Gazze’de bombardıman altında böyle yaşıyoruz: Ölümü işte böyle atlatıyoruz…

Füze sesini duyuyorsanız size isabet etmemiş demektir

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına yönelik İsrail hava saldırılarının ardından yıkılmış binaların enkazlarını inceleyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına yönelik İsrail hava saldırılarının ardından yıkılmış binaların enkazlarını inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Gazze’de bombardıman altında böyle yaşıyoruz: Ölümü işte böyle atlatıyoruz…

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına yönelik İsrail hava saldırılarının ardından yıkılmış binaların enkazlarını inceleyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına yönelik İsrail hava saldırılarının ardından yıkılmış binaların enkazlarını inceleyen Filistinliler (AP)

Hüsam Maruf

Açık ve her geçen gün genişleyen ağzıyla, çaresiz siviller arasından daha fazla kurban yutmaya devam eden Gazze savaşı başlayalı 20 gün geçti. Sivillere yönelik çılgınca bir hızla ve kitlesel olarak gerçekleşen cinayet devam ediyor. Savaşın, savaş kararı alan siyasetçilerin ve savaş liderlerinin ahlakına dair sorular gündeme gelirken, askerlerin sivilleri öldürme psikolojisine dair de önemli sorular ortaya atılıyor. Daha büyük sorular ise Batılı ülkelerin medeniyet ve teknolojik ilerleme teraneleri söylemesinin ardından modern çağda insanlığın akıbetine dair. Modern toplumda insanların dillendirdiği tüm ahlaki dizginleri ve ilkeleri görmezden gelerek uluslararası ve insani yasaları çiğneyen ve Filistin halkına karşı ölümcül suçlar işleyen işgalci devlet İsrail söz konusu olduğunda bu ilerleme, değersiz bir saçmalığa dönüşüyor.

Gelecekte insanlığı biraz olsun korumak istiyorsak, daha fazla cinayete susamış o liderlerin ve çocukların kafalarına füze düşüren o askerlerin psikolojisinin derinlerine dalmalıyız. Bu noktada hatırıma Rus yazar Lev Tolstoy’un şu sözü geliyor: “Savaş, her zaman ilgimi çekmiştir. Üst düzey generallerin tasarladığı manevraları kastetmiyorum; çünkü hayal gücüm bu kadar geniş çaplı hareketleri takip edemiyor; bunları anlamıyorum. Asıl ilgimi çeken, savaşın gerçekliği ve askerlerin işlediği bilfiil cinayetler.”

Çoğu zaman gelen darbenin gücünü uçağın sesinden anlıyoruz. Artık saldırıların yönlerini de biliyoruz. Ama savaştan savaşa, mermiden mermiye değişmeyen tek şey; acının tadı, kaybetmenin üzüntüsü, veda ve korku

Savaş güçlülere sadece ahmaklığı ve insanlığa karşı daha fazla şiddeti öğretir ve zulmü, toplu mezarları ve insanların zorunlu göçünü destekler. Zayıfların ise intikam ve öfke duygularını körükler ve su, elektrik ve gıda gibi insani yardımların kesintiye uğradığı, toplumca parçalanmışlığın ve kaybın yaşandığı, insanlar arasında iletişimin ve ulaşımın kesildiği, evlerin yıkıldığı, şehirlerin altyapısının yerle bir olduğu bir ortamda sebep olduğu korku, yara, endişe ve çaresizlikle hayal evinde savaş olmasa açılmayacak yeni pencereler açar.  

Tecrübe

Savaş bana hayata ve ölüme dair iki yönlü bir tecrübe sundu. Küçük çocuklarım gibi benim için de patlama sesleri bazı zamanlarda korkutucu olmaktan çıktı. Çoğu zaman gelen darbenin gücünü uçağın sesinden anlıyoruz. Artık saldırıların yönlerini de biliyoruz. Ama savaştan savaşa, mermiden mermiye değişmeyen tek şey; acının tadı, kaybetmenin üzüntüsü, veda ve korku, her şeyden korku. 13 yaşındaki oğlum kimliği tespit edilemeyen ölülerin akıbetini bana şu ifadelerle anlatıyor: “Böyle kişilerin sayıları çok olduğu için doktorlar onları topluca gömmeyi uygun gördüler.”

Savaş, çocuklar için işte böyle bir tecrübe üretiyor. Onların, hikâyeye tanık olmamak gibi bir lüksleri yok. Aksine bu hikâyeyi anlatabilme yeteneğine sahip benlikler taşıyorlar. Savaşın bilinçlerini zorla şekillendirdiği bu genç nesiller, gelecekte hikâyenin tam anlamıyla taşıyıcısı olacaklar. Geçmişte olduğu gibi davasından bihaber bir Filistinli nesil çıkmayacak.

En kötüsünü beklemek

Savaş bana her zaman en kötüsüne hazırlıklı olmayı öğretti. Zira neşe ya da iyimser bir ton için bir kalkan yok. Hayat, barıştan yana olan yazarın güzellik üretmek için yönettiği bir tiyatro sahnesi ya da roman değil. Burada, Gazze’deki hayatta insanlığın ve İsrail ile ABD’nin yıkıcı savaş aletlerinin ürettiği en büyük dram var. Tam olarak bu savaş bize bu modern dünyada insanlığın olmadığını öğretti.

sdfe
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği bir hava saldırısından sonra yükselen duman ve ateş (AP)

Hayatının aşkına evlenme teklifi eden ve düğünlerine hazırlanan Gazzeli genç Halid el-Mısri, kendi deyimiyle ‘ruhuna’ veda etti ve onu beyaz gelinlik içinde değil de beyaz kefene bürünmüş halde gördü. İşgal güçleri, evini ve ailesini bombaladı. Nişanlısı, bu savaşta şehit düşen çok sayıda kişi arasında bir rakama dönüştü. Facebook hesabında Halid, yaşanabilecek tüm acılarla nişanlısı için duyduğu yasını şöyle dile getirdi: “Canım nişanlım, beyaz gelinlik giyecekken beyaz kefene büründü. Beni yaşam sevincinden mahrum bıraktılar. Elveda Ruhum.”

Yüzleri ezberliyoruz

Savaş bana ayrıca sevdiklerimin özelliklerine iyice bakmayı öğretti. Zira içten ve rahat anlar, acımasız bombalamalarla yok edilebilir. İsrail’in son savaşta kullandığı gelişmiş Amerikan silahları nedeniyle yüz derisi yandığı için özellikler kaybolabilir ve eski görünümüne kavuşamayabilir. Silahlar, sadece can almakla kalmıyor; yüzü, sırtı ve karnı da yakıyor. Böylece insanın özellikleri kayboluyor ve sanki pürüzsüz bir yüzeye kumla çizilmiş gibi siliniyor.

Tüm bunlar ölümle içsel bir diyaloğu somutlaştırıyor. Sanki ona, ‘İstersen gel. Senin varlığına dair ürkütücü düşünceden biraz olsun sıyrılacağız. Çünkü sen gelirsen biz bu maddi acının dışında, dünyanın sınırlarının dışında olacağız’ diyoruz

Gazze’de, evlatlarının isimlerini bacaklarına ve ayaklarına yazan aileler var. Bunu yapıyorlar, çünkü kendilerinden önce binden fazla kişinin başına geldiği gibi, bir bombardıman turundan sonra çocukların kimliği belirsiz hale gelmesinden korkuyorlar. Belki de aile, bazıları henüz ayaklarını kullanamayan çocukları için yalnızlıktan ve kaybolmuşluktan korkarak, daha sonra defnedeceklere aile üyelerinin birbirine yakın gömülmesine dair bir talimat verecek.

Ölümden sonra evsizlik

Öğrenilmesi mümkün bir diğer şey de insanın öldükten sonra bile evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğidir. Biz insanın evsiz kalabilmesine ve kalacak, geceleyecek bir yer ya da para bulamamasına alışığız. Ama bu ölümden sonra olursa işte o zaman feci bir durum olur. Bu savaşta Gazze’deki ilgili yetkililer, kabir ve kefen sıkıntısı çekti. Gazze’de sakinlerinin başları üzerinde bombalanan evlerin sayısına kıyasla sivil savunma ekipleri yetersiz kaldığı için ölülerin çoğu enkaz altında bırakıldı. Gazze Şeridi’ndeki sivil savunma raporlarına göre imkânsızlıklar nedeniyle ve kurtarma ekiplerinin yıkılmış evlerin enkazı altından ölüleri değil de önce yaralıları çıkarmasının önünü açmak amacıyla enkaz altından çıkarılamayan binden fazla şehit bulunuyor.

ghrj
26 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı’nda Filistinliler, İsrail’in hava saldırısının ardından bir binanın enkazı üzerinde kurbanları ve kurtulanları arıyor (EPA)

Yusuf el-Halo

Gazze’de daha önceki savaşlarda her zaman aile üyelerinin aynı odada uyuması yaygındı. Böylece bombalama yoluyla ölüm gelse bile bütün aileyi bulur. Aslında Filistinli ailelerin çoğu, günün büyük bölümünde birbirine yakın duruyor. O kadar ki kişi, onlardan uzakta ihtiyacını gidermesi gerektiğinde korku ve yalnızlık hissediyor. Ancak Yusuf’un annesi, annesinin tarifiyle ‘beyaz, tatlı, kıvırcık yaşlı 7 yaşında’ çocuğunu birkaç dakikalığına evde bırakmıştı. Gelgelelim hava saldırısı, o dönmeden önce geldi. Yusuf’un babası da o esnada hastanede yaralılarla ilgileniyordu. Trajik bir an yaşandı ve Yusuf, karnı aç bir halde şehit oldu. Ay gibi yüzü tanınmaz hale geldiği için annesinin bile ona veda etmesi engellendi. Böylece bir şey daha öğrendim: Savaş sırasında evde çocukları ihmal etmek yok. Savaş boyunca annelerin, çocuklarını kendi bedenlerine yakın tutması gerekiyor adeta.

Füzeyle diyalog

Gazze’de siviller için bir sığınak ve kaçacak yer olmadığı için beklenmedik bombalamalar yüzünden kaçınılmaz olan ölüme teslim olmak, kitlelerin ve bireylerin benimsediği bir durum. Zira şiddetli bombalama esnasında güvenli bir sığınak yok. İnsanlar kaçsa bile, tehdit altındaki bir mekândan belki de biraz sonra bombalanacak başka bir mekâna kaçıyorlar. Yerinden edilmiş pek çok insanın başına gelen de bu; başkalarının evlerinde öldüler, halbuki orada güvende olduklarını düşünüyorlardı.

Daha önce bir kişinin ayağının veya elinin uyuşturulmadan kesilebileceğini hiç düşünemezdim. Ama bu durum, Gazze’deki hastanelerde büyük oranda gerçekleşti. Bu noktada olan biteni tarif edebilecek bir duygu yok. Sadece mümkün olan en üst düzeyde insani acı var

Bu savaşta aile üyeleri, gazeteciler, doktorlar ve sağlık ekipleri, korkuyu biraz olsun yenmek için askerî bir düşünceyi ödünç alarak, birbirlerine şöyle teselli veriyorlar: Önce füze sesini, sonra da patlama sesini duyuyorsan bu sefer kurtuldun demektir. Füze sana yönelmişse de hiçbir şey hissetmeyeceksin; çünkü sen öleceksin ve patlama sesini başkaları duyacak.

Tüm bunlar ölümle içsel bir diyaloğu somutlaştırıyor. Sanki ona, ‘İstersen gel. Senin varlığına dair ürpertici düşünceden biraz olsun sıyrılacağız; çünkü sen gelirsen biz bu maddi acının dışında, dünyanın sınırlarının dışında olacağız’ diyoruz.  

sfghe
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrine yönelik bir İsrail hava saldırısından sonra yükselen dumanlar (DPA)

Acıya dair yeni bir hayal

Bu savaş, zihnime acıya dair yeni bir hayal ekledi. Daha önce bir kişinin ayağının veya elinin uyuşturulmadan kesilebileceğini hiç düşünemezdim. Ama bu durum, Gazze’deki hastanelerde büyük oranda yaşandı. Zira İsrail’in her şeye uyguladığı abluka yüzünden hastanelerdeki tıbbi malzemeler ve aletler tükendi. Bu yüzden de doktorlar, birçok ameliyatı uyuşturucu kullanmadan gerçekleştirmek zorunda kaldı. Bu noktada olan biteni tarif edebilecek hiçbir duygu yok. Sadece mümkün olan en üst düzeyde insani acı var.

Üstelik bu ameliyatlar, ameliyata tahsis edilen odalar yetersiz olduğu için hastane yollarında ve koridorlarında yapılıyor. Böylece acı, bizzat açığa çıkıyor ve acının cehennemi, onu yaşayıp görenlerin, onu hafifletmek için boşuna çabalayanların yüzlerine yansıyor.  

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Hava alarmının ardından Kiev'e yoğun topçu ateşi açıldı

Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
TT

Hava alarmının ardından Kiev'e yoğun topçu ateşi açıldı

Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)

Bu sabah erken saatlerde Kiev'in merkezinde, yetkililerin Ukrayna başkentine yönelik yaklaşan hava saldırıları uyarısının ardından birkaç patlama meydana geldi. Patlamalar, Rus işgaline son verilmesini görüşmek üzere Cenevre'de ABD temsilcileriyle yapılması planlanan görüşmeler öncesinde gerçekleşti.

Washington, özellikle Doğu ve Güney Ukrayna'da yüz binlerce insanın ölümüne ve geniş toprak parçalarının harap olmasına neden olan dört yıllık savaşı sona erdirmeyi amaçlıyor.

Ukrayna Hava Kuvvetleri, başkentin askeri idaresinin başkanı Timur Tkachenko'nun Rusya'nın şehre insansız hava araçları ve balistik füzelerle saldırdığını açıklamasından kısa bir süre önce Kiev'e doğru ilerleyen yüksek hızlı hedefleri tespit ettiğini duyurdu. Tkachenko Telegram üzerinden, "Hava alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalın" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre saldırılar sadece başkentle sınırlı kalmadı.

Ülkenin kuzeydoğusunda, Harkiv Belediye Başkanı İhor Terekov, Rus Şahid insansız hava araçlarının (İHA) bölgeyi hedef almasının ardından şehirde iki patlama duyduğunu ve "insansız hava araçları ve füzelerin şehre doğru uçtuğu" gerekçesiyle sakinleri sığınaklarda kalmaları konusunda uyardığını söyledi. Terekov daha sonra Şevçenkiv ve Kiev bölgelerini etkileyen "ortak bir hava saldırısı" olduğunu bildirdi.

Güneydoğu Ukrayna'daki Zaporijya bölgesinin başkanı İvan Fedorov da şehrin saldırıya uğradığını ve en az bir kişinin yaralandığını belirtti.

Dnipropetrovsk bölge idaresi başkanı Oleksandr Ganja, Kryvyi Rih'de yaptığı açıklamada, Rus hava saldırısında 89 yaşında bir adamın yaralandığını ve yüksek bir binada yangın ve hasara yol açtığını söyledi.

Ukrayna, son aylarda Rusya'nın sert kış koşullarında füze ve İHA’larla şehirleri hedef aldığı tekrarlanan gece saldırılarıyla karşı karşıya kaldı.


Trump, “akıl sağlığı bozuk” dediği iki kadın Kongre üyesi Tlaib ve Omar'ın geldikleri ülkelere sınır dışı edilmelerini istedi

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
TT

Trump, “akıl sağlığı bozuk” dediği iki kadın Kongre üyesi Tlaib ve Omar'ın geldikleri ülkelere sınır dışı edilmelerini istedi

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ‘Birliğin Durumu’ (State of the Union) konuşması sırasında kendisini protesto eden Kongre'nin Müslüman üyeleri Minnesota Temsilcisi İlhan Omar ve Michigan Temsilcisi Rashida Tlaib hakkında “Akıl hastanesine yatırılmalılar ve geldikleri ülkelere geri gönderilmeliler” ifadelerini kullandı.

Filistin asıllı Tlaib ve Somali asıllı Omar, Trump'ın konuşmasında, yönetiminin göçmenlere yönelik sert önlemlerini ve göçmenlik yasalarının uygulanmasını övdüğü sözleri sırasında onu protesto ettiler.

Omar ve Tlaib, konuşma sırasında Trump'a ‘Amerikalıları öldürdünüz’ diye bağırdı ve Omar ayrıca Trump’ı ‘yalancı’ olarak nitelendirdi.

Trump dün sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, iki temsilci hakkında “Çıldırmış gibi gözleri vardı... Onlar akıl hastası... zihinsel olarak hasta... Açıkçası, akıl hastanesine yatırılmaları gerekiyor” dedi.

Trump, “Onları geldikleri yere geri göndermeliyiz... mümkün olduğunca çabuk” diye ekledi. Her ikisi de Amerikan vatandaşı.

Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Trump'ın Tlaib ve Omar'a yönelik sözlerinin tonunu ‘yabancı düşmanlığı’ ve ‘utanç verici’ olarak nitelendirdi.

Tlaib, Twitter hesabından Trump'ın sözlerinin ‘çöküntü halinde olduğunu gösterdiğini’ söyledi.

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) de Trump'ın sözlerini ‘ırkçı’ olarak nitelendirdi.

Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) Direktör Yardımcısı Edward Ahmed Mitchell ise ABD Temsilciler Meclisi'nin iki Müslüman üyesinin, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlilerinin Amerikalılara ateş açmalarından ötürü eleştirdikleri için doğdukları ülkeye veya atalarının geldiği ülkeye geri gönderilmeleri gerektiğinin söylediğini vurguladı.

Trump'ın göçmenlere yönelik uygulamaları, ocak ayında Minnesota'da federal ajanlar tarafından iki ayrı silahlı çatışmada Amerikan vatandaşlarının öldürülmesinin ardından eleştirilere yol açtı.

Geçtiğimiz yıl en az 31 kişinin ölmesinin ardından, 2026 yılının başlarından bu yana ICE’ye ait gözaltı merkezlerinde en az sekiz kişi hayatını kaybetti.

Trump, salı günü yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında ABD'deki Somalililerin dolandırıcılıkla uğraştığı yönündeki suçlamasını yinelerken ‘Somalili siber korsanların’ Minnesota'yı yağmaladığını iddia etti. Trump yönetimi, dolandırıcılık suçlamalarını Minnesota'ya silahlı federal göçmenlik ajanları göndermek için kullanıyor.

Trump, eylemlerini dolandırıcılıkla mücadele ve ulusal güvenliği artırma amaçlı olarak nitelendiriyor.

İnsan hakları örgütleri, bu durumun bir korku ortamı yarattığını ve Trump'ın göçmenleri hedef almak için bireysel dolandırıcılık vakalarını bahane olarak kullandığını söylerken, Trump'ın geçmişte dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş kişileri affetme kararını gerekçe göstererek, Trump'ın dolandırıcılıkla mücadele etmediğini öne sürüyor.

Trump, sosyal medya hesaplarından birinde eski Başkan Barack Obama ve eşi Michelle Obama'yı da ırkçı bir şekilde gösteren bir video yayınladıktan sonra eleştirilere maruz kalmıştı.


Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
TT

Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)

İsrail ve Başbakanı Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi’ne yönelik yoğun saldırılar nedeniyle uluslararası alanda görece bir izolasyon yaşarken, Hindistan Başbakanı Narendra Modi İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaretle bu izolasyonu kısmen kırdı. Ziyaret kapsamında iki ülke arasında 16 ikili anlaşma imzalandı.

Modi dün ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ve iki gün sürecek temaslar için İsrail’e ulaştı.

Ziyaret İsrail’de geniş yankı buldu. Netanyahu, Modi’yi havalimanında karşıladı ve daha sonra konuşma yapması için parlamentoya (Knesset) kadar kendisine eşlik etti. Knesset üyeleri Modi’yi ayakta alkışlayarak “Modi... Modi” sloganları attı ve kendisiyle fotoğraf çektirme talebinde bulundu.

fffdv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi Knesset’te (EPA)

Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, Hindistan’ın maruz kaldığı ‘terör saldırılarını’ hatırlatarak, iki ülkeyi ‘radikal İslam’ olarak niteledikleri tehdit karşısında benzer konumda gösteren bir söylem benimsedi.

Netanyahu, Hindistan Başbakanı’nı ‘büyük bir küresel lider, büyük bir dost ve hatta büyük bir kardeş’ sözleriyle tanımladı. Modi’ye hitaben, “Hindistan’ın büyük başarılara imza attığı söyleniyor; bu tam olarak doğru değil. Hindistan, senin liderliğin, bilgece yaklaşımın ve kararlılığın sayesinde bu başarıları elde etti” ifadelerini kullandı.

Netanyahu ayrıca, son Gazze savaşı sırasında Hindistan’ın İsrail’e sağladığı destek dolayısıyla Modi’ye teşekkür etti. Hindistan’ın söz konusu dönemde İsrail’e mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) tedarik ettiği belirtildi.

16 anlaşma ve ilk kez verilen nişan

İsrail hükümeti, ziyaret kapsamında Hindistan ile 16 ikili anlaşma imzalandığını duyurdu. Knesset Başkanı Amir Ohana, Modi’ye, parlamento tarihinde ilk kez verilen Knesset Nişanı’nı takdim etti.

xz x
Knesset Başkanı Amir Ohana, özel bir oturumda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye Knesset Nişanı’nı takdim etti. (EPA)

Modi’nin İsrail ziyareti, 2017’de gerçekleştirdiği ilk temasın ardından görev süresindeki ikinci ziyaret oldu. İsrail’de siyasi çevrelerde aktarıldığına göre, Başbakan Netanyahu ilk ziyarette Modi’yi esprili bir ifadeyle karşılamış ve “Bir Hintli, İsrailli bir turiste ‘Ülkenizin nüfusu gerçekten sadece 10 milyon mu?’ diye sormuş. İsrailli de ‘Doğru; ama siz, biz ve Çin birlikte 2,5 milyarız’ diye yanıtlamış” demişti. Bu sözlerin, 2024 sayımına göre 1,45 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ile İsrail arasındaki büyük nüfus farkına gönderme yaptığı belirtilmişti.

Netanyahu, son ziyarette ise iki ülkenin ‘gücünün zirvesinde’ olduğunu savunarak, “İsrail her zamankinden daha güçlü, Hindistan her zamankinden daha güçlü” ifadesini kullandı.

Netanyahu’nun açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Knesset Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma için düzenlenen özel oturum sırasında geldi. Modi’nin hitabı, bir Hindistan başbakanının İsrail parlamentosunda yaptığı ilk konuşma olarak kayda geçerken, iki ülke ilişkilerinin derinleştiğinin göstergesi olarak nitelendirildi.

Hindistan, İsrail için siyasi açıdan etkili bir müttefik olmasının yanı sıra, Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 mali yılında 3,62 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hindistan, 7 Ekim saldırılarını yeniden kınadı

Modi yaptığı açıklamada, “Hindistan şimdi ve sonra İsrail’in yanında” ifadesini kullandı. Knesset Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Modi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıda ölenler için taziyelerini ileterek, saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak niteledi. Modi ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin ulusal haklarını güvence altına alacağını söylediği planı övdü.

Netanyahu da 7 Ekim saldırısına değinerek, Modi’nin ‘açık bir şekilde İsrail’in yanında durduğunu’ söyledi ve “Bunu asla unutmayacağız” ifadesini kullandı. Netanyahu, ‘şer ekseni’ olarak tanımladığı yapının ya İsrail’i kıracağını ya da İsrail tarafından kırılacağını belirterek, “Biz onları savaşçılarımızın kahramanlığıyla kırıyoruz” dedi.

dsvdfv
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset üyeleri arasında sohbet ederken (AFP)

Oturum, muhalefetin kısmi boykotu gölgesinde gerçekleşti. Muhalefete mensup bazı milletvekilleri oturuma katılmazken, bazıları da Netanyahu ve Ohana’nın konuşmaları sırasında, Yüksek Mahkeme Başkanı Yitzhak Amit’in davet edilmemesini protesto ederek salonu terk etti. Ancak Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşması sırasında diplomatik bir krize yol açmamak adına yeniden Genel Kurul salonuna döndüler.

Muhalefet tarafından yayımlanan açıklamada, Ohana’nın Hindistan Başbakanı onuruna düzenlenen oturuma, teamüllere aykırı şekilde Yüksek Mahkeme Başkanı Amit’i davet etmemesi ‘aşağılayıcı bir karar’ olarak nitelendirildi.

Gizliliğin korunması

Ziyaret, yalnızca ilişkilerdeki iyileşmenin bir göstergesi olarak değil, esas itibarıyla iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tüm düzeylerde önemli ölçüde yükseltilmesi yönünde büyük bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret kapsamında imzalanacak anlaşmaların, ilişkilerin seviyesini artırmaya ve iki taraf arasındaki iş birliğini özellikle güvenlik alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genişletmeye yönelik mutabakat zabıtlarını içerdiği belirtildi. Söz konusu çerçeve, taraflarca ‘ayrıcalıklı stratejik ilişkiler’ olarak tanımlanıyor.

sdds
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşinin huzurunda Knesset’teki ziyaretçi defterini imzaladı. (AP)

Gelişmenin önemine işaret eden güvenlik kaynakları, iki taraf arasında ‘gizliliğin korunması’ esasına dayalı bir sistemin uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bu çerçevede, bugüne kadar Hindistan’a kapalı olan bazı İsrail sistemlerinin erişime açılacağı; hava savunma sistemleri dahil olmak üzere, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesinin ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesinin planlandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre üst düzey bir İsrailli siyasi yetkili, “Bu anlaşma güvenlik kurumlarının çabaları yönetme esnekliğini artıracak ve gerektiğinde tarafların birbirine dayanmasına imkân tanıyacak. Bu büyük bir devrim” ifadelerini kullandı.

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesinde yazan ve Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen siyasetçi Zvi Hauser ise Modi’nin Netanyahu ile ele alacağı temel başlıklardan birinin İran’ın geleceği ve mevcut rejimin olası çöküşünün doğurabileceği geniş fırsatlar olduğunu belirtti. Hauser, rejim sonrası dönemde İsrail, Hindistan ve İran’ın bölgede güçlü bir stratejik ittifak oluşturabileceğini savundu.