İran Devrim Muhafızları: Gazze savaşında yapılması gereken her şeyi yapacağız

Hamas, Hamaney-Heniyye görüşmesinden sızan bilgilerin doğruluğunu reddetmesine rağmen İran resmî açıklama yapmadı

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve arkasında İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Eylül ayında Hamaney ile yaptıkları görüşmede (Maşrık)
İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve arkasında İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Eylül ayında Hamaney ile yaptıkları görüşmede (Maşrık)
TT

İran Devrim Muhafızları: Gazze savaşında yapılması gereken her şeyi yapacağız

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve arkasında İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Eylül ayında Hamaney ile yaptıkları görüşmede (Maşrık)
İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve arkasında İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Eylül ayında Hamaney ile yaptıkları görüşmede (Maşrık)

İran rejiminin lideri Ali Hamaney'in Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'ye, Hamas'ın 7 Ekim saldırısını Tahran'a bildirmemesi nedeniyle İran'ın savaşa girmeyeceğini söylediğini iddia eden Reuters haberi sonrası İran medyası, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin, Kassam Tugayları Başkomutanı Ebu Halid Muhammed Deif'e, İran ve müttefiklerinin "bu savaşta yapılması gereken her şeyi yapacakları" yönünde teminat veren bir mektup gönderdiğini duyurdu.

Mektubun yayınlanması, Hamas’ın bu ayın başında Heniyye ile Hamaney arasında yapılan toplantıdan Reuters eliyle sızdırılan bilgileri yalanlama amacı güdüyor. Tahran ise toplantıda Hamaney'e atfedilenler konusunda sessiz kaldı.

Hamas hareketi konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz Hamas olarak bu haberde belirtilenlerin geçerliliğini reddediyoruz ve asılsız haberlerin yayınlanmasından üzüntü duyuyoruz. Ajansı yaptığı haberlerin doğruluğunu araştırmaya çağırıyoruz.”

Habere göre üç üst düzey yetkili Reuters'a verdikleri demeçte, Kasım ayı başlarında Tahran'daki görüşmede Hamaney'in Heniyye'ye açık bir mesaj vererek, Hamas'ın İsrail'e yönelik 7 Ekim saldırısı konusunda İran'ı bilgilendirmediğini ve bu nedenle İslam Cumhuriyeti'nin onun adına savaşa girmeyeceğini söylediğini ifade etti.

İran ile Hamas görüşmesi konusunda bilgi sahibi olan bu yetkililer, özgürce konuşabilmeleri için kimliklerinin açıklanmamasını istediler. Yetkililer, Hamaney'in Heniyye'ye, Hamas'ı uzun süredir destekleyen İran'ın, doğrudan müdahale etmeden, harekete siyasi ve manevi destek sağlamaya devam edeceğini söylediğini de belirttiler.

Reuters'a konuşan bir Hamas yetkilisi, Hamaney'in Heniyye'yi, İran ve onun Lübnanlı müttefiki Hizbullah'ın İsrail'e karşı savaşa tam güçle katılmasını talep eden sesleri susturmaya çağırdığını söyledi. Yetkililer, İran yöneticilerinin, Orta Doğu'daki İsrail ve ABD hedeflerine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemek için Hizbullah da dahil olmak üzere silahlı müttefiklerinin direniş eksenini kullanmaya devam etmeyi planladıklarını söyledi.

Hamaney’in ofisinden ise herhangi bir açıklama gelmedi ve resmi haber ajansları, Reuters haberinde yer alan bilgilere, özellikle de Hamaney'in açıklamalarına girmeden, Hamas'ın yalanlama açıklamasını paylaşmakla yetindi.

Ancak Devrim Muhafızlarına bağlı medya kuruluşları, Perşembe günü, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin, Kassam Tugayları Başkomutanı Ebu Halid Muhammed Dayf'a yazdığı bir mektubu ortaya çıkardı.  Mektupta şu ifadeler yer alıyor: “Direnişe etkili koruma ve destek sağlamaya devam ederken, bu savaşta yapmamız gereken her şeyi yapacağımıza dair size teminat veriyoruz. Gaspçı Siyonist varlığın zayıflığını ve kırılganlığını açıkça ortaya koydunuz ve bu varlığın örümcek ağından daha zayıf olduğunu pratik ve kararlı bir şekilde kanıtladınız. Filistin ve bölge, Mescid-i Aksa tufanından önceki gibi olmayacak. Direniş eksenindeki kardeşleriniz sizinle birlik içindedir ve düşmanın hedeflerine ulaşmasına izin vermeyeceklerdir.”

İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı, Kaani'nin "Mescid-i Aksa Tufanı" operasyonlarını "büyük bir destan" ve "niteliksel bir başarı" olarak nitelendirdiği ve imzasını taşıyan mektubun Arapça kopyasını yayınladı.

Heniyye başkanlığındaki heyetin bu ayın başında Tahran'a yaptığı ziyareti ve Hamaney ile yaptığı görüşmeyi ilk önce Hamas hareketi kamuoyuna duyurdu. Daha sonra İran Dini Liderliği ofisi bir açıklama yayınlayarak toplantıyı doğruladı. Ofisten yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Heniyye Batı Şeria'daki gelişmeler de dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki son gelişmeler hakkında Hamaney'i bilgilendirdi. Hamaney Tahran'ın Siyonist işgalcilerle mücadelede Filistin direniş güçlerini destekleme yönündeki tutarlı politikasını vurguladı.”

Öte yandan iki taraf da toplantının tarihini belirtmedi.

“Başka Tufanlar”

İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Perşembe günü yaptığı açıklamada İsrail'i, Hamas'ın geçen 7 Ekim'deki saldırısına benzer başka saldırılarla tehdit etti. İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fars haber ajansına göre Selami açıklamasında şunları söyledi: “Düşman nasıl beklenmedik bir darbe aldıysa, beklenmedik şekillerde başka tufanlara da maruz kalacak. İsrail hastaneleri bombaladı. ABD ve Avrupalı müttefikleri de bu saldırılara katıldı. Siyonist oluşum, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri hastanelerin ameliyathanelerinde çocuklarla savaşıyor. Yoğun bakım odalarına saldırarak güçlerini göstermek istiyorlar. Bu onların imparatorluğunun sonunun kanıtıdır; çünkü her çılgın hareket, onların içten çöküşünü gösteriyor. Rehber’in (Ali Hamaney) beklediği 25 yıldan daha kısa bir sürede erken çöküş korkusu, düşmanın aklını ve stratejik, taktik ve operasyonel mantığını alıp götürdü.”

Selami konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gazze, bugün Siyonistler için bir mezarlığa dönüşüyor. Onlar eskiden surların ve duvarların arkasından savaşırlardı. Ancak bugün tankları Filistinli gençlerin gözü önünde. Bugün Filistinli gençler yeni koşullara uyum sağlıyor ve bu savaşın esaslarını öğreniyor. ABD ve İsrail için sadece savaş alanında değil, siyaset, istihbarat ve güvenlik alanında da bir bataklık yaratmayı başardılar.”

Tahran, Husi saldırısıyla bağlantısını yalanladı

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Çarşamba günü Amerikan CBS News kanalına verdiği röportajda, ülkesinin Kızıldeniz'de bir Amerikan füze destroyerini hedef alan insansız hava aracı saldırısından ülkesinin sorumlu olduğuna dair iddiaları yalanladı. Abdullahiyan aynı zamanda Devrim Muhafızları ile yakın bağları olan silahlı grupların Irak ve Suriye'deki ABD kuvvetlerine yönelik saldırılarında ülkesinin sorumluluğunu da reddetti.

Pentagon Çarşamba günü yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "15 Kasım'da Kızıldeniz'in uluslararası sularında USS Thomas Hadner mürettebatı, Yemen'den gelen ve gemi istikametine doğru ilerleyen bir insansız hava aracını düşürdü. Herhangi bir hasar veya yaralanma olmadı.”

ABD kuvvetleri son üç haftada Suriye ve Irak'ta 50'den fazla saldırıya maruz kaldı. Husiler geçen hafta bir Amerikan MQ9 insansız hava aracını düşürdüklerini açıklamıştı.

Abdullahiyan daha önce yaptığı açıklamaları tekrarlayarak şunları söyledi: “Irak ve Suriye'de ABD çıkarlarına saldıran bu gruplar kararlarını kendileri vermiştir. Bu krizin büyümesini kesinlikle istemiyoruz ama ABD, İsrail'e verdiği büyük destekle Gazze'deki savaşın vahşetini artırıyor. Hamas'ın 7 Ekim'deki İsrail'e yönelik saldırısı meşru müdafaa hakkıdır. Ancak İran her yerde kadın ve çocukların öldürülmesine karşı.”

Söylemin değişmesi

İran Dışişleri Bakanı, son günlerde bazı parlamenterlerin "İran’ın söylemini değiştirmesi" olarak tanımladığı eleştirilerle karşı karşıya kaldı. İran Dışişleri Bakanlığı'nın İsrail'i yok etme tehdidinin ardından bazı parlamenterler bakanlığı Filistin'i savunma konusunda "ihmalkar olmakla" ve "gerekli tedbirleri almamakla" suçladılar.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Koordinatörü Muhammed Rıza Nakdi, güçlerinin Rehber'den Gazze'ye gitme emrini “beklediğini” söyledi ancak İsrail'e baskı yapmak için ‘savaş dışı’ yöntemlerin izlenmesi çağrısında bulundu. Nakdi, “Gazze halkını desteklemek için hukuki, adli, tıbbi, insani ve diplomatik mekanizmaların harekete geçirilmesi çağrısında bulunuyoruz.” dedi. 

Rehber Ali Hamaney, İsrail'e ticari boykot yapılması, İsrail'in petrolden mahrum bırakılması ve gemilerinin denizde sınırlandırılması çağrısında bulunmuştu. İran Meclisi Yargı Komisyonu üyesi Hüseyin Ali Hacı Deligani, Dideban internet sitesine yaptığı açıklamada, ülkesinin “İsrail'den mal ithal edenleri cezalandıracağını” söyledi.

Hacı Deligani, “Direniş Cephesi deniz yollarını kapatmaya hazırlanıyor. Şu ana kadar Direniş Cephesi güçleri herhangi bir kayıp yaşamadı, dolayısıyla karar alınırsa İsrail'e yönelik silahlarının tetiğini çekmeye ve deniz yollarını kapatmaya hazırlar. Direniş, İsrail gemilerine ve müttefiklerine geçişleri kapatma gücüne sahiptir” dedi.

Ali Hamaney'in ofisine bağlı Keyhan gazetesi dün (16 Kasım Perşembe) başyazısında Körfez, Bab el-Mendeb Boğazı, Umman Körfezi, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı dahil olmak üzere deniz yollarının İsrail gemilerine kapatılması çağrısında bulundu.



Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
TT

Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)

Polonya, Rusya'yı Batı'ya karşı "hibrit savaş" olarak nitelendirdiği bir politika kapsamında, Belarus'tan kaynaklanan yeraltı tünelleri aracılığıyla Avrupa'ya göçmen göndermekle suçladı. Telegraph gazetesi, Polonyalı yetkililere dayandırdığı haberinde, Alexander Lukashenko liderliğindeki Belarus'un bu tünelleri tasarlamak ve kazmak için Ortadoğu'dan "son derece deneyimli" uzmanlar görevlendirdiğini bildirdi.

Askeri uzmanlar, tünel inşaatında uzmanlaşmış Hamas, Hizbullah, Kürt grupları veya DEAŞ gibi Ortadoğu gruplarının bu tasarımın arkasında olabileceğini öne sürdüler.

Bu taktik, Moskova ve Minsk'in Polonya'nın doğu sınırına uyguladığı baskıda yeni bir gerilimi temsil ediyor; bu sınırda on binlerce göçmeni sınırın ötesine geçirme girişimleri defaatle yaşandı.

Araştırmacı Lynette Nussbacher, Lübnan ve Gazze'deki geçmiş deneyimleri örnek göstererek, İran destekli grupların desteğinin "muhtemel" olduğunu belirtti. Diğer uzmanlar da olasılıkların çok sayıda olduğunu ve sorumluluğun kesin olarak belirlenemeyeceğini düşünüyorlardı.

Podlaskie'deki Sınır Muhafız birliğinden Yarbay Katarzyna Zdanovich, 2025 yılında dört tünel keşfedildiğini belirterek, termal kameralar ve sensörler de dahil olmak üzere gözetim sistemlerinin, yer altında bile sızma girişimlerinin tespit edilmesine olanak sağladığını vurguladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)

Aralık ayında Polonya'nın doğusundaki Narewka köyü yakınlarında en büyük tünellerden biri keşfedildi. Çoğunluğu Afganistan ve Pakistan'dan olmak üzere 180 göçmeni geçirmek için kullanılmış olan tünelden çıkanların çoğu yakalandı. Yaklaşık 1,5 metre yüksekliğindeki tünelin Belarus tarafındaki girişi bir ormanın içinde gizlenmişti. Tünel, Belarus'a yaklaşık 50 metre, Polonya'ya ise 10 metre uzanıyordu ve çökmesini önlemek için beton desteklerle güçlendirilmişti.

Varşova, bu eylemlerin Batı'yı Ukrayna'ya verdiği askeri destekten dolayı cezalandırmak ve Kiev hükümetine olan desteği zayıflatmak amacıyla yapıldığını savunarak, nihai sorumluluğu Belarus rejimine yüklüyor.

Ukrayna'nın 2022'deki işgalinden önce bile Belarus, Polonya'ya giden göçmenler için bir başlangıç ​​noktası olarak kullanılmış ve bu durum Polonya'nın yüzlerce kamerayla donatılmış 200 kilometrelik bir çit inşa etmesine yol açmıştır.

Polonya ayrıca Rusya'yı insansız hava araçları (İHA) kullanarak sabotaj saldırıları düzenlemek ve kaçak mal taşıyan balonlarla havada kaos yaratmakla suçluyor.

Polonya tünelleri tespit etme ve imha etme yeteneğini koruyor, ancak bir tünel kapatılır kapatılmaz yenilerinin ortaya çıkacağından endişe ediyor. Bu durumu, AB sınırlarına yönelik sistematik bir baskı kampanyası olarak nitelendiriyor.


İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
TT

İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)

İran Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ı ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçlamasından saatler sonra, ABD'nin füze programıyla ilgili suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirerek reddetti.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, X platformunda yaptığı paylaşımda, "İran'ın nükleer programı, İran balistik füzeleri ve ocak ayındaki ayaklanmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı hakkındaki tüm iddiaları, büyük yalanların tekrarından başka bir şey değil" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'ı Amerika Birleşik Devletleri'ni vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçladı.

Trump, Birliğin Durumu konuşmasında, "Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler bile ve yakında Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üzerinde çalışıyorlar" dedi.

2025 yılında ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, İran'ın "Tahran bu yeteneği geliştirmeye karar verirse" 2035 yılına kadar kıtalararası balistik füze geliştirebileceğini tahmin etmişti, ancak İran'ın böyle bir karar alıp almadığını belirtmemişti. Şarku’l Avsat’ın ABD Kongre Araştırma Servisi'den aktardığına göre Tahran şu anda yaklaşık 3 bin kilometre menzile sahip kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahip. Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın en batı noktasından 9 bin kilometreden fazla uzakta bulunuyor.

ABD Başkanı, İran ile olan çatışmayı diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini açıkladı, ancak Tahran'ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini de vurguladı. Konuşmasında, "Onlarla müzakereler yürütüyoruz ve bir anlaşma yapmak istiyorlar, ancak onlardan 'Asla nükleer silahımız olmayacak' gibi şifreli sözler duymadık" dedi. Trump sözlerine şöyle devam etti: "Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ediyorum, ancak bir şey kesin: Dünyanın önde gelen terörizm destekçisi devletinin, ki büyük ölçüde öyledir, nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim."


Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe