Afganistan'ın kendisini Çin'e bağlayan terkedilmiş bir koridoru yeniden canlandırmasının sebebi ne?

Binlerce yıl öncesine dayanan ve antik İpek Yolu'nun bir parçası olan bu yol Kabil'e ekonomik ve turizm açısından faydalar getirecekken İslamabad'a ise endişeler getiriyor

Çin, ABD yayılımına karşı koyma planı doğrultusunda Afganistan'a yöneliyor / Fotoğraf: Wikipedia
Çin, ABD yayılımına karşı koyma planı doğrultusunda Afganistan'a yöneliyor / Fotoğraf: Wikipedia
TT

Afganistan'ın kendisini Çin'e bağlayan terkedilmiş bir koridoru yeniden canlandırmasının sebebi ne?

Çin, ABD yayılımına karşı koyma planı doğrultusunda Afganistan'a yöneliyor / Fotoğraf: Wikipedia
Çin, ABD yayılımına karşı koyma planı doğrultusunda Afganistan'a yöneliyor / Fotoğraf: Wikipedia

Anila Halid 

Yaklaşık bir asırlık terk edilmişliğin ardından Afganistan'ın Bedahşan vilayetini Çin'e bağlayan 50 kilometrelik yeni ticaret yolu projesinin 17 Eylül'de açılışı yapıldı.

Bu, Taliban hükümetinin ilk büyük başarısını teşkil ettiği gibi aynı zamanda Pekin için de büyük bir başarı sayılıyor.

Koridorun üç ülkeyle (Çin, Pakistan ve Tacikistan) sınırı olan Bedahşan vilayetinde yer alması nedeniyle proje sahası birden fazla ülkenin sınırlarını kapsıyor.

Bu vilayette Pakistan ile Tacikistan sınırları arasında, Pakistan'ı Orta Asya ülkelerinden ayıran ve bir yandan da Çin sınırlarına kadar uzanan dar bir Afgan şeridi bulunuyor. Bu, binlerce yıl öncesine dayanan bir yol teşkil ediyor.

Tarihçiler, Vahan Koridoru olarak adlandırılan bu yolun Hindistan'ı Çin'e bağlayan antik İpek Yolu'nun bir parçası olduğunu, ünlü gezgin Marco Polo tarafından da kullanıldığını ve Budizm'in yayılma yolu olduğunu söylüyorlar.

Vahan Yolu'nun rotasını gösteren bir harita / Fotoğraf: Wikipedia
Vahan Yolu'nun rotasını gösteren bir harita / Fotoğraf: Wikipedia

Hindistan'daki İngiliz yönetimi sırasında 1893 Antlaşması (1895'te yürürlüğe girdi) uyarınca Durand Hattı çizilmişti.

Vahan vilayeti, Sovyetler Birliği ile İngiltere'nin kontrolündeki bölgeler arasında tampon bölge haline gelmiş ve bu bölünme sonucunda Vahan Koridoru'ndaki trafik durmuştu.

Çin bu koridorun öneminin farkındaydı ve onu yeniden açmak istiyordu. Ancak öncelikle güvenlik durumunun zayıf olması ve terör gruplarının varlığı ve daha sonra da ABD'nin Afganistan'ı işgal etmesi Çin'in hayalinin gerçekleşmesine uzun süre engel olmuştu.

Afganistan Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre bugün maliyeti 369 milyon Afgan lirası tutan bu yolun inşaat projesinin açılışı yapılıyor.

Afgan yetkililer, bu projenin Çin'e kolayca ulaşmak için kısa ve alternatif bir kara yolu sağlamasını, ayrıca ülkeye ekonomik ve turizm açısından birçok fayda getirmesini umuyor.

Independent Urdu, Vahan Koridoru'nun yeniden açılmasını, bunun Çin ile Afganistan arasındaki ikili ticaret üzerindeki sonuçları ile bunu geliştirme fırsatlarını ve ayrıca Afganistan'ın doğrudan Çin ile bağlantılı olmasının ardından bunun komşu Pakistan üzerinde yaratacağı etkileri tartışmak üzere bir dizi analistle konuştu.

Taliban ekonomiyi iyileştirme konusunda ciddi

Askeri analist emekli Albay Ayaz Han, en önemli şeyin, Taliban'ın geçen yüzyılda kimsenin başaramadığı bir şeyi başarmış olması, yani ekonomik koşulları iyileştirmesi olduğunu söyledi.

Analiste göre, bu doğrultuda Taliban, Vahan Koridoru'nu ticarete açmaya karar verdi ve bunu sağlamak için Çin'in endişelerini gidererek ticaret için uygun bir atmosfer oluşturdu.

Ayaz Han açıklamasının devamında "Hem Çin hem de Afganistan, Vahan ticaret koridorunun öneminin farkındaydı. Pekin, Afganistan'a ulaşmak için güvenli bir rota istiyordu. Ancak güvenlik nedenlerinin yanı sıra hükümet değişiklikleri ve istikrarsız koşullar, Afgan hükümetlerinin koridordan faydalanmasını ve Çin'in bu koridorla alakadar olmasını engelledi" ifadelerini kullandı.

Ayaz Han "Çin, Tacikistan veya Pakistan üzerinden Afganistan'a ulaşabilir. Ancak bu yollar çok külfetli olmasının yanı sıra uzun ve engebeli. Ayrıca Çin için faydasız ve güvensiz" dedi.

Profesör Lütfurrahman da Çin'in Afganistan'a alternatif bir rota olması için bu proje üzerinde çalışmaya başladığını söyleyerek bu görüşü destekliyor.

Profesöre göre Afganistan'a daha yakın bir kara yolu oluşturan Vahan Koridoru'nun aksine eski yollar uzun zaman alıyor.

Burada, Çin'in uzun zaman önce Tacikistan'a bir yol inşa ettiğini ve Tacikistan'dan Tahran'a ve diğer ülkelere doğru demiryolları uzattığını belirtmekte fayda var.

Ayaz Han, bu projenin Pakistan açısından doğuracağı sonuçlarla ilgili olarak, "İslamabad, projeyle ilgili endişelerini dile getirmek yerine Vahan Koridoru'ndan faydalanmaya bakmalı" dedi.

Han ayrıca bu projenin tamamlanmasının Pakistan'da Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru'na (CPEC) bağlılığı azaltacağını da itiraf etti.

Han "Pakistan'ın, Çitral'daki Brugel bölgesi üzerinden Vahan'a kolayca ulaşabileceğini ve bunun, Pakistan'ın Tacikistan ve Orta Asya ülkeleriyle iletişimini sürdürmesine yardımcı olacağını" sözlerine ekledi.

Çin-Afganistan ilişkileri

Taliban'ın Afganistan'da iktidara gelmesinin ardından Çin-Afgan ilişkileri yeni bir yön aldı.

Pakistan, Afganistan ve Çin medyasına göre Pekin, Afganistan'a büyükelçi atamanın yanı sıra maden anlaşmasını yenileyerek ve Vahan vilayetinde Afganistan'a giden bir yol inşa etmeye yönelik projesini başlatarak önceliklerini ve gelecek politikalarını da netleştirmiş oldu.

Yerel ve uluslararası basında çıkan haberlere göre Çin, Pakistan'da yaşanan siyasi istikrarsızlık ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasının ardından dünyayı ve Çin'i vuran ekonomik bozulma nedeniyle Afganistan'a yöneliyor.

Vahan Koridoru, binlerce yıldır ticaret ve geçişler için kullanılıyor / Fotoğraf: Wikipedia
Vahan Koridoru, binlerce yıldır ticaret ve geçişler için kullanılıyor / Fotoğraf: Wikipedia

Peşaver Üniversitesi'ne bağlı Araştırmalar Merkezi Bölümü'nün eski müdürü Profesör Serefraz Han'a göre, Çin'in Pakistan ile ilgili endişesinin tek nedeni ekonomideki bozulma değil.

Pekin daha ziyade ABD ile rekabetini ve husumetini dikkate alarak jeopolitik bir plan yapıyor.

Serefraz "Pakistan, Uluslararası Para Fonu (IMF) kredileri ve ABD politikaları nedeniyle ABD baskısına uğrayabilir. Bu nedenle İslamabad'daki yeni hükümetin Çin'e karşı ABD'yi tercih etmesi olası. Bu değişikliklerin ışığında, Çin'in CPEC projesini sürdürmek ve ekonomik koşullarını iyileştirmek için alternatif yollara ihtiyacı var" dedi.

Serefraz sözlerine şöyle devam etti:

Çin, ABD'nin baskısıyla Pakistan'ın ekonomik koridora erişimi engelleyebileceğini düşünüyor. Ancak yeni Vahan Koridoru, Çin'in İran'daki Çabahar Limanı üzerinden Pakistan'ın Gvadar Limanı'na erişmesini sağlayacak. Çin'in Afganistan üzerinden Çabahar Limanı'na ulaşması durumunda Gvadar Limanı'na ulaşması gerekmeyeceğini söyleyen başka bir teori daha var, ki bu oldukça endişe verici bir durum.

Profesör Serefraz'a göre Çin, Vahan Koridoru'ndan pek çok fayda elde edecek. Zira yalnızca alternatif bir rota elde etmekle kalmayacak, aynı zamanda bakır, lityum, kömür ve diğer madenlere de yeniden erişim sağlayacak.

Profesör "Bu koridor Afganistan'ın Pakistan'a bağımlılığını azaltacak, ki bu durumdan İslamabad hiç hoşlanmayacak. Öte yandan Çin, Pakistan'a ihtiyaç duymadan mallarını doğrudan Afganistan'a ulaştıracak. Bu da Pakistan'ın mali kaybına neden olacak" dedi.

Çin-Pakistan ilişkisi hakkında konuşan profesör, "İslamabad, Pekin'i yakın bir dostu olarak görüyor. Ancak bu dostluğun Pakistan'dan çok Çin'e faydası oldu. Zira Pakistan, Çin'den her yıl milyarlarca dolar değerinde mal ithal ederken, ihracatı düşük kalıyor. Yeni koridor nedeniyle Pakistan'ın durumu daha da kötüleşecek" değerlendirmesinde bulundu.

Profesör Serefraz, sözlerini şöyle noktaladı:

Yeni koridor, Afganistan'ı ticari olarak Pakistan'dan tamamen bağımsız hale getirmeyecek ancak ekonomisini güçlendirmenin başka bir yolunu bulmasını sağlamış olacak. Pakistan geçmişte Taliban'ın destekçisiydi. Taliban'ın da tıpkı Afgan halkı gibi Pakistan'da hâlâ evleri ve akrabaları var. Üstelik Pakistan, Afganlar için tedavi ve yurtdışına seyahat noktasında en yakın rotayı temsil ediyor.

 

 

Independent Urdu - Independent Türkçe



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.