ABD, Netanyahu ile Gallant’ın ‘Hizbullah’a karşı savaş’ konusundaki anlaşmazlığına müdahale etti

İsrail Savunma Bakanı: Hizbullah savaşa katılmaya karar verdi ve bunun bedelini ağır ödüyoruz

Gallant ve Netanyahu, Biden ile 18 Ekim’de Tel Aviv’de yaptıkları görüşme sırasında diyalog halinde (AFP)
Gallant ve Netanyahu, Biden ile 18 Ekim’de Tel Aviv’de yaptıkları görüşme sırasında diyalog halinde (AFP)
TT

ABD, Netanyahu ile Gallant’ın ‘Hizbullah’a karşı savaş’ konusundaki anlaşmazlığına müdahale etti

Gallant ve Netanyahu, Biden ile 18 Ekim’de Tel Aviv’de yaptıkları görüşme sırasında diyalog halinde (AFP)
Gallant ve Netanyahu, Biden ile 18 Ekim’de Tel Aviv’de yaptıkları görüşme sırasında diyalog halinde (AFP)

Amal Şehade

İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmanın tırmandığı ve Tel Aviv’in, Hizbullah’ın fırlattığı tanksavar füzelerden kaynaklanan ölüm ve yaralanmaları kabul etmeye başladığı bir dönemde, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant arasında, İsrail’in ‘Lübnan ile savaşa girme’ konusunda anlaşmazlık çıktı.

Gallant, İsrail’in güneyde Gazze Şeridi’ne karadan operasyonunu beklemeden, Lübnan ile bir başka cephede savaşa girmek zorunda kalacağını söyledi.

Netanyahu ise ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail’in kuzey cephesinin savaştan uzak tutulması talebine uygun olarak, bunu reddetti.

Washington bu anlaşmazlığa, Netanyahu’ya destekleyici bir pozisyon takınarak müdahale etti.

Ülkedeki bazı taraflar, Gallant’ın eylemleri ve kuzeyde cephe açma konusundaki ısrarı konusunda uyarılarda bulunuyor.

Kendi tutumunda ısrarcı davranan Gallant, cumartesi sabahı kuzey sınırında sürpriz bir tur yaparak, Şeba Çiftlikleri yakınındaki bir bölgede görev yapan ve savaşa hazırlığın sağlanması için eğitim veren askerlerle görüştü.

Gallant askerlere yaptığı konuşmada, Hizbullah’ın özellikle de tanksavar füzelerini fırlatmasının ‘savaş ilanı’ anlamına geldiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Savunma Bakanı ayrıca, ister savunma, ister saldırı olsun, tüm hazırlıkların tamamlanması ve düşmanla savaş alanında karşı karşıya gelinmesi çağrısında bulundu.

Gallant konuşmasında ayrıca şu ifadeleri kullandı;

Hizbullah savaşa katılmaya karar verdi. Biz bunun bedelini ağır ödüyoruz. Zorlukların şu ankinden daha büyük olacağını varsayıyorum ve her duruma karşı hazır olmak için bunu hesaba katmalısınız. Savunma ve sizden istenilen her konuda hazırlıkları yapmak sizin göreviniz. İsrail’e yapılacak herhangi bir saldırının bedelinin ağır olacağını herkesin bilmesini sağlayacağız.

Gallant, ülkenin kuzey sınırı ve komşu kasabalarda yoğun olarak bulunan ordunun hazırlık düzeyi ve konuşlanma kapsamı konusunda kuzey bölgesinin liderleriyle toplantılar yaptı.

Ayrıca, kuzeydeki belediye ve meclis başkanları ile görüşerek, evlerinden tahliye edilen sakinlerin durumu hakkında bilgi aldı.

Savunma Bakanı’na destek veren belediye başkanları, güvenlik ve hükümet yetkililerini, Hizbullah füzelerine karşı kararlı bir saldırı ile karşılık verme ve tehdidi ortadan kaldırmak için çalışmaya çağırdı.

Tüm sakinleri tahliye edilen Kiryat Shmona’nın Belediye Başkanı Avichai Stern görüşmede şunları söyledi;

Devlete yönelik varoluşsal bir tehditle karşı karşıyayız. Güneyden ve kuzeyden bizi yok etmek isteyen düşmanlara karşı zayıf bir tepki, Yahudi devletinin sonu demektir. Bu bir karar verme fırsatıdır. Biz burada, iç cephede güçlüyüz, hazırlıklıyız ve savaş cephesiyle başa çıkması için orduya tam destek veriyoruz.

ABD’den uyarılar

Galant’ın İsrail’in kuzey bölgesini terk etmesinden birkaç saat sonra, kuzeydeki birçok kasaba yoğun saldırıya maruz kaldı ve bunlardan bazıları askeri bölgeleri vurdu.

Ordu, son günlerde meydana gelen bu saldırılar sonucu sekiz askerinin öldüğünü, ayrıca tarım arazisinde çalışan Taylandlı iki işçinin de yaralandığını duyurdu.

Güvenlik yetkilileri, Gallant’ın kuzey sınırına yönelik tehditlerinin bu bölgedeki gerilimi tırmandıracağına ve yaptığı açıklamaların, ABD’nin Lübnan’a savaş açılmaması yönündeki talebiyle çeliştiğine vurgu yaptı.

ABD’li yetkililer, bir süre önce İsrail’deki karar alıcılarla, özellikle de Gallant ile temaslarını yoğunlaştırarak, Lübnan’a doğru kuzey cephesini kızıştırmamaları ve Hizbullah’a büyük bir saldırı başlatmaya karar vermemeleri yönünde çağrıda bulunmuştu.

Gallant, İsrail’e yaptığı son ziyarette ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’e, Hizbullah’a karşı caydırıcı bir saldırı başlatılmasını önermişti.

İsrail ordusu ise kuzeyde geniş çaplı saldırıya odaklanan bir plan geliştirilmesinden bahsetmişti. Ancak Netanyahu her iki fikri de reddetti.

Tüneller kara operasyonu için engel oluşturuyor

İsrail’de Lübnan’a yönelik savaş konusunda artan anlaşmazlıklar, Gazze’ye yönelik kara operasyonunun ertelenmesinden de kaynaklanıyor.

Güvenlik yetkilileri, kara operasyonunu ertelemenin en önemli nedeninin, Gazze Şeridi’nde Hamas hareketi tarafından inşa edilen ve yüzlerce olduğu tahmin edilen tüneller olduğunu söyledi.

Yetkililer, İsrail’in bunların yerini tam olarak bilmediğini de vurguladı.

Bir güvenlik yetkilisi, ordunun Hamas’a yönelik zayıf istihbarattan muzdarip olduğunu ve İsrail’de 7 Ekim’de yaşanan çatışmalar sırasında yakalanan Filistinli tutuklulardan daha fazla bilgi almak için büyük çaba harcadığını bildirdi.

Alternatif savaş planı

İsrail’de, Gazze’ye karadan girişteki gecikmenin, ordunun alternatif savaş planı hazırlama talebinden kaynaklandığı öne sürüldü.

İsrailli askeri uzman Lilach Shoval konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı;

Gazze Şeridi’ne girmeden önce uzun süre beklemenin nedenleri karmaşık. Öncelikle, ABD Başkanı Joe Biden’ın bu haftaki İsrail ziyareti olmasaydı, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde güçlü bir şekilde varlığını sürdüreceğini varsaymak çok mantıklı. İkincisi, 7 Ekim’de kendisini anormal bir durumda bulan İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne karadan giriş için hazırlanması, net bir çözüme ve Hamas yönetiminin devrilmesine yol açacak uygun planlar hazırlaması gerekiyor.

Shoval, İsrail ordusunun Hamas ile savaştan önce, olası durumlara ilişkin senaryoları olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti;

Fakat en katı senaryolarda bile 7 Ekim’de yaşananlar dikkate alınmadı. İsrail ordusunun Harekat Bölümü’nden, mevcut duruma cevap verecek ve gerekli başarıyı elde edecek alternatif bir plan hazırlaması istendi. Bu şekilde çalışmanın sonuç vermesi gerekiyor, ancak oradaki yol basit olmayacak ve kesinlikle kısa da olmayacak.

Hazırlık sürüyor

İsrailli askeri uzman Shoval, “Bu arada İsrail ordu birlikleri de önlerindeki savaşa hazırlanmak için her anı değerlendiriyor” diye ekledi.

İstihbarat Bölümü ve Genel İstihbarat Servisi Şin Bet, Filistinli muhbirlerine güvenerek, mümkün olduğunca fazla bilgi elde etmeye çalışıyor.

İsrail Hava Kuvvetleri de Kara Kuvvetleri’ne yardım etmeye, Deniz Kuvvetleri ise kıyı şeridinde stratejik yerleri savunmaya hazırlanıyor.

Yüzbinlerce düzenli ve yedek asker, silahlanma, eğitim, detaylı planlar hazırlama ve koşulları düzenleme amacıyla her geçen gün daha da yoğun bir şekilde çalışıyor.



Boşaltma, yeniden konuşlanma ve gözetleme: İsrailli yerleşimci hareketi Rovvad el-Başan’ın Suriye’nin güneyine yönelik planı

İsraillilerin Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarını işgal etme girişimleri durmak bilmiyor (AFP)
İsraillilerin Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarını işgal etme girişimleri durmak bilmiyor (AFP)
TT

Boşaltma, yeniden konuşlanma ve gözetleme: İsrailli yerleşimci hareketi Rovvad el-Başan’ın Suriye’nin güneyine yönelik planı

İsraillilerin Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarını işgal etme girişimleri durmak bilmiyor (AFP)
İsraillilerin Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarını işgal etme girişimleri durmak bilmiyor (AFP)

Mustafa Rüstem

İsrail Lübnan, Suriye ve Filistin arasındaki dağların zirvelerini çağrıştıran adıyla Şeyh (Hermon) Dağı'nın tepelerinden Beşşar Esed rejiminin çöküşünden bu yana bölgenin jeopolitik coğrafyasına hâkim olma yolunda en çetin mücadelesini veriyor. Bu stratejik noktayı sıkı bir şekilde kavramış olan İsrail, kontrolü pekiştirme çabalarını yoğunlaştırıyor.

Öte yandan İsrail kara sınırına bakan dağın eteklerinde şüpheli hareketler yaşanıyor. İsrailli yerleşimciler bölgenin en su zengini ve verimli topraklarında yerleşim birimleri inşa etmek amacıyla ‘Başan’ olarak adlandırdıkları bölgedeki arazilere el koymak için planlar yapıyor.

Sınır çiti

İsrail ordusu, geçtiğimiz pazar günü yaklaşık 30 yerleşimcinin Başan bölgesindeki yerleşim projelerine onay ve yeşil ışık verilmesini talebiyle Suriye topraklarına girmelerinin engellendiğini duyurdu. Ertesi gün, yani pazartesi günü, aynı hareketten 10 yerleşimci daha sınır çitini geçtikten sonra gözaltına alındı.

Öte yandan İsrail ordusu bu eylemlerden mesafesini koruyarak konuyu askerlerin ve sivillerin hayatını tehdit eden ‘tehlikeli bir ihlal’ olarak nitelendirdi ve Suriye topraklarına yapılan bu baskını kınayan bir açıklama yayımladı.

Aynı süreçte İsrail Yayın Kurumu (IBA), yaşananların, İsrailli yerleşimci hareketi Rovvad el-Başan üyelerinin Suriye'ye geçmeye çalıştığı 24 saatten kısa bir süre içindeki dördüncü olay olduğunu duyurdu.

Güvenlik düğümü

Bu gelişmelere dikkati çeken Kuveyt merkezli Reconnaissance Araştırma Merkezi İcra Direktörü ve Washington Basın Kulübü üyesi Abdulaziz el-Anceri, Rovvad el-Başan hareketinin 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail güvenlik doktrinindeki geniş kapsamlı dönüşümden ayrı değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Dışarıdan bakıldığında Şeyh Dağı eteklerinde sınırlı bir yerleşim girişimi gibi görünen bu hareket, aslında Gazze'den Lübnan'ın güneyine, oradan da Suriye’nin güneyine uzanan bir hat boyunca İsrail'in mevzilerini tamamen ya da yarı nüfussuz tampon bölgelerle çevrelemeye dayanan daha geniş kapsamlı bir vizyonun parçası.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı haberde Anceri Anceri, sözlerini şöyle sürdürdü: “İsrail, 1982-2000 yılları arasındaki Güney Lübnan deneyiminden önemli dersler çıkardı. Bu deneyim, yerleşik bir bölgenin doğrudan işgalinin maliyetli bir halk direnişini doğurabileceğini ortaya koyuyor. Bugün gördüğümüz şey ise gelecekteki yerel direniş ihtimalini en aza indirecek bir güvenlik ve demografik boşluk yaratma çabası gibi görünüyor. Gazze'de geniş çaplı yıkım, yaşanabilir alanın daraltılması ve tahrip edilmiş, insanın yaşayamayacağı tampon bölgeler oluşturulmasına dayanan bir model göze çarpıyor. Güney Lübnan'da ise İsrail, Litani Nehri’nin güneyiyle Mavi Hat arasında benzer bir gerçeklik dayatmaya çalışıyor gibi görünüyor. Suriye'de ise İsrail, önceki rejimin çöküşünü ve 1974 kuvvet ayrılığı anlaşmasının çözülmesini güneyin hassas bölgelerinde askeri manevra alanını genişletmek için bir fırsat olarak değerlendirdi.”

Suriye’de 2024 yılı sonlarında yaşanan siyasi dönüşümün ardından İsrail'in Suriye ile 1974 yılında imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın artık geçerliliğini yitirdiğini düşündüğü ve Esed rejimiyle yapılan eski düzenlemelerden bağımsız davrandığını açıklayan Anceri’ye göre İsrail’in Suriye'nin askeri cephaneliğine yönelik kapsamlı bombardımanları ve ardından gelen kademeli ilerlemeyi ve daha önce İsrail'in doğrudan hareket alanı dışında kalan bölgelerde ileri gözetleme noktaları kurulması bu çerçevede anlaşılabilir.

Cepheler ve kapasitelerin imhası

Bu gelişmeler yaşanırken gözlemciler, özellikle İsrail'e sınır bölgelerinde ve Şeyh Dağı eteklerinde son dönemde yaşanan gelişmelerin ciddi tehlikelerine dikkati çekiyor. Bir kesim, yaşananların Benjamin Netanyahu hükümetinin bir yılı aşkın süredir dayatmaya çalıştığı ilerleme operasyonunun devamı niteliğinde olduğunu değerlendiriyor. Bu süreçte hükümet, aşırı muhalif akımların iktidara gelmesinden duyduğu kaygıyı öne sürerek önceki rejimin çöküşünden ve Beşşar Esed'in 2024 yılı sonlarında Moskova'ya kaçmasından itibaren Suriye ordusunun stratejik silahlarını imha etmeye girişti. Bu amaçla Şam ve çevresi, Humus ile güneydeki sınır şehirlerindeki muharebe birliklerinin konuşlandığı belirli noktalara yönelik ilk günlerde yoğun hava saldırıları düzenlendi.

fbfrbg
Suriye'nin güneyindeki bir kontrol noktasında askeri bir araç (AFP)

Öte yandan Şam, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'nın hükümetinin göreve gelmesinden bu yana Suriye'nin başta komşu ülkeler olmak üzere bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kuracağına dair güvence mesajları verdi ve ABD gözetiminde İsrail ile bir güvenlik anlaşmasına varmak üzere görüşmeler başlattı.

Suriye'nin güneyindeki Dera şehrinden sivil aktivist Yaser el-Hatib, Rovvad el-Başan hareketinin hamlelerinin bir baskı aracından öteye geçmediğini söyledi.

Hatib, şöyle konuştu:

“Dera'daki ve Şeyh Dağı eteklerindeki halk, Suriye topraklarının bütünlüğünden yana. Bu hareketin kafasında kurduğu planların hiçbirinin hayata geçmesi mümkün değil. Bunu da, bölge halkının bilinci ve İsrail'in tüm kışkırtıcı eylemlerine karşı herkesin sergilediği soğukkanlılık sağlıyor.”

Rovvad el-Başan hareketi geçtiğimiz yıl nisan ayında kuruldu. Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimciler ile İsrail'in 1967'de işgal ettiği Suriye’nin Golan Tepeleri’nden gelen kişilerden oluşuyor. Hareketin üyeleri, Suriye topraklarında kalıcı yerleşim birimleri kurulmasını talep ediyor. Hareket, Tevrat'ta geçen ‘Başan’ bölgesiyle ilgili dini ve tarihi anlatılara dayanıyor. Tel Aviv'deki haberler, hareketin iktidar koalisyonunun içinden siyasi figürlerden destek gördüğüne işaret ediyor. Hareketin en öne çıkan siması ise sözcülüğünü yapan Amos Azarya.

Jeopolitik

Abdulaziz el-Anceri, “Rovvad el-Başan'ın önemi yalnızca örgütsel büyüklüğüyle değil, İsrail sağı içindeki siyasi ve yerleşimci eğilim hakkında ortaya koyabilecekleriyle ölçülmeli” ifadelerini kullandı.

Bu tür hareketlerin hedefleri konusundaki değerlendirmesinin başında Anceri, “Bu hareketler çoğunlukla sınırları test etmekle başlar. Sınırlı giriş, hesaplı sürtüşme, geçici çekilme ve ardından tekrarlayan geri dönüş... Sembolik eylem zamanla sahaya yansıyabilir ve ardından müzakere dosyasına, sonunda ise geri adım atılması güç bir fiili duruma dönüşebilir. Bu mantık, Batı Şeria'nın geniş kesimlerinde yaşananlardan pek de uzak değil" şeklinde konuştu.

Anceri, şöyle devam etti:

“Bence en tehlikeli boyut, Güney Suriye'de yaşananların salt askeri bir boyutla sınırlı kalmayıp jeopolitiğin bizzat yeniden tanımlanmasına yönelik bir girişimin göstergeleri olduğu ihtimali. Golan Tepeleri ve 1967 sınırları tartışmasından Suriye'yi yalnızca 1974 düzenlemelerine dönüş talebinde bulunmaya razı etmeye doğru bir kayma söz konusu. Yani işgal altındaki toprakların geri alınmasından kuvvet ayrılığı hattına dönüşle yetinmeye kadar Suriye'nin taleplerinin tavanı zamanla aşındırılabilir."

Bir insan hakları izleme kuruluşu, Beşşar Esed rejiminin çöküşünün ardından yalnızca 2024 yılı sonu ile 2025 yılı ekim ayı arasında İsrail’den Suriye'nin güneyine yaklaşık 200 sızma girişimi tespit etti. Bunların 130'u piyade ve zırhlı birlikler tarafından gerçekleştirilen kara sızmalarıydı, bir kısmı derinlere uzanan ani operasyonlardı. Son dönemde Şam’ın kırsal kesimindeki Beyt Cin bölgesine kadar uzanan ve ardından geri çekilen bir kara müdahalesi ve bombalama operasyonu da bunlar arasında yer alıyor.

Dağ ve Başan Oku

Bu gelişmelerle birlikte İsrail ordusu, Suriye içlerine yönelik kara ve hava operasyonları yürütürken bir yılı aşkın süredir Şeyh Dağı'nı (Suriye ve Lübnan sınırlarına bakan 2 bin 800 metre yüksekliğindeki stratejik dağ) kontrol ediyor. Bu süreçte 36 Suriyeli hayatını kaybetti, Kuneytra kırsalında halka karşı gözaltılar ve baskınlar gerçekleştirildi. İsrail aynı zamanda Suriye topraklarını ele geçirerek tampon bölgeye dönüştürmek amacıyla ‘Başan Oku’ adlı bir operasyon başlattı. Beşşar Esed rejimin 2024 yılının aralık ayında çöküşünden 2025 yılının nisan ayına kadar kısa bir süre içinde sızdığı topraklar, uluslararası anlaşmaları açıkça ihlal eder biçimde yaklaşık 460 kilometrekareyi aştı.

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail ihlallerinin durdurulması çağrısında bulunurken BM Suriye Özel Temsilcisi Yardımcısı Claudio Cordone, İsrail'den gözaltındaki Suriyelilerin akıbetini açıklamasını talep etti. Cordone, ‘Kuneytra ve Dera'daki sızma, bombalama ve askeri operasyonları Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden, sivillere zarar veren eylemler’ olarak nitelendirdi.

Anceri ise bu denklemde Dürzi boyutunun göz ardı edilmemesi ve son derece temkinli bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı. ‘Cebel el-Arab’ ya da ‘Cebel el-Düruz’ yerine ‘Cebel el-Başan’ gibi ifadelerin giderek yaygınlaştığına işaret eden Anceri, bazı çevrelerin Süveyda’daki Dürzileri işgal altındaki Golan Tepeleri’nde yaşayan Dürzilerle ilişkilendirme girişimlerinde bulunduğuna ve Suveyda'dan Mecdel Şems'e, hatta Şuf bölgesine uzanan bir Dürzi koridorundan söz eden önerilerin sunulduğuna işaret etti ve bunların tamamının dikkatle izlenmeye değer söylemsel ve siyasi göstergeler olduğunun altını çizdi.

Anceri sözlerini şu tespitle noktaladı:

“Rovvad el-Başan'ın hedefi uzun vadede kademeli ve yavaş bir yerleşim. İsrail her zaman baştan resmi bir yerleşim projesi ilan etmek zorunda değil. Deneme niteliğinde bir harekete izin vermek, ardından onu güvenlik şemsiyesi altına almak ve zamanın onu müzakereye ya da normalleşmeye açık bir gerçeğe dönüştürmesini beklemek yeterli. Şeyh Dağı eteklerinde yaşananlar, büyük olasılıkla Gazze'den Güney Lübnan'a ve oradan Suriye'nin güneyine uzanan ve 'boşaltma, yeniden konuşlanma, gözetleme' ardından yeni bir siyasi ve güvenlik sınır mühendisliği öngören daha kapsamlı bir planın parçası. Arap dünyası ve uluslararası toplum tarafından açık bir bedel ortaya konmazsa bugün güvenlik adıyla başlayan bu hamle ileride uzun soluklu bir yerleşim projesine dönüşebilir."


İsrail ordusu, Lübnan sınırına yakın bölgede bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail hava saldırısı Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasını hedef aldı (AFP)
İsrail hava saldırısı Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasını hedef aldı (AFP)
TT

İsrail ordusu, Lübnan sınırına yakın bölgede bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail hava saldırısı Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasını hedef aldı (AFP)
İsrail hava saldırısı Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasını hedef aldı (AFP)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, bir askerinin cuma günü Lübnan sınırı yakınlarında hayatını kaybettiğini duyurdu. Böylece, Hizbullah ile savaşın başlamasından bu yana ölen İsrail askeri sayısı 22’ye yükseldi.

Ordunun kısa açıklamasında, kuzeydeki Atlit kentinden 23 yaşındaki Başçavuş Noam Hamburger’in “İsrail’in kuzeyinde hayatını kaybettiği” belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre ordu açıklamasında, Hamburger’in cuma öğleden sonra Lübnan sınırı yakınlarında öldüğünü bildirdi.

2 Mart’ta Hizbullah ile savaşın başlamasından bu yana toplam 23 İsrailli — 22 asker ve bir sivil sözleşmeli personel — hayatını kaybetti.


İran, Hizbullah'a Lübnan'ın "İslamabad anlaşmasına" dahil edileceği sözünü verdi

Cuma günü Lübnan'ın güneyinde İsrail hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin tabutlarını taşıyan yaslılar (AFP)
Cuma günü Lübnan'ın güneyinde İsrail hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin tabutlarını taşıyan yaslılar (AFP)
TT

İran, Hizbullah'a Lübnan'ın "İslamabad anlaşmasına" dahil edileceği sözünü verdi

Cuma günü Lübnan'ın güneyinde İsrail hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin tabutlarını taşıyan yaslılar (AFP)
Cuma günü Lübnan'ın güneyinde İsrail hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin tabutlarını taşıyan yaslılar (AFP)

İran, dün Hizbullah’a verdiği mesajda, İslamabad’da yürütülen diplomatik sürecin bir parçası olarak Lübnan’ın da anlaşma kapsamında yer alacağını bildirdi. Tahran yönetimi, ABD ile İran’daki savaşı sona erdirecek bir anlaşma üzerinde görüşmeler yürütüyor.

Hizbullah’tan yapılan açıklamada, örgütün Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’den bir mesaj aldığı belirtildi. Mesajda Tahran’ın Hizbullah’a verdiği destekten “vazgeçmeyeceği” vurgulanırken, ABD ile savaşı sona erdirmeye yönelik son öneride Lübnan’da “kalıcı ve istikrarlı biçimde savaşın durdurulmasının” da yer aldığı ifade edildi.

Devam eden müzakerelere rağmen Hizbullah, olası bir savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı İsrail’in hava savunma sistemlerine yönelik saldırılarını artırdı. Örgüt, dün yaptığı açıklamada, iki ana askeri noktada bulunan dört hava savunma sistemini (Demir Kubbe) hedef aldığını duyurdu. Hizbullah, bir gün önce de başka bir savunma sistemini vurduğunu açıklamıştı.

Buna karşılık İsrail ordusu Lübnan toprakları içindeki saldırılarını yoğunlaştırdı ve güneydeki 15 kasaba için tahliye uyarısı yayınladı.