Fransa'da Yahudi karşıtlığını kınayan yürüyüşlerde Gazze’deki kurbanlar unutuldu

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 11 Kasım'da Paris'teki Arc de Triomphe'nin altındaki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk koydu. (AFP)
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 11 Kasım'da Paris'teki Arc de Triomphe'nin altındaki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk koydu. (AFP)
TT

Fransa'da Yahudi karşıtlığını kınayan yürüyüşlerde Gazze’deki kurbanlar unutuldu

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 11 Kasım'da Paris'teki Arc de Triomphe'nin altındaki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk koydu. (AFP)
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 11 Kasım'da Paris'teki Arc de Triomphe'nin altındaki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk koydu. (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Senato ve Parlamento başkanlarının daveti üzerine ‘Cumhuriyet İçin, Yahudi Karşıtlığına Karşı’ sloganıyla Paris'te gerçekleştirilen büyük yürüyüş öncesinde, Le Parisien gazetesi tarafından yayınlandığı üzere Fransızlara yazdığı mektupta antisemitizmi kınadı. Meşhur Fransız yazar Emile Zola'dan alıntı yapan Macron, antisemitizmi dini, sosyal, ırksal veya kimlikle ilgili kökenine bakılmaksızın kötü bir özellik olarak nitelendirdi. Gazze’deki savaş başladığından bu yana Fransız Yahudilerini hedef alan gösterilerin arttığına dikkat çeken Macron, “Yahudi vatandaşlarımızın korktuğu Fransa, Fransa değil” vurgusunda bulundu. Ayrıca antisemitizmin Fransa'ya dayanılmaz bir şekilde geri dönmesini kınadı.

Fotoğraf Altı: Senato Başkanı Gerard Larcher ve Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet, cumartesi günü Paris'te 1918 anlaşmasını anma törenine katıldı. (Reuters)
Senato Başkanı Gerard Larcher ve Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet, cumartesi günü Paris'te 1918 anlaşmasını anma törenine katıldı. (Reuters)

Söz konusu yürüyüş çağrısı, ciddi tartışmalara ve bölünmelere yol açtı. Eski cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi (RN) ve radikal solcu Fransa Gururu gibi sağ ve sol kesimden birçok parti bu yürüyüşe katılmayı reddetti. Zira bu yürüyüşte Gazze'de olup bitenin unutulduğuna, ateşkes çağrısı yapılmadığına dikkat çekildi.

Le Pen'in destekçileri, parlamento binasından başlayıp Lüksemburg Bahçesi yakınlarındaki Senato genel merkezinde sona erecek konvoyun sonunda sessiz yürüyüşe katılacak. Yürüyüşe Fransız devletinin tüm unsurları katılacağı için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Paris Polis Müdürlüğü, güvenliği sağlamak için en az üç bin personel hazırladı. Fransa Belediye Başkanları Birliği’nin daveti üzerine bugün Fransa'nın birçok şehrinde de benzer yürüyüşler başlatılacak. Fransa Cumhurbaşkanı, başta Fransız Yahudilerinin temsilci organları ve Fransa Cumhuriyetçiler Partisi (LR) Başkanı Eric Ciotti olmak üzere pek çok kesimden gelen davetlere rağmen yürüyüşe katılmayacak.

Fransızlara yazdığı mektupta ‘İsrail'in kendisini savunma hakkını’ yeniden vurgulayan Macron, ilk günden bu yana bu yöndeki tavrını sürdürüyor. Mektupta ayrıca “Bu konuda herhangi bir tartışma yok. Hamas'ın ortadan kaldırılması bir zorunluluktur ve bu konuda bir girişim önerilmiştir” ifadelerini kullanan Macron, İsrail ziyareti sırasında sunduğu öneriye işaret etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, 2014'te DEAŞ ile mücadele için kurulan koalisyona benzer şekilde, Hamas ile mücadelede uluslararası bölgesel koalisyon kurulmasını önerdi. Ancak Macron'un ülke dahili ve haricinde kınamalara yol açan ve ölü doğan bu girişimi, ilk kez geçtiğimiz perşembe günü Paris'te bir araya gelen insani bir ittifaka dönüştü. Macron, İsrail'in Gazze'de yaptıklarına dair çekingen göndermesinde ise “İsrail'in savunmasına siyasi diyaloğun yeniden başlatılması eşlik etmeli. Teröristlerin kanlı çılgınlığının bedelini canlarıyla ödemek zorunda olmayan Gazze'deki siviller ve rehineler korunmalı” vurgusunda bulundu. Nitekim Macron, Gazze’de binlerce sivilin öldürülmesinin sebebinin İsrail değil, aslında Hamas olduğunu vurgulamış oldu. Ateşkese yol açabilecek acil bir insani ateşkes çağrısında bulunan tutumunu yineleyen Macron, Paris'te ve diğer şehirlerde antisemitizme karşı, rehinelerin serbest bırakılması ve barış için yapılan yürüyüşleri bir umut kaynağı olarak gördüğünü söyledi.

Macron'un bu ​​ifadeleri, cumartesi sabahı İngiliz kanalı BBC TV'de yayınlanan, İsrail'e karşı katı tutumlar sergilediği röportajında söylediklerinden biraz uzak görünüyor. 7 Ekim saldırılarını kınayan ve İsrail'in bunlara yanıt verme hakkını tanıyan Macron, savaş kurallarına ve uluslararası insancıl hukuk kurallarına saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Aynı zamanda şu ifadeleri kullandı:

“Bugün siviller bombalanıyor. Bombalanan, öldürülen çocuklar, kadınlar ve yaşlılar var. Bunun hiçbir gerekçesi ve meşruiyeti yok. Bu nedenle İsrail'i durmaya çağırıyoruz. Masum insanları öldürerek terörle mücadele etmek istediğimizi anlatmak mümkün değil.”

Macron'un yaptığı bu açıklama Netanyahu'yu ve Dışişleri Bakanı’nı memnun etmedi. Netanyahu, X (eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı açıklamada Macron’a şu yanıtı verdi:

“Sivillere verilecek zararın sorumluluğu İsrail'e değil Hamas'a aittir. Sivillere zarar vermemek için elinden geleni yapan İsrail, onları savaş alanlarını terk etmeye teşvik ediyor. Sivillerin güvenli bölgelere gitmesini engellemek için elinden geleni yapan Hamas ise bu insanları canlı kalkan olarak kullanıyor.”



Hava alarmının ardından Kiev'e yoğun topçu ateşi açıldı

Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
TT

Hava alarmının ardından Kiev'e yoğun topçu ateşi açıldı

Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)

Bu sabah erken saatlerde Kiev'in merkezinde, yetkililerin Ukrayna başkentine yönelik yaklaşan hava saldırıları uyarısının ardından birkaç patlama meydana geldi. Patlamalar, Rus işgaline son verilmesini görüşmek üzere Cenevre'de ABD temsilcileriyle yapılması planlanan görüşmeler öncesinde gerçekleşti.

Washington, özellikle Doğu ve Güney Ukrayna'da yüz binlerce insanın ölümüne ve geniş toprak parçalarının harap olmasına neden olan dört yıllık savaşı sona erdirmeyi amaçlıyor.

Ukrayna Hava Kuvvetleri, başkentin askeri idaresinin başkanı Timur Tkachenko'nun Rusya'nın şehre insansız hava araçları ve balistik füzelerle saldırdığını açıklamasından kısa bir süre önce Kiev'e doğru ilerleyen yüksek hızlı hedefleri tespit ettiğini duyurdu. Tkachenko Telegram üzerinden, "Hava alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalın" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre saldırılar sadece başkentle sınırlı kalmadı.

Ülkenin kuzeydoğusunda, Harkiv Belediye Başkanı İhor Terekov, Rus Şahid insansız hava araçlarının (İHA) bölgeyi hedef almasının ardından şehirde iki patlama duyduğunu ve "insansız hava araçları ve füzelerin şehre doğru uçtuğu" gerekçesiyle sakinleri sığınaklarda kalmaları konusunda uyardığını söyledi. Terekov daha sonra Şevçenkiv ve Kiev bölgelerini etkileyen "ortak bir hava saldırısı" olduğunu bildirdi.

Güneydoğu Ukrayna'daki Zaporijya bölgesinin başkanı İvan Fedorov da şehrin saldırıya uğradığını ve en az bir kişinin yaralandığını belirtti.

Dnipropetrovsk bölge idaresi başkanı Oleksandr Ganja, Kryvyi Rih'de yaptığı açıklamada, Rus hava saldırısında 89 yaşında bir adamın yaralandığını ve yüksek bir binada yangın ve hasara yol açtığını söyledi.

Ukrayna, son aylarda Rusya'nın sert kış koşullarında füze ve İHA’larla şehirleri hedef aldığı tekrarlanan gece saldırılarıyla karşı karşıya kaldı.


Trump, “akıl sağlığı bozuk” dediği iki kadın Kongre üyesi Tlaib ve Omar'ın geldikleri ülkelere sınır dışı edilmelerini istedi

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
TT

Trump, “akıl sağlığı bozuk” dediği iki kadın Kongre üyesi Tlaib ve Omar'ın geldikleri ülkelere sınır dışı edilmelerini istedi

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ‘Birliğin Durumu’ (State of the Union) konuşması sırasında kendisini protesto eden Kongre'nin Müslüman üyeleri Minnesota Temsilcisi İlhan Omar ve Michigan Temsilcisi Rashida Tlaib hakkında “Akıl hastanesine yatırılmalılar ve geldikleri ülkelere geri gönderilmeliler” ifadelerini kullandı.

Filistin asıllı Tlaib ve Somali asıllı Omar, Trump'ın konuşmasında, yönetiminin göçmenlere yönelik sert önlemlerini ve göçmenlik yasalarının uygulanmasını övdüğü sözleri sırasında onu protesto ettiler.

Omar ve Tlaib, konuşma sırasında Trump'a ‘Amerikalıları öldürdünüz’ diye bağırdı ve Omar ayrıca Trump’ı ‘yalancı’ olarak nitelendirdi.

Trump dün sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, iki temsilci hakkında “Çıldırmış gibi gözleri vardı... Onlar akıl hastası... zihinsel olarak hasta... Açıkçası, akıl hastanesine yatırılmaları gerekiyor” dedi.

Trump, “Onları geldikleri yere geri göndermeliyiz... mümkün olduğunca çabuk” diye ekledi. Her ikisi de Amerikan vatandaşı.

Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Trump'ın Tlaib ve Omar'a yönelik sözlerinin tonunu ‘yabancı düşmanlığı’ ve ‘utanç verici’ olarak nitelendirdi.

Tlaib, Twitter hesabından Trump'ın sözlerinin ‘çöküntü halinde olduğunu gösterdiğini’ söyledi.

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) de Trump'ın sözlerini ‘ırkçı’ olarak nitelendirdi.

Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) Direktör Yardımcısı Edward Ahmed Mitchell ise ABD Temsilciler Meclisi'nin iki Müslüman üyesinin, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlilerinin Amerikalılara ateş açmalarından ötürü eleştirdikleri için doğdukları ülkeye veya atalarının geldiği ülkeye geri gönderilmeleri gerektiğinin söylediğini vurguladı.

Trump'ın göçmenlere yönelik uygulamaları, ocak ayında Minnesota'da federal ajanlar tarafından iki ayrı silahlı çatışmada Amerikan vatandaşlarının öldürülmesinin ardından eleştirilere yol açtı.

Geçtiğimiz yıl en az 31 kişinin ölmesinin ardından, 2026 yılının başlarından bu yana ICE’ye ait gözaltı merkezlerinde en az sekiz kişi hayatını kaybetti.

Trump, salı günü yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında ABD'deki Somalililerin dolandırıcılıkla uğraştığı yönündeki suçlamasını yinelerken ‘Somalili siber korsanların’ Minnesota'yı yağmaladığını iddia etti. Trump yönetimi, dolandırıcılık suçlamalarını Minnesota'ya silahlı federal göçmenlik ajanları göndermek için kullanıyor.

Trump, eylemlerini dolandırıcılıkla mücadele ve ulusal güvenliği artırma amaçlı olarak nitelendiriyor.

İnsan hakları örgütleri, bu durumun bir korku ortamı yarattığını ve Trump'ın göçmenleri hedef almak için bireysel dolandırıcılık vakalarını bahane olarak kullandığını söylerken, Trump'ın geçmişte dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş kişileri affetme kararını gerekçe göstererek, Trump'ın dolandırıcılıkla mücadele etmediğini öne sürüyor.

Trump, sosyal medya hesaplarından birinde eski Başkan Barack Obama ve eşi Michelle Obama'yı da ırkçı bir şekilde gösteren bir video yayınladıktan sonra eleştirilere maruz kalmıştı.


Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
TT

Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)

İsrail ve Başbakanı Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi’ne yönelik yoğun saldırılar nedeniyle uluslararası alanda görece bir izolasyon yaşarken, Hindistan Başbakanı Narendra Modi İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaretle bu izolasyonu kısmen kırdı. Ziyaret kapsamında iki ülke arasında 16 ikili anlaşma imzalandı.

Modi dün ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ve iki gün sürecek temaslar için İsrail’e ulaştı.

Ziyaret İsrail’de geniş yankı buldu. Netanyahu, Modi’yi havalimanında karşıladı ve daha sonra konuşma yapması için parlamentoya (Knesset) kadar kendisine eşlik etti. Knesset üyeleri Modi’yi ayakta alkışlayarak “Modi... Modi” sloganları attı ve kendisiyle fotoğraf çektirme talebinde bulundu.

fffdv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi Knesset’te (EPA)

Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, Hindistan’ın maruz kaldığı ‘terör saldırılarını’ hatırlatarak, iki ülkeyi ‘radikal İslam’ olarak niteledikleri tehdit karşısında benzer konumda gösteren bir söylem benimsedi.

Netanyahu, Hindistan Başbakanı’nı ‘büyük bir küresel lider, büyük bir dost ve hatta büyük bir kardeş’ sözleriyle tanımladı. Modi’ye hitaben, “Hindistan’ın büyük başarılara imza attığı söyleniyor; bu tam olarak doğru değil. Hindistan, senin liderliğin, bilgece yaklaşımın ve kararlılığın sayesinde bu başarıları elde etti” ifadelerini kullandı.

Netanyahu ayrıca, son Gazze savaşı sırasında Hindistan’ın İsrail’e sağladığı destek dolayısıyla Modi’ye teşekkür etti. Hindistan’ın söz konusu dönemde İsrail’e mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) tedarik ettiği belirtildi.

16 anlaşma ve ilk kez verilen nişan

İsrail hükümeti, ziyaret kapsamında Hindistan ile 16 ikili anlaşma imzalandığını duyurdu. Knesset Başkanı Amir Ohana, Modi’ye, parlamento tarihinde ilk kez verilen Knesset Nişanı’nı takdim etti.

xz x
Knesset Başkanı Amir Ohana, özel bir oturumda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye Knesset Nişanı’nı takdim etti. (EPA)

Modi’nin İsrail ziyareti, 2017’de gerçekleştirdiği ilk temasın ardından görev süresindeki ikinci ziyaret oldu. İsrail’de siyasi çevrelerde aktarıldığına göre, Başbakan Netanyahu ilk ziyarette Modi’yi esprili bir ifadeyle karşılamış ve “Bir Hintli, İsrailli bir turiste ‘Ülkenizin nüfusu gerçekten sadece 10 milyon mu?’ diye sormuş. İsrailli de ‘Doğru; ama siz, biz ve Çin birlikte 2,5 milyarız’ diye yanıtlamış” demişti. Bu sözlerin, 2024 sayımına göre 1,45 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ile İsrail arasındaki büyük nüfus farkına gönderme yaptığı belirtilmişti.

Netanyahu, son ziyarette ise iki ülkenin ‘gücünün zirvesinde’ olduğunu savunarak, “İsrail her zamankinden daha güçlü, Hindistan her zamankinden daha güçlü” ifadesini kullandı.

Netanyahu’nun açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Knesset Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma için düzenlenen özel oturum sırasında geldi. Modi’nin hitabı, bir Hindistan başbakanının İsrail parlamentosunda yaptığı ilk konuşma olarak kayda geçerken, iki ülke ilişkilerinin derinleştiğinin göstergesi olarak nitelendirildi.

Hindistan, İsrail için siyasi açıdan etkili bir müttefik olmasının yanı sıra, Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 mali yılında 3,62 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hindistan, 7 Ekim saldırılarını yeniden kınadı

Modi yaptığı açıklamada, “Hindistan şimdi ve sonra İsrail’in yanında” ifadesini kullandı. Knesset Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Modi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıda ölenler için taziyelerini ileterek, saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak niteledi. Modi ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin ulusal haklarını güvence altına alacağını söylediği planı övdü.

Netanyahu da 7 Ekim saldırısına değinerek, Modi’nin ‘açık bir şekilde İsrail’in yanında durduğunu’ söyledi ve “Bunu asla unutmayacağız” ifadesini kullandı. Netanyahu, ‘şer ekseni’ olarak tanımladığı yapının ya İsrail’i kıracağını ya da İsrail tarafından kırılacağını belirterek, “Biz onları savaşçılarımızın kahramanlığıyla kırıyoruz” dedi.

dsvdfv
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset üyeleri arasında sohbet ederken (AFP)

Oturum, muhalefetin kısmi boykotu gölgesinde gerçekleşti. Muhalefete mensup bazı milletvekilleri oturuma katılmazken, bazıları da Netanyahu ve Ohana’nın konuşmaları sırasında, Yüksek Mahkeme Başkanı Yitzhak Amit’in davet edilmemesini protesto ederek salonu terk etti. Ancak Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşması sırasında diplomatik bir krize yol açmamak adına yeniden Genel Kurul salonuna döndüler.

Muhalefet tarafından yayımlanan açıklamada, Ohana’nın Hindistan Başbakanı onuruna düzenlenen oturuma, teamüllere aykırı şekilde Yüksek Mahkeme Başkanı Amit’i davet etmemesi ‘aşağılayıcı bir karar’ olarak nitelendirildi.

Gizliliğin korunması

Ziyaret, yalnızca ilişkilerdeki iyileşmenin bir göstergesi olarak değil, esas itibarıyla iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tüm düzeylerde önemli ölçüde yükseltilmesi yönünde büyük bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret kapsamında imzalanacak anlaşmaların, ilişkilerin seviyesini artırmaya ve iki taraf arasındaki iş birliğini özellikle güvenlik alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genişletmeye yönelik mutabakat zabıtlarını içerdiği belirtildi. Söz konusu çerçeve, taraflarca ‘ayrıcalıklı stratejik ilişkiler’ olarak tanımlanıyor.

sdds
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşinin huzurunda Knesset’teki ziyaretçi defterini imzaladı. (AP)

Gelişmenin önemine işaret eden güvenlik kaynakları, iki taraf arasında ‘gizliliğin korunması’ esasına dayalı bir sistemin uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bu çerçevede, bugüne kadar Hindistan’a kapalı olan bazı İsrail sistemlerinin erişime açılacağı; hava savunma sistemleri dahil olmak üzere, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesinin ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesinin planlandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre üst düzey bir İsrailli siyasi yetkili, “Bu anlaşma güvenlik kurumlarının çabaları yönetme esnekliğini artıracak ve gerektiğinde tarafların birbirine dayanmasına imkân tanıyacak. Bu büyük bir devrim” ifadelerini kullandı.

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesinde yazan ve Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen siyasetçi Zvi Hauser ise Modi’nin Netanyahu ile ele alacağı temel başlıklardan birinin İran’ın geleceği ve mevcut rejimin olası çöküşünün doğurabileceği geniş fırsatlar olduğunu belirtti. Hauser, rejim sonrası dönemde İsrail, Hindistan ve İran’ın bölgede güçlü bir stratejik ittifak oluşturabileceğini savundu.