ABD tanklarını teslim alan Kiev, Rus Karadeniz Filosu Komutanı’nın öldürüldüğünü açıkladı

Birleşmiş Milletler, Rus medyasında yer alan bazı söylemlerin Ukrayna'da ‘soykırıma teşvik’ unsuru olabileceği konusunda uyardı.

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'daki bölgeleri bombalamaya hazırlanan bir topçu birliğini gösteren videodan bir görüntü yayınladı (AFP)
Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'daki bölgeleri bombalamaya hazırlanan bir topçu birliğini gösteren videodan bir görüntü yayınladı (AFP)
TT

ABD tanklarını teslim alan Kiev, Rus Karadeniz Filosu Komutanı’nın öldürüldüğünü açıkladı

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'daki bölgeleri bombalamaya hazırlanan bir topçu birliğini gösteren videodan bir görüntü yayınladı (AFP)
Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'daki bölgeleri bombalamaya hazırlanan bir topçu birliğini gösteren videodan bir görüntü yayınladı (AFP)

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD yapımı Abrams tanklarının ülkeye geldiğini duyurdu. Kiev, geçtiğimiz hafta Kırım Yarımadası'ndaki Sivastopol Limanı’nda bulunan filo karargahına düzenlenen füze saldırısında, aralarında Rusya’nın Karadeniz Filosu Komutanı Amiral Viktor Sokolov'un da bulunduğu çok sayıda Rus subayının öldürüldüğünü bildirdi.

Zelenskiy, Telegram hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Savunma Bakanı Rüstem Umerov'dan müjdeli haber geldi. Abrams tankları Ukrayna'da ve taburlarımızı takviye etmeye hazırlanıyor” ifadelerini kullandı. Zelenskiy, ülkesine gelen tank sayısından bahsetmedi.

Ukrayna Devlet Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

Müttefiklerimize anlaşmalara bağlılıklarından dolayı minnettarız! Yeni sözleşmeler arıyoruz. Silahlı güçlerimiz için mühimmat tedarik tabanını genişletiyoruz.

Washington, ocak ayında 30'dan fazla tank göndermeyi teklif edene kadar, Ukrayna'nın öne sürdüğü en önemli taleplerden biri Amerikan tanklarıydı. Reuters'ın haberine göre, Avrupa ülkeleri Ukrayna’ya onlarca Alman yapımı Leopard ve İngiliz Challenger tanklarını gönderdi.

ABD Başkanı Joe Biden, Zelenskiy'nin Ukrayna'nın Rusya'nın işgal ettiği toprakları geri almaya yönelik karşı saldırısının ortasında, ek destek bulmak amacıyla Beyaz Saray'a yaptığı ziyaret sırasında, geçen hafta bu tankların Kiev'e teslim edildiğini duyurdu.

Zelenskiy, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşının Şubat 2022'de başlamasından bu yana Washington'a ikinci ziyaretini gerçekleştirmişti. Biden, geçtiğimiz perşembe günü, Ukrayna Devlet Başkanı’nın huzurunda “Önümüzdeki hafta içinde ilk Amerikan Abrams tankları Ukrayna'ya teslim edilecek” dedi. Ayrıca ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) değeri yaklaşık 325 milyon dolar olarak tahmin edilen yeni bir askeri yardım paketini Kiev’e göndereceğini de duyurdu.

ABD Ukrayna'ya, 120 mm'lik seyreltilmiş uranyum mühimmatıyla donatılmış 31 Abrams tankı teslim etme sözü verdi. Bu mühimmatlar zırh karşıtı olsa da aynı zamanda orduya ve halka yönelik toksik riskler nedeniyle de tartışılıyor. Abrams tanklarının teslimatı, Ukrayna'nın Rusya'nın işgal ettiği toprakları geri almak için büyük bir saldırı başlatmasından yaklaşık 4 ay sonra gerçekleşti.

DF
Ukrayna tarafından dün (pazartesi) ölümü açıklanan Rus Karadeniz Filosu Komutanı Amiral Viktor Sokolov'un arşiv fotoğrafı. (Reuters)

Güçlerinin şu ana kadar yavaş ilerlediğini açıklayan Kiev, konumunu iyileştirdiğini söylediği köy ve arazileri ele geçirdi. Ancak geçen yıl üç kez başarılı olduğu gibi henüz Rusya'yı büyük bir geri çekilmeye zorlayamadı. Moskova da Ukrayna saldırısının başarısız olduğunu söylüyor.

Kiev, Rus Karadeniz Filosu Komutanı’nın öldürüldüğünü duyurdu

Ukrayna Özel Kuvvetleri, geçtiğimiz hafta düzenlenen füze saldırısında, Rus Karadeniz Filosu Komutanı Amiral Viktor Sokolov'un, Rusya'nın 2014 yılında ilhak ettiği Kırım Yarımadası’ndaki Sivastopol Limanı’nda bulunan filo karargahında öldürüldüğünü duyurdu. Ukrayna ordusu, saldırının cuma günü gerçekleştiğini ve Rus Donanması liderliğinin kentteki toplantısını hedef aldığını söyledi.

Ukrayna Özel Kuvvetleri tarafından Telegram üzerinden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Rusya Karadeniz Filosu karargâhını hedef alan saldırı sonrasında aralarında Rus Karadeniz Filosu Komutanı’nın da bulunduğu 34 asker hayatını kaybetti, 105 asker de yaralandı. Karargâh binasının restorasyonu artık mümkün değil.”

Rusya tarafından atanan yetkililer Ukrayna'nın saldırısını doğrularken en az bir füzenin filo karargahına isabet ettiğini söyledi.

Odessa Limanı’na Rus baskınları

Ukraynalı yetkililer, Rus hava saldırıları sonucu Ukrayna'da 4 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Ayrıca Odessa Limanı’nda Karadeniz'e bakan altyapı ve tahıl depolama tesislerinde ‘büyük hasar’ meydana geldiğini söyledi.

Moskova'nın temmuz ayı ortasında tahıl sevkiyatlarının Karadeniz'den geçmesine izin veren ve küresel gıda kriziyle mücadeleye yardımcı olan bir anlaşmadan çekilmişti. Saldırılar, Ukrayna'nın ürünlerini ihraç etmesini zorlaştıran hava harekâtının parçası olarak gerçekleşti.

Ukrayna Ekonomi Bakanı Yuliya Sviridenko, X platformu (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Odessa'ya bir büyük saldırı daha! Saldırı, tahıl depolama tesislerinin tahrip olmasına ve limanın ağır hasar görmesine neden oldu.

XSCD
Rus bombardımanının ardından Odessa. (EPA)

Odessa Valisi Oleh Kiper, bombalanan tesislerde yaklaşık bin ton tahıl olduğunu ve tahıl deposunun enkazında iki kişinin cesedinin bulunduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre, Ukrayna ordusu, pazar gecesi 19 İran yapımı insansız hava aracı (İHA) ve 11 seyir füzesinin çoğunun Odessa bölgesine yönlendirildiğini bildirdi. Ayrıca tahrip edilen tahıl depolama tesislerinin iki hipersonik füze tarafından vurulduğu belirtildi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'nın saldırıyı gece düzenlediğini, Karadeniz'in kuzeybatısı, Kırım Yarımadası, Kursk ve Belgorod bölgeleri üzerinde İHA’larının vurulduğunu bildirdi. Bakanlık ölüm sayısına dair bilgi vermedi.

Rusya'nın Odessa'ya saldırısı, büyük bir tahıl üreticisi ve ihracatçısı olan Ukrayna'nın tarım ürünlerini dünyaya ihracını engellemeyi amaçlayan bir dizi füze ve İHA saldırısının sonuncusu olarak gerçekleşti.

EGRT
Birleşmiş Milletler Ukrayna Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Erik Mose, Cenevre'de düzenlediği basın toplantısında. (AP)

Ayrıca Rus Interfax haber ajansı, Kuzey Kutbu bölgesinde faaliyet gösteren Rus Kuzey Filosu’nun, düşman seyir tekneleriyle çatışmayı simüle eden tatbikatlar yaptığını bildirdi. Ajans, filonun bilgi servisinin, bazı büyük muhrip ve çıkarma gemilerinin Kuzey Kutbu'ndaki tatbikatlara katıldığını söylediğini aktardı. Filonun bilgi servisine atıfta bulunan ajans şu ifadeleri kullandı:

“Doğu Sibirya Denizi'ndeki tatbikatlara, donanmanın denizaltı karşıtı destroyeri Weiss-Amiral Kulakov ve büyük çıkarma gemisi Alexander Otrakovsky katıldı. Mürettebat, seyir tekneleri kullanarak düşmandan gelen bir tehditte, gemilerin ayrılmasını korumaya yönelik prosedürlerin provasını yaptı.”

Soykırımı kışkırtan şüpheler

Bir grup Birleşmiş Milletler (BM) müfettişi, Rus medyasında yer alan bazı söylemlerin Ukrayna'da ‘soykırıma teşvik’ unsuru oluşturabileceği konusunda uyarı yaptı. BM Ukrayna Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Erik Mose, Cenevre'deki BM İnsan Hakları Konseyi'nde Ukrayna'daki soykırım iddialarından endişe duyduğunu söyledi. Rus kamu medyası ve diğer medya organlarından aktarılan bazı konuşmaların soykırıma teşvik teşkil edebileceği uyarısında bulundu.

Mose, basın toplantısında sorulan bir soru üzerine “Komisyonun olayla ilgili soruşturmalarını sürdürdüğünü ancak henüz bir sonuca ulaşamadığını” söyledi.

Komisyon ayrıca, 6 Haziran'da Herson'da Rusya'nın kontrolü altındaki bir bölgedeki sakinlerin tahliye edilmesini gerektiren, insani ve çevresel bir felaket korkusunu artıran Kakhovka Barajı’nın bombalanması olayını da araştırıyor. Ukrayna, Rusya'nın güneydeki saldırısını yavaşlatmak için barajı havaya uçurmakla suçladı. Rusya ise Kiev'i sorumlu tuttu.

BM İnsan Hakları Konseyi, Rus işgalinin ardından insan hakları ve uluslararası insani hukuk ihlalleri iddialarını araştırmak üzere Mart 2022'de Ukrayna hakkında bir soruşturma komitesi kurdu. Buna karşın Moskova, soruşturmacılarla iş birliği yapmayı reddediyor. Komisyon ayrıca, Herson ve Zaporijya da dahil olmak üzere uzun süredir Rus işgalinden mustarip olan şehirlerdeki insan hakları ihlallerine ilişkin soruşturmalar yürütüyor. Soruşturma çevresinde, Rus silahlı kuvvetlerinin kendi kontrolleri altındaki bölgelerde uyguladığı işkencenin ‘yaygın ve sistematik’ olduğunu, esas olarak Kiev için muhbirlik yapmakla suçlanan kişileri hedef aldığını gösteren yeni kanıtlar toplandı.

Komisyon ayrıca Kiev'e, kendi kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen ihlalleri, hızlı ve derinlemesine soruşturma çağrısında bulundu. Ancak soruşturmacılar, basın toplantısında bunların yalnızca ‘birkaç olay’ olduğunu, Rus tarafının gerçekleştirdiği ihlallerin ise çok ve çeşitli olduğunu belirtti.

Öte yandan Rusya, arananlar listesine daha fazla yargıç ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) üst düzey yetkililerini yerleştirdi.

Resmi basında dün çıkan haberlere göre, Rusya İçişleri Bakanlığı, UCM'nin Polonyalı Mahkeme Başkanı Piotr Hofmanski, Perulu Başkan Yardımcısı Luz del Carmen Ibanez Carranza ve Alman yargıç Bertram Schmidt hakkında tutuklama emri çıkardı.

Bu kişilere çeşitli suçlamaların yöneltilmesi bekleniyordu. Merkezi Lahey'de bulunan UCM, geçtiğimiz mart ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova Belova hakkında, Ukraynalı çocukları kaçırma suçlamasıyla tutuklama emri çıkarmıştı. Bunun üzerine Rusya, birçok UCM hakimini ‘arananlar listesine’ koydu. O dönemde UCM, söz konusu tutuklama emirlerini ‘önemsiz’ olarak tanımlamıştı.



MAGA'cı anneler: "İran'a asker gönderilirse Barron Trump da orduya katılmalı"

Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
TT

MAGA'cı anneler: "İran'a asker gönderilirse Barron Trump da orduya katılmalı"

Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)

Ariana Baio ABD Muhabiri 

Bu yılki Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'na (CPAC) katılan iki anne, Donald Trump'ın ABD askerlerini savaşa göndermeye karar vermesi halinde ABD Başkanı'nın en küçük oğlu Barron'ın orduda görev yapması gerektiğini düşündüklerini MSNOW'a söyledi.

Üzerinde "250" yazan aynı kırmızı, beyaz ve mavi renkli parlak ceketleri giyen ve ismi açıklanmayan iki kadın, kendi çocuklarından biri askere alınsa bile başkanın İran'la savaşını desteklemeye hazır olduklarını yayın kuruluşuna belirtti.

MSNOW'dan Rosa Flores, 20 yaşındaki Barron Trump'ın da askerlik yapması gerektiğini düşünüp düşünmediklerini sorduğunda, her iki kadın da buna katıldığını belirtti.

Flores, MSNOW sunucusu Chris Jansing'e perşembe günü, "Her iki anne de askerler savaşa gönderilirse, bu kadının oğlu savaşa gönderilirse, Barron Trump'ın da askerlik yapması gerektiğinde hemfikirdi" dedi.

Barron Trump'ın orduya katılıp katılmayacağına dair görüşleri sorulduğunda MAGA destekçisi anneler, başkanın en küçük oğlunun "doğru olanı yapacağını" düşündüklerini söyledi.

ABD ordusu gönüllü askerlerden oluşuyor. Diğer yandan Askerlik Sistemi (Selective Service), savaş durumunda teoride askere alınmaya uygun erkeklerin veritabanını tutan bağımsız bir kurum.

18-25 yaşlarındaki tüm erkeklerin Askerlik Sistemi'ne kayıt yaptırması zorunlu. Yakın zamanda kabul edilen yasa, bu süreci aralık ayından itibaren otomatikleştirecek.

"Make America Great Again" (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) şapkası giyen, ismi açıklanmayan annelerden biri, 18 yaşındaki oğlunun Askerlik Sistemi'ne kayıtlı olması nedeniyle Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırılarına başlangıçta karşı çıktığını Flores'e söyledi.

Kadın "Bu yüzden bu durumdan memnun değildim" dedi.

İsmi açıklanmayan kadın, MSNOW'a şöyle konuştu: 

Ama sonra İran'da halkın önünde asılan üç genci gördüm. O rejim yıllardır Amerikalıları tehdit ediyor ve Amerikalıları öldürüyor… Oğlum askere çağrılsa bile savaşı yine de desteklerdim.

Görsel kaldırıldı.İki MAGA destekçisi, oğullarından biri askere alınsa bile ABD Başkanı'nın İran'a karşı yürüttüğü savaşı desteklemeye devam edeceklerini MSNOW'a söyledi (MSNOW / Chris Jansing Reports)

Kadının, ekonomik krizin derinleşmesiyle ocak ayında İran rejimini protesto eden üç gencin kamuoyu önünde asılmasından bahsettiği anlaşılıyor.

Trump, İran'a karşı askeri harekat başlatsa da ABD askerlerini sahaya sürmeye yönelik resmi bir plan yok. Anketlere göre askerleri savaşa gönderme fikri, Cumhuriyetçi parlamenterler ve halk arasında aşırı derece tepki çekiyor.

ABD'de Askerlik Sistemi olsa da 1972'deki Vietnam Savaşı'ndan bu yana zorunlu askerlik çağrısı yapılmadı.

Barron Trump muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı. Ancak zorunlu askerlik çağrısı yapılsa bile, Trump'ın üniversite öğrencisi olan en küçük oğlunun görevi muhtemelen ertelenir.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


İsrail askeri istihbaratı: “İran’da rejim değişikliği koşulları yaratılamadı”

İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
TT

İsrail askeri istihbaratı: “İran’da rejim değişikliği koşulları yaratılamadı”

İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)

İsrail ordusu, Tahran'da rejim değişikliğinin sağlanması ihtimaline şüpheyle yaklaşıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Financial Times'a (FT) konuşan İsrailli yetkililer, askeri istihbaratın yakın gelecekte rejimin devrilmesini sağlayacak koşulların yaratılamadığını düşündüğünü söylüyor.

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) bağlı istihbarat müdürlüğü Aman'ın brifingleri hakkında bilgi sahibi kaynaklar, hava saldırılarının İran rejimini önemli ölçüde zayıflatamadığına dair görüşlerin kuvvetlendiğini belirtiyor.

FT'nin analizine göre bu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun temel savaş hedeflerine de gölge düşürüyor.

Aman'ın eski İran uzmanı Raz Zimmt şunları söylüyor:

Rejim zayıfladı ancak firarlara veya kontrolün kaybedildiğine ilişkin herhangi bir gerçek işaret görmedik. Bu, hayatta kalmak için 47 yıl boyunca kuvvetlendirilen bir sistemin dayanıklılığını gösteriyor.

Kaynaklara göre İsrail ordusu, hava saldırılarıyla rejim değişikliğini başından beri olası görmüyordu. Yetkililerden biri şu ifadeleri kullanıyor:

Ordu, hükümete 'Bu iş bir anda hallolacak bir şey değil' dedi. Rejim değişikliği her zaman çok, çok, çok, çok zor olacaktı.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı ortak operasyonda İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Ordusu'ndan birçok üst düzey isim öldürüldü.

İran ise İsrail'in yanı sıra ABD'nin müttefiki Körfez ülkelerine misillemeyle direnişe devam ediyor.

New York Times'ın aktardığına göre İran'ın, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Üssü'ne dün düzenlediği saldırıda 12 Amerikan askeri yaralandı.

Diğer yandan Yemen'deki Tahran destekli Husiler de bu sabah İsrail'e füze fırlatarak savaşa katıldı.

Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesiyle başlayan ekonomik kriz, Husilerin Kızıldeniz'i kapatmaya çalışması halinde daha da derinleşebilir.

Birleşik Krallık merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Farea Al-Muslimi, BBC'ye şunları söylüyor:

Bu bir kabus. Zaten bir kabus yaşıyoruz, bu da durumu daha da kötüleştirir.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında İran'ı "mahvettiklerini" öne sürse de Tahran rejiminin, Ortadoğu'da desteklediği Şii örgütlerle direnişi sürdürmesi Beyaz Saray'ın pozisyonunu güçleştiriyor.

Guardian'ın analizinde, Trump'ın İran savaşının başından beri yaptığı çelişkili açıklamalara dikkat çekiliyor. ABD Başkanı'nın rakibini önce tehdit edip sonra gerginliği azaltarak müzakereye başlama taktiğinin bu sefer işe yaramadığı yazılıyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Guardian, New York Times, BBC


Trump: Sırada Küba var

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
TT

Trump: Sırada Küba var

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, “Sırada Küba var” diyerek, Washington’un son dönemde gerçekleştirdiği askeri operasyonların kendisine destekçilerinin desteğini kaybetmesine mal olacağı yönündeki görüşü reddetti.

Trump, ocak ayından bu yana Küba'ya petrol ambargosu uygulayarak, ülkeye yönelik baskıyı son dönemde artırdı. Bu durum, yıllardır süren ABD ticaret ambargosu nedeniyle zaten zor durumda olan Küba ekonomisini ve yakıt tedarikini daha da boğdu.

Trump, dün Florida eyaletinin Miami kentinde düzenlenen «FII Priority» yatırım forumunda yaptığı konuşmada, destekçilerinin «güç» ve «zafer» istediğini söyledi; ocak ayında ABD güçlerinin Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakaladığı askeri operasyona atıfta bulundu.

Trump, “Bu muhteşem orduyu ben kurdum. ‘Onu asla kullanmak zorunda kalmayacaksınız’ demiştim, ancak bazen başka seçeneğimiz olmuyor. Bu arada, sıra Küba'da. Ama sanki ben hiçbir şey söylememişim gibi davranın” ifadelerini kullandı.

Kübalı siviller Havana'da askeri eğitim tatbikatlarını izliyor (AP)Kübalı siviller Havana'da askeri eğitim tatbikatlarını izliyor (AP)

Trump bu konuda ne yapmayı planladığını belirtmese de basına “Bu açıklamayı görmezden gelin” dedi ve ardından “Sırada Küba var” diye tekrarladı; bu sözleri, salondakileri güldürdü.

Aynı konuşmada ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı'nı “Trump Boğazı” olarak nitelendirdiği tartışmalı bir açıklama yaptı.

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel geçen hafta, herhangi bir dış saldırganın “yenilmez bir direnişle” karşılaşacağını vurgulamıştı.

Komünist ada, 1962 yılından beri ABD'nin ticari ablukası altında bulunuyor ve yıllardır uzun süreli elektrik kesintileri, yakıt, ilaç ve gıda kıtlığıyla karakterize edilen şiddetli bir ekonomik krizin içinde.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bir Küba yetkilisi son olarak, Havana'nın Washington ile diyaloğu sürdürmeye hazır olduğunu söyledi, ancak aynı zamanda siyasi sisteminin değiştirilmesinin tartışmaya açık bir konu olmadığını vurguladı.