Hindistan, Ortadoğu ve Avrupa arasındaki ‘ABD koridorunun’ tam hikayesi

Koridor, çok kutuplu bir sistem haline gelen sistemde dengeyi sağlamaya yönelik Batılı bir siyasi vizyon olmaya devam ediyor

(Nash Weerasekera)
(Nash Weerasekera)
TT

Hindistan, Ortadoğu ve Avrupa arasındaki ‘ABD koridorunun’ tam hikayesi

(Nash Weerasekera)
(Nash Weerasekera)

Karen Yang

Eylül ayındaki G20 zirvesinde, ev sahibi ülke olarak Hindistan, ABD, Avrupa Birliği, Fransa, Almanya, İtalya, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)  bir dizi fiziksel altyapı ile desteklenecek ‘iki koridor’ inşası için resmi bir mutabakat zaptı hazırladı.

Bu koridorlardan biri (Doğu koridoru), Hindistan'ı Körfez Bölgesi'ne bağlamayı amaçlarken, Kuzey koridoru Körfez Bölgesi'ni Avrupa'ya bağlamayı hedefliyor. Bu koridorlar kapsamındaki en önemli altyapı projesi, Hindistan, BAE, Suudi Arabistan, Ürdün, İsrail ve Avrupa arasında mal ve hizmetlerin etkin bir şekilde hareketini kolaylaştırmak için tasarlanmış geleneksel demiryolu sistemidir. Bu sistemin, gemiler ve demiryolları içeren bir geçiş ağı aracılığıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Ancak bu girişimin önemi demiryolunun ötesine geçiyor, çünkü proje aynı zamanda demiryolu hattı boyunca enerji ve dijital iletişim kablolarının döşenmesini ve ayrıca Körfez'den Avrupa'ya temiz hidrojen ihraç etmek için bir kanalın kurulmasını da içeriyor.

Bu girişimin arkasındaki en önemli siyasi amaç, ABD ve Avrupa'nın iletişimi güçlendirmek için yeni fikirler üretme kapasitelerini göstermekti. Daha az diplomatik bir ifadeyle, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ni rekabet etmek veya aşmak istiyorlardı. Ancak, bazı ülkelerin bu bağlantı koridorlarına katılarak ekonomik entegrasyon çabalarında önemli ilerleme kaydettiği göz önüne alındığında, ABD'nin altyapı geliştirme ve diplomasiyi nüfuzunu artırmak için kullanma kavramına nispeten geç geldiği söylenebilir. Avrupa için ise yeşil hidrojen pazarı oluşturmaya yardımcı olmak için ulaşım güvenliğini sağlamak ve altyapı oluşturma olasılığı, bölgesel ekonomik kalkınma gündemini göstermekten daha önemli görünüyor. Ayrıca hem ABD hem de Avrupa Birliği'nin (AB), Çin'in geleneksel olarak yerel bankacılık sektörüne güvenerek altyapısını genişletmek ve yeni ortaya çıkan pazarlarla bağlantısını kurmak için kullandığı şekilde bu koridoru finanse etme kapasitesine veya ilgisine sahip olmadığını vurgulamak önemli.

“Hindistan'dan Ortadoğu ve Avrupa'ya uzanan koridor, G7 hükümetlerini ve uluslararası finans kurumlarını kapsayan daha geniş bir iş birliğinin parçasıdır.”

Hindistan'dan Ortadoğu ve Avrupa'ya uzanan koridor, G7 hükümetlerini, uluslararası finans kurumlarını ve özel altyapı yatırımcılarını, çoğunlukla Amerikalıları kapsayan daha geniş bir iş birliğinin parçası. ABD hükümeti ve G7 ortakları, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne yanıt olarak, geçtiğimiz Mayıs ayında Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı'nı (PGII) sundular. Bu ortaklığın temel amacının, düşük ve orta gelirli ülkelerde temiz enerji, ulaşım, sağlık hizmetleri ve iklim değişikliğine dayanıklı altyapı gibi alanlarda karma finansman çözümleri için siyasi destek sağlamak olduğu ifade ediliyor.

Bu ülkeler, geniş kapsamlı projelerde genellikle özel bankalardan daha yüksek faizli kredilere ve Dünya Bankası veya Uluslararası Finans Kurumu gibi kurumlardan sağlanan kolaylaştırılmış finansmana güveniyor. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, tarihsel olarak bu tür çabalar için finansman ve müteahhitlik şirketleri sağladı.

Özel sektör finansmanlı çok taraflı yaklaşım, mevcut kalkınma bankaları ve ajanslarından mevcut fonları özel sektör yatırımcılarıyla ortaklıklar kurmak için yönlendirme konusundaki siyasi bir taahhüt. Bazı teminat riskleri, ödeme temerrüdü veya para birimi değerindeki düşüş durumunda sunuluyor. Bu yaklaşım yenilikçi ve gerekli olsa da elektrik santralleri veya ana altyapılar bir gecede inşa edilmez. Bu projelerin çoğu, birçok düşük ve orta gelirli ülkedeki düzenlemeler ve yerel yönetim sistemleri tarafından engelleniyor. Bununla birlikte, girişim kapsamında duyurulan projeler, potansiyel başarı öyküleri olarak görülmeli, ancak her ülkenin kendine özgü siyasi ve ekonomik koşulları, benzersiz zorluklar ve seçimler yaratacağı da kabul edilmeli.

Ancak Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru, Küresel Altyapı ve Yatırım Girişimlerinin hedeflerine tam olarak uymuyor. Bir yandan, öncelikle temiz enerji finansmanını hızlandırmak için çalışmıyor, diğer yandan birbirine bağlanan ülkelerin hiçbiri düşük veya orta gelirli ülke olarak kabul edilmiyor. Bununla birlikte, koridor, Avrupa ülkelerinin enerji güvenliğinin daha geniş hedeflerine hizmet ediyor ve ABD'nin, İsrail ve Suudi Arabistan gibi stratejik ortaklarını en azından demiryolu bağlantısıyla birbirine bağlayarak, bölgesel ekonomik entegrasyonu destekleme ve ulusal güvenlik hedefini güçlendirmesine olanak tanıyor.

Koridor, çok kutuplu bir sisteme denge getirmek için Batı'nın siyasi tasavvurudur. Gelecekte Çin ile bir çatışma çıkması durumunda, kazanç ve kayıp hesabına göre kendi tarafına ülkeler eklemeyi amaçlıyor. Aslında, koridor Çin dahil herkes için bir şeyler sunuyor. Çünkü Körfez, özellikle BAE, bölgede Çin mallarının yeniden ihracında en önemli kaynaktır. Karayoluyla ek bir koridor bulunması, Cebel Ali'den mevcut kapasiteyi kolaylaştıracaktır.

“Kritik soru, bu yeni yolun, mevcut deniz yollarına kıyasla hız, maliyet etkinliği veya güvenlik açısından avantajlar sağlayıp sağlamadığıdır.”

Kritik soru, bu yeni yolun, mevcut deniz yollarına kıyasla hız, maliyet etkinliği veya güvenlik açısından avantajlar sağlayıp sağlamadığıdır. Unutulmamalıdır ki, bu yol hala Hürmüz Boğazı'ndan geçmeyi gerektiriyor ve başka bir hassas konuma, İsrail'deki Hayfa limanına dayanıyor. Bu liman şu anda Hintli bir grup tarafından, BAE devletinin yatırımları ile yönetiliyor. BAE'nin, Hindistan ile ticaret ilişkilerini güçlendirerek ve İsrail ve Doğu Akdeniz üzerinden Avrupa'ya uzanan stratejik altyapı varlıklarına yeni yatırımlar yaparak bu yoldan en iyi şekilde yararlanması bekleniyor.

Çoklu iletişim seçenekleri

Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru Bildirisi'nde açıklandığı gibi, güçlendirilmiş bağlantı kavramının kökleri Körfez bölgesindedir ve ABD ile Avrupa'nın katılımından önce gelir. Körfez ülkelerini yalnızca Batı güçleri harekete geçirmiyor, Körfez ülkeleri uzun zamandır ulusal vizyonlarında ve stratejik hedeflerinde bağlantıyı ana bir konu olarak vurguladı. Şarku'l Avsat'ın Majalla'dan aktardığı analize göre bu yenilenmiş bağlantı odak noktası, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) içinde önceki entegrasyon girişimlerini canlandırmada kendini gösteriyor, bunlar arasında KİK Demiryolu Ağı'nın geliştirilmesi yer alıyor.

Tüm Körfez ülkeleri için bağlantı noktalarının önemi, demiryolu, havayolu veya denizyolu yoluyla olsun giderek artıyor. Bu bağlantılar, özellikle farklı enerji ürünleri (yenilenebilir enerji kaynakları ve hidrokarbonlar dahil), yeni endüstriler (madencilik gibi) geliştirme ve güvenilir gıda tedarikini sağlama gibi çeşitlendirme gündemlerini gerçekleştirmek için hayati bir gereklilik.

Fotoğraf Altı: Nash Weerasekera
Nash Weerasekera

Bu bağlamda bağlantı, coğrafi ve çoklu ortam boyutları içerir ve siyasi önem taşır. Bu nedenle, herhangi bir Körfez ülkesinin, Çin ile herhangi bir Batı ihtilafı tarafında yer almak istememesi anlaşılabilir. Aksine, temel ilgilerini, halihazırda mevcut olan ekonomik merkezlere bağlantı sağlamak için serbest ticaret anlaşmaları ve kapsamlı ekonomik ortaklıklar ile güvence altına almaya odaklıyorlar. Öncelikleri, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi yerine Güney Kore, Japonya ve Endonezya gibi Asya ülkeleriyle bağlantıya yöneliyor.

Ek olarak, yenilenebilir enerji ürünlerinin tedarik zinciri hususları, bakır ve kobalt gibi metalleri ve gübre için fosfatı da içeren, Körfez ülkelerini Latin Amerika ve Afrika'daki varlıklara yatırım yapmaya teşvik ediyor. Gıda güvenliği de ortaklıklarda önemli bir rol oynadı ve Hindistan-ABD-İsrail-BAE Dörtlü Ortaklığı da dahil olmak üzere Hindistan ile BAE arasındaki birçok anlaşmayı destekliyor.

“KİK’in demiryolu projesi, on yıldan fazla bir süredir tartışılıyor.”

KİK'in demiryolu projesi, on yıldan fazla bir süredir tartışılıyordu. KİK'in 2009 yılının Aralık ayında Kuveyt'te gerçekleştirilen 30. zirvesinde, Körfez Demiryolu projesi temel olarak onaylandı ve tamamlanma tarihinin 2018 olarak belirlenmişti. Ancak, 2016'da petrol fiyatlarının düşmesi, projenin finansmanında ilk gecikmeye neden oldu. Bu gecikmeye, BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Mısır'ın bir tarafta, Katar'ın diğer tarafta olduğu KİK ülkeleri arasındaki anlaşmazlık (resmi olarak Haziran 2017 - Ocak 2021) da eklendi. Bu anlaşmazlık, bölgesel ekonomik entegrasyon fırsatlarının da askıya alınmasına neden oldu. El-Ulâ Anlaşması ile, KİK sekreteryası, 2021 yılının Ocak ayında projeyi etkin bir şekilde yeniden başlattı. Üye altı ülke, yeni ihaleler ve sözleşmeler aşamalarında farklı aşamalarda olsa da KİK liderleri, 2022 yılının Ocak ayında KİK Demiryolu İdaresi'nin kurulmasına onay verdi.

Aynı yıl, Umman ve BAE, Mubadala Yatırım şirketinin desteğiyle 303 kilometre uzunluğunda bir ağ oluşturmak için Etihad  & Oman Rail Joint Venture’i (Etihad ve Umman Demiryolu Ortak Girişimi), kurdular. Bu demiryolu ağı, öncelikle enerji tedarik zincirleri ve lojistik hizmetlerini taşımayı amaçlıyor, fakat yolcuları veya tüketim ürünlerini taşıma hedeflenmiyor.

Ayrıca, Umman Demiryolu Birliği Şirketi, Umman ile BAE arasında demiryoluyla demir cevheri ve türevlerinin taşınması seçeneklerini araştırmak için Brezilyalı madencilik şirketi Vale ile bir mutabakat zaptı imzaladı. Bu anlaşma, Umman'ın Sohar Limanı'ndaki Vale endüstriyel kompleksi ve serbest bölgesini Abu Dabi'de planlanan bir merkeze bağlamayı amaçlıyor. Ayrıca, Suudi Arabistan Yatırım Fonu ve devlete ait madencilik şirketi Ma'aden, Vale'de yüzde on hisse satın aldı.

Umman ve Suudi Arabistan, Duqm'ı Riyad'a İbri vilayeti üzerinden bağlayan bir demiryolu hattı inşa etmeyi planlıyor. Bu proje, ez-Zahira bölgesinde planlanan ekonomik bölgeye hizmet vermeyi amaçlıyor. KİK demiryolu ağı planının yeniden canlandırılmasına rağmen, Umman, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru mutabakatı imzalayan taraflardan biri değildir. Bu nedenle, Hindistan'a çok daha yakın olan Umman'ın yeni Arap Denizi'ndeki Duqm limanının geliştirilmesi, koridor projesinin bir parçası olmayacak.

“Madencilik, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’nun temel bir unsurudur, ‘çeşitlendirme stratejisinin üçüncü ayağı’ olarak da bilinir.”

Madencilik, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’nun temel bir unsurudur, ‘çeşitlendirme stratejisinin üçüncü ayağı’ olarak da bilinir. Pek çok kişi futbolcularla yapılan sözleşmelerdeki mali harcamalar ve spor yatırımlarından bahsederken, gerçek hükümet harcama taahhüdü madencilikte ve büyük projelerde yatıyor. Yaklaşık 850 milyar dolarlık yatırım bekleniyor. Madencilik, 2030 yılına kadar petrol ve gazın ardından en büyük endüstri olması bekleniyor. 250 bin kişiye kadar iş imkanı sağlayabilecek ve Suudi Arabistan GSYİH'sine yaklaşık 75 milyar dolar katkıda bulunabilecek. Yerel madencilik, rafineri ve imalat yoluyla, Çin'den özellikle de pil üretiminde bazı pazar payını ele geçirme potansiyeli var. Ancak bu, onunla doğrudan rekabet etme düzeyine ulaşmayacağı anlamına gelmez.

Fotoğraf Altı:  Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, 6 Nisan 2023'te Pekin'de eski Çin Dışişleri Bakanı Qin Gang ile birlikte yürürken (SPA)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, 6 Nisan 2023'te Pekin'de eski Çin Dışişleri Bakanı Qin Gang ile birlikte yürürken (SPA)

Avrupa ve ABD'nin yatırımlarındaki riskleri azaltma çabaları bağlamında, bu madencilik kapasitesi ve dağıtım ağı, Çin'deki madencilik ve metal işleme faaliyetlerinin kapsamına ulaşmasa bile, cazip bir yatırım fırsatı gibi görünüyor. Ancak Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru kapsamında, Suudi Arabistan'ın mevcut demiryolu sisteminin yeni büyük projeler ve madencilik girişimleriyle nasıl bağlantı kuracağı, işleme ve potansiyel ihracat için en verimli noktanın nerede olduğu hala belirsiz.

Sürdürülebilir bir enerji geleceği tasavvuru

IMEC stratejisi, geleceğin enerji güvenliğini sağlamak için temiz hidrojen üretimi ve ihracatına odaklanıyor. Temiz hidrojen, düşük veya sıfır karbon emisyonlarına sahip gelecek vaat eden bir enerji kaynağı olarak görülüyor. Körfez ülkeleri, Avrupa'nın enerji güvenliği ihtiyaçlarını karşılamak için temiz hidrojeni ihraç etmeyi hedefliyor. Ancak, ihracatın hedefi yalnızca Avrupa ile sınırlı değil.

Demiryolları, çelik gibi ağır malların hareketini kolaylaştırabilirken, gazın, özellikle de hidrojen taşımak son derece önemlidir. Ancak, enerji amaçlı hidrojeni taşımak, depolamak veya ticaretini yapmak için henüz tam olarak donanıma sahip değil. Hidrojen boru hatları kurmak özellikle maliyetli olabilir ve mevcut doğal gaz boru hatlarını hidrojen taşımak için yeniden kullanmak karmaşıktır ve mutlaka yeni hatlar inşa etmekten uydun maliyetli olmayabilir. Hindistan ile Avrupa arasında bir koridor hem demiryolu hem de deniz hatlarını içerdiğinden, hidrojen taşımacılığı kara ve denizaltı altyapısının geliştirilmesini ve nakliye tesislerinin iyileştirilmesini gerektirecektir.

Hindistan için, koridor çifte amaçlı hizmet verebilir. 2022'de iki ülke, Hindistan-BAE Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması'nı imzaladı. Bu anlaşma, Hindistan ekonomisine güvenli ve uygun fiyatlı enerji tedarik etmeyi amaçlıyor. Ayrıca, hidrojen teknolojilerini genişletmek için ortak bir hidrojen çalışma grubu kuruldu. Bu grup, özellikle yeşil hidrojen üretimine odaklanıyor. BAE, Hindistan'ın üçüncü en büyük ticaret ortağı ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2027 yılına kadar 100 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Hindistan ve BAE arasındaki ortaklık anlaşması, Hindistan'ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki ilk ikili ticaret anlaşmasıdır.

“Küresel yeşil hidrojen yatırım piyasası, kısmen yeni Amerikan endüstriyel politikaları ve vergi teşvikleri tarafından desteklenen önemli bir büyüme yaşıyor.”

Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde, BAE, Umman, Mısır, Fas ve Moritanya dahil olmak üzere yeşil hidrojen üretimi için çeşitli planlar ve mutabakat zaptları mevcut. Ancak, yeşil hidrojen almak için uzun vadeli anlaşmaları güvence altına almak zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle, Suudi Arabistan'da, Air Products'ın yüklenicisi ve ACWA Power'ın ortak olduğu NEOM'daki yeşil hidrojenden yeşil amonyak üretimi, yerel bankalardan tercihli kredilere erişim ve güçlü hükümet desteği nedeniyle büyük bir başarı elde etti.

Aynı zamanda, küresel yeşil hidrojen yatırım piyasası, kısmen yeni Amerikan endüstriyel politikaları ve enflasyon sınırlama yasası kapsamındaki vergi teşvikleri tarafından desteklenen önemli bir gelişme yaşıyor. Bu, önümüzdeki on yılda ABD ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki üreticiler arasında Avrupa'daki ihracat pazarlarında rekabetin artmasına veya diğerlerinin finansman ve satın alma anlaşmalarını uyumlu hale getirmesinden önce ABD'de üretim tesisleri inşa edilmesine yol açabilir.

Basit ticaret ve karmaşık diplomasi

BAE, Umman, Mısır, Fas ve Moritanya dahil olmak üzere MENA bölgesinde yeşil hidrojen üretimine yönelik çeşitli planlar ve mutabakat zaptı var. Ancak, bu motivasyonlardan bağımsız olarak, Hindistan ve Körfez arasında, özellikle gıda ticareti alanında daha temel ticari bağlar bulunuyor. Hindistan ve Avrupa arasındaki koridor anlaşmasının imzalanmasından önce bile, 2022 yılında imzalanan ve İsrail, Hindistan, BAE ve ABD’yi içeren önemli bir başka anlaşma olan ‘I2U2’ anlaşması vardı.

Michael Tanchum'un da belirttiği gibi, Hindistan-Ortadoğu Gıda Koridoru'nu Çin karşıtı bir girişim veya yeni bir girişim olarak görmemeliyiz. Aslında bu fikir hiçbir Amerikan müdahalesi olmadan gelişiyordu. Bu fikir, İsrail'in sunduğu tarım teknolojisindeki ilerlemeyle uyumludur ve 2020 İbrahim (Abraham) Anlaşmalarına dayanıyor. Bu anlaşmalar, BAE ve İsrail arasındaki yatırım çıkarlarını ve teknolojik işbirliğini bağlıyor. Hindistan, ortak üretim ve yatırım alanı olarak hizmet veriyor.

Fotoğraf Altı:  Hindistan Başbakanı Narendra Modi, 10 Eylül 2023'te Yeni Delhi'de düzenlenen G20 zirvesinin oturum aralarında gazetecilere el sallıyor (AFP)
  Hindistan Başbakanı Narendra Modi, 10 Eylül 2023'te Yeni Delhi'de düzenlenen G20 zirvesinin oturum aralarında gazetecilere el sallıyor (AFP)

ABD ile Hindistan, BAE ile İsrail arasında ticari ve finansal akışlar artarken ve Suudi Arabistan'ın madencilik ve enerji ihracatından kazanç elde etmesini beklerken, Ürdün gibi ülkeler için artan ticari ve yatırım fırsatları hakkında çok fazla kanıt yok. Hatta diğer KİK ülkeleri örneğin Umman, projenin tamamından dışardadır ve Duqm ve Sahar limanlarının mevcut altyapısının daha iyi bir durumda olacağı konusunda hiçbir garanti yok. KİK'in demiryolları da bu koridorda tam olarak kullanılmıyor.

“Asya'dan Körfez ülkelerine ulaşmak için tek bir yol yoktur, özellikle deniz yoluyla. Şu anda çok sayıda çalışan liman olmasına rağmen, malların taşınması için birden fazla rota mevcuttur.”

Öte yandan özellikle deniz ticaretinde, birçok limanın varlığına rağmen Asya'dan Körfez ülkelerine ulaşmak için tek bir rota bulunmuyor. Şu anda Umman kıyısı boyunca, Katar'da ve ayrıca Abu Dabi ve Dubai'de faaliyet gösteriyor; Kızıldeniz koridoru ise yeni Suudi limanlarının geliştirilmesi için hayati bir koridor ve alan olmaya devam edecek. Suudi Arabistan'dan Ürdün üzerinden Hayfa limanına giden demiryolunun bir hidrojen kanalı içermesi halinde, bu bazı zorluklar doğurabilir; çünkü NEOM'daki hidrojen tesisi, iç rota yerine Kızıldeniz kıyısına yakın bir konumda yer alıyor. Son olarak, Mısır'da Akdeniz kıyısında geliştirilebilecek hidrojen üretim tesislerinden ya gereksiz olacağından ya da projenin kasıtlı olarak böyle yapıldığından dolayı kaçınılması ya da kullanılmaması yönünde bir karar var gibi görünüyor.

Tüketici malları ve gıda ürünleri ticaretinin yanı sıra mevcut doğal gaz endüstrisi, Avrupa ile ihracat ilişkilerini şekillendirmede merkezi bir rol oynuyor. Körfez ülkelerinin İsrail ve Lübnan gibi ülkelerde Doğu Akdeniz'deki gaz projelerindeki hızlı genişlemesi ile birlikte, Qatar Energy, Aramco ve ADNOC gibi şirketlerin iç doğal gaz üretimini artırma için yaptığı büyük yatırımlar ile birlikte, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatı, yakın gelecekte liman bağlantılarının geliştirilmesini teşvik eden bir faktör olacak.

Avrupa, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının başlıca hedef noktalarından biri olsa da bu bağlantı Afrika ve Asya ile ticaret için de gerekli olacak.

Özetle Körfez ülkeleri, çeşitli ulaşım ve altyapı geliştirme araçları yoluyla kapsamlı bir siyasi ve fiziksel bağlantı vizyonuna ulaşmak için çalışıyor. Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru (IMEC), Avrupa'nın enerji güvenliği ihtiyaçlarını ele alan ve Amerikan ortaklıklarını güçlendiren değerli bir kavramsal çerçeve olarak işlev görür. Ancak burada önemli olan, bu koridorun tam bir ekonomik entegrasyon çözümünün yerini alamayacağının farkında olmaktır.

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Suriye-Ürdün sınırındaki iki üste konuşlanan ABD güçleri, yüzlerce hava savunma füzesi ile onlarca insansız hava aracını (İHA) hedef aldı.

AA'nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, ABD güçlerinin konuşlandığı, Suriye'nin Humus ilindeki Tenef üssü ile Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi.

Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, aidiyeti bilinmeyen onlarca kamikaze İHA'ya isabet etti.

Hedef alınan İHA'lardan bazı parçaların, Suriye-Ürdün sınır hattındaki sivil yerleşimlere düştüğü öğrenildi.

Ayrıca Beşşar Esed rejimine yakın sosyal medya hesapları, Suriye'nin Şam, Humus, Dera ve Süveyda illerinde patlama sesleri duyulduğunu iddia etti.

Paylaşımlarda, patlama seslerinin üzerine Humus'un batı kırsalındaki rejime ait hava savunma sistemlerinin devreye sokularak, bazı füzelerin havada imha edildiği ileri sürüldü.

- İran, İsrail'e İHA saldırısı başlatmıştı

İran, dün akşam İsrail'e insansız hava aracı (İHA) saldırısı başlatmıştı.

İran devlet televizyonunun haberinde, "Devrim Muhafızları Ordusunun, işgal altındaki bölgelerdeki hedeflere yönelik insansız hava aracı operasyonu birkaç dakika önce başladı." ifadesine yer verilmişti.

İsrail basını, İran'ın İsrail'e gönderdiği 100'den fazla insansız hava aracına (İHA) ABD ve İngiltere'nin müdahalede bulunduğunu iddia etmişti.

Ürdün'ün kuzeydoğusundaki Kule-22 üssüne ocak ayında düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 3 ABD askeri ölmüş, 25 kişi de yaralanmıştı. 


İran'ın saldırısında İsrail'in güneyindeki askeri üste "hafif" hasar oluştuğu bildirildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İran'ın saldırısında İsrail'in güneyindeki askeri üste "hafif" hasar oluştuğu bildirildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İran'ın saldırısında İsrail'in güneyindeki bir askeri üste "hafif" hasar oluştuğu, can kaybı yaşanmadığı belirtildi.

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, düzenlediği basın toplantısında, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hagari, şu ana kadar İran'dan İsrail'e 200'den fazla insansız hava aracı (İHA) ve balistik füze atıldığını bildirdi.

Sözcü, bu İHA ve füzelerin büyük bir kısmının İsrail'e ait savunma sistemleri ve Tel Aviv'in müttefikleri tarafından İsrail hava sahasına girmeden imha edildiğini kaydetti.

İran'dan atılan İHA ve füzelerin büyük kısmının imha edildiğini dile getiren Hagari, saldırılarda İsrail'in güneyindeki askeri bir üstün alt yapısında "hafif" hasar oluştuğunu ancak can kaybı yaşanmadığını aktardı.

- ⁠İran-İsrail gerilimi

İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde toplam 7 kişi hayatını kaybetmişti.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran'ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

Devrim Muhafızları Ordusu, İran topraklarından İsrail'e kamikaze insansız hava araçları ve füzelerle saldırı başlatıldığını duyurmuştu.


BMGK, İran'ın İsrail'e saldırılarını görüşmek üzere bugün toplanacak

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

BMGK, İran'ın İsrail'e saldırılarını görüşmek üzere bugün toplanacak

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Erdan, acilen toplaması hususunda BMGK Dönem Başkanı'na bir mektup gönderdi. Bunun üzerine, kurulun İran'ın İsrail saldırılarını görüşmek üzere pazar günü ABD yerel saatiyle 16.00'da toplanılmasına karar verildiİsrail'in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, X hesabından yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini acilen toplaması hususunda BMGK Dönem Başkanı'na bir mektup gönderdiğini bildirdi.

Erdan, açıklamasında, "Konseyin acilen toplanmasını, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını kesin şekilde kınamasını ve İran Devrim Muhafızları Ordusunu bir terör örgütü olarak kabul etmesini talep ettim." ifadelerini kullandı.

İran'ın saldırılarının "dünya barışına açık bir tehdit" olduğunu öne süren Erdan, BMGK'nin elindeki tüm araçlarla İran'a karşı harekete geçmesi gerektiğini savundu.

BMGK bugün toplanıyor
Öte yandan, BMGK'den yapılan açıklamada, İran'ın İsrail saldırılarını görüşmek üzere pazar günü ABD yerel saatiyle 16.00'da toplanılmasına karar verildiği kaydedildi.

BM Genel Kurulu Başkanı Francis'ten İran ve İsrail'e itidal çağrısı
BM Genel Kurulu Başkanı Dennis Francis, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısına ilişkin yazılı açıklamasında, Orta Doğu'da zaten hassas olan durumun, son olaylarla daha da kırılgan hale geldiğini belirtti.

İranlıların, son hava saldırılarını "BM anlaşmasının 51. maddesi çerçevesinde İsrail'in Şam'daki İran diplomatik misyonuna yönelik saldırısına karşılık" olarak tanımladığına dikkati çeken Francis, şu ifadeleri kullandı:

"İran'ın verdiği karşılık, Orta Doğu'daki halihazırda gergin ve hassas barış ve güvenlik ortamını daha da karıştırmaktadır. Bölgedeki tüm aktörlere tansiyonun daha da artmasından kaçınmaları konusunda en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyorum."

İran'ın "Konu bu aşamada kapanmıştır." şeklindeki açıklamasına dikkati çeken Francis, Tahran'ın bu sözünü tutmasını umduğunu dile getirdi.

Francis, tüm taraflara diyalog ve diplomasi çağrısı da yaparak, bölgede sükunetin hakim olmasını dilediğini kaydetti.


Almanya'daki Filistin Kongresi konuşmacılarından Feinstein, İngiliz Dışişlerine tepki gösterdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Almanya'daki Filistin Kongresi konuşmacılarından Feinstein, İngiliz Dışişlerine tepki gösterdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Almanya'da polisin sonlandırdığı Filistin Kongresi konuşmacılarından Güney Afrikalı siyasetçi Andrew Feinstein, Glasgow Üniversitesinin Filistin asıllı İngiliz Rektörünün kongreye katılmak için gittiği Almanya'ya girişinin engellenmesine tepki göstererek, İngiltere'nin Berlin Büyükelçiliğinin, İngiliz vatandaşını korumak için yanında olması gerektiğini söyledi.

Güney Afrika'nın ilk serbest seçiminde (1994) meclise giren milletvekillerinden Yahudi asıllı Feinstein, Batı ülkelerinin Gazze konusundaki tutumu, Almanya'nın Filistin Kongresi'ni engellemesi ve iptal etmesini AA muhabirine değerlendirdi.

Feinstein, Almanya'nın, geçmişte hem İkinci Dünya Savaşı'nda (Holokost) hem de 20. yüzyılın başında bugünkü Namibya'da soykırım gerçekleştiren ülke olduğunu hatırlattı.

Almanya'nın şimdi de İsrail'in Gazze saldırılarının devam ettiği günlerde bölgede yaşadıklarını anlatmak isteyen Glasgow Üniversitesinin Filistin asıllı İngiliz Rektörü cerrah Gassan Ebu Sitte'nin konuşma yapmasını engellediğine dikkati çeken Feinstein, şöyle devam etti:

Bu faşist bir davranıştır. İki kere katliam yapmış, dünyanın gördüğü en faşist devlet olan Nazi rejiminin ülkesi, Filistin destekçilerine karşı böyle faşistçe yaklaşıyor. Holokost'u gerçekleştirdikleri için, İsrail'in yaptığı her şeyi eleştirmeden savunmak zorunda gibi görünüyorlar. İsrail hükümetinin bazı üyelerinin kendilerini gururlu bir şekilde faşist olarak tanımladığını unutmayın. O zaman Almanya ne yapıyor?

Feinstein, Alman yönetimini, faşizme karşı çıkanlara faşist gibi davranmakla suçlayarak, "Ben bir Yahudi ve beyazım. Doktorla (Ebu Sitte) aynı uçakta olsaydım beni de mi gözaltına alacaklardı yoksa sadece onu mu?" diye sordu.

Filistin Kongresi'nin Gazze'de yaşananları anlatmak ve küresel dayanışmanın önemine vurgu yapmak gibi önemli amaçları olduğuna işaret eden Feinstein, polisin kongrede canlı yayın yapılmasını engellemesi ve binanın elektriğini kesmesine tepki gösterdi.

- "Bir İngiliz vatandaşına verilecek diplomatik destek neredeydi"

Feinstein, İsrail'e tepki gösteren bir Yahudi göstericinin kongre binası dışında gözaltına alındığını da hatırlatarak, "Bunu yaparak tüm Yahudilerin İsrail'in Gazze'de işlediği soykırımı desteklediği ön kabulünü gösteriyorlar. Dünyanın her yerindeki yüz binlerce Yahudi, İsrail devletinin yaptıklarından iğreniyor ve şok oluyor. İsrail devleti tüm Yahudileri temsil etmiyor. Onların yaptıklarını da tüm Yahudiler desteklemiyor." ifadelerini kullandı.

Yahudilerin İsrail'in her yaptığını desteklediği düşüncesinin antisemitik ve ırkçı bir yaklaşım olduğunu kaydeden Feinstein, Ebu Sitte'nin Almanya'ya sokulmaması ve sınır dışı edilmesiyle ilgili İngiliz Dışişlerine de tepki gösterdi.

"İngiltere'nin Berlin Büyükelçiliğinin, bir İngiliz vatandaşını korumak, Almanya'ya girişinin engellenip sınır dışı edilmesini önlemek için orada olması gerekirdi." diyen Feinstein, "Bir İngiliz vatandaşına verilecek diplomatik destek neredeydi?" diye sordu.

Feinstein, Ebu Sitte'nin Filistin asıllı İngiliz vatandaşı olması nedeniyle İngiliz devletinden destek görmemesi ihtimalini "ırkçılık" olarak nitelendirerek, şunlar söyledi:

"Ben olsaydım bana ne olacaktı? Ben İngiliz vatandaşı değil Güney Afrika vatandaşıyım. Beni Londra'da yaşamama rağmen Güney Afrika'ya mı sınır dışı edeceklerdi? Bu durum tamamen çılgınlık. Aynı zamanda Almanya, ABD ve İngiltere gibi sözde Batılı ülkelerin İsrail'i korumak için kendi demokrasilerini ve vatandaşlarının demokratik haklarını ne kadar aşındırabileceğinin de bir göstergesi."

Feinstein, İsrail'e silah satan ülkelerin de Gazze'de işlenen suçların ortağı olduğunu belirterek, bu ülkelerin Gazze'deki soykırımdan çıkar elde ettiğini savundu.

Holokost'tan kurtulan bir Yahudi çiftin oğlu olduğunu hatırlatan Feinstein, "Batı'nın yaptığı rezalettir. Irkçılık kokuyor. Emperyalizm kokuyor ve durdurulmalıdır." diye konuştu.

- Ne olmuştu?

Almanya'nın başkenti Berlin'de 12 Nisan'da gecikmeli başlayan Filistin Kongresi polis tarafından önce engellenmiş sonra sonlandırılmıştı.

Polisin salona 250 kişinin girmesine izin verdiği Filistin Kongresi'ne araştırmacı Salman Ebu Sitta canlı bağlantıyla katılırken polis müdahale ederek önce canlı yayını kapatmış, ardından salonun elektriğini kesmişti.

Katılımcıların tepki gösterdiği olayın ardından polis, Filistin Kongresi'nin sonlandırıldığı anonsunu yaparak, salonun terk edilmesini istemişti.

Kongrenin, 12, 13 ve 14 Nisan'da düzenlenmesi öngörülüyordu.

Ayrıca, İsrail'in Gazze saldırılarının başlamasının ardından 9 Ekim 2023'te bölgeye giderek 40 gün boyunca görev yapan Glasgow Üniversitesinin Filistin asıllı Rektörü cerrah Gassan Ebu Sitte, Gazze'de yaşadıklarını anlatması için Berlin'deki konferansa davet edilmiş ancak ülkeye girişi engellenmişti.


İran'ın İsrail'e saldırı düzenlemesinin ardından dünyadan tepkiler art arda geldi

Fotoğraf: Mostafa Alkharouf - AA
Fotoğraf: Mostafa Alkharouf - AA
TT

İran'ın İsrail'e saldırı düzenlemesinin ardından dünyadan tepkiler art arda geldi

Fotoğraf: Mostafa Alkharouf - AA
Fotoğraf: Mostafa Alkharouf - AA

İran'ın İsrail'e yönelik düzenlediği hava saldırılarının ardından birçok ülke ve uluslararası kuruluştan tepkiler geldi.

AA muhabiri, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısına ilişkin tepkileri derledi.

ABD Başkanı Joe Biden, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını en güçlü şekilde kınadığını belirterek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya "ülkeye desteklerinin tam olduğu" mesajını ilettiğini ve İran'a ortak diplomatik tepki verilmesi için G-7 liderlerini toplayacağını bildirdi.

Biden, yaptığı yazılı açıklamada, "İran ile onun Yemen, Suriye ve Irak'taki bağlantılı örgütleri, bugün İsrail'deki askeri tesislere yönelik benzeri görülmemiş bir hava saldırısı düzenledi. Bu saldırıları en güçlü şekilde kınıyorum." ifadelerini kullandı.

- BM

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Dennis Francis, İran'ın İsrail'e hava saldırısıyla ilgili, tüm taraflara itidal çağrısı yaptı ve olayların bölgesel bir savaşa dönüşmemesi uyarısında bulundu.

Francis, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısına ilişkin yazılı açıklamasında, Orta Doğu'da zaten hassas olan durumun, son olaylarla daha da kırılgan hale geldiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırılarını kınadı, bölgede saldırganlığın derhal son bulması ve tüm taraflara sükunet çağrısında bulundu.

Guterres, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırılarıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "İran İslam Cumhuriyeti'nin İsrail'e yönelik kapsamlı saldırısıyla ortaya çıkan ciddi gerilimi şiddetle kınıyorum. Bu düşmanlıkların derhal son bulması çağrısında bulunuyorum." değerlendirmesinde bulundu.

- AB

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB'nin, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını bildirdi.

Borrell, sosyal medya platformu X'ten yaptığı paylaşımda, "AB, İran'ın İsrail'e kabul edilemez saldırısını şiddetle kınıyor. Bu benzeri görülmemiş bir gerilim, bölgesel güvenliğe yönelik ciddi bir tehdittir." değerlendirmesinde bulundu.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de "İran'ın İsrail'e yönelik bariz ve haksız saldırısını şiddetle kınıyorum. İran ve vekillerine de bu saldırılara derhal son vermesi çağrısında bulunuyorum. Artık tüm aktörlerin gerilimi daha da artırmaktan kaçınması ve bölgede istikrarın yeniden sağlanması için çalışması gerekiyor." mesajını paylaştı.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola da mesajında, saldırıların Orta Doğu'da daha fazla kaosu tetikleme riski taşıdığına dikkati çekerek, "AB, saldırıyı mümkün olan en güçlü şekilde kınıyor ve gerilimi azaltmak, durumun daha fazla kan dökülmesine dönüşmesini durdurmak için çalışmaya devam edecek." ifadesine yer verdi.

- İngiltere

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, İran'ın İsrail'e hava saldırısını şiddetle kınadıklarını belirterek, "Müttefiklerimizle durumu istikrara kavuşturmak ve gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için acilen çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

Sunak, X hesabından yaptığı paylaşımda, "İran rejiminin İsrail'e yönelik pervasız saldırısını en güçlü ifadelerle kınıyorum. İran bir kez daha kendi arka bahçesinde kaos tohumları ekmeye niyetli olduğunu göstermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

- Fransa

Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, İran'ın İsrail'e hava saldırısını sert şekilde kınadıklarını bildirdi.

Sejourne, X hesabından yaptığı açıklamada, "Fransa, İran'ın İsrail'e karşı başlattığı saldırıyı en sert şekilde kınıyor." ifadesini kullandı.

İran'ın attığı bu eşi benzeri görülmemiş adımla istikrarsızlaştırma eylemlerinde yeni bir eşiği aştığını belirten Sejourne, İran'ın bölgede askeri gerilimin artması riskini göze aldığını aktardı.

- Almanya

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırılarını şiddetle kınadı.

Alman Hükümet Sözcüsü Steffen Hebestreit, yaptığı yazılı açıklamada, "Şansölye Olaf Scholz, Tahran'daki rejimin bu gece İsrail topraklarına başlattığı ağır hava saldırılarını şiddetle kınadı. Bu sorumsuz ve hiçbir şekilde haklı çıkarılmayacak saldırıyla İran bölgede geniş kapsamlı yangını riske ediyor." ifadelerini kullandı.

- İtalya ve Malta

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, İran'ın İsrail'e insansız hava araçlarıyla (İHA) başlattığı kapsamlı saldırının ardından Orta Doğu'daki gelişmeleri dikkat ve endişeyle izlediklerini bildirdi.

Malta Dışişleri, Avrupa İşleri ve Ticaret Bakanı Ian Borg, İran'ın İsrail'e İHA'larla saldırı başlatmasından derin endişe duyduklarını ve tüm tarafları itidalli olmaya çağırdıklarını belirtti.

- Belçika ve Hollanda

AB Dönem Başkanı Belçika'nın Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib de saldırıyı kınadıklarını ifade ederek, "Bu büyük bir gerilimdir ve bölgesel istikrara yönelik bir tehlikedir. Bu saldırı halkı tehlikeye atıyor ve bizi barıştan daha da uzaklaştırıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Hollanda hükümeti, İran’ın İsrail’e yönelik hava saldırılarını şiddetle kınadıklarını bildirdi.

Hollanda'da geçici hükümetin Başbakanı Mark Rutte, sosyal medya hesabından, Orta Doğu'daki durumun çok endişe verici olduğunu belirterek, “Bugün erken saatlerde Hollanda ve diğer ülkeler, İran'a İsrail'e saldırmaktan vazgeçmesi yönünde net bir mesaj gönderdi.” paylaşımında bulundu.

- Avusturya ve Çekya

Avusturya ve Çekya yönetimi, İran'ın İsrail'e İHA'larla düzenlediği saldırıyı kınadı.

Avusturya Başbakanı Karl Nehammer, sosyal medya hesabı X'ten yaptığı açıklamada, "İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını en sert şekilde kınıyorum." ifadesini kullandı.

Çekya Başbakanı Petr Fiala, X'ten yaptığı paylaşımda, kararlı bir şekilde destekledikleri İsrail'in, kendini savunma hakkının bulunduğunu kaydetti.

Çekya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da İran'a tepki gösterilerek, "İsrail'e saldırmaya karar veren İran ve yandaşlarının istikrarı bozucu davranışlarını sert bir şekilde kınıyor, İsrail'in meşru müdafaa hakkını yineliyoruz." ifadesi kullanıldı.

- Norveç ve Danimarka

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide de İran'ın İsrail'e yönelik "hukuka aykırı" ve "tehlikeli" saldırısını kınadığını bildirdi.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, İran'ın İsrail'e yönelik saldırısını şiddetle kınadıklarını belirtti.

Rasmussen, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, taraflara itidalli davranma ve gerilimi düşürme çağrısında bulundu.

- Polonya

Polonya, İran'ın İsrail'e yönelik başlattığı saldırıları şiddetle kınadığını bildirdi.

Polonya Dışişleri Bakanlığı, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, İran ve müttefiklerine itidalli davranma ve saldırıları acilen durdurma çağrısında bulundu.

Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon, Orta Doğu'da gerginliğin daha da tırmanmasının son derece tehlikeli olduğunu belirtti.

- Yunanistan

Yunanistan hükümetinin, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısını şiddetle kınadığı bildirildi.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, düşmanca tavırların daha fazla yayılmasından kesinlikle kaçınılması gerektiği vurgulandı.

- Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, bölgedeki askeri gerilimin tırmanması ve tehlikeli yansımalarından "büyük endişe duyulduğu" belirtilerek, tüm taraflara azami itidal göstermeleri, bölgeyi ve halklarını savaşın tehlikelerinden uzak tutmaları çağrısında bulunuldu.

- Mısır

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, taraflardan azami itidalle hareket etmelerini istedi.

Ebu Zeyd, "Mısır, İran'ın İsrail'e insansız hava araçlarıyla saldırı başlatmasından ve son dönemde iki ülke arasındaki tehlikeli tırmanıştan derin endişe duymaktadır." ifadesini kullandı.

- Katar

Katar, İran'ın Suriye'nin başkenti Şam'daki konsolosluk binasını hedef alan İsrail saldırısına, füzeler ve kamikaze İHA'larla karşılık vermesinin ardından ilgili tüm taraflara gerilimi durdurma ve azami itidal çağrısında bulundu.

Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, bölgedeki durumla ilgili derin endişe duyulduğu belirtilerek, tüm taraflardan gerilimi durdurmaları ve azami itidal göstermeleri istendi.

- Çin

Çin, İran'ın İsrail'e düzenlediği hava saldırılarının ardından bölgede gerilimin yükselmesinden duyulan endişeyi dile getirerek taraflara itidal çağrısında bulundu.

Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, gerilimin, Gazze'deki çatışmanın yayılma etkisi olduğu kaydedilerek, savaşa derhal son verilmesi gerektiği belirtildi.

- Japonya

Japonya hükümeti, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısının ardından, bölgede durumun sakinleştirilmesine yönelik taraflara güçlü bir şekilde çağrıda bulundu.

Japonya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Japonya, bu saldırının Orta Doğu'daki mevcut durumu daha da kötüleştireceğinden derin kaygı duymakta ve bu gerilimi şiddetle kınamakta." ifadesine yer verilerek, Orta Doğu bölgesinde barış ve istikrarın Japonya için son derece önemli olduğu vurgulandı.

- Brezilya

Brezilya, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısının ardından, taraflara "maksimum itidal" çağrısında bulundu.

Brezilya Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, bölgede artan gerilimin düşürülmesi için uluslararası toplumdan çaba göstermesi istendi.

İran'ın insansız hava aracı ve füze saldırısı haberlerinin endişeyle takip edildiği belirtilen açıklamada, Brezilya'nın, Gazze Şeridi'nde çatışmaların başlamasından bu yana, husumetin Batı Şeria, Lübnan, Suriye ve şimdi de İran gibi ülkelere yıkıcı şekilde yayılabileceği konusunda uyarıda bulunduğu da hatırlatıldı.

- Uruguay'dan İran'a kınama

Uruguay hükümetinden yapılan açıklamada ise İran'ın İsrail'e hava saldırısı kınanarak, Orta Doğu'da çatışmanın kötüleşmesinden üzüntü duyulduğu kaydedildi.

- Venezuela

Venezuela, İran'ın İsrail'e hava saldırısının ardından, Orta Doğu'da artan gerilimden endişe duyduklarını bildirdi.

Venezuela Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Orta Doğu'da artan gerilimin endişeyle takip edildiği belirtilerek, çatışmalara, Birleşmiş Milletlerin işlevsiz kalmasının, Filistin'de yaşanan soykırımın ve İsrail rejiminin mantıksızlığının yol açtığı kaydedildi.

Güney Amerika ülkelerinden Arjantin ve Paraguay, İran'ın İHA'larla saldırı başlatmasının ardından İsrail'e desteğini duyurdu.

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin sosyal medya hesabından paylaştığı Başkanlık Bildirisi'nde, ülkenin İsrail ile dayanışması ve "sarsılmaz bağlılığı" vurgulandı.

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, İran'ın İsrail'e İHA'larla saldırı başlatmasının ardından "3. Dünya Savaşı uyarısında" bulundu.

Sosyal medya hesabı X'ten açıklamada bulunan Petro, "Tahmin ediliyordu, şu anda insanlık hızlı şekilde iklimi karbondan arındırma hedefine doğru gitmesi gerekirken, 3. Dünya Savaşı'nın eşiğindeyiz. ABD'nin pratik olarak soykırıma destek vermesi dünyayı ateşledi." ifadelerini kullandı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısının ardından taraflara itidal çağrısında bulundu.

KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, yaptığı yazılı açıklamada, Orta Doğu'da son dönemde yaşanan gelişmeler çerçevesinde bölgesel ve küresel güvenlik ile istikrarın korunmasının önemini vurguladı.

- İran-İsrail gerilimi

İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran'ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran, dün İsrail'e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmıştı.

İran, bazı askeri hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı.


Papa, Orta Doğu'daki gelişmeleri "dua okuyarak endişeyle ve acıyla" takip ediyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Papa, Orta Doğu'daki gelişmeleri "dua okuyarak endişeyle ve acıyla" takip ediyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, Orta Doğu'daki gelişmeleri endişeyle, acıyla ve dua ederek izlediğini söyledi.

Vatikan'da Aziz Petrus Meydanı'na bakan ofisinin penceresinden geleneksel pazar duasını yapan Papa, konuşmasında Orta Doğu'daki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Orta Doğu'da dün akşam İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısına değinen Papa, "İran'ın müdahalesi nedeniyle İsrail'de durumun kötüleştiğine dair son birkaç saatte gelen haberleri dua ederek endişeyle hatta acıyla takip ediyorum. Orta Doğu'yu silahlı çatışmaya sürükleme riski olan bu şiddet sarmalını körükleyecek her türlü eylemin durdurulması için yürekten çağrıda bulunuyorum." dedi.

Papa Franciscus, "Hiç kimse diğerinin varlığını tehdit etmemeli, herkes barıştan yana tutum almalı. İsrailliler ve Filistinlilerin, iki devlet olarak yan yana güven içinde yaşamalarına yardım edilmeli." diye konuştu.

Gazze için ateşkes çağrısını yineleyen Papa, "Gazze'de bir an önce ateşkes olmalı ve müzakere yolu izlenmeli. İnsani felakete sürüklenen halka yardım edilmeli, kaçırılan rehineler hemen serbest bırakılmalı. Ne kadar acı var. Artık savaşa yeter, saldırılara yeter, şiddete yeter diyorum. Diyaloga ve barışa evet." ifadelerini kullandı.

- İran-İsrail gerilimi

İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu.

İsrail de İran'ın saldırılarına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran, dün İsrail'e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmış, bazı askeri hedeflerin vurulduğunu açıklamıştı.

İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini belirtmişti.


İran, İsrail'e yönelik askeri operasyonun tamamlandığını açıkladı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İran, İsrail'e yönelik askeri operasyonun tamamlandığını açıkladı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İran Genelkurmay Başkanı Bakıri, İsrail'e düzenledikleri askeri operasyonun başarıyla sonuçlandığını öne sürerek, devamını amaçlamadıklarını söyledi. İsrail Savaş Kabinesi'nin ise İran’a verilecek “yanıtı” görüşmek için toplanacağı bildirildi.
İran devlet televizyonuna konuşan Muhammed Bakıri, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından İsrail'e düzenlenen saldırıyı değerlendirdi.

Bakıri, "Operasyon başarıyla tamamlandı. Biz bu operasyonu tam bir sonuç olarak görüyoruz ve operasyonun devamına yönelik bir düşüncemiz yok." dedi.

Tel Aviv yönetiminin, İran'ın Suriye'nin başkenti Şam'daki konsolosluğuna saldırarak kırmızı çizgiyi aştığını belirten Bakıri, İran'a yönelik yeni bir saldırının olması durumunda İsrail'e daha geniş kapsamlı bir saldırı düzenleyeceklerini ifade etti.

Sivil yerleşim yerleri ile ekonomik bölgelerin vurulmadığını kaydeden Bakıri, çok daha fazla füze atabilme kabiliyetine sahip olmalarına rağmen İsrail'e saldırının uyarı seviyesinde kalmasına çaba gösterdiklerini kaydetti.

https://youtube.com/shorts/shbdiTRjWwc?si=cCzHfgYnyZwZ_Kal

İran: Operasyonu sürdürme niyetinde değiliz ancak yeni saldırıya karşılık vermekte tereddüt etmeyiz
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, X sosyal medya platformundan paylaştığı mesajında, "Meşru savunma hakkını kullanması, İran'ın bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğe karşı sorumlu yaklaşımını göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'e karşı doğrudan saldırıların sona erdiğine işaret eden İran Dışişleri Bakanı, "İran'ın bu noktada savunma operasyonlarına devam etme niyeti yoktur ancak gerekirse yeni bir saldırıya karşı meşru çıkarlarını korumaktan da çekinmeyecektir." ifadelerini kullandı.

İsrail ordusu: İran saldırıda 300'den fazla füze ve İHA kullandı
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, düzenlediği basın toplantısında İran'ın İsrail'e yönelik saldırısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hagari, İran'ın gerçekleştirdiği saldırıda 300'den fazla füze ve İHA kullanıldığını ve bunların yüzde 99'unun etkisiz hale getirildiğini ileri sürdü.

Saldırıda yaklaşık 170 İHA kullanıldığını belirten Hagari, bunların tamamının İsrail topraklarına ulaşmadan hava savunma sistemlerinin yanı sıra İsrail'in müttefiklerine ait uçaklar tarafından imha edildiğini savundu.

Hagari, İran'ın saldırıda 30'dan fazla seyir füzesi fırlattığını, bunların da tamamının İsrail topraklarına ulaşmadan etkisiz hale getirildiğini iddia etti.

tyny6tn

İran'ın 120'den fazla balistik füze kullandığını belirten Hagari, bunların "birkaçının" İsrail'e ulaştığını, geri kalanlarının da imha edildiğini kaydetti.

Sözcü Hagari, sayısını belirtmediği füzelerin İsrail'in güneyindeki Nevatim'de hava kuvvetlerine ait üsse isabet ettiğini ve burada "hafif" hasar oluştuğunu ancak faaliyet göstermeye devam ettiğini aktardı.

İsrail Ordu Sözcüsü, İran'ın yanı sıra Irak ve Yemen'den de İsrail'e yönelik atışlar yapıldığını, bunların hiçbirinin İsrail topraklarına ulaşmadığını savundu.

İran Cumhurbaşkanı Reisi, İsrail saldırısını "meşru müdafaa" olarak niteledi
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Suriye'deki İran konsolosluğuna yönelik saldırısı nedeniyle İsrail'in, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından düzenlenen saldırıyla cezalandırıldığını söyledi.

İran'ın resmi ajansı IRNA'da Reisi'nin, ülkesinin İsrail'e düzenlediği saldırıya ilişkin açıklaması yayımlandı.

Reisi, İsrail'e düzenlenen operasyonun Suriye'deki İran konsolosluğuna yönelik saldırıya karşı "meşru müdafaa" kapsamında gerçekleştirildiğini savundu.

İran Cumhurbaşkanı Reisi, ülkesi aleyhine gerçekleştirilecek her türlü girişime daha güçlü karşılık vereceklerini kaydetti.

Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami de "İran çıkarlarını ve unsurlarını hedef alması durumunda İsrail'i hedef alacaklarını" söyledi.

İran: Bölge ülkelerini İsrail'e saldırıdan 72 saat önce bilgilendirdik
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ülkedeki yabancı ülke büyükelçileri ile bakanlık binasında bilgilendirme toplantısı düzenledi.

Tahran’da bulunan büyükelçiler ile uluslararası kuruluşların temsilcilerinin katıldığı toplantıda Abdullahiyan, İsrail’e düzenledikleri saldırıyı değerlendirdi.

"Bölge ülkelerini 72 saat önce bilgilendirdik"
Abdullahiyan, saldırıya ilişkin değerlendirmesinde, "Bölge ülkelerini, saldırıdan 72 saat önce saldırının mahiyeti konusunda, ayrıca kısıtlı ve misilleme amaçlı olduğu hususunda bilgilendirdik." ifadesini kullandı.

Saldırıyı "meşru müdafaa" olarak nitelendiren Abdullahiyan, İran silahlı kuvvetlerinin "doğru hesaplamalarla, insansız hava araçları ve güdümlü füzeler ile İsrail’e ait askeri üssü hedef aldığını", söz konusu üssü, İran’ın "Şam’daki konsolosluk binasına düzenlenen saldırıya katılan F35 uçaklarının kullandığını" ifade etti.

"Sivil yerleşim yerleri ile ticari bölgeler hedef alınmadı"
İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, İsrail’in önemli bir merkezini hedef aldıklarını aktararak, "Meşru savunmanın sınırlı olması ve Siyonist rejimin cezalandırılması, yanıtımızda herhangi bir sivil noktanın hedef alınmadığı anlamına geliyor." diye konuştu.

Ticari ya da toplumsal bir bölgeyi hedef almadıklarını söyleyen Abdullahiyan, olası sorunlara karşı gerekli özenin gösterildiğini aktardı.

yn6

Abdullahiyan, "Amerika'nın askeri üslerinin bulunduğu bölgedeki kardeşlerimize ve dostlarımıza, meşru savunmadaki amacımızın sadece İsrail rejimini cezalandırmak olduğunu, bölgedeki Amerikalıları ve üslerini hedef almadığımızı duyurduk." diye konuştu.

"ABD’yi bilgilendirdik"
İranlı Bakan ayrıca, "ABD’yi, İsrail’e karşı yapılan saldırının sınırlı ve kendini savunma amaçlı olduğu yönünde bilgilendirdik." açıklamasında bulundu.

Bölgede gerilimin yükselmesini hiçbir zaman memnuniyetle karşılamadıklarını ifade eden Abdullahiyan, ABD'nin bazı ülkelerin sahasını veya topraklarını Tel Aviv'i savunmak ve desteklemek için kullanması halinde ise "söz konusu ülkedeki ABD askeri üssünün kaçınılmaz olarak hedef alınacağı" uyarısında bulundu.

Abdullahiyan, ülkesinin silahlı kuvvetlerinin 10 gün boyunca yürütülen uluslararası diplomatik çabaları beklediğini, son 72 saatlik süre içinde çeşitli ülke dışişleri bakanlarının kendilerine itidal tavsiyesinde bulunduğunu aktardı.

İran'a verilen tavsiyelerin İsrail’e yapılmadığını söyleyen Abdullahiyan, bu tutumu eleştirdi.

İsrail Savaş Kabinesi'nin İran’a verilecek “yanıtı” görüşmek için toplanacağı bildirildi
İsrail Savaş Kabinesi'nin İran’dan düzenlenen saldırılara nasıl yanıt verileceğini görüşmek üzere bugün bir araya geleceği aktarıldı.

İsrail’in Kanal 12 televizyonunda yer alan haberde, Savaş Kabinesi'nin yerel saatle 15.30’da toplanacağı belirtildi.

Toplantıda İran saldırılarına verilecek “yanıtın” ele alınacağı ifade edildi.

İsrail Güvenlik Kabinesi, İran saldırılarına yönelik yanıtın Savaş Kabinesi'nce alınmasını kararlaştırmıştı.

Savaş Kabinesi'nde, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yanı sıra Savunma Bakanı Yoav Gallant ve ana muhalefet lideri Benny Gantz yer alıyor.

İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Gantz, İran’a “uygun zaman ve şekilde” karşılık vereceklerini söyledi
İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz, İran'ın İsrail'e düzenlediği hava saldırısına ilişkin açıklama yaptı.

“İsrail dünkü İran saldırısını atlatabilmesini sağlayan stratejik ittifak ve bölgesel işbirliğini güçlendirmeli.” ifadelerini kullanan Gantz, İran’ı İsrail için bir “tehlike” olarak niteledi.

Gantz, İran’a karşı bölgesel bir koalisyon kuracaklarını belirterek, “Bize uygun olacak şekil ve zamanda İran’a bedelini ödeteceğiz.” ifadelerine yer verdi.

İsrail medyası ise Gantz’ın bu açıklamasını, İsrail’den İran’a karşı “hızlı bir misilleme yapılmasını desteklemediği” yönünde yorumladı.

İsrail: İran'ı vurma tehdidi hala geçerli
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti.

Katz, İran'ın İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) ve balistik füzelerle düzenlediği saldırıya ilişkin ordu radyosuna açıklama yaptı.

"İran İsrail'e saldırırsa biz de saldıracağız dedik ve bu hala geçerli." diyen Katz, müttefikleriyle işbirliklerini derinleştirmeleri gerektiğini ifade etti.

Katz, Devrim Muhafızları Ordusunun "terör örgütü" olarak belirlenmesi ve İran'a karşı etkili yaptırımlar uygulanması için baskı yapılması olmak üzere iki hedefleri olduğunu kaydetti.

İsrail Aliya (Yahudi göçü) ve Entegrasyon Bakanı Ofir Sofer ise ordu radyosuna yaptığı açıklamada, "İran'ın böyle bir saldırı yapma cüreti ortadan kaldırılmalı." ifadesini kullandı.

İsrail Eğitim Bakanı Yoav Kish X sosyal medyad platformundan yaptığı açıklamada, "İsrail Hava Kuvvetleri, hava savunma güçleri, ABD'nin ve bölgesel faktörlerin desteğiyle İran saldırısının kontrol altına alındığını" savundu.

Kish, sakin ve akıllıca karşılık verileceği vaadinde bulunarak saldırı zamanının geldiğini vurguladı.

İsrailli aşırı sağcı bakandan İran’a karşı "ezici saldırı" çağrısı
İsrail'in aşırı sağcı görüşleriyle bilinen Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İran'ın dün gece ülkesine yönelik hava saldırısının ardından "ezici saldırı" çağrısı yaptı.

Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda İsrail’in hava savunma sistemlerini överek, İran’a karşı “ezici” saldırı düzenlenmesi gerektiğini savundu.

Ben-Gvir, “Şu ana kadar etkileyici bir savunma, şimdi ezici bir saldırıya ihtiyacımız var.” ifadesini kullandı.

Tahran'daki Mihrabad Havalimanı'nda uçuşların iptal süresi bir kez daha uzatıldı
İran'ın başkenti Tahran'daki Mihrabad Havalimanı'nda uçuşların iptal süresi yerel saatle bugün 12.00'den yarın sabah 06.00'ya kadar uzatıldı.

İran'ın resmi ajansı IRNA'ya göre, kentin merkezinde yer alan Mihrabad Havalimanı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Havalimanından gerçekleşmesi planlanan tüm uçuşlar yarın 06.00'ya kadar iptal edildi." ifadeleri kullanıldı.

Mihrabad Havalimanı, 02.30 ile 07.30 arası kapatılmış, bu saatler arasındaki tüm uçuşlar iptal edilmişti. Söz konusu süre daha sonra öğle 12.00'ye kadar uzatılmıştı.

İran'ın İsrail'e dün gece insansız hava aracı ve füzelerle gerçekleştirdiği saldırının ardından Tahran hava sahası tüm ticari uçuşlara kapatılmıştı.

İran, Fransız, İngiliz ve Alman büyükelçileri Dışişleri Bakanlığına çağırdı
İran, Tahran'daki Fransa, İngiltere ve Almanya büyükelçilerini "İsrail'in İran aleyhine girişimleri karşısındaki tutumlarına tepki olarak" Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, İngiliz Büyükelçi Simon Shercliff, Fransız Büyükelçi Nicola Resch ve Alman Büyükelçi Hans Udo Muzel'in ayrı ayrı çağrıldığı belirtildi.

Büyükelçilere, İsrail'in İran aleyhine girişimleri ve Suriye'deki konsolosluğuna yönelik saldırısı hatırlatılarak, ülkelerinin, İsrail'in bu girişimleri karşısında sorumsuzca tutum sergilediği iletildi.

İran'ın İsrail'e dünkü saldırısının Birleşmiş Milletler kuralları çerçevesinde meşru müdafaa kapsamında gerçekleştirildiği kaydedildi.

İsrail medyasına göre, İran saldırısının ülkeye verdiği zarar 1,35 milyar dolar
İsrail medyası, İran'ın insansız hava araçları (İHA) ile düzenlediği saldırının İsrail ekonomisine maliyetinin 1,35 milyar dolar olduğunu belirtti.

Yediot Aharonot gazetesinin Eski İsrail Genelkurmay Başkanı Müsteşarı Tuğgeneral Ram Aminah'ın değerlendirmelerine yer verdiği haberinde, İsrail'in dün geceki savunma maliyetinin 4-5 milyar şekel (1,08 - 1,35 milyar dolar) olduğu ifade edildi.

Bu rakamın sadece İran tarafından fırlatılan füzelerin düşürülmesi için harcanan savunma maliyeti olduğuna işaret eden Aminah, yaralanmalar ile füzelerin isabet ettiği yerlerde yol açtığı hasarın bu rakama dahil olmadığına dikkati çekti.

İsrail'in geliştirdiği anti balistik füze sistemi Arrow'un tanesinin 3,5 milyon dolar olduğunu belirten Aminah, İran İHA'larının düşürülmesi için havalanan uçakların da ayrı bir maliyeti olduğuna işaret etti.

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı basın toplantısında şu ana kadar İran'dan İsrail'e 200'den fazla İHA ve balistik füze atıldığını bildirmişti.

İngiliz jetlerinin, İran'a ait insansız hava araçlarını düşürdüğü doğrulandı
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, sosyal medya platformu X'ten İran'ın İsrail'e hava saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, bunu "tehlikeli ve gereksiz tırmanış" olarak niteleyerek, en güçlü şekilde kınadığını belirtti.

Ülkesinin, İran'ın saldırısını engellemek amacıyla uluslararası koordineli çabada yer aldığı bilgisini paylaşan Sunak, "İngiltere'nin de katıldığı uluslararası koordineli çaba sayesinde bu füzelerin neredeyse tamamı engellenerek sadece İsrail'de değil, Ürdün gibi komşu ülkelerde de hayat kurtarıldı." ifadesini kullandı.

Sunak, RAF'ın bölgeye ilave uçaklar gönderdiğini doğrulayarak, "Uçaklarımızın bir dizi İran saldırı uçağını düşürdüğünü teyit edebilirim." açıklamasını yaptı.

Başbakan Sunak, halihazırda soğukkanlılığın hakim olmasına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak, ülkesinin durumu yatıştırmak için müttefikleriyle çalışacağını kaydetti.

İngiltere, RAF'a ait ilave jetleri Orta Doğu'ya konuşlandırdığını açıklamıştı
İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps, dün İran'ın İsrail'e hava saldırısı başlatmasının ardından yaptığı açıklamada, RAF'a ait ilave jetler ile yakıt ikmal tankerlerini Orta Doğu'ya konuşlandırdıklarını duyurmuştu.

İngiliz Sky News televizyonu da kaynaklarına dayandırdığı haberinde, RAF jetlerinin İsrail'in savunmasında görev aldığını belirtmişti.

İran-İsrail gerilimi
İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran'ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran dün İsrail'e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmıştı.

İran, bazı askeri hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı.


Rusya: İsrail-İran savaşı, seçimlerde Biden için ilave belirsizlik oluşturuyor

Rusya: İsrail-İran savaşı, seçimlerde Biden için ilave belirsizlik oluşturuyor
TT

Rusya: İsrail-İran savaşı, seçimlerde Biden için ilave belirsizlik oluşturuyor

Rusya: İsrail-İran savaşı, seçimlerde Biden için ilave belirsizlik oluşturuyor

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Gazze’deki cinayetlerin ABD Başkanı Joe Biden’ın seçim umutlarını kötüleştirdiğini, İsrail ile İran arasındaki savaşın ise ilave belirsizlik oluşturduğunu belirtti.

Medvedev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Washington açısından Orta Doğu’da yaşananlarla Ukrayna’da yaşananlar arasında fark olduğunu vurguladı.

ABD’nin Orta Doğu’da büyük bir savaş istemediğini, dengeyi korumaya ve itidal göstermeye çalıştığını kaydeden Medvedev, "Gazze’deki cinayetler Biden’ın seçim umutlarını kötüleştiriyor, İsrail ile İran arasındaki savaş, ilave belirsizlik oluşturuyor." ifadesini kullandı.

Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalar nedeniyle ölenlere karşı ise ABD’nin kayıtsız olduğuna dikkati çeken Medvedev, "Her taraftan, ne kadar çok olursa o kadar iyi. Sonuçta bu, Amerikalı yetkililerin deyimiyle 'yatırım' ve 'yatırım' yapmaya devam ediyorlar." değerlendirmesine yer verdi.

- İran-İsrail gerilimi

İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran'ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran dün İsrail'e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı yapmıştı.

İran bazı askeri hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı.


Dünyanın en büyük yerinden edilme ve açlık krizinin yaşandığı Sudan'da savaş 1. yılını doldurdu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Dünyanın en büyük yerinden edilme ve açlık krizinin yaşandığı Sudan'da savaş 1. yılını doldurdu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Dünyanın en büyük krizlerinden birinin yaşandığı Sudan'da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki savaş, 1. yılını tamamladı.

Başkent Hartum başta olmak üzere özellikle nüfusun yoğun olduğu şehirlerde süren savaş sebebiyle milyonlarca Sudanlının hayatı altüst oldu.

Altyapı, sağlık, eğitim, ekonomi ve toplumda ağır tahribata yol açan savaş, sadece Sudan'ı değil bölge ülkelerini de etkisi altına almaya devam ediyor.

İki taraf arasındaki müzakerelerin yakında yeniden başlayacağı ileri sürülse de Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve HDK lideri Muhammed Hamdan Dagalu'nun "savaşa devam edecekleri" yönündeki açıklamaları, yakında bir çözümün olmayacağını gösteriyor.

- Tüm çözüm girişimleri sonuçsuz kaldı

Savaşın bitirilmesi için başlatılan Suudi Arabistan ve ABD arabuluculuğundaki Cidde görüşmeleri, Mısır'ın öncülük ettiği Sudan'a komşu ülkeler barış girişimi, Doğu Afrika'da Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinin (IGAD) çabaları ve Bahreyn'in başkenti Manama'da yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldı.

Ulusal basın ise Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) katılımıyla Suudi Arabistan'ın Cidde şehrindeki görüşmelerin yakında başlayacağını öne sürüyor.

Fransa, 15 Nisan'da Paris'in ev sahipliğinde Sudan'daki insani durumu ele alan, Almanya ve Avrupa Birliği ile işbirliği içinde bir konferans düzenleyeceğini açıkladı. Sudan ise Fransa'nın, Sudan'daki durumla ilgili hükümetle istişarede bulunmadan bakanlar düzeyinde konferans düzenleme duyurusu yapmasını kınadığını bildirdi.

Sudan'daki Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), ülkenin dünyadaki en korkunç insani trajedilerden birine sahne olduğuna dikkati çekerek taraflar arasında çatışmalar sürerken durumun her gün kötüleştiği uyarısında bulundu.

- Dünyanın en büyük yerinden edilme krizi

BM'ye bağlı Uluslararası Göç Örgütüne (IOM) göre dünyanın en büyük yerinden edilme krizinin yaşandığı Sudan'da 6 milyon 552 bin 118 kişi ülke içinde yerinden oldu, 2 milyon 19 bin 27 kişi ise ülke dışında güvenlik arayışında bulundu.

BM, Sudan'daki savaşta yaklaşık 15 binden fazla kişinin doğrudan çatışmalardan etkilenerek hayatını kaybettiğini belirlese de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle bu sayının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.

Çatışmaların sürdüğü bölgelerde insani yardımların ulaştırılamadığı Sudan'da 25 milyondan fazla kişinin insani yardıma muhtaç durumda olduğu, yaklaşık 730 bin çocuğun akut gıdasızlık çektiği bildirildi.

- 200 bin çocuk ölüm riskiyle karşı karşıya

Yardımların ulaşamaması durumunda açlığın kaçınılmaz olduğu tahmin edilen ülkede "Çocukluğu Kurtarın" Derneğine göre 200 bin çocuk, gelecek ay ölüm riskiyle karşı karşıya.

Dünya Gıda Programı (WFP), Sudan'daki krizin sınırları aştığını, Çad ve Güney Sudan'ı da etkilediğini kaydetti.

Hasat dönemi olduğu halde açlığın arttığı Sudan'da hasattan sonra insani yardım ihtiyacının daha da çoğalması bekleniyor, mahsullerde bir önceki yıla göre yüzde 46 düşüşle birlikte gıda ürünlerinin fiyatında büyük artış yaşandı.

- En çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor

En çok kadınlar ile çocukların etkilendiği savaşta yerel derneklere göre kadına şiddet olayları arttı. Savaşın başlamasından bu yana 370 tecavüz vakasının tespit edildiği belirtiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 5 yaşın altındaki 3,5 milyon çocuğun akut yetersiz beslendiğini bildirdi.

Devam eden çatışmalar nedeniyle yüzde 70 ila 80'inin çalışmadığı ülkedeki sağlık tesislerine yönelik 62 saldırı doğrulandı.

DSÖ'ye göre ülke çapında genel tıbbi malzeme krizi yaşanıyor ve kronik hastalıkları bulunanlar gerekli sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor. 11 binden fazla kolera, 4 bin 600 kızamık ve 1,3 milyon sıtma vakası kaydedildi.

- Ne olmuştu?

2003'te Sudan'ın batısındaki Darfur'da isyanı bastırmak için Ömer el-Beşir liderliğindeki hükümet ve ordu, bölgenin yerlisi Arap kökenli Cancavid milislerini silahlandırarak onların desteğini aldı.

Darfur'daki çatışmada sivillere yönelik cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere savaş suçları işlemekle suçlanan Cancavid milisleri, 2013'te yaklaşık 5 bin üye ile Dagalu liderliğinde istihbarat teşkilatına bağlı olarak resmi hüviyet kazandı.

HDK, başlarda dönemin Cumhurbaşkanı Beşir ve ordunun desteği, sonrasında da mali ve siyasi gücünün artmasıyla düzenli orduya paralel bir ordu haline geldi.

El-Burhan komutasındaki ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), Aralık 2018'deki halk ayaklanması sonrasında yönetimi ele geçirip yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Beşir'in Nisan 2019'da devrilmesini sağlamıştı.

Ardından sivillerin katılımıyla oluşturulan hükümette yer alan ordu ve HDK, 2021'de ise sivil hükümete karşı birlikte darbe düzenlemişti.

Askeri ve güvenlik reformu kapsamında HDK'nin orduya entegrasyonu konusunda anlaşmazlığa düşmesinin ardından Ordu ile HDK arasında 2023'ün nisan ayı ortasında çatışmalar başlamıştı.

Ülkede o tarihten bu yana taraflar arasında şiddetli çatışmalar sürüyor.


Fransa, vatandaşlarına İran'ı geçici olarak terk etmeleri tavsiyesinde bulundu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Fransa, vatandaşlarına İran'ı geçici olarak terk etmeleri tavsiyesinde bulundu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Fransız hükümeti, İran'da yaşayan vatandaşlarına geçici olarak ülkeyi terk etmelerini önerdi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarının ardından İran'da ikamet eden vatandaşlarına imkanları varsa ülkeyi geçici olarak terk etmeleri tavsiyesinde bulundu.

Fransa'nın Tahran Büyükelçiliği ise İran'da seyahat ederken dikkatli olunması ve kalabalık alanlardan uzak durulması gerektiğini açıkladı.

- İran-İsrail gerilimi

İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran'ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran, dün İsrail'e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmıştı.

İran, bazı askeri hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı.