‘Dost kara günde belli olur’: Rusya, Ermenistan’ı kaybediyor mu?

Erivan, Moskova’nın Kiev’e karşı savaşını desteklemedi.

Nash Weerasekera
Nash Weerasekera
TT

‘Dost kara günde belli olur’: Rusya, Ermenistan’ı kaybediyor mu?

Nash Weerasekera
Nash Weerasekera

Nazareth Seferian

Bundan sadece altı yıl önce Ermenistan eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, ‘Ermenistan-Rusya: Asırlar Boyu Gelişen Bir Dostluk’ başlıklı serginin açılışına katılarak iki ülke arasındaki ilişkiyi şu sözlerle övdü: “Ermeni-Rus stratejik ilişkileri, siyasi diyaloğumuzu güçlendiren yüksek düzeyde bir karşılıklı güvene dayanıyor. Biz uluslararası sahadaki dış politikamızı çok kutuplu çerçeveler kapsamında koordine etmeyi arzuluyor, savunma ve askerî teknoloji alanlarında ortaklıklar kurmak ve ticaret, ekonomi, enerji ve ulaştırma sektörlerinde etkin bir iş birliği geliştirmek için ortak çabalar sarf ediyoruz. Kültür, bilim ve eğitim alanlarındaki iş birliğinin genişletilmesinin yanı sıra bölgeler arasındaki ilişkiler de güçlendirilip derinleştiriliyor.”

10 seneyi aşkın bir süre önce Rusya Temsilciler Meclisi (Duma) Başkanı Boris Grızlov, Ermenistan’ı Rusya için ‘ileri bir mevzi’ olarak tanımladı ve ortak sınırlara sahip olmasalar da iki ülke arasında kabul ettiği komşuluğa ışık tuttu. Bu yorum, sömürgeciliğe veya emperyalizme dair imalar barındırdığı için Ermenistan’da alay konusu olsa da asıl mesaj, Ermenistan’ın Rusya için yakın bir stratejik ortak olarak görüldüğü idi.

Ancak işler hızla ilerledi ve 2023 sonbaharı geldi. Şimdi görünüşe bakılırsa işler bambaşka bir hale büründü.

Ermenistan’ın Rusya’ya bağımlılığının boyutu

1991 yılında Sovyetler Birliği’nden bağımsızlaştığından bu yana Rusya’nın Ermenistan’da ekonomik ve başka düzeylerde önemli bir rolü oldu. 2023 yılında Ermeni internet sitesi EVN Report, bir makale yayımladı. Makalede Ermenistan’ın birçok stratejik alanda Rusya’ya ne kadar bağımlı olduğu açıklanıyor. Enerji sektöründen alınan rakamlar bu duruma önemli bir kanıt sunuyor. Mesela Ermenistan’a doğalgaz ithalatının yaklaşık yüzde 89’u ve ham petrol (benzin, dizel vd.) ithalatının da yüzde 74’ü Rusya’dan geliyor. Ermenistan’daki nükleer enerji santralinin işletimi ve bakımı Rusya devletine bağlı Rosatom şirketine ait. Gazprom şirketi ise Ermenistan’ı İran’a bağlayan alternatif bir gaz boru hattı da dahil olmak üzere Ermenistan’daki gaz dağıtım ağını kontrol ediyor.

Ermenistan Başbakanı: Ukrayna ile olan savaşında Rusya’nın müttefiki değiliz.

Rusya, başka sektörlerde de toplam dış ticaretin yaklaşık yüzde 35’ine ulaşan bir oranla Ermenistan dış ticaretinin ana hedefi konumunda. Ayrıca Ermenistan’ın buğday ithalatının yaklaşık yüzde 94’ünün kaynağı da bu ülke. Rusya’daki kamu ve özel sektör şirketleri, demiryolu gibi diğer temel altyapıların yanı sıra Ermenistan’daki madencilik faaliyetlerinin de büyük bir kısmını elinde bulunduruyor.

fgeh
25 Eylül’de Dağlık Karabağ’dan Ermenistan sınırına doğru giden araba konvoyu (Reuters)

Ama tüm bunlar, Ermenistan’ın halen Rusya’ya yoğun bir şekilde bağımlı olduğu temel alanla, yani güvenlikle karşılaştırıldığında önemsiz kalıyor. Ermenistan, Kolektif Güvenlik Anlaşması’nın (daha sonraki adıyla Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) kurucu üyesi. Bu anlaşmanın bir maddesine göre örgütün bir üyesine yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılacak. Rusya, 2008 yılında komşu Gürcistan’da ve 2012 yılında Azerbaycan’daki askerî üslerinden güçlerini ve ekipmanlarını çekti, ancak Ermenistan’da halen yaklaşık 10 bin kişilik askeri varlığı bulunuyor. Bu güçler, Ermenistan’ın 1990’lı yıllarda Ermeni çoğunluğa sahip Dağlık Karabağ’ı kontrol altına almak için Azerbaycan’la girdiği kanlı savaştan ve Türkiye’nin buna tepki olarak Ermenistan’la ilişkileri dondurmasından sonra Ermenistan sınırlarındaki güvenliğin korunmasında önemli bir rol oynuyor. Devam eden çatışmanın oluşturduğu tehdit, onlarca yıl bu küçük ülkenin üzerine çadır kurdu. Sonra da çeşitli zamanlarda görülen sınır çatışmalarının yanı sıra 2016 ve 2020 yıllarında yaşanan kapsamlı iki savaşla patlak verdi.

10 yıl önce Ermenistan, Avrupa Birliği (AB) ile ortaklık anlaşması müzakerelerinde büyük bir ilerleme kaydettiğinde beklenmedik bir şekilde Cumhurbaşkanı Sarkisyan, ülkenin bunun yerine Rusya’nın yönettiği Gümrük Birliği’ne (daha sonraki versiyonuyla Avrasya Ekonomik Birliği) katılacağını ilan etti ve bu kararın, Rusya’nın güvenlik taahhütleri karşılığında siyasi bir karar olduğunu öne sürdü. Ermenistan, Rusya ile stratejik ortaklığa çoğunlukla dış politikasının özü olarak işaret ediyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin sarsılması mümkün değil gibi görünüyordu. Mesela, 21’inci yüzyılın ilk on yılında eski Sovyetler Birliği ülkelerinde ‘renkli devrimler’ meydana geldi ve Gürcistan’daki Gül Devrimi ile Ukrayna’daki Turuncu Devrim, Rusya ile ilişkilerin neredeyse anında gerilmesine yol açtı. 2018 yılında Ermenistan’da Kadife Devrim gerçekleştiğinde de benzer bir tepkinin ortaya çıkacağına dair kısa süreli endişe görüldü. Ancak Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında devrimden sadece birkaç ay geçtikten sonra yapılan toplantı, bunun aksini gösterdi. Putin o toplantıda şöyle dedi: “Zannediyorum ilişkilerimizi tarif etmeye gerek yok: Oldukça özel ilişkiler. Üstelik sadece birlikte çalışmaya başladığımızdan bu yana değil, asırlardır böyle.” Paşinyan da aynı duyguları şu sözlerle tekrar etti: “Elbette sadece ikili ilişkilerimizi değil, Avrasya Ekonomik Birliği ile Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) çerçevesinde ve başka alanlardaki ortak çalışmalarımızı daha da güçlendirmeye kararlıyız.”

Rusya, Ermenistan’dan vaz mı geçti?

Ermenistan’ın devrimden sonraki takviminde önemli bir dönüm noktası 2020 sonbaharı oldu. Bu dönemde Azerbaycan, 1990’lı yıllarda Ermenistan’a karşı kaybettiği Dağlık Karabağ bölgesini ele geçirmek için yeni bir savaş başlattı ve Türkiye’nin de desteğiyle hızlı bir ilerleme kaydetti. Ermeni güçler ise uluslararası toplumdan herhangi bir destek görmedi, çünkü bölge, Azerbaycan’ın bir parçası olarak görülmesi dışında resmî olarak tanınmıyordu. KGAÖ’nün neden müdahale etmediği sorulduğunda Putin, Karabağ’ın Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanındığını, bu yüzden de anlaşmanın yürürlüğe girmediğini belirterek şöyle dedi: “KGAÖ, kolektif güvenliğe ilişkin bir anlaşmadır ve üye ülkelerden herhangi birine yönelik saldırı halinde karşılıklı askeri desteğe izin verir. Kimse Ermenistan Cumhuriyeti topraklarına saldırmadı.”

KGAÖ’nün neden müdahale etmediği sorulduğunda Putin, Karabağ’ın Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanındığını vurguladı.

Azerbaycan’ın savaştaki zaferi netleştiğinde Ermenistan bir kez daha Rusya’ya başvurdu. Rusya üçlü bir açıklama hazırladı. Bu açıklama ateşkesi garanti ediyor ve halen ellerinde bulundurdukları toprakların Azerbaycan’a iadesi de dahil olmak üzere Ermenistan’ın uyması gereken birtakım şartlar içeriyordu. Rusya, bölgeye barışı koruma gücü gönderdi ve bu görünürde Rusya’nın Ermenistan’ın güvenlik planlarındaki rolünü güçlendirdi. Ermenistan, Rusya ile ilişkilerine sadakatini sürdürdü. Hatta KGAÖ yükümlülükleri çerçevesinde Ocak 2021’de Kazakistan’da hukuku ve düzeni geri getirmek için güçlerini gönderdi.

Rusya, Ukrayna’yı işgal ettiğinde Ermenistan bu adımı açıkça kınamadı. Sonraki aylarda ise Rusya’nın Avrupa Konseyi’nden çekilmesine karşı oy kullandı ve Rusya’nın BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğinin askıya alınması ve BM Genel Kurulu’nda kınanması kararlarının oylanmasında çekimser davrandı.

xsdfe
Dağlık Karabağ’daki Stepanakert yakınlarındaki “Biz Dağlarımızız” anıtı (AFP)

Denebilir ki Ermenistan-Rusya ilişkilerinin aldığı ilk ciddi darbe, Mayıs 2021’de, Azerbaycan’ın Ermenistan Cumhuriyeti’nin egemenliğine tâbi topraklara askerî müdahalede bulunmasıyla yaşandı. Başbakan, askerî destek almak için KGAÖ’ye başvurdu. Ancak iki ülke arasındaki ortak sınırların net bir şekilde çizilmediği, dolayısıyla bunun askerî saldırı sayılıp sayılamayacağının belirli olmadığı yönünde bir yanıt aldı. 2022 yılında Ermenistan’ın ev sahipliği yaptığı KGAÖ zirvesinde Başbakan Paşinyan, lafı dolandırmadan şöyle dedi:

“11 Mayıs 2021’den bu yana Azerbaycan, üç kez silahlı kuvvet kullanarak Ermenistan Cumhuriyeti’nin egemenliği altındaki yaklaşık 140 kilometrelik toprakları işgal etti. Bu işgaller, 11 Mayıs 2021, 14 Kasım 2021 ve 13 Eylül 2022’de gerçekleşti…Bu konuda KGAÖ’den ne görüyoruz? Bu gerçeğin, açıkça formüle edilmiş siyasi bir değerlendirme şeklinde kaydedilmesini. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sınırların çizilmediği bahanesiyle bu değerlendirmenin yapılmasından kaçınılmasını. Yani iddiaya göre bu, KGAÖ’nün yükümlülük alanında değil. Yükümlülük çerçevesi yoksa o zaman örgüt de yok.”

Buna ilave olarak Dağlık Karabağ’daki Rus barışı koruma gücü de Ermenilerin beklenti düzeyine çıkamadı. Aralık 2022’de Azerbaycanlılar, Dağlık Karabağ bölgesini Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlayan Laçın Koridoru’nu kapattı. Bu koridor, sivillerin yolculuğu ve malların taşınması için hayati öneme sahip bir yol ve bu makalenin yazıldığı Eylül 2023 tarihinde kuşatma halen devam ediyor. Bu yolu kontrol etmesi için yetkilendirilen Rus barışı koruma güçleri, bu yolu yeniden açamıyor ya da bunu istemiyor gibiydi.

Ermenistan bir mesaj mı veriyor?

Rusya, Ukrayna’daki savaş devam ederken halihazırda petrol ve gaz için önemli bir geçiş pazarına dönüşen Azerbaycan’a daha da bağımlı hale gelmiş görünüyor. Azerbaycan, görünüşe bakılırsa Rusya hükümetinin duyurulmamış onayıyla Dağlık Karabağ bölgesinde daha fazla şey ele geçirmek için bu nüfuzu kullandı.

2023 yazında Başbakan Nikol Paşinyan, Ermenistan’ın Rusya’dan uzaklaştığına dair birkaç imada bulundu. Haziran 2023’te CNN Kanalı’na röportaj veren Paşinyan, şu ifadeleri kullandı:

Biz, Ukrayna’yla savaşında Rusya’nın müttefiki değiliz. Bu savaş ve bu çatışma karşısında endişe duyuyoruz, zira tüm ilişkilerimizi doğrudan etkiliyor.

Eylül ayında da eşi Anna Hakobyan, Ukrayna First Lady’si Olena Zelenska’nın davetine icabet ederek, bir yardım etkinliğine katılmak ve Ermenistan’dan insani yardımları teslim etmek için Kiev’i ziyaret etti. Ermenistan ayrıca, ABD ile 10 günlük ortak askerî tatbikat gerçekleştireceğini açıkladı. Eagle Partner 2023 adlı bu tatbikata 85 ABD askeri ile 175 Ermenistan askeri katıldı. La Repubblica gazetesine konuşan Paşinyan, güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için sadece tek bir ortağa güvenmenin stratejik bir hata olduğunu ve Rusya’nın ona göre yükümlülüklerini yerine getirmeyerek görünürde ‘bölgeyi terk ettiğini’ söyledi.

xcsdf
Stepanakert sakinlerinden iki kişi, 25 Eylül’de Dağlık Karabağ’dan ayrılmaya hazırlanıyor (Reuters)

Aynı zamanda Ermenistan’ın konumunu kuşatan tehlikelere de şu sözlerle dikkat çekti:

Ermenistan Rusya’nın destekçisi olmanın avantajlarından yararlanamıyor, çünkü Rusya’da, Ermenistan’ın Rusya’ya verdiği destek yeterli görülmüyor. Onlara göre Ermenistan, örneğin, Ukrayna meselesinde onlara yeterli yardımı sunmuyor. Diğer yandan Ermenistan, Batı’nın destekçisi olmanın muhtemel avantajlarından da yararlanamaz, çünkü Batı’dakiler Ermenistan’ı yeteri kadar Batı yanlısı görmüyor. Zira onların bakış açısına göre Ermenistan, örneğin, Ukrayna meselesinde Rusya’ya yeterince karşı çıkmıyor.

Bu makalenin kaleme alınmasından sadece birkaç gün önce Azerbaycan, Dağlık Karabağ’daki ayrılıkçı silahlı Ermenilere karşı yeni bir operasyon başlattı ve bunun sonucunda yaklaşık 200 ayrılıkçı öldü. Rus barışı koruma güçleri, saldırıya uğrayan bölgelerde konuşlandırılmıştı, ancak eylemleri sivil halkın tahliye edilmesinden ibaret kaldı. Rusya’nın Ermenistan’ı ve bölgedeki saygınlığını kaybedip kaybetmediği henüz belli değil. Ama yeni bir jeopolitik düzenlemenin muhtemel olduğuna dair güçlü işaretler var.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.