Ankara'da bombalı terör saldırısı

Fotoğraf: Ahmet Okur - AA
Fotoğraf: Ahmet Okur - AA
TT

Ankara'da bombalı terör saldırısı

Fotoğraf: Ahmet Okur - AA
Fotoğraf: Ahmet Okur - AA

İçişleri Bakanı Yerlikaya, "Emniyet Genel Müdürlüğü kapısı önüne hafif ticari araçla gelen 2 terörist bombalı saldırı eyleminde bulunmuş, teröristlerden biri kendini patlatmıştır." açıklamasında bulundu.

İçişleri Bakanlığının Kızılay binası önünde patlama sesi duyuldu, ardından da silah sesleri geldi.

İçişleri Bakanlığı binası yakınlarında duyulan patlama sesinin ve silah seslerinin ardından emniyet güçleri bölgede geniş güvenlik önlemi aldı.

TBMM Çankaya kapısına da yakın bir noktada duyulan patlama sesi nedeniyle Atatürk Bulvarı trafiğe kapatıldı.

Özel harekat polisleri de olay yerine intikal etti. İtfaiye ve sağlık ekipleri de olay yerinde bulunuyor.

İçişleri Bakanı Yerlikaya, Ankara'daki terör saldırısıyla ilgili, "Cumhurbaşkanı'mız anbean takip ediyor, bilgileri arz ettik, talimatlarını aldık" dedi

Bakan ayrıca, sosyal medya hesabından şu ifadeleri paylaştı:

İçişleri Bakanlığımız Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önünde meydana gelen hain terör saldırı girişiminde yaralanan kahraman polislerimiz Alim Reis Demirel ve Erkan Karataş’ın tedavileri devam etmektedir. Çok şükür hayati tehlikeleri bulunmuyor. Kahramanlarımıza acil şifalar diliyorum. Terörle, onların işbirlikçileriyle, zehir tacirleriyle, çetelerle, organize suç örgütleriyle mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. 

Bakan Yerlikaya'dan ilk açıklama

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Emniyet Genel Müdürlüğü kapısı önüne hafif ticari araçla gelen 2 terörist bombalı saldırı eyleminde bulunmuş, teröristlerden biri kendini patlatmıştır." açıklamasında bulundu.

Emniyet Genel Müdürlüğüne yönelik bombalı saldırıya yayın yasağı getirildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet Genel Müdürlüğüne yönelik bombalı saldırıya ilişkin soruşturma başlatıldığını, olayla ilgili haberlere erişim engeli ve yayın yasağı kararı verildiğini açıkladı.

Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, "1 Ekim 2023 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısına, teröristler tarafından yapılan saldırı nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır. Gerçekleştirilen saldırı olayına ilişkin olarak Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince erişim engeli ve yayın yasağı kararı verilmiştir." bilgisi verildi.

Bakan Tunç: Terör saldırısını lanetliyorum 

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara'daki terör saldırısını lanetledi.

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen terör saldırısında yaralı polislere acil şifalar dileyen Tunç, şunları kaydetti:

Hain saldırı ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca derhal adli soruşturma başlatılmıştır. Olayla ilgili görevlendirilen Başsavcıvekili koordinasyonunda soruşturma tüm yönleriyle geniş çaplı şekilde sürdürülecektir. Bu saldırılar Türkiye'nin terörle mücadelesine hiçbir şekilde engel olamayacaktır. Terörle mücadelemiz daha da kararlı bir şekilde devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Kılıçdaroğlu: Terör bir insanlık suçudur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'daki terör saldırısına ilişkin, "Terör bir insanlık suçudur. Kimden ve nereden gelirse gelsin ülke olarak hep beraber mücadele edeceğiz, hain emellere asla fırsat vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

Ankara'da meydana gelen hain terör saldırısında yaralanan emniyet mensuplarımıza acil şifalar diliyorum. Terör bir insanlık suçudur. Kimden ve nereden gelirse gelsin ülke olarak hep beraber mücadele edeceğiz, hain emellere asla fırsat vermeyeceğiz. Geçmiş olsun Türkiye'm.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Kılıç, Ankara'daki terör saldırısını kınadı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Ankara'daki terör saldırısını lanetleyerek, "Terör saldırıları amaçlarına hiçbir zaman ulaşamayacaktır. Terörün her türlüsüyle etkin mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir." ifadelerini kullandı.

Kılıç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, terör saldırısını lanetleyerek, yaralı güvenlik görevlilerine acil şifalar diledi.

Akif Çağatay Kılıç, "Terör saldırıları amaçlarına hiçbir zaman ulaşamayacaktır. Terörün her türlüsüyle etkin mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir." değerlendirmesini yaptı.

İletişim Başkanı Altun: Terörün Türkiye siyasetini dizayn etmesine asla müsaade etmeyeceğiz

Fahrettin Altun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanlığı önündeki terör saldırısı girişiminde hafif yaralanan emniyet mensuplarına, bakanlığa ve Ankara'ya geçmiş olsun dileklerini iletti.

İki teröristin etkisiz hale getirildiği saldırı girişimi sonrası gerekli tahkikat ve çalışmaların ilgili kurumlarca titizlikle yürütüldüğünü belirten Altun, şunları kaydetti:

Tüm benzeri süreçlerde olduğu gibi bu süreçte de vatandaşlarımızın dezenformasyon faaliyetlerine karşı duyarlı olmalarını, resmi kaynaklardan yapılan bilgilendirmelere itibar etmelerini önemle rica ediyoruz. Medyamızın da konuya ilişkin haber faaliyetlerine sorumluluk bilinci içerisinde devam etmelerinin önemini bir kez daha vurgulamak isteriz. Terörün Türkiye siyasetini dizayn etmesine asla müsaade etmeyecek, terörle mücadelemizi her alanda sürdüreceğiz.

Ankara'daki terör saldırısına ilişkin provokatif paylaşımlara itibar edilmemesi istendi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezince, Ankara'daki terör saldırısına yönelik paylaşımlara ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, "İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önünde gerçekleştirilmeye çalışılan ve görevli polislerin dikkati sayesinde anında müdahale edilen terör saldırısıyla ilgili gerekli soruşturma devam etmektedir. Olaya ilişkin yalnızca resmi kaynakların açıklamalarını dikkate alınız, provokatif paylaşımlara itibar etmeyiniz." ifadeleri kullanıldı.



Elon Musk’la Pentagon arasında Starlink zammı tartışması

ABD ordusu, İran'ın Şahid drone'larıyla başa çıkabilmek için düşük maliyetli LUCAS'ları geliştirmişti (CENTCOM)
ABD ordusu, İran'ın Şahid drone'larıyla başa çıkabilmek için düşük maliyetli LUCAS'ları geliştirmişti (CENTCOM)
TT

Elon Musk’la Pentagon arasında Starlink zammı tartışması

ABD ordusu, İran'ın Şahid drone'larıyla başa çıkabilmek için düşük maliyetli LUCAS'ları geliştirmişti (CENTCOM)
ABD ordusu, İran'ın Şahid drone'larıyla başa çıkabilmek için düşük maliyetli LUCAS'ları geliştirmişti (CENTCOM)

Elon Musk'ın SpaceX firmasıyla ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) arasında Starlink terminalleriyle ilgili ücret anlaşmazlığı yaşanmış.

Reuters, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırıları başlatmasından birkaç hafta sonra SpaceX yöneticilerinin Pentagon yetkilileriyle görüştüğünü yazıyor.

Amerikan ordusu, İran'daki saldırılarda LUCAS drone'larından kullanıyor. İran'ın Şahid'lerine benzeyen bu insansız hava araçları (İHA) SpaceX'in uydu terminallerine bağlı çalışıyor.

Toplantıda SpaceX yöneticileri, Pentagon'un her bir terminal bağlantısı için aylık yaklaşık 5 bin dolar ödediğini ancak gerçekte kullanılan hizmetin aylık yaklaşık 25 bin dolarlık "havacılık sınıfı" aboneliğine denk geldiğini savundu.

Musk'ın firması, Starlink bağlantısının devam etmesi için paketin yükseltilmesini istedi.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklara göre Pentagon ise hizmetin bu tarifeden ücretlendirilmesine karşı çıktı.

Ancak Savunma Bakanlığı'nın, İran'a yönelik saldırıları yoğunlaştırdığı dönemde bu artışı kabul etmek zorunda kaldığı savunuluyor. Bu da LUCAS drone'larının maliyetini yaklaşık iki katına çıkarmış.

Haberde, Pentagon'un SpaceX'e bağımlılığının giderek arttığına, Musk'ın da ABD ulusal güvenliğinin kritik bir alanındaki nüfuzunu artırdığına dikkat çekiliyor. Üstelik bu durumun, SpaceX'in tarihin en büyük halka arzlarından birine hazırlanırken gelirlerini artırmaya çalıştığı bir dönemde yaşandığına işaret ediliyor.

Musk, X'teki paylaşımında Amerikan ordusunun Starlink'leri değil, 2023'te SpaceX'le yapılan anlaşma kapsamında "Starshield" terminallerini kullandığını belirtti. Ancak ücret tarifesiyle ilgili anlaşmazlıklar hakkında yorum yapmadı.

Reuters'ın aktardığına göre Starshield, hem ticari Starlink uydularına hem de yine Starshield diye adlandırılan ayrı ve daha güvenli bir uydu ağına bağlanabiliyor.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell de X'ten yaptığı açıklamada iddiaları yalanlarken herhangi bir detay paylaşmadı. Musk'ın firmasının Pentagon'un "önemli bir ortağı olmayı sürdürdüğünü" ifade etti.

Independent Türkçe, Reuters, ABC


Dondurulmuş varlıklar, ABD ile İran arasındaki uzlaşma sürecini zorlaştırıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan’ın başkenti Erivan’daki Zvartnots Uluslararası Şarku’l Avsat
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan’ın başkenti Erivan’daki Zvartnots Uluslararası Şarku’l Avsat
TT

Dondurulmuş varlıklar, ABD ile İran arasındaki uzlaşma sürecini zorlaştırıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan’ın başkenti Erivan’daki Zvartnots Uluslararası Şarku’l Avsat
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan’ın başkenti Erivan’daki Zvartnots Uluslararası Şarku’l Avsat

ABD ile İran arasındaki müzakereler, İranlı müzakere heyetinin dün Doha’da gerçekleştirdiği temasların ardından Tahran’a dönmesiyle kritik bir aşamaya girdi. Görüşmelerde, dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına yönelik mekanizmaların ele alındığı belirtilirken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Güney İran’daki son ABD saldırılarına ve Tahran’ın ateşkes ihlali suçlamalarına rağmen taraflar arasında günler içinde anlaşmaya varılmasının hâlâ mümkün olduğunu söyledi.

İran devlet televizyonu, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlığındaki heyetin, Katarlı yetkililerle yapılan görüşmelerin ardından Tahran’a döndüğünü duyurdu.

Kalibaf’ın, savaşı sona erdirmeye yönelik mutabakat taslağına son şeklin verilmesi amacıyla pazartesi günü üst düzey bir heyetle Doha’ya gittiği belirtildi. Heyette Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin de yer aldığı kaydedildi.

Görüşmelerin, savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve başta İran’ın nükleer programı olmak üzere daha karmaşık dosyalar üzerinde kapsamlı müzakere sürecinin yeniden başlatılmasını içeren ön mutabakat metni üzerinde yoğunlaştığı ifade edildi.

Ancak Washington’un ‘meşru müdafaa’ kapsamında sürat tekneleri ve füze mevzilerini hedef aldığını açıkladığı son saldırılar, ateşkesin kırılganlığını yeniden gündeme taşıdı. Buna rağmen Tahran ve Washington tarafı, müzakerelerin devam etme ihtimaline ilişkin açıklamalarını sürdürdü.

Rubio, dün sabah Hindistan’ın Caypur kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Katar’da görüşmeler gerçekleştirildiğini belirterek, “Herhangi bir ilerleme kaydedip kaydedemeyeceğimizi göreceğiz. İlk taslak metindeki belirli maddeler üzerinde çok sayıda tartışma yürütülüyor. Bu nedenle sürecin birkaç gün alacağını düşünüyorum” dedi.

Rubio, “Başkan anlaşmaya varma isteğini ortaya koydu. Ya iyi bir anlaşma yapılır ya da hiç anlaşma yapılmaz” ifadelerini kullandı.

Hürmüz Boğazı’nın açık kalması gerektiğini vurgulayan Rubio, “Boğazlar bir şekilde açık olacaktır, dolayısıyla açık kalmalıdır” dedi. Rubio, Hürmüz Boğazı’nda yaşananları ise ‘hukuka aykırı, gayrimeşru, dünya açısından sürdürülemez ve kabul edilemez’ olarak nitelendirdi.

Doha istasyonu

İran tarafına yakın kaynaklar ise müzakerelerin mali boyutuna ilişkin yeni ayrıntılar paylaştı.Şarku'l Avsat'ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakınlığıyla bilinen Tesnim Haber Ajansı'ndan aktardığına göre müzakere heyetine yakın bir kaynak, Kalibaf’ın Katar’daki temaslarında olası anlaşmanın ilk aşamasında 12 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılma mekanizmasını görüştüğünü belirtti. Haberde, 14 maddeden oluşan mutabakat taslağının, müzakere süreci boyunca toplam yaklaşık 24 milyar dolarlık dondurulmuş İran varlığının aşamalı olarak serbest bırakılmasını öngördüğü ifade edildi.

Kaynak, Tahran yönetiminin söz konusu miktarın yarısının mutabakatın ilan edilmesiyle birlikte erişime açılmasını, kalan kısmın ise 60 gün içinde aktarılmasını talep ettiğini ifade etti. Kalibaf’ın Katar ziyaretinin de ilk aşamada serbest bırakılması planlanan 12 milyar doların nasıl aktarılacağı ve buna ilişkin engellerin nasıl aşılacağı konularını ele almak amacıyla gerçekleştirildiği kaydedildi.

Kaynak ayrıca, Güney Kore ve Katar’daki İran varlıklarının daha önce serbest bırakılması sürecinde yaşanan deneyimlerin, Tahran’ı uygulama aşamalarını daha dikkatli takip etmeye yönelttiğini söyledi. Aynı kaynak, önceki süreçlerde yaşanan karmaşık durumların tekrar etmemesi için gerekli önlemlerin alındığını ve Katar’daki görüşmelerin bu konuda ‘olumlu sonuçlar’ verdiğini belirtti.

Tesnim’e konuşan kaynak, “Katar’daki müzakereler genel olarak olumlu geçti ve geniş kapsamlı görüşmelerde ilerleme sağlanmasına katkıda bulundu” dedi. Ancak Tahran yönetiminin sürece ‘son derece temkinli’ yaklaştığını vurgulayan kaynak, ABD’yi ‘taahhütlerine sadık kalmayan taraf’ olarak nitelendirdi.

Öte yandan Katar, İsrail basınında yer alan ve Doha yönetiminin İran’a ABD ile barış anlaşmasını garanti altına almak amacıyla 12 milyar dolarlık kredi teklif ettiği yönündeki haberleri yalanladı.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, Doha’nın İran’a 12 milyar dolar ‘teklif ettiğine’ ilişkin iddiaların ‘asılsız ve gerçeği yansıtmayan’ haberler olduğunu söyledi. Ensari, söz konusu haberlerin, ‘anlaşmayı sabote etmeyi ve bölgede tansiyonu düşürmeye yönelik diplomatik çabaları baltalamayı amaçlayan taraflar’ tarafından yayıldığını ifade etti.

İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (Arşiv-DPA)İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (Arşiv-DPA)

Bir başka bilgi sahibi kaynak ise el-Ensari’nin, Doha yönetiminin İran ile ABD arasındaki mutabakatı güvence altına almak için mali destek sağlamadığı yönündeki açıklamalarını değerlendirerek, “Katarlı yetkililerin açıklamaları genel olarak yanlış değil” ifadesini kullandı.

İran’ın geçmiş deneyimleri nedeniyle söz konusu varlıkların geri alınması konusunda ‘son derece hassas ve kararlı’ davrandığını belirten kaynak, Tahran’ın süreci sıkı biçimde takip ettiğini ifade etti.

Tesnim, İran heyetinin Doha ziyaretinin, olası mutabakatın ilk aşamasında dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasını sağlama amacı taşıdığını yazdı. Haberde, İran’ın ABD tarafına güvenmemesi nedeniyle süreç içerisinde bu varlıkların bir bölümünün fiilen serbest bırakılmasında ısrarcı olduğu, böylece somut kazanım ve kesin sonuç elde etmeyi hedeflediği belirtildi.

Ajans, konunun taşıdığı önem nedeniyle müzakere heyeti başkanı sıfatıyla Kalibaf’ın süreci bizzat takip etmek üzere Doha’ya gittiğini ve Katar Emiri ile görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı. Tesnim’e konuşan bir kaynak, görüşmeler sırasında ‘ilerleme sağlandığını’ ve müzakerelerde ‘ileri yönlü adımlar atıldığını’ söyledi.

Dondurulmuş varlıklar

İran’ın yurt dışındaki dondurulmuş varlıklarının toplam miktarına ilişkin veriler farklılık gösteriyor. Resmî olmayan bazı tahminlerde bu miktarın 100 ila 120 milyar dolar arasında olduğu ifade ediliyor.

İran Merkez Bankası’nın eski Başkanı Veliyullah Seyf, 2015 yılında nükleer anlaşmanın ilan edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, söz konusu anlaşmanın İran’a ait yaklaşık 30 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılmasını sağlayacağını söylemişti.

Mart 2022’de sonuçsuz kalan Viyana müzakereleri sırasında ise İran, Japonya ve Güney Kore’de petrol satışlarından elde edilen gelirlerinden dondurulan varlıkların yanı sıra Irak’tan doğalgaz ve elektrik ihracatı karşılığındaki alacaklarının serbest bırakılmasını talep etmişti. Bu miktarın yaklaşık 6 milyar dolar olduğu belirtilmişti.

İran’ın Güney Kore’deki dondurulmuş varlıklarının yaklaşık 7 milyar dolar, Japonya’dakilerin 1,6 milyar dolar ve Lüksemburg’dakilerin ise 1,5 milyar dolar düzeyinde olduğu ifade ediliyor. İran basını ise o dönemde Çin’de yaklaşık 20 milyar dolarlık İran varlığının bulunduğunu yazmıştı.

2023 yılında Güney Kore bankalarında tutulan 6 milyar dolarlık İran varlığı, İran’da tutuklu bulunan beş ABD vatandaşının serbest bırakılması karşılığında Katar’a transfer edilmişti. Ancak söz konusu fonların İran tarafından kullanımına izin verilmedi. Bunun nedeni olarak, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırının ardından başlayan Gazze savaşıyla birlikte Washington-Tahran ilişkilerinin yeniden kötüleşmesi gösterildi.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani ise Tahran yönetiminin müzakerelerde karşı karşıya olduğu sorunlardan birinin ‘ABD’nin söylemleri ile uygulamaları arasındaki çelişki’ olduğunu söyledi. Muhacerani, buna rağmen İran’ın askeri gücüne ve diplomasi ekibine güvendiklerini belirterek ‘kalıcı bir barışa’ ulaşılmasını umduklarını ifade etti.

Muhacerani ayrıca, hükümetin enflasyonu kontrol altına almaya çalıştığını, ancak uluslararası gelişmelerin enflasyon oranlarını etkilediğini söyledi. Hükümetin, bütçe disiplinini sağlayarak enflasyonu dengelemeye çalıştığını belirten Muhacerani, yaptırımlar ve küresel dalgalanmaların tüm sektörleri etkilediğini, ilaç sektörünün de bundan muaf olmadığını kaydetti.

Rubio, anlaşma ve baskı arasında

Rubio’nun açıklamaları, İran’ın ateşkesin açık ihlali olarak nitelendirdiği yeni ABD saldırılarının ardından geldi. İran Dışişleri Bakanlığı, ülkenin güneyindeki Hürmüzgan eyaletinde düzenlenen saldırıların ‘kırılgan ateşkesin açık şekilde ihlali’ anlamına geldiğini duyurdu. İran medyası da dün sabah eyalette patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

ABD tarafı ise saldırıların, mayın döşemeye çalışan sürat tekneleri ile füze fırlatma noktalarını hedef aldığını açıkladı. Saldırıların ardından konuşan Rubio, taraflar arasında anlaşmaya varılmasının hâlâ mümkün olduğunu ancak ilk taslak metindeki bazı maddeler üzerindeki görüş ayrılıkları nedeniyle sürecin ‘birkaç gün’ daha alabileceğini söyledi.

İranlı ve Amerikalı kaynaklar, savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlamasını öngören bir ön mutabakat taslağında ilerleme sağlandığını aktardı. Söz konusu çerçevede müzakerecilere, İran’ın nükleer programı da dahil olmak üzere daha karmaşık başlıkları görüşmeleri için 60 günlük süre tanınmasının planlandığı belirtildi.

İran tarafının anlatımına göre ön anlaşma, tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş düzenine ilişkin 30 günlük bir çerçeve oluşturulması ve dondurulmuş varlıkların bir kısmının serbest bırakılması yoluyla mali destek sağlanmasıyla sınırlı olacak. Nükleer program gibi daha hassas konuların ise ikinci aşamada ele alınacağı ifade edildi.

Washington’daki ABD Kongre Binası (Arşiv – Reuters)Washington’daki ABD Kongre Binası (Arşiv – Reuters)

Üst düzey bir İranlı kaynak Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran yönetiminin Katar’daki görüşmeler sırasında milyarlarca dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılmasına ilişkin maddenin mutabakat metnine dahil edilmesi için baskı yaptığını söyledi. DMO’ya yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı da bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, söz konusu varlıkların serbest bırakılması konusunun, mutabakatın tamamlanmasının önündeki ‘son ciddi anlaşmazlık noktası’ olduğunu aktardı.

Nükleer toz

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumu imha edilmek üzere ABD’ye teslim etmesini ya da uluslararası gözlemciler eşliğinde bulunduğu yerde yok etmesini beklediğini söyledi.

Trump paylaşımında, “Zenginleştirilmiş uranyum (nükleer toz) derhal ABD’ye teslim edilerek ülkeye getirilmeli ve imha edilmelidir. Ya da tercihen İran İslam Cumhuriyeti ile koordinasyon içinde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) veya benzeri bir kuruluşun gözetiminde bulunduğu yerde ya da kabul edilecek başka bir noktada yok edilmelidir” ifadelerini kullandı.

Trump, savaşın temel amacının İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum kullanarak nükleer silah üretmesini engellemek olduğunu savunuyor. Tahran yönetimi ise nükleer silah geliştirme yönünde herhangi bir planı bulunduğu iddialarını sürekli reddederken, uranyum zenginleştirmenin barışçıl ve sivil amaçlarla yürütüldüğünü belirtiyor.

Öte yandan İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, Hac sezonu dolayısıyla yaptığı konuşmada, “Saatin ibreleri geriye döndürülemez” ifadesini kullandı. Hamaney ayrıca, eski Dini Lider Ali Hamaney’in Ortadoğu’daki ABD güçlerine yönelik tehditlerini yineledi. Konuşmasında ‘Amerika’ya ölüm’ ve ‘İsrail’e ölüm’ sloganlarının tekrarlanması gerektiğini söyleyen Hamaney, İsrail’in ‘yok olacağı’ yönündeki söylemleri de yineledi. Bu açıklamalar, Trump’ın İran’a İbrahim Anlaşmaları’na katılma çağrısına dolaylı bir yanıt olarak değerlendirildi.

Aynı zamanda Hürmüz Boğazı, müzakerelerin merkezindeki başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Boğazın fiilen kapanması, petrol arzında benzeri görülmemiş bir krize yol açarken, ham petrol, yakıt, gübre ve gıda fiyatlarında sert yükselişlere neden oldu. İran ise 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarına karşılık olarak, Körfez bölgesinde ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkelere insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle saldırılar düzenledi.

Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin, savaş öncesi seviyelerin çok altına gerilediği belirtildi. ABD saldırılarına ilişkin haberlerin ardından Brent petrolün dün yaklaşık yüzde 3,5 yükselerek varil başına 99 doların üzerine çıktığı kaydedildi.

Gözler bugün Camp David başkanlık yerleşkesine çevrildi. Beyaz Saray’dan bir yetkilinin AFP’ye yaptığı açıklamaya göre Trump, İran ile yürütülen görüşmeler kritik bir aşamaya yaklaşırken burada nadir görülen bir kabine toplantısı gerçekleştirecek.

Maryland dağlarında bulunan ve önceki ABD başkanlarına kıyasla Trump’ın nadiren kullandığı Camp David yerleşkesinin tercih edilmesinin, görüşmelerin hassasiyetini yansıttığı değerlendiriliyor. New York Post gazetesi, toplantıya tüm kabine üyelerinin katılmasının beklendiğini ve İran dosyasının gündemin ana maddesini oluşturacağını yazdı. Haberde ekonomik başlıkların da ele alınacağı belirtildi.

Camp David daha önce de önemli diplomatik süreçlere ev sahipliği yapmıştı. Bunlar arasında, Jimmy Carter döneminde 1978’de Mısır ile İsrail arasında imzalanan Camp David Anlaşması ile Bill Clinton dönemindeki 2000 tarihli başarısız İsrail-Filistin zirvesi yer alıyor. Bu ziyaret, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Camp David’e gerçekleştirdiği yalnızca ikinci ziyaret olacak. İlk ziyaretin ise Haziran 2025’te ABD’nin İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılarından birkaç gün önce gerçekleştiği belirtildi.


Trump’ın Gazze’deki Barış Kurulu: “Kasa boş”

ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkese rağmen İsrail ordusu, Gazze'yi bombalamaya devam ediyor (AFP)
ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkese rağmen İsrail ordusu, Gazze'yi bombalamaya devam ediyor (AFP)
TT

Trump’ın Gazze’deki Barış Kurulu: “Kasa boş”

ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkese rağmen İsrail ordusu, Gazze'yi bombalamaya devam ediyor (AFP)
ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkese rağmen İsrail ordusu, Gazze'yi bombalamaya devam ediyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'deki Barış Kurulu beklenen yatırımları alamadı.

Trump, ocak ayında duyurduğu Barış Kurulu'na daimi üyelik için 1 milyar dolar istemişti.

Kurucuları arasında Türkiye dahil 28 ülkenin yer aldığı platforma üye bazı devletler, fona 7 milyar dolar yardım taahhüt etmişti. Trump da ABD'den 10 milyar dolarlık fon sözü vermişti.

Ancak kimliklerinin açıklanmaması şartıyla Financial Times'a konuşan yetkililer, kurul için Dünya Bankası tarafından oluşturulan finans fonunun "hiç yatırım almadığını" savunuyor.  

ABD arabuluculuğunda 10 Ekim 2025'te sağlanan ateşkes kapsamında Hamas'ın silah bırakması, İsrail ordusunun bölgeden tamamen çekilmesi ve yeni bir geçiş yönetimi altında Gazze'nin tekrar inşa edilmesi planlanıyor.

Ancak kaynaklar, bu çok aşamalı planda ilerleme kaydedilemediğini, Gazze'nin yeniden inşası için "tek bir dolar bile harcanmadığını" iddia ediyor.

Trump yönetimi adına Hamas'la müzakerelere destek olan Filistinli-Amerikalı iş insanı Bishara Bahbah, kurulun "sahada faaliyet göstermesini sağlayacak finansman alamaması" nedeniyle Gazze'de henüz çalışmaya başlamadığını söylüyor:

Gazze'ye giderlerse insanların yardım istemek için akın edeceğini biliyorlar. Ancak ellerinde ne bir araç ne de imkan var. Durum gerçekten içler acısı.

Kurulun faaliyetlerini geciktiren hukuki ve siyasi bir belirsizlik de var.

ABD'li siyasetçiler kurulun faaliyetleri ve hukuki statüsü hakkında daha fazla bilgi almak için Trump yönetimine baskı uyguluyor. Kurulun ABD fonlarından yararlanabilecek bir uluslararası kuruluş olarak kabul edilebilmesi için gerekli hukuki şartları karşılayıp karşılamadığı sorgulanıyor.

Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) kurulu "geçiş yönetimi" diye tanımlaması da hukuki sorunlara yol açıyor.

Barış Kurulu'ndan adının paylaşılmasını istemeyen bir yetkili, kuruluşun "uygun görülen bir zamanda mali durumuyla ilgili bilgilendirme yapacağını" belirtiyor. Ayrıca Dünya Bankası dahil fon için çeşitli mekanizmalar kurulduğunu ekliyor.

Kurul yetkilisi ve bir başka kaynak, fona Dünya Bankası değil JPMorgan üzerinden bağış yapıldığını iddia ediyor.

Dünya Bankası, Gazze fonunun mali durumunu bağışçılara ve yönetim kurulu üyelerine raporlamakla yükümlü olsa da, JPMorgan hesabı için buna benzer bir şart bulunmuyor.

Fas'ın fona yaklaşık 20 milyon dolar gönderdiği, bunun Barış Kurulu'nun Gazze Şeridi'nin yönetilmesi için kurduğu Filistinli teknokratlardan oluşan komitenin maaşlarının ödenmesine katkı sağlayacağı belirtiliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri de Gazze'de yeni bir polis gücü kurulması için 100 milyon dolarlık destek sağladı. Ancak konuyla ilgili iki kaynağın belirttiğine göre, program henüz başlamadı ve fonlar dondurulmuş durumda.

Independent Türkçe, Financial Times, Guardian