Haredi Yahudilerinin İsrail’deki özgül ağırlığı artıyor

Haredilerin gücü, İsrail siyasi sahnesini kontrol etmek için demografik üstünlüğün ötesine geçiyor

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Haredi Yahudilerinin İsrail’deki özgül ağırlığı artıyor

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia

Rağde Atma

İsrail’de dini kurumlara kayıtlı olanlar, askerlik hizmetine alternatif olarak üç yılı bulabilecek öğrenim süreleri boyunca aylık maaş alıyorlar. Bu durum, laik Yahudilerle aralarındaki nefreti güçlendiriyor.

Tahminlere göre 2048 yılında Haredilerin sayısı 2,86 milyon kişiye ulaşacak. Bu sayı ise İsrail’in toplam nüfusunun yüzde 21,2’sini oluşturacak.

Onlarca yıl boyunca ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), İsrail’de Yahudi hukukunun kesin ayrıntılarına göre, ilgi odağından ve moderniteden uzakta, sessizce hayatlarını yaşadılar. Yaşadıkları ve konuşlandırıldıkları her yerde kendi organizasyonları, hizmet kurumları, mağazaları ve okulları bulunuyor. O yıllarda İsrail toplumu arasında yüksek oranda çoğalmaları, Filistinlilere karşı demografik üstünlük açısından kaçınılmaz bir koz olarak görülüyordu. Öyle ki 1979’dan günümüze kadar Haredi topluluğu, yüzde 509 oranında büyüdü. O dönemde İsrail nüfusunun yüzde 5,6’sını aşmayan yüzdeleri bugün yüzde 13’ü oluşturuyor. Büyük sayısal ağırlıkları nedeniyle kamuoyunun geniş ilgisini çektiler ve geleneksel içe dönük, marjinal bir toplumdan İsrail siyaset sahnesinde karar almada en etkili gruba dönüştüler. Mevcut hükümet koalisyonunun temel taşı ve bazı partilerin vazgeçemeyeceği stratejik bir müttefik oldular. Tahminlere göre sayıları 2048 yılında 2,86 milyona ulaşacak ve toplam nüfusun yüzde 21,2’sini oluşturacaklar.

Genellikle ‘aşırı dindar’ olarak anılan Harideler, Yahudi öğretilerini koruyarak ve İsrail’e ilahi koruma sağlayarak devletin ilerlemesine katkıda bulunduklarını iddia ediyorlar. Öyle ki mümkün olduğunca istikrarlı bir yaşam tarzı sürdürmeye devam ediyorlar. Halaha’ya (Yahudi hukuku) mutlak bağlılıklarının yanı sıra Harediler, moderniteye, özellikle de teknolojiye mutlak bir düşmanlıkla yaklaşıyor. Bu da onları, genellikle hoşgörüyü ve etrafındaki dünyanın kültürel yönlerine açık olmayı reddeden aşırılıkçı bir hareket haline getiriyor. Öyle ki Tevrat’ta ve kutsal din kitaplarında yer alan tüm sistem ve kanunları titizlikle uygularlar ve bunların değiştirilmesine şiddetle karşı çıkarlar. Haredilerin yüzde 40’ından fazlası, Tel Aviv’in eteklerindeki Kudüs ve Bney Brak şehirlerinde yaşıyor. Bunların yüzde 7’si Beyt Şemeş’te yoğunlaşırken, geri kalanların çoğu Modi’in Ilit, Betar Illit ve El’ad gibi Haredi çoğunluğunun olduğu kasaba ve yerleşim yerlerinde ya da Aşdod, Petah Tikva, Rehovot ve Netanya gibi bölgedeki küçük ceplerde bulunuyor.

Zorunlu askerliği ret

1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşundan bu yana Haredi liderler, dindar Haredi erkeğin misyonunun zorunlu askerlik değil, Tevrat’ı öğrenmek olduğuna inanarak, zorunlu askerliğe karşı çıktılar. Her ne kadar İsrail Yüksek Mahkemesi onları resmi olarak askerlik hizmetinden muaf tutmayı amaçlayan yasayı iki kez reddetmiş ve 2017 yılında yasa taslağının reddini, ‘vatandaşlara yönelik muamelede bir tür ayrımcılık’ olarak gerekçelendirmiş olsa da mahkeme, hükümet soruna radikal bir çözüm bulana kadar bazı geçici muafiyetlere izin verdi. Ancak bu muafiyetler, güvenlik servisleri ve ordu tarafından zorunlu askerlik hizmetinin, 18 yaşında askerlik hizmetine veya ulusal hizmete katılan tüm İsrailliler gibi Ortodoks cemaatine de uygulanmasını talep eden İsrail toplumu içinde büyük gerilim ve tartışmalara neden oluyor.

sdcfer
Haredi liderler, dindar Haredi erkeğin misyonunun zorunlu askerlik değil, Tevrat’ı öğrenmek olduğuna inanarak, zorunlu askerliğe karşı çıkıyor (Independent Arabia)

Bu çağrılar karşısında Haredi partilerin liderleri, üyelerini askerlikten muaf tutacak bir yasa çıkarılmaması halinde mevcut hükümeti devirecekleri tehdidinde bulundu. Şu anda Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile birlikte, ‘dokunulmaz olması ve mahkeme tarafından iptal edilememesi’ şartıyla Yüksek Mahkeme’nin otoritesini zayıflatacak yargı değişikliklerini yürürlüğe koymaya çalışıyorlar. Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün geçen Eylül ayında yayınladığı bir araştırmaya göre yüzde 68’lik bir kısım, Haredileri askerlikten muaf tutan yasaya karşı çıkarken, yaklaşık üçte birlik kesim ise yasa çıkarsa çocuklarını askerlikten uzak durmaya teşvik edeceklerini söyledi.

Hükümet hibeleri

İsrail toplumu ile Haredi toplumu arasında yıllardır süren anlaşmazlık askerlik hizmeti meselesiyle sınırlı değil. Pek çok İsrailli, Haredi yaşam tarzını İsrail’in laik, demokratik bir devlet olarak kalkınmasına ve sürdürülebilirliğine doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Harediler arasında kadın başına yaklaşık 6,5 çocuğa tekabül eden yüksek doğum oranına ek olarak beklentiler, 2065 yılına kadar İsrail nüfusunun yaklaşık üçte birine ulaşacaklarını gösteriyor. Haredi erkeklerin neredeyse yarısı, iş piyasasına katılmıyor, bunun yerine dini çalışmalarına odaklanıyor ve devlet yardımları, hayırsever bağışları, sübvansiyonlar ve eşlerinin maaşlarıyla yaşıyor. Matematik, felsefe, dil ve bilim eğitimi almıyorlar. Akıllı hücresel cihazların kullanımını ve satışını yasaklıyorlar. Kulüpleri, sinemaları, tiyatroları yok. Haredi kadınları, uzun, sade kıyafetler giyerken, Haredi erkekleri uzun sakalları ve kulaklarının üzerine sarkan uzun saç telleriyle öne çıkıyor. Yediot Ahronot’a bağlı ekonomi gazetesi Calcalist tarafından incelenen veriler, İsrail hükümetinin 2022’de Harediler dışındayken Haredilere bağlı dini kurumlara 1,2 milyar şekel (315 milyon dolar) tutarında bir bütçe ayırdığını gösteriyor. Bu yılın bütçesi 1,7 milyar şekele (447 milyon dolar) yükselirken, gelecek yıl da 2 milyar şekele (526 milyon dolar) ulaşacak. Bu durum, onlara ayrılan bütçelerdeki artışın 2022’ye göre yüzde 67 arttığı anlamına geliyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre dinî kurumlara katılan her genç, askerlik hizmetine alternatif olarak, üç yıla kadar çıkabilen eğitim süresi boyunca aylık 4 bin şekel (1.140 dolar) maaş alıyor. Bu da kendilerine büyük bütçeler verildiği ve bunun karşılığında çalışıp orduda görev yapmadıkları için onları devlete yük olarak gören laik Yahudilerle aralarındaki nefreti daha da artırdı.

Yoksulluk ve işsizlik

İsrail Demokrasi Enstitüsü, yaklaşık 140 bin Haredi erkeğinin Yahudi dini okullarında tam zamanlı eğitim almak için maaş ve burs aldığını ve hükümete ödedikleri vergilerin diğer İsrailli ailelerin ödediğinden üçte bir daha az olduğunu belirtti. İsrail Sosyal Güvenlik Kurumu’nun son raporunda, Haredilerin yaklaşık yüzde 40’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığı, Haredi çocukların yüzde 47’sinin yoksulluk içinde yaşadığı ve Haredi erkekler arasındaki işsizlik oranının Yahudi meslektaşlarının üç katına ulaştığı belirtildi. Geçen Mayıs ayında 200’den fazla İsrailli ekonomist, Haredi dini okullarına yönelik finansmanı artırmaya yönelik önerilen hükümet planının yansımaları konusunda uyardı. Ayrıca bu okullarda laik derslerin öğretilmemesi ve maaşlarının yükseltilmemesinin İsrail’i bir Üçüncü Dünya ülkesine dönüştüreceğini iddia etti. Çünkü özellikle de hem erkek hem de kız olmak üzere 300 bin Haredi öğrencinin dini okullarda eğitim görmesi nedeniyle Haredi çocuklar, gelecekte İsrail işgücü piyasasına katılamayacaklar. Bu öğrenciler, genel olarak Yahudi öğrenci sayısının yüzde 18’ini oluşturuyorlar. İsrail İstatistik Ajansı, mevcut eğilimlere göre 2065 yılına kadar İsrailli çocukların yarısının Haredi olacağına inanıyor.

Akımlar ve partiler

Dini ve siyasi olarak Harediler, iki gruba ayrılmıştır: Haredi mezhebi adı verilen küçük bir azınlık ve Agudat Yisrael partisine ve onların destekçilerine bağlı ezici, daha ılımlı bir çoğunluk. Neturei Karta (Şehrin Muhafızları) grubu, 20. yüzyılın başında Siyonizm’e karşı koymak amacıyla kurulan Agudat Yisrael partisinin bir parçası olan en önde gelen Haredi gruplarından biri. Ancak 1935’te Siyonist harekete olan yakınlığının bir sonucu olarak üyelerinin bir kısmı ondan ayrıldı ve daha sonra Neturei Karta hareketini kurdu. Hareketin üyeleri, Agudat Yisrael’den ayrılarak anti-Siyonist yaklaşımı sürdürmeye, Yahudi dininin inanç ve hükümlerine aykırı olduğundan Siyonist düşüncedeki her türlü parçalanma ve asimilasyonu reddetmeye çalıştı. Siyonizm karşıtlıkları, Filistin halkına destekleri ve 1948’de İsrail Devleti’nin kurulmasını kınamaları nedeniyle İsrail yetkililerinin sürekli zulmüne maruz kalıyorlar. Neturei Karta grubu, Kudüs’ün merkezindeki Mea Shearim mahallesinde, Londra’da ve New York’ta dağılmış durumda. Bugün sayıları 5 bin Yahudi'ye ulaşıyor. İsrail’e dini açıdan önem vermese de İsrail’e ve onun kaderine fiilen sempati duyan ılımlı Haredi hareketi, Çabad hareketini ve Şaş partisini içeriyor. Bazı araştırmaların sınıflandırmasına göre İsrail halkının çoğunluğuyla bir arada yaşamayı sürdürme bakış açısından siyasi konularda pragmatik pozisyonlar benimsiyor, eğitim ve dini kurumlarını güçlendirerek, çoğunlukla kültürel ve eğitimsel çabalara odaklanıyor. Bu hareket esas olarak şu anda Birleşik Tevrat Yahudiliği koalisyonunun bir parçası olan Agudat Yisrael hareketini ve partisini içeriyor.

Siyasi güç

Neturei Karta hareketi dışında tüm Haredi mezhepleri, Knesset seçimlerine koalisyon partileri içerisinde katılıyor. Haredilerin fakir olduğunu ve hızla büyüdüğünü ve resmi laik eğitime sınırlı erişime sahip olduklarını gösteren araştırmalara rağmen gerçek, onların artık büyük ve etkili bir siyasi ağırlığa sahip olduklarını doğruluyor. Evlilik, boşanma ve Yahudi kimliğinin verilmesine ilişkin prosedürleri denetlemekle görevlendirilen hükümet organı olan ‘hahamlık’ üzerindeki kontrollerinin yanı sıra, en önde gelen Yahudi kutsal mekanları üzerinde idari kontrole sahipler. Ayrıca Şaş ve Tevrat Yahudiliği gibi başlıca Haredi partileri, Knesset’te 18 sandalye elde etmeyi başardı. Bu da Haredilerin, siyasi gücünü bir bütün olarak İsrail’in kimliğini etkilemek için kullanmasına olanak sağladı, zira koalisyonun devrilmesini veya hayatta kalmasını kontrol edenler onlardır. Zaman zaman Tevrat’ın kanunlarını İsrail’deki yaşam sahnesine dayatmaya çalışıyorlar. Geçen yıl hükümet koalisyonunun kurulmasından kısa bir süre sonra, devlet hastanelerinin Yahudi Pesah (Fısıh) Bayramı sırasında ekmek ürünlerini yasaklamasına izin veren bir yasa çıkardılar. Otobüslerde, ibadethanelerde ve halka açık yerlerde kadın ve erkeğin ayrı tutulmasına imkân verecek mevzuat hazırladıklarını belirttiler.

İsrail medyası, yakın zamanda 3 bin ultra-Ortodoks dindar Yahudinin (Haredi) Gazze’deki savaşa katılmak üzere orduya katılma arzusuna dikkati çekti. Yediot Aharonot gazetesine göre İsrail Ordusu Personel İdaresi’nin yayınladığı veriler, savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana yaklaşık 3 bin ultra Ortodoks Yahudi erkeğinin askerlik hizmetine gönüllü olmak istediğini ve bunlardan 2 bin 100’ünün askerlik görevini yerine getirdiğini gösterdi. Söz konusu verilere göre bu dindar kişiler, idari pozisyonları doldurmak, ölü ve yaralılar için cenaze törenlerine yardımcı olmak, mağdur ailelerine eşlik etmek ve lojistik departmanındaki görevleri yerine getirmek üzere askere alınacak.

Pek çok kişi, bu adımı ordu veya güvenlik hizmetleri çerçevelerine entegre etmek için tarihi bir fırsat olarak değerlendirirken, İsrail’in Bney Brak şehrinin baş hahamı Dov Lando, ultra-Ortodoks liderliğin askerlere yardım etme ve İsrail ordusuna asker alma girişimlerine karşı olduğunu açıkladı. Lando, “Sanrılarınızı, düşüncelerinizi ve hayallerinizi evde bırakın ve öğrenmek, var olmak, tövbe etmek ve dua etmek için Tevrat’ta Tanrı’ya dönün” dedi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.