Oleg Tsaryov'a yönelik suikast girişimi hakkında neler biliniyor?

Kremlin, Zelenski'yi devirip yerine Tsaryov'u getirmeyi planlamıştı

Tsaryov, Rus ayrılıkçılara desteğiyle Kiev yönetiminin hedefine oturmuştu (Reuters)
Tsaryov, Rus ayrılıkçılara desteğiyle Kiev yönetiminin hedefine oturmuştu (Reuters)
TT

Oleg Tsaryov'a yönelik suikast girişimi hakkında neler biliniyor?

Tsaryov, Rus ayrılıkçılara desteğiyle Kiev yönetiminin hedefine oturmuştu (Reuters)
Tsaryov, Rus ayrılıkçılara desteğiyle Kiev yönetiminin hedefine oturmuştu (Reuters)

Ukrayna'da Kremlin yanlısı eski milletvekili Oleg Tsaryov'un silahlı saldırıya uğradığı ve hastaneye kaldırıldığı bildirildi. 

Ailesinin, siyasetçinin Instagram hesabından yaptığı paylaşımda, Tsaryov'un Kırım'daki Yalta şehrinde yaşadığı evinin civarında dün gece yarısı silahlı saldırıya uğradığı belirtildi.

Paylaşımda, 53 yaşındaki politikacıya kimliği belirsiz kişilerce iki el ateş edildiği, ambulans olay yerine vardığında Tsaryov'un kan kaybından bayıldığı ifade edildi. 

Rusya'nın savaşta kontrolünü ele geçirdiği Zaporijya'ya atadığı Vladimir Rogov ise Tsaryov'un yoğun bakımdaki tedavisinin sürdüğünü söyledi.

Rus devlet ajansı TASS da iç güvenlik kurumu Federal Güvenlik Servisi'nin (FSB) olayla ilgili inceleme başlattığını aktardı.

Saldırıyı SBU üstlendi

Öte yandan Ukrayna'nın iç güvenlik teşkilatı Ukrayna Güvenlik Servisi'nden (SBU) kimliğini paylaşılmasını istemeyen bir yetkili, Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters'a saldırıyı kendilerinin düzenlediğini söyledi.

Tsaryov'un "tamamen meşru bir hedef olduğunu" savunan yetkili, saldırının özel bir operasyon kapsamında yapıldığını belirtirken, olaya dair daha fazla detay paylaşmadı.

SBU yetkilisi, Tsaryov'a ilişkin ajansa şunları söyledi: 

Uzun süredir işledikleri suçların hesabını vermesi gereken hainler listesinde yer alıyordu. O sadece 'Rus dünyasının' bir hayranı değil, Kiev'i ele geçirmek için Rus tanklarıyla birlikte gelen bir kişiydi.

Ukrayna'nın askeri istihbarat servisi Savunma Bakanlığı İstihbarat Baş Müdürlüğü (GUR) Sözcüsü Andrey Yusov ise olayla ilgili detay paylaşamayacaklarını ve Tsaryov'un sağlık durumunu takip ettiklerini söyledi.

Reuters, Kremlin'in savaşın ilk günlerinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'yi devirip yerine Tsaryov'u getirmeyi planladığını da hatırlattı. Moskova'nın savaş sonrası planlarıyla ilgili bilgi sahibi olan ve adlarının açıklanmasını istemeyen üç Rus yetkili, söz konusu iddiayı ajansla geçen yıl paylaşmıştı. 

Rus ayrılıkçıların tarafına geçti

Tsaryov, 2002-2014'te Ukrayna parlamentosunda Bölgeler Partisi'nin (Partiya rehioniv) grup başkan yardımcılığını yürütmüştü. Rusya'da sürgünde yaşayan ve 2010-2014'te Ukrayna'nın lideri olarak görev yapan Viktor Yanukoviç'in partisi, Kremlin yanlısı olduğu gerekçesiyle bu yıl şubatta mahkeme kararıyla kapatılmıştı.

Ukrayna'da 25 Mayıs 2014'te yapılan erken seçimlerde devlet başkanlığına adaylığını koyan Tsaryov, daha sonra yarıştan çekilmişti. 

Tsaryov, 2014'te Ukrayna'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Donetsk ve Luhansk'ın kurduğu Yeni Rusya Konfederasyonu'nda parlamento başkanı da olmuştu. Konfederasyon bir yıl sonra 2015'te askıya alınmıştı. 

Adı "vatan hainleri" listesindeydi

Ukrayna'nın yanı sıra ABD ve bazı Batılı devletler tarafından yaptırım listesine alınan Tsaryov'un adı, Kiev yönetiminin "vatan hainlerinin" adlarını listelediği gayriresmi veritabanı Myrotvorets'te ("Barışçı") de geçiyor.

Söz konusu listede, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in akıl hocası olarak da bilinen Aleksandr Dugin'in kızı Darya Dugina ve Rus blogger Vladlen Tatarski'nin adları da yer alıyordu. 

Dugina, ağustosta aracına yerleştirilen bombanın patlamasıyla 29 yaşında hayatını kaybetmişti. Tatarski de St. Petersburg'daki bir kafede nisanda düzenlenen bombalı saldırıyla öldürülmüştü.

CIA şüphesi

Rusya devletine ait Rossiya Segodnya'nın internet sitesinde Tsaryov'a düzenlenen saldırıda ABD istihbaratının da rol oynamış olabileceğine dikkat çekildi. ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post'un (WP) 23 Ekim tarihli haberinde, CIA'in Ukrayna'daki SBU ve GUR'ye on milyonlarca dolar fon sağladığının yazıldığı hatırlatıldı.

Independent Türkçe



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.