Biden, Gazze'nin nihai olarak Filistin yönetiminin kontrolünde olması gerektiğini belirtti

ABD Başkanı Joe Biden, "Gazze'nin nihai olarak Filistin yönetiminin kontrolünde olması gerektiğini" kaydetti

ABD Başkanı Joe Biden (AP)
ABD Başkanı Joe Biden (AP)
TT

Biden, Gazze'nin nihai olarak Filistin yönetiminin kontrolünde olması gerektiğini belirtti

ABD Başkanı Joe Biden (AP)
ABD Başkanı Joe Biden (AP)

The Washington Post gazetesinde makale kaleme alan Biden, Gazze ve Batı Şeria'nın geleceğine dair "Barış için çabalarken, nihayetinde Gazze ve Batı Şeria yeniden canlandırılmış bir Filistin yönetimi altında yeniden birleşmeli." ifadesini kullandı.

Biden, iki devletli bir çözüm için çalıştıklarına işaret ederek, "Filistinliler Gazze'den zorla çıkarılmamalı, yeniden işgal edilmemeli, kuşatma veya abluka yapılmamalı ve toprakları daraltılmamalı." değerlendirmesinde bulundu.

İsrailli yerleşimcilerin sivillere yönelik şiddetlerinde artış olduğu bilinirken Biden, Batı Şeria'da sivillere saldıranlara karşı vize yasağı uygulamaya hazır olduklarını vurguladı.

Biden, makalede, "İsrail liderlerine, Batı Şeria'da Filistinlilere karşı aşırı şiddetin durdurulması ve şiddeti uygulayanların sorumlu tutulması gerektiğine dair ısrarcı oldum." değerlendirmesini yaptı.

Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "Gazze Şeridi'nde güvenlik kontrolünü tamamen ellerinde tutacakları" yönündeki sözleri tepki çekmişti.



Abdülati, Witkoff’a ABD-İran Mutabakat Zaptı’na bağlılığın önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati  (Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati  (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Abdülati, Witkoff’a ABD-İran Mutabakat Zaptı’na bağlılığın önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati  (Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati  (Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Mısır'ın bölgedeki askeri gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik çabaları desteklediğini ve ABD ile İran arasındaki krizin diplomatik yollarla çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamaya göre Bakan Abdulati görüşmede, "ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptına bağlı kalınmasının, gerilimi azaltmak ve bölgede güvenlik ile istikrarı güçlendirmek adına yapıcı bir adım olduğunu" belirtti.

Dün gerçekleşen görüşmenin, bölgesel gelişmeleri takip etmek ve iki ülke arasındaki koordinasyonu sağlamak amacıyla yapıldığı ifade edildi. ABD'li temsilci Witkoff’un ise Mısır’ın bölgesel istikrarı sağlama çabalarını ve Kahire'nin diyalog ortamını desteklemek için ilgili taraflarla yürüttüğü koordinasyonu takdirle karşıladığı kaydedildi.

Mısır’ın diplomatik trafiği yoğunlaşıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçtiğimiz pazar günü el-Alameyn’de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid’i ağırlamış, ardından salı günü Bahreyn ve Katar’a ziyaretler gerçekleştirmişti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Sisi, bu görüşmelerde "Mısır'ın bölgesel istikrarı korumak ve mevcut gerilimi düşürmek için yoğun çaba harcadığını" belirterek, krizlerin barışçıl yollarla çözülmesinin önemini vurgulamıştı.

Bakan Abdulati dün ayrıca Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad el-Busaidi ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, bölgedeki artan gerilimin güvenlik ve istikrar üzerindeki ciddi riskleri ele alınırken, tansiyonu düşürme ve müzakere sürecine geri dönme çabaları değerlendirildi.

"Gerilimi düşürün" çağrısı

İki bakan, bölgenin daha fazla gerilime sürüklenmemesi ve çatışma alanının genişlememesi için "tırmanıştan kaçınılması" gerektiği konusunda mutabık kaldı. Siyasi çözüm yollarının krizleri aşmak için en uygun yöntem olduğu üzerinde duran bakanlar, önümüzdeki dönemde istikrarı desteklemek amacıyla yakın istişare ve koordinasyonun sürdürülmesi kararını aldı.

Öte yandan Kahire yönetimi, geçtiğimiz günlerde bazı Körfez ülkelerine yönelik gerçekleştirilen İHA ve füze saldırılarını kınayan çeşitli açıklamalar yapmış, bu eylemleri "Arap devletlerinin egemenliğini ihlal eden ve bölgedeki tansiyonu artıran tehlikeli gelişmeler" olarak nitelendirmişti.


Pakistan ve Kuveyt savunma anlaşmasını genişletmek istiyor

Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na 3 Haziran'da düzenlenen saldırıda bir kişi yaşamını yitirmişti (Reuters)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na 3 Haziran'da düzenlenen saldırıda bir kişi yaşamını yitirmişti (Reuters)
TT

Pakistan ve Kuveyt savunma anlaşmasını genişletmek istiyor

Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na 3 Haziran'da düzenlenen saldırıda bir kişi yaşamını yitirmişti (Reuters)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na 3 Haziran'da düzenlenen saldırıda bir kişi yaşamını yitirmişti (Reuters)

Pakistan ve Kuveyt, geniş kapsamlı bir savunma anlaşması üzerinde çalışıyor.

Reuters'ın aktardığına göre Pakistan, enerji işbirliği ve yatırım karşılığında Kuveyt'e savaş jeti ve drone vermeyi değerlendiriyor.  

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla konuşan kaynaklar, görüşmelerin henüz erken aşamada olduğunu ve İran savaşının süreci karmaşıklaştırabileceğini söylüyor.

İki ülke arasındaki görüşmeler, Pakistan'ın geçen yıl Suudi Arabistan'la imzaladığı karşılıklı savunma anlaşmasının ardından geldi.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırıları başlatmasıyla İslamabad yönetimi, bu anlaşma yüzünden ülkenin savaşa çekilmesinden endişeleniyor.

İran destekli Husilerin pazartesi günü Suudi Arabistan'a saldırmasının ardından nükleer silaha sahip Pakistan, Tahran'la iletişime geçerek saldırıları durdurmasını istedi. İran'a gönderilen mesajda, Suudi Arabistan'a düzenlenen saldırıların Pakistan'a yapılmış sayılacağı uyarısında bulunuldu.

İslamabad yönetimi, anlaşma kapsamında mayısta Riyad'da 8 bin askeri personel, savaş uçağı filosu ve hava savunma sistemi göndermişti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in geçen yıl eylülde imzaladığı anlaşma, herhangi bir saldırıya karşı ortak caydırıcılığı artırmayı hedefliyor.

Pakistan'ın Kuveyt'le savunma anlaşmasıysa sınırlı. 2023'te imzalanan anlaşma kapsamında ortak tatbikat ve eğitim yapılıyor.

Ancak Ortadoğu'da artan tehditler nedeniyle Kuveyt yönetimi, Riyad-İslamabad anlaşmasına benzer şekilde Pakistan'dan daha güçlü güvenlik taahhütleri istiyor.

Pakistanlı bir yetkili, Kuveyt'in "binlerce asker, savaş uçağı, insansız hava aracı ve hava savunma sistemi istediğini" söylüyor. Talebin değerlendirildiğini belirtirken, şimdilik Kuveyt'e asker gönderilmesinin planlanmadığını vurguluyor.

Son dönemde İran'ın misillemelerinin hedefindeki Körfez ülkeleri, ABD'nin güvenlik garantilerine yönelik artan soru işaretleri nedeniyle alternatif savunma ortakları arıyor. Büyük bir orduya sahip olan ve kendi savaş uçaklarını üretebilen Pakistan, bölgedeki ülkeler için giderek daha cazip bir seçeneğe dönüşüyor.

Riyad ve İslamabad arasındaki anlaşma, İsrail'in Katar'a saldırmasının ardından yapılmıştı. Türkiye'nin de bu anlaşmaya katılabileceğine dair haberler çıkmıştı.

Diğer yandan Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında "dörtlü ittifak" çalışmaları da gündemde. Mısır ve Türkiye, haziranda ortak tatbikat düzenlemiş, ardından 13-14 Temmuz'da savunma işbirliği ve savunma sanayi için iki anlaşma imzalamıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Times of Islamabad


ABD, Arjantin’in Falkland pankartını savundu

Arjantin milli takımının pankart nedeniyle disiplin cezası alıp almayacağı henüz belli değil (Reuters)
Arjantin milli takımının pankart nedeniyle disiplin cezası alıp almayacağı henüz belli değil (Reuters)
TT

ABD, Arjantin’in Falkland pankartını savundu

Arjantin milli takımının pankart nedeniyle disiplin cezası alıp almayacağı henüz belli değil (Reuters)
Arjantin milli takımının pankart nedeniyle disiplin cezası alıp almayacağı henüz belli değil (Reuters)

ABD yönetimi, 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Arjantin milli takımının açtığı Falkland Adaları pankartını savundu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Dünya Kupası'ndan sorumlu danışmanı Andrew Giuliani, dünkü açıklamasında takımın tartışmalı pankartının ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Ülkede ifade özgürlüğünün Anayasa tarafından korunduğunu hatırlatarak, Arjantinli oyuncuların böyle açıklamalar yapmasında bir sakınca görmediklerini belirtti.

15 Temmuz'da oynanan yarı final müsabakasında Arjantin, İngiltere'yi 2-1 mağlup etmişti.

Dünya Kupası finaline yükselen takım, sahada galibiyetini kutlarken "Falkland Adaları Arjantin'indir" ("Las Malvinas son Argentinas") yazılı pankart açmıştı.

Arjantin'in "Las Malvinas" adını verdiği adalar üzerindeki hak iddiasını savunanlar da Falkland Adaları yerine bu ifadeyi kullanıyor.

Diğer yandan FIFA, siyasi bayrakların, sloganların ve sembollerin sahada sergilenmesine izin vermiyor.

Pankart, Londra yönetiminden büyük tepki çekmişti. Birleşik Krallık Başbakanlığı'ndan 16 Temmuz'da yapılan açıklamada, olay hakkında soruşturma başlatılması istenmiş, "Dünya Kupası bizim olmayabilir ama Falkland Adaları kesinlikle bizimdir" ifadeleri kullanılmıştı.

Trump'ın desteklediği Arjantin lideri Javier Milei ise perşembe günkü açıklamasında adaların "egemenliğini ele geçirmeye her geçen gün daha da yaklaştıklarını" iddia etmişti.

Arjantin, 2014'teki Slovenya'yla oynadığı Dünya Kupası hazırlık maçı öncesinde de benzer bir pankart açmıştı. Bunun üzerine FIFA yönetimi, Arjantin Futbol Federasyonu'na 30 bin İsviçre Frangı (yaklaşık 1,7 milyon TL) para cezası vermişti.

Arjantin final maçında 19 Temmuz'da İspanya'yla karşılaşacak.

1982'de Arjantin ve Birleşik Krallık arasındaki Falkland Savaşı'nda 649 Arjantinli asker, 255 Britanyalı asker ve üç ada sakini hayatını kaybetmişti.

Independent Türkçe, BBC, Politico