Burkina Faso: Hava operasyonu sonucu onlarca terörist etkisiz hale getirildi

Burkina Faso yönetimi teröristlerin büyük bir saldırıya hazırlandıklarını ve sivil bir gıda kamyonunun kontrolünü ele geçirdiklerini açıkladı

14 Ekim 2022 tarihinde, Burkina Faso'daki son darbenin lideri İbrahim Traore’ye bağlı güçler Vagadugu’dayken (AP)
14 Ekim 2022 tarihinde, Burkina Faso'daki son darbenin lideri İbrahim Traore’ye bağlı güçler Vagadugu’dayken (AP)
TT

Burkina Faso: Hava operasyonu sonucu onlarca terörist etkisiz hale getirildi

14 Ekim 2022 tarihinde, Burkina Faso'daki son darbenin lideri İbrahim Traore’ye bağlı güçler Vagadugu’dayken (AP)
14 Ekim 2022 tarihinde, Burkina Faso'daki son darbenin lideri İbrahim Traore’ye bağlı güçler Vagadugu’dayken (AP)

Burkina Faso ordusu, pazar günü (19 Kasım’da) ülkenin çeşitli cephelerinde gerçekleştirdiği askeri operasyonlarda onlarca teröristi etkisiz hale getirdiğini, teröristlerin çoğunun, Sahel’in en tehlikeli bölgesi olan ve El Kaide ve DEAŞ ile bağlantılı grupların aktif olduğu Nijer ve Mali sınırlarına yakınında tespit edildiğini açıkladı.

Burkina Faso’daki resmi haber ajansı da dahil olmak üzere yerel basın ajansları, ordu içindeki askeri kaynaklardan, söz konusu askeri operasyon sayesinde, Nijer’den Burkina Faso topraklarına giren terörist grupların planladığı büyük çaplı bir terör saldırısının engellendiğini aktardı.

Resmi haber ajansı, birçok komşu ülkeyi içeren Sahel bölgesini değil, Burkina Faso’nun kuzeydoğusunda bulunan Sahel Valiliğinikastederek, ‘Silahlı terör örgütleri cuma gününden bu yana Sahel bölgesindeki muharip güçlere ve bölge sakinlerine yönelik kanlı bir saldırı planlıyordu’ ifadelerine yer verdi. Ajansa göre, silahlı kuvvetler teröristlerin hareketlerini hava yoluyla izlemeye başladı ve cumartesi sabahı, Kotoko’nun kuzeyine (Sahel Valiliği’nde) ikmal yapmak üzere yola çıktıkları sırada onları durdurarak etkisiz hale getirdi.

Öte yandan ordu, motosikletlerle hareket eden yaklaşık 40 teröristi de tespit etti. Bu teröristler aynı ildeki Nasumbu bölgesine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Kiribuli’deki bir gruba katılmak için bekliyordu.

Cumartesiyi pazara bağlayan gece üçüncü bir terörist grup, Nijer, Burkina Faso ve Mali arasındaki üçlü sınır bölgesinden diğer terörist gruplara katılmak üzere küçük bir kamyon ile Burkina Faso topraklarına girdi. Askeri kaynaklar, ‘geçtiğimiz saatlerde Sahel bölgesinde hareket eden tüm bu terör gruplarının etkisiz hale getirildiğini, operasyonların devam ettiğini’ belirtti.

Öte yandan Burkina Faso ordusu, gıda malzemesi taşıyan sivil bir kamyonu ele geçirmeye çalışan terör grubuna hava saldırısı düzenlediğini, onlarca teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

Yerel medyaya konuşan askeri bir kaynak “Gıda yüklü bir kamyonun şoförü cumartesi akşamı güvenlik talimatlarını göz ardı ederek ülkenin doğusundaki Mani yakınlarındaki bir bölgeye tek başına gitti” diye anlattı. Aynı kaynak “Güvenlik yetkililerine haber verilmesinin ardından Hava Kuvvetlerine ait bir uçak, kamyonu aramak için harekete geçti ve kamyon, Pazar sabahı Mani kentinin 15 kilometre uzağında tamamı etkisiz hale getirilen bir grup teröristin elinde bulundu” ifadelerini de yer verdi.

Yerel medyada belirtilen geçici bilançoya göre, Mani yakınlarındaki bombardımanda öldürülen teröristlerin sayısı onlu rakamları aştı. Bir yiyecek kamyonunun yanı sıra çok sayıda silah, lojistik ekipman ve motosiklete de el konuldu. Burkina Faso Hükümet Sözcüsü Rimtalba Ouedraogo, hükümetin terörizme karşı yürüttüğü savaşın ‘önümüzdeki aylarda azalacağını’ söyledi. Ordunun birçok cephede elde ettiği başarılara dikkat çekti. Burkina Faso ordusu daha önce Mali ile ortak operasyon kapsamında ülkenin kuzeyindeki 100’e yakın teröristi etkisiz hale getirmeyi başardığını açıklamıştı.

Mali gibi Burkina Faso da artan şiddet olgusu ile karşı karşıya kalıyor aynı zamanda iki ülke de Kasım ayı başlarında Boucle du Mouhoun bölgesinde yüzlerce teröristin saldırılarına maruz kaldı.



İsrail savaş uçakları Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah altyapısını vurdu

İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı yıkımdan (AFP)
İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı yıkımdan (AFP)
TT

İsrail savaş uçakları Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah altyapısını vurdu

İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı yıkımdan (AFP)
İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı yıkımdan (AFP)

İsrail Hava Kuvvetleri dün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların daha da yoğunlaşabileceği endişesiyle, savaş uçaklarının Lübnan'ın doğusundaki Baalbek'in kuzeyinde Hizbullah'a ait bir altyapıyı vurduğunu duyurdu.

İsrail Hava Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, “Bu akşam erken saatlerde İsrail savaş uçakları Baalbek'in kuzeyinde, terör örgütünün hava savunma sistemi tarafından kullanılan önemli bir Hizbullah altyapısını vurdu” denildi.

İsrail ordusu dün erken saatlerde, İsrail’in kuzeyinde Hizbullah tarafından üstlenilen ve bir askeri komuta merkezini hedef aldığını söylediği roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırısında, altısı ağır olmak üzere 14 askerinin yaralandığını duyurdu.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Son saatlerde, Lübnan topraklarından İsrail'in kuzeyindeki Arab el-Aramşe köyüne doğru sınırı geçen bir dizi tanksavar füzesi ve İHA tespit edildi. Altı asker ağır yaralanırken, iki asker orta derecede yaralandı ve geri kalan yaralanmalar hafif olarak tanımlandı.”

Hizbullah dün, salı günü Lübnan'ın güneyindeki iki kasabayı hedef alan İsrail saldırılarında üç savaşçısının öldürülmesine ‘yanıt olarak’ İsrail'in kuzeyindeki bir askeri karargâhı roket ve İHA’larla bombaladığını duyurdu. İsrail Celile Tıp Merkezi saldırıda 18 kişinin yaralandığını bildirdi.


Ateşkes görüşmeleri ‘tıkanırken’ İsrail Refah'ı işgale hazırlanıyor

Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, BM Güvenlik Konseyi’nin Nisan ayındaki Dönem Başkanı Maltalı delege Vanessa Frazier ile el sıkışıyor. (BM)
Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, BM Güvenlik Konseyi’nin Nisan ayındaki Dönem Başkanı Maltalı delege Vanessa Frazier ile el sıkışıyor. (BM)
TT

Ateşkes görüşmeleri ‘tıkanırken’ İsrail Refah'ı işgale hazırlanıyor

Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, BM Güvenlik Konseyi’nin Nisan ayındaki Dönem Başkanı Maltalı delege Vanessa Frazier ile el sıkışıyor. (BM)
Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, BM Güvenlik Konseyi’nin Nisan ayındaki Dönem Başkanı Maltalı delege Vanessa Frazier ile el sıkışıyor. (BM)

İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes görüşmelerinin ‘tıkandığı’ iddialarının ortasında İsrail ordusu, Mısır sınırındaki Refah'a yönelecek daha geniş bir planın parçası olarak, Gazze'nin orta kesimindeki saldırılarını genişletti.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin merkezindeki en-Nuseyrat Mülteci Kampı’ndan Deyr el-Balah'a kadar olan bölgede yedi gün süren kara operasyonunu derinleştirirken, kuzeydeki Beyt Hanun'dan da çekildi.

Gazze Şeridi'nin merkezine yönelik yoğunlaştırılmış saldırıdan önce Refah kentine bir saldırı düzenlenmesi beklenirken, İsrail ordusu saldırı hazırlığı için alarm seviyesini yükseltti. İsrail medyası ana operasyon fikrinin Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından onaylandığını ve Savaş Kabinesi'ne sunulduğunu doğruladı.

Diğer yandan Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a Gazze'deki ateşkes görüşmelerinin ‘çökmediğini, ancak son boşluklar ve gelişmeler nedeniyle neredeyse askıya alındığını’ bildirdi. Bu açıklama, Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'nin ateşkes ve esirlerin serbest bırakılması görüşmelerinin hassas bir aşamada olduğunu ve bazı engellerle karşılaştıklarını söylediği esnada geldi. Al Sani, “Engelleri aşmak için mümkün olduğunca çok girişimde bulunuluyor” dedi.

Bu arada ABD, Filistin'e Birleşmiş Milletler'de (BM) tam üyelik verilmesine şiddetle karşı olduğunu yineleyerek, Cezayir'in BM Güvenlik Konseyi'nde bu adımın oylanması talebinde sonuna kadar gitmesi halinde, bugün (Perşembe) ya da yarın (Cuma) vetoya başvurabileceğini ima etti. İngiltere'nin çekimser kalmasıyla birlikte, en az 11 ülkenin karar lehinde oy kullanması beklenen BM Güvenlik Konseyi'nde çoğunluk onaya meyilli görünüyor. Japonya ve Güney Kore'nin tutumu ise belirsizliğini koruyor.


İran, İsrail'in misilleme yapması korkusuyla Hizbullah ve DMO komutanlarını Suriye'den tahliye ediyor

 Suriye'deki İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) mensupları (arşiv)
Suriye'deki İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) mensupları (arşiv)
TT

İran, İsrail'in misilleme yapması korkusuyla Hizbullah ve DMO komutanlarını Suriye'den tahliye ediyor

 Suriye'deki İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) mensupları (arşiv)
Suriye'deki İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) mensupları (arşiv)

İsrail'e düzenlediği füze saldırısının ardından İsrail'in kendi topraklarına ve vekil güçlerine yönelik olası misillemesine karşı hazırlık yapıyor.

İsrail gazetesi The Jerusalem Post’ta bugün (Perşembe) yer alan bir haberde, İran'ın üst düzey Hizbullah ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanlarını Suriye'den tahliye ettiği iddia edildi.

Bu gelişme, Tahran'ın hafta sonu İsrail topraklarına yönelik roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından, ABD ve Avrupa'nın İsrail'e gerilimin daha da artmasını önleyecek şekilde karşılık vermesi için baskı yaptığı bir dönemde gerçekleşti. İranlı yetkililere dayandırılan haberlerde, İran'ın hava kuvvetlerini olası saldırılar için hazırladığı ve donanmasının Kızıldeniz'deki İran ticaret gemilerine eşlik etmeye başladığı belirtildi.

Suriyeli ve İranlı yetkililere göre Tahran, Suriye'de DMO'nun yoğun olarak bulunduğu yerlerdeki personelini tahliye etmeye başladı.

Wall Street Journal'ın Suriyeli güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberine göre İran, orta düzey DMO ve Hizbullah subaylarını Suriye'deki asıl mevkilerinden çeşitli yerlere taşıyor.

Hizbullah, İran'ın hafta sonu İsrail'e yönelik saldırısı sırasında, İsrail'in kendi mevzilerini hedef alan olası bir misillemesine karşı yüksek alarm durumuna geçmişti. Ancak Hizbullah, İran'ın İsrail'e saldırısına karşılık olarak İsrail'in kendisini vurma ihtimalinin düşük olduğunu düşünerek tehdit seviyesini düşürdü. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İran bunun yerine Hizbullah'a, İsrail'in DMO üslerini, depolarını ve Hizbullah mevzilerini hedef alabileceği Suriye'de tedbirler almasını tavsiye etti.

İsrail ise İran'ın saldırısına karşılık vereceğini doğruladı ancak bunun ‘nasıl olacağının kararlaştırılmadığını’ belirtti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, karşı saldırı fikrine değinerek “İsrail'in kendini savunma hakkı var” ifadelerini kullandı.


Füzeler ve İHA’lar çağında iki tehlikeli oyuncu: İsrail ve İran

İsrail ordu sözcüsü ve bazı askerler İran balistik füzesinin yanında (AFP)
İsrail ordu sözcüsü ve bazı askerler İran balistik füzesinin yanında (AFP)
TT

Füzeler ve İHA’lar çağında iki tehlikeli oyuncu: İsrail ve İran

İsrail ordu sözcüsü ve bazı askerler İran balistik füzesinin yanında (AFP)
İsrail ordu sözcüsü ve bazı askerler İran balistik füzesinin yanında (AFP)

Refik Huri

Ortadoğu'da hiç kimse başarısız olduğunu, kaybettiğini veya yanlış değerlendirmede bulunduğunu kabul etmez. Herkes muhteşem ve mahirdir, muzafferdir ve herkesin kendi zafer yorumu vardır. Ancak gerçekler doğrudan ölçüdür ve zaman nihai yargıçtır. Dolayısıyla İran'ın İsrail'e saldırısı yalnızca İsrail'in İran toprağı olan Şam'daki konsolosluğunu vurmasına, Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü’nün bir grup lider ve kurmayının öldürülmesine yanıt verme hakkının kullanılması değildir. Aynı şekilde alışılagelmiş abartılı söylemlere göre başlı başına yeni Ortadoğu'ya giden yolda bir durak da değildir.

Bu, kesinlikle Tahran'ın "stratejik sabır" aşamasından "caydırıcılık" aşamasına geçiş anlamına geldiğini kendisine telkin ettiği stratejik bir değişimdir. Buna yanıt da bir “bölgesel savunma sistemi”nin ortaya çıkışına odaklanan ve bir tür bölgesel-uluslararası ittifaka atıfta bulunan stratejik bir değişim oldu. Çünkü İran, Romalılar döneminde kullanılan ve geri dönülemez kararı simgeleyen bir deyim haline gelen “Rubicon Nehri'ni geçti.” İsrail ile doğrudan çatışmaya girme konusunda ihtiyatlı olup, vekiller aracılığıyla çatışmak ile yetinmekten vazgeçti.

Netanyahu, İran’ın kendi topraklarından İbrani devletine misillemede bulunmasını sağlayıp, ABD'nin dahil olacağı ve böylece İsrail'in de rahatlayacağı geniş çaplı bir savaşa yol açmayı umarak, Mollalar Cumhuriyetini kışkırtma ve kendisine meydan okumada çok ileri gitti. Ancak Biden yönetimi onun sıcak başına soğuk su döktü.

Buna rağmen ve İsrail’in tehlikeli bir açığının ortaya çıkmasına karşılık Netanyahu üç kazanım elde etti. Birincisi, Gazze savaşındaki vahşeti nedeniyle destek kaybeden İsrail'e yönelik Batılı ve uluslararası sempatiyi geri kazandı. İkincisi, ABD, İngiltere ve Fransa İran saldırısını püskürtmek için hemen harekete geçtiler ve böylece İsrail'i ortadan kaldırmayı düşünen herhangi bir kuvvet için gökte bir "kırmızı çizgi" çizdiler. Üçüncüsü, İsrail geniş çaplı bir füze ve İHA saldırısı dalgasına aynı anda karşı koymaya hazır olduğunu gösterdi. Buna karşılık ödenen yüksek bedel ise İsrail'in kendisini koruyacak birine ihtiyaç duyduğunun ortaya çıkmasıdır.

İran’a gelince, İsrail'e doğrudan saldırmak konusunda tedbirli olma eşiğini aştı. Ayrıca füze ve İHA’larını sahada test etti. Bunun karşılığında ödediği bede ise İsrail'in bir füze saldırısına maruz kalma korkusunun sona ermesi, İran’ın Dini Lider'in bir emri ile İsrail'i dakikalar içinde ortadan kaldırma gücü ile ilgili söylem ve abartıların sonunun gelmesi.

Ancak Ortadoğu kimsenin istemediği geniş çaplı bir savaşın eşiğine geldi. Misilleme ve karşı misillemelerin sonsuz tekrarıyla bu savaşın içine kaymasını durdurmak kolay değil. Buradaki iki tehlikeli oyuncu: İsrail ve İran'dır. Tahran benzeri görülmemiş bir şey yaptı; Devrim Muhafızları'na bağlı, misyonu İran Cumhuriyetini korumak ve Yemen, Irak, Suriye, Lübnan ile diğer ülkelerdeki bölgesel projesinin başarısı için çalışmak olan ideolojik milis gruplar kurdu. Misyonun başlığı da İsrail'e karşı “direniş ekseni” idi. Bunun ardından savaşa doğrudan katılım geldi.

İran'ın füze ve İHA operasyonunun sadece meşru müdafaa olduğunu, başka hiçbir şeyin “gündemde” olmadığını ifade eden söylemini kabul etmek zor. Zira kibirli aşırılık yanlıları tarafından yönetilen tehlikeli bir Siyonist oluşumla oynanan bu tür tehlikeli oyunların sonu yoktur.

Bundan daha önemlisi, füze ve İHA çağının stratejik dengelerde ve hesaplamalarda köklü bir değişimi beraberinde getirmesidir. Bugün kimsenin yerinden kıpırdamadan, sadece tuşlara basarak yürütebileceği savaşların içindeyiz. Yemen'deki Husi milislerinin bile Amerikan ve Avrupalı filoların varlığına rağmen, Kızıldeniz'deki uluslararası seyrüseferi aksatmasına, Iraklı milislerin Amerikan üslerini hedef almasına olanak tanıyan da budur.

Bu İran'ın, bazıları 2 bin kilometre menzilli füze ve İHA’lardan oluşan bir cephanelik inşa etmek için çok fazla para ve çaba harcadığı bir dönem. Ondan önce, daha önceki bir dönemde doğan İsrail, savaşlarla bölgeye hâkim olmuştu ama bugün yeni bir çağda, yeni bir oyuncuyla karşı karşıya. Bu nedenle artık ABD’nin korumasına ihtiyaç duyuyor. Aynı İsrail geçmişte, hareket özgürlüğünü kaybetmemek ve istediği zaman savaş ilan etmek için ABD ile savunma anlaşması yapmayı reddediyordu.

Olaylar gelişiyor ve hızla ilerliyor. İsrail hava saldırısına yanıt olan İran saldırısının sadece ilk okuması üzerinde durmak bir hatadır. Hızlı kararlarda birden fazla okuma yapmak gerekir.


İran, Washington'a İsrail ile gerilimi artırmak istemediği konusunda güvence verdi

 İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (Reuters)
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (Reuters)
TT

İran, Washington'a İsrail ile gerilimi artırmak istemediği konusunda güvence verdi

 İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (Reuters)
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan bugün (perşembe) yaptığı açıklamada ABD'ye, İran'ın İsrail ile Ortadoğu'da gerilimi artırmak istemediğini yineleyen birkaç mesaj gönderdiğini söyledi.

Abdullahiyan dün (çarşamba) Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi toplantısına katılmak üzere New York'a vardığında yaptığı açıklamada, “Bölgede gerilimi arttırabilecek olan şey Siyonist rejimin davranışlarıdır” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre İsrail dün yaptığı açıklamada, cumartesi gecesi İran'ın insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle gerçekleştirdiği saldırının ardından İran'a karşı kendini koruma hakkını saklı tuttuğunu söyledi.

Abdullahiyan, özellikle Tahran'daki İsviçre Büyükelçiliği (ABD ile İran arasında diplomatik ilişkiler bulunmadığından İran'daki ABD çıkarlarını İsviçre temsil ediyor.) aracılığıyla ABD'ye operasyondan önce ve sonra mesajlar gönderildiğini vurguladı.

Abdullahiyan, “İsrail'in 1 Nisan'da Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırının ardından İsrail rejimine karşılık verme kararının nihai olduğunu ABD’lilere açıkça bildirdik. Bu mesajlarda ABD'ye bölgedeki gerilimi arttırmak istemediğimizi açıkça belirtmeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Abdullahiyan’ın New York'ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve diğer dışişleri bakanlarıyla BM Güvenlik Konseyi toplantısı çerçevesinde bir araya gelerek Filistin Yönetimi'nin BM’ye tam üyelik talebini görüşmesi bekleniyor.


Axios: Abbas, Filistin'in BM'ye tam üyeliği için yapılacak oylamadan geri adım atmayı reddediyor

BM Güvenlik Konseyi'nin bugün Filistin'e BM'de tam üyelik hakkı tanıyacak bir karar tasarısını oylaması bekleniyor. (Reuters)
BM Güvenlik Konseyi'nin bugün Filistin'e BM'de tam üyelik hakkı tanıyacak bir karar tasarısını oylaması bekleniyor. (Reuters)
TT

Axios: Abbas, Filistin'in BM'ye tam üyeliği için yapılacak oylamadan geri adım atmayı reddediyor

BM Güvenlik Konseyi'nin bugün Filistin'e BM'de tam üyelik hakkı tanıyacak bir karar tasarısını oylaması bekleniyor. (Reuters)
BM Güvenlik Konseyi'nin bugün Filistin'e BM'de tam üyelik hakkı tanıyacak bir karar tasarısını oylaması bekleniyor. (Reuters)

Axios haber sitesinin Filistinli, Amerikalı ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Filistin'e Birleşmiş Milletler'de (BM) tam üyelik verilmesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi oylamasına gidilmemesi yönündeki talebini reddetti.

Site, Biden yönetiminin Filistin’in BM Güvenlik Konseyi'nde tam üyelik kararını geçirmek için yeterli oyu almasını engellemeye çalıştığını ve böylece veto etmek zorunda kalmamak istediğini bildirdi.

BM Güvenlik Konseyi'nin bugün (Perşembe) ilerleyen saatlerde Filistin'e BM'deki mevcut gözlemci statüsü yerine tam üyelik hakkı tanıyacak bir karar tasarısını oylaması bekleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre Filistin Yönetimi ile ABD arasında son üç yıldır gerilim giderek artıyor. Abbas, ABD yönetiminin Filistin-İsrail çatışmasında iki devletli bir çözüm için bastırmadığına inanıyor.

İsmi açıklanmayan İsrailli bir yetkiliye atıfta bulunan Axios, Filistin’in aralarında Rusya, Çin ve Cezayir'in de bulunduğu sekiz BM Güvenlik Konseyi üyesinin desteğine sahip olduğunu ve kararı geçirmek için dokuz oya ihtiyaç duyduğunu belirtti.

İsrailli yetkili, İngiltere'nin Filistin'in BM üyeliğini öngören karar tasarısına çekimser oy vermesini beklerken, ABD ve İsrail'in Fransa, İsviçre, Japonya, Güney Kore ve Ekvador'a Filistinlileri yeterli çoğunluktan mahrum bırakmak için karar tasarısına karşı oy kullanmaları ya da çekimser kalmaları yönünde baskı yaptığını da sözlerine ekledi.

BM'deki Arap Grubu dün (çarşamba), BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkelere Filistin'in tam üyelik başvurusunu engellememeleri çağrısında bulunarak konseyin ‘uluslararası toplumun çağrısına kulak vermesini’ ve gecikmeksizin söz konusu kararı onaylamasını istedi.

Arap Grubu yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi'nin Filistin'in üyeliğini kabul etmemesi halinde, BM tüzüğü ve uluslararası hukuk ilkelerini uygulama sorumluluğundan kaçmış olacağını vurguladı.


İsrail Gazze’deki tüp bebek merkezini vurdu: 5 bin embriyo yok oldu

Çocuk sahibi olmak için tedavi masraflarını mücevherlerini ve mallarını satarak ödeyen çiftler vardı (Reuters)
Çocuk sahibi olmak için tedavi masraflarını mücevherlerini ve mallarını satarak ödeyen çiftler vardı (Reuters)
TT

İsrail Gazze’deki tüp bebek merkezini vurdu: 5 bin embriyo yok oldu

Çocuk sahibi olmak için tedavi masraflarını mücevherlerini ve mallarını satarak ödeyen çiftler vardı (Reuters)
Çocuk sahibi olmak için tedavi masraflarını mücevherlerini ve mallarını satarak ödeyen çiftler vardı (Reuters)

Kapakları açık haldeki sıvı nitrojen tanklarından birinin dibinde, yok edilen embriyoların olduğu küçük ve renkli cam tüplerle dolu bir sepet vardı.

İsrail, 2023 aralığında Gazze Şeridi’nin en büyük embriyo merkezi olan Al Basma IVF isimli doğum merkezini vurduğunda, şiddetli patlama sonucu embriyo ünitesinin bir köşesinde bulunan ve sıvı nitrojen içeren beş tankın kapakları yerinden söküldü.

Nitrojenin buharlaşmasıyla dolapların içindeki sıcaklık arttı ve 4 binden fazla embriyo ile henüz döllenmemiş bin sperm ve yumurta örneği yok oldu.

Tek seferlik bir patlamaydı, ancak çok büyük bir tahribata yok açtı. İsrail'in yaklaşık 2,3 milyon insanın yaşadığı Gazze Şeridi'ne yönelik altı ayı aşkın bir süredir devam eden askeri operasyonunun görünmeyen bedellerinden sadece biriydi.

5 bin can

Nitrojen tanklarındaki bu embriyolar, çocuk sahibi olmakta sorun yaşayan yüzlerce Filistinli çiftin son umuduydu.

Cambridge mezunu jinekolog ve kadın doğum uzmanı Bahaddin Galayini (73), Al Basma Tüp Bebek Merkezi’ni 1997 yılında kurmuştu. Dr. Galayini, kurucusu olduğu Al Basma Tüp Bebek Merkezi’ni vurulmasıyla ilgili olarak “Bu 5 bin canın ne anlama geldiğini ve ebeveynleri için geçmişte ve gelecekte ne demek olduklarını çok iyi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

5th5y
Tek seferlik bir patlamaydı, ancak çok büyük bir tahribata yok açtı ve savaşın görünmeyen bedellerinden sadece biriydi (Reuters)

Merkeze başvuran çiftlerin en az yarısının, artık döllenebilir sperm ya da yumurta üretmeyecek durumda olmalarından dolayı çocuk sahibi olmak için başka bir şansları olmayacağını vurgulayan Dr. Galayini, “Kalbim milyonlarca parçaya bölündü” dedi.

İsrail ordusunun basın ofisi dün Reuters'ın olayla ilgili sorusu üzerine haberlerin araştırıldığı yanıtını verdi.

Tel Aviv, Gazze’de sivil altyapıyı kasıtlı olarak hedef aldığı iddialarını reddederken Gazze’deki tıbbi tesislerde Hamas üyelerini faaliyet gösterdiğini iddia ediyor.

Dayanılmaz

Saba Caferavi için üç yıl süren tüp bebek tedavisi aynı zamanda zorlu bir psikolojik sınavdı. Yumurtalıklarından örnek alma süreci acı vericiydi ve hormon iğnelerinin güçlü yan etkileri olmuştu. İki kez tekrarlanan başarısız gebe kalma girişiminin neden olduğu keder ise dayanılmazdı.

Saba (32) ve eşi, doğal yollardan çocuk sahibi olamadıkları için Gazze Şeridi'nde yaygın olarak başvurulan tüp bebek tedavisini denemeye karar verdiler.

Filistin Merkezi İstatistik Bürosu'nun (PCBS) verilerine göre Gazze'de genellikle büyük aileler bulunuyor ve nüfusun neredeyse yarısını 18 yaşın altındakiler oluşturuyor. Aynı veriler, Gazze’deki doğurganlık oranının kadın başına 3,38 gibi yüksek bir seviyede olduğunu gösterirken, İngiltere'de bu oran 1,63’tür.

Gazze Şeridi'ndeki yoksulluğa ve tüm imkansızlıklara rağmen gebe kalmakta zorlanan çiftlerin tüp bebek tedavisine başvurduklarını söyleyen Dr. Galayini, çiftlerin çocuk sahibi olabilmek için televizyon gibi ev eşyalarını ya da mücevherlerini satarak tedavi masraflarını karşıladıklarını belirtti.

Gazze Şeridi'nde en az dokuz klinikte, tüp bebek (IVF) tedavisi uygulanıyor. Kadından alınan yumurtalar ve erkekten alınan spermler bu merkezlerde döllendirilerek kadınların doğuma uygun hale gelecekleri zamana kadar donduruluyorlar. Gazze'deki dondurulmuş embriyoların çoğu Al Basma Tip Bebek Merkezi'nde saklanıyordu.

Sevincim kursağımda kaldı

Geçtiğimiz yıl eylül ayında ilk başarılı tüp bebek denemesinde gebeliği başlayan Saba, “7 Ekim saldırısında duyduğum haberlere inanamadım” dedi.

Hamas, Saba’nın ilk ultrasonundan iki gün önce İsrail’e karşı Aksa Tufanı Operasyonu’nu gerçekleştirdi ve İsrail istatistiklerine göre saldırı sonucunda bin 200 kişi öldü, 253 kişi rehin alındı.

Hamas'ı yok etmeye ant içen İsrail'in Gazze'ye başlattığı geniş çaplı saldırıda ise Gazze'deki sağlık yetkililerine göre 33 binden fazla Filistinli öldürüldü.

Saba endişeliydi ve hamileliğine ve bebeğine bir şey olmasından korkuyordu.

sdergth
İsrail ordusunun basın ofisi olayla ilgili soruya haberlerin araştırıldığı yanıtını verdi (Reuters)

Saba, ultrasona giremezken Dr. Galayini, Saba için beş embriyonun daha saklandığı kliniğini kapatmak zorunda kaldı.

İsrail saldırıları yoğunlaştıkça, merkezdeki uzmanlardan Muhammed Acur, bu beş embriyonun saklandığı tanktaki sıvı nitrojen seviyeleri konusunda endişelenmeye başladı. Her bir tanktaki sıcaklığı eksi 180 santigrat derecenin altında tutmak için tankların her ay yeniden nitrojenle doldurulması gerekiyor. Bununla birlikte tanklar elektriksiz çalışıyor.

Dinlenmesi gerekiyordu, ama..

Fakat savaşın patlak vermesinin ardından Acur, sadece bir parti sıvı nitrojen satın alabildi. Çünkü İsrail, Gazze'ye sağlanan elektriği ve giren yakıtı kesti. Tedarikçilerin çoğu iflas etti.

İsrail tankları geçtiğimiz ekim ayı sonlarında Gazze'ye girdiğinde, askerler tüp bebek merkezinin çevresindeki sokakları kapattı. Bu yüzden Acur, embriyoların saklandığı tankları incelemeye gitmesi tehlikeli bir hal aldı.

fergth
Çocuk sahibi olmakta zorlanan çiftler, Gazze’deki yoksulluğa ve imkansızlıklara rağmen tüp bebek tedavisine başvuruyorlar (Reuters)

Saba son derece hassas olan gebeliğini koruyabilmek için dinlenmesi gerektiğini biliyordu ama güvenli hiçbir yer yoktu. Bir binanın altıncı katında olan evine çıkmak için merdivenleri kullanması gerekiyordu, çünkü elektrik kesintisi nedeniyle asansör çalışmıyordu. Yandaki binayı yerle bir eden bir bombanın patlaması sonucu dairesinin camlarını kırılan Saba, yiyecek ve su bulmakta da zorlanıyordu.

Saba’nın dinlenmesi gerekiyordu, ama o kadar endişeli ve korkmuş hissediyordu ki bebeğini kaybedeceğine dair belirtiler görülmeye başladı.

Eşiyle birlikte evlerini terk edip güneye, Han Yunus’a gitmek zorunda kalan Saba'nın küçük bir kanama geçirdi, fakat korkulan olmadı.

Ardından eşiyle birlikte 12 Kasım'da Mısır'a geçen Saba, başkent Kahire'deki bir tıp merkezinde ultrasona girdi. Çift burada ikiz bebekleri olacağını öğrendi. Ancak birkaç gün sonra Saba, sancılandı. Ardından kanaması olan Saba, karnında ani bir kayma hissiyle hastaneye gitti. Ne yazık ki düşük çoktan başlamıştı. Saba, “Şu an bile hastanedeki çığlıklarımın ve ağlamalarımın sesi kulaklarımda. Bebeklerimin acısı dinmedi” ifadelerini kullandı.

Saba, savaşın tüm hızıyla devam ettiği Gazze’ye dönmek, dondurulmuş embriyolarını almak ve tekrar tüp bebek tedavisini denemek istiyordu, ama artık çok geçti.

Bir İsrail füzesinin hedef aldığı merkezin zemin kattaki embriyo laboratuvarının havaya uçtuğunu söyleyen Dr. Galayini, laboratuvarın kasıtlı olarak hedef alınıp alınmadığı bilinmediğini, ancak merkezdeki tüm embriyoların kaybedildiğini belirterek “Tek bir füzeyle 5 bin cana kıyıldı” dedi.

Bölgeden haber yapan bir Reuters muhabiri, tüp bebek merkezinin halen enkaz halinde ve İsrail saldırısı sonucu tahrip olmuş laboratuvar malzemeleriyle dolu olduğunu, molozlar arasında kapakları açık halde sıvı nitrojen tankları gördüğünü aktardı. Muhabir, tanklardan birinin dibinde, yok edilen embriyoların olduğu küçük ve renkli cam tüplerle dolu bir sepetin olduğunu da sözlerine ekledi.


Estonya Başbakanı İsrail'e yardım konusunda şu soruyu sordu: Batı Ukrayna'yı neden desteklemedi?

Estonya Başbakanı Kaja Kallas (EPA)
Estonya Başbakanı Kaja Kallas (EPA)
TT

Estonya Başbakanı İsrail'e yardım konusunda şu soruyu sordu: Batı Ukrayna'yı neden desteklemedi?

Estonya Başbakanı Kaja Kallas (EPA)
Estonya Başbakanı Kaja Kallas (EPA)

Estonya Başbakanı Kaja Kallas dün (Çarşamba) Avrupa Birliği (AB) liderlerinin katıldığı bir toplantıda, Batılı güçlerin İran'ın insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle gerçekleştirdiği saldırıyı püskürtmek için İsrail'e yardım ederken Ukrayna'ya neden yardım etmediklerini sordu.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre Brüksel'de düzenlenen Avrupalı liderler zirvesinin açılışından önce gazetecilere konuşan Kallas, Ortadoğu'da geçen hafta sonu yaşanan gelişmelerle AB'nin yanı başındaki iki yıllık çatışma arasında bir paralellik kurdu.

Kiev'in savaş çabalarına Avrupa'nın desteğini arttırmak için bir kampanyaya öncülük eden ve Kremlin'in açık sözlü bir eleştirmeni olan Kallas, “İran'ın İsrail'e saldırısını püskürtmek için farklı ülkeler arasındaki iş birliğine baktığımızda, bu daha fazlasını yapabileceğimizi gösteriyor” dedi.

Kallas, “Saldırıları önleyebilmesi için Ukrayna'ya benzer şekilde hava savunması sağlayabiliriz” ifadesini kullandı.

Tahran, 1 Nisan'da Şam'daki konsolosluğuna yapılan saldırıya karşılık olarak İsrail’e 300'den fazla İHA ve füze fırlattı.

İran saldırısı, ABD, İngiltere, Fransa ve Ürdün güçleri tarafından desteklenen İsrail hava savunma sistemleri tarafından engellenmesinin ardından çok sınırlı hasar ve kayıpla sonuçlandı.

Saldırının ardından Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy müttefiklerine İsrail için gösterdikleri ‘birlikteliği’ Ukrayna için de göstermeleri çağrısında bulundu. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba ise Kiev'in hava saldırılarına karşı aynı korumadan yararlanmasını önerdi.

Rus güçlerinin Ukrayna'ya karşı kullandığı İran yapımı Şahid İHA’lara atıfta bulunan Kallas, “İsrail’e fırlatılan İHA’lar, gece gündüz Ukrayna'ya saldıran İHA’ların aynısı. Eğer aynı müttefikler onları İsrail’de yok edebiliyorsa, Ukrayna'da da yok edebilir. Bu, iş birliği yapabileceğimizi ve bunu başarabileceğimizi gösteriyor” ifadelerini kullandı.


İki ayrı başarısızlığa verilen aynı ad “el-Vaat es-Sadık”

İran'ın İsrail'e saldırısını kutlarken bir elinde İran bayrağı diğer elinde maket bir füze tutan bir İranlı (AFP)
İran'ın İsrail'e saldırısını kutlarken bir elinde İran bayrağı diğer elinde maket bir füze tutan bir İranlı (AFP)
TT

İki ayrı başarısızlığa verilen aynı ad “el-Vaat es-Sadık”

İran'ın İsrail'e saldırısını kutlarken bir elinde İran bayrağı diğer elinde maket bir füze tutan bir İranlı (AFP)
İran'ın İsrail'e saldırısını kutlarken bir elinde İran bayrağı diğer elinde maket bir füze tutan bir İranlı (AFP)

Emced İskender

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK), Hizbullah üyelerinin Lübnan'ın güneyindeki Litani Nehri'nin diğer tarafında kalmalarını öngören 1701 sayılı kararıyla sona eren 2006 yılındaki Hizbullah kaynaklı Temmuz Savaşı da ‘el-Vaat es-Sadık’ olarak adlandırılmıştı.

İran tarafından finanse edilen ya da İran rejimine yakınlığıyla bilinen haber ajansları, İsrail basınından seçilmiş yüzlerce makaleyle dolu. Fakat amaç, ufuk açmak ve öğretici olmaktan ziyade, ‘direniş ekseninin’ argümanlarını güçlendirmek ve İsrail'in özellikle askeri, toplumsal ve ekonomik alanlardaki bocalamalarını ve zayıflıklarını ve genel olarak siyasi yapısının kırılganlığını vurgulamaktır. Bu, İncil’de geçen “Ey kötü köle, seni kendi ağzından çıkan sözle yargılayacağım” pasajında gelen bir ‘propaganda’dır.

Ancak bu aynı zamanda direniş eksenine yakın medya kuruluşlarının çoğunun sergilediği bu sistematik tutum, hitap ettikleri kitlelerin zihinlerine saygı duymadıklarının bir göstergesidir. İsrail'de birçok taraf ve bunların kullandıkları dil var. ‘Düşmanı ifşa eden’ bir makalenin alındığı aynı gazetede, o hikayenin ya da olayın diğer tarafını anlatan makaleler ve bilgiler de bulunur. Direniş eksenine yakın haber ajanslarının sayfalarını baştan sona tarasa bile İran'ın 1979 devriminden bu yana kusursuz bir şekilde yürüttüğü ‘muzaffer savaşa’ dair en ufak bir özeleştirinin olduğu tek bir makale dahi bulamayacak olan İsrail basınında yaşanan kriz hafife alınmamalı.

Öte yandan, geçtiğimiz cumartesiyi pazara bağlayan gece İran'ın İsrail’e insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle gerçekleştirdiği saldırı sonrası medya manipülasyonunda alan daralmış olsa da direniş ekseni asla ödün vermiyor. Direniş eksenine yakın medya kuruluşları, İsrail'deki yüzlerce analiz arasında Yedioth Ahronoth'tan seçerek aktardığı haberde “İran'ın İsrail ordusunun hava savunma ve istihbarat alanlarındaki yeteneklerine stratejik olarak zarar vermeyi amaçlayan saldırısı, İran'ın İsrail'in askeri ve sivil olarak zayıflatıldığına ve doğrudan çatışmaya girebilecek kadar askeri olarak güçlendirildiğine ikna olduğunu gösteriyor” ifadeleri yer alıyordu.

Sorun şu ki, direniş ekseninin beyni yıkanmış takipçileri bu İHA’ların ve balistik füzelerin yörüngesini ve akıbetini kendi gözleriyle takip etti. İHA’lar ve füzeler, Necef’te Arap bedevilerinden küçük bir kız çocuğunun ağır yaralanması ve Nevatim Hava Üssü’de küçük çaplı hasara yol açtı. Canlı yayınlanan bu sahne, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ‘el-Vaat es-Sadık Operasyonu’ olarak adlandırılan saldırıyla İran’ın İsrail'i Gazze'de yaptıkları için cezalandırmada ‘başarılı’ olduğunu vurgulamasını engelleyemedi.

BMGK’nın, Hizbullah üyelerinin Lübnan'ın güneyindeki Litani Nehri'nin diğer tarafında kalmalarını öngören 1701 sayılı kararıyla sona eren 2006 yılındaki Hizbullah kaynaklı Temmuz Savaşı da ‘el-Vaat es-Sadık’ olarak adlandırılmıştı. İran’ın bölgedeki vekillerinden biri olan Hizbullah'ın 18 yıl önce kullandığı el-Vaat es-Sadık başlığının tekrarlanmasının sebebi, İranlıların isim bulmakta zorlanmasından değil, İran karşıtlarının iki olayı da yorumlamakta ve bunları birer ‘zafer’ olduğu görüşünü çürütmekte gecikmeyecekleri mesajının verilmesinden kaynaklanıyor.

Ortaya ne kadar çok teori atılırsa atılsın, isimleri benzeyen iki operasyonun başarısızlık konusunda da birbirine benzedikleri gizlenemez. Uluslararası toplum Lübnan cephesinde Hizbullah'ın 2006 yılında İsrail karşısındaki yenilgisinin somut bir sonucu olan 1701 sayılı BMGK kararının uygulanması için baskı yapıyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Temmuz Savaşı'ndan sonra İsrail'in beş askerinin öldürülmesine bu kadar şiddetli bir tepki vermesini beklemediklerini itiraf etmişti. 2006 yılındaki sürprize, bugün İsrail'in tehditleri ve Hizbullah'ın hiçbir sonuç doğurmayan çatışmaları sürdürmede ısrar etmesi halinde ortaya çıkacak yıkıcı sonuçlarıyla ilgili uluslararası uyarılar eşlik ediyor. Eğer İsrail, tehditlerini hayat geçirirse Lübnan cephesinde üçüncü bir ‘el-Vaat es-Sadık’ başlığı mı kullanılacak yoksa yenilgi için yeni bir başlık mı bulunacak?

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.


Endonezya'daki Ruang Yanardağı'nın patlaması nedeniyle bölgeden binlerce kişi tahliye edilecek

Kuzey Sulawesi'deki Citaro'dan görülen Ruang Dağı sıcak lav ve duman püskürtüyor (AFP)
Kuzey Sulawesi'deki Citaro'dan görülen Ruang Dağı sıcak lav ve duman püskürtüyor (AFP)
TT

Endonezya'daki Ruang Yanardağı'nın patlaması nedeniyle bölgeden binlerce kişi tahliye edilecek

Kuzey Sulawesi'deki Citaro'dan görülen Ruang Dağı sıcak lav ve duman püskürtüyor (AFP)
Kuzey Sulawesi'deki Citaro'dan görülen Ruang Dağı sıcak lav ve duman püskürtüyor (AFP)

Endonezya'nın kuzeyinde bulunan Ruang Yanardağı'ndaki volkanik patlama nedeniyle bölgede yaşayan 11 binden fazla kişinin tahliye edilmesi kararlaştırıldı.

Bernama haber ajansına göre, ülkenin kuzeyindeki Ruang Yanardağı'nda volkanik patlama meydana geldi.

Endonezya Ulusal Afet Merkezi (BPBD) Sözcüsü Abdul Muhari, yaptığı açıklamada, patlama nedeniyle bölgeden 11 binden fazla kişinin tahliyesine karar verildiğini, ayrıca 29 Nisan'a kadar "acil durum" ilan edildiğini bildirdi.

Muhari, patlamanın ardından yayılan küllerin çevrede iletişim ağlarının zarar görmesine sebep olduğunu kaydetti.

Endonezya Volkanoloji ve Jeolojik Afet Merkezi, son 24 saatte en az 5 büyük patlama meydana geldiğini belirtti.

Endonezyalı yetkililer, volkan uyarısını da en yüksek seviye olan 5'e çıkardı.

Tsunami uyarısı yapan yetkililer, bölge sakinlerine ve turistlere dikkatli olmaları, yanardağın çevresindeki 6 kilometrelik alana girmekten kaçınmaları tavsiyesinde bulundu.