Ukrayna'da en şiddetli çatışmaların sürdüğü Donetsk bölgesinde sivillerin tahliyesi sürüyor

Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Ukrayna genelinde en ağır çatışmaların yaşandığı Donetsk bölgesinde sivillerin tahliyesi devam ediyor

(AA)
(AA)
TT

Ukrayna'da en şiddetli çatışmaların sürdüğü Donetsk bölgesinde sivillerin tahliyesi sürüyor

(AA)
(AA)

Ukrayna'nın Herson, Harkiv, Luhansk, Zaporijya gibi bölgelerinde iki ordu arasında gece gündüz çatışmalar devam ederken en ağır çatışmaların yaşandığı Donetsk bölgesinin Liman, Bahmut, Marinka, Ugledar ve diğer yönlerinde aktif savaş faaliyetleri sürüyor.

Son dönemde en sıcak çatışmalar ise Avdiyivka şehri ve çevresinde yoğunlaşıyor.

Savaşın başında bölgeden alınarak daha güvenli yerlere götürülen bazı siviller evlerine geri dönmeye çalışırken, Donetsk'te Ukrayna ordusunun kontrolündeki şehir, köy ve çeşitli yerleşim yerlerinde özellikle çocuk sahibi veya evinde hasta olan aileler ise güvenlik nedeniyle tahliye ediliyor.

(AA)
(AA)

Ukrayna güvenlik güçleri veya çeşitli gönüllü ekiplerin yardımlarıyla tahliye edilenler, bölgenin Pokrovsk şehrindeki tren istasyonuna getiriliyor.

Savaş bölgesinde bulunan Anadolu Ajansı (AA) ekibi, Donetsk'teki insanların tahliye noktası olarak bilinen Pokrovsk Tren İstasyonu'ndaki sivillerin tahliye sürecini görüntüledi.

Engelli çocuğuyla bölgeden ayrılmak zorunda kalan aile

Savaşın başladığı zamanki kadar kalabalık olmazsa da Pokrovsk Tren İstasyonu'ndan her gün onlarca sivil daha güvenli bölgelere tahliye ediliyor.

Engelli çocuğu ve eşiyle istasyona getirilen 47 yaşındaki Dmitro, ailece tahliye edilmesinin sebeplerini anlattı.

(AA)
(AA)

Kramatorsk şehrine yakın bir köyde yaşayan ve güvenlik nedeniyle soyadını belirtmek istemeyen Dmitro, engelli çocuğuyla beraber bölgede kalmanın artık imkansız olduğunu söyledi.

Oğlunun her saldırı olduğunda veya bir savaş uçağı uçtuğunda büyük stres yaşadığını ifade eden Dmitro, "Saldırılar devam ediyor. Patlamalar oluyor. Çocuk ise yürüyemiyor. Çocuğumuz için oradan ayrılmaya karar verdik." dedi.

Dmitro, 14 yaşındaki oğlunun serebral palsili olduğunu kaydederek, "Oğlumun tedavisinin sürmesi gerekiyor. Bu yüzden şimdi Dnipropetrovsk bölgesine gidiyoruz. Tedavinin sürmesi için belki Lviv'e de geçebiliriz." diye konuştu.

(AA)
(AA)

Çocuğun bölgede kalmasının onun sağlık durumu açısından da tehlikeli olduğuna dikkati çeken Dmitro, "Yaşadığımız köye yakın helikopter ve uçaklar alçak uçuş gerçekleştiriyor. Çocuk ise korkuyor. Helikopterden çok değil ama özelikle uçaktan korkuyor." ifadelerini kullandı.

Donetsk bölgesinin Slavyansk kentinden 7 yaşındaki kızı Yeva ile tahliye edilen 39 yaşındaki Olga Sukhareva da yurt dışına çıkmaya karar verdiklerini dile getirdi.

Diğer kız çocuğuyla kocasının evde kaldığını, kendisinin 7 yaşındaki Yeva ile tahliye edildiğini anlatan Sukhareva, "Orada (Slavyansk) kalmaktan korkuyoruz. Yeniden elektrik ve ısıtmanın kesilmesinden korkuyoruz." diye konuştu.

Yaşadıkları kentte durumun stabil ve güvenli olduğuna ama ağır çatışmaların sürdüğü Bahmut şehrine de çok yakın yaşadıklarına işaret eden Sukhareva, "Bahmut bizden 23 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Çok uzak değil. Korkuyoruz." dedi.

Evde kalan kocası ve diğer kız çocuğunun da daha sonra bölgeden tahliye edileceğini bildiren Sukhareva, "Önce biz Yeva ile ikimiz gidiyoruz yurt dışına. Sonra onlar (kocası ve diğer kız çocuğu) da yanımıza gelecek." şeklinde bilgi verdi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.