Gazze'deki hastane saldırısına birçok ülke ve uluslararası kuruluştan tepki geldi

(AA)
(AA)
TT

Gazze'deki hastane saldırısına birçok ülke ve uluslararası kuruluştan tepki geldi

(AA)
(AA)

İsrail'in, Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği saldırıya birçok ülke ve uluslararası kuruluştan kınama geldi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Gazze'deki hastaneye yönelik saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, "Gazze'de bir hastanenin hedef alınması sonucunda yüzlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesinden ve bir o kadarının da yaralanmasından derin bir infial duyuyor, bu barbarca saldırıları en şiddetli biçimde kınıyoruz. Saldırılarda hayatlarını kaybeden Filistinli kardeşlerimize rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Sivilleri doğrudan hedef alan, hastaneleri, okulları vuran bir zihniyetin uluslararası hukuk önünde ve vicdanlarda hesap vermesi kaçınılmazdır." değerlendirmesine yer verildi.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği ve tüm uluslararası yasa ve normların açık bir ihlali olan "vahşi saldırısının" tamamen reddedildiği belirtildi.

Açıklamada, İsrail'in tüm uluslararası çağrılara rağmen sivillere yönelik saldırılarını sürdürmesinin ve Gazze'deki hastaneyi bombalayarak işlediği "menfur suçun" en güçlü ifadelerle kınandığı kaydedildi.

İsrail'in Gazze'deki hastaneyi vurmasının uluslararası toplumu, İsrail söz konusu olduğunda uygulanan çifte standarttan vazgeçmeye zorladığı aktarılan açıklamada, Gazze'de mahsur kalan sivillere gıda ve ilaç ulaştırılması için güvenli koridorların açılması gerektiği vurgulandı.

ABD

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, basın toplantısında, İsrail'in hava saldırısıyla vurduğu Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne ilişkin soruları cevapladı.

Singh, ABD'nin İsrail'e verdiği askeri yardımlara hiçbir ön şart koşmadığına işaret ederek, "Kesinlikle İsrail'e, Gazze'deki Hamas'ı etkisiz hale getirmesi ve etkili bir şekilde geri püskürtmesi için ihtiyaç duyduğu güvenlik sistemlerini veriyoruz. Bu, masum sivillerin öldürülmesi anlamına gelmiyor." diye konuştu.

Ürdün

Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'ni hedef alan saldırısına tepki gösterildi.

Saldırının sert bir şekilde kınandığı açıklamada, Filistin halkı için uluslararası koruma sağlanması ve savaşın derhal sona ermesi talep edildi.

Katar

Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, hastane saldırısı, "vahşice bir katliam, sivillere karşı işlenen çirkin bir suç ve uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendirildi.

Uluslararası toplumun, Filistinlilere karşı işlenen, insanlığa karşı suçlara, kimi zaman sessiz kalarak, kimi zaman seçici davranarak "suç ortaklığı" yaptığı ifade edilen açıklamada, bunun daha fazla şiddet ve istikrarsızlık ortamına yol açacağı uyarısı yapıldı.

Açıklamada, "İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki saldırılarının hastane, okul ve yerleşim yerlerini de kapsayacak şekilde genişlemesi, tehlikeli bir tırmanış" olarak değerlendirilerek, bunun bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından vahim sonuçları olabileceği uyarısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca uluslararası toplumdan "üzerine düşen sorumluluğu üstlenmesi ve İsrail'i sivillere karşı daha fazla suç işlemekten caydırması" istendi.

Lübnan

Lübnan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "İsrail bombardımanına maruz kalan Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'nde yüzlerce şehit ve Filistinli sivilin yaralanmasına yol açan iğrenç savaş suçunu en güçlü şekilde kınıyoruz." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

İsrail bir kez daha uluslararası hukuku hiçe sayıp, kuşatma altındaki, katledilen ve kasten yok edilen bir halka ve insanlığa karşı savaş suçu işliyor. Lübnan, İsrail'in katliamlarını ve saldırılarını durdurmak, Gazze Şeridi'ne insani ve tıbbi yardım ulaştırmak ve yaralıları tedavi etmek için uluslararası topluma bir kez daha acil müdahale çağrısında bulunuyor.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri de İsrail'in hastaneye yönelik saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, "İsrail soykırım cinayeti ile insanlığın yüzüne tokat atıyor." ifadelerini kullandı.

Fransa

Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Fransa, Gazze şehrinde çok sayıda Filistinlinin hayatını kaybettiği el-Ehli Hastanesi'ne yönelik saldırıyı sert şekilde kınıyor." denildi.

Açıklamada, tüm tarafların insani hukuka riayet etmesi gerektiği belirtildi.

Uluslararası insani hukukun, sivillerin korunmasını sağlaması gerektiği vurgulanan açıklamada, Gazze Şeridi'ne insani yardım erişiminin derhal sağlanması çağrısında bulunuldu.

Mısır

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İsrail'in Gazze'de yüzlerce masum Filistinli vatandaşın ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan el-Ehli Baptist Hastanesi'ni bombalamasını derin üzüntüyle takip ettim." ifadesini kullandı.

Mısır devleti ve halkının, sivillere yönelik saldırıları reddettiğini belirten Sisi, uluslararası hukukun, uluslararası meşruiyet ve insani kararların açık bir ihlali olan bu kasıtlı bombalamayı en güçlü ifadelerle kınadığını bildirdi.

KKTC

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İsrail'in Gazze'deki hastaneyi hedef alan saldırısına tepki göstererek, "İsrail'in sivilleri hedef alan saldırılarını endişe ile izliyorum. Bu saldırılar kabul edilemez. Hastaneye yapılan saldırıyı kınıyorum." dedi.

Slovenya

Slovenya Dış ve Avrupa İşleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Gazze'de aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzlerce sivilin ölüm haberi karşısında şok olduk, dehşete düştük. Hastane ve okullar asla saldırıların hedefi olmamalı. Slovenya, uluslararası insani hukuka saygı gösterilmesi çağrısında bulunmakta. Siviller hedef alınmamalı, rehine veya kalkan olarak kullanılmamalı." ifadelerine yer verildi.

Norveç

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu saldırıdan dolayı derin endişe duyduklarını belirtti.

Eide, "Hastaneler, uluslararası insani hukuk kapsamında korunmaktadır ve buralara yönelik saldırılar hukuka aykırıdır. Siviller ve sağlık kuruluşları korunmalıdır." ifadelerini kullandı.

Almanya

Almanya Dışişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Sivil hedefler, özellikle de hastalar ve sağlık personelinin bulunduğu tam teşekküllü bir hastane, hiçbir koşul altında hiç kimse tarafından saldırıya uğramamalıdır. Çatışmalarda siviller korunmalıdır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, "Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'nde yüzlerce kişinin öldüğüne dair haberler karşısında derinden sarsıldık." ifadesi kullanıldı.

Afrika Birliği

Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed, X hesabından yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'deki hastaneyi bombalayarak yüzlerce insanın can vermesine neden olduğunu belirtti.

Muhammed, "Uluslararası insan hakları hukuku tarafından güvenli alan olarak kabul edilen bir hastaneyi hedef almak insanlık suçudur." ifadesini kullandı.

Musa Faki Muhammed, uluslararası topluma, İsrail'e karşı derhal harekete geçme çağrısı yaptı.

İran

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in hastane saldırısını "vahşi bir savaş suçu" ve "soykırım" olarak nitelendirdi.

Kenani, İsrail'in uluslararası hukukun ilke ve kurallarına en ufak bir bağlılığının olmadığını bir kez daha dünyaya ilan ettiğini belirtti.

İran'ın saldırıyı en güçlü şekilde kınadığını aktaran Kenani, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplumdan, Gazze'de işlenen savaş suçunun boyutlarının hızla araştırılması ve olayın sorumlusu İsrailli yetkililerin yargılanması konusunda, sorumluluğunu yerine getirmesini beklediklerini vurguladı.

Pakistan

Pakistan Dışişleri Bakanlığından, AA muhabirinin sorusu üzerine yapılan açıklamada, sivillerin barınma ve acil tedavi arayışında olduğu bir hastaneye saldırmanın "insanlık dışı ve savunulamaz" olduğu belirtildi.

İsrail'in Gazze'de el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği ve yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırının en güçlü şekilde kınandığı açıklamada, sivil nüfusun ve tesislerin ayrım gözetmeksizin hedef alınmasının uluslararası hukukun ağır bir ihlali olduğu ve savaş suçu teşkil ettiği vurgulandı.

Açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik bombardıman ve kuşatmasına derhal son verilmesi için uluslararası topluma acil önlemler alması çağırısında bulunuldu.

BM kurumlarından kınamalar

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Gazze'de bir okula ve el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlenen saldırılarla ilgili, "Yüzlerce insan öldürüldü. Gazze zor durumda. Sağlık, su ve hijyen sistemleri çöküyor. İnsanların onurları ellerinden alınıyor." ifadesini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "İlk haberler yüzlerce ölü ve yaralı olduğuna işaret ediyor. Sivillerin ve sağlık hizmetlerinin derhal korunması için çağrıda bulunuyoruz." ifadelerini kullandı.

Direktör Ghebreyesus, Gazze'nin kuzeyindeki hastanelerin tahliye talebinin (İsrail tarafından yapılan) geri alınmasını talep ettiklerini bildirdi.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun (UNFPA) sosyal medya hesabından paylaşılan mesajda, "UNFPA, yüzlerce insanın ölümüne neden olan Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yönelik saldırıyı şiddetle kınıyor." ifadesi kullanıldı.

Siviller ve sivil altyapılara yönelik saldırıların sonlandırılması gerektiğinin altı çizilen mesajda, "Sağlık tesisleri hiçbir zaman hedef olmamalıdır." vurgusu yapıldı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "UNICEF, yüzlerce sivilin ölümüne yol açan Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesine yönelik saldırıyı şiddetle kınıyor." denildi.

Çocuklar, siviller ve onların kullandığı altyapıların korunması çağrısı yapılan mesajda, "Acilen ateşkes ve insani yardım erişimine ihtiyacımız var." ifadesi kullanıldı.

Arap Birliği

Arap Birliği Genel Sekreteri Ebul Gayt, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail'in el-Ehli Baptist Hastanesi'ne saldırısını kınayarak, "Hangi akıl hastası, savunmasız insanların olduğu bir hastaneyi kasten bombalar?" değerlendirmesinde bulundu.

"Arap kurumlarının savaş suçlarını belgelediğini ve suçluların yaptıklarının yanına kar kalmayacağını" vurgulayan Ebul Gayt, "Batı bu trajediyi derhal durdurmalı."ifadesine yer verdi.

AB

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, AB liderlerinin İsrail-Filistin çatışması gündemiyle yaptığı olağanüstü toplantı sonrasında AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile ortak basın toplantısı düzenledi.

AB liderlerinin İsrail'in kendini uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk çerçevesinde savunma hakkını teyit ettiğini belirten Michel, AB'nin iki devletli çözüme bağlılığını, Filistin yönetimini desteklemeye devam edeceğini söyledi.

Michel, Gazze'deki hastane saldırısıyla ilgili bilgiyi toplantıdayken aldıklarını belirterek "Çok fazla ölü var. Bu, orada yaşayan insanlar için sahadaki dramatik durumu gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Bir gazetecinin hastane saldırısının "uluslararası hukuka uygun olup olmadığı" sorusu üzerine Michel, toplantı sırasında aldıkları bilginin doğrulandığını ifade ederek, "Sivil altyapıya saldırı uluslararası hukuka uygun değil." yanıtını verdi.

Aynı sorunun yöneltildiği AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ise, "Olay hakkında henüz bilgilendirildim. Teyide ihtiyacım var. Şu aşamada yorum yapamam." yanıtını verdi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı açıklamada, "Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'nden gelen haberler, günlerdir gözlerimizin önünde gerçekleşen trajediye korku ekledi. Bir kez daha masum siviller en yüksek bedeli ödedi." ifadelerini kullanan Borrell, "Bu suçun sorumlusu ortaya çıkarılmalı. Failler hesap vermeli." değerlendirmesinde bulundu.

Libya

Libya Ulusal Birlik Hükümetine bağlı "Hukumetuna" adlı platformun sosyal medya hesabından Başbakan Abdulhamid Dibeybe'nin İsrail'in Gazze'deki El-Ehli Baptist Hastanesi'ni vurmasına tepki açıklaması paylaşıldı.

Açıklamasında, "İşgalci İsrail güçlerinin Gazze'deki El-Ehli Baptist Hastanesi'ni vurması vahşi bir suç. Her türlü sınırı aşan bu suçu kınıyoruz. Tıbbi ve sivillere ait tesislerin vurulması bir savaş suçudur ve bu saldırganlığa son verilmesi gerekir" ifadelerini kullanan Dibeybe, hastane saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

Dibeybe ayrıca, başta büyük devletler olmak üzere tüm devletlere İsrail'in suçlarını durdurma ve abluka altındaki Gazze'ye insani yardımların ulaşması için koridor açma çağrısında bulundu.

IKBY

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Hükümet Sözcülüğünden yapılan açıklamada, "Kürdistan Bölgesi Hükümeti, Gazze'de 500'den fazla kişinin öldüğü el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yapılan saldırıyı kınıyor. Kurbanların ekseriyetini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor." ifadelerine yer verildi.

Savaş ve askeri saldırıların çözüm olmadığı vurgulanan açıklamada, "Masum ve sivil vatandaşların tehlikelerden korunması için uluslararası kamuoyuna daha fazla çaba göstermesi çağrısında bulunuyoruz." denildi.

Cezayir

Cezayir Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Cezayir, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'ndeki bir hastaneye yönelik kasıtlı saldırısını şiddetle kınıyor." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, İsrail'in açık bir şekilde uluslararası hukuku ve insani normları hiçe saydığına vurgu yapılarak, uluslararası topluma ve uluslararası kuruluşlara İsrail'in bu saldırılarını durdurmak için müdahale etme çağrısı yapıldı.

Sınır Tanımayan Doktorlar

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından X sosyal medya platformundan yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'de hastaları tedavi eden ve yerinden edilmiş Gazzelilere ev sahipliği yapan hastaneyi bombalaması karşısında dehşete düşüldüğü belirtilerek, "Bu bir katliamdır. Kesinlikle kabul edilemez." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, hiçbir şeyin bir hastaneye, oradaki çok sayıda hastaya, sağlık çalışanına ve oraya sığınanlara yönelik bu şok edici saldırıyı haklı çıkaramayacağının altı çizilerek, "Hastaneler hedef değildir. Bu kanın durması gerekiyor. Artık yeter." ifadelerine yer verildi.



Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
TT

İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Naziler tarafından kurşuna dizilen 200 komünistin son anlarına ait olduğu belirtilen fotoğrafları bir Belçikalı koleksiyoncudan almak için ön anlaşma imzaladı.

Bu fotoğrafların ülke mirası olduğunu kabul eden Atina yönetimi, anlaşmanın detaylarını açıklamadı.

Anlaşma üzerine internetteki satış ilanı yayından kaldırıldı. 

Kültür Bakanı Lina Mendoni, koleksiyoncu Tim de Craene'nin yanına giden uzmanların, fotoğrafların gerçek olduğunu tespit ettiğini cuma günü duyurdu. 

200 komünistin, 1 Mayıs 1944'te Atina'nın banliyölerinden Kesariani'de infaz edilmeden önce çekildiği bildirilen 12 fotoğraf, geçen hafta eBay'de satışa çıkarılmıştı. 

Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın Belçika'ya gönderdiği uzmanlar, bunların 1943-1944'teki Nazi işgali sırasında Yunanistan'da görevlendirilen Alman komutanlarından Hermann Heuer'ın imzasını taşıyan 262 fotoğraflık koleksiyonun bir parçası olduğunu fark etti. 

Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)

200 komünist siyasi mahkumun Naziler tarafından kurşuna dizilmesi, o dönemin en büyük katliamlarından biri olarak kabul ediliyor. Olaya dair fotoğraflar ilk kez gün yüzüne çıkarken açık artırma girişimi tepki çekti.

Teselya Üniversitesi'nde toplumsal tarih dersleri veren Polymeris Voglis, New York Times'a şu yorumu yaptı:

Kendi infazlarına yürüyen bu kişilerin yüzlerini 82 yıl sonra ilk kez görüyoruz. Boyun eğmeyen duruşları beni çok etkiledi.

Voglis bu fotoğrafların ders kitaplarına eklenmesi gerektiğini ifade etti. 

Kesariani'de Nazilerin öldürdüğü komünistler için yapılan bir anıt, fotoğrafların gündem olmasının ardından tahrip edildi. 

Anıtı onaracağını bildiren Kesariani Belediyesi, "Bazılarını ne kadar rahatsız ederse etsin tarihi hafıza silinemez" dedi.

II. Dünya Savaşı biterken Batı destekli yönetimle komünistler arasında patlak veren iç savaş 1949'a kadar sürmüştü. O dönemde yaşanan kutuplaşmaların etkileri, günümüzde de hissediliyor. 

Independent Türkçe, New York Times, France24, AP


Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
TT

Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)

Antoine el-Hac

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın geçen yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma, Avrupa için adeta bir alarm zili oldu. Eleştirel ve suçlayıcı tonuyla dikkat çeken konuşma, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin, Beyaz Saray’ın NATO ve Avrupa ile ilişkilerinde daha sert bir tutum benimseyeceğinin en açık işareti olarak değerlendirildi.

Bu yıl ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih’teki konuşmasında başkanına olan bağlılığı ile Avrupa ile derin ilişkiler arasında bir denge kurdu. Ülkesini Avrupa’nın ‘çocuğu’ olarak tanımlayan Rubio, eski kıta liderlerine, “Sevgili müttefiklerimiz ve eski dostlarımızla birlikte yeni bir küresel düzen inşa etmeye kararlıyız” mesajını verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise bu açıklamalardan ‘çok memnun’ olduğunu belirtti.

Miami’de Kübalı ebeveynlerden doğan Rubio, ortak kültürel bağlara da dikkat çekti; Beethoven ve Mozart’ın yanı sıra The Beatles ve The Rolling Stones gibi grupları örnek gösterdi. Rubio, “Geleceğiniz ve geleceğimiz bizim için çok önemli. Bazen görüş ayrılıkları yaşayabiliriz, ancak bu farklılıklar, Avrupa’ya duyduğumuz derin kaygıdan kaynaklanıyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)

Ancak Foreign Policy dergisinde konferansın ardından yapılan değerlendirmede, “Birçok Avrupa lideri özel oturumlarda endişelerini dile getirdi; Trump’ın son dönemde Grönland’ı ele geçirme tehdidini kırmızı çizgiyi aşma olarak gördüler. Rubio’nun Hristiyanlık ve Batı uygarlığına yaptığı vurgular ise bazıları için etnik çağrışımlar içeriyormuş gibi göründü” ifadeleri yer aldı.

Batı dışından konferansa katılanlar, Rubio’nun Avrupa’yı ABD’nin yanında Batı’yı genişletme yoluna davet etmesini, yeni kıtalara yerleşme ve dünya çapında imparatorluklar kurma vurgusuyla birlikte, yeniden sömürgeleştirme mesajı olarak yorumladı.

Rubio, Trump’ın Avrupa’nın göç ve iklim değişikliği konularındaki yaklaşımına yönelik eleştirilerini de yineleyerek, ABD’nin gerekirse kendi yolunu tek başına açmaya hazır olduğunu belirtti. Rubio, ülkesinin NATO ittifakını canlandırmak istediğini vurgulasa da Avrupa’nın buna olan iradesi ve kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Konuşma, Rubio’nun Trump’ın politik önceliklerine uyum ile Avrupa ortaklarını güvence altına alma arasında dikkatle kurması gereken dengeyi ortaya koydu. Cumhuriyetçi yönetimdeki birçok kişiden farklı olarak Rubio, ABD’nin dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmesi için Avrupa ile ilişkilerde daha fazla diplomasiye ihtiyaç duyduğunu biliyor.

Rubio’nun görevi ve diplomasiye liderlik etmesi, tonunun göreceli olarak ılımlı olmasının nedeni olarak görülüyor. Rubio, güvenlik ve askeri kurumların varlığını -özellikle NATO’yu- her zaman desteklemişti. Örneğin 2019’da herhangi bir ABD başkanının NATO’dan çekilmesini engellemek için Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında yürütülen ortak çabanın parçası olmuştu. O dönemde, “Ulusal güvenliğimiz ve Avrupa’daki müttefiklerimizin güvenliği için ABD’nin NATO içinde etkin bir rol oynamaya devam etmesi hayati önemdedir” demişti.

Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)

Başka bir örnekte, Rubio’nun, ABD’nin taahhüdü konusunda Vladimir Zelenskiy’ye belirli güvence verdiği belirtiliyor. Aynı zamanda, savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın zor tavizler kabul etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu yaklaşım, Vance’in daha önce ABD’nin ‘birkaç mil toprak için’ on milyonlarca dolar harcamasının gerekçelerine şüpheyle bakmasından farklı.

Rubio’nun Münih’teki konuşması, Vance’in bir yıl önceki konuşmasına göre daha az bölücü olsa da Trump döneminde ABD dış politikasında herhangi bir temel değişikliği yansıtmıyor. Yeni denklem şöyle özetlenebilir: ABD, bazı çıkarlarını Avrupa ile paylaşsa da değerlerini paylaşmıyor.

Büyük Atlantik mesafeleri

Konu sadece konuşmalar, anlatılar veya dil üslubu meselesi değil; dünya, ittifakların, çekişmelerin ve hatta düşmanlıkların değiştiği yeni bir gerçekliği yaşamaya başladı.

Özellikle Avrupa’da, yüzyıllar boyunca en yıkıcı savaşları yaşamış kıtada birçok kişi, kendilerini Rusya’nın yayılmacı eğilimleri ile Çin’in saldırgan ekonomik politikaları arasında ve hızla değişen eski yakın müttefik ABD’nin arasında açıkta ve tehlikeye maruz hissediyor.

Eurobarometer tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, Avrupalıların yüzde 68’i ülkelerinin  tehdit altında olduğunu düşünüyor.

Bugün Atlantik ötesi ilişkiler incelendiğinde, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nın manzarası, stratejik bir ‘bilişsel uyumsuzluk’ durumunu yansıtıyor. Psikolojide bilişsel uyumsuzluk, inançlar ile davranışlar arasında uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan zihinsel gerilimi ifade eder.  Antoine el-Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre Münih’te bu çelişki açıkça görüldü: dostluk açıklamaları, derin güvensizlik sinyalleriyle yan yana, stratejik güvence ise politik kararlarla çelişiyordu. Sonuç, biçimde birleşik ama özde sıkıntılı bir Avrupa-Amerika ittifakı oldu; bu durum, uygun önlem alınmazsa açık bir çatışma riski taşıyor.

Bu bağlamda Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin Avrupa’yı sonsuza dek koruyamayacağını kabul etti, ancak bölgesel baskılara -özellikle Grönland konusuna- kesin bir şekilde karşı çıktı. Pistorius, “Barış ve güvenliği sağlamak için uluslararası kuruluşlara başvurulmalı” dedi ve Avrupa Birliği (AB) ile ABD’nin bunu ancak birlikte başarabileceğini vurguladı. Bu tutum, ABD’nin iş birliği ve kolektif disiplin çağrısını temel alan yaklaşımıyla çelişiyor; söz konusu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçerli olan kurallara ters düşen yeni bir oyun kuralı öneriyor.

Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)

Ada ve buz

İstikrarı en çok sarsan anlaşmazlıklardan biri Grönland meselesi oldu. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konunun hâlâ açık bir yara olduğunu belirtti. Donald Trump, Danimarka ve Avrupa’nın tepkilerini dikkate almadan, Danimarka egemenliğine bağlı ada ile ilgili cesur pozisyonunu açıkladı.

Bazı gözlemciler ve analistler, Münih’te ve diğer duraklarda gözlemlenen tutumların, mevcut krizin yalnızca siyasi elitler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanmadığını, daha geniş bir uyumsuzluk olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Avrupa halkının kayda değer bir kısmı, ABD’nin kendilerini askeri saldırılara karşı korumayacağına inanıyor.

Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın caydırıcı şemsiyesini Avrupa’nın geri kalanını kapsayacak şekilde genişletme tartışmasını yeniden açtı. Ancak bu güç gösterisi sağlam temellere dayanmıyor; yaklaşık 300 Fransız nükleer başlığı, 4 bin 309 nükleer başlığa sahip Rus cephaneliği karşısında caydırıcı olamaz. Avrupa ortaklarıyla bütünleşik bir komuta, kontrol ve iletişim sistemi olmadan hiçbir savunma sistemi anlam ifade etmiyor.

Öte yandan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer Fransa ile iş birliğine hazır olduğunu ifade etse de Fransa’nın nükleer silahları yerel üretimken, İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı, İngiliz yapımı savaş başlıkları taşıyan ve Kraliyet Donanması’nın denizaltılarında konuşlandırılan ABD yapımı Trident 2 D5 füzelerine dayanıyor. Bu nedenle İngiliz caydırıcılığı bağımsız değil ve bu stratejik açıdan kritik bir gerçek.

Avrupa liderleri, ülkelerinin mali, sosyal ve yaşam koşullarıyla ilgili sorunlar yaşadığını bilerek, ekonomik çıkar çatışmaları ve farklı söylemlere rağmen ‘Atlantik boşanmasının’ mümkün olmadığını anlıyor. Zor bir evliliğin maliyeti, acı bir boşanmadan daha azdır. Dolayısıyla zayıf taraf, ilişki sürekli gerilimli olsa da güçlü tarafla kalmak zorunda.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)

Bu liderler, Donald Trump ve ekibinin söyleminin değişmeyeceğini ve mesajının AB’yi zayıf ve yönelimlerinde hatalı gösterme amacını sürdüreceğini de biliyor. Ancak AB’nin sosyal piyasa ekonomisi modeli ve açıklık taahhüdü hâlâ somut kazançlar sağlıyor. Tereddüt ve şüphe yerine, AB’nin güçlü yönlerine yatırımını artırması ve deneyimini, özellikle ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde, iş birliği ve entegrasyon modeli olarak öne çıkarması gerekiyor. Avrupa başarılı olursa, bu sürekli dengesi bozulan bir dünya için yararlı olur; başarısız olur ise kıta, yıkıcı çatışmaların sahnesi haline gelebilir.