İran’da din adamları yapay zekaya mı yöneliyor?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/4575431-i%CC%87ran%E2%80%99da-din-adamlar%C4%B1-yapay-zekaya-m%C4%B1-y%C3%B6neliyor
Yapay zeka dini bilimlere yenilik getirir mi? (Getty)
İran'ın Kum şehri hiçbir zaman önde gelen bir teknolojik merkez olarak bilinmedi, daha ziyade bir hac yeri ve İslami bir merkez olarak tanındı. Ancak bugün yapay zekaya yönelik bir talep dalgası ve onun yeteneklerinden yararlanma arayışı hakim.
Financial Times'ın Tahran muhabiri Najmeh Bozorgmehr tarafından yayınlanan haberde, Kum'daki din alimlerinin yapay zekadan faydalanmaya çalıştıkları belirtildi. Kum'da İslam'ın yayılmasına katkıda bulunan bir devlet destekli kuruluşun lideri olan Mohammad Ghotbi Financial Times’a, “Robotlar, önde gelen din alimlerinin yerini alamazlar, ancak 50 gün süren bir işi 5 saat içinde yapabilen güvenilir bir yardımcı olabilirler” ifadelerini kullandı.
İran, modern tarihinde gelenek ve modernite arasında bir çelişki yaşıyor. Yarısı Kum'da bulunan Şii din alimleri, yerleşik dini gelenek ve değerlerin korunmasını savunuyor. Ancak liderler, geçtiğimiz yıl Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından başlayan protesto hareketinin ardından modernizasyon çağrılarıyla karşı karşıya kaldı. Ghotbi, din adamlarının İranlıların teknolojik gelişmenin faydalarından yararlanma arzusuna karşı bir tavır almaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
Yapay Zeka Konferansı'nın düzenlendiği 2020 yılından bu yana Kum'daki dini kurumun modernleştirilmesine yönelik onlarca proje hayata geçirildi. Geçtiğimiz Temmuz ayında Ayetullah Ali Rıza Arifi, “Konferans ileri teknoloji ve yapay zekadan faydalanmalı. İslam medeniyetini geliştirmek için bu alanda faaliyet göstermeliyiz” dedi. Nur Bilgisayar ve İslami Araştırma Merkezi, konferansın bir kolu olup, bu alandaki algoritmaları beslemek için kullanılabilecek asırlık belgelere ve eski veri arşivlerine erişime sahip.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, İran dini lideri Ali Hamaney'in, din adamlarına en son teknolojiyi takip etme talimatı verdiği ve bu konuda onları desteklediği kaydedildi. Hamaney, ülkesinin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ekonomilerini canlandırmak için yapay zeka kullanmaya çalışan rakiplerinin gerisinde kaldığını söyledi.
Bozorgmehr, Hamaney'in din adamlarına, ileri teknolojiyi benimsemeleri için yetki verdiğini bildirdi. Din adamlarının çoğunluğu, hüküm çıkarma ve bunları modern hayata uyarlama konusunda geleneksel bir yaklaşıma bağlı. 80 ila 100 yaşındaki onlarca din adamının geleneksel yaklaşımdan sapmaları beklenmiyor. Ancak genç din adamları teknolojinin getirdiği gelişmelere açık. Protestoların ve birçok kadının başörtüsü takmayı reddetmesinin ardından muhafazakarlar din adamlarına yöneldi ve onlardan İslami dini öğretilere dayanarak kendilerini ‘kurtarmalarını’ talep etti. Ghotbi, teknolojinin din adamlarının endişelerini din ile uzlaştırmasına ve nüfuzlarını artırmasına yardımcı olabileceği sonucuna vardı.
İran, Trump’ın ‘ekonomik saldırısına’ karşı koyacağını duyurduhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5309306-i%CC%87ran-trump%E2%80%99%C4%B1n-%E2%80%98ekonomik-sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1na%E2%80%99-kar%C5%9F%C4%B1-koyaca%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-duyurdu
ABD Donanması’ndan bir denizci, İran’la savaşta ABD askeri operasyonlarını destekleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde uçakları yönlendiriyor, 14 Ağustos 2026 (ABD Donanması/Reuters)
İran, Trump’ın ‘ekonomik saldırısına’ karşı koyacağını duyurdu
ABD Donanması’ndan bir denizci, İran’la savaşta ABD askeri operasyonlarını destekleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde uçakları yönlendiriyor, 14 Ağustos 2026 (ABD Donanması/Reuters)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a karşı açıkladığı yeni ekonomik kampanyanın Washington’ın ‘başarısız’ politikalarının devamı olduğunu söyledi. Arakçi, söz konusu politikanın ‘daha fazla yenilgiye’ ve İranlıların düşmanlığının artmasına yol açacağını savundu.
Arakçi, X platformundan yaptığı paylaşımda, “Sözde ‘Ekonomik Çıkarma Günü’, ABD’nin kendi krizinden dikkati başka yöne çekme girişimidir. ABD, benzeri görülmemiş borçlarla ve hızla artan faiz maliyetleriyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.
Arakçi, “Başarısız politikalara daha fazla bel bağlamak yalnızca daha fazla yenilgiye ve İranlıların düşmanlığına yol açacaktır. ABD’nin ekonomik terörü, küresel ekonomiyi ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin egemenliğini tehdit ediyor” dedi.
Arakçi, dün akşam Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile yaptığı telefon görüşmesinde bölgedeki son gelişmeleri ve siyasi ve diplomatik çözüm çabalarını ele aldı. Şarku’l Avsat’ın İran devlet televizyonundan aktardığına göre, görüşmede Tahran ile İslamabad arasındaki istişare ve iş birliğinin güçlendirilmesi yolları da değerlendirildi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise ABD’nin açıklamasına tepki göstererek, Washington’ın askeri hedeflerine ulaşmada başarısız olmasının ardından ekonomik savaşa yöneldiğini söyledi.
Garibabadi, “İran’ın yenilginin eşiğinde olduğunu ve bir ipte asılı kaldığını iddia ediyorlar. Ancak kendilerine yardım etmeleri için tüm müttefiklerine yalvarıyorlar” dedi.
Garibabadi, “Sorun, her seferinde üzerini örtmek zorunda kaldıkları yanlış hesaplamaları. Bunun için kendilerine daha büyük bir yenilgi hazırlıyorlar. Askeri savaş herhangi bir sonuç vermedi, şimdi de bir sonraki yenilgilerine ‘ekonomik savaş’ adını verdiler” ifadelerini kullandı.
İranlı muhafazakâr milletvekili İbrahim Rızai ise ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomik savaşı tırmandırmasına karşılık olarak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme çağrısında bulundu. Rızai, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Trump’ın ekonomik savaşı tırmandırmasına verilecek en iyi yanıt, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilmektir” ifadesini kullandı. Trump, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna el koymayı ve İran’ın nükleer programına daha ağır kısıtlamalar getirecek yeni bir anlaşmaya varmayı hedefliyor. Söz konusu anlaşmanın, ABD’nin 2018’de çekildiği nükleer anlaşmanın yerini alması öngörülüyor.
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf ülkeler arasında yer alan İran ise nükleer programının barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü savunuyor.
Siyasi açıklamalar, Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) gelen askeri tehditle eş zamanlı olarak yapıldı. DMO Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, “Savaş çıkması halinde tüm alanlardaki silahlarımız geçmişten tamamen farklı olacak” dedi.
Muhibbi, söz konusu farklılığın ‘savaş başlıklarının nesli, isabet hassasiyeti, füzelerin menzili veya başka herhangi bir alanı’ kapsayabileceğini belirterek, İran’ın ‘daha hassas, daha yıkıcı ve teknolojik açıdan daha gelişmiş’ silahlar üretmek için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Trump, dün İran’a karşı yeni bir ekonomik kampanya başlattığını açıklamış ve bunun ‘herhangi bir ülkeye karşı uygulanmış en sert ekonomik operasyon’ olacağını belirtmişti. Kampanya, İran’ın ekonomik izolasyonunun ve üzerindeki baskının artırılmasının yanı sıra Tahran’a finansal veya ticari kanallar sağlayan ülke ve kuruluşlara yönelik baskının genişletilmesini içeriyor.
Değerlendirilemeyen fırsat
Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, İran’ın ABD ile anlaşmaya varma fırsatını ‘değerlendirmeyi başaramadığını’ belirterek Washington’ın ‘benzeri görülmemiş ölçekte ekonomik savaş ve izolasyon’ aşamasına geçeceğini söyledi.
İran’a ‘can damarı’ olarak nitelendirdiği desteği sağlamak amacıyla finans kuruluşlarının, şirketlerin, havalimanlarının veya kamu kurumlarının kullanılmasına izin veren her ülkenin ‘muazzam ekonomik sonuçlarla’ karşı karşıya kalacağını ifade etti.
Trump, Washington’ın hedef alacağını söylediği alanlar arasında petrol kaçakçılığı, takas hatları, nakit transferleri, döviz şirketleri, gemi kayıtları ve paravan şirketleri sıralayarak bu faaliyetlerin ‘derhal’ durdurulmasını istedi.
ABD’nin müttefiklerine İran’ın izolasyonuna katılma çağrısı yapan Trump, yeni tedbirleri ‘Ekonomik Çıkarma Günü’ olarak nitelendirdi. Bu adımların Tahran’ın sınırları dışındaki faaliyetlerini sürdürme kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını söyledi.
Trump ayrıca İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme taahhüdünü yineledi. İran’ın deniz ve hava kuvvetleriyle askeri tesislerinin geniş çaplı zarar gördüğünü öne süren Trump, ülke ekonomisi ve para biriminin de ağır baskı altında olduğunu savundu.
Kampanya, Trump’ın Tahran ile devam eden veya planlanan herhangi bir görüşme ya da temas bulunmadığını açıklamasından bir gün sonra geldi. Trump ayrıca deniz ablukasının ‘hâlâ yürürlükte ve tüm gücüyle devam ettiğini’, Hürmüz Boğazı’nın ise ‘açık ve normal şekilde işlediğini’ söyledi.
Trump’ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner ise bir gün önce İran ile temasların sürdüğünü ve bu temasların belki de hiç olmadığı kadar ‘aktif’ olduğunu belirtmişti.
Trump herhangi bir ülkenin adını vermediği gibi, uyarısına aykırı hareket eden ülke veya kurumlara karşı Washington’ın hangi tedbirleri uygulayacağını da açıklamadı. Bununla birlikte, kampanya kapsamında hedef alınacağını söylediği finansal, ticari ve petrol kanallarını sıraladı.
İran, kökleri 1979 İran Devrimi sonrasına uzanan ABD ekonomik yaptırımlarıyla onlarca yıldır karşı karşıya bulunuyor. Yeni kampanyanın sonuçlarından etkilenmesi beklenen ülkeler arasında Çin de yer alıyor. Kpler şirketinin geçen yıla ait verilerine göre Çin, İran’ın petrol sevkiyatlarının yüzde 80’inden fazlasını ithal ediyordu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian bugün yaptığı açıklamada, “Yaptırımlar ve baskı sorunu çözmeyecek” dedi. Lin, ilgili taraflara ‘sorumlu tedbirler’ alma ve meseleyi siyasi ve diplomatik yollarla çözme çağrısında bulundu.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise salı günü, İran’dan fırlatılan ve düştüğü belirtilen iki füzenin tespit edilmesinin ardından bir sonraki duyuruya kadar İran ile tüm faaliyetleri, ticari alışverişleri ve mali işlemleri askıya aldığını açıklamıştı. Tahran ise BAE’nin açıklamasını yalanlayarak ‘asılsız’ olarak nitelendirmişti.
Ekonomik alandaki dikkat çekici bir gelişmede, İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, dün akşam yaptığı açıklamada, İran’ın petrol ihracatının şu anda durduğunu kabul etti. Bu, bir İranlı yetkilinin petrol ihracatının durduğuna ilişkin yaptığı ilk resmî açıklama oldu. Himmeti, televizyon röportajında ABD ile mutabakat zaptının yeniden hayata geçirilmesini ve müzakerelerin yeniden başlamasını umduğunu söyledi.
Himmeti’nin açıklaması, İran’da geçim kaynaklarına yönelik baskıların arttığına ilişkin uyarıların yoğunlaştığı bir dönemde geldi. İranlı yetkililer son haftalarda yeni bir protesto dalgasının patlak verme ihtimaline karşı uyarılarda bulunurken, yönetimin olası gösterilere müdahale etmeye hazır olduğunu da dile getirmişti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 19 Ağustos itibarıyla ABD güçlerinin İran’a yönelik ablukanın uygulanmasını sağlamak amacıyla 65 ticari geminin rotasını değiştirdiğini, üç gemiyi durdurduğunu ve iki gemiye çıkarak denetim yaptığını açıkladı. CENTCOM ayrıca, ablukanın uygulanması kapsamında bölge sularında seyreden USS John Paul Jones destroyerinde görev yapan bir ABD denizcisinin fotoğrafını yayımladı.
İran ile savaşta ABD’nin askeri operasyonlarına destek vermek üzere USS Abraham Lincoln uçak gemisinden bir F/A-18E Super Hornet tipi ABD savaş uçağı kalkıyor, 14 Ağustos 2026. (ABD Donanması/Reuters)
Buna karşılık, İran’ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı ve petrol yaptırımlarını kaldırması, dondurulmuş varlıkları serbest bırakması ve tüm cephelerdeki tehdit ve askeri operasyonlara son vermesine kadar boğazın kapalı kalacağını söyledi.
Açıklama, nükleer program ve yaptırımlar konusunda daha kapsamlı bir anlaşmaya varılması amacıyla 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptında öngörülen 60 günlük sürenin dolmasının ardından geldi. Trump, 7 Temmuz’da anlaşmanın ‘sona erdiğini2 açıklamasının ardından süreyi uzatmayı düşünmediğini söyledi.
İranlı yetkililer ise diplomatik temaslara kapıyı açık tuttu. DMO’ya bağlı Fars Haber Ajansı’nın daha önce İran Dini Lideri’nin Danışmanı Muhammed Muhbir’e dayandırdığı haberinde, Tahran’ın ABD ile diyaloğa hâlâ açık olduğu, ancak ‘müzakere ile teslimiyeti’ birbirine karıştırmadığı belirtildi.
Reuters, pazartesi günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, kalıcı bir anlaşmaya varılması yönündeki çabaların sonuçsuz kalması nedeniyle Tahran’ın politikasını savunmadan ‘tamamen saldırıya’ geçecek şekilde değiştirmeye karar verdiğini bildirdi. Yetkili, diplomasinin başarısız olması halinde İran’ın ‘zor kararlar’ almaya hazır olduğunu söyledi.
İranlı yetkili, İran kurumlarının Hürmüz Boğazı ve bölgede gerilimin tırmanmasına hazırlıklı olması gerektiğini belirterek, Tahran’ın ABD’nin deniz ablukasını kırmak amacıyla ‘uygun zamanda ve isabetli şekilde’ askeri saldırı düzenleyebileceğini ifade etti.
Financial Times da dün yayımladığı haberde, savaşın genişlemesi halinde İran güçlerinin Güneydoğu Avrupa’daki ABD askeri unsurlarını hedef alma ihtimalini değerlendirdiğini bildirdi. Bir NATO yetkilisi ise ittifakın olası herhangi bir İran tehdidine karşı koymaya ve tüm üyelerini savunmaya hazır olduğunu söyledi.
Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Ali Abdullahi, ABD ordusuna yönelik herhangi bir ‘yardım veya kolaylaştırmanın’ Tahran tarafından ABD ile ‘iş birliğine katılım’ olarak değerlendirileceği uyarısında bulundu. Abdullahi, özellikle yakıt ikmal uçakları olmak üzere ABD askeri uçaklarının başka ülkelerin ev sahipliği yaptığı üslerde bulunmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İngiltere, İsrail'in E1 yerleşim projesi için ihale açmasını kınadıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5309134-i%CC%87ngiltere-i%CC%87srailin-e1-yerle%C5%9Fim-projesi-i%C3%A7in-ihale-a%C3%A7mas%C4%B1n%C4%B1-k%C4%B1nad%C4%B1
İngiltere, İsrail'in E1 yerleşim projesi için ihale açmasını kınadı
İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki E1 bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail'in bu hafta “E1” yerleşim projesi için ihale açma girişimini kınadı ve İsrail'in maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağırdı.
Foto İngiliz Dışişleri Bakanı Ed Miliband, salı günü Londra'da Burnham hükümetinin ilk toplantısı için 10 Downing Street'e geldi (AP)
İsrail'in E1 yerleşim planı, Filistinlilerin devlet kurmayı hedeflediği toprakları parçalayabileceği gerekçesiyle geniş çapta tepki çekiyor.
Miliband, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'a da "İsrail hükümetinin 'E1' planını derhal durdurması, ihaleyi geri çekmesi ve tüm yerleşim genişletme faaliyetlerini sonlandırması gerektiğini" açıkça belirttiğini ifade etti.
Çin, Rusya ile Japonya arasındaki tartışmaya müdahil olarak Tokyo’ya İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarını hatırlattıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5309141-%C3%A7in-rusya-ile-japonya-aras%C4%B1ndaki-tart%C4%B1%C5%9Fmaya-m%C3%BCdahil-olarak-tokyo%E2%80%99ya-i%CC%87kinci-d%C3%BCnya
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi (ortada), Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 81. yıldönümü münasebetiyle Japonya’nın güneybatısındaki Barış Parkı’nda düzenlenen anma töreninde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuyor. (EPA)
Çin, Rusya ile Japonya arasındaki tartışmaya müdahil olarak Tokyo’ya İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarını hatırlattı
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi (ortada), Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 81. yıldönümü münasebetiyle Japonya’nın güneybatısındaki Barış Parkı’nda düzenlenen anma töreninde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuyor. (EPA)
Pekin, Moskova ile Tokyo arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in egemenlik ihtilafına konu Kuril Adaları’nı ziyaret etmesinin ardından tırmanan gerilime güçlü bir şekilde müdahil oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı, Kremlin’e destek veren bir tutum sergilerken Japonya’ya, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarından doğan uluslararası hukuk düzenine bağlı kalma çağrısında bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, ülkesinin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Tokyo’nun Birleşmiş Milletler’e (BM) katılırken imzaladığı BM Şartı’nın hükümlerine uyması gerektiğine ilişkin açıklamasını desteklediğini belirtti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz perşembe günü Kuril Adaları’na yaptığı ziyaret sırasında yerel halkla sohbet etti. (AP)
Bu tutum, Putin’in birkaç gün önce ihtilaflı bölgeyi ziyaret etmesinin ardından yaşanan sıcak tartışmaların kapsamını daha da genişletti. Söz konusu ziyaret Japonya’da geniş tepkiyle karşılanırken Moskova’dan da sert açıklamalar geldi. İki ülke karşılıklı olarak büyükelçilerini Dışişleri bakanlıklarına çağırarak sert ifadeler içeren protesto notaları iletti. Yaşananlar, Ukrayna savaşının başlamasından ve Japonya’nın bu çatışmada Kiev’e güçlü destek veren bir tutum benimsemesinden bu yana Moskova ile Tokyo arasındaki ilişkilerdeki en ciddi gerilemeye işaret ediyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg’daki bir İHA üretim tesisinde (Reuters)
Putin geçen hafta, iktidara gelmesinden bu yana 26 yıl içinde ilk kez gösterişli bir ziyaret gerçekleştirerek İturup Adası’na gitti. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda eski Sovyetler Birliği’nin kontrolüne geçen dört Japon adasından biri olan İturup konusunda iki ülke, onlarca yıl boyunca siyasi bir uzlaşıya vararak nüfuz paylaşımını düzenlemeyi başaramadı. Tokyo ise ziyarete karşı öfkeli bir siyasi kampanya başlatarak iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkilerin daha da gerilmesine yol açtı.
Lavrov, bu haftanın başında Japonya’ya tutumunu gözden geçirme çağrısında bulundu. Rus Bakan, Japonya’nın BM’ye katılmasından ve BM Şartı’nı onaylamasından bu yana BM Şartı’nın tüm ilkelerini ve bunların birbirleriyle bağlantılı olduğunu kabul ettiğini hatırlattı. Lavrov, BM Şartı’nın 107. maddesinin, İkinci Dünya Savaşı sırasında BM Şartı’nı imzalayan devletlerden herhangi birinin düşmanı konumunda bulunan bir devlete karşı ilgili hükümetler tarafından alınan tedbirlerin hukuki geçerliliğini teyit ettiğine işaret etti. Lavrov, Japonların Putin’in İturup Adası ziyaretine ilişkin açıklamalarında ‘nezaket sınırlarını aştığını’ savundu. Çin de bu tutumu yakından takip ederek dün Rusya’nın pozisyonuna destek verdi.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, 28 Ekim 2025’te Tokyo’da ABD Başkanı Donald Trump ile bir ortaklık belgesi imzaladı. (EPA)
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, Lavrov’un açıklamasına ilişkin değerlendirmesinde, “Çin tarafı, Dışişleri Bakanı Lavrov’un ilgili açıklamalarını destekliyor” dedi. Jian, ‘düşman devletlere’ ilişkin hükümlerin BM Şartı’nın önemli bir bölümünü oluşturduğunu belirterek, ilgili hükümlerin anlamının tekrar tekrar açıklanmasının ve bağlayıcılığının vurgulanmasının, Çin halkının Japon saldırganlığına karşı direniş savaşında ve dünya çapındaki Nazi karşıtı savaşta elde ettiği zaferin sonuçlarını korumak ve Japon militarizminin yeniden canlanmasını önlemek açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Jian, Japonya’ya İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçları üzerine kurulu mevcut uluslararası düzene bağlı kalma çağrısında bulundu. Tokyo ile Moskova, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinin ardından 1956’da ateşkes anlaşması imzalamış, ancak iki ülke adaların egemenliği konusundaki anlaşmazlık nedeniyle kalıcı bir barış anlaşmasına hiçbir zaman varamamıştı.
Ukrayna askerleri, 8 Ağustos’ta Donetsk’in doğusundaki Pokrovsk’ta Rus mevzilerine top ateşi açtı. (AFP)
Japonya tarafı, barışın sağlanmasını Moskova’nın Sovyetler Birliği tarafından kendi topraklarına kattığı dört Kuril Adası’nı geri vermesi şartına bağlıyor. Tokyo, bu talebini 1855 tarihli Rus-Japon Ticaret ve Sınır Anlaşması’na dayandırırken Moskova’nın tutumu ise adalar üzerindeki Rus egemenliğinin hukuka uygun olduğu yönünde. Bununla birlikte iki ülke, adalar üzerindeki nüfuzun paylaşımına ilişkin onlarca yıl boyunca müzakereler yürüttü. Ancak Ukrayna savaşının başlamasının ardından ilişkiler daha da kötüleşti ve taraflar arasındaki tüm iletişim kanalları kesildi.
Ukraynalı askerler, Rus mevzilerine yönelik operasyonlarda kullanılan bir saldırı İHA’sını hazırlıyor. (AP)
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da Japonya’nın tutumunu destekleyen Batılı ülkelerin açıklamalarını eleştirmişti. Zaharova, ABD’nin Tokyo Büyükelçisi’nin Kuril Adaları’na ilişkin açıklamalarının ‘Japonya’daki rövanşist eğilimleri teşvik ettiğini’ savunarak Moskova’nın adalar üzerindeki egemenliğinin ‘tartışmasız’ olduğunu vurgulamıştı.
Esir değişimi ve karşılıklı saldırılar
Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna ile esir takasının tamamlandığını açıkladı. Operasyon kapsamında 103 Rus askerinin ülkesine geri döndüğü, buna karşılık 103 Ukrayna askerinin Kiev’e teslim edildiği bildirildi. Bakanlık, takasın ‘bu anlaşmaya varılmasını ve esirlerin tahliye edilmesini kolaylaştırmaya yönelik insani nitelikteki arabuluculuk çabaları sayesinde başarıyla gerçekleştirildiğini’ belirtti.
St. Petersburg yakınlarındaki bir Rus e-ticaret şirketinin deposuna yapılan saldırının ardından yükselen duman (AFP)
Rusya Savunma Bakanlığı, serbest bırakılan Rus askerlerinin şu anda Belarus topraklarında bulunduğunu bildirdi. Askerlerin karşılanması ve onlarla doğrudan yürütülecek çalışmaların Rusya İnsan Hakları Komiseri Yana Lantaurova’nın gözetiminde gerçekleştirildiği belirtildi. Bakanlık, serbest bırakılan askerlere gerekli ilk tıbbi müdahale ve psikolojik desteğin sağlanmasının ardından Rusya topraklarına nakledileceklerini, burada Savunma Bakanlığı’na bağlı uzman sağlık kuruluşlarında tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin tamamlanacağını açıkladı.
Rusya Savunma Bakanlığı, savaşın seyrine ilişkin günlük raporunda ise Ukrayna’ya ait 453 İHA’nın dün gece ülkenin güneybatısındaki bölgelerde düşürüldüğünü duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre İHA’lar Belgorod, Bryansk, Kursk, Voronej, Kaluga, Vladimir, Nijniy Novgorod, Vologda, Oryol, Tula, Lipetsk, Ryazan, Yaroslavl, Volgograd, Rostov, Saratov, Samara, Ulyanovsk ve Moskova bölgeleri ile Krasnodar Krayı, Kırım ve Başkurdistan cumhuriyetleri ile Karadeniz’i hedef aldı.
Acil durum ekipleri, Ukrayna İHA’larının yarımadaya saldırmasının ardından Kırım’da yangın söndürme çalışmaları yürütüyor. (Arşiv – AP)
Rusya’ya bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti’nin Başkanı Radiy Habirov, başkent Ufa’da bir sanayi tesisinde yangın çıktığını ve Ukrayna’nın İHA saldırısı sonucu bir kişinin yaralandığını açıkladı.
Habirov, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Toplam 6 İHA vardı, bunlardan 4’ünü düşürdük. İHA’lardan biri sanayi bölgesine düştü ve yangın çıktı. Yangını söndürmek için çalışmalarımız sürüyor” ifadelerini kullandı.
Habirov daha sonra yaptığı açıklamada ise İHA saldırısı sırasında petrol rafinerisinde bakım ve onarım çalışmaları yürütülen tesisin hafif hasar gördüğünü bildirdi.
Ukrayna’nın başkenti Kiev’e düzenlenen Rus bombardımanı sonucu hasar gören bir bölgedeki itfaiyeciler (AFP)
Kiev güçleri, İHA ve füzelerle Rusya’nın iç kesimlerindeki bölgeleri neredeyse her gün hedef almaya devam ederken Rus ordusu da Ukrayna güçlerini, Moskova’nın tek taraflı olarak ilhak ettiği bölgeler dahil olmak üzere Rus topraklarından uzaklaştırmak amacıyla askeri operasyonun kapsamını genişletiyor. Rusya, Ukrayna güçlerinin saldırılarında kullandığı Batı menşeli füzeler ve silahların menzilini de dikkate alıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ayrıca, ayrı bir açıklama yayımlayarak Ukrayna’nın Çornomorsk Limanı’ndaki yakıt tankları ile Karadeniz’deki bir yük gemisinin hedef alındığını duyurdu. Açıklamada, “18 Ağustos akşamı, Odesa kentinin güneydoğusundaki Karadeniz sularında, askeri amaçlarla kullanılabilecek malzeme ve ekipman taşıyan bir yük gemisi hedef alındı. (...) 19 Ağustos’ta ise Rus güçleri, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne yakıt ikmali amacıyla kullanılan Çornomorsk Limanı’ndaki yakıt ve madeni yağ depolama tanklarını hedef alan yeni bir saldırı düzenledi” ifadelerine yer verildi.
Eski Ukrayna Savunma Bakanı Mykhailo Fedorov, İsveç’te düzenlenen bir basın toplantısında konuşuyor. (Arşiv – Reuters)
Bakanlık, saldırının silah ve askeri teçhizat taşıyan bir yük gemisini hedef aldığını belirterek söz konusu operasyonların ‘Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin yararlandığı deniz araçları ve liman altyapısına yönelik saldırıların sürdürülmesi2 kapsamında gerçekleştirildiğini bildirdi.
Söz konusu operasyonlar, Ukrayna’nın Batılı müttefiklerinden temin ettiği silah ve askeri malzemeleri taşıdığı deniz ikmal hatlarını sekteye uğratmayı amaçlayan Rus stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya silah taşıyan her türlü sevkiyatın meşru hedef olacağını defalarca açıklarken, Batı’dan Kiev’e silah akışının sürmesine izin vermeyeceğini vurguluyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة