İran Devrim Muhafızları: Gazze savaşında yapılması gereken her şeyi yapacağız

Hamas, Hamaney-Heniyye görüşmesinden sızan bilgilerin doğruluğunu reddetmesine rağmen İran resmî açıklama yapmadı

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve arkasında İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Eylül ayında Hamaney ile yaptıkları görüşmede (Maşrık)
İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve arkasında İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Eylül ayında Hamaney ile yaptıkları görüşmede (Maşrık)
TT

İran Devrim Muhafızları: Gazze savaşında yapılması gereken her şeyi yapacağız

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve arkasında İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Eylül ayında Hamaney ile yaptıkları görüşmede (Maşrık)
İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve arkasında İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Eylül ayında Hamaney ile yaptıkları görüşmede (Maşrık)

İran rejiminin lideri Ali Hamaney'in Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'ye, Hamas'ın 7 Ekim saldırısını Tahran'a bildirmemesi nedeniyle İran'ın savaşa girmeyeceğini söylediğini iddia eden Reuters haberi sonrası İran medyası, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin, Kassam Tugayları Başkomutanı Ebu Halid Muhammed Deif'e, İran ve müttefiklerinin "bu savaşta yapılması gereken her şeyi yapacakları" yönünde teminat veren bir mektup gönderdiğini duyurdu.

Mektubun yayınlanması, Hamas’ın bu ayın başında Heniyye ile Hamaney arasında yapılan toplantıdan Reuters eliyle sızdırılan bilgileri yalanlama amacı güdüyor. Tahran ise toplantıda Hamaney'e atfedilenler konusunda sessiz kaldı.

Hamas hareketi konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz Hamas olarak bu haberde belirtilenlerin geçerliliğini reddediyoruz ve asılsız haberlerin yayınlanmasından üzüntü duyuyoruz. Ajansı yaptığı haberlerin doğruluğunu araştırmaya çağırıyoruz.”

Habere göre üç üst düzey yetkili Reuters'a verdikleri demeçte, Kasım ayı başlarında Tahran'daki görüşmede Hamaney'in Heniyye'ye açık bir mesaj vererek, Hamas'ın İsrail'e yönelik 7 Ekim saldırısı konusunda İran'ı bilgilendirmediğini ve bu nedenle İslam Cumhuriyeti'nin onun adına savaşa girmeyeceğini söylediğini ifade etti.

İran ile Hamas görüşmesi konusunda bilgi sahibi olan bu yetkililer, özgürce konuşabilmeleri için kimliklerinin açıklanmamasını istediler. Yetkililer, Hamaney'in Heniyye'ye, Hamas'ı uzun süredir destekleyen İran'ın, doğrudan müdahale etmeden, harekete siyasi ve manevi destek sağlamaya devam edeceğini söylediğini de belirttiler.

Reuters'a konuşan bir Hamas yetkilisi, Hamaney'in Heniyye'yi, İran ve onun Lübnanlı müttefiki Hizbullah'ın İsrail'e karşı savaşa tam güçle katılmasını talep eden sesleri susturmaya çağırdığını söyledi. Yetkililer, İran yöneticilerinin, Orta Doğu'daki İsrail ve ABD hedeflerine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemek için Hizbullah da dahil olmak üzere silahlı müttefiklerinin direniş eksenini kullanmaya devam etmeyi planladıklarını söyledi.

Hamaney’in ofisinden ise herhangi bir açıklama gelmedi ve resmi haber ajansları, Reuters haberinde yer alan bilgilere, özellikle de Hamaney'in açıklamalarına girmeden, Hamas'ın yalanlama açıklamasını paylaşmakla yetindi.

Ancak Devrim Muhafızlarına bağlı medya kuruluşları, Perşembe günü, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin, Kassam Tugayları Başkomutanı Ebu Halid Muhammed Dayf'a yazdığı bir mektubu ortaya çıkardı.  Mektupta şu ifadeler yer alıyor: “Direnişe etkili koruma ve destek sağlamaya devam ederken, bu savaşta yapmamız gereken her şeyi yapacağımıza dair size teminat veriyoruz. Gaspçı Siyonist varlığın zayıflığını ve kırılganlığını açıkça ortaya koydunuz ve bu varlığın örümcek ağından daha zayıf olduğunu pratik ve kararlı bir şekilde kanıtladınız. Filistin ve bölge, Mescid-i Aksa tufanından önceki gibi olmayacak. Direniş eksenindeki kardeşleriniz sizinle birlik içindedir ve düşmanın hedeflerine ulaşmasına izin vermeyeceklerdir.”

İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı, Kaani'nin "Mescid-i Aksa Tufanı" operasyonlarını "büyük bir destan" ve "niteliksel bir başarı" olarak nitelendirdiği ve imzasını taşıyan mektubun Arapça kopyasını yayınladı.

Heniyye başkanlığındaki heyetin bu ayın başında Tahran'a yaptığı ziyareti ve Hamaney ile yaptığı görüşmeyi ilk önce Hamas hareketi kamuoyuna duyurdu. Daha sonra İran Dini Liderliği ofisi bir açıklama yayınlayarak toplantıyı doğruladı. Ofisten yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Heniyye Batı Şeria'daki gelişmeler de dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki son gelişmeler hakkında Hamaney'i bilgilendirdi. Hamaney Tahran'ın Siyonist işgalcilerle mücadelede Filistin direniş güçlerini destekleme yönündeki tutarlı politikasını vurguladı.”

Öte yandan iki taraf da toplantının tarihini belirtmedi.

“Başka Tufanlar”

İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Perşembe günü yaptığı açıklamada İsrail'i, Hamas'ın geçen 7 Ekim'deki saldırısına benzer başka saldırılarla tehdit etti. İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fars haber ajansına göre Selami açıklamasında şunları söyledi: “Düşman nasıl beklenmedik bir darbe aldıysa, beklenmedik şekillerde başka tufanlara da maruz kalacak. İsrail hastaneleri bombaladı. ABD ve Avrupalı müttefikleri de bu saldırılara katıldı. Siyonist oluşum, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri hastanelerin ameliyathanelerinde çocuklarla savaşıyor. Yoğun bakım odalarına saldırarak güçlerini göstermek istiyorlar. Bu onların imparatorluğunun sonunun kanıtıdır; çünkü her çılgın hareket, onların içten çöküşünü gösteriyor. Rehber’in (Ali Hamaney) beklediği 25 yıldan daha kısa bir sürede erken çöküş korkusu, düşmanın aklını ve stratejik, taktik ve operasyonel mantığını alıp götürdü.”

Selami konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gazze, bugün Siyonistler için bir mezarlığa dönüşüyor. Onlar eskiden surların ve duvarların arkasından savaşırlardı. Ancak bugün tankları Filistinli gençlerin gözü önünde. Bugün Filistinli gençler yeni koşullara uyum sağlıyor ve bu savaşın esaslarını öğreniyor. ABD ve İsrail için sadece savaş alanında değil, siyaset, istihbarat ve güvenlik alanında da bir bataklık yaratmayı başardılar.”

Tahran, Husi saldırısıyla bağlantısını yalanladı

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Çarşamba günü Amerikan CBS News kanalına verdiği röportajda, ülkesinin Kızıldeniz'de bir Amerikan füze destroyerini hedef alan insansız hava aracı saldırısından ülkesinin sorumlu olduğuna dair iddiaları yalanladı. Abdullahiyan aynı zamanda Devrim Muhafızları ile yakın bağları olan silahlı grupların Irak ve Suriye'deki ABD kuvvetlerine yönelik saldırılarında ülkesinin sorumluluğunu da reddetti.

Pentagon Çarşamba günü yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "15 Kasım'da Kızıldeniz'in uluslararası sularında USS Thomas Hadner mürettebatı, Yemen'den gelen ve gemi istikametine doğru ilerleyen bir insansız hava aracını düşürdü. Herhangi bir hasar veya yaralanma olmadı.”

ABD kuvvetleri son üç haftada Suriye ve Irak'ta 50'den fazla saldırıya maruz kaldı. Husiler geçen hafta bir Amerikan MQ9 insansız hava aracını düşürdüklerini açıklamıştı.

Abdullahiyan daha önce yaptığı açıklamaları tekrarlayarak şunları söyledi: “Irak ve Suriye'de ABD çıkarlarına saldıran bu gruplar kararlarını kendileri vermiştir. Bu krizin büyümesini kesinlikle istemiyoruz ama ABD, İsrail'e verdiği büyük destekle Gazze'deki savaşın vahşetini artırıyor. Hamas'ın 7 Ekim'deki İsrail'e yönelik saldırısı meşru müdafaa hakkıdır. Ancak İran her yerde kadın ve çocukların öldürülmesine karşı.”

Söylemin değişmesi

İran Dışişleri Bakanı, son günlerde bazı parlamenterlerin "İran’ın söylemini değiştirmesi" olarak tanımladığı eleştirilerle karşı karşıya kaldı. İran Dışişleri Bakanlığı'nın İsrail'i yok etme tehdidinin ardından bazı parlamenterler bakanlığı Filistin'i savunma konusunda "ihmalkar olmakla" ve "gerekli tedbirleri almamakla" suçladılar.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Koordinatörü Muhammed Rıza Nakdi, güçlerinin Rehber'den Gazze'ye gitme emrini “beklediğini” söyledi ancak İsrail'e baskı yapmak için ‘savaş dışı’ yöntemlerin izlenmesi çağrısında bulundu. Nakdi, “Gazze halkını desteklemek için hukuki, adli, tıbbi, insani ve diplomatik mekanizmaların harekete geçirilmesi çağrısında bulunuyoruz.” dedi. 

Rehber Ali Hamaney, İsrail'e ticari boykot yapılması, İsrail'in petrolden mahrum bırakılması ve gemilerinin denizde sınırlandırılması çağrısında bulunmuştu. İran Meclisi Yargı Komisyonu üyesi Hüseyin Ali Hacı Deligani, Dideban internet sitesine yaptığı açıklamada, ülkesinin “İsrail'den mal ithal edenleri cezalandıracağını” söyledi.

Hacı Deligani, “Direniş Cephesi deniz yollarını kapatmaya hazırlanıyor. Şu ana kadar Direniş Cephesi güçleri herhangi bir kayıp yaşamadı, dolayısıyla karar alınırsa İsrail'e yönelik silahlarının tetiğini çekmeye ve deniz yollarını kapatmaya hazırlar. Direniş, İsrail gemilerine ve müttefiklerine geçişleri kapatma gücüne sahiptir” dedi.

Ali Hamaney'in ofisine bağlı Keyhan gazetesi dün (16 Kasım Perşembe) başyazısında Körfez, Bab el-Mendeb Boğazı, Umman Körfezi, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı dahil olmak üzere deniz yollarının İsrail gemilerine kapatılması çağrısında bulundu.



Tucker Carlson: "Mesajlarımı okuyorlar"

Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
TT

Tucker Carlson: "Mesajlarımı okuyorlar"

Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)

Sağcı medya yorumcusu Tucker Carlson, ABD Başkanı Donald Trump'ın Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı bir ceza davası hazırlıyor olabileceğini öne sürdü.

Cumartesi akşamı X'te paylaşılan videoda Carlson, CIA'in "sözde bir suç temelinde" kendisine karşı Adalet Bakanlığı'na "bir tür bir tür cezai sevk hazırladığını" söyledi. Eski Fox News sunucusu, dedektiflerin mesajlarını okuduğunu ve sözde soruşturmanın "savaştan önce İran'daki kişilerle konuşmakla" ilgili olduğunu iddia etti.

"Anlaşılan o ki sözkonusu suç, yabancı bir gücün ajanı olarak hareket etmek gibi bir şey, yabancı ajan yasası veya benzeri bir şey" dedi.

Carlson, Adalet Bakanlığı'na göre, "siyasi faaliyetlerde veya yasa kapsamında belirtilen diğer faaliyetlerde bulunan yabancı yetkililerin belirli ajanlarının" çalışmaları hakkında düzenli açıklamalarda bulunmasını gerektiren Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası'na atıfta bulunuyor olabilir.

Podcast sunucusu, iddialarını destekleyen herhangi bir kanıt sunmuş görünmedi. The Independent, Adalet Bakanlığı ve CIA'den yorum istedi.

Carlson, "yabancı bir gücün ajanı olmamak ve "kimseden para almamak" da dahil birçok nedenden dolayı "gerçek bir ceza davası konusunda çok endişeli olmadığını" söyledi.

"Her zaman herkesle konuşmak ve dünyada neler olup bittiğini anlamaya çalışmak benim işim. Tam anlamıyla geçimimi bu şekilde sağlıyorum, bunu yapmayı bırakmayacağım ve bırakmamalıyım diye düşünüyorum" dedi.

Ayrıca Amerikalıyım. İstediğimle konuşabilirim. Açığa çıkaracak hiçbir sırrım yok. Bu nedenle yasal bakımdan davanın saçma olduğunu düşünüyorum ve dava bile açılacağından şüpheliyim.

Popüler muhafazakar medya kişiliği ve The Tucker Carlson Show podcast'inin sunucusu Tucker Carlson, geçen ayın sonlarında, saldırıların başlamasından yalnızca saatler sonra ABC News'tan Jonathan Karl'a yaptığı açıklamada, İran'la olan savaş nedeniyle başkanı eleştirmiş ve askeri harekatı "kesinlikle iğrenç ve şeytani" diye nitelemişti.

Başkan, günler sonra Karl'la yaptığı bir röportajda Carlson'ı sert bir şekilde eleştirdi.

Trump, "Tucker yolunu kaybetti" dedi.

Bunu uzun zaman önce biliyordum ve o MAGA değil. MAGA ülkemizi kurtarıyor. MAGA ülkemizi yeniden harika yapıyor. MAGA, önce Amerika demektir ve Tucker bunların hiçbirini temsil etmiyor. Üstelik Tucker bunu anlayacak kadar zeki de değil.

Carlson'ın muhalefeti muhtemelen sürpriz olmadı. New York Times'a göre, 28 Şubat'ta başlayan askeri harekattan önceki haftalarda Trump'la Oval Ofis'te yaptığı üç görüşmede savaşa karşıtlığını dile getirdi.

Podcast yayıncısı, Trump'ın ABD güçlerinin bir dizi füze saldırısı ve bombalamayla İran'ın nükleer programını "tamamen, kesinlikle yok ettiğini" açıkladığı Haziran 2025'teki İran'a yönelik önceki saldırılar hakkında da açık sözlüydü.

Aynı dönemde Carlson, Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz'la yaptığı röportajla viral olmuş; Cruz'u, İran hakkında çatışma üzerine konuşacak kadar bilgi sahibi olmamakla suçlamıştı.

Independent Türkçe


Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
TT

Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)

Çinli bilim insanları, saniyenin yeniden tanımlanmasında ve ultra hassas bir küresel zaman standardının belirlenmesinde öncü rol oynayabilecek kadar hassas bir saat tasarladı.

Yeni optik saat o kadar hassas ki yaklaşık 30 milyar yılda 1 saniyeden daha az ileri ya da geri sapma gösteriyor.

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre bu, saatin evrenin mevcut yaşının iki katından fazla çalışması durumunda, yalnızca 1 saniye sapma göstereceği anlamına geliyor.

Saniyeleri 19 ondalık basamağa kadar ölçebilen optik saatler, günümüzde mevcut en hassas zaman ölçme cihazları.

Bu saatler, atomlardaki elektronlar enerji seviyeleri arasında geçiş yaparken yayılan ışığın frekansını kullanarak zamanı ölçüyor.

Bu tür saatler uydu navigasyonu, telekomünikasyon ve hassas ölçümler gibi modern teknolojiler için son derece hassas zaman referansları sağlıyor.

Optik saatler ayrıca temel fizik prensiplerinin test edilmesi, yerçekimi dalgalarının ve karanlık maddenin tespitinde de kullanılıyor.

Şimdiye kadar bilim insanları, onlarca milyar yılda yalnızca yaklaşık 1 saniyelik sapma gösteren, 10⁻¹⁹ seviyesini aşan son derece hassas saatler üretememişti.

Metrologia adlı akademik dergide yayımlanan çalışmaya göre, yeni elde edilen hassasiyetle araştırmacılar, bir dizi öncü uygulamanın kapısını açabilir.

Yeni saat, yerçekimi ve irtifanın milimetre düzeyindeki küçük gözlemlerini mümkün kılabilir, Dünya kabuğunun deformasyonunu, yeraltı suyu değişimlerini izleyebilir ve volkanik aktivitenin daha hassas ölçümlerini yapabilir.

Saniye başlangıçta bir günün 86 bin 400'de biri olarak tanımlanmış olsa da bu, bilimsel uygulamalar için hassas bir ölçüm değildi.

1967'de atom saatlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, Fransa'daki Uluslararası Birimler Sistemi, saniyeyi sezyum-133 atomunun 9 milyar 192 milyon 631 bin 770 salınımı olarak tanımladı.

Ancak optik saatlerin daha hassas olduğu keşfedildikçe, iyileştirme için daha fazla alan olduğu ortaya çıktı.

Bilim insanları, daha hassas optik saatlerle, karanlık madde etkileşimlerinden kaynaklanabilecek düşük frekanslı sinyalleri yakalayarak karanlık maddeyi tespit etmeye yönelik yeni yaklaşımların artık mümkün olabileceğini söyledi.

Çalışmada, "Bu performans, SI saniyesini yeniden tanımlamak için gereken 2 x (10^-18) tek saat hassasiyeti gereksinimini karşılıyor" dendi ve bunun "yüksek çözünürlüklü karanlık madde aramalarına" imkan tanıyabileceği eklendi.

Saniyeyi yeniden tanımlamak için, belirli bir hassasiyet ve kararlılık derecesine sahip en az üç optik saatin farklı kurumlarda kullanılması gerekiyor.

Bilim insanları, şu anda iki optik saatin bu dönüm noktasını çoktan geçtiğini ve daha fazla ultra hassas saatin bir araya gelmesiyle saniyeyi yeniden tanımlama kriterlerinin yakında karşılanabileceğini söyledi.

Independent Türkçe


Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlarda

Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
TT

Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlarda

Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)

Donald Trump'ın Beyaz Saray'ı yeniden tasarlaması, ana binanın ikonik ön cephesinde bir değişiklikle devam edebilir; bu da ülkenin simge yapısında kalıcı iz bırakacak bir hamle olur.

Washington Post'un haberine göre Trump'ın kendisine tasarım önerilerinde bulunmakla görevli komiteye atadığı üst düzey yetkili, Beyaz Saray'ın ikonik beyaz sütunlarını, başkanın kendi zevkine daha uygun, daha süslü bir tasarımla değiştirmesini önerecek.

"Korint" düzeni diye adlandırılan yeni tasarım, daha az sivri, daha kısa orta kısımlara sahip ve tepelerinde veya kıvrımlarında daha fazla süsleme ve sarmal kıvrım barındıracak. Post'un belirttiğine göre bu tarz, Manhattan'daki Trump Tower da dahil Trump'ın bazı mülklerinde mevcut.

Trump tarafından atanan Güzel Sanatlar Komisyonu Başkanı Rodney Mims Cook Jr., Post'a, bu fikri henüz başkanla görüşmediğini ancak Beyaz Saray'ın, her ikisi de Korint düzenini kullanan Kongre Binası ve ABD Yüksek Mahkemesi'nden farklı bir sütun stiline sahip olmasını tuhaf bulduğunu söyledi.

"Korint, sütun düzenleri arasında en üst düzey olanıdır ve yönetimimizin diğer iki kolunda da bu tarz var" diyen Cook, sözlerine şöyle devam etti:

Beyaz Saray'ın, en azından ön kapı olarak kabul edilen kuzey cephesinde, başlangıçta neden bu tarzı kullanmamasını aklım almıyor.

Post'un görüştüğü diğer tasarım uzmanları, bunun kasıtlı olduğunu söyledi: Ulusun en önde gelen ailesinin ikametgahı için daha sade, daha mütevazı bir tarz yaratmak.

Biden'ın atadığı ve geçen yıl Trump'ın komiteden çıkardığı Bruce Redman Becker gazeteye, "Bu tamamen uygunsuz bir fikir ve evrensel kabul görmüş tarihi koruma standartlarıyla çelişiyor" diye belirtti.

Trump'ın Beyaz Saray'ı yenileme ve arazisine kişisel damgasını vurma takıntısı, çeşitli politika hedefleri ve başarıları dahil ikinci döneminin kimi yanlarını gölgede bırakıyor.

Beyaz Saray'ın ikonik Doğu Kanadı'nı (First Lady'nin ofislerinin bulunduğu yer) kaldırma ve yerine devasa bir balo salonu inşa etme planı, Trump'ın siyasi rakipleri arasında alay konusu oldu. Demokratlar, projenin konutun imajına zarar veren, başkanın zengin destekçilerinden ve onun lütfuna veya dikkatine ilgi duyanlardan bağış toplamak için bir başka fırsat sunan pahalı bir dikkat dağıtıcı olduğunu savunuyor.

Trump'ın ikinci döneminde Beyaz Saray'da da hızlı değişiklikler oldu; Trump Tower ve Mar-a-Lago mülklerini anımsatan bir tarzda, binanın etrafına aniden altın yazılar ve tabelaların yerleştirilmesi de bunlar arasında. 

Başkan ayrıca, Beyaz Saray'daki başkanların portrelerinin altına yerleştirilen plaketlerle geçmişteki Demokrat liderleri aşağılayarak siyasi rakiplerini kızdırmak için de Beyaz Saray'ı kullandı.

Washington DC genelindeyse başkan, kapanan Kennedy Merkezi'nin maliyetli bir tadilatına başlıyor. Sanatçılar, Trump'ın adını binaya yazmasına ve merkezin programlamasının "woke" kültüründen (genellikle LGBT yanlısı içerik ve liberal sanatçıların performansları anlamına geliyor) uzaklaştırılmasını emretmesine karşı protesto amacıyla toplu olarak performanslarını iptal etmeye başlamıştı.

Independent Türkçe