İsrail-Filistin olaylarına dünyadan tepkiler

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları'nın abluka altındaki Gazze Şeridi'nden İsrail'e dün başlattığı saldırının ardından Türkiye ve bazı ülkeler, itidal çağrısı yaparken Batı ülkeleri, İsrail'e destek veren açıklamalarda bulundu

Gazze'nin batısındaki El-Cela Caddesi'nde, içinde bazı hukuk büroları ve ofislerin de yer aldığı 14 katlı "Vatan" apartmanı da bombalandı (AA)
Gazze'nin batısındaki El-Cela Caddesi'nde, içinde bazı hukuk büroları ve ofislerin de yer aldığı 14 katlı "Vatan" apartmanı da bombalandı (AA)
TT

İsrail-Filistin olaylarına dünyadan tepkiler

Gazze'nin batısındaki El-Cela Caddesi'nde, içinde bazı hukuk büroları ve ofislerin de yer aldığı 14 katlı "Vatan" apartmanı da bombalandı (AA)
Gazze'nin batısındaki El-Cela Caddesi'nde, içinde bazı hukuk büroları ve ofislerin de yer aldığı 14 katlı "Vatan" apartmanı da bombalandı (AA)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile telefonda görüştü.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Fidan, mevkidaşı Blinken ile telefon görüşmesinde İsrail-Filistin'de yaşanan gelişmeleri ele aldı.

İsrail-Filistin'deki olaylarla ilgili itidal çağrısı

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının X hesabından İsrail ve Filistin'e gerilimi düşürmeleri çağrısı yapılarak, "İsrail-Filistin çatışma bölgesinde sivillere yönelik şiddeti kınıyoruz. Hem İsrail'de hem de Gazze Şeridi'nde çok sayıda sivilin trajik şekilde hayatını kaybetmesinden dolayı taziyelerimizi iletiyoruz. Durumun acilen düşürülmesi çağrısında bulunuyoruz." ifadeleri kullanıldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İsrail'deki saldırılar sonrası gelişmeleri büyük üzüntü ve kaygıyla izlediklerini belirterek, ilgili tarafları sağduyulu davranmaya çağırdı.

KKTC Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Tatar, Kıbrıs Türk halkının, her türlü terör eylemine karşı olduğunu vurgulayarak, özellikle sivilleri hedef alan silahlı saldırıların tasvip edilmesinin mümkün olmadığını bildirdi.

Yıllardır bölgenin kanayan yarası İsrail-Filistin meselesinin, Kıbrıs'ta 1974'te Mutlu Barış Harekatı ile sağlanan barış ve huzur ortamının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, ana vatan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte her zaman bölgesel ve küresel sorunların diyalog yoluyla çözülmesini desteklediklerine dikkati çekti.

Bölgedeki güçlü devlet Türkiye'nin çatışma sürecinin barış yoluyla çözümüne katkı sağlayabileceğini belirten Tatar, ilgili tarafların, savaşların kazananının olmadığı gerçeğiyle hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.

Tatar, "Çatışmalarda sivil can kayıpları yaşanıyor. Bir an önce bunun önüne geçilmesi ve sorunun müzakere yoluyla çözümlenmesi gerekiyor." ifadesini kullandı.

Güney Afrika Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Yaşanan yeni çatışmalar, Filistin topraklarının yasa dışı işgalinin devam etmesin ve yerleşim yerlerinin genişletilmesinden, Mescid-i Aksa'ya ve Hristiyan kutsal mekanlarına saygısızlıktan ve Filistin halkına yönelik devam eden baskıdan kaynaklandı." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, Güney Afrika'nın, "uluslararası kabul görmüş 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan, İsrail ile barış içinde yan yana var olan Filistin devletinin kurulması amacında" olduğu vurgulandı.

Uluslararası toplumun bölgede barışın sağlanması için sorumluluk alıp harekete geçmesi gerektiğine işaret edilen açıklamada, "Şiddet, cinayet, hapis, zorla yer değiştirmeler, yasa dışı yerleşim yerlerinin kurulması ve Gazze'de devam eden kuşatma, çatışmanın çözümüne yardımcı olmuyor." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Filistin sınırlarının belirlenmesi, Kudüs'ün statüsü, siyasi tutukluların serbest bırakılması gibi öncelikli konuların çözümüne önem verilmesi gerektiği kaydedilerek, İsrail'in artan gerilim, şiddet ve istikrarsızlıktan kazançlı çıkamayacağı belirtildi.

Sudan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "işgal altındaki Filistin'de yaşanan tehlikeli gelişmelerin" endişeyle takip edildiği bildirildi.

Bu konunun uluslararası meşru kararlara uygun çözülmesi ve Filistin halkının kendi kaderlerini tayin etme ve bağımsız devlet kurma yetkisine sahip olmaları gerektiği vurgulanan açıklamada, iki devletli çözüm konusunda herhangi bir ilerleme kaydedilmemesi de dahil olmak üzere Filistin meselesine uluslararası ilginin azalmasının, bölgede şiddetin ve gerilimin sürmesine yol açtığına işaret edildi.

Açıklamada, dün yaşananların bu meseleye çözüm bulunamamasının, bölgeyi büyük bedeller ödenerek yeni bir istikrarsızlık dönemine sürükleyeceğini doğruladığına işaret edilerek, "Sudan, Filistin halkının bağımsız devlet kurma meşru haklarına verdiği desteği yineliyor. Masum sivillerin korunması çağrısında bulunuyor." ifadeleri kullanıldı.

Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi, Filistin ile İsrail arasında tırmanan şiddetin son derece rahatsız edici olduğunu belirterek, daha fazla kan dökülmemesi ve can kaybı yaşanmaması için taraflara itidal çağrısında bulundu.

Afrika Birliği (AfB), İsrail ablukası altındaki Gazze Şeridi'nde ve işgal altında tutulan Batı Şeria'daki saldırılar sonrası giderek tırmanan gerilimin sonlandırılması ve taraflara müzakere çağrısı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Filistin ile İsrail arasında gerilimin ve şiddetin artmasından "derin endişe duyulduğu" belirtilerek, "Tüm ilgili tarafları sükunet ve itidalle hareket etmeye, sivillerin korunması için çatışmalara derhal son vererek durumu daha kötüye götürmekten kaçınmaya çağırıyoruz." ifadesi kullanıldı.

Libya ve Fas, uluslararası topluma İsrail'in ihlallerine son verilmesi ve kanlı çatışmanın durdurulması çağrısında bulundu.

Libya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Filistinlilere eziyetler, Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlaller ve Yahudi yerleşim birimlerinin inşasına karşılık Filistin direnişinin tepkisinin sonuçlarından İsrail'in sorumlu olduğu" belirtildi.

Açıklamada, uluslararası topluma İsrail'in ihlallerine son verilmesi ve kanlı çatışmanın durdurulması çağrısı yapıldı.

Fas Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da Gazze Şeridi'nde kötüye giden durumla ilgili derin endişe duyulduğu ve hangi taraf olursa olsun sivillerin hedef alınmasının kınandığı kaydedildi.

Açıklamada, daha önce de siyasi çıkmazın bölgedeki barış üzerindeki etkileri ve bunun neticesinde gerilimin artabileceği konusunda uluslararası topluma uyarıda bulunulduğu hatırlatıldı.

İsrail'e destek açıklamaları

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, X platformunda, üzerine İsrail bayrağı yansıtılmış Başbakanlık binasının fotoğrafıyla paylaşım yaptı.

Tajani, "Az önce ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Almanya, Fransa, İngiltere ile AB'den diğer mevkidaşlarımla görüştüm. Hükümet olarak, Orta Doğu'daki durumu endişeyle takip ediyoruz ve müttefiklerimizle yakın temas halindeyiz. Çatışmanın tırmanmasını önlemek için çalışıyoruz. İsrail'in var olma hakkı var." ifadelerini kullandı.

Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Bugün İsrailli, Filistinli, Mısırlı ve Ürdünlü mevkidaşlarımla görüştüm. Hiçbir şey terörü meşrulaştıramaz." ifadelerini kullandı.

Japonya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "bir dizi roketin fırlatılması ve Gazze Şeridi'nden İsrail topraklarına sızılmasının" şiddetle kınandığı belirtilerek, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileğinde bulunuldu.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, "Avustralya, bu dönemde dostumuz İsrail'in yanındadır. Hamas'ın İsrail'e ve sivillere yönelik ayrım gözetmeyen ve iğrenç saldırılarını kınıyoruz. İsrail'in kendini savunma hakkını tanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Singapur Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Singapur, Gazze'den İsrail'e gerçekleştirilen ve çok sayıda masum sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açan roket ve terör saldırılarını şiddetle kınamaktadır." ifadelerine yer verilerek, şiddete son verilmesi çağrısı yapıldı.

Latin Amerika ülkelerinden İsrail-Filistin'deki gelişmelere tepkiler

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, X'den yaptığı paylaşımda, İsrail'in Filistin'e yönelik işgalinin son bulmasını istedi.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, X hesabındaki paylaşımında İsrailli sivillere yapılan saldırılar karşısında "şok" olduğunu bildirerek, terörün her türlüsünü reddettiklerinin altını bir kez daha çizmek istediklerini belirtti.

Lula da Silva, taraflar arasındaki çatışmanın daha da tırmanmasının önlenmesi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine çağrıda bulundu.

Arjantin Devlet Başkanı Alberto Fernandez, X hesabında, "İsrail Devleti'ne karşı işlenen vahşi terör saldırısını güçlü şekilde kınadığımı ifade etmek istiyorum. Bu zor zamanda İsrail'e insani yardıma hazırız." değerlendirmesinde bulunduğu paylaşım yaptı.

Şili Dışişleri Bakanı Alverto Van Klaveren de X sosyal medya hesabında, İsrail'e yönelik "terör" saldırılarını büyük endişeyle takip ettiklerini belirterek, şiddetin durdurulmasını istedi.

Meksika Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da Hamas'ın saldırısı kınanarak İsrail halkına ve ailelere taziye dilekleri paylaşıldı.

Uruguay, Paraguay, Ekvador ve Peru'dan yapılan açıklamalarda da İsrail’e destek verilerek Hamas'ın eylemleri kınandı.

Bolivya Dışişleri Bakanlığının açıklamasında ise acilen barışa dönülmesinin önemine işaret edilerek, insan haklarının korunması çağrısında bulunuldu.

BM Güvenlik Konseyinin çatışmalar karşısında sessiz kalmasının üzüntüyle takip edildiği kaydedilen açıklamada, "BM ve uluslararası toplum, köklü çözümler bularak tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir." ifadesi kullanıldı.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İsrail ile Filistin arasındaki gerilime ilişkin, "İsrail işgalinin devam etmesi ve uluslararası meşru kararlara uyulmamasının bölgedeki istikrarsızlığın temel nedeni olduğu" değerlendirmesinde bulunarak, olaylardan İsrail'i sorumlu tuttu.

Türkiye, itidal çağrısında bulunmuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün düzenlenen AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongresi'ndeki konuşmasında, İsrail ve Filistin taraflarına itidalli davranma ve gerilimi daha da tırmandıracak fevri adımlardan uzak durma çağrısı yapmıştı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da İsrail ve Filistin'de yaşanan gelişmelere ilişkin sabah saatlerinden itibaren Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile telefon görüşmesi yapmıştı.

Dışişleri Bakanlığından gelişmelere ilişkin yapılan yazılı açıklamada, yaşanan şiddet ve gerilimin derin bir endişeyle karşılandığı bildirilirken "Bölgede sükunetin bir an önce yeniden tesis edilmesine büyük önem veriyor, sivil can kayıplarını şiddetle kınıyoruz." ifadesi kullanılmıştı.

Açıklamada, şiddet eylemlerinin ve buna bağlı tırmanmaların kimseye bir fayda sağlamayacağı vurgulanarak, taraflar itidalle hareket etmeye ve fevri adımlardan uzak durmaya çağrılmıştı.

Birçok ülke ve uluslararası örgüt de mesaj yayımlamıştı

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Rishi Sunak saldırıya tepki göstererek İsrail'e destek mesajı yayımlamıştı.

Kanada, Yunanistan, Bulgaristan, Belçika, İspanya, İtalya, İsviçre, İrlanda, Hollanda, Hırvatistan, Avusturya, Çekya, Slovenya, Finlandiya, Polonya, Romanya, Litvanya, Malta, Letonya, Estonya, Ukrayna, Gürcistan ve Kosova yetkilileri de Hamas'a tepki göstererek, İsrail'e destek veren mesajlar yayımlamıştı.

Azerbaycan-İsrail Parlamentolararası İlişkiler Çalışma Grubu, İsrail'e yönelik saldırıları kınayarak, "Bu zor zamanda İsrail'le dayanışma içindeyiz." mesajını paylaşmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığının yazılı açıklamasında, Filistin ve İsrail tarafları ateşkese davet edilerek, gerekli itidallerin uygulanması, kalıcı ve kapsamlı barışın sağlanması için müzakere sürecinin başlatılması çağrısında bulunulmuştu.

Mısır Dışişleri Bakanlığının yazılı açıklamasında Filistin ile İsrail arasında devam eden saldırıların ve gerilimin korkunç tehlikelerinin olacağı konusunda uyarı yapılmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de sivil kayıpların olmaması için her türlü tedbirin alınması ve şiddete son verilmesi çağrısında bulunarak, gerilimi azaltma çağrısı yapmıştı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson da Hamas'ı kınayarak İsrail hükümetinin ve halkının yanında olduklarını bildirmişti.

Ne olmuştu?

Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları, dün sabah İsrail'e "Aksa Tufanı" isimli kapsamlı saldırı başlattığını açıklamıştı.

Gazze'den İsrail yönüne binlerce roket atılırken silahlı gruplar, bölgedeki yerleşim yerlerine girmişti. İsrail ordusu da onlarca savaş uçağıyla Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığını duyurmuştu.

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Gazze'ye saldırılarında 256 kişinin hayatını kaybettiğini, 1788 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

İsrail basınında Hamas'ın silahlı kanadının başlattığı saldırılarda şu ana kadar 300 İsraillinin öldüğü, ülke genelindeki yaralı sayısının 1864'e yükseldiği duyurulmuştu.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.