‘Dost kara günde belli olur’: Rusya, Ermenistan’ı kaybediyor mu?

Erivan, Moskova’nın Kiev’e karşı savaşını desteklemedi.

Nash Weerasekera
Nash Weerasekera
TT

‘Dost kara günde belli olur’: Rusya, Ermenistan’ı kaybediyor mu?

Nash Weerasekera
Nash Weerasekera

Nazareth Seferian

Bundan sadece altı yıl önce Ermenistan eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, ‘Ermenistan-Rusya: Asırlar Boyu Gelişen Bir Dostluk’ başlıklı serginin açılışına katılarak iki ülke arasındaki ilişkiyi şu sözlerle övdü: “Ermeni-Rus stratejik ilişkileri, siyasi diyaloğumuzu güçlendiren yüksek düzeyde bir karşılıklı güvene dayanıyor. Biz uluslararası sahadaki dış politikamızı çok kutuplu çerçeveler kapsamında koordine etmeyi arzuluyor, savunma ve askerî teknoloji alanlarında ortaklıklar kurmak ve ticaret, ekonomi, enerji ve ulaştırma sektörlerinde etkin bir iş birliği geliştirmek için ortak çabalar sarf ediyoruz. Kültür, bilim ve eğitim alanlarındaki iş birliğinin genişletilmesinin yanı sıra bölgeler arasındaki ilişkiler de güçlendirilip derinleştiriliyor.”

10 seneyi aşkın bir süre önce Rusya Temsilciler Meclisi (Duma) Başkanı Boris Grızlov, Ermenistan’ı Rusya için ‘ileri bir mevzi’ olarak tanımladı ve ortak sınırlara sahip olmasalar da iki ülke arasında kabul ettiği komşuluğa ışık tuttu. Bu yorum, sömürgeciliğe veya emperyalizme dair imalar barındırdığı için Ermenistan’da alay konusu olsa da asıl mesaj, Ermenistan’ın Rusya için yakın bir stratejik ortak olarak görüldüğü idi.

Ancak işler hızla ilerledi ve 2023 sonbaharı geldi. Şimdi görünüşe bakılırsa işler bambaşka bir hale büründü.

Ermenistan’ın Rusya’ya bağımlılığının boyutu

1991 yılında Sovyetler Birliği’nden bağımsızlaştığından bu yana Rusya’nın Ermenistan’da ekonomik ve başka düzeylerde önemli bir rolü oldu. 2023 yılında Ermeni internet sitesi EVN Report, bir makale yayımladı. Makalede Ermenistan’ın birçok stratejik alanda Rusya’ya ne kadar bağımlı olduğu açıklanıyor. Enerji sektöründen alınan rakamlar bu duruma önemli bir kanıt sunuyor. Mesela Ermenistan’a doğalgaz ithalatının yaklaşık yüzde 89’u ve ham petrol (benzin, dizel vd.) ithalatının da yüzde 74’ü Rusya’dan geliyor. Ermenistan’daki nükleer enerji santralinin işletimi ve bakımı Rusya devletine bağlı Rosatom şirketine ait. Gazprom şirketi ise Ermenistan’ı İran’a bağlayan alternatif bir gaz boru hattı da dahil olmak üzere Ermenistan’daki gaz dağıtım ağını kontrol ediyor.

Ermenistan Başbakanı: Ukrayna ile olan savaşında Rusya’nın müttefiki değiliz.

Rusya, başka sektörlerde de toplam dış ticaretin yaklaşık yüzde 35’ine ulaşan bir oranla Ermenistan dış ticaretinin ana hedefi konumunda. Ayrıca Ermenistan’ın buğday ithalatının yaklaşık yüzde 94’ünün kaynağı da bu ülke. Rusya’daki kamu ve özel sektör şirketleri, demiryolu gibi diğer temel altyapıların yanı sıra Ermenistan’daki madencilik faaliyetlerinin de büyük bir kısmını elinde bulunduruyor.

fgeh
25 Eylül’de Dağlık Karabağ’dan Ermenistan sınırına doğru giden araba konvoyu (Reuters)

Ama tüm bunlar, Ermenistan’ın halen Rusya’ya yoğun bir şekilde bağımlı olduğu temel alanla, yani güvenlikle karşılaştırıldığında önemsiz kalıyor. Ermenistan, Kolektif Güvenlik Anlaşması’nın (daha sonraki adıyla Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) kurucu üyesi. Bu anlaşmanın bir maddesine göre örgütün bir üyesine yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılacak. Rusya, 2008 yılında komşu Gürcistan’da ve 2012 yılında Azerbaycan’daki askerî üslerinden güçlerini ve ekipmanlarını çekti, ancak Ermenistan’da halen yaklaşık 10 bin kişilik askeri varlığı bulunuyor. Bu güçler, Ermenistan’ın 1990’lı yıllarda Ermeni çoğunluğa sahip Dağlık Karabağ’ı kontrol altına almak için Azerbaycan’la girdiği kanlı savaştan ve Türkiye’nin buna tepki olarak Ermenistan’la ilişkileri dondurmasından sonra Ermenistan sınırlarındaki güvenliğin korunmasında önemli bir rol oynuyor. Devam eden çatışmanın oluşturduğu tehdit, onlarca yıl bu küçük ülkenin üzerine çadır kurdu. Sonra da çeşitli zamanlarda görülen sınır çatışmalarının yanı sıra 2016 ve 2020 yıllarında yaşanan kapsamlı iki savaşla patlak verdi.

10 yıl önce Ermenistan, Avrupa Birliği (AB) ile ortaklık anlaşması müzakerelerinde büyük bir ilerleme kaydettiğinde beklenmedik bir şekilde Cumhurbaşkanı Sarkisyan, ülkenin bunun yerine Rusya’nın yönettiği Gümrük Birliği’ne (daha sonraki versiyonuyla Avrasya Ekonomik Birliği) katılacağını ilan etti ve bu kararın, Rusya’nın güvenlik taahhütleri karşılığında siyasi bir karar olduğunu öne sürdü. Ermenistan, Rusya ile stratejik ortaklığa çoğunlukla dış politikasının özü olarak işaret ediyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin sarsılması mümkün değil gibi görünüyordu. Mesela, 21’inci yüzyılın ilk on yılında eski Sovyetler Birliği ülkelerinde ‘renkli devrimler’ meydana geldi ve Gürcistan’daki Gül Devrimi ile Ukrayna’daki Turuncu Devrim, Rusya ile ilişkilerin neredeyse anında gerilmesine yol açtı. 2018 yılında Ermenistan’da Kadife Devrim gerçekleştiğinde de benzer bir tepkinin ortaya çıkacağına dair kısa süreli endişe görüldü. Ancak Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında devrimden sadece birkaç ay geçtikten sonra yapılan toplantı, bunun aksini gösterdi. Putin o toplantıda şöyle dedi: “Zannediyorum ilişkilerimizi tarif etmeye gerek yok: Oldukça özel ilişkiler. Üstelik sadece birlikte çalışmaya başladığımızdan bu yana değil, asırlardır böyle.” Paşinyan da aynı duyguları şu sözlerle tekrar etti: “Elbette sadece ikili ilişkilerimizi değil, Avrasya Ekonomik Birliği ile Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) çerçevesinde ve başka alanlardaki ortak çalışmalarımızı daha da güçlendirmeye kararlıyız.”

Rusya, Ermenistan’dan vaz mı geçti?

Ermenistan’ın devrimden sonraki takviminde önemli bir dönüm noktası 2020 sonbaharı oldu. Bu dönemde Azerbaycan, 1990’lı yıllarda Ermenistan’a karşı kaybettiği Dağlık Karabağ bölgesini ele geçirmek için yeni bir savaş başlattı ve Türkiye’nin de desteğiyle hızlı bir ilerleme kaydetti. Ermeni güçler ise uluslararası toplumdan herhangi bir destek görmedi, çünkü bölge, Azerbaycan’ın bir parçası olarak görülmesi dışında resmî olarak tanınmıyordu. KGAÖ’nün neden müdahale etmediği sorulduğunda Putin, Karabağ’ın Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanındığını, bu yüzden de anlaşmanın yürürlüğe girmediğini belirterek şöyle dedi: “KGAÖ, kolektif güvenliğe ilişkin bir anlaşmadır ve üye ülkelerden herhangi birine yönelik saldırı halinde karşılıklı askeri desteğe izin verir. Kimse Ermenistan Cumhuriyeti topraklarına saldırmadı.”

KGAÖ’nün neden müdahale etmediği sorulduğunda Putin, Karabağ’ın Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanındığını vurguladı.

Azerbaycan’ın savaştaki zaferi netleştiğinde Ermenistan bir kez daha Rusya’ya başvurdu. Rusya üçlü bir açıklama hazırladı. Bu açıklama ateşkesi garanti ediyor ve halen ellerinde bulundurdukları toprakların Azerbaycan’a iadesi de dahil olmak üzere Ermenistan’ın uyması gereken birtakım şartlar içeriyordu. Rusya, bölgeye barışı koruma gücü gönderdi ve bu görünürde Rusya’nın Ermenistan’ın güvenlik planlarındaki rolünü güçlendirdi. Ermenistan, Rusya ile ilişkilerine sadakatini sürdürdü. Hatta KGAÖ yükümlülükleri çerçevesinde Ocak 2021’de Kazakistan’da hukuku ve düzeni geri getirmek için güçlerini gönderdi.

Rusya, Ukrayna’yı işgal ettiğinde Ermenistan bu adımı açıkça kınamadı. Sonraki aylarda ise Rusya’nın Avrupa Konseyi’nden çekilmesine karşı oy kullandı ve Rusya’nın BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğinin askıya alınması ve BM Genel Kurulu’nda kınanması kararlarının oylanmasında çekimser davrandı.

xsdfe
Dağlık Karabağ’daki Stepanakert yakınlarındaki “Biz Dağlarımızız” anıtı (AFP)

Denebilir ki Ermenistan-Rusya ilişkilerinin aldığı ilk ciddi darbe, Mayıs 2021’de, Azerbaycan’ın Ermenistan Cumhuriyeti’nin egemenliğine tâbi topraklara askerî müdahalede bulunmasıyla yaşandı. Başbakan, askerî destek almak için KGAÖ’ye başvurdu. Ancak iki ülke arasındaki ortak sınırların net bir şekilde çizilmediği, dolayısıyla bunun askerî saldırı sayılıp sayılamayacağının belirli olmadığı yönünde bir yanıt aldı. 2022 yılında Ermenistan’ın ev sahipliği yaptığı KGAÖ zirvesinde Başbakan Paşinyan, lafı dolandırmadan şöyle dedi:

“11 Mayıs 2021’den bu yana Azerbaycan, üç kez silahlı kuvvet kullanarak Ermenistan Cumhuriyeti’nin egemenliği altındaki yaklaşık 140 kilometrelik toprakları işgal etti. Bu işgaller, 11 Mayıs 2021, 14 Kasım 2021 ve 13 Eylül 2022’de gerçekleşti…Bu konuda KGAÖ’den ne görüyoruz? Bu gerçeğin, açıkça formüle edilmiş siyasi bir değerlendirme şeklinde kaydedilmesini. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sınırların çizilmediği bahanesiyle bu değerlendirmenin yapılmasından kaçınılmasını. Yani iddiaya göre bu, KGAÖ’nün yükümlülük alanında değil. Yükümlülük çerçevesi yoksa o zaman örgüt de yok.”

Buna ilave olarak Dağlık Karabağ’daki Rus barışı koruma gücü de Ermenilerin beklenti düzeyine çıkamadı. Aralık 2022’de Azerbaycanlılar, Dağlık Karabağ bölgesini Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlayan Laçın Koridoru’nu kapattı. Bu koridor, sivillerin yolculuğu ve malların taşınması için hayati öneme sahip bir yol ve bu makalenin yazıldığı Eylül 2023 tarihinde kuşatma halen devam ediyor. Bu yolu kontrol etmesi için yetkilendirilen Rus barışı koruma güçleri, bu yolu yeniden açamıyor ya da bunu istemiyor gibiydi.

Ermenistan bir mesaj mı veriyor?

Rusya, Ukrayna’daki savaş devam ederken halihazırda petrol ve gaz için önemli bir geçiş pazarına dönüşen Azerbaycan’a daha da bağımlı hale gelmiş görünüyor. Azerbaycan, görünüşe bakılırsa Rusya hükümetinin duyurulmamış onayıyla Dağlık Karabağ bölgesinde daha fazla şey ele geçirmek için bu nüfuzu kullandı.

2023 yazında Başbakan Nikol Paşinyan, Ermenistan’ın Rusya’dan uzaklaştığına dair birkaç imada bulundu. Haziran 2023’te CNN Kanalı’na röportaj veren Paşinyan, şu ifadeleri kullandı:

Biz, Ukrayna’yla savaşında Rusya’nın müttefiki değiliz. Bu savaş ve bu çatışma karşısında endişe duyuyoruz, zira tüm ilişkilerimizi doğrudan etkiliyor.

Eylül ayında da eşi Anna Hakobyan, Ukrayna First Lady’si Olena Zelenska’nın davetine icabet ederek, bir yardım etkinliğine katılmak ve Ermenistan’dan insani yardımları teslim etmek için Kiev’i ziyaret etti. Ermenistan ayrıca, ABD ile 10 günlük ortak askerî tatbikat gerçekleştireceğini açıkladı. Eagle Partner 2023 adlı bu tatbikata 85 ABD askeri ile 175 Ermenistan askeri katıldı. La Repubblica gazetesine konuşan Paşinyan, güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için sadece tek bir ortağa güvenmenin stratejik bir hata olduğunu ve Rusya’nın ona göre yükümlülüklerini yerine getirmeyerek görünürde ‘bölgeyi terk ettiğini’ söyledi.

xcsdf
Stepanakert sakinlerinden iki kişi, 25 Eylül’de Dağlık Karabağ’dan ayrılmaya hazırlanıyor (Reuters)

Aynı zamanda Ermenistan’ın konumunu kuşatan tehlikelere de şu sözlerle dikkat çekti:

Ermenistan Rusya’nın destekçisi olmanın avantajlarından yararlanamıyor, çünkü Rusya’da, Ermenistan’ın Rusya’ya verdiği destek yeterli görülmüyor. Onlara göre Ermenistan, örneğin, Ukrayna meselesinde onlara yeterli yardımı sunmuyor. Diğer yandan Ermenistan, Batı’nın destekçisi olmanın muhtemel avantajlarından da yararlanamaz, çünkü Batı’dakiler Ermenistan’ı yeteri kadar Batı yanlısı görmüyor. Zira onların bakış açısına göre Ermenistan, örneğin, Ukrayna meselesinde Rusya’ya yeterince karşı çıkmıyor.

Bu makalenin kaleme alınmasından sadece birkaç gün önce Azerbaycan, Dağlık Karabağ’daki ayrılıkçı silahlı Ermenilere karşı yeni bir operasyon başlattı ve bunun sonucunda yaklaşık 200 ayrılıkçı öldü. Rus barışı koruma güçleri, saldırıya uğrayan bölgelerde konuşlandırılmıştı, ancak eylemleri sivil halkın tahliye edilmesinden ibaret kaldı. Rusya’nın Ermenistan’ı ve bölgedeki saygınlığını kaybedip kaybetmediği henüz belli değil. Ama yeni bir jeopolitik düzenlemenin muhtemel olduğuna dair güçlü işaretler var.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.


İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
TT

İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)

İran, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı bir mektupta, askeri saldırıya maruz kalması halinde bölgedeki "düşman gücün" üslerini, tesislerini ve varlıklarını meşru hedefler olarak değerlendireceğini bildirdi.

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, dün gönderdiği mektubunda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran hakkındaki açıklamalarının "askeri saldırı olasılığını çok gerçekçi bir şekilde gündeme getirdiğini" belirterek, İran'ın savaş istemediğini vurguladı. Mektupta, askeri saldırı durumunda İran'ın "kararlı bir şekilde" karşılık vereceği teyit edildi.


Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
TT

Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)

Danimarka denizcilik yetkilileri dün, ülkenin sularında demirlemiş olan İran bayraklı bir konteyner gemisinin, usulüne uygun olarak kayıtlı olmadığı gerekçesiyle alıkonulduğunu açıkladı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre konteyner gemisinin adı "Nora" idi ve Komor Adaları bayrağı taşıyordu; ancak Danimarka yetkilileri Reuters'e e-posta yoluyla Komor Adaları'nın Kopenhag'a gemiyi kayıtlarında bulamadığını bildirdiğini söyledi.

Yetkililer, "Gemi, bayrak devleti Danimarka denizcilik yetkililerine tam olarak kayıtlı ve yetkilendirilmiş olduğuna dair kanıt sunana kadar alıkonulacaktır" diyerek, gemiyi serbest bırakmadan önce inceleyeceklerini belirterek, "Denetim, hava koşulları güvenli bir şekilde izin verdiğinde gerçekleştirilecek" ifadelerini kullandı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre, "Noura" gemisi şu anda İran bayrağı altında seyrediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre haberi ilk duyuran Danimarka televizyon kanalı TV2, geminin çarşamba günü bayrağını Komor Adaları'ndan İran'a değiştirdiğini belirtti. Reuters, değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan veriler, "Nora" gemisinin, ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan ve daha önce "Cyrus" adıyla anılan bir konteyner gemisiyle aynı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) numarasına sahip olduğunu gösteriyor.

IMO numaraları, isim veya bayrak değişikliklerinden bağımsız olarak değişmeden kalan kalıcı gemi tanımlayıcılarıdır.

Cyrus, ABD Yabancı Varlık Kontrol Ofisi'nin İran yaptırım programı kapsamında belirlenmiş olup, Londra Borsası Grubu'ndan elde edilen veriler, şirketin Argon Shipping ve Rail Shipping ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Reuters, Argon Shipping ve Rail Shipping şirketlerine yorum almak için ulaşamadı.

TV2, geminin son 25 gündür limanda demirli ve kullanılmadan beklediğini bildirdi.