Trump, 2024 başkanlık seçimleri yarışında en önemli beş eyalette Biden'ı geride bıraktı

Seçmenlerin Biden'ın yaşının yanı sıra ekonomi ve dış politikayı yönetme şekli konusunda şüpheleri var

Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, ABD’nin Florida eyaletinin Kissimmee kentindeki Gaylord Palms Resort & Convention Center’da düzenlenen Florida Özgürlük Zirvesi'nde (Florida Freedom Summit) seçim kampanyası konuşması yaptıktan sonra destekçilerine el sallarken, 4 Kasım 2023 (Reuters)
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, ABD’nin Florida eyaletinin Kissimmee kentindeki Gaylord Palms Resort & Convention Center’da düzenlenen Florida Özgürlük Zirvesi'nde (Florida Freedom Summit) seçim kampanyası konuşması yaptıktan sonra destekçilerine el sallarken, 4 Kasım 2023 (Reuters)
TT

Trump, 2024 başkanlık seçimleri yarışında en önemli beş eyalette Biden'ı geride bıraktı

Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, ABD’nin Florida eyaletinin Kissimmee kentindeki Gaylord Palms Resort & Convention Center’da düzenlenen Florida Özgürlük Zirvesi'nde (Florida Freedom Summit) seçim kampanyası konuşması yaptıktan sonra destekçilerine el sallarken, 4 Kasım 2023 (Reuters)
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, ABD’nin Florida eyaletinin Kissimmee kentindeki Gaylord Palms Resort & Convention Center’da düzenlenen Florida Özgürlük Zirvesi'nde (Florida Freedom Summit) seçim kampanyası konuşması yaptıktan sonra destekçilerine el sallarken, 4 Kasım 2023 (Reuters)

The New York Times (NYT) tarafından dün yayınlanan bir anket, eski Başkan Donald Trump’ın 2024 başkanlık seçimlerinde en önemli altı eyaletin beşinde Başkan Joe Biden'ı büyük bir farkla geride bıraktığını gösterdi.

Anket, Trump'ın Nevada'da 10, Georgia'da 6, Arizona ve Michigan'da 5 ve Pensilvanya'da 4 puan gibi büyük bir farkla Biden'ın önünde olduğunu ortaya koydu. Biden’ın yalnızca Wisconsin'de iki puanla Trump’ı geçmeyi başardığı görülüyor. Biden, 2020 seçimlerinde altı eyaletin tamamında Trump’ı yenmişti.

NYT, Biden’ın yaşı konusunda büyük şüphelerle ve ekonomiyi yönetme şekliyle ilgili olarak da derin bir memnuniyetsizlikle karşı karşıya olduğunu aktardı. NYT’ye göre, seçmenlerin üçte ikisi, ABD'nin yanlış yönde ilerlediğine inanıyor ve dış politika konularında Biden’a verilen destek azalıyor. ABD’nin en önemli 6 eyaletinin tamamında yapılan anketler, Trump'ın Biden karşısında 48’e 44 önde olduğunu gösteriyor. Anket, Biden'ın zayıf performansını yaşı nedeniyle oluşan güven eksikliğine bağlarken seçmenler, Trump'ın ekonomiyi, dış politikayı ve göçü daha iyi yönetme becerisine sahip olduğuna inanıyor.

Trump'ın yükselişinin siyahi seçmenlerden gelen eşi benzeri görülmemiş düzeydeki destek sayesinde arttığı söylenebilir. NYT'ye göre, altı eyalette nüfusun yüzde 22’lik rekor bir oranı, Biden konusunda Trump’ın yanında yer alıyor. Trump, şu anda 2024 başkanlık seçimleri için Cumhuriyetçi adaylar arasında önemli bir ilerleme kaydetmiş durumda.

En önemli konu ekonomi

Seçmenler, ekonomide yüzde 59’a yüzde 37’lik bir farkla Biden’a karşısında Trump’a daha fazla güvendiklerini söylüyor. Trump ile Biden arasındaki en büyük destek farkı ekonomi konusunda ortaya çıkıyor. Ekonomik konularda Trump, her yaş grubundan ve her gelir seviyesinden hem erkekler hem de kadınlar, üniversite mezunu olanlar ve olmayanlar arasında tercih ediliyordu.

Bu sonuç, Biden için özel bir sorunu da ortaya koyuyor. Çünkü seçmenlerin neredeyse iki katı, 2024 başkanlık seçimlerinde oylarını kürtaj ya da silah gibi sosyal meselelerden ziyade ekonomik meselelerin belirleyeceğini söylüyor. Seçimlerde ekonominin belirleyiciliğini savunan seçmenlerin yüzde 60’ı yüzde 32’ye karşı ezici bir çoğunlukla Trump’a oy vermeyi düşündüklerini açıkladı. Biden'ın seçim kampanyası, ekonomideki başarıları nedeniyle yeniden seçilmesi gerektiği mesajını öne çıkarıyor. Ancak ankete göre, seçmenlerin yalnızca yüzde 2'si Biden'ın ekonomide iyi bir performans sergilediğini söylüyor.

Pas kuşağı bölgesi

Biden’ın 2020 yılındaki başkanlık seçimlerinde zafere giden yolu, pas kuşağı (New York eyaletinin güneybatısını, Pennsylvania'nın kuzey yarısını ve batısını, Batı Virginia'nın ve Kentucky'nin kuzeyini, Michigan'ın güneyini, Ohio eyaletinin tamamını, Indiana'nın kuzey yarısını, Illinois'nin kuzeydoğusunu ve Wisconsin'in güneydoğusunu kapsayan bölge/the rust belt) denilen coğrafyadan geçti. Anket, Biden'ın endüstriyel kuzey eyaletlerinde çeşitliliğin daha fazla olduğu, ABD'nin güneyi boyunca uzanan en güneşli bölgelerinin oluşturduğu güneş kuşağı (sun belt) bölgesine kıyasla daha güçlü olduğunu gösteriyor. Biden’ın, seçmenlerin gözünde sınıfta kaldığı konular ise güvenlik açıklarından çeşitli sosyal sorunlara kadar uzanıyor. Seçmenler, göçmenlik konusunda 12 puan, ulusal güvenlik konusunda 12 puan ve İsrail-Filistin çatışması konusunda 11 puan farkla Trump'ı Biden'a tercih etti.

Seçmenlerin yüzde 58’lik çoğunluğu, Biden’ın politikasıyla uyumlu olarak Ukrayna'ya daha fazla ekonomik ve askeri yardım yapılmasını destekliyor. Ancak bu destek, dış politikayı yönetme meselesindeki daha kapsamlı sorularda Biden’a fayda sağlayacak gibi görünmüyor.

Ulusal güvenlik konusunda ise erkek ve kadın seçmenler arasındaki görüş farkı oldukça büyüktü. Bu konuda erkek seçmenlerin yüzde 33’ü Biden’ı, yüzde 62’si Trump’ı tercih etti. Kadın seçmenlerin ise yüzde 47'si Trump’ı yüzde 46’sı Biden’ı önde görüyor..

Biden ve kürtaj hakkı meselesi

Seçmenlerin Biden'a en büyük desteği verdikleri mesele kürtaj hakkıydı. Seçmenler, eski Başkan Trump’a karşı yüzde 9’luk bir farkla Başkan Biden'ı destekledi. Biden ayrıca, ‘demokratik’ değerlerle ilgilenme konusunda seçmenlerin kendisine olan güvenini Trump karşısında yüzde 3 gibi küçük bir farkla korudu.

NYT'ye konuşan Pensilvanyalı seçmen Spencer Weiss (53), Başkan Biden döneminde dünyanın parçalanmaya başladığını söyledi.

Weiss, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başkan olarak ülke için olumlu yönde rol model olacak bir lider olabileceğini düşündüğüm birini görmeyi tercih ederim.  Trump'ın en azından bu konuda aklı başında olduğunu düşünüyorum."

Biden yakında 81 yaşına girecek. Böylece Biden, ABD tarihinde başkanlık için yarışan en yaşlı aday olacak. Biden’ı 77 yaşındaki Trump takip ediyor. Ankete katılanların yüzde 71'i, Biden'ın etkili bir başkan olarak hizmet edemeyecek kadar yaşlı olduğunu söylüyor. Biden'ın destekçilerinin yüzde 54'ü de onun bu iş için çok yaşlı olduğunu belirtti.

Biden'ın popülaritesindeki düşüşü değiştirmeye ve ekonomik göstergeleri iyileştirmeye çalışması için önünde hala bir yıl var. Biden'ın büyük bütçeli seçim kampanyası, bahsi geçen bu beş eyaletteki zayıf yönlerini desteklemeyi hedefliyor. Öte yandan hakkında 4 dava olan eski Başkan Trump için 2024 yılı duruşmalarla dolu ve hareketli geçecek gibi görünüyor.



Trump: İran enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi

Trump: İran enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi
TT

Trump: İran enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi

Trump: İran enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek, İran’ın enerji altyapısına yönelik planlanan askeri saldırıların 5 gün süreyle ertelenmesi talimatı verdiğini duyurdu. Trump ayrıca, bölgedeki askeri operasyonları sonlandırmak için 5 temel hedeflerinin olduğunu açıkladı.

Donald Trump, kendi sosyal medya platformu üzerinden peş peşe yaptığı açıklamalarda, İran ile Ortadoğu'daki gerilimi sona erdirecek kapsamlı bir çözüm üzerinde çalışıldığını belirtti.

Trump, son iki gündür süren yapıcı görüşmelerle, İran'ın enerji santralleri ve altyapısına yönelik saldırı planlarını geçici olarak askıya aldığını duyurdu.

Saldırılar 5 gün süreyle askıda

Trump, "Bu derinlemesine ve yapıcı görüşmelerin tonuna dayanarak, Savaş Bakanlığı'na, devam eden toplantıların başarısına bağlı kalmak kaydıyla, İran'ın enerji santrallerine ve enerji altyapısına yönelik tüm askeri saldırıları beş günlük bir süre için erteleme talimatı verdim" dedi.

Tahran yönetimini terör rejimi olarak nitelendiren Trump, İran’a yönelik askeri çabaların hedeflerine ulaşmaya çok yaklaştığını savundu.

Trump, bölgedeki askeri varlığı azaltmak veya sonlandırmak için şu 5 şartın yerine getirilmesi gerektiğini söyledi:

1 - İran'ın füze kapasitesinin, fırlatıcılarının ve bunlarla ilgili her şeyin tamamen etkisiz hale getirilmesi.

2 - İran'ın savunma sanayi altyapısının tamamen çökertilmesi.

3 - İran Deniz ve Hava Kuvvetleri ile hava savunma sistemlerinin ortadan kaldırılması.

4 - İran'ın nükleer kapasiteye yaklaşmasına asla izin verilmemesi ve ABD’nin olası bir durumda anında ve güçlü tepki verecek konumda kalması.

5 - İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt ve diğer bölge müttefiklerinin en üst düzeyde korunması.

ABD Başkanı daha önce İran’a, dünya petrol ve doğal gaz sevkiyatının önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nı açması için 48 saat süre tanımış ve aksi halde ülkenin enerji altyapısını hedef almakla tehdit etmişti.

İran’dan yanıt

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmadığını belirtti. Arakçi, X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, gemilerin geçişten kaçınmasının nedeninin savaş riski ve sigorta şirketlerinin çekinceleri olduğunu ifade ederek, gerilimin sorumlusunun İran olmadığını savundu.

İran Ulusal Güvenlik Konseyi ise savaşa taraf olmayan ülkelerin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapabilmesi için Tahran ile koordinasyon sağlaması gerektiğini açıkladı.

Açıklamada ayrıca, İran kıyıları veya güney adalarının hedef alınması durumunda deniz iletişim hatlarının kesileceği ve deniz mayınlarının döşeneceği uyarısında bulunuldu. Bu ifadelerin, ABD’nin İran’ın ana petrol ihracat noktası olan Hark Adası’na yönelik olası müdahale planlarına dolaylı bir yanıt olduğu değerlendiriliyor.

İran Devrim Muhafızları da enerji tesislerine yönelik herhangi bir saldırıya aynı düzeyde karşılık verileceğini belirterek, elektrik üretim tesislerinin hedef alınması halinde İsrail’deki enerji altyapısı ile bölgedeki ABD üslerine enerji sağlayan sistemlerin vurulacağını açıkladı.

Trump’ın bu açıklaması, son dönemdeki sert söylemlerinin ardından siyasi ve medya çevrelerinde sürpriz olarak değerlendirildi. ABD Başkanı kısa süre önce “güç yoluyla barış” yaklaşımını yinelemişti.

28 Şubat’ta başlayan çatışmaların ardından İsrail ve ABD, başta Tahran olmak üzere çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenledi. İran ise İsrail ve bazı Körfez ülkelerine füze saldırılarıyla karşılık verdi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri tehdit etti.

Bu gelişmeler, boğazda fiili bir kapanmaya yol açarken küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara ve petrol fiyatlarında artışa neden oldu.


Trump: 'Olumlu' görüşmelerin ardından İran enerji tesislerine yönelik saldırı 5 gün ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
TT

Trump: 'Olumlu' görüşmelerin ardından İran enerji tesislerine yönelik saldırı 5 gün ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın Ortadoğu'daki gerilimlere kapsamlı çözüm bulmak amacıyla son iki gündür "iyi ve verimli" görüşmeler gerçekleştirdiğini duyurdu.

Trump, açıklamasında bu "derinlemesine ve yapıcı" görüşmelerin hafta boyunca devam edeceğini belirterek, görüşmelerin "doğası ve atmosferi" göz önüne alındığında, İran'ın enerji santrallerini ve altyapısını hedef alabilecek olası askeri saldırıların beş gün ertelenmesi talimatını verdiğini söyledi.

Açıklamasında, bu ertelemenin "devam eden toplantı ve istişarelerin başarısına bağlı" olduğunu belirtti.

Trump, iki gün önce İran'a, Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine yeniden açması için 48 saatlik bir ültimatom vermiş ve enerji altyapısını yok etmekle tehdit etmişti.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: “İran, herhangi bir tehdit olmaksızın, 48 saat içinde Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmazsa, Amerika Birleşik Devletleri en büyüklerinden başlayarak tüm enerji tesislerine saldırıp imha edecektir!”

Trump'ın tehdidinden dakikalar sonra, İran ordusu, ABD başkanının enerji altyapısını yok etme tehditlerini yerine getirmesi halinde, bölgedeki enerji altyapısını ve tuzdan arındırma tesislerini hedef alacağını duyurdu.


Türkiye'nin İran’daki savaş kaynaklı endişeleri ve hesapları

 Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
TT

Türkiye'nin İran’daki savaş kaynaklı endişeleri ve hesapları

 Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)

Rustem Mahmud

Türkiye, ABD ve İsrail’in İran'a karşı sürdürdüğü savaşın etkisiyle son derece tedirgin bir siyasi ve güvenlik ortamı yaşıyor. Karar alma merkezine yakın çevreler ve ‘derin devlete’ yakın siyasi güçler, bölgede Türkiye'nin bölgesel düzeydeki rolünü ve konumunu etkileyecek, hatta belki de iç kimliğini sarsacak jeopolitik dönüşümlerin yaşanacağını hissediyor. İran'da Kürt sorununun gündeme gelmesi, mezhepçi kutuplaşmanın artması ve tarihi bir imparatorluğun mirasçısı olan Türkiye ile benzerlikler taşıyan İran devletinin parçalanma olasılığı, Türkiye'de siyasi ve güvenlik açısından ‘endişe’ yaratıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidar koalisyonundaki ortağı ve ülkedeki derin devlet kurumları üzerindeki hakimiyetleriyle tanınan liderlerden biri olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, partisinin düzenlediği Ramazan iftarında yaptığı uzun konuşmada İran'da yaşananlarla ilgili Türkiye'nin endişelerini şu sözlerle özetledi:

“Suriye tecrübesi bize ağır bedeller ödeterek öğretmiştir ki, devlet otoritesinin zayıfladığı alanlar kısa sürede farklı silahlı grupların, vekâlet unsurlarının, düzensiz göç hareketlerinin, kaçak ekonomi ağlarının ve dış müdahalelerin sahasına dönüşmektedir. Bugün İran merkezli gelişmeler de aynı dikkatle okunmalıdır.

Bir bölgede devlet boşluğu oluştuğu an oraya akıl, vicdan, izan ve merhamet yerleşmez; önce silah yerleşir, sonra istihbarat yerleşir, ardından vekâlet savaşı yerleşir. Sonrasında o coğrafyanın halkları başkalarının hesaplarının altında ezilir.

Tarihin ileride kayıt altına alacağı günleri yaşarken; bizler, bu sorunun cevabını aramak ve Türkiye’nin hangi istikamette yürümesi gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymak durumundayız.”

Irak savaşlarının anıları

Türkiye’deki siyaset, medya ve halk çevreleri, 1980’li yılların başlarından itibaren arka arkaya yaşanan ‘Irak savaşları’ sırasında yaşadıklarına benzer bir genel durumla karşı karşıya. Şu anda yaşanan olağanüstü bölgesel dönüşümlerin Türkiye’deki iç dengeleri etkileyeceği ve ülkeye mülteci dalgalarının başlayacağı yönünde bir algı söz konusu. Savaş daha da uzarsa, Türk siyasi güçleri arasında olup bitenlerle ilgili anlaşmazlıklar ve iç kutuplaşmalar yaşanacak ve bu da Türk hükümetini iç ve bölgesel olarak zor kararlar almaya itecek.

Milli Savunma Bakanlığı, bu savaşta sahada yaşanabilecek her türlü gelişmeye karşı önlem almak ve hazırlıklı olmak amacıyla, İran topraklarından Türkiye'ye milyonlarca mültecinin akınını engellemek için Türkiye ile İran arasında bir ‘tampon bölge’ oluşturmaya çalışıyor.

Türk basını, Milli Savunma Bakanlığı'nın bu savaşta sahadaki olası gelişmelere karşı önlem almak amacıyla, İran topraklarından Türkiye'ye milyonlarca mültecinin akınını engellemek için Türkiye ile İran arasında bir ‘sınır tampon bölgesi’ oluşturmaya çalıştığına dair haberler yayınladı.

İran’da endişe verici üç konu

Savaş devam ederken Türkiye, İran’daki ve Türkiye üzerinde, özellikle de ülkedeki mevcut siyasi dengeler üzerinde somut etkisi olan üç iç meseleye ilişkin endişe duyuyor. Sayıları 7 ila 10 milyon arasında değişen milyonlarca İranlı Kürt, ortak sınır boyunca yaşıyor ve sınırdaki üç ilin nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyor. İranlı Kürtlerin mevcut durumu, Türkiye’ye geçtiğimiz yıllarda Suriye'deki Kürtlerin durumunu hatırlatıyor. Suriye'deki Kürtler, on yıl boyunca Türkiye için jeopolitik bir sorun oluşturmuş, Türkiye'yi Suriye'de birden fazla savaşa girmeye zorlamış ve Türkiye'nin iç siyasi çatışmalara ve krizlere tanık olmasına neden olmuştu. İran Kürtleri siyasi açıdan son derece örgütlü ve PKK’ya yakınlığıyla bilinen Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) aralarında geniş bir nüfuza sahip. Bölgelerindeki saf Kürt coğrafyası ve demografisi, Suriye Kürtlerine uygulanan politikaların uygulamasına izin vermiyor. Buna, kolektif hafıza ve yaşadıkları tarihsel deneyimler de eklenmeli. İranlı Kürtler, 1946'da bir Kürt devletinin kurulduğunu ilan eden tek Kürt grubu olurken, 1980'lerin başında iktidara karşı uzun soluklu silahlı mücadeleye giriştiler. Savaşın sonuçları nedeniyle siyasi ve coğrafi alan kazanmaları, öncelikle bölgedeki tüm ülkelerde Kürt sorununun gelişimine yansıyacak, ancak aynı zamanda Türkiye’deki Kürtleri de siyasi taleplerinin sıklığını ve niteliğini artırmaya itecek.

Türkiye, İran’da devletin ve kamu düzeninin uzun süreli çöküşünden ve ülkenin zamanla bir dizi iç çatışmanın yanı sıra bölgesel ve uluslararası güç merkezlerinin sahnesine dönüşmesinden endişe duyuyor.

İkinci konu, Türkiye sınırına yakın Batı ve Doğu Azerbaycan eyaletlerinde yaşayan ve hatta başkent Tahran'da da nüfusa sahip olan yaklaşık 15 milyon Azeri ile ilgili. 1990'ların başlarından itibaren, Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ekonomik ve siyasi olarak öne çıkması ve onlar tarafından yakından takip edilen Türk basını bu nüfus üzerinde etkili. İran nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan İranlı Azeriler, bağımsızlık, konfederasyon ve federalizm gibi siyasi önerilerde bulunuyor ve bunların tümü Türkiye için birer zorluk teşkil ediyor.

Görsel kaldırıldı.
Irak'ın Erbil kenti dışındaki bir kampta eğitim gören Kürdistan Özgürlük Partisi’ne (PAK) üyesi İranlı Kürtler, 12 Şubat 2026 (Reuters)

Türkiye’nin İranlı Azerilerin taleplerine ilişkin tüm seçenekleri son derece zorlu. Çünkü bu talepleri kabul etmek, fiilen ya İran’ın parçalanması ya da federal bir siyasi düzeni kabul etmek anlamına geliyor. Dolayısıyla İranlı Kürtler için federal bir yapıyı kabul etmek ve Türkiye’ye komşu birçok bölgede Kürtler için federal modelin tekrarlanması demek oluyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Azerilerin beklentilerini engellemek, içerdeki Türk milliyetçiliği eğilimleriyle, özellikle de muhalefet partileriyle çatışmak anlamına gelecektir.

Kürtlerin ve Azerilerin beklentileri, talepler açısından birbiriyle örtüşse de gerçekte nesnel olarak çatışıyor. Batı Azerbaycan eyaletinde İranlı Kürtler ile Azeriler arasındaki siyasi, ekonomik ve sembolik çatışma yıllardır en şiddetli halini almış durumda. Bu da şimdiye kadar bu çatışmayı tek başına kontrol altında tutan ülkenin siyasi rejimi çökerse, geniş çaplı bir çatışmaya yol açabilir. Bu durum, Irak'ın Kerkük ilindeki Kürtler ile Türkmenler arasında yaşananlara ve bunun Türkiye'nin tutumuna etkisine benziyor.

Türkiye, İran’da devletin ve kamu düzeninin uzun süreli çöküşünden ve ülkenin zamanla bir dizi iç çatışmanın yanı sıra bölgesel ve uluslararası nüfuz merkezlerinin vekalet savaşları alanına dönüşmesinden endişe duyuyor. İran rejimi, geçtiğimiz yıllar boyunca devletin kurumlarını ve işleyiş mekanizmalarını parçaladı ve altyapıların hizmet, sağlık ve eğitim sektörlerinde köklü çöküş yaşadığı bir dönemde, devletin değil iktidarın etrafında yoğunlaşan sağlam bir yönetim çekirdeği oluşturdu. Büyük şehirler ise içme suyu sağlayamama da dahil olmak üzere giderek kötüleşen hizmet koşullarıyla boğuşuyor.

Türkiye, İran’ın içindeki patlamanın yeniden yapılanma sürecinin yıllar alacağını ve özellikle de istikrarı Türkiye’nin ulusal güvenliğinin bir parçası olan tarihi bir imparatorluğun yokluğu nedeniyle bunun kendisi üzerinde de yansımaları olacağını biliyor.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.