Müttefikleri dahil kamuoyu Netanyahu’nın istifasını istiyor

Gazze’ye kara harekatında gecikme Netanyahu’yu zora soktu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant (solunda), İsrail ordusu karargahında yapılan güvenlik değerlendirme oturumu sırasında, 8 Ekim (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant (solunda), İsrail ordusu karargahında yapılan güvenlik değerlendirme oturumu sırasında, 8 Ekim (DPA)
TT

Müttefikleri dahil kamuoyu Netanyahu’nın istifasını istiyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant (solunda), İsrail ordusu karargahında yapılan güvenlik değerlendirme oturumu sırasında, 8 Ekim (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant (solunda), İsrail ordusu karargahında yapılan güvenlik değerlendirme oturumu sırasında, 8 Ekim (DPA)

Savaşın aylarca süreceği yönünde resmi açıklamalar yapılırken ve İsrailli esirlerin aileleri davalarının unutulmaması konusunda uyarıda bulunmak için gösteri düzenlerken, Gazze Şeridi’ne kara harekâtının ertelendiği bir dönemde İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ile ordu ve istihbarat liderlerinin istifası yönündeki talepler artıyor.

Hükümetin yargı planına karşı protestonun liderleri, savaşın uzamasının nedenlerinden birinin liderlerin zamanı kişisel ve partizan amaçlar ve çıkarlar doğrultusunda kullanma başarısızlığı olduğu yönündeki endişelerini dile getiriyor.

Netanyahu’nun müttefikleri başta olmak üzere sağ kesimlerde ve aşırı sağda da bu istifaya yönelik taleplerin artmaya başladığı kaydedildi.

Dünyanın dört bir yanındaki Haredi Yahudilerine yönelik bir haber sitesi olan Bahdrei Hadrim, İsrail’deki sağ ve sol kanattaki üst düzey uzmanların, Netanyahu’nun katı siyasi söyleminden geri adım attığına ve kara harekâtı yapmamak için kendisini haklı çıkaracak argümanlar aradığına inandığını içeren bir makale yayınladı. Makalede hükümet ve ordu liderliğinin Hamas’ı yok etme hedefine havadan ulaşılamayacağı belirtiliyor. Bu pozisyonun ise intikam arzusundan kaynaklanan duygusal bir tavır değil, daha ​​ziyade Hamas’tan birkaç haydut tarafından yok edilen İsrail’in caydırıcı gücünü yeniden tesis etmeye yönelik stratejik bir çıkar olduğu belirtiliyor. Ayrıca binlerce zavallı Filistinli kurban pahasına gerçekleştirilmiş olsa bile, güçlü ve büyük düşmana (Hamas) ve onun arkasındaki Hizbullah ve İran’a yönelik olduğu kaydediliyor.

Dini Siyonizm taraftarları, desteklerini göstermek için Gazze sınırına yakın bir bölgede İsrail ordusu askerlerini ziyaret ediyor, 11 Ekim (AFP)
Dini Siyonizm taraftarları, desteklerini göstermek için Gazze sınırına yakın bir bölgede İsrail ordusu askerlerini ziyaret ediyor, 11 Ekim (AFP)

Batı Şeria’daki aşırılık yanlısı yerleşimcilerin internet sitesi Kanal 7’de yazar After Shaki, Netanyahu’nun istifasını veya görevden alınmasını talep eden bir makale yayınladı. Shaki, Netanyahu’yu sevdiğini ve yüksek yeteneklerini takdir ettiğini belirtirken, “Ancak onun geçmişi solun fikirlerine hizmet etmekle ve onu seven ve onu seçen halkın fikirlerini reddetmekle dolu. El-Halil ve Wye Nehri anlaşmalarını imzaladığında ve iki devletli çözüme ilişkin Bar Ilan konuşmasını yaptığında da durum böyleydi. Ancak bugün Hamas’ı tasfiye etmek ve ondan kaçmak için tarihi bir fırsatı boşa harcıyor. Bu bakımdan İsrail'e ciddi bir stratejik darbe indiriyor” ifadelerine yer verdi.

Hatta El Halil bölgesindeki yerleşimci liderlerden biri olan ve Yediot Aharonot gazetesinde haftalık makale yazan Avukat Nadav Hatzni bile Netanyahu’yu sert bir şekilde eleştirdi. Netanyahu’nun eski bir dostu olan ve onun tarihi İngiliz lideri Winston Churchill’e benzetme konusunda takıntılı olduğunu bilen Hatzni, Netanyahu’nun ‘korkakça politikasına’ saldırdığı bir makale kaleme aldı.

İsrail ordusu Gazze Şeridi yakınındaki Aşkelon şehrinin güneyinde toplanıyor (AFP)
İsrail ordusu Gazze Şeridi yakınındaki Aşkelon şehrinin güneyinde toplanıyor (AFP)

Hatzni, İsrail tarafında çok sayıda kayıp olsa bile İsrail’in Hamas’la mücadeledeki ciddiyetini gösterme zamanının geldiğini, çünkü savaşın bedelsiz olamayacağını söyledi.

Nadav Hatzni, “Netanyahu, Churchill’e hiç benzemiyor. Aslında Churchill’den önceki İngiltere Başbakanı Arthur Noel Chamberlain’e benziyor” dedi. Chamberlain, tarihte, 1938’de Hitler’e teslim olan ve Almanya’ya Çekoslovakya’nın bir bölgesini veren Münih Anlaşması’nı imzalayan, uysal, tereddütlü ve korkak bir politikacı olarak tanımlanıyor.

Protesto liderleri geri dönüyor

Öte yandan iktidar sistemini devirme ve yargıyı zayıflatma planı nedeniyle hükümete karşı büyük gösteriler düzenleyen protesto liderleri de istifa talebini dile getirdi. Bunlardan en öne çıkanlar arasında dün Maariv gazetesinde Likud liderleriyle alay eden bir makale yayınlayan yazar Uri Misgav yer alıyor. Makalede “Başarısız olan, reform yapması gereken kişidir. Lideri değiştirmemiz yasaktır” ifadelerine yer verildi.

“Bu neredeyse Titanik felaketinden sonra kaptan hayatta kalsaydı ona başka bir gemi vermeliydik demeye benziyor” diyen Misgav, “İsrail Devleti, bu başarısız ve sorumsuz liderliğin, ihmalkâr ve aylarca, yıllarca kasabalarımıza, vatandaşlarımıza ve çocuklarımıza füze atılmasına izin veren bir liderliğin devam etmesine izin veremez. Nüfusun her kesiminden pek çok yurttaş başka bir liderlik ve koltukta kalmak için ihtiyaçlarına göre yaklaşımını şekillendirmeyen bir liderlik istiyor. Netanyahu, mağdurlar ve ailelerine önem göstermiyor. Bu kişi başbakan olduğu sürece İsrailliler ve orduları cihatçı terörü yenemeyecek. Artık gitmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.

Hamas tarafından kaçırılan sivillerin aileleri, dün Tel Aviv’de onların geri dönüşü çağrısı yaptıkları bir protesto sırasında fotoğraflarını taşıyor (AP)
Hamas tarafından kaçırılan sivillerin aileleri, dün Tel Aviv’de onların geri dönüşü çağrısı yaptıkları bir protesto sırasında fotoğraflarını taşıyor (AP)

Tel Aviv’de gösteri düzenleyen İsrailli rehinelerin aileleri, bu savaşta davalarının unutulacağı endişesini dile getirerek, her şeyi bırakıp oğullarının ve kızlarının serbest bırakılması için müzakerelere başlamaları çağrısı yaptı.

Bu dalga karşısında emekli General Itzhak Brik açık bir çağrı yaparak ilk askeri liderliğin istifasını talep etti. Brik, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve ordu ve İstihbarat Güney Tugayı başkanlarına atıfta bulundu.

Bu çağrı, savaşın başlangıcından bu yana Brik ile üç kez görüşen Netanyahu’nun ‘başarısızlığın sorumluluğu ile ordu ve istihbaratın sorumluluğu arasında bir denge kurma’ girişimi olarak görülüyor. Her ne kadar Netanyahu kamuoyu önünde Savunma Bakanı Yoav Galant ve muhalefetten gelen bakan Benny Gantz ile savaşın yönetilmesinde kolektif olarak çalıştığını ve Genelkurmay Başkanı ile tam koordinasyon içinde çalıştığını vurgulasa da adamları, bu ortakları sürekli eleştirir konumda.

Netanyahu, Gazze Şeridi sınırındaki İsrail ordusunu ziyaret etti (X platformundaki hesabı)
Netanyahu, Gazze Şeridi sınırındaki İsrail ordusunu ziyaret etti (X platformundaki hesabı)

Netanyahu, kendisini korkaklıkla suçlayanlara mesaj vermek amacıyla geçen çarşamba akşamı bir konuşma yapmıştı. Konuşması sırasında “Gazze Şeridi’ndeki İsrailli tutuklu ve rehinelerin geri dönüşü savaşın ilk hedeflerinden birini oluşturuyor” diyen Netanyahu, ordunun, yüksek menfaatlere uygun olarak savaş kabinesi tarafından belirlenen zamanda, büyüklükte ve ölçüde Gazze’yi karadan işgal etme niyetinde olduğunu ifade etti.

Binyamin Netanyahu, hükümetinin savaş için belirlediği hedefin Hamas hareketini ortadan kaldırmak ve tüm üyelerini öldürmek olduğunu yinelerken, hareketin yer altında veya üstündeki tüm üyelerini ölüm cezasına mahkûm etmekle tehdit etti. Gazze Şeridi’ne yapılacak kara saldırısının zamanlaması ve boyutunun İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ile belirlendiğini söyleyen Netanyahu, “Ne zaman, nasıl ve ne kadar olacağını belirtmeyeceğim. Kamuoyunun çoğunun bilmediği birtakım hususları detaylandırmayacağım” diyerek, Gazze’nin kuzeyinde yaşayan sivillere de güneye gitmelerini tavsiye etti.



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.