Web Zirvesi, kurucusunun 'hatasını' affettirmeyi başardı mı?

13 Kasım 2023'te Portekiz'in Lizbon şehrinde düzenlenen Web Summit 2023 açılış töreni (EPA)
13 Kasım 2023'te Portekiz'in Lizbon şehrinde düzenlenen Web Summit 2023 açılış töreni (EPA)
TT

Web Zirvesi, kurucusunun 'hatasını' affettirmeyi başardı mı?

13 Kasım 2023'te Portekiz'in Lizbon şehrinde düzenlenen Web Summit 2023 açılış töreni (EPA)
13 Kasım 2023'te Portekiz'in Lizbon şehrinde düzenlenen Web Summit 2023 açılış töreni (EPA)

Alfred Naddaf

Web Summit CEO'su Katherine Maher, Avrupa'nın en kapsamlı teknoloji etkinliklerinden biri olan Web Summit’in açılışında yaptığı konuşmada, küresel teknoloji topluluğunun yapay zekanın geleceğinden gezegenimizin yaşanabilir geleceğine kadar zorlu konuşmalar yapması gerektiğini vurguladı. İzleyicileri kendilerine meydan okumaya ve saygılı bir şekilde sürece dahil olmaya çağıran Maher, “En zor konuşmalarımızda dahi birbirinizin insanlığını görmenizi ve desteklemenizi istiyorum” vurgusunda bulundu.

İrlandalı kurucu ortak ve Web Summit CEO'su Paddy Cosgrave, İsrail ile Hamas arasındaki savaşa ilişkin yorumları nedeniyle eleştiri alması üzerine son haftalarda istifa etmişti. Cosgrave, 13 Ekim'de X hesabında yaptığı açıklamada, “Birçok Batılı liderin ve hükümetin söylemleri ve eylemleri karşısında şok oldum. Savaş suçları, müttefikler tarafından işlense dahi savaş suçudur, ne oldukları ortaya konmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

Bu açıklamalar tepki çekmiş, Alphabet, Meta, Amazon, Intel, Stripe ve Siemens gibi dünya teknoloji devleri zirveye katılımlarını geri çekmişti. Almanya Ekonomi Bakanı ve Şansölye Yardımcısı Robert Habeck de bu açıklamaları tepki ile karşılamıştı.

Cosgrave, özür açıklamasında ise İsrail'in var olma ve kendini savunma hakkını desteklediğini ifade etti. Ancak bu geri adımın kendisine bir faydası olmadı.

FOTO: 2021 zirvesinde konuşma yapan Web Summit CEO'su Paddy Cosgrave, bu yılki zirve öncesinde ise istifa etmek zorunda kaldı (AP)
 2021 zirvesinde konuşma yapan Web Summit CEO'su Paddy Cosgrave, bu yılki zirve öncesinde ise istifa etmek zorunda kaldı (AP)

Cosgrave’in istifası ardından kaydedilen anlaşmazlıklar üzerine zirveye liderlik etmeis istenen Wikimedia Vakfı'nın Genel Müdürü Maher, zirveden bazı önemli aktörlerin çekilmesine rağmen katılımın her zamankinden daha fazla olduğunu vurguladı. Üç gün süren etkinliğe 150 ülkeden yaklaşık 70 bin 236 katılımcı, rekor sayıda 900'den fazla yatırımcı ve 2 bin 606 start-up (yaklaşık üçte biri kadınlar tarafından kurulan) katıldı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla'dan aktardığı habere göre birçok katılımcı, etkinliğin içerik, ağ oluşturma fırsatları ve organizasyon düzeyi açısından başarısına övgüde bulundu. Web Summit uygulaması, katılımcıların plan yapmasına, zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmesine, zirveye katılım profiline ve hedeflerine göre kiminle iletişime geçileceği konusunda önerilerde bulunulmasına yardımcı olan yararlı bir rehber özelliği sundu. 

Alibaba’dan Chelsea Manning’e

Açılış gecesinde Maher'in ardından Wikipedia'nın kurucusu Jimmy Wales sahneye çıktı. Verilerin yapay zeka modellerinde karşılıksız kullanılması konusunda ne düşündüğü sorulduğunda bu fırsatı değerlendirerek X hesabını eleştiren Wales, “Wikipedia'nın tüm felsefesi özgür yazılım dünyasından ve açık kaynak ahlakından gelmekte. Büyük dil modelleri için, sadece Elon Musk'un Twitter'ının değil Wikipedia'nın da okunmasından oldukça mutluyum. Ki bu platform doğruların kaynağı olma hususunda iyi değil” vurgusunda bulundu. 

FOTO: Web Summit CEO'su Katherine Maher, 13 Kasım 2023'te Lizbon’da zirvenin açılışında konuştu (EPA)
Web Summit CEO'su Katherine Maher, 13 Kasım 2023'te Lizbon’da zirvenin açılışında konuştu (EPA)

Zirvede söz alan üst düzey konuşmacılar arasında Alibaba’nın Başkanı Kuo Zhang, Microsoft Sürdürülebilirlik Direktörü Melanie Nakagawa da vardı. Teknoloji liderlerinin yanı sıra, aralarında İtalyan futbol kulübü Como 1907'nin yeni direktörü Cesc Fabregas, Fransız profesyonel futbolcu ve Manchester United ile Fransız milli takımının eski kaptanı Patrice Evra ve dünyaca ünlü Boksör Vladimir Kliçko da Web Summit’te yer aldı. Kliçko, konuşmasında ülkesinin savaşla ve gelecekle nasıl başa çıktığını anlattı.

Wikileaks ifşacısı Chelsea Manning de zirvede yerini aldı. Manning, zirvenin önemli bir konusu olan yapay zekaya doğrudan değindi. Reuters'e verdiği demeçte, “Bu şirketler, bu tür şeylerin etiğini göz ardı ediyor. Birçok durumda, yıllardır kasıtlı olarak bunlardan kaçınıyor. Şuan yapabileceğimiz en iyi şey, sorunu çözmeye çalışmak” ifadelerini kullandı.

Yatırımcıları cezbetme oturumları

Zirvede medya, sosyal medya stratejileri, kapsamlı teknoloji liderliği, kitlesel fonlamanın etkisi, yapay zeka ve akıllı şehir teknolojileri gibi çeşitli konular ele alındı. 13 yuvarlak masa toplantısı kapsamında Stanford Üniversitesi’nde Profesör ve yazar James Doty, düşündürücü empatik yapay zeka yaratma olasılığını sundu. Los Angeles'taki Kaliforniya Üniversitesi'nden profesör Ramesh Srinivasan, Gezegene dair Dijital Geleceği Hayal Etmek başlıklı bir tartışmaya öncülük etti.

Web Summit’e birçok devlet kurumu da katıldı. Avrupa Sağlık ve Dijital Meseleler Ajansı, Avrupa Birliği'nin (AB) dijital alanda sunduğu finansman fırsatlarının yanı sıra başarılı projelerin temsilcilerinden nasıl başvurulabileceğini ve ilham alınabileceğini tartıştı. İngiltere Ticaret Bakanlığı, Dubai Ekonomi ve Turizm Bakanlığı ve çokuluslu petrol ve gaz şirketi Shell de katılım sağladı.

Açılış gecesinde Lizbon Belediye Başkanı, şehrin misafirperver doğasından bahsederek bunun yaratıcılığın artmasına yol açtığını vurguladı.

Ortadoğu'daki start-uplar

Fikirlerini sahneye koymaları için birçok start-up şirketi bir araya getiren yarışması, Orta Doğu bölgesinden en büyük temsili aldı. Yazılım hizmetlerine ve yapay zekaya dayalı, farklı bilgi kaynaklarını ortak bir arayüzde birleştiren bir havacılık platformu AMA tarafından temsil edilen dört girişimin biri Mısır'dan, üçü Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), diğeri ise Katar'dan geldi. Katar, bölgedeki teknolojik ilerlemeyi ve büyümeyi vurgulamak için 2024 yılında başkenti Doha'da Web Summit’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

CEO'sunun Mutasım Abdulhalim olduğu APP ASAP, 2 bin 600 şirket arasından seçilen 105 startup şirketten biriydi. Yapay zeka destekli kodsuz uygulama geliştirme platformu, herkesin istediği herhangi bir uygulamayı, hiçbir deneyim olmadan, yalnızca konuşarak beş dakika içinde edinmesine imkan sağlıyor. Yapay zekaya oluşturmak istediğiniz platformu söylediğinizde size sorular sorarak gereksinimlerinizi analiz ediyor. Beta sürümünü yeni başlatan Mısır merkezli APP ASAP, rekabetin yoğun olduğu yarı final turuna geçecek kadar şanslı değildi.

Web Summit, aynı zamanda bir kitap zirvesi serisi şeklinde beşeri bilimlere de yer verdi. BAE Edebiyat Vakfı CEO'su Ahlam Bloki, yayıncılık sektörünün mevcut durumunu ve gelecekteki yönünü açıklamak üzere The New York Times'ın baş kitap eleştirmeni Dwight Garner ile birlikte konuşmaya davet edildi.

Zirvede aynı zamanda yapay zekanın nasıl olup da bir sorundan dünyayı değiştirecek kaçınılmaz bir teknolojiye dönüşebileceği konusuna odaklanıldı.

Bloki, “Teknoloji uzmanı olmayan biri olarak son iki günde çok şey öğrendim. Bugün erken saatlerde birkaç start-up sunumuna katıldım. Tıp, sürdürülebilirlik, pazarlama ve diğer alanlardaki birçok uzmanın, sadece ürün satmak yerine günümüzün ikilemlerine dayanan yaşam tarzlarını iyileştirmek için nasıl yapay zeka çözümleri sunduğuna tanıklık ettim. Bu etkinlik, ilgi alanları ve ihtiyaçları doğrultusunda bu uygulamaların hayata nasıl dahil edileceği ve çeşitli işlerde üretkenliği artırmak için BAE Edebiyat Vakfı'nda yapay zekanın nasıl kullanılabileceği konusunda merakımı uyandırdı” açıklamalarında bulundu.

Gelecek yıl Katar'da yapılacak zirveye katılmayı umduğunu söyleyen Bloki, “Bu etkinliğin Körfez İşbirliği Konseyi'nde (KİK) düzenlenmesinin harika olduğunu, ortak projeler ve yeteneklerin bölgeye çekilmesi için birçok fırsat sağlayacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Uydu görüntüsü olay yarattı: Malezyalılar yeni Venezuela olmaktan korkuyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Uydu görüntüsü olay yarattı: Malezyalılar yeni Venezuela olmaktan korkuyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Büyükelçiliği'nin ülkenin çarpıcı bir uydu görüntüsünü paylaşmasının ardından, Donald Trump yönetimini tiye  alan Malezyalılar petrollerinin olmadığını iddia ediyor.

Kuala Lumpur'daki elçilik, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan çekilen ve Malezya'nın göklerinde yükselen bulutların arasından şimşeklerin çaktığını gösteren 2016 tarihli çarpıcı bir uydu fotoğrafını paylaştı.

Büyükelçilik, sosyal medya platformlarında paylaşılan gönderiye şöyle yazdı:

Malezya, hiç bu kadar elektrikli görünmemiştin. Bu parlak beyaz noktalar şehir ışıkları değil, bir fırtına sisteminin içinde meydana gelen devasa şimşek çakmaları. Bu açıdan bakana kadar canlı, nefes alan bir gezegende yaşadığımızı unutmak kolay. İster fırtınanın altında olun ister üstünde, manzara muhteşem.

Görünüşte zararsız olan bu paylaşım, internette Malezyalıların kendileriyle dalga geçen bir mizah dalgasına yol açtı ve kullanıcılar, Trump yönetiminin Venezuela'ya saldırısından sonra Washington'ın dikkatini ülkelerine çevirmemesi için şaka yollu çağrıda bulundular.

Facebook'ta en çok beğenilen yorum şöyleydi:

Lütfen başkanınıza petrolümüz olmadığını söyleyin. Sadece Saji yemeklik yağımız var.

Bazılarıysa Malezya'nın insanların ağaçlarda yaşadığı az gelişmiş bir ülke olduğu klişesini kullandı.

Bir kullanıcı, "Gördüğünüz gibi, ormanda yaşıyoruz. Vücutlarımızı ısıtmak için ateş yakıyoruz" dedi.

Bir diğeriyse, "Şehirlerimiz yok. Hepimiz ağaçlarda yaşıyoruz. (Not: Petrolümüz yok)" diye şaka yaptı.

Alif Sazali adlı bir kullanıcıysa, "Sevgili Trump... Ormanda yaşıyoruz... Petrol yok, sadece kaplan ve timsah var" diye espri yaptı.

Facebook'ta Mohd Raffi Merusin, Malezya'nın ham petrolü olmadığını, "sadece bol miktarda palm yağı ve fırtınaları" olduğunu iddia etti.

Instagram'da ise aynı fotoğraf yüzlerce yorum aldı ve bazıları "Biz bir sonraki Venezuela mıyız?" diye sordu.

Bir başkasıysa ABD'ye, "Brunei veya Singapur'u tercih edebilirsiniz" diye öneride bulundu.

Bazı yorumcular, gözetim ve müdahaleye yönelik eleştirilerde bulundu. Ina Abd Rahman adlı kullanıcı, "Hiçbir uyarı yapılmadan, ABD Büyükelçiliği'nin Malezya'nın uydu görüntüsünü yayımlaması epey garip" dedi.

Petrol şakaları, ABD'nin bu ay Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun yakalanmasının ardından Venezuela'nın petrolünü "süresiz" kontrol etme sözü vermesinin ardından geldi.

Başkan Trump, ABD'nin Venezuela'yı ele geçireceğini ve petrol rezervlerinden yararlanacağını iddia etti. Ayrıca Venezuela'nın ABD'ye 30-50 milyon varil "yaptırımlı petrol" sağlayacağını duyurdu.

Trump, daha sonra Grönland'ı ele geçirme arzusunu yineleyerek, ABD'nin "isteseler de istemeseler de Grönland'la ilgili bir şeyler yapacağını" söyledi.

Trump yönetimi, Danimarka topraklarını ele geçirmek için askeri güç kullanma ihtimalini masadan kaldırmayı defalarca reddetti.

Independent Türkçe


Kim Jong-un'un kız kardeşinden sert mesaj: Çılgın hayallere kapılmayın

Kim Yo-jong (AFP)
Kim Yo-jong (AFP)
TT

Kim Jong-un'un kız kardeşinden sert mesaj: Çılgın hayallere kapılmayın

Kim Yo-jong (AFP)
Kim Yo-jong (AFP)

Kuzey Kore devlet medyasına göre diktatör Kim Jong-un'un kız kardeşi, Güney Kore'nin iki rakip ülke arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesine ilişkin "umut dolu çılgın hayallerinin asla gerçekleşemeyeceğini" söyledi.

Kuzey Kore'nin iktidar partisinde yönetici olan Kim Yo-jong, bir Güney Kore hükümeti yetkilisine atfedilen, Pyongyang'la görüşmelerin yeniden başlaması için Seul'ün bir fırsat gördüğü yönündeki yorumu eleştirdi. Bu yorum, iddiaya göre drone'ların Kuzey Kore hava sahasını ihlal etmesine Kim Yo-jong'un daha az sert bir tepki vermesi üzerine yapılmıştı.

Kuzey Kore'yle ilişkileri denetleyen Güney Kore Birleşme Bakanlığı yetkilisi gazetecilere yaptığı açıklamada, Kuzey'e uçtuğu iddia edilen drone'ları soruşturması için hafta sonu Seul'e çağrı yapan Kim'in tonunu yumuşatmış gibi göründüğünü söylemişti.

Ancak söylemini sertleştirmekte gecikmeyen Kim, salı günü yaptığı açıklamada Seul'ün Kuzey'le ilişkileri düzeltme yönündeki her türlü çabasını geri çevirdi.

Salı günü geç saatlerde yayımlanan açıklamasında Güney Kore'nin, "Kuzey Kore'nin egemenliğini ihlal ederek ciddi bir provokasyon gerçekleştirdiğini" söyleyip drone'larla ilgili önceki eleştirilerini yineledi.

"Düşman devletin holiganlarına bir kez daha açıkça söylüyorum" diyen Kim, Güney Kore hükümetinden özür dilemesini talep etti.

Kuzey Kore ordusu geçen hafta Seul'ü, drone'ları iki ülke arasındaki sınırı aşarak uçurmakla suçlamıştı.

Yaşandığı iddia edilen bu ihlal, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'un düşman komşusuyla ilişkileri düzeltme çabalarının önündeki son engel gibi görülüyor. Kuzey Kore, bu çabaları neredeyse her zaman geri çevirdi.

Ancak hafta sonu, bir sivilin Kuzey Kore hava sahasına drone'ları uçurmuş olma ihtimaliyle ilgili kapsamlı bir soruşturma yapılacağını duyuran Seul, provokasyon niyeti olmadığına dair tutumunu netleştirmişti.

Güney Kore'nin açıklamasının ardından, Seul'ün akıllıca bir karar vermesini takdir ettiği anlaşılan Kim, herhangi bir provokasyonun "korkunç sonuçlar" doğuracağı uyarısında bulunmuştu.

Devlet Başkanı Lee'nin yönetimi, Pyongyang'ın Güney Kore'yle savunma anlaşmasını 2023 sonunda askıya almasının ardından, askeri görüşmelerin yeniden başlatılmasını da öneriyor.

Güney Kore Devlet Başkanlığı Ofisi çarşamba günü yaptığı açıklamada Lee'nin, Kuzey Kore'yle 2018'de imzalanan askeri anlaşmanın yeniden yürürlüğe konması olasılığını incelemek üzere bir değerlendirme yapılmasını emrettiğini duyurdu.

Diğer yandan Seul'ün Birleşme Bakanlığı, Kuzey Kore diktatörünün güvenliğini sağlayan üç devlet kurumunun yeni yöneticileri olduğunu açıkladı. Kim Jong-un'un suikast planlarından giderek daha fazla korkması nedeniyle eski yöneticilerin görevden alındığı öne sürülüyor.

AFP'ye göre Seul, bu değişikliklerin ekimde düzenlenen bir askeri geçit töreninde fark edildiğini söylüyor.

Independent Türkçe


İran'da bir dönemin sonu mu, yoksa bir rejimin çöküşü mü?

İran'da bir dönemin sonu mu, yoksa bir rejimin çöküşü mü?
TT

İran'da bir dönemin sonu mu, yoksa bir rejimin çöküşü mü?

İran'da bir dönemin sonu mu, yoksa bir rejimin çöküşü mü?

Husam İytani

İran'daki hükümet yanlısı gösteriler, kısmen Batı'nın Tahran rejiminin çöküşünü öngörmekteki aceleciliğine bir tepki niteliğinde. Yüz binlerce kişi, ekonomik ve siyasi iflasına, 30 yılı aşkın süredir yatırım yaptığı eksenin çöküşüne rağmen mevcut rejimi desteklemek için yürüyüş düzenledi.

Başkan Donald Trump'ın İran ile ticaret yapan ülkelere uygulanan gümrük vergilerinde yüzde 25'lik bir artış açıklamasının ardından, Alman Şansölyesi Friedrich Merz bir adım daha ileri giderek Tahran rejiminin sona yaklaştığını ve “İran liderliğinin son günlerini yaşadığını” söyledi. Merz’in bu açıklaması, güvenlik güçlerinin göstericileri bastırmak için artan güç kullanımını protesto etmek amacıyla Batı başkentlerindeki İran büyükelçilerinin çağrılması dalgasının ortasında geldi. Bu arada, İsrail'de sadece tehdit dili, askeri planlama ve gelecekteki İsrail hava saldırıları operasyonları için hedef seçimi duyuluyor.

İki önemli gözlem var; birincisi, mevcut protestoların, önceki birçok gösteri ve huzursuzluğa kıyasla belirleyici özelliği, kronik ekonomik başarısızlığın ve bunun üstesinden gelememenin, “direniş ekseni” olarak bilinen emperyal projenin çöküşüyle ​​birleşmesidir. Bu eksenin temel işlevi, Irak, Lübnan, Suriye ve Yemen'de görüldüğü gibi, sınırları etrafında tampon bölgeler oluşturarak İran'ı dış tehditlerden korumaktı. Bu bölgeler, 1980-1988 yılları arasında Irak ile yaşanan çatışmada olduğu gibi, İran topraklarında herhangi bir savaşın yaşanmasını önlemek ve İran'ın düşmanlarını nispeten uzak bölgelerde oyalamak için bir kalkan görevi görüyordu.

Bu bağlamda, İran para biriminin rekor seviyelerdeki düşünün ortaya çıkardığı ekonomik çöküşün, rejimin doğası, sosyo-ekonomik politikaları, üretim yöntemleri, kamu malının eşitsiz dağılımı ve yolsuzluk düzeyiyle ilgili yapısal sorunlardan mı kaynaklandığı, yoksa on yıllarca süren ve yabancı yatırımları engelleyen, ülkenin izolasyonunu daha da artıran ağır yaptırımlar ve ambargoların bir sonucu mu olduğu fark etmiyor. Şimdi ön plana çıkan şey, vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılayamamasıdır.

Tahran'daki yetkililer, İran'a karşı eski müttefikleri Beşşar Esed ve Lübnan'daki Hizbullah'a davrandıkları gibi davranacak olan Çin veya Rusya'dan herhangi bir destek beklemiyorlar

İkinci gözlem ise, ABD ve İsrail'in, mevcut protestoları 1979'da iktidara gelen rejimin sonu haline getirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarıdır. Batılı müttefikleriyle birlikte, nihai çöküş ister iç baskıdaki artıştan ister bir dış faktörden kaynaklansın, Tahran'daki rejimi devirmek için her türlü çabayı gösterecek ve mevcut tüm güvenlik, ekonomik ve askeri araçları kullanacaklardır. Geçen yıl haziran ayındaki İsrail saldırıları sırasında ortaya çıkan, İran ordusunun ve Devrim Muhafızlarının üst düzey komutanlarının çoğunun ölümüne ve hatta Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın hayatının tehlikeye girmesine yol açan İran’ın korkunç istihbarat ve askeri açığı sonrasında, Venezuela modelinin İran'da da uygulanması oldukça cazip bir seçenek gibi görünüyor.

Şarku’l Avsat’ıın Al Majalla’dan aktardığı analize göre son Şah Muhammed Rıza'nın oğlu Rıza Pehlevi'ye alternatif bir otorite kurma konusunda aşırı güven duyulması, muhtemelen 2009'daki “Yeşil Hareket”in arkasındaki iç muhalif figürlerin, yaşanan olaylar hakkında net bir tavır almadıkları bir dönemde alternatif bir seçenek sunma ihtiyacından kaynaklanıyor. İç muhalefetin net bir tavır almamasının arkasında ise devirmeyi hedefledikleri rejimle olan bağlantıları yatıyor. Dolayısıyla bu noktada, İranlıların çoğunluğunun mevcut rejimi ne pahasına olursa olsun devirmeye mi meyilli olduğu, yoksa 2022'de başörtüsü ve bireysel özgürlüklere getirilen kısıtlamalar sebebiyle patlak veren “Kadın, Özgürlük, Yaşam” gösterilerinden sonra olduğu gibi, şartlı uzlaşmalara varmayı ve tavizler koparmayı mı desteklediği konusunda önemli sorular beliriyor.

Şüphesiz ki, Tahran'daki yetkililer, İran’a karşı eski müttefikleri Beşşar Esed'e ve Lübnan'daki Hizbullah'a davrandıkları gibi davranacak olan Çin veya Rusya'dan herhangi bir destek veya arka çıkma beklemiyorlar.

Trump'ın İran ile ticaret yapanlara gümrük tarifesi uygulama hamlesi ve protestocuların mevcut ivmede öldürülmeye devam edilmesi halinde Tahran'a saldırmak için “çok güçlü planlar” geliştirmeye yönelmesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin Dini Lider Ali Hamaney ve rejimini devirmek için mevcut fırsatı kaçırmak istemediğini gösteriyor. Ancak bu, hem modern dünyada hem de antik dünyada muazzam öneme sahip jeostratejik bir kavşakta yer alan, 1,6 milyon kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip ve nüfusu 90 milyondan fazla olan İran için makul bir resim çizmek için yeterli değil.