Gazze’deki El-Ehli Arab Hastanesi’ne yapılan saldırı hakkında ne biliyoruz?

Zeytun mahallesi sakinleri İsrail ordusunun evlerini boşaltmaları yönünde uyarmasının ardından hastaneye sığınmışlardı

Salı akşamı bombanın isabet ettiği El-Ehli Hastanesi’nin sabahki durumu (AFP)
Salı akşamı bombanın isabet ettiği El-Ehli Hastanesi’nin sabahki durumu (AFP)
TT

Gazze’deki El-Ehli Arab Hastanesi’ne yapılan saldırı hakkında ne biliyoruz?

Salı akşamı bombanın isabet ettiği El-Ehli Hastanesi’nin sabahki durumu (AFP)
Salı akşamı bombanın isabet ettiği El-Ehli Hastanesi’nin sabahki durumu (AFP)

İsrail ordusu ile Hamas arasındaki çatışmanın kızıştığı bir dönemde, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail ziyaretinin hemen öncesinde Gazze’deki bir hastaneye isabet eden bomba sonucu yüzlerce Filistinli hayatını kaybetti.

Hastaneyi kim bombaladı?

İsrail ve Filistin tarafları, hastanenin bombalanmasından birbirlerini sorumlu tuttular. Çatışmanın başladığı ilk andan itibaren açık bir şekilde İsrail’in yanında yer alan Biden ise gördüğü kadarıyla patlamaya ‘karşı tarafın’ neden olduğunu söyleyerek Filistinlileri işaret etti.

ASCD
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, çarşamba sabahı İngiliz Parlamentosu’ndaki bir oturuma katılmak üzere Downing Caddesi 10 numaradaki konutundan ayrılırken (EPA)

Öte yandan bazı Batılı ülkeler bu aşamada herhangi bir tarafı hedef göstermeden bombalama olayının soruşturulması yönünde çağrıda bulunurken, Arap ülkeleri İsrail’i suçladı. Reuters’a göre İngiltere Başbakanı Rishi Sunak dün yaptığı açıklamada, İngiliz istihbarat servislerinin salı günü Gazze’deki hastanede meydana gelen patlamayla ilgili gerçekleri bağımsız bir şekilde tespit etmek için kanıtları analiz ettiğini söyledi.

Hastane hakkında ne biliyoruz?

1882 yılında kurulan El-Ehli Arab Hastanesi Anglikan Kilisesi tarafından yönetiliyor. Hastane web sitesinde kendisini ‘dünyanın en çalkantılı yerlerinden birinin kalbinde huzur veren bir sığınak’ olarak tanımlıyor. Hastane, ücretsiz meme kanseri tarama programı, yaşlı kadınlara yönelik merkez ve civar beldelere ücretsiz hizmet veren mobil klinik gibi hizmetlerin yanı sıra 80 yataklı hizmet sunduğunu ifade ediyor.

Hastane, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Ez-Zeytun mahallesinde yer alıyor.

Bombalama sırasında hastanede kaç kişi vardı?

Gazze’deki bu hastane ve diğer hastanelerdeki yatak sayısı sınırlıyken, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik başlattığı saldırıya yanıt olarak İsrail hava saldırılarının başlamasından bu yana hastaneler kapasitelerinin üstünde çok sayıda yaralıyla doldu taştı.

Yaralı sayısında büyük bir artış olmasının yanı sıra hastanelerin saldırılara karşı güvenli bir sığınak olacağını düşünen insanlar da Gazze’nin dört bir yanındaki hastanelere akın ettiler.

SD
Gazze’nin merkezindeki El-Ehli Arab Hastanesi’ne düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden ve salı akşamı Eş-Şifa Hastanesi’ne götürülen Filistinlilerin cesetleri (AFP)

Bununla ilgili olarak hastanenin ortopedi bölümünün başkanı Dr. Fadl Naim, salı sabahı El-Ehli Arab Hastanesi’nde yaklaşık bin kişinin olduğunu ve günün ilerleyen saatlerinde daha fazla kişinin buraya akın ettiğini söyledi. Naim, “Bu, İsrail ordusunun Zeytun mahallesi sakinlerine evlerini boşaltmaları gerektiği uyarısını yapmasından sonraydı” dedi. Dr. İbrahim en-Nekaa ‘saldırı sırasında 3 binden fazla kişinin hastaneye sığınmış durumda olduğunu’ bildirdi.

Saldırıdan önce ne oldu?

İsrail, Gazze şehri sakinleri de dahil olmak üzere Gazze’nin kuzeyindeki Filistinlilere can güvenlikleri için güneye gitmeleri çağrısında bulunmuştu. İsrail ordusu salı günü sosyal medya platformu X’te yayınladığı paylaşımında özellikle Zeytun mahallesi sakinlerinden güneye gitmelerini istemişti.

Gazze’nin güneyinde kalan Refah kentindeki Kuveyt İhtisas Hastanesi 16 Ekim’de İsrail’den tahliye yönünde iki uyarı aldığını duyurmuş ancak hastane müdürü çalışanlarının buradan ayrılmayacağını açıklamıştı.

Saldırıyla ilgili ayrıntılar neler?

Dr. Naim, ameliyatlardan birini bitirip başka bir ameliyata başlamak için önlüğünü değiştirmek üzereyken büyük bir patlama sesi duyduğunu söyledi. Dr. Nekaa patlamanın akşam 18.30 civarında (15:30 GMT) meydana geldiğini belirtti.

Hasarın boyutu ne?

Reuters’in hastanenin içinden elde ettiği görüntüler ve fotoğraflar, hastane bahçesinde bulunan yaklaşık 24 aracın tahrip olduğunu ortaya çıkardı.

Etraftaki binaların hasar gördüğü ve duvarlarda ve yerlerde kan lekeleri olduğu görüldü.

Filistinliler ne dedi?

Filistinli yetkililer İsrail’i suçlarken, Filistinli silahlı grup İslami Cihad Hareketi, patlamaya kendi füzelerinden herhangi birinin neden olduğu iddiasını yalanlayarak o sırada Gazze şehrinde veya çevresinde hiçbir faaliyetlerinin olmadığını açıkladı.

Hamas lideri İsmail Heniyye, Washington’un İsrail’e ‘saldırganlığı için koruma sağladığını’ söyleyerek patlamanın sorumluluğunu ABD’ye yükledi. Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi’nin Sağlık Bakanı, İsrail’i ‘katliam’ yapmakla suçladı.

İsrail ne dedi?

İsrail patlamanın sorumluluğunu reddetti ve bunun İslami Cihad’ın başarısız füze girişiminden kaynaklandığını söyledi.

İsrail Ordu Sözcüsü, İsrail ordusunun operasyonel sistemler üzerinde yaptığı analizin, Gazze’deki militanların hastanenin bombalandığı sırada hastanenin yakınından geçen bir füze yağmuru başlattığını gösterdiğini duyurdu.

Sözcü “Çeşitli kaynaklardan edindiğimiz istihbarat bilgileri, Gazze’deki hastanede patlamaya neden olan başarısız füzeden İslami Cihad’ın sorumlu olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

SCDFE
ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv’deyken (Reuters)

Sözcü, hastanenin çevresindeki binalarda yapısal bir hasar bulunmadığını ve hava saldırısı senaryosuna uygun kraterlerin bulunmadığını bildirdi. Sözcü, Hamas’ın kasıtlı olarak ölü sayısını abartılı söylediğini belirterek hareketin patlamanın nedenini açıkladığı kadar hızlı öğrenmesinin imkanı olmadığını söyledi.

Ordu tarafından bildirildiğine göre son 11 gün içinde Gazze’den yaklaşık 450 roket atıldı. Ancak bunlar hedefleri vuramadan Gazze Şeridi’ne düştü.

ABD ne dedi?

Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanındayken “Dün Gazze’deki hastane bombalamasından dolayı derin bir üzüntü ve öfke duydum. Gördüğüm kadarıyla bu, diğer tarafın işi, sizin değil” ifadelerini kullanarak Filistinlileri hedef aldı.

Anglikan Kilisesi ne dedi?

Canterbury Başpiskoposu ve Anglikan Kilisesi Lideri Justin Welby, “Bu, masum hayatların korkunç ve feci bir kaybıdır. El-Ehli Hastanesi Anglikan Kilisesi tarafından yönetiliyor. Kardeşlerimizle birlikte yastayım (...) Bu yıkıcı savaşta sivillerin korunması yönündeki çağrımı yineliyorum. Huzur içinde yatsınlar” açıklamasında bulundu.

Bölgedeki tepkiler neler?

Bombalama bölgedeki Arap hükümetlerini ve halklarını öfkelendirirken, İsrail’in hastaneye düzenlediği saldırıyı kınamak için birçok Arap ülkesinde göstericiler sokaklara döküldü.

Ürdün Kralı 2. Abdullah patlamadan İsrail’i sorumlu tutarken, dün başkent Amman’da ABD, Mısır ve Filistin liderlerinin katılımıyla Gazze için düzenlenecek zirveyi iptal etti. Mısır da olaydan İsrail’i sorumlu tuttu.

Lübnan’da 2006 yılında İsrail’le savaşan Hizbullah, İsrail’in kanlı saldırısını kınadı ve dün gösteriler düzenlenmesi için çağrıda bulundu. Beyrut hükümeti kurbanlar için ulusal yas ilan etti.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.