine de övgüde bulundu.

Somali’deki son durum

Somali Başbakanı Hamza Abdi Barre, ülkesinin ‘radikalizmin kökünü kazımak ve ortadan kaldırmak için bir yandan demir yumruk kullanırken diğer yandan siyasi çözümlere kavuşturmada uzlaşmacı bir yaklaşım benimsediğini’ vurguladı.

Son antiterör operasyonlarında teröristlere karşı askeri, mali ve ideolojik açıdan niteliksel bir ilerleme kaydettiklerini söyleyen Barre, terör örgütü Şebab Hareketi’nin işgal ettiği bölgelerin yüzde 45'inden fazlasını, bir yıldan kısa bir sürede temizlemeyi başardıklarını söyledi.

7ıl68l
Somali Başbakanı Hamza Abdi Barre, BM Genel Kurul’a hitap etti (Reuters)

Somali’deki Afrika Birliği Geçiş Misyonu’nun (ATMIS) ‘cesaretine ve fedakarlığına’ övgüde bulunan Somali Başbakanı, ülkesinin ‘güvenlik geçiş planını tam olarak uygulama ve ATMIS’in tamamen çekilmesinden sonra güvenliği sağlama konusundaki tüm sorumluluklarını yerine getirmekte kararlı olduğunu vurguladı. Barre, BMGK tarafından 1992'den bu yana Somali'ye uygulanan silah ambargosunun ‘tamamen ve koşulsuz olarak kaldırılması’ çağrısında bulundu.

İngiltere’den yapay zeka vurgusu

İngiltere Başbakan Yardımcısı Oliver Dowden, New York’ta düzenlenen BM 78. Genel Kurul’daki konuşmasında, dünyanın, yarının yapay zekasına (AI) hazırlık yapması gerektiğini söyledi. Dowden, ülkesinin yapay zeka alanında ön planda olmaya kararlı olduğunu belirtti. İngiltere’nin yapay zekayı başarılı ve güvenli kılmak için gerekli temele sahip olduğunu belirten Dowden,, “Özel şirketler ve uluslar, sınırları olabildiğince zorlamaya çalışırken küresel rekabetin fitili ateşlendi. Alacağımız en önemli önlem, uluslararası tedbirler olacak. Uluslararası toplum, insanlığın kaderini belirleyecek bir konuda birlikte çalışma becerisiyle ilgili bir sınav verecek” ifadelerini kullandı.

Dowden'ın konuşması, İngiltere Başbakanı Rishi Sunak'ın gelecek kasım ayında düzenleyeceği yapay zeka zirvesine giriş niteliğindeydi.

Pakistan-Hindistan anlaşmazlığı

Pakistan Başbakanı Anverul Hak Kakar, Genel Kurul’daki konuşmasında ülkesinin Hindistan da dahil olmak üzere tüm komşularıyla barışçıl ve verimli ilişkiler kurmak istediğinin altını çizdi.  Keşmir sorunu çözümünün iki ülke arasındaki ‘barışın anahtarı’ olduğunu vurgulayan Pakistan Başbakanı, Yeni Delhi'yi ‘BMGK’nın Cemmu ve Keşmir anlaşmazlığına ilişkin kararlarını uygulamaktan kaçınmaya devam etmekle’ suçladı.

Hak Kakar, Hindistan'ın 2019 yılından bu yana yasadışı olarak işgal edilen Cemmu ve Keşmir bölgesine 900 bin asker konuşlandırdığını söyledi. Başbakan dünya güçlerini, Yeni Delhi’yi İslamabad'ın stratejik ve gelişmiş silahlarına karşılıklı olarak sınırlama getirilmesi teklifini kabul etmesi için ikna etmeye çağırdı.

Pakistan'da 2024 yılında genel seçimlerin yapılacağını söyleyen Hak Kakar, hapisteki eski başbakan İmran Han’ın partisinin kazanamaması için sonuçlara müdahale edileceğine dair iddiaları reddetti.

Haiti’deki çeteler sorunu

Öte yandan Haiti Başbakanı Ariel Henry, BM Genel Kurul’daki konuşmasında, çete şiddetine maruz kalan ülkesine yardım amacıyla bir uluslararası polis gücü kurulması için ‘acil eylem planı’ çağrısında bulundu. Henry, BM tarafından böyle bir polis gücü oluşturulması halinde Kenya’nın buna liderlik edeceğini açıklamıştı. Haiti halkının günlük hayatta büyük zorluklar çektiğini vurgulayan Henry, BMGK’nın Haiti’de çok uluslu bir polis ve askeri destek misyonunun konuşlandırılmasına izin vererek acilen harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Başbakan, ülkesinde fidye için adam kaçırma, yağmalama, kundakçılık, toplu cinayetler, cinsel saldırılar, cinsiyete dayalı şiddet, organ kaçakçılığı, insan kaçakçılığı, yargısız infazlar, çocukların silah altına alınması ve ana yolların kapatılması gibi halkın çetelerden gördüğü zulümleri sıraladı. Haiti Başbakanı, konuşmasında, “Uluslararası toplumdan harekete geçmesini ve hızlı davranmasını rica ediyorum” ifadelerini kullandı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.