Biden: Hamas, Suudi Arabistan-İsrail görüşmelerini bozmak için savaş başlattı

Riyad görüşmeleri askıya alırken sürecin akıbeti belirsiz

İsrail ordusu, bombardımana tuttuğu Gazze Şeridi'ne kara harekatı da planlıyor (Reuters)
İsrail ordusu, bombardımana tuttuğu Gazze Şeridi'ne kara harekatı da planlıyor (Reuters)
TT

Biden: Hamas, Suudi Arabistan-İsrail görüşmelerini bozmak için savaş başlattı

İsrail ordusu, bombardımana tuttuğu Gazze Şeridi'ne kara harekatı da planlıyor (Reuters)
İsrail ordusu, bombardımana tuttuğu Gazze Şeridi'ne kara harekatı da planlıyor (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden, Hamas'ın savaşı İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecini bozmak için başlattığını savundu.

Biden, dün yaptığı açıklamada Tel Aviv ve Riyad arasındaki görüşmelerin savaştan önce olumlu gittiğini, Hamas'ın da bunu bozmak için ortalığı karıştırdığını ileri sürdü.

ABD Başkanı, "Hamas'ın İsrail'e saldırmasının nedenlerinden biri, Suudilerle masaya oturacağımı bilmeleriydi. Tahmin edin ne oldu? Suudiler, İsrail'i tanımak istedi" ifadelerini kullandı.

Biden, ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından CBS'te 15 Ekim'de yayımlanan söyleşisinde, normalleşme sürecinin "halen geçerli olduğunu fakat görüşmelerin vakit alacağını" belirtmişti. 

Öte yandan Riyad yönetimi, 14 Ekim'de İsrail'le ABD arabuluculuğunda yürüttüğü normalleşme görüşmelerini durdurduğunu duyurmuştu. 

Suudi Arabistan yönetimine yakın olan ve adlarının gizlenmesini isteyen iki yetkili, Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters'a görüşmelerin yeniden başlaması durumunda Filistin meselesinin daha öncelikli hale geleceğini söylemişti.  

Aksa Tufanı ve normalleşme süreci

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları, 7 Ekim'de Gazze'den İsrail'e roket atışlarıyla Aksa Tufanı operasyonunu başlatmıştı. 

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da ertesi gün yaptığı açıklamada, "Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırının nedenlerinin birinin, Suudi Arabistan ve İsrail'i bir araya getirme çabalarını sekteye uğratmak olduğunu" savunmuştu. 

Savaş, İsrail ve Suudi Arabistan arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen normalleşme görüşmelerini de olumsuz etkiledi. Süreçteki önemli konulardan biri de Filistin meselesiydi.

Riyad, Filistin sorunu çözülmeden Tel Aviv yönetimini tanımayacağını defalarca duyurmuştu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin New York şehrinde geçen ay düzenlenen Birleşmiş Milletler'in 78'inci Genel Kurul toplantısında "Suudi Arabistan'la tarihi barışın eşiğindeyiz" demişti. 

Öte yandan Tahran yönetimi, sürece en başından beri karşı çıkmış, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de normalleşme çabalarını "gericilik" diye nitelemişti.

Çatışmalar sürerken normalleşme sürecinin geleceği henüz belli değil.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da 14 Ekim'deki açıklamasında, Gazze'deki durumun normalleşme sürecini "artık tamamen masanın dışına attığını" savunmuştu.

İsrail, Aksa Tufanı operasyonuna Demir Kılıçlar operasyonuyla yanıt verdi.

Filistin Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı rakamlara göre, İsrail ordusunun bombardımanlarında Gazze'de 1524'ü çocuk, 1000'i kadın 4 bin 137 kişi ölürken, yaralı sayısı da 13 bini geçti.  

İsrail ise Gazze'den düzenlenen saldırılarda 306'sı asker 1400 kişinin öldüğünü, 4 bin 834 kişinin de yaralandığını duyurdu.  

Independent Türkçe, Reuters, AA



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.