Mali ordusu Kidal'da toplu mezar bulduğunu açıkladı

Tuareg kontrolünden kurtarılmasının ardından birkaç gün sonra Kidal'da toplu mezar bulundu.

Kidal şehrinin Eylül 2020'deki havadan fotoğrafı (AFP)
Kidal şehrinin Eylül 2020'deki havadan fotoğrafı (AFP)
TT

Mali ordusu Kidal'da toplu mezar bulduğunu açıkladı

Kidal şehrinin Eylül 2020'deki havadan fotoğrafı (AFP)
Kidal şehrinin Eylül 2020'deki havadan fotoğrafı (AFP)

Mali ordusu, birkaç gün önce ayrılıkçı Tuareglerin kontrolünden kurtarılan Kidal şehrinde toplu mezar bulduğunu açıkladı.

Mali Silahlı Kuvvetleri'nin, 16 Kasım'da güvenlik operasyonları sırasında Kidal'da toplu mezar bulduğu" bildirildi. Fransız Haber Ajansının (AFP) aktardığı habere göre ordunun cumartesi günü yaptığı açıklamada, "Bu toplu mezar, kanun kaçağı teröristlerin işlediği dehşetleri hatırlatan bir anıdır" ifadesi kullanıldı, ancak ayrıntılı bilgi verilmedi. Faillerin yakalanması için soruşturma başlatıldığını belirten Ordu, 14 Kasım'da Kidal'ı Tuareg isyancılarından geri almıştı. Şehir, 2014 yılında merkezi hükümet ve orduyu kovan ayrılıkçıların kalesi olarak kabul ediliyordu. Birleşmiş Milletler Mali Misyonu (MINUSMA) barış gücü birlikleri, Kidal'daki kampı 31 Ekim'de terk ettikten sonra ordu şehri geri aldı.

Birleşmiş Milletler barış gücü, Aralık 2016'da Kidal'da devriye geziyor (Reuters).
Birleşmiş Milletler barış gücü, Aralık 2016'da Kidal'da devriye geziyor (Reuters).

Mali, silahlı aşırılık yanlıları ve ayrılıkçı Tuareg gruplarıyla bir gerilim yaşamakta. Haziran ayında, 2020 darbesinin ardından iktidarı elinde bulunduran askeri cunta, aylarca süren gerilimin ardından 2013'ten bu yana bu ülkede görev yapan Birleşmiş Milletler gücünün çekilmesini talep etmişti.

Mali'de görev yapan yaklaşık 11.600 asker ve 1.500 polisin geri çekilmesinin 31 Aralık'a kadar devam etmesi bekleniyor. BM gücünün geri çekilmesi, ülkenin kuzeyinin kontrolüne yönelik rekabeti şiddetlendirdi. Ayrılıkçı gruplar, 2014 ve 2015'te varılan ve 2012 isyanı sonrasında ateşkes ve barış konusunda vardıkları anlaşmalara aykırı olduğunu düşünerek, BM kamplarını Malili yetkililere teslim etmeyi reddediyor. Mali silahlı kuvvetleri ve onların Rus Wagner Grubu'nu düzenli olarak sivil halka karşı ihlallerde bulunduğunu belirtiyorlar.



İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü
TT

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir eve düzenlediği bombalı saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişi öldürüldü.Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları Refah kentinin doğusundaki Es-Selam Mahallesi'nde Ebu Anze ailesine ait üç katlı evi bombaladı.Sağlık kaynakları, saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı.

Enkaz altında hâlen ölü ve yaralılar olduğu ifade edildi.
İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrine hava saldırılarına devam ederken, kente karadan da baskınlar düzenledi.

gvrftbg
Fotoğraf: AA

Görgü tanıklarının AA'ya verdiği bilgilere göre, İsrail askerlerinin şehre karadan saldırılarında patlama ve ağır makineli tüfek sesleri duyuldu.

Hava bombardımanının yanı sıra İsrail askeri araçları Han Yunus'un kuzey ve batısından şehrin içine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Saldırılar sonucunda meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin henüz bilgi edinilemedi.

Bu saldırılar, İsrail ordusunun dün akşam Han Yunus kentindeki bir binada patlamalar meydana gelmesi sonucu 3 askerin öldüğünü ve 5'i ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını duyurmasından saatler sonra gerçekleştirildi.

İsrail'in 149 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 30 bin 410'a çıktı
İsrail ordusunun, halkı zorla aç ve susuz bıraktığı abluka altındaki Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda can kaybı son 24 saatte 90 artarak 30 bin 410'a yükseldi.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 149 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'nde 90 Filistinliyi daha öldürdüğü ve toplam can kaybının 30 bin 410'a yükseldiği aktarıldı.

Son saldırılarda İsrail güçlerinin 177 Filistinliyi daha yaraladığı ve Gazze Şeridi'nde toplam yaralı sayısının 71 bin 700'e ulaştığı bildirildi.

Açıklamada ayrıca İsrail'in son 24 saatte "9 katliam" gerçekleştirdiği, enkaz altında ve yol kenarlarında hâlâ ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.


Askeri rejimler Afrika halklarının bağımsızlığını sağlayacak can simidi olabilir mi?

Aynı durum Burkina Faso'da da yaşandı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği’nde görevli askeri ataşe ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu’ suçlamasıyla sınır dışı edildi (Reuters)
Aynı durum Burkina Faso'da da yaşandı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği’nde görevli askeri ataşe ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu’ suçlamasıyla sınır dışı edildi (Reuters)
TT

Askeri rejimler Afrika halklarının bağımsızlığını sağlayacak can simidi olabilir mi?

Aynı durum Burkina Faso'da da yaşandı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği’nde görevli askeri ataşe ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu’ suçlamasıyla sınır dışı edildi (Reuters)
Aynı durum Burkina Faso'da da yaşandı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği’nde görevli askeri ataşe ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu’ suçlamasıyla sınır dışı edildi (Reuters)

Ali Yahi

Eleştiri, dünyadaki tüm cunta rejimlerle birlikte öne çıkan bir tutum haline geldikten sonra Afrika halkları, darbe sonucu ortaya çıkan askeri rejimleri memnuniyetle karşıladı ve onları bağrına bastı. Belki de Burkina Faso'da, Mali'de, Nijer'de ve diğer Afrika ülkelerinde yaşananlar, en azından bir hedefe yahut talebe ulaşmak, bir politikayı ya da düşünceyi devirmek adına Afrika kıtasındaki kavram değişikliğinin kanıtı olarak görülebilir.

Afrika'daki genel siyaset sahnesi konumunu korumaya devam ederken durum değişiyor

Afrika'daki genel siyaset sahnesi, bazen siyasi konum veya yönelimlerle ilgili meseleler nedeniyle, bazen de iktidar açgözlülüğünden dolayı, iktidar koltuğunu "ele geçirmek" amacıyla darbeler ve karşı darbelerle ilişkilendirilmeye devam ediyor. Bu da bazen Sudan, Nijerya, Burundi, Sierra Leone ve diğerlerinde olduğu gibi iç savaşlara neden olan silahlı çatışmaların patlak vermesine varan gerilimleri artırıyor.

csddefvde
Afrika kıtasındaki darbeler, tıpkı 2020 yılında Mali'de olduğu gibi popüler hale geldi (Sosyal medya siteleri)

Ancak son yıllarda büyük ölçüde Fransa’nın bu ülkelerdeki sömürgeciliğini ‘sona erdirme’ amacı taşıyan askeri darbelerin başlamasıyla durum değişmiş gibi görünüyor. Mali’deki askeri darbeden, Fransız askerlerinin ve Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı güçlerin sınır dışı edilmesinden ve hükümet ile kuzeydeki silahlı gruplar arasında aracı olan Cezayir ile Fransa arasındaki bağların kopmasından sonra Sahel bölgesinde açıkça ortaya çıkan sahne bu oldu. Aynı durum, askeri cuntanın Fransız askerlerinin ülkeden çekilmesi gerektiği ve Fransa ile yapılan tüm güvenlik ve askeri anlaşmaların iptal edildiği duyurulan Nijer ve Paris'e karşı çeşitli adımların atıldığı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği'ndeki askeri ataşenin ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunma’ suçlamasıyla sınır dışı edildiği Burkina Faso için de geçerliydi. Tüm bu ülkelerde meydana gelen askeri darbeler, Fransızların eski sömürgeleri üzerindeki vesayetini sona erdirme ve Afrikalıların saygınlıklarını yeniden kazanmaları hedefleriyle gerçekleşti.

Popüler darbeler ve popülist konuşmalar

Afrika ülkelerinde son yıllarda gerçekleşen askeri darbelerin tıpkı ‘Afroparameter Endeksi’ne göre Mali halkının yüzde 82'sinin desteğini kazanan 2020 yılında ülkede gerçekleşen darbede olduğu gibi, popüler oldukları görülüyor. Mali darbesi, Malililerin eski Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita'dan umudu kestiklerini gösterdi. Yine aynı şekilde Burkina Faso’da 2022 yılında gerçekleşen askeri darbe, halkın büyük bölümünün desteğini arkasına aldı. Darbe sonrası halk, sokaklarda kutlamalar yaptı. Nijer'de de Fransa'ya karşı darbeyi destekleyen halk gösterileri, halkın darbeye verdiği desteğin göstergesiydi.

Darbeciler, tıpkı 1950'li ve 1960'lı yıllardaki askeri darbeleri gerçekleştirenler gibi Batı karşıtı söylemlere sahipti. Bu söylemlerdeki amaç, darbe nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, darbeyi meşrulaştırmak için popülizmi ve insanların duygularını harekete geçirmekti.

Bağımsızlıktan uzak bir değişim

Nijer’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi Yenilenme Partisi Siyasi Büro Üyesi Ömer el-Ensari, son yıllarda Sahel ülkelerinde gerçekleşen askeri darbelerle ilgili değerlendirmesinde, “Sahel bölgesi halkları, Doğu sömürgeciliğinin yerini Batı sömürgeciliğinin, Doğulu paralı askerlerin yerine Batılı düzenli güçlerin geçmesini ve askeri diktatörlüğün zulmünün yerini siyasi sistemlerin yozlaşmasına bırakması karşısında afalladılar” dedi. Gözlemcilerin çoğunun tüm bunlara dayanarak darbelerin özgürlüğü getireceğine inanmadıklarını söyleyen Ensari, özgürlüğün daha ziyade insanları eğiterek, sivil yönetimi geliştirerek, kamu sorumluluğunu hissederek, eski rejimin sembol isimlerinin peşine düşerek ve onları adalet karşısına çıkararak sağlanacağını düşündüklerini vurguladı.

Ensari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Söz konusu darbeler, Rusya'nın Afrika ülkelerinin sadakatini ve zenginliğini ele geçirerek kayıplarını telafi etmeye çalıştığı göz önüne alındığında, Ukrayna savaşının yansımaları kapsamında Rusya ile Batı arasında hesaplaşma amaçlı olabilir.

 Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’nun (ECOWAS) Nijer'e uygulanan yaptırımları ve ablukayı kaldırmasına değinen Ensari, “Burada bizi tedirgin eden nokta, ülkedeki fiili hükümetin karar karşısında sessiz kalması. (Fiili hükümetin) özellikle kişileri hedef alan yaptırımların kaldırılmaması nedeniyle ECOWAS'ın bu tür olumlu kararlarına karşılık vermemesinden endişeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

İstikrarı ve ekonomik kalkınmayı engelleyen araçlar

Öte yandan Malili siyaset bilimi araştırmacısı Muhammed Ag İsmail, askeri rejimlerin ortaya çıkmasına yol açan askeri darbelerin, Afrika halklarının sömürgecilerden bağımsızlığını kazanmasını sağlayacak bir can kurtarma simidi olmadığını, aksine tüm istikrarı ve ekonomik kalkınmayı engelleyen araçlar olduğunu vurguladı.

Askeri darbelerin çoğu zaman güven ortamını engelleyen bir faktör olduğunun altını çizen Ag İsmail, “Sahel bölgesini gerçekten demokrasiye ulaştıracak şartlar oluştu mu?” diye sordu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Batı'da demokrasinin artık iç ve dış nedenlerden dolayı insanlara çekici gelmediğini vurgulayan Ag İsmail, demokrasi ne yazık ki dünyada ve hatta ABD’de büyük ölçüde geriledi ve gerilemeye devam ediyor. Dünya, gezegenimizi yöneten çokuluslu şirketler karşısında her gün özgürlüğün temel ilkeleriyle alay ediyor” yorumunda bulundu.

Yeni bir sömürgeci tasması

Cezayirli Siyaset Bilimci ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Adnane Mahtali, askeri rejimlerin henüz Afrika halkları için sömürgecilerden bağımsızlığını sağlayacak bir can simidi olarak tanımlamayacağını, bu tür rejimlerin genellikle liberal, neo-emperyal eğilimlerle başlayıp zamanla üyelerinin kendilerine karşı gerçekleştirdiği başka darbeler de dahil olmak üzere birtakım zorluklarla karşılaştıklarını söyledi. Yine askeri rejimlerde, diktatörlük ve dengesizlik nedeniyle yolsuzluk vakalarının yaşanmaya başladığını belirten Mahtali, böylece askeri rejimlerin yeni bir sömürgeci tasması haline geldiğini, çünkü, askeri rejimlerin de birtakım uluslararası güçler tarafından desteklendiğini ifade etti.

Halkların artık askeri rejimlere bağlı hale geldiklerini ve darbelerden sonra sevinç gösterilerinde bulunduklarını belirten Mahtali, “Askeri rejimlerin, halkın çektiği sıkıntıların nedenleri olarak işaret ettiklerine karşı söylemler geliştirdiği göz önüne alındığında, bu gayet doğal bir durum. Askeri rejimlerin, halkların taleplerini gerçekleştirmede başarısız olması durumunda, bu söylemin de etkisinin azalacağına dikkati çeken Mahtali, “Bu noktada söylemden tiranlığa geçiyor ve darbelerin bir iktidar aktarma mekanizması olduğu sonucuna varıyorsunuz. Demokratik olmayabilir, hatta zaman zaman kanlı da olabilir ama amacına hizmet ediyor” diye konuştu.

Rakamlar

İstatistiklere göre Afrika kıtası 2012 yılından bu yana iktidara karşı yaklaşık 45 darbe ya da darbe girişimine tanık oldu. Bu da yılda ortalama yaklaşık dört darbe ya da darbe girişimi demek oluyor. Afrika kıtası, 1960'lı yıllardan beri Afrika ülkelerinin yüzde 90'ında 200'den fazla askeri darbeye ya da girişimine sahne oldu. Bu da yaklaşık her 55 günde bir, bir darbe ya da darbe girişiminde bulunulduğu anlamına geliyor.

Afrika kıtasındaki askeri darbeler ve girişimleri, dünya genelindeki askeri darbelerin ve girişimlerinin yaklaşık yüzde 36,5'ini oluştururken, en fazla darbe ve darbe girişimi Batı Afrika bölgesinde yaşandı.


İsrail, Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test ediyor

ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test ediyor

ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)

ABD dün Gazze’ye havadan yardım yapan ülkeler listesine katılırken, İsrail, Hamas hükümetine alternatif bir yönetim kurmak amacıyla Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test etmek üzere sahada adımlar atmaya başladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Arapçayı akıcı bir şekilde konuşabilen Dürzi İsrailli subay Ghassan Alyan’ın başkanlık ettiği İsrail Hükümeti’nin (işgal altındaki) Filistin Topraklarındaki Faaliyetleri Koordinatörlüğü Ofisi, Gazze Şeridi’nde Hamas ile anlaşmazlık içerisinde olan aşiretlerden bazı kişilerle iletişim kurdu.

Kaynaklar konuya ilişkin açıklamalarında şunları söyledi;

Birçok aşiret, güvenliği sağlama, durumu kontrol etme ve hatta Hamas unsurlarının geri kalan kesimleriyle yüzleşme bahanesi altında, belirli bölgeleri korumak için İsrail’in silahlı gruplar oluşturma önerisini reddetti. Ancak büyük bir aşiret kabul etti ve bir diğer aşiret de hala müzakerelerde bulunuyor.

Westobserver sitesine göre, Şarku’l Avsat’a konuşan bu kaynaklar ayrıca şunları ekledi;

“İletişim artık Gazze’nin güneybatısı ve doğusunda yoğunlaşan büyük bir aşiret üzerinde yoğunlaşıyor. Silahlı bir aşiret olan bu aşiret, savaş sırasında Hamas hareketinin silahlı kanadı olan İzzeddin El Kassam Tugayları’nın birçok üyesinin El Sabra mahallesinde öldürülmesi de dahil olmak üzere ciddi olaylara neden oldu. Bu aşiretin üyeleri, Hamas’ın ortadan kaldırılması halinde, bu işbirliğinin devam etmesi ve aşiretin bulunduğu bölgedeki Gazzelilere hizmet sağlanması koşuluyla işbirliğine hazır olduklarını İsrail’e bildirdi.”

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu, İsrail’deki güvenlik yetkililerinin, Gazze Şeridi’ne giren insani yardım tırlarına yönelik yağma ve soygunu önlemek amacıyla Gazze’de yerel halk ve Hamas dışındaki aşiretlerde silahlı grupların olması fikrini dayatmaya çalıştığını bildirdi.

Hamas’taki kaynaklar ise Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin aşiretlerle gerçekleşen temaslar hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu, aynı zamanda silahlı kişiler tarafından kaos ve sabotaj amacıyla gerçekleştirilen tüm ihlalleri dikkatle izlediğini açıkladı.

Kaynaklar, Hamas liderliğinin bu olaylardan söz konusu aşiretleri sorumlu tutma kararı aldığını ve eylemlerinin bedelini daha sonra ödeyeceklerini dile getirdi.

Hamas’tan kaynaklar ayrıca, “İşgalcilerle iş birliği yapanlar ve direnişçilerin öldürülmesine sebep olanlar hesap vermekten kurtulamayacaklardır” diye konuştu.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ni kontrol altına aldıktan sonra bazı aşiretlere saldırıp silahlarına el koyduğu büyük bir operasyon başlatmasının ardından, Hamas ile bazı aşiretler arasında bir ‘intikam’ olarak tanımlanabilecek bir durum söz konusu.

Öte yandan ABD, Gazze Şeridi’ne havadan insani yardım gönderen ülkelere katıldı ve Ürdün Hava Kuvvetleri ile koordineli olarak üç askeri nakliye uçağı ile Gazze’ye 38 bin öğünlük gıda içeren yardım ulaştırdı.

Diplomatik olarak Kahire, bugün yeni bir ateşkes müzakerelerine ev sahipliği yapıyor.

Birkaç gün içinde Ramazan ayı başlamadan önce bir anlaşma beklendiğinden, bu müzakere turunun belirleyici olacağına inanılıyor.


Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu 3 İsrail askeri öldü, 14 asker de yaralandı

Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
TT

Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu 3 İsrail askeri öldü, 14 asker de yaralandı

Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)

Gazze Şeridi'nde yaşanan çatışmalarda üç İsrail askerinin öldüğünü, altısı kritik olmak üzere 14 askerin de yaralandığını bildirdi. İsrail ordusunun Gazze'ye yönelik kara harekatının başlamasından bu yana ölen askerlerin sayısı 245'e yükseldi.

Times of Israel’in Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığı habere göre Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu ölüm ve yaralanmalar meydana geldi.

Times of Israel, İsrail ordusunun ön soruşturmasında, Hamas güçlerinin içeriden ve dışarıdan bubi tuzağıyla korunan bir binaya baskın düzenlediğini, bunun da binanın yıkılması ve askerlerin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını aktardı.

Savaş, 7 Ekim'de Hamas güçlerinin Gazze ile İsrail'in güneyi arasındaki sınıra düzenlediği saldırıyla başladı. Söz konusu saldırı, çoğu sivil en az bin 160 kişinin ölümüyle sonuçlandı.

Buna karşılık İsrail, Hamas'ı ‘ortadan kaldırmakla’ tehdit etti ve Gazze'ye hava harekâtı başlattı. Ardından 27 Ekim'de karadan askeri operasyonlar düzenledi. Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı'na göre söz konusu saldırılar şu ana kadar çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 30 bin 320 kişinin ölümüyle sonuçlandı.


ABD, İsrail’in Kahire’de geçici ateşkes ve yeni müzakereler konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu

Gazze'de savaş 7 Ekim'den bu yana sürüyor (Reuters)
Gazze'de savaş 7 Ekim'den bu yana sürüyor (Reuters)
TT

ABD, İsrail’in Kahire’de geçici ateşkes ve yeni müzakereler konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu

Gazze'de savaş 7 Ekim'den bu yana sürüyor (Reuters)
Gazze'de savaş 7 Ekim'den bu yana sürüyor (Reuters)

ABD dün, İsrail’in Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı yürüttüğü savaşta ateşkes şartlarını prensipte kabul ettiğini, Hamas temsilcilerinin ise öneri üzerinde görüşmek üzere Kahire’ye gitmelerinin beklendiğini duyurdu.

Arabulucular, yaklaşık 5 aydır devam eden, kıtlık tehdidi altındaki Gazze Şeridi’nin yok olmasına yol açan savaşta, Ramazan ayından önce ateşkes sağlanması için çabalıyor.

İnsani koşullar kötüleşip, saldırılar tırmanırken, Gazze’deki Sağlık Bakanlığı son günlerde 10’dan fazla çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle öldüğünü açıkladı.

ergre
Filistinli bir genç, İsrail’in dün Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Balah’a yönelik saldırılarında yıkılan bir caminin yanında duruyor (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Washington’da isminin gizli kalmasını isteyen ABD’li bir yetkili, “İsrailliler prensipte anlaşmanın şartlarını kabul etti. Top artık Hamas’ın sahasında” dedi.

İsrail, henüz ateşkes planını kabul ettiğini resmi olarak doğrulamadı.

Hamas’a yakın bir kaynak ise, hareketten bir heyetin Katar’dan Mısır’a gittiğini bildirdi.

Kaynak, “Heyet, arabulucuların İsrailli müzakereciler ile geçen ay sonunda Paris’te yaptığı görüşmeler sonucunda ortaya çıkan teklife ilişkin hareketin resmi yanıtını sunacak” dedi.

Tüm tarafların katılımıyla

AlQaheraNews’de yer alan habere göre, üst düzey bir kaynak, ateşkes görüşmelerinin tüm tarafların katılımıyla yarın Kahire’de devam edeceğini söyledi.

Müttefiki İsrail’e milyarlarca dolarlık askeri yardım sağlayan ABD, dün erken saatlerde Gazze’ye havadan yardım atmaya başladığını duyurdu.

Başkan Joe Biden, bu yardımdan bir gün önce Gazze’deki vahim insani krizi hafifletmek için ‘daha fazlasının yapılması gerektiğini’ söyledi.

Ancak isminin gizli kalmasını isteyen ABD’li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, hava yoluyla yapılan veya gelecekte deniz yoluyla yapılacak olası yardımların, kara yoluyla yapılan büyük ölçekteki yardımların yerini alamayacağını vurguladı.

sdcvedv
Washington’daki göstericiler yürüyüş sırasında Filistin bayrağını taşıyor (AFP)

Gazze, başta Mısır ile olan Refah Sınırı Kapısı olmak üzere kara sınırı boyunca yardım malzemelerinin ulaştırılmasında bir düşüşle karşı karşıya.

Yardım kuruluşları bunu İsrail’in kısıtlamalarına bağlıyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetleri ile ortak olarak gerçekleştirilen insani yardım operasyonunda, Gazze kıyı şeridine yaklaşık 38 bin öğünlük gıda içeren yardım bırakıldığı ifade edildi.

Pek çok Arap ve Avrupa ülkesi, Kasım ayından bu yana Gazze’ye havadan yardım bırakıyor, ancak Salı günkü operasyon ABD’nin katıldığı ilk operasyon oldu.

Yetersiz beslenme ve dehidrasyon

Bütün bunların ortasında, Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, yüzü aşkın Filistinlinin yardım kamyonu konvoyundan yardım almaya çalışırken öldürülmesinden iki gün sonra, en az 13 çocuğun ‘yetersiz beslenme ve susuzluk’ nedeniyle öldüğünü duyurdu.

Söz konusu katliamla ilgili, Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail’in, Gazze’de gıda yardımı almak için bekleyen Filistinli sivillere ateş açtığını söyledi.

İsrail ordusu ise, sınırlı sayıda ateş edildiğini kabul etti, ancak kurbanların çoğunun izdiham sonucu ya da yardım tırlarının altında kalarak öldüğünü öne sürdü.

Gazze’deki Şifa Tıp Kompleksi’ni ziyaret eden Birleşmiş Milletler (BM) ekibi, trajedinin ardından hastaneye gelen hastalar arasında ‘çok sayıda’ kurşun yarası görüldüğünü bildirdi.

Gazze’deli Kemal Advan Hastanesi’nin Müdürü Hos Husam Ebu Safiye ise, hastaneye gelen tüm kurbanların İsrail ordusunun kurşunlarıyla vurulduğunu söyledi.

Tarafsız bir uluslararası soruşturma

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Bu trajik olayla ilgili olarak, olayların ve sorumlulukların net bir şekilde ortaya konmasını sağlayacak tarafsız bir uluslararası soruşturma yapılmasını talep ediyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

Borrell, “İsrail askerlerinin gıda maddelerine ulaşmaya çalışan sivillere ateş açması haklı gösterilemez” diye ekledi.

Gazze Sağlık Bakanlığı, Perşembe günü yaşanan yardım bekleyen sivillere yönelik saldırıda ölü sayısının en az 118’e ulaştığını bildirdi.

Bakanlık Sözcüsü Eşref El Kudra yaptığı açıklamada, iki cesedin daha bulunmasının ardından İsrail işgal güçlerinin Perşembe sabahı Raşid Caddesi’nde gerçekleştirdiği katliamda, ölü sayısının 118’e, yaralıların da 760’a yükseldiği bilgisini verdi.

Kudra, “Onlarca yaralı halen tehlike altında ve bu durum, hayatlarını kurtaracak tıbbi imkanların bulunmaması nedeniyle her an ölü sayısını artırabilir” diye ekledi.

Uluslararası toplumdan yaygın kınama

Bu trajedi, uluslararası alanda yaygın bir kınamaya yol açtı.

Sağlık Bakanlığı’na göre bu ölümler, Gazze’deki savaşta şu ana kadar hayatını kaybedenlerin sayısını 30 bin 320’ye çıkardı.

İsrail’in resmi rakamlarına göre Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine yönelik saldırısında çoğu sivil yaklaşık bin 160 kişi öldü.

Ayrıca saldırı sırasında 250 kişi rehin alındı. Bunlardan 31’inin öldüğü tahmin edilirken, bir kısmı da anlaşmalar çerçevesinde serbest bırakıldı.

İsrail’e göre şu anda Hamas’ın elinde 130 rehine bulunuyor.

Kıtlık neredeyse kaçınılmaz

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke, Cuma günü yaptığı açıklamada, yeterli miktarda yardımın hızlandırılmaması halinde Gazze’de ‘kıtlığın neredeyse kaçınılmaz olduğunu’ söyledi.

drgve
Tel Aviv’de dün düzenlenen hükümet karşıtı gösteri (AFP)

Laerke, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) El Hilal Hastanesi yakınında meydana gelen saldırıda, çocukların da aralarında bulunduğu yaklaşık 50 kişinin yaralandığını da sözlerine ekledi.

İsrail ordusu, sağlık tesisi bölgesine ‘hassas bir saldırı’ gerçekleştirerek, İslami Cihad hareketi üyelerini hedef aldıklarını ve bölgedeki hastaneye herhangi bir zarar vermediklerini açıkladı.

AFP muhabiri, yaralıların Refah’taki başka bir hastaneye nakledildiğini bildirdi.

Görgü tanığı Bilal Ebu Khajla, “Birdenbire büyük bir patlama meydana geldiğinde BAE Hilal Hastanesi’nin eczanesinde oturuyorduk. Aniden başımızın üzerine cam ve taşlar düşmeye başladı. Çok sayıda ölü ve yaralanma oldu” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Refah’ta yerinden edilmiş kişilerin barındığı çadırların hedef alınmasına ilişkin haberlerin ‘çirkin ve tarif edilemez’ olduğunu ifade etti.

Gerilimin artacağına dair korkular

Bölgesel olarak, Gazze savaşı diğer cephelerde gerilimin artacağına dair korkuları artırıyor.

Hizbullah dün sabah, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki bir aracı hedef alan saldırısı sonucu üç üyesinin öldüğünü duyurdu.

sdvdf
Washington’daki Gazze Yürüyüşü (AFP)

Yüzlerce gösterici dün Washington’da İsrail Büyükelçiliği önünde toplanarak ‘Özgür Filistin’ sloganları attı.

Göstericilerden bazıları, geçen hafta sonu ABD’deki İsrail Büyükelçiliği önünde kendini ateşe vererek hayatını kaybeden ABD’li asker Aaron Bushnell’in onuruna pankartlar taşıdı.


Gazze Savaşı: İnsani yardımı havadan göndermek neden bu kadar zor?

Mısır ordusunun gerçekleştirdiği yardım operasyonundan (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır ordusunun gerçekleştirdiği yardım operasyonundan (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Gazze Savaşı: İnsani yardımı havadan göndermek neden bu kadar zor?

Mısır ordusunun gerçekleştirdiği yardım operasyonundan (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır ordusunun gerçekleştirdiği yardım operasyonundan (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

ABD ordusu da Fransa, Ürdün ve Mısır gibi diğer ülkelerle birlikte Gazze'ye havadan gıda ve malzeme yardımında bulunmaya başladı.

ABD ordusundan yapılan açıklamada, hava indirmesinin C-130 uçakları kullanılarak gerçekleştirildiği belirtilerek, Gazze kıyılarına 38 bin öğünlük gıda atıldığı kaydedildi. Operasyona Ürdün güçleri de katıldı.

rthy5
Ürdün ordusu tarafından 26 Şubat 2024'te paylaşılan bir fotoğraf, Ürdün askeri uçağının Gazze Şeridi'nin güneyine insani yardım indirdiğini gösteriyor. (AFP)

Açıklamada ayrıca “Havadan yardım dağıtımının devamı için planlar yapıyoruz” ifadesi yer aldı.

Reuters'e konuşan ABD'li bir yetkili, “Havadan yardım faaliyetlerinin Gazze'nin güneybatısında ve el-Mevasi kasabasında” gerçekleştiğini belirtti.

Yardım havadan nasıl indiriliyor?

ABD, Gazze Şeridi’ne gıda ve malzeme göndermek için askeri uçak kullanıyor. C-17 ve C-130 uçakları bu görev için en uygun uçaklar. Karadaki askerler malzemeleri seyyar raflara yüklüyor ve bunlar daha sonra uçağa yüklenip yerleine sabitleniyor.

Uçak, gıda yahut malzeme indirilecek alanın üzerine geldiğinde, rafları yerinde tutan kilit serbest bırakılıyor ve raf platformuna bağlanan paraşüt yardımıyla yere indiriliyor.

Riskler neler?

Ordu, hava durumunu önceden izleyebilirken, rüzgâr, raf platformlarının hedeflenen yere inmesini sağlamada büyük bir rol oynuyor. Sosyal medyadaki videolar, diğer ülkelerin sağladığı bazı yardımların denize düştüğünü gösteriyor.

Gazze'de nüfus yoğun. Bu sebeple yetkililer, yardımın ihtiyacı olan insanlara ulaşmasını ve ulaşılamaz bir yere gitmemesini sağlamanın zor olacağını söylüyor.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, “Gazze gibi kalabalık bir ortamda havadan yardım indirmek çok zor” ifadelerini kullandı.

Yetkililer, ABD'nin sahadaki askeri varlığı olmadan, yardımın Hamas’ın eline geçmeyeceğinin garantisinin olmadığını da söylüyor.

Önceki ABD hava yardımlarından bazı örnekler

ABD her yıl Noel sırasında, Pasifik Okyanusu'ndaki uzak adalara insani yardım gönderiyor.

2014 yılında DEAŞ milislerinin sivilleri kuşatması üzerine ABD ordusu Kuzey Irak'a hava yardımı bıraktı. Birkaç ayda içinde hava yoluyla 100 bin öğünden fazla yemek ve 96 bin şişe su bırakıldı.

Diğer seçenekler

ABD Başkanı Joe Biden cuma günü gazetecilere verdiği demeçte, ABD'nin Gazze'ye büyük miktarda yardım ulaştırmak için bir deniz koridoru açma olasılığı üzerine çalıştığını söyledi.

ABD'li bir yetkili, olası seçeneklerden birinin, yardımın Gazze kıyısının yaklaşık 210 deniz mili açıklarındaki Kıbrıs'tan deniz yoluyla gönderilmesi olduğunu söyledi.

dsevfde
Mısır ordusunun gerçekleştirdiği yardım operasyonundan (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Yetkili, böyle bir operasyona askerin katılımı konusunda herhangi bir karar alınmadığını belirterek, İsraillilerin deniz köprüsü seçeneğine ‘çok açık’ olduğunu, çünkü bu seçeneğin protestocuların konvoylara yardım etmek için kara geçişlerini kapatmasından kaynaklanan gecikmeleri önleyeceğini söyledi.

Ancak gerçek şu ki, gemilerden yardımın boşaltılabileceği net bir yer bulunmadığından, ordunun kullanılmasının zorunlu olduğu deniz seçeneği büyük bir zorluk teşkil ediyor.


BMGK, İsrail'in Gazze'de yardım bekleyenlere saldırısı için "derin endişe" duyduğunu açıkladı

New York'taki Güvenlik Konseyi toplantısından  bir kare(AFP)
New York'taki Güvenlik Konseyi toplantısından bir kare(AFP)
TT

BMGK, İsrail'in Gazze'de yardım bekleyenlere saldırısı için "derin endişe" duyduğunu açıkladı

New York'taki Güvenlik Konseyi toplantısından  bir kare(AFP)
New York'taki Güvenlik Konseyi toplantısından bir kare(AFP)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze'de insani yardım konvoyuna İsrail tarafından açılan ateş sonucu 100'den fazla kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı olay için "derin endişe" duyulduğunu belirtti.BMGK tarafından yapılan yazılı açıklamada, Gazze'de sivillerin ve sivil yapıların korunması için her tür önlemin alınması çağrısında bulunuldu.

Açıklamada, "Konsey üyeleri, Gazze şehrinin güneybatısındaki bir insani yardım konvoyunu çevreleyen büyük bir kalabalık sırasında İsrail güçlerinin dahil olduğu ve aralarında ateşli silahla yaralananların da bulunduğu olayda 100'den fazla kişinin hayatını kaybettiği, birkaç yüz kişinin de yaralandığını belirtilen haberlerden derin endişe duymaktadır." ifadesi yer aldı.

İsrail tarafından olayın soruşturulduğu not edilen açıklamada, Gazze'de taraflara uluslararası hukuka uymaları ve sivil nüfusun hayatta kalması için vazgeçilmez olan temel hizmetler ve insani yardımlardan mahrum bırakılmaktan kaçınılması çağrısı yapıldı.

İnsanı yardımların hızlı ve engelsiz bir şekilde ulaşmaması durumunda Gazellilerin "endişe verici düzeyde akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağı" uyarısında bulunulan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Konsey üyeleri İsrail'i, Gazze'ye insanı yardımın girebilmesi için sınır geçişlerini açık tutmaya, insani ihtiyaçları geniş ölçekte karşılamak için ek geçişlerin açılmasını kolaylaştırmaya ve yardım malzemelerinin Gazze Şeridi'nin tamamındaki insanlara hızlı ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasını desteklemeye çağırıyor."

İsrail ordusunun, 29 Şubat'ta Gazze kentinde insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında 116 kişi hayatını kaybetmiş, 760'dan fazla kişi yaralanmıştı.

Gazze'deki hükümet, İsrail'in insanı yardım bekleyenlere yönelik saldırısının "kasıtlı ve planlı" olduğunu vurgulamış ve "İşgal ordusu bu kişilerin, bölgeye insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü." ifadelerini kullanmıştı.


Pakistan'ın kuzeybatısında şiddetli yağışlar nedeniyle 17 kişi öldü, 23 kişi yaralandı

AA
AA
TT

Pakistan'ın kuzeybatısında şiddetli yağışlar nedeniyle 17 kişi öldü, 23 kişi yaralandı

AA
AA

The Tribune Gazetesi'nin haberine göre, Hayber-Pahtunhva eyaletinin Peşaver, Lower Dir ve Bajaur başta olmak üzere bazı bölgelerinde şiddetli yağış nedeniyle evlerin çatıları çökerken, bazı evler ise heyelan nedeniyle toprak altında kaldı.

Arama kurtarma ekipleri, 7'si Peşaver, 3'ü Lower Dir'de olmak üzere eyalette 17 kişinin yaşamını yitirdiğini, 23 kişinin yaralandığını açıkladı.

Yetkililer, yaralıların tedavi altına alındığı bilgisini paylaştı.

Öte yandan, olumsuz hava koşulları Lahor, Belucistan, Karaçi ve kuzeydeki dağlık bölgelere kadar ülkenin büyük bir kısmında etkili oluyor.

Karaçi'de, yetkililer, şiddetli yağışlar nedeniyle "acil durum" ilan ederken, Lahor'un bazı bölgelerinde de sağanak hayatı olumsuz etkiledi.

Belucistan eyaletinin Gvadr ilçesi de yağışların vurduğu bölgeler arasında yer alırken, burada kanalizasyonlar taştı, bazı bölge sakinleri evlerini terk etmek zorunda kaldı.


Ermenistan Dışişleri Bakanı Mirzoyan: Ülkelerle bağlantı kurduğunuzda barışın tesisine olumlu etkileri oluyor

AA
AA
TT

Ermenistan Dışişleri Bakanı Mirzoyan: Ülkelerle bağlantı kurduğunuzda barışın tesisine olumlu etkileri oluyor

AA
AA

Antalya Diplomasi Forumu'nda düzenlenen "Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık" başlıklı "ADF Round"da uluslararası ticarette bağlantısallık ve birbirine bağımlılık konuşuldu.

Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024'te moderatörlüğünü gazeteci Melinda Nucifora’nın üstlendiği "ADF Round"a Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf, Ruanda Dışişleri Bakanı Vincent Biruta, Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Marton Nagy, Türk Yatırım Fonu Başkanı Baghdad Amreyev, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Daren Tang, Avrupa Birliği Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Luigi Di Maio, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Michael Schumann ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner katıldı.

Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hüseyin, Irak'ın da diğer ülkelerde olduğu gibi dünyanın geri kalanına bağlantılı olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Irak, aynı zamanda pek çok savaş nedeniyle izole kalmış bir ülke. 2005’ten itibaren Irak'ı çeşitli düzeylerde, özellikle diplomatik ve ekonomik bağlar açısından dünyanın geri kalanıyla daha irtibatlı hale getirmeye çalışmaya başladık. Hala ekonomimizi düzlüğe çıkarmaya çalışıyoruz çünkü ekonomimiz bu savaşlar nedeniyle mahvolmuş durumdaydı. Yaptırımların da etkisi vardı. O yüzden de yeniden yapılanma sürecinde ekonomimiz teknolojiden ve inovasyondan yararlanmak durumundaydı."

Kovid-19 döneminde ve Rusya-Ukrayna Savaşı'yla petrol fiyatlarında yaşanan düşüşten de oldukça etkilendiklerini anlatan Hüseyin, "Diğer ülkelerle irtibatımız da bundan büyük darbe aldı ve ülkenin ekonomisinin güvence altına alınması konusunda sorunlar yaşadık çünkü büyük oranda petrole bağlı bir ülkeyiz. Ekonomisi petrole bağlı olan bir ülkeyiz." diye konuştu.

Hüseyin, şu anda bunu çeşitlendirmeye çalıştıklarını belirterek, "Yakında sadece petrol değil doğal gaz ülkesi haline de geleceğimizi düşünüyoruz. Bunu yapabilmemiz için de tabii ki diğer ülkelerle bağlantımızın olması gerekiyor. Sonuç olarak her ülkenin dış dünyayla bağlantılı olması gerekiyor fakat bizler komşu ülkelerimize büyük oranda bağımlı durumdayız." ifadelerini kullandı.

"Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke"

Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, uluslararası ticaret için insanların birbirleriyle irtibatının artması gerektiğini, kültür olarak birbirine yakınlaşılması gerektiğini vurgulayarak, "Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke, o yüzden de Ermeniler olarak uluslararası ticaretin tabii ki bir parçası olmamız gerektiğinin elzem olduğunu biliyoruz. Sadece denize kıyısı olmayan bir ülke değiliz, aynı zamanda sadece iki sınırımız açık yani diğer iki komşumuzla sınırlarımız 30 yılı aşkın süredir kapalı durumda." şeklinde konuştu.

Sınır kapılarının açılmasının sadece ekonomik açıdan değil siyasi açıdan da faydalı olacağının altını çizen Mirzoyan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Diğer ülkelerle bağlantı kurduğunuzda sadece ekonominize katkı sağlamıyorsunuz, birbirinize bağımlı hale gelme imkanı da sağlıyor ve bunun barışın tesis edilmesi anlamında da olumlu etkileri oluyor. Biz, bunu bölgemizde yaşayarak gördük, o yüzden de geçiş noktalarının açılması, ticaretin kolaylaştırılması anlamında çeşitli inisiyatifler aldık ve bunun da barışa katkısının olduğunu gördük."

"Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var"

Cibuti Dışişleri Bakanı Yusuf, Afrika'nın bu konularda bazen eğilimin farklı ilerlediği bir kıta olabildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

"Şu anda Kızıldeniz'de olanlarla ilgili şunu söyleyebilirim, buradaki deniz trafiği oldukça fazla ve Avrupa'nın dış ticaretinin yüzde 40’ı buradan geçiyor. Kasımda buna yönelik sorunlar ortaya çıktığında ve trafik aksamaya başladığında ilk haftanın etkileri inanılmaz oldu. Buradan geçen gemilerin yüzde 50’si artık geçemez oldu o dönemde ve ticaret hacminin yüzde 40’ı bu işten etkilendi."

Farklı yöntemlerden yararlanılarak bu tür sorunlara karşı dayanıklı hale gelmenin önemini vurgulayan Yusuf, şunları kaydetti:

"Jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomiye etkilerinin olduğunu görüyoruz. Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var. O yüzden de ulaşım maliyetlerinin bu şekilde artmasının çok önemli sonuçları beraberinde getirebileceği ülkeler var. Aden Körfezi'nde, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’ndaki bu tür aksaklıklar, küresel büyüme oranlarına da yansıyacaktır. Bu tür konulara yönelik yenilikçi çözümler bulunması lazım. Yemen’i bombalamak, bu anlamda bir çözüm değil kesinlikle."

"Artık ülkeler izole bir şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor"

Ruanda Dışişleri Bakanı Biruta, küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik entegrasyonun kolektif geleceği şekillendiren faktörler olduğunu belirterek, "Uluslararası ticaret, aslında dünya ekonomisine can veren bir şey. Mal, hizmet ve fikirlerin sınırları aşarak ticareti hem yenilikçiliği hem de küresel anlamda refahı teşvik ediyor. Uluslararası ticaretin kalbinde de tabii ki bağlılık var." değerlendirmesinde bulundu.

Dijitalleşen dünyanın dijital olarak da anında iletişim kurabilme ve kıtalar arasında doğrudan hızlı şekilde bilgi alışverişi anlamına geldiğini anlatan Biruta, "Tabii bağlılık, birbirine bağımlılığı da yanında getiriyor. Artık ülkeler, izole şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor." dedi.

"Devletlerin teşvik etmesi gerekiyor"

Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Nagy, Batı dünyası ve Avrupa Birliği'nin (AB) daha önce ticaret ve rekabet anlamında üstünlüğe sahip olduğunu kaydederek, "Fakat şu anda özellikle Avrupa, bunu kaybetmiş durumda. Artık bu yeni sektörlerde bayağı geride kaldık. Mesela 5G, robotik, yapay zeka, elektrikli araçlar vesaire gibi birçok sektörde gerideyiz." ifadelerini kullandı.

Gelecek 5 yılda ABD ve Çin'in, Avrupa'ya kıyasla gayrisafi milli hasılalarının yüzde 20 daha fazlasını bu teknolojilere ayıracağını belirten Nagy, bunun "Avrupa için intihar" demek olduğunu söyledi.

Nagy, teknolojik yatırımların çok pahalı olduğunu dile getirerek, "Devletlerin bunu teşvik etmesi gerekiyor çünkü hem tüketici hem de üretici için bunlar çok pahalı. Bir süre sonra bunun faydalarını görmeye başlayacağız." dedi.

"İnsanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor"

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Tang, fikri mülkiyetin inovasyon, teknoloji, dijitalleşme ve girişimciliği hızlandırdığını belirterek, "Şirketler ve ülkeler yenilikler yaptıkça ve dijitalleştikçe değer yaratmada patentler, ticari markalar, markalar, tasarımlar, teknik bilgi ve veriler gibi maddi olmayan varlıklara doğru dramatik bir geçiş görüyoruz. Bugün küresel şirketlerin elinde yaklaşık 70 trilyon dolar değerinde soyut varlıkları var." dedi.

Fikri mülkiyet başvurularında ciddi bir coğrafi değişimin söz konusu olduğunu vurgulayan Tang, "Türkiye fikri mülkiyet başvuruları, şu anda dünyanın 3. en büyük tasarım başvuru sahibi ve 4. en büyük ticari marka başvuru sahibi konumunda. Yani fikri mülkiyet, sadece Avrupa ve Kuzey Amerika gibi geleneksel güç odaklarından değil Latin Amerika gibi, Asya gibi ülkelerden geliyor." ifadelerini kullandı.

Tang, yeni kurulan şirketlerin, KOBİlerin ve gençlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu çelişkili ve çatışmalı dünyada insanların daha önce olduğundan çok daha fazla bir arada olmaya ihtiyacı var. Şimdi bir şeyler icat ettiğiniz zaman bunu belki bireysel olarak yapıyorsunuz ama bundan para kazanmak istediğinizde başka insanlara ihtiyacınız oluyor. Bu anlamda bizlerin de insanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor."

"Çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor"

AB Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Di Maio, artık dünyada iki tip dinamiğin olduğunu belirterek, "Bunlardan biri beklenmedik olaylar. Ukrayna'da olanlar gibi, Kovid-19 gibi. Şimdi de Gazze çatışması var. İkinci dinamik ise ikili bir dönüşüm, dijital ve teknolojik dönüşüm. Şimdi bu iki şey Avrupa'da ham madde ihtiyacını artırıyor, artık 2030'da ham madde ihtiyacımız 4 katına çıkmış olacak." diye konuştu.

Karar verme mekanizmalarının artık değişmesi gerektiğini söyleyen Di Maio, "İki kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geldiğimiz bu dönemde çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor." dedi.

"Ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir"

Türk Yatırım Fonu Başkanı Amreyev, bağlantısallık ve birbirine bağımlılığın, küresel hale gelmiş dünyanın elzem bir unsuru olduğunun altını çizdi.

Belirsizliğin oluştuğu ortamda ülkelerin birbiriyle işbirliği yapmaları gerektiğini belirten Amreyev, şöyle devam etti:

"Çünkü bunlar ortak sorunlar fakat buna kim öncü olacak? Dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlarda kimler öncülük edecek? Çünkü çok taraflı mekanizmalar söz konusu. Küresel kurumlar, bu sorunlarla yeterli şekilde baş edemiyor. O yüzden de ülkeler arasındaki gerginliklerin artması sonucunda bunun örneklerini görüyoruz."

Amreyev, dünyada bu yıl 64 ülkede seçim olacağını anlatarak, "Bunlar da çeşitli belirsizliklere yol açabilir. Bunlar, küresel piyasalara etki edebilir ve burada değişiklikler olması, ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir, küresel olarak yapılan işbirliklerine olumsuz etki de edebilir." ifadelerini kullandı.

"Ticaret, en büyük barış kaynağıdır"

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 1996'da Gümrük Birliği'ne geçişin, Türkiye'yi pozitif etkilediğini söyleyerek, "Bu, esasında şunu göstermektedir: Ticaret zenginleştirir, korumacılık fakirleştirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin istikrarlı ve refah için ticaretin daha serbest olması şart. Dünyaya entegre olmuş, iş yapma ortamını iyileştirmiş ülkeler, hem daha zengin hem daha huzurlu olacaktır." diye konuştu.

İki büyük dünya savaşını çıkaran Avrupa ülkelerinin birbirlerine artık düşman olarak değil ticaret partneri gözüyle baktığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Kurdukları bu ekonomik birlik sayesinde tarihte ilk defa Batı Avrupa, 80 senedir kendi bölgesinde savaş görmüyor çünkü ticaret, en büyük barış kaynağıdır. Ticaret yapan savaşı konuşmaz, birbirine kötü bakmaz." değerlendirmesinde bulundu.

"Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli"

Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Schumann da böyle bir dönemde barışın en büyük öncelik olması gerektiğine dikkati çekerek, "Çünkü yalnızca çatışmaların önlenmesi, bizi ticaretin artırılması gibi bir yola götürecektir. O yüzden de bu tür sorunlardan kurtulup düzlüğe kavuştuğumuzda da ticaretin kolay hale gelebileceğinden bahsedebileceğiz." diye konuştu.

Sınır geçişlerinin ve vize işlemlerinin kolaylaştırılmasının ticaretteki yavaşlamanın önüne geçme imkanı sağlayacağını belirten Schumann, şu ifadeleri kullandı:

"Vizelerin kaldırılması konusunda özellikle de iş insanları, yatırımcılar ve akademisyenlerin Almanya'ya gelmesi, daha da kolay hale getirilmeli çünkü Almanya'nın ekonomik olarak büyümesi, milyonlarca Türk'ün katkısı olmadan mümkün olamazdı. Bugün hala Türk girişimciler ve Türk iş insanları, Almanya'da değer yaratılmasına büyük katkı sağlıyor. Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, bu anlamda önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli."

"Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor"

Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Boyner de yeni dünyada ticaretten bahsederken geleneksel mal ve hizmet ticaretinden daha ziyade yazılım, veri ve teknolojik hizmetler ticaretinden söz etmek gerektiğini vurguladı.

Teknolojinin birçok sorunu çözebileceğini dile getiren Doğan Boyner, şunları kaydetti:

"Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor. Sonuçta teknolojinin ilerlettiği bir küresel büyüme çerçevesinde sürdürülebilir olması ve bütün uluslara fayda sağlayabilmesi için Amerika-Çin blokunun ötesinde bir şey gerekiyor ve ulusların kendi teknolojik stratejilerinin olması gerekiyor, kendi yeniliklerini yapmaları gerekiyor ve işbirliği yapması gerekiyor."


El Salvador lideri Bukele "toplumsal cinsiyet derslerini" müfredattan çıkarttı

Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
TT

El Salvador lideri Bukele "toplumsal cinsiyet derslerini" müfredattan çıkarttı

Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)

El Salvador Devlet Başkan Nayib Bukele'nin talimatıyla toplumsal cinsiyet içerikli dersler müfredattan kaldırıldı.

El Salvador Eğitim Bakanı Jose Mauricio Pineda, salı günü yaptığı açıklamada Bukele'nin talebi doğrultusunda "toplumsal cinsiyet ideolojisi içeren" tüm konuların devlet okullarının müfredatından kaldırıldığını duyurdu. 

Toplumsal cinsiyetle ilgili bilgiler içeren ders kitaplarının, çevrimiçi belgelerin ve eğitim programlarının iptal edildiği bildirildi. 

Bakan, kurallara uymamaları durumda devlet okullarında görev yapan yönetici ve eğitmenler hakkında hukuki işlem başlatılacağını da duyurdu.

Pineda, Eğitim Bakanlığı'nın 2022'den beri bu adımın atılmasını istediğini sözlerine ekleyerek Bukele'ye teşekkür etti. 

Bukele, ABD'nin Maryland eyaletinde radikal sağcıların 22-24 Şubat'ta düzenlediği Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'nda (Conservative Political Action Conference -CPAC) konuşmuştu.

42 yaşındaki lider, 22 Şubat'taki konuşmasında ebeveynlerin, çocuklarının gördükleri eğitim üzerinde söz hakkına sahip olduğunu belirterek "toplumsal cinsiyet ideolojisinin izlerini taşıyan her şeyin müfredattan kaldırılacağını" söylemişti.

İktidardaki Yeni Fikirler Partisi'nin (Nuevos Ideas) kurucusu Bukele, 4 Şubat'taki seçimleri açık farkla kazanarak liderliğini pekiştirmişti. 

Genç lider, oyların yüzde 84,65'ini alırken, rakiplerinden solcu Farabundo Martí Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FMLN) adayı Manuel Flores oyların yüzde 6,40'ını kazanmıştı. Muhafazakar Milliyetçi Cumhuriyetçi İttifak'ın (ARENA) adayı Joel Sanchez ise yaklaşık yüzde 5,57 oranında oy toplamıştı.

Independent Türkçe, El Pais, ABC News