Abrams tankları Ukrayna’da savaşın seyrini değiştirebilir mi?

Ukrayna ordu komutası, Rus savunma hatlarını geçmenin zorluğunu kabul etti.

Polonyalı askerler, 16 Eylül 2023’te tank eğitimi veriyor (Reuters)
Polonyalı askerler, 16 Eylül 2023’te tank eğitimi veriyor (Reuters)
TT

Abrams tankları Ukrayna’da savaşın seyrini değiştirebilir mi?

Polonyalı askerler, 16 Eylül 2023’te tank eğitimi veriyor (Reuters)
Polonyalı askerler, 16 Eylül 2023’te tank eğitimi veriyor (Reuters)

Halid Hamada

Ruya’nın geniş çaplı işgalinin ilk 10 ayında Ukrayna’nın uluslararası ortakları modern muharebe tanklarını teslim etme konusunda ihtiyatlıydı. Bunun yerine, aralarında Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin de bulunduğu bir grup ülke, çok sayıda yenilenmiş Sovyet dönemi tankı sağladı. O zamanlar, Ukrayna kuvvetlerinin işletim sistemlerine aşinalığı ve yedek parçaların bulunabilirliği nedeniyle bu tankların saha durumu için uygun olduğu düşünülüyordu.

2023’ün başlarında Ukrayna’nın modern muharebe tankları edinme yönündeki tekrarlanan taleplerine yanıt verildi. İngiltere, Ocak ortasında Challenger-2 tanklarının Ukrayna’ya gönderilmesine onay verdiğini açıklayarak yanıt veren ilk ülke oldu. Berlin ise katılımının Washington’un Abrams tanklarını gönderme onayına bağlı olduğunu duyurdu. Öyle ki Almanya, Washington’la anlaşmaya vardıktan sonra Leopard tanklarını teslim ederek İngiltere örneğini takip etti ve diğer ülkelerin de aynısını yapmasına izin verdi.

Üç model, Ukrayna ordusunun kullanabileceği zırhın niteliksel gelişimini temsil ediyor. Bunlar daha iyi koruma, daha fazla hareket kabiliyeti ve gece görüş yetenekleri ve yüksek hassasiyetli ateş gücü için daha geniş menzil gibi bir dizi pratik avantaj sunuyor.

Değişen savaş sisteminde tankların rolü

ABD Başkanı Joe Biden’ın Ocak 2023’te açıkladığı karar doğrultusunda Ukrayna’nın alacağı toplam 31 adet Abrams tankından ilk kısım yerine ulaştı. Abrams, yaygın olarak şu anda kullanımda olan en güçlü tanklar arasında sayılıyor. Rus ordusunda kullanılan tanklardan önemli ölçüde daha gelişmiş ve bu nedenle Ukrayna’nın büyüyen Batı tankları cephaneliğine önemli bir katkı oluşturacak. Öte yandan çok az gözlemci, bunun savaş alanında önemli bir etki yaratmasını veya savaşın gidişatını değiştirmesini bekliyor.

“Abrams, yaygın olarak şu anda kullanımda olan en güçlü tanklar arasında sayılıyor. Rus ordusunda kullanılan tanklardan önemli ölçüde daha gelişmiş ve bu nedenle Ukrayna’nın büyüyen Batı tankları cephaneliğine önemli bir katkı oluşturacak.”

Ukrayna’nın modern muharebe tanklarının teslimini memnuniyetle karşılamasına paralel olarak, askeri liderler arasında bu tankların birleşik silah sistemine nasıl entegre edileceği konusunda büyük bir soru dolaşıyor; Yeteneklerini hangi savaş sistemine göre kullanacaklar? Bu soru, Ukrayna’nın hava üstünlüğünün olmayışı, Rusya’nın çok sayıda tank toplama stratejisi, son 19 ayda yaşanan büyük çaplı Rus işgali sırasında yaşanan ağır tank kayıpları ve modern savaş alanında tankların rolünü ortadan kaldıracak füze ve drone teknolojisindeki ilerlemelerin boşa çıkmasıyla tutarlı.

Öte yandan pek çok analist, Rusya’nın işgalin ilk aşamasındaki yıkıcı tank kayıplarının, modern savaşlarda tankların rolüyle ilgili temel sorunlara dayandırılamayacağını, daha ziyade tankların nasıl kullanıldığıyla ilgili olduğunu belirtiyor. Bu alanda Rus liderler zayıf planlama ve zayıf lojistik hazırlıkla suçlanıyor. Zira tank sütunları, onları tanksavar silahlarından veya artan insansız hava aracı saldırılarından korumak için yeterli piyade desteğinin olmadığı hassas noktalara rutin olarak konuşlandırıldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 9 Ekim 2023’te NATO Parlamenterler Asamblesi’nde video teknolojisi aracılığıyla konuşuyor (AP)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 9 Ekim 2023’te NATO Parlamenterler Asamblesi’nde video teknolojisi aracılığıyla konuşuyor (AP)

Savaş alanında zırhın rolünü savunanlar, zayıf bir stratejinin, ağır zırhın hatlara nüfuz etme veya serbest bırakıldıktan sonra bölgeyi kontrol etme ihtiyacını engellememesi gerektiğini söylüyor. Doğru stratejiler ve uygun hava savunma araçlarıyla tanklar, savaş alanında belirleyici bir rol oynamaya devam edebilir. Aynı şekilde tankları tamamen terk etmek, sahada konuşlanmış kuvvetler için korkunç sonuçlar doğurabilir. Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nden araştırmacı Rob Lee’ye göre tanklar olmasaydı, geniş çaplı bir kara savaşına girişen bir ordu, aynı rolü yerine getirmek için zırhlı personel taşıyıcılara ve piyade savaş araçlarına güvenmek zorunda kalacaktı, bu da daha büyük oranda felaketle sonuçlanan kayıplara yol açabilirdi. Rob Lee ayrıca, “Tankın rolünü silmek için henüz çok erken. Dersleri henüz net olmayan bir çatışmaya dayanarak savaşın geleceği hakkında diğer kapsamlı çıkarımlara atlamaktan kaçınmalıyız” dedi.

Ukrayna şu ana kadar edindiği modern muharebe tanklarının yalnızca küçük bir kısmını konuşlandırdı. Ağustos sonundaki raporlara göre Ukrayna, karşı saldırının başlamasını takip eden on üç hafta içinde 71 Leopart 2 tankından yalnızca beşini kaybetti. Bu nedenle Ukraynalı komutanlar, güçlendirilmiş zırhlı kuvvetlerini konuşlandırmak için açıkça doğru zamanlamayı bekliyor. Rusya’nın Ukrayna’nın güneyindeki iyi hazırlanmış savunma pozisyonları zorlu bir engel olmaya devam ederken, Ukrayna kuvvetleri Rus hatlarına nüfuz edebilirse düz ve açık arazi tanklar için ideal olabilir.

Şu ana kadar kaydedilen ilerleme yavaş ve maliyetli görünüyor. Ancak oldukça istikrarlı. Çünkü asker taşıyıcıların ve tankların hareket edebilmesi için her aşamada derin mayın tarlalarının temizlenmesi gerekiyor. Sınırlı darbeler vuruldu. Ancak Rusya’nın Ukrayna’nın daha fazla ilerleyişini önlemek için önemli takviyeler getirmesiyle bu konu hâlâ sıcak bir şekilde tartışılıyor. Rusya’nın ilk savunma hatları yakınındaki mayın tarlalarının yoğunluğu, Abrams tanklarının ve diğer modern Batı zırhlılarının şu anda saldırı operasyonlarında önemli bir rol oynayamayacağı anlamına geliyor. Ukrayna tankları Rusya’nın ilk savunma hattının ötesinde konumlarını güçlendirmeyi başaramadığı ve daha az güçlendirilmiş bölgelere doğru ilerlemediği sürece bu durum değişmeyecek.

Abrams ve ortak silah operasyonlarında başarılı olmak için gerekenler

Bazılarının ‘Sadece Abrams tanklarının varlığı güçlü bir caydırıcılık oluşturacaktır’ şeklindeki sözlerini veya bazı eleştirmenlerin ‘31 Abrams tankının Ukrayna’ya tesliminin, sembolik bir jestten başka bir şey olmadığı’ yönündeki inancını kabul etmek mümkün değil. Bütün bunlara rağmen bu gelişmiş zırhlı muharebe aracı, Ukrayna’nın saldırı yeteneklerine niteliksel bir katkıyı temsil ediyor. Ancak bu, Ukraynalı liderlerin bu ABD yapımı araçları mevcut birimlere entegre etme ve bunları karmaşık birleşik silah operasyonlarında etkili bir şekilde kullanma ve insansız hava aracı saldırıları ile hava kontrolü eksikliğinden kaynaklanan riskleri takdir etme becerisine bağlı. Bu anlamda Ukrayna askeri istihbaratının başkanı Kirilo Budanov, tankların çok spesifik ve iyi tasarlanmış operasyonlar için kullanılması gerektiğini söyledi. Budanov, “Çünkü sadece ön cephede ve birleşik silahlı muharebede kullanılırlarsa muharebe sahasında uzun süre dayanamazlar. Sızma operasyonlarında kullanılmalılar, ama iyi hazırlanmış olmalılar” dedi.

“Tanklar savaş alanında önemli bir rol oynamaya devam edebilir ve tankların tamamen terk edilmesi, sahada konuşlanmış kuvvetler için korkunç sonuçlar doğurabilir.”

Hiç şüphe yok ki Abrams tanklarının gelişi Kiev’e yönelik hoş bir sinyaldir ve bazı kazanımların pekiştirilmesine katkıda bulunabilir. Ancak sahanın manzarasını önemli ölçüde değiştiremez. Peki bu tank, Alman yapımı Leopard-2 ve İngiliz yapımı Challenger-2 de dahil olmak üzere halihazırda savaşta olan diğer ana muharebe tanklarının performansına ne gibi niteliksel katkılar sağlayabilir? Ayrıca Rus hatlarında bir ilerleme sağlanana kadar Rus uzun menzilli füzelerin etkilerini sınırlayacak mı, yoksa hava savunmasında dengeyi yeniden mi değiştirecek?

Bu çerçevede İngiliz Kraliyet Tank Alayı'nın eski komutanı Hamish de Bretton-Gordon, Abrams’ın Ukrayna’ya teslimatlarının ‘karada olduğundan çok psikolojik olarak daha önemli’ olduğunu söyledi. “Rusya’nın Kırım’daki konumu, gün geçtikçe daha az savunulabilir hale gelirken, tanklar gerçekten önemli bir ana ulaştı” diyen eski komutan, Rus Karadeniz filosunun denizaltı ve gemi kayıplarına uğraması da dahil olmak üzere, Sivastopol’da yaşanan olaylara dikkati çekti.

Batılı tanklar üstün hareket kabiliyetine, ateş gücüne ve korumaya sahip. Bu durum, Ukrayna kuvvetleri Rusya’nın ilk savunma hattını geçtikten sonra uzun menzilli füzelerle desteklendiği sürece kazanımların pekiştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde savunma araştırmaları ve askeri analist Johann Michel’e göre bu kolay değil. Michel, “Ukrayna, şu anda pek çok zorlukla karşı karşıya. Çünkü hava üstünlüğü yok ve hava üstünlüğü olmadan yoğun şekilde güçlendirilmiş bir mevziyi geçmeye veya yenmeye çalıştığınızda bu acı verici ve maliyetlidir” dedi.

Kremlin Batı’nın Ukrayna’ya takviye yapması konusunda ne diyor?

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısından 18 ayı aşkın bir süre sonra Biden yönetimi, uzun müzakerelerin ardından Kremlin’de gerilimin tırmanmasına yol açabilecek tüm açık tabuları yıktı. Öyle ki önce toplar geldi, ardından çok sayıda roket sistemi ve birçok Demokratın muhalefetine rağmen gönderilen misket bombaları. Ayrıca müttefiklerine de derinlere inmeleri ve Sovyet döneminden kalma mühimmat ve hava savunma sistemlerini aramaları çağrısı yaptı. Daha sonra Ukraynalı pilotları, F-16 savaş uçakları için eğitmeyi kabul etti ve şimdi de en gelişmiş tanklar geldi. Aynı şekilde Washington’un Kiev’in bir yılı aşkın bir süredir istediği uzun menzilli taktik füze sistemini göndermesi konusu da hala büyük soru işareti olmaya devam ediyor.

“Bazılarının ‘Sadece Abrams tanklarının varlığı güçlü bir caydırıcılık oluşturacaktır’ şeklindeki sözlerini veya bazı eleştirmenlerin ‘31 Abrams tankının Ukrayna’ya tesliminin, sembolik bir jestten başka bir şey olmadığı’ yönündeki inancını kabul etmek mümkün değil. Bütün bunlara rağmen bu gelişmiş zırhlı muharebe aracı, Ukrayna’nın saldırı yeteneklerine niteliksel bir katkıyı temsil ediyor.”

Birleşik Krallık ve Fransa, Storm Shadow ve Scalp füzelerinin konuşlandırılmasıyla uzun menzilli silahları sahaya sürdü. Bunlar, savaş cephesinin dışına ve Rusya’nın içine saldırabileceği için sorunlu kabul ediliyor. Ancak ABD’li yetkililer, bu konuda sessiz.

Kremlin, ABD’nin Ukrayna’ya uzun menzilli ATACMS ve Abrams tankları tedarikinin savaş alanındaki durumu değiştirmeyeceğini söylüyor. Olağan basın toplantısında bu konuyla ilgili bir soruya yanıt olarak, Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, “Rus Silahlı Kuvvetleri, Moskova’nın Ukrayna’da kendi askeri operasyonu olarak adlandırdığı operasyonda sürekli olarak yeni silah türlerinin kullanımına uyum sağlıyor” dedi. Peskov, “Tüm bunlar, hiçbir şekilde sürecin özünü ve sonuçlarını etkileyemez. Savaş alanındaki güç dengesini değiştirebilecek sihirli bir tedavi ya da tek bir silah türü yok. Abrams da yanacak” ifadelerini kullandı.

Rus savunma hatlarına ilişkin sorular

ABD, Rus siperlerinin eteklerinde karşı saldırıları durdurulan ülkeye uzun zamandır beklenen ağır askeri yardımını ikiye katladı. Ancak Rusya’nın gerginliği daha da artırmasına yönelik korkular, Washington’un ‘Rus işgali altındaki topraklardaki ikmal hatlarını, hava üslerini ve demiryolu ağlarını hedef almak ve bozmak için’ orduya taktik füze sistemleri sağlama kararını kısıtlamaya devam ediyor.

Ukrayna ordusu, uzun menzilli silahlar sayesinde, ciddi bir tepki vermeden, savaşı Kırım Yarımadası gibi Rus işgali altındaki bölgelere taşımayı başardı. Tankları, tanksavar siperleri ağına ve topçu ateşinin yoğunluğuna rağmen batı Zaporijya’daki Rus savunma hattını geçmeyi de başardı.

“Batılı tanklar üstün hareket kabiliyetine, ateş gücüne ve korumaya sahip. Bu durum, Ukrayna kuvvetleri Rusya’nın ilk savunma hattını geçtikten sonra uzun menzilli füzelerle desteklendiği sürece kazanımların pekiştirilmesine katkı sağlayabilir.”

Abrams muharebe tankı, ölümcül ateş gücü, benzersiz şekilde hareket etme ve çevik manevra kabiliyeti, termal görüşlerden elde edilen diğer teknolojiler ve dost ve düşman hedefleri arasında ayrım yapabilen dijital savaş alanı yönetim sistemi gibi özelliklere sahip. Bu da onu, İngiltere’den Challenger-2 ve Alman Leopard-2’nin yanında şok ve imha gücü oluşturma kapasitesine sahip kılıyor. Ancak Ukrayna kuvvetlerinin bu avantajlardan yararlanmadaki başarısı üç faktöre bağlı:

Birinci faktör; Ukraynalı komutanların bu araçları mevcut birimlere entegre edebilmesi ve karmaşık birleşik silah operasyonlarında etkin bir şekilde konuşlandırabilmesi… Bir başka ifadeyle bir yandan savunma hatlarını delmeye hazırlık amacıyla onları yok edecek ateş gücüne sahip olarak başarı koşullarını güvence altına almak, diğer yandan da karşı saldırıyı engelleyebilecek Rus İHA’larının ve füzelerinin etkinliğini sınırlama yeteneği. Rusya’nın güney Ukrayna’daki iyi hazırlanmış savunma mevzileri tank ilerlemeleri önünde zorlu bir engel oluştururken, eğer Ukrayna kuvvetleri Rus hatlarını geçebilirse bölgenin düz ve açık arazisi tanklar için ideal olabilir.

İkinci faktör; Sonbahar yağmurları savaş alanını etkilemeye, kuru zemini çamura çevirmeye ve Abrams tankları ile Bradley ve Stryker savaş araçlarının ilerlemesini zorlaştırmaya başlamadan önce, savaşa elverişli kalan birkaç haftaya yatırım yapma. Bazı ABD’li yetkililer, Kiev’in hafif mobil saldırılarla ilerleme kaydetmeye devam edebileceğine inanıyor ve kapsamlı bir karşı saldırı konusunda büyük umutlar beslemiyor.

Üçüncü faktör; Batı desteğinin, özellikle de ABD’nin desteğinin devam etmesi, Ukrayna’nın, Rus füze çabalarının dikkatini dağıtmak ve Azak Denizi kıyılarına ulaşmayı başarmak için birden fazla eksende eşzamanlı karşı saldırılar başlatmasına olanak tanıyan bir dizi tank edinmesine yol açacak. Deniz saldırılarıyla eş zamanlı olarak Rus Karadeniz filosu denizaltı ve gemilerde kayıplara uğradı. Ayrıca destek, kontrolü savaşta belirleyici bir anı temsil edecek olan Kerç Köprüsü’ne (Kırım Köprüsü) giden yolu açıyor.

“Ukrayna ordusu, uzun menzilli silahlar sayesinde, ciddi bir tepki vermeden, savaşı Kırım Yarımadası gibi Rus işgali altındaki bölgelere taşımayı başardı. Tankları, tanksavar siperleri ağına ve topçu ateşinin yoğunluğuna rağmen batı Zaporijya’daki Rus savunma hattını geçmeyi de başardı.”

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya Savunma Bakanı Sergey Lavrov’a ‘karşı saldırıyı durdurmak için dört haftası var’ demesi, Rusya’nın Batı’nın takviyelerine tepki aşamasından çıkıp çatışmayı yeni bir aşamaya yönelme arzusunun açık bir göstergesi olabilir.

Yeni savaş sistemine geçiş

Liderlik ve saha yetkinliğinin, iklim koşullarının, ABD ve Avrupa’nın maddi desteğinin bulunmasını gerektiren yukarıda belirtilen üç faktörün devamının garantileri nelerdir? Başarı için mevcut fırsatlar, rakibin beklenmedik tepkileri, sahadaki sürprizler veya hesaplanmamış koşullarla ilgili olarak liderlerin kontrolü dışında -ve planlamanın ötesinde- koşullar nelerdir?

Her biri için Ukrayna hükümetinin veya müttefik ülkelerden herhangi birinin iradesini aşan çoklu karar alma referansları göz önüne alındığında, tüm bu faktörlerin birleşimi ve sürdürülebilirliği olasılıklarının başarılması zor görünmektedir. Bu durum, ABD hükümetinin Ukrayna’ya destek sağlamayı bırakmasıyla ortaya çıktı. Ayrıca bu, Avrupa’nın ABD desteğini telafi edemeyeceğini ilan eden bir tutum gerektiriyor.

Ukraynalı bir asker, 8 Ekim 2023’te Ukrayna’nın Donetsk bölgesindeki Rus kuvvetlerine havan topu atıyor. (Reuters)
Ukraynalı bir asker, 8 Ekim 2023’te Ukrayna’nın Donetsk bölgesindeki Rus kuvvetlerine havan topu atıyor. (Reuters)

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü askeri harekatla ilgili Batı pozisyonları, ABD’nin Rusya’yı ekonomik ve askeri açıdan yenilgiye uğratma ve onu kayıtsız şartsız geri çekilmeye zorlama yönündeki tutumuna dayanıyor. Ancak ABD ve Batı’nın sahada bunu başarma konusundaki ısrarı, ilan edilen hedefe ulaşmayı sağlayacak güç dengesinde üstünlük sağlamaya dayanmıyor. Başka bir ifadeyle Batı’nın Ukrayna’ya destek sağlama çabası, gelişigüzel oldu. Öyle ki hazırlık, eğitim, savaş planlama ve uygulama aşamaları, tüm bu sorumlulukları üstlenen entegre bir komuta çerçevesi dışındaydı. Avrupa ve ABD, tutarsız silah sistemleri sağlama konusunda ortaktı ve Ukrayna, istenen hedeflerin mevcut araçlarla dengelenmesini sağlamadan savaşı planlama ve hedefleri, zamanlamayı ve savaş alanlarını seçme konusunda benzersizdi. Bu da savaşın en önemli ilkelerinden biri olarak sayılıyor. Tüm bunlardan çıkarılacak dersler üzerinde durmadan ve savaş sistemini gerçek güç dengesine uyacak şekilde değiştirmeden sahadaki sonuç ise daha fazla yıkım ve başarısızlık oldu.

Herhangi bir saldırı operasyonunun veya saldırı niteliğindeki herhangi bir operasyonun başarısının altın kuralı, kara kuvvetleri dengesinde ve ateş destek araçlarında açık bir üstünlüğe hava kontrolünde eşitliğin sağlanmasına dayanıyor. Bu, durum, füzeler, anti-zırh silahları ve diğer mühimmat veya lojistik destek türleri de dahil olmak üzere her türlü desteğin sağlanmasında, savaş alanına rastgele gelen onlarca tank grubu baz alınarak gerçekleşemez.

Ukrayna’nın müttefikleri üstünlük kompleksinden kurtulmalı ve mevcut güç dengesinin başarılı saldırılara izin vermediğini kabul etmeli. Bu da şimdiye kadar benimsenen savaş sisteminin yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor. Ukraynalı komutanlar, saldırı tanklarının imhasına yol açan Rus savunma hatlarını ve zırh karşıtı mayın tarlalarını geçmenin zorluğunu kabul ediyor. Bu durum ise geri adım atmayı ve yüzleşme tarzını değiştirmeyi gerekli kılıyor. Bu, savaşçıların kaynakları ve askeri kapasitelerinin eşit olmadığı ve taktiklerinin büyük ölçüde farklı olduğu durumlarda benimsenen bir model olarak, asimetrik savaş veya asimetrik angajman teknik ve yöntemlerinin benimsenmesinin gerekliliği anlamına gelir. Öyle ki zayıf taraf, başarıya ulaşmak için kendi yeteneklerinin veya kuvvetlerinin kalitesinin eksikliğini telafi etmek amacıyla diğer tarafın göreceli zayıflıklarından yararlanmaya başvurabiliyor.

“Savunma pozisyonları dışında Rus tanklarıyla mücadelede eşit fırsatlar nedeniyle Batı Amerika, İngiliz ve Alman tanklarının yeteneklerinden maksimum fayda sağlanabilecek.”

Rus işgal kuvvetlerinin güçlü noktalarını ortadan kaldırmak, onların konuşlandığı mevzilerinden çıkarılmasını gerektiriyor. Bu da iki birleşik seçeneğe başvurmak anlamına geliyor. Birincisi; Ukrayna’nın çabalarını, Rus kuvvetlerinin arka hatlarında, komuta merkezlerinde, lojistik üslerinde ve yedek bölgelerinde yoğun özel operasyonlar başlatmaya yönlendirmek ve bunların konuşlanma derinliğini tehdit etmek. Bu, Rusya’nın çabalarının dağılmasına, savunmasının zayıflamasına ve güçlerini korumak için savunma aygıtını değiştirmeye zorlanmasına yol açacak.

İkincisi; Hatlar boyunca Ukrayna saldırılarının durdurulması, Rus kuvvetlerini mevzilerini terk etmeye ve tekrar saldırıya geçerek Ukrayna’nın derinliklerine doğru ilerlemeye motive ediyor. Öyle ki düz coğrafyası, Rus tanklarının hazırlanmış pusuya ve mayın tarlalarına çekilmesine ve yenilgiye uğratılmasına olanak tanıyor. Bu manevrada savunma pozisyonları dışında Rus tanklarıyla mücadelede eşit fırsatlar nedeniyle Batı Amerika, İngiliz ve Alman tanklarının yeteneklerinden maksimum fayda sağlanabilecek.

Son olarak modern tarih, üstün bir ordu ile zafere ulaşmak için sınırlı kaynakları kullanmayı başaran zayıf bir ordu arasında birden fazla başarılı çatışma kaydediyor. Ayrıca Vietnam deneyiminden, özellikle de Dien Bien Phu Savaşı’ndaki Fransız yenilgisinden ve öncesinde Rusya’nın Leningrad’daki deneyiminden de yalnızca bir savaş modelinin benimsenmesiyle sınırlı olmayan, aynı zamanda bir yandan uzun vadeli çatışmalara ayak uydurabilecek bir siyasi ve ekonomik strateji geliştirmek, diğer yandan Ukrayna’nın dünyadaki dostları ve müttefikleri için küresel kamuoyuna ve uluslararası kurumlara yatırım yapabilecek dengeli bir diplomatik rol geliştirilebilecek, öğrenilmesi gereken birçok ders çıkarılabilir.

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.