Üç soruda İranlı Armita Geravendi'nin durumu: 16 yaşındaki kız nasıl komaya girdi?

"Gerçeği örtbas etmeye çalışıyorlar"

Yetkililer henüz vagonun içinden görüntü yayımlamadı (IRNA / Twitter / @AlinejadMasih)
Yetkililer henüz vagonun içinden görüntü yayımlamadı (IRNA / Twitter / @AlinejadMasih)
TT

Üç soruda İranlı Armita Geravendi'nin durumu: 16 yaşındaki kız nasıl komaya girdi?

Yetkililer henüz vagonun içinden görüntü yayımlamadı (IRNA / Twitter / @AlinejadMasih)
Yetkililer henüz vagonun içinden görüntü yayımlamadı (IRNA / Twitter / @AlinejadMasih)

İran'da 16 yaşındaki Armita Geravend'in komaya girmesinin yankıları sürüyor. 

Muhalifler, genç kızın metroda “ahlak polisi” olarak da bilinen İrşad devriyeleri tarafından dövüldükten sonra komaya girdiğini iddia ediyor. Resmi kaynaklarsa bunun gerçeği yansıtmadığını ve Geravend'in rahatsızlanarak bayıldığını öne sürüyor.

1 - Devlet medyası ne diyor?

İran'ın resmi haber ajansı IRNA, Geravend'in 1 Ekim sabahı başkent Tahran'daki Şuheda Meydanı durağında metroya bindikten sonra tansiyonunun düştüğünü ve baygınlık geçirdiğini bildirdi. 

Ajans, Geravend'in metro vagonunda kafasını çarptığını, daha sonra da fenalaşarak hastaneye kaldırıldığını yazdı. 

IRNA'nın yayımladığı güvenlik kamerası kayıtlarında, iki kişi tarafından trenden baygın şekilde çıkarılırken görülüyor. Öte yandan vagonun içinden henüz bir görüntü paylaşılmadı.

Genç kızın Fecr Hastanesi'nde yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor.

2 - Muhaliflerin iddiaları neler?

Muhalifler ve hak örgütleriyse 16 yaşındaki kızın başörtüsü takmadığı için İrşad devriyeleri tarafından dövülerek komaya sokulduğunu öne sürüyor.

Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian'a konuşan ve kimliğini paylaşmayan bir görgü tanığı, Geravend'in vagona bindikten sonra kadın bir İrşad devriyesiyle tartışmaya başladığını iddia etti.

Görgü tanığı, "Çarşaflı görevli, Armita'ya bağırarak ona neden örtünmediğini sordu. Bunun üzerine Armita da ona 'Ben senden başörtünü çıkarmanı mı istiyorum? Sen neden benden örtünmemi istiyorsun?' diye karşılık verdi. Tartışma daha sonra şiddetlendi ve görevli Armita'ya saldırdı. Onu itip yere düşürdü” dedi. 

Bir başka görgü tanığıysa aynı ahlak polisinin Geravend'i hastaneye götüren ambulansın başında gördüğünü de ileri sürdü. 

İran'daki hak ihlallerini takip eden Norveç merkezli Hengaw İnsan Hakları Örgütü, Geravend'in annesi Şehin Ahmedi Geravend'in çarşamba günü Tahran polisi tarafından tutuklandığını savundu. IRNA ise iddiaların asılsız olduğunu öne sürdü. 

Hengaw, 16 yaşındaki kızın hastane odasından da görüntü paylaşmıştı (Hengaw/Reddit)
Hengaw, 16 yaşındaki kızın hastane odasından da görüntü paylaşmıştı (Hengaw/Reddit)

16 yaşındaki kızın annesi Şehin'le babası Ahmed Geravend, hastanede IRNA'ya verdiği röportajda, “Tüm görüntüleri inceledik, olay bir kazaydı” demişti.

Ancak Hengaw, Geravend ailesinin bir yakınıyla konuştuklarını, kimliği paylaşılmayan bu kişinin, söz konusu röportajın “baskı altında verildiğini” söylediğini de iddia etti. 

Tahran'daki Evin Hapishanesi'nde hükümet karşıtı propaganda suçundan hapis yatan insan hakları aktivisti Narges Muhammedi de Instagram'dan yaptığı paylaşımda, “Hükümet, Armita'yla ilgili hakikatin ortaya çıkmasını engelliyor” ifadelerini kullandı.

3 - Batı'dan nasıl tepkiler geldi?

Geravend'in komaya girmesi Batı'da da geniş yankı uyandırdı. 

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Twitter'dan paylaştığı mesajda, "İran'da bir kez daha genç bir kadın yaşam mücadelesi veriyor. Sırf metroda saçını gösterdi diye. Tahammül edilemez" ifadelerini kullandı.

ABD'nin İran Özel Temsilcisi Vekili Abram Paley de “Ahlak polisinin genç bir kıza saldırdığına dair haberler karşısında şoke olduğunu ve endişe duyduğunu" dile getirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani ise Batı'nın tepkisini “müdahaleci ve samimiyetsiz” bulduğunu belirtti.

Batı basınında olay, İran'ı ayağa kaldıran Mahsa Emini vakasıyla da birlikte anıldı. 

Geravendi, Kürt nüfusun yoğun olduğu Kirmanşah'ta dünyaya geldi. Emini de Kürdistan Eyaletin'deki Sakkız şehrinde doğmuştu.

Tahran'da 13 Eylül'de İrşad devriyeleri tarafından gözaltına alındıktan sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki Emini'nin 16 Eylül'de yaşamını yitirmesi, ülkede yönetime karşı büyük protestolara yol açmıştı.

Polis, Emini'nin sorgu sırasında sağlık sorunları nedeniyle fenalaştığını iddia etmiş, muhaliflerse genç kadının işkence görerek öldüğünü savunmuştu.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları, protestolarla ilgili son verilerini nisanda yayımladı. Buna göre eylemlerde aralarında 48 kadın ve 68 çocuğun yer aldığı en az 537 kişi yaşamını yitirdi.

Independent Türkçe



Hürmüz Boğazı’nda gerilimi tırmanıyor... İsrail Beyrut’un güney banliyösüne şiddetli saldırılarını sürdürüyor

Hürmüz Boğazı’nda gerilimi tırmanıyor... İsrail Beyrut’un güney banliyösüne şiddetli saldırılarını sürdürüyor
TT

Hürmüz Boğazı’nda gerilimi tırmanıyor... İsrail Beyrut’un güney banliyösüne şiddetli saldırılarını sürdürüyor

Hürmüz Boğazı’nda gerilimi tırmanıyor... İsrail Beyrut’un güney banliyösüne şiddetli saldırılarını sürdürüyor

İran, Hürmüz Boğazı yakınlarında en az üç gemi vurdu. İran ordusu, boğazda bulunan ABD, İsrail ve müttefiklerine ait gemilerin artık “meşru hedef” sayıldığını duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran ile savaşın “çok yakında sona ereceğini” söyledi. Trump, “Hedef alınabilecek neredeyse hiçbir şey kalmadı” ifadelerini kullanarak, Salı günü düzenlenen ABD saldırılarında 16 mayın döşeme botunun imha edildiğini ve İran’ın planlarının sekteye uğratıldığını belirtti.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, savaşın belirli bir takvime bağlı olmadığını belirterek operasyonların gerekli görüldüğü sürece devam edeceğini söyledi. Katz, “Tüm hedeflerimize ulaşıncaya ve savaşta kesin bir zafer elde edinceye kadar mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.

Lübnan cephesinde ise Hizbullah, İsrail’e karşı “el-Asf el-Ma’kûl” (Yenilmiş Fil Operasyonu) adını verdiği operasyonların başlatıldığını duyurdu. Çok sayıda roketin fırlatıldığına dair haberler gelirken, İsrail ordusu da Beyrut’un güney banliyösüne yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı.


Trump: İran'da hedef alınacak "neredeyse bir şey" kalmadı

ABD Başkanı Donald Trump, 9 Mart 2026'da Miami, Florida'da gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 9 Mart 2026'da Miami, Florida'da gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
TT

Trump: İran'da hedef alınacak "neredeyse bir şey" kalmadı

ABD Başkanı Donald Trump, 9 Mart 2026'da Miami, Florida'da gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 9 Mart 2026'da Miami, Florida'da gazetecilere açıklama yaptı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün, İran ile savaşın “yakında” sona ereceğini, çünkü “hedef alınacak pratikte hiçbir şey kalmadığını” söyledi.

Trump, Axios ile yaptığı kısa telefon görüşmesinde, "Bazı basit şeyler... Ben bitirmek istediğimde bitecek" diyerek, dün ABD'nin düzenlediği saldırılarda (Hürmüz Boğazı'nda) 16 mayın döşeme botunun imha edildiğini ve İran'ın planlarının bozulduğunu vurguladı.

ABD başkanı şöyle devam etti: “Savaş iyi gidiyor. Planladığımızdan çok daha ilerideyiz. İlk altı hafta içinde bile beklediğimizden daha fazla hasar verdik.”

Şöyle sürdürdü: “Onlar (İranlılar) gözlerini Ortadoğu'nun geri kalanına dikmişlerdi. 47 yıldır neden oldukları ölüm ve yıkımın bedelini ödüyorlar. Bedeli bu. Bu kadar kolay kurtulamayacaklar.”

Trump, operasyonunun büyük ölçüde hedeflerine ulaştığını kamuoyuna açıklamış olsa da ABD ve İsrail yetkilileri, çatışmaların ne zaman sona erdirileceğine dair herhangi bir iç talimat verilmediğini belirtiyor.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz yaptığı açıklamada, savaşın, “zaman sınırı olmaksızın, gerekli olduğu sürece, tüm hedeflerimize ulaşana ve kesin olarak kazanana kadar” devam edeceğini söyledi.

İsrailli ve Amerikalı yetkililer, en az iki hafta daha İran'a saldırı hazırlıkları yaptıklarını belirtiyorlar.


Harg Adası... İran’ın ‘dünyanın vurmaktan korktuğu’ zayıf noktası

İran’ın Harg Adası’nın uydu görüntüsü (AFP)
İran’ın Harg Adası’nın uydu görüntüsü (AFP)
TT

Harg Adası... İran’ın ‘dünyanın vurmaktan korktuğu’ zayıf noktası

İran’ın Harg Adası’nın uydu görüntüsü (AFP)
İran’ın Harg Adası’nın uydu görüntüsü (AFP)

ABD ve İsrail’in İran içindeki hedeflere yönelik yoğun saldırılarına rağmen, İran petrol ihracatının en önemli merkezi olan Harg Adası şu ana kadar saldırıların dışında kaldı. Uzmanlar, adanın hedef alınmasının küresel enerji piyasalarında ciddi bir çöküşe yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Harg Adası, Arap Körfezi’nde bulunan ve uzunluğu yaklaşık 8 kilometre olan mercan kökenli bir ada. İran ana karasından yaklaşık 43 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Ülkenin orta ve batı bölgelerindeki petrol sahalarından gelen boru hatlarının son noktası olan ada, İran petrol ihracatının ana terminali konumunda. Tesisler ilk olarak ABD’li petrol devi Amoco tarafından inşa edilmiş, ancak 1979’daki İran Devrimi sonrasında İran’ın kontrolüne geçmişti.

İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ı bu adadan gerçekleştiriliyor. Adadaki tesisler normalde günde 1,3 ila 1,6 milyon varil petrol sevkiyatı gerçekleştiriyor. Ancak yatırım bankası JPMorgan’a göre İran, ABD öncülüğünde olası bir saldırıya karşı önlem olarak şubat ortasında sevkiyat hacmini günde 3 milyon varile çıkardı. Banka ayrıca Harg Adası’nda yaklaşık 18 milyon varillik ek petrol stokunun bulunduğunu belirtti.

Washington’da adaya yönelik çeşitli senaryoların da gündeme geldiği ifade ediliyor. Axios internet sitesinin cumartesi günü yayımladığı bir habere göre ABD’li yetkililer, adanın askeri kontrol altına alınması seçeneğini de değerlendirdi.

George W. Bush döneminde Pentagon’da İran ve Irak konularında kıdemli danışmanlık yapan Michael Rubin, geçen hafta Beyaz Saray yetkilileriyle bu fikri görüştüğünü söyledi. Rubin, böyle bir adımın İran yönetimini ekonomik olarak felç edebileceğini belirterek, “Petrollerini satamazlarsa kamu çalışanlarının maaşlarını da ödeyemezler” dedi.

Şarku’l Avsat’ın İngiliz gazetesi The Guardian’dan aktardığı analizlere göre ise adanın hedef alınması, çatışma sonrasında kurulabilecek herhangi bir İran hükümetinin ekonomik geleceğini de zayıflatabilir. Uzmanlar, tesislerin son derece karmaşık yapıya sahip olması ve hızlı şekilde onarılamayacak olması nedeniyle petrol gelirlerinin yıllarca ciddi biçimde zarar görebileceğini belirtiyor.

Ancak bazı uzmanlar, adanın bombalanmasının ya da ABD güçleri tarafından kontrol altına alınmasının yalnızca İran’a zarar vermekle kalmayacağını, aynı zamanda küresel ekonomiyi ciddi bir dalgalanma sürecine sürükleyebileceğini belirtiyor. Böyle bir adımın, hâlihazırda yüksek seviyelerde bulunan petrol fiyatlarında kalıcı artışlara yol açabileceği ifade ediliyor.

Chatham House araştırma merkezinden Neil Quilliam, “Pazartesi günü 120 dolara ulaşan petrol varil fiyatının, Harg Adası hedef alınırsa 150 dolara kadar yükseldiğini görebiliriz. Bu ada küresel enerji piyasaları açısından son derece kritik” değerlendirmesinde bulundu.

Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher de Quilliam’ın görüşlerine katılarak, Harg Adası’nın yok edilmesinin ya da ciddi şekilde zarar görmesinin petrol fiyatlarında keskin bir sıçramaya yol açma riski taşıdığını ve bu artışın kısa sürede geri çekilmeyebileceğini söyledi.

Son ABD-İsrail saldırılarından önce İran’ın Harg Adası’ndan ihraç ettiği ham petrolün büyük bölümü Çin’e gönderiliyordu. Ancak küresel petrol piyasalarının birbirine bağlı yapısı nedeniyle, ihracatta yaşanacak kalıcı bir kesinti dünya genelinde fiyatları etkileyecek. Üstelik Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle çoğu Irak’tan gelen yaklaşık 3,5 milyon varil günlük petrol akışı da durma noktasına gelmiş durumda.

ABD’nin İran içinde ve çevresinde yaklaşık 5 bin hedefi vurmasına rağmen, şimdiye kadar ülkenin petrol altyapısını, özellikle de Harg Adası’nı hedef almaktan kaçındığı belirtiliyor.

İsrail ise cumartesi günü iki petrol rafinerisi ile iki depolama tesisine saldırı düzenledi. Bu saldırılar sonrasında Tahran’ın büyük bölümünde elektrik kesintileri yaşandı ve bazı sakinler durumu ‘felaket’ olarak nitelendirdi. Yoğun siyah duman başkentin üzerinde geniş bir alanı kapladı. Ancak o tarihten sonra petrol altyapısına yönelik yeni bir saldırı gerçekleşmedi.

Uzmanlar, Harg Adası gibi bir hedefe yönelik operasyonun büyük askeri güç gerektireceğini ve ciddi bir ekonomik gerilime yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle söz konusu stratejik tesisin şimdiye kadar hedef alınmamasının, olası sonuçların büyüklüğüyle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.