Elon Musk, İskoçya Başbakanı Yusuf'a "Düpedüz ırkçı" dedi

İskoçya Başbakanı, teknoloji kralına vakit kaybetmeden karşılık vererek X'teki "kontrolsüz ırkçılıkla" mücadele etmeye çağırdı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Elon Musk, İskoçya Başbakanı Yusuf'a "Düpedüz ırkçı" dedi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

X'in sahibi Elon Musk bir sosyal medya paylaşımında SNP lideri Hamza Yusuf'u "düpedüz ırkçı" olmakla suçladı.

İskoçya Başbakanı, teknoloji kralına vakit kaybetmeden karşılık vererek Musk'ın platformunda "kontrolsüz ırkçılık ve nefretle mücadele etmesi" gerektiğini söyledi.

Geçen yıl Twitter'ı devralıp daha sonra X diye yeniden adlandıran Musk, Yusuf'un adalet bakanı olduğu dönemde George Floyd cinayetinin ardından yaptığı bir konuşmayı paylaşan bir hesaba yanıt verdi.

"End Wokeness" adlı hesabın gönderisine yanıt veren Musk "Nasıl da düpediz bir ırkçı!" diye yazdı.

Artık başbakan olan Yusuf, 2020'deki duygusal konuşmasında Floyd'un ABD'deki ölümünden önce polis memuru Derek Chauvin kendisini zapt ederken söylediği son sözlerini okumuştu.

Yusuf, günlük bazda muhatap olduğu kişilein hepsinin beyaz olduğunun altını çizerek sözlerine devam etmişti. İskoçya'daki hukuk alanı, mahkeme ve polis teşkilatının başındaki kişilerin isimlerini okuyan Yusuf, isimlerin peşinden "beyaz" kelimesini kullanarak vurgu yapmıştı.

Dönemin Adalet Bakanı daha sonra tıp alanına, sendikalara ve İskoç hükümetinin daire başkanlarına da değinmişti. Yusuf sözlerini "Bu yeterince iyi değil" diye bitirmişti.

Yusuf'u "düpedüz ırkçı" olmakla suçlayan Musk'ın gönderisi cuma sabahı itibarıyla 500 binden fazla hesap tarafından görülmüştü.

Cuma günü erken saatlerde platformda şifreli bir paylaşım yapan Yusuf, Still Game'in karakteri Navid'in dans ederek duygularını anlattığı bir gif'i şu yorumla yükledi:

Irkçılar sırf varlığım karşısında ağızlarından köpükler saçıyor.

Yusuf'un bir sözcüsü "Başbakan hayatı boyunca ırkçı nefret, taciz ve ölüm tehditlerine maruz kaldı ve bütün bu süreç boyunca her türlü nefret ve bağnazlığa karşı dimdik durmayı başardı" dedi.

Sözcü sözlerine şunları ekledi: 

Ne yazık ki Başbakan'ın karşı karşıya kaldığı ırkçı taciz ve şiddet tehditlerinin büyük bir kısmı, eskiden Twitter diye bilinen X üzerinden kendisine yöneltiliyor. Musk konumunu, sahibi olduğu sosyal medya platformunda kontrolsüz bir şekilde devam eden ırkçılık ve nefretle mücadele için kullanmalı.

1,5 milyon takipçisi olan ve önde gelen bir sağcı hesabın paylaştığı, Musk'ın yanıt verdiği ilk gönderide şöyle denmişti:

İskoçya Başbakanı Hamza Yusuf beyazları alenen hor görüyor.

Bu tartışma, tam da Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın yoğunlaşmasıyla iletişimin kesilmesinin ardından Yusuf'un, kayınvalidesi ve kayınpederiyle irtibat kuramadığını açıkladığı zamanda yaşandı.

Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e düzenlediği saldırıdan önce bölgeye giden Elizabeth El-Nakla ve eşi Maged, İsrail'in misillemesinden bu yana orada mahsur kaldı.

SNP lideri X'te "Gazze yoğun bombardıman altında. Telekomünikasyon kesildi. Neredeyse üç haftadır bu savaş bölgesinde mahsur kalan ailemize ulaşamıyoruz" diye yazmıştı.

Sadece geceyi sağ atlatmaları için dua edebiliriz. Dünyanın artık yeter demesi için daha kaç çocuğun ölmesi gerekiyor?

Yusuf bu sözleri, Birleşik Krallık'taki bütün siyasi liderlere Gazze'de ateşkesi destekleme çağrısı yaptığı mektubun ortaya çıkmasından sadece birkaç saat sonra sarf etmişti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.