Afganistan'ın kendisini Çin'e bağlayan terkedilmiş bir koridoru yeniden canlandırmasının sebebi ne?

Binlerce yıl öncesine dayanan ve antik İpek Yolu'nun bir parçası olan bu yol Kabil'e ekonomik ve turizm açısından faydalar getirecekken İslamabad'a ise endişeler getiriyor

Çin, ABD yayılımına karşı koyma planı doğrultusunda Afganistan'a yöneliyor / Fotoğraf: Wikipedia
Çin, ABD yayılımına karşı koyma planı doğrultusunda Afganistan'a yöneliyor / Fotoğraf: Wikipedia
TT

Afganistan'ın kendisini Çin'e bağlayan terkedilmiş bir koridoru yeniden canlandırmasının sebebi ne?

Çin, ABD yayılımına karşı koyma planı doğrultusunda Afganistan'a yöneliyor / Fotoğraf: Wikipedia
Çin, ABD yayılımına karşı koyma planı doğrultusunda Afganistan'a yöneliyor / Fotoğraf: Wikipedia

Anila Halid 

Yaklaşık bir asırlık terk edilmişliğin ardından Afganistan'ın Bedahşan vilayetini Çin'e bağlayan 50 kilometrelik yeni ticaret yolu projesinin 17 Eylül'de açılışı yapıldı.

Bu, Taliban hükümetinin ilk büyük başarısını teşkil ettiği gibi aynı zamanda Pekin için de büyük bir başarı sayılıyor.

Koridorun üç ülkeyle (Çin, Pakistan ve Tacikistan) sınırı olan Bedahşan vilayetinde yer alması nedeniyle proje sahası birden fazla ülkenin sınırlarını kapsıyor.

Bu vilayette Pakistan ile Tacikistan sınırları arasında, Pakistan'ı Orta Asya ülkelerinden ayıran ve bir yandan da Çin sınırlarına kadar uzanan dar bir Afgan şeridi bulunuyor. Bu, binlerce yıl öncesine dayanan bir yol teşkil ediyor.

Tarihçiler, Vahan Koridoru olarak adlandırılan bu yolun Hindistan'ı Çin'e bağlayan antik İpek Yolu'nun bir parçası olduğunu, ünlü gezgin Marco Polo tarafından da kullanıldığını ve Budizm'in yayılma yolu olduğunu söylüyorlar.

Vahan Yolu'nun rotasını gösteren bir harita / Fotoğraf: Wikipedia
Vahan Yolu'nun rotasını gösteren bir harita / Fotoğraf: Wikipedia

Hindistan'daki İngiliz yönetimi sırasında 1893 Antlaşması (1895'te yürürlüğe girdi) uyarınca Durand Hattı çizilmişti.

Vahan vilayeti, Sovyetler Birliği ile İngiltere'nin kontrolündeki bölgeler arasında tampon bölge haline gelmiş ve bu bölünme sonucunda Vahan Koridoru'ndaki trafik durmuştu.

Çin bu koridorun öneminin farkındaydı ve onu yeniden açmak istiyordu. Ancak öncelikle güvenlik durumunun zayıf olması ve terör gruplarının varlığı ve daha sonra da ABD'nin Afganistan'ı işgal etmesi Çin'in hayalinin gerçekleşmesine uzun süre engel olmuştu.

Afganistan Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre bugün maliyeti 369 milyon Afgan lirası tutan bu yolun inşaat projesinin açılışı yapılıyor.

Afgan yetkililer, bu projenin Çin'e kolayca ulaşmak için kısa ve alternatif bir kara yolu sağlamasını, ayrıca ülkeye ekonomik ve turizm açısından birçok fayda getirmesini umuyor.

Independent Urdu, Vahan Koridoru'nun yeniden açılmasını, bunun Çin ile Afganistan arasındaki ikili ticaret üzerindeki sonuçları ile bunu geliştirme fırsatlarını ve ayrıca Afganistan'ın doğrudan Çin ile bağlantılı olmasının ardından bunun komşu Pakistan üzerinde yaratacağı etkileri tartışmak üzere bir dizi analistle konuştu.

Taliban ekonomiyi iyileştirme konusunda ciddi

Askeri analist emekli Albay Ayaz Han, en önemli şeyin, Taliban'ın geçen yüzyılda kimsenin başaramadığı bir şeyi başarmış olması, yani ekonomik koşulları iyileştirmesi olduğunu söyledi.

Analiste göre, bu doğrultuda Taliban, Vahan Koridoru'nu ticarete açmaya karar verdi ve bunu sağlamak için Çin'in endişelerini gidererek ticaret için uygun bir atmosfer oluşturdu.

Ayaz Han açıklamasının devamında "Hem Çin hem de Afganistan, Vahan ticaret koridorunun öneminin farkındaydı. Pekin, Afganistan'a ulaşmak için güvenli bir rota istiyordu. Ancak güvenlik nedenlerinin yanı sıra hükümet değişiklikleri ve istikrarsız koşullar, Afgan hükümetlerinin koridordan faydalanmasını ve Çin'in bu koridorla alakadar olmasını engelledi" ifadelerini kullandı.

Ayaz Han "Çin, Tacikistan veya Pakistan üzerinden Afganistan'a ulaşabilir. Ancak bu yollar çok külfetli olmasının yanı sıra uzun ve engebeli. Ayrıca Çin için faydasız ve güvensiz" dedi.

Profesör Lütfurrahman da Çin'in Afganistan'a alternatif bir rota olması için bu proje üzerinde çalışmaya başladığını söyleyerek bu görüşü destekliyor.

Profesöre göre Afganistan'a daha yakın bir kara yolu oluşturan Vahan Koridoru'nun aksine eski yollar uzun zaman alıyor.

Burada, Çin'in uzun zaman önce Tacikistan'a bir yol inşa ettiğini ve Tacikistan'dan Tahran'a ve diğer ülkelere doğru demiryolları uzattığını belirtmekte fayda var.

Ayaz Han, bu projenin Pakistan açısından doğuracağı sonuçlarla ilgili olarak, "İslamabad, projeyle ilgili endişelerini dile getirmek yerine Vahan Koridoru'ndan faydalanmaya bakmalı" dedi.

Han ayrıca bu projenin tamamlanmasının Pakistan'da Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru'na (CPEC) bağlılığı azaltacağını da itiraf etti.

Han "Pakistan'ın, Çitral'daki Brugel bölgesi üzerinden Vahan'a kolayca ulaşabileceğini ve bunun, Pakistan'ın Tacikistan ve Orta Asya ülkeleriyle iletişimini sürdürmesine yardımcı olacağını" sözlerine ekledi.

Çin-Afganistan ilişkileri

Taliban'ın Afganistan'da iktidara gelmesinin ardından Çin-Afgan ilişkileri yeni bir yön aldı.

Pakistan, Afganistan ve Çin medyasına göre Pekin, Afganistan'a büyükelçi atamanın yanı sıra maden anlaşmasını yenileyerek ve Vahan vilayetinde Afganistan'a giden bir yol inşa etmeye yönelik projesini başlatarak önceliklerini ve gelecek politikalarını da netleştirmiş oldu.

Yerel ve uluslararası basında çıkan haberlere göre Çin, Pakistan'da yaşanan siyasi istikrarsızlık ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasının ardından dünyayı ve Çin'i vuran ekonomik bozulma nedeniyle Afganistan'a yöneliyor.

Vahan Koridoru, binlerce yıldır ticaret ve geçişler için kullanılıyor / Fotoğraf: Wikipedia
Vahan Koridoru, binlerce yıldır ticaret ve geçişler için kullanılıyor / Fotoğraf: Wikipedia

Peşaver Üniversitesi'ne bağlı Araştırmalar Merkezi Bölümü'nün eski müdürü Profesör Serefraz Han'a göre, Çin'in Pakistan ile ilgili endişesinin tek nedeni ekonomideki bozulma değil.

Pekin daha ziyade ABD ile rekabetini ve husumetini dikkate alarak jeopolitik bir plan yapıyor.

Serefraz "Pakistan, Uluslararası Para Fonu (IMF) kredileri ve ABD politikaları nedeniyle ABD baskısına uğrayabilir. Bu nedenle İslamabad'daki yeni hükümetin Çin'e karşı ABD'yi tercih etmesi olası. Bu değişikliklerin ışığında, Çin'in CPEC projesini sürdürmek ve ekonomik koşullarını iyileştirmek için alternatif yollara ihtiyacı var" dedi.

Serefraz sözlerine şöyle devam etti:

Çin, ABD'nin baskısıyla Pakistan'ın ekonomik koridora erişimi engelleyebileceğini düşünüyor. Ancak yeni Vahan Koridoru, Çin'in İran'daki Çabahar Limanı üzerinden Pakistan'ın Gvadar Limanı'na erişmesini sağlayacak. Çin'in Afganistan üzerinden Çabahar Limanı'na ulaşması durumunda Gvadar Limanı'na ulaşması gerekmeyeceğini söyleyen başka bir teori daha var, ki bu oldukça endişe verici bir durum.

Profesör Serefraz'a göre Çin, Vahan Koridoru'ndan pek çok fayda elde edecek. Zira yalnızca alternatif bir rota elde etmekle kalmayacak, aynı zamanda bakır, lityum, kömür ve diğer madenlere de yeniden erişim sağlayacak.

Profesör "Bu koridor Afganistan'ın Pakistan'a bağımlılığını azaltacak, ki bu durumdan İslamabad hiç hoşlanmayacak. Öte yandan Çin, Pakistan'a ihtiyaç duymadan mallarını doğrudan Afganistan'a ulaştıracak. Bu da Pakistan'ın mali kaybına neden olacak" dedi.

Çin-Pakistan ilişkisi hakkında konuşan profesör, "İslamabad, Pekin'i yakın bir dostu olarak görüyor. Ancak bu dostluğun Pakistan'dan çok Çin'e faydası oldu. Zira Pakistan, Çin'den her yıl milyarlarca dolar değerinde mal ithal ederken, ihracatı düşük kalıyor. Yeni koridor nedeniyle Pakistan'ın durumu daha da kötüleşecek" değerlendirmesinde bulundu.

Profesör Serefraz, sözlerini şöyle noktaladı:

Yeni koridor, Afganistan'ı ticari olarak Pakistan'dan tamamen bağımsız hale getirmeyecek ancak ekonomisini güçlendirmenin başka bir yolunu bulmasını sağlamış olacak. Pakistan geçmişte Taliban'ın destekçisiydi. Taliban'ın da tıpkı Afgan halkı gibi Pakistan'da hâlâ evleri ve akrabaları var. Üstelik Pakistan, Afganlar için tedavi ve yurtdışına seyahat noktasında en yakın rotayı temsil ediyor.

 

 

Independent Urdu - Independent Türkçe



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.