Moskova Batı ile yüzleşmede ‘yeni bir gelişme’ ile mücadeleye hazırlanıyor

NATO ‘askeri Schengen’ ilan ediyor ve Ukrayna füze savunmasına 7 milyar dolar ayırıyor

ABD Deniz Piyadeleri önceki NATO manevralarına katıldığı sırada (AFP)
ABD Deniz Piyadeleri önceki NATO manevralarına katıldığı sırada (AFP)
TT

Moskova Batı ile yüzleşmede ‘yeni bir gelişme’ ile mücadeleye hazırlanıyor

ABD Deniz Piyadeleri önceki NATO manevralarına katıldığı sırada (AFP)
ABD Deniz Piyadeleri önceki NATO manevralarına katıldığı sırada (AFP)

Kremlin tarafından yapılan açıklamada Batı'yla kötüleşen çatışmanın boyutu ve kalitesinde olası bir artış konusunda uyarıda bulunuldu. NATO'nun "askeri Schengen bölgesi" olarak adlandırdığı bölgeyi kurma planlarına "uygun bir yanıt" verileceği ima edilerek, Rusya'nın hiçbir NATO kuvvetinin sınırlarına yaklaşmasına izin vermeyeceği vurgulandı.

Fotoğraf Altı:  Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Öte yandan Ukrayna, hava savunmasını geliştirmek için büyük bütçeler tahsis ettiğini açıkladı. Kiev'e sağlanan askeri yardımları durduran veya azaltan bazı Avrupa ülkelerine doğrudan yanıt olarak, füze sistemleri satın alma işlemlerini genişletmeyi planladığını duyurdu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov dün (Cuma), NATO'nun ‘Schengen bölgesi’ kapsamındaki askeri kuvvet ve teçhizat hareketliliğini genişletme planlarının, Rusya ile devam eden gerginliği tırmandıran ‘yeni bir gelişme’ olduğunu söyledi.

Fotoğraf Altı: NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Almanya Dışişleri Bakanı ile görüşürken (EPA)
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Almanya Dışişleri Bakanı ile görüşürken (EPA)

Peskov, Rusya sınırına yönelik herhangi bir yaklaşımın mutlaka uygun bir yanıtla karşılanacağını vurguladı. Kremlin Sözcüsü, NATO Müşterek Destek Etkinleştirme Komutanlığı Komutanı Korgeneral Alexander Sollfrank’ın, ittifak için ‘askeri Schengen’ olarak tanımladığı şeye duyulan ihtiyaç hakkındaki açıklamasına ilişkin ise “İttifak, geçtiğimiz aşamada ülkemizi potansiyel düşman olarak sınıflandırıyordu (...) gerçeğinden yola çıkarak, artık onu doğrudan ve açık bir düşman olarak görüyor. Bu, Avrupa'daki gerilimi kasıtlı olarak tırmandırmaktan başka bir şey değil” değerlendirmesinde bulundu. Bu adımın ‘yankıları ve sonuçları’ olacağı konusunda ise uyardı.

Peskov, bunun Batı İttifakının Rusya sınırındaki konuşlanmasını güçlendirmek ve Rusya'ya dayatmaya çalıştığı askeri kordonu sıkılaştırmak için attığı adımlardan biri olduğunu vurguladı.

Kremlin Sözcüsü, "İttifak, askeri altyapısını sürekli olarak Rusya sınırına doğru kaydırıyor ve bu doğal olarak endişelerimizi artırıyor ve güvenliğimizi sağlamak için misilleme tedbirlerinin alınması da dahil olmak üzere spesifik ve net adımlar atılmasına neden oluyor” dedi.

Sollfrank, NATO ülkeleri kuvvetlerinin NATO sınırları içinde serbestçe hareket etmesine olanak tanıyan ve kendi deyimiyle ‘askeri Schengen’in etkinleştirilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca "NATO'nun kolektif savunma anlaşmasının beşinci maddesini etkinleştirmek gerekirse, olası bir askeri operasyonun sahnesini önceden hazırlamak önemlidir" ifadelerini kullandı.

Fotoğraf Altı:  Kiev'deki Ukrayna askerleri (AFP)
Kiev'deki Ukrayna askerleri (AFP)

Öte yandan Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun, ülkesinin Ukrayna'ya herhangi bir askeri yardım sağlamayacağına dair teyidi, Avrupa'nın Ukrayna'yı silahlandırma konusundaki görüş farklılığının arttığını gösteren yeni bir işaret oldu. Daha önce Macaristan ve Sırbistan, Kiev'e herhangi bir askeri destekte bulunmayacaklarını açıklamıştı. Ukrayna'nın Avrupa'daki müttefiki olan Polonya ise gıda ihracatı konusunda Kiev ile yaşanan anlaşmazlık nedeniyle yardımları durdurmakla tehdit etti.

Hollanda, son seçimlerde Rusya yanlısı aşırı sağcı akımın kazanmasının ardından, doğrudan askeri destek koalisyonundan çekilmeye hazırlanan ülkeler arasına katıldı. Fico, dün yaptığı açıklamada, "Ülkemiz Ukrayna'nın bağımsızlığını destekliyor, ancak ona silah sağlamayacak ve Rusya ile müzakerelere çağrıda bulunuyor" dedi.

Çekya Senato Başkanı Milos Vystrcil dün Prag'da Fico ile yaptığı görüşmenin ardından, Fico'nun kendisini Slovakya'nın Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını destekleme konusundaki kararlılığı hakkında bilgilendirdiğini söyledi. Ancak aynı zamanda ‘Slovakya'nın şu anda Ukrayna'ya silah sağlamayacağını’ vurguladığını ve acil barış görüşmeleri yapılması çağrısında bulunduğunu ifade etti.

Vystrcil, "Bu konudaki (Çek ve Slovak) pozisyonlarımızın çok farklı olduğu ortaya çıktı" dedi. Slovakya, Ukrayna ihtilafına ilişkin farklı bir pozisyon alsa da Çekya-Slovakya ilişkilerini genişletmeye devam etmeleri gerektiğine dikkat çekti.

Fotoğraf Altı:  Polonyalı sınır muhafızları Belarus sınırındaki çitlerde devriye geziyor (AP)
Polonyalı sınır muhafızları Belarus sınırındaki çitlerde devriye geziyor (AP)

Fico, Slovak hükümetinin başına seçilmesinin ardından ilk yurt dışı ziyareti için dün Prag'a gitti. Prag'da Çekya’daki mevkidaşı Petr Fiala ile görüşmeler yapması bekleniyor. Ayrıca Çekya Devlet Başkanı Petr Pavel ve Temsilciler Meclisi  Başkanı Pekarova Adamova tarafından da kabul edilecek. Fico ayrıca muhalefetteki ANO hareketinin lideri ve Eski Çekya Başbakanı Andrej Babis ile de görüşecek. Bu, Ukrayna'ya askeri yardımın azaltılması politikasına desteği harekete geçirmek ve siyasi bir süreç başlatma ihtiyacını vurgulamak için atılan ilk adım kabul ediliyor.

Fotoğraf Altı:  Jens Stoltenberg Oslo’da konuşurken (EPA)
Jens Stoltenberg Oslo’da konuşurken (EPA)

Öte yandan son dönemde Avrupa ülkelerinin askeri yardımlarını azaltma yönündeki tehditlerinin artması nedeniyle artan endişelerini dile getiren Ukrayna, Batılı silah modellerini almakla yetinmek yerine, Batılı ülkelerden sağlanan desteğin bir kısmını yerel askeri sanayii geliştirme ve sektörüne aktarma konusunda yeni bir aşamaya hazırlanıyor. Daha önce ABD ile drone endüstrisini ve bazı hava savunma sistemlerini geliştirmeye yönelik ortak programlar açıklamıştı. Bu dosya, Kiev'in yakın zamanda kendisini ziyaret eden Batılı yetkililerle Kiev'i destekleme konusunun Batılı başkentlerin temel öncelikleri arasında yer aldığını teyit etmek amacıyla yürüttüğü diyalogların bir parçasıydı.

NATO Genel Sekreteri Ukrayna Devlet Başkanını Brüksel'deki NATO karargahında karşıladı (EPA)
NATO Genel Sekreteri Ukrayna Devlet Başkanını Brüksel'deki NATO karargahında karşıladı (EPA)

Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı Yuri Dzhigir dün, Ukrayna hükümetinin hava savunma sektörünü desteklemek için ayrılan bütçenin boyutunu artırmayı planladığını duyurdu. Dzhigir’e göre hükümet gelecek yılın bütçesinden füze, askeri teçhizat ve mühimmat alımına yaklaşık 7 milyar dolar ayırmaya karar verdi. Önümüzdeki yıl Savunma Bakanlığı bütçesinden yaklaşık 5 milyar doların füze alımına ayrılacağını, 2,2 milyar doların ise geri kalan silah ve mühimmat için harcanacağını açıkladı.

Ukrayna Savunma Bakanlığı’nın Telegram hesabında yapılan açıklamaya göre Dzhigir, "2024 yılı savunma bütçesinin ana önceliklerinden biri füze silahları ve mühimmatıdır ve buna yaklaşık 5 milyar dolara tekabül eden 175 milyar Ukrayna Grivnası (UAH), geri kalan silahlara ise yaklaşık 80 milyar UAH (2,2 milyar dolar) tahsis edilecek. Bir sonraki öncelik, hasarlı askeri teçhizatın onarılması ve gerekli yedek parçaların satın alınması olacaktır” dedi.

Dzhigir daha önce yaptığı açıklamada, “Gelecek yıl Ukrayna Savunma Bakanlığı'nın bütçesinin yüzde 20'sinden fazlası silah ve mühimmat satın almaya, yüzde 70'i ise ordu için malzeme ve satın alma ödemelerine gidecek” ifadelerini kullanmıştı.

Ukrayna Maliye Bakanlığı 2024 bütçe taslağının, güvenlik ve silahlanma sektörlerine gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 23'ü oranında yaklaşık 48 milyar dolar tahsis edilmesini içerdiğini açıkladı.



Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

TT

Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Cuma) yaptığı açıklamada Ortadoğu’daki savaşın ancak İran’ın “koşulsuz teslim olmasıyla” sona erebileceğini söyledi. Yedinci gününe giren savaş, bölge dışındaki ülkeleri de içine çekerken küresel enerji ve ulaşım sektörlerini sarsarak Körfez’de genellikle sakin olan bölgelerde bile kaosa yol açtı.

Çatışmalar Lübnan’a da sıçradı. Çatışmalar Lübnan’a da sıçrarken, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, on binlerce kişinin Beyrut’un güney banliyölerine düzenlenen ağır İsrail saldırılarından kaçtığını belirterek insani felaket uyarısında bulundu.

Geçen hafta sonu İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ölümüne yol açan savaşı başlatma gerekçeleri konusunda farklı açıklamalar yapan Trump, Tahran’ın “kabul edilebilir” bir yeni lider ataması halinde İran ekonomisinin yeniden inşasına yardımcı olacağını da söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “İran ile KOŞULSUZ TESLİMİYET dışında hiçbir anlaşma olmayacak” ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca, “İRAN’I YENİDEN BÜYÜK YAPIN (MIGA!)” diye yazdı.

Tahran’da ise internet üzerinden yayımlanan görüntülere göre siyahlar giyen ve bazılarının İran bayrağı taşıdığı kalabalıklar, savaşın başlamasından bu yana düzenlenen ilk cuma namazı için toplandı.

AFP muhabirlerine göre, gün boyunca meydana gelen birkaç şiddetli patlama Tahran semalarında siyah duman bulutlarının yükselmesine yol açtı. Muhabirler, başkente yönelik saldırıların şimdiye kadarki en yoğun saldırılar olduğunu aktardı.

“Yeni sürprizler olacak”

İsrail ve ABD, İran’a yönelik saldırılarını daha da artıracakları uyarısında bulundu.

İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir, “Açıklamayı düşünmediğim ek sürprizlerimiz var” dedi.

İran Sağlık Bakanlığı’na göre ABD ve İsrail’in ülkeye düzenlediği saldırılarda şu ana kadar 926 kişi öldü.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, cuma günü yaptığı açıklamada ölenlerin yüzde 30’unun çocuk olduğunu söyledi. AFP bu verileri bağımsız kaynaklara doğrulatamadı.

Savaşın başlamasından bu yana İran da İsrail’e ve Körfez ülkelerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi. Tel Aviv’de bulunan AFP muhabirleri cuma günü birkaç patlama sesi duyulduğunu bildirdi.

İsrail’de ilk yardım ekiplerine göre en az 10 kişi hayatını kaybetti.

ABD ordusu ise altı askerinin öldüğünü açıkladı.

“Bu gece yolda uyuyacağız”

Çatışma, İran’ın müttefiki Hizbullah’ın İsrail’e füze saldırıları düzenlemesiyle İsrail’in komşusu Lübnan’ı da içine çekti.

İsrail’in cuma günü düzenlediği hava saldırıları Lübnan’ın güney ve doğusundaki hedefleri vurdu.

Hizbullah’ın kalesi olarak görülen ve yaklaşık 600 bin ila 800 bin kişinin yaşadığı Beyrut’un güney banliyölerinde geniş çaplı yıkım meydana geldi.

AFP muhabirleri, perşembe günü bölgede panik yaşandığını, İsrail’in benzeri görülmemiş bir tahliye çağrısının ardından insanların hayatlarını kurtarmak için toplu şekilde bölgeden kaçtığını aktardı.

Yüzlerce aile gidecek yer bulamadıkları için Beyrut sahilinde bekledi.

Adını vermek istemeyen bir kişi AFP’ye, “Bu gece yolda uyuyacağız ve Allah’tan başka kimse ne olacağını bilmiyor” dedi.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ise yerinden edilen insanların sayısının artmasının “yaklaşan bir insani felakete” yol açabileceği uyarısında bulundu.

Cuma günü Hizbullah da İsrail’de yaşayanlara, Lübnan sınırının beş kilometre içindeki bölgeleri terk etmeleri çağrısı yaptı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre ülkede ölü sayısı cuma günü 217’ye yükseldi.

İsrail ordusu ise 70’ten fazla Hizbullah militanını öldürdüğünü açıkladı. AFP bu rakamları bağımsız olarak doğrulayamadı.

ABD ile İran arasında uzun süredir vekâlet savaşlarının yaşandığı Irak da çatışmanın içine çekildi.

Bir güvenlik yetkilisi AFP’ye yaptığı açıklamada, cuma günü güney Irak’ta bir havaalanı ile iki petrol tesisinin insansız hava araçlarıyla vurulduğunu söyledi.

Günün erken saatlerinde ise Irak Kürt yetkilileri, daha önce düzenlenen bir saldırı nedeniyle petrol üretiminin durdurulduğunu açıklayınca petrol fiyatları yükseldi.

“Olağanüstü bir hata”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, cuma günü krizi büyük bir insani acil durum ilan ederek derhal uluslararası müdahale çağrısı yaptı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri de İran’ın ABD ve İsrail’i sorumlu tuttuğu ve 150’den fazla kişinin öldüğünü söylediği bir okul saldırısıyla ilgili “tarafsız soruşturmalar” yapılması çağrısında bulundu.

ABD ve İsrail saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio pazartesi günü yaptığı açıklamada Pentagon’un olayla ilgili inceleme yürüttüğünü söyledi.

AFP, saldırının gerçekleştiği bölgeye erişemediğini ve ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtti.

Savaş Avrupa’da da giderek artan eleştirilere neden oluyor.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD ve İsrail saldırılarını “olağanüstü bir hata” olarak nitelendirerek bunun “uluslararası hukuka uygun olmadığını” söyledi.

Avrupa Birliği liderlerinin pazartesi günü savaşla ilgili görüşmeler yapmak üzere bir araya gelmesi planlanıyor.

Körfez ülkeleri de hedef oldu

Savaş, daha önce turizm açısından güvenli ve istikrarlı bir bölge olarak görülen zengin Körfez ülkelerini de etkiledi.

Katar, cuma sabahı topraklarındaki bir ABD hava üssüne yönelik insansız hava aracı saldırısını engellediğini açıkladı.

Suudi Arabistan ise başkent Riyad’ın doğusunda üç insansız hava aracını düşürdü.

Savaşın başlamasından bu yana Körfez ülkelerinde, yedisi sivil olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında Kuveyt’te yaşamını yitiren 11 yaşındaki bir kız çocuğu da bulunuyor.

AFP muhabirine göre cuma günü Kuveyt’in başkentinde yeni patlama sesleri duyuldu.

Çatışma, Sri Lanka açıklarına kadar genişledi. Burada bir ABD denizaltısının İran’a ait bir firkateyni torpille vurduğu bildirildi.

Azerbaycan ise bir insansız hava aracının bir havaalanını vurmasının ardından misilleme tehdidinde bulundu.

Çatışmalar nedeniyle Körfez’de mahsur kalan turistleri ülkelerine geri götürmek için birçok ülke tahliye operasyonları başlattı. Bölge semalarında füze ve insansız hava araçlarının yoğunluğu nedeniyle hava trafiği ciddi şekilde kısıtlandı.

Savaş küresel piyasaları da sarstı. Çatışmaların başlamasından bu yana geçen bir haftada ham petrol fiyatları yaklaşık yüzde 20 yükseldi.

Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği neredeyse tamamen durma noktasına geldi.

İran televizyonu ise cuma günü boğazda saldırıya uğrayan son gemide yangın çıktığını bildirdi.


İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı
TT

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran dün yaptığı açıklamada, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) faaliyet gösteren Kürt muhalif gruplara ait bazı noktaları hedef aldığını duyurdu. Bu adım, bölgede devam eden savaşın etkisiyle ülkenin batı sınırlarındaki gerilimin arttığını gösteren yeni bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İran’ın açıklaması, Tahran yönetiminin silahlı Kürt grupların hareketliliğine ilişkin uyarılarını artırdığı bir dönemde geldi. Batılı medya kuruluşlarında yer alan haberlerde, bazı Kürt grupların silahlandırılarak İran toprakları içinde yeni bir cephe açılmasının hedeflendiği yönünde iddialar yer almıştı.

İran resmi haber ajansı IRNA, askeri bir açıklamaya dayandırdığı haberinde, İran güçlerinin “IKBY’de devrime karşı faaliyet gösteren Kürt muhalif grupların karargâhlarını üç füzeyle hedef aldığını” bildirdi. Açıklamada operasyonun, Tahran’ın ‘Irak sınır bölgelerinden kaynaklanan güvenlik tehditleri’ olarak nitelediği unsurlara karşı gerçekleştirildiği ifade edildi.

Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı da yaptığı açıklamada, saldırının IKBY bölgesi içindeki muhalif Kürt gruplara ait mevzilere yönelik olduğunu doğruladı. İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı operasyon merkezi, saldırıların “söz konusu grupların sahadaki hareketliliğinin tespit edilmesinin ardından” gerçekleştirildiğini belirtti.

Tahran ayrıca, Erbil kentinde bulunan bir ABD askeri noktasına insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlendiğini de açıkladı. IKBY’nin en büyük kenti olan Erbil’deki hedefe yönelik saldırı, bölgedeki savaşla bağlantılı askeri operasyonların genişlediğine işaret eden bir gelişme olarak görülüyor.

İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada, “Erbil’deki saldırgan ABD güçlerinin karargâhı, İran kara kuvvetlerine ait saldırı amaçlı İHA’lar tarafından hedef alındı” denildi.

grbgrb
Erbil’in kuzeybatısında çoğunlukla Hristiyanların yaşadığı Ankava kasabasında, bir insansız hava aracının çarptığı binanın enkazını kaldıran işçiler (DPA)

Bu gelişmeler, İranlı yetkililerin sınır bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı Kürt gruplara ilişkin uyarılarının arttığı bir döneme denk geldi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, “Silahlı ayrılıkçı gruplar koşulların hareket etmek için uygun olduğunu düşünmemeli” dedi. Laricani, İran yönetiminin ‘herhangi bir silahlı faaliyete müsamaha göstermeyeceğini’ vurguladı.

Laricani ayrıca, İran Silahlı Kuvvetleri’nin bu konuyu ‘kapsamlı şekilde takip ettiğini’ belirterek, ülkenin batı sınırlarında yaşanan gelişmelere işaret etti.

Aynı çerçevede İran İstihbarat Bakanlığı da silahlı ayrılıkçı grupların batı sınırından sızarak gerçekleştirmeyi planladığı bir saldırı planının engellendiğini açıkladı. Bakanlık, söz konusu grupların devam eden savaş ortamından yararlanarak şehir ve sınır bölgelerinde ‘terör saldırıları’ düzenlemeyi planladığını ve bunun ‘ABD-İsrail düşmanının desteğiyle’ yapılacağını iddia etti.

Bakanlık açıklamasında operasyonun, istihbarat teşkilatı ile Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) arasında yürütülen ‘ortak önleyici saldırı amaçlı savunma’ kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi. İran güçlerinin bu gruplara ait birçok mevziyi imha ettiği ve ‘ağır kayıplar verdirdiği’ ifade edildi.

Öte yandan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Fedahuseyn Maliki, İran’ın IKBY’de ‘ABD ve İsrail’e ait üsleri yok ettiğini’ öne sürdü. Maliki, Tahran’ın artık ‘müzakerelerin sonuç vermeyeceğine ikna olduğunu’ ve ‘ABD’ye güvenilemeyeceğini’ düşündüğünü söyledi.

Maliki ayrıca, ‘düşmanın sınır bölgelerinde güvenliği istikrarsızlaştırmaya çalıştığını’ belirterek, İran’ın yürüttüğü operasyonların ulusal güvenliği savunma amacı taşıdığını ifade etti.

Buna karşılık Batı İran’daki yerel yetkililer, Irak sınırından silahlı grupların sızdığı yönündeki haberleri yalanladı. Kasr-ı Şirin Valisi, “Sınırın bu bölümünde silahlı gruplar ya da suç unsurlarının sızdığına veya yasa dışı hareketlilik olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmuyor” dedi.

Vali ayrıca, sosyal medyada Batı sınırından muhalif unsurların ülkeye girdiğine dair yayılan iddiaların ‘gerçek bir temele dayanmadığını ve yalnızca halk arasında endişe yaratmayı amaçladığını’ söyledi.

Benzer şekilde Baneh Valisi de “Kentin sınırlarında herhangi bir saldırı ya da hareketlilik şu ana kadar kaydedilmedi” açıklamasını yaptı. Vali, İran Silahlı Kuvvetleri’nin sınır hattında 24 saat görev yaptığını belirtti.

Ülkenin batısındaki Kürdistan eyaleti yetkilileri de şehirlerin tahliye edilmesi ya da halkın başka bölgelere taşınması yönünde herhangi bir karar alınmadığını açıkladı ve vatandaşları söylentilere itibar etmemeye, yalnızca resmi kaynaklara güvenmeye çağırdı.

Aynı bağlamda İranlı güvenlik kaynakları, ABD basınında yer alan ve binlerce Kürt savaşçının Irak’tan İran topraklarına geçtiğini öne süren haberleri de yalanladı. Bir güvenlik kaynağı bu haberlerin, ‘ABD ve İsrail’in hedeflerine ulaşamadığı’ iddiasının ardından İranlıların moralini bozmayı amaçlayan ‘psikolojik savaşın parçası’ olduğunu söyledi.

Tesnim Haber Ajansı ise İlam eyaletindeki sınır hattının ‘tam güvenlik altında olduğunu’ bildirerek, İran güçlerinin sınır boyunca güvenlik durumunu kontrol altında tuttuğunu aktardı.

Bu gelişmelerin yanı sıra İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, çarşamba günü Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani ile telefon görüşmesi yaptığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Arakçi görüşmede İran ile Irak arasındaki ortak sınırda ‘terörist hareketlilik’ olduğuna dikkat çekti ve Bağdat ile Tahran arasında imzalanan güvenlik anlaşması çerçevesinde iki taraf arasında güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

IKBY söz konusu iddiayı yalanladı

Buna karşılık IKBY hükümetinden üst düzey bir yetkili, bölgeden İran’a Kürt savaşçıların geçtiğine dair haberleri yalanladı.

IKBY Başbakanlık Ofisi yetkilisi Aziz Ahmed, X platformunda yaptığı açıklamada, “Hiçbir Iraklı Kürt İran sınırını geçmedi” dedi ve söz konusu haberlerin ‘doğru olmadığını’ belirtti.

Öte yandan Komala örgütünün komutanlarından biri Rudaw’a yaptığı açıklamada, güçlerinin ‘her türlü senaryoya hazır olduğunu, ancak şu ana kadar Doğu Kürdistan’a (İran) doğru hiçbir birliğin yönlendirilmediğini’ söyledi.

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) operasyon odası da İran içine güç gönderildiği yönündeki iddiaların doğru olmadığını açıklarken, Kürdistan Habat Örgütü bu haberleri ‘tamamen asılsız’ olarak nitelendirdi.

Irak tarafında ise gerilimin etkileri özellikle IKBY ve İran sınırındaki alanlarda hissedildi. İran ve Irak medyası dün sabah erken saatlerde Süleymaniye vilayetinde İranlı muhalif Kürt gruplara ait bazı noktaları hedef alan saldırılar sonucu patlamalar meydana geldiğini bildirdi.

Bazı haberlerde, Süleymaniye kentinin doğu banliyölerinde bulunan bir askeri radar noktasının İHA’yla hedef alındığı da öne sürüldü. Iraklı güvenlik kaynakları ise kentte bazı Kürt partileriyle bağlantılı noktalara saldırılar düzenlendiğini aktardı.

Güney Irak’ta ise Ketaib Hizbullah, çarşamba günü Curf en-Nasr Üssü yakınlarında düzenlenen saldırıda bir komutanının öldüğünü açıkladı. İran destekli silahlı gruba mensup iki kişinin de aynı saldırıda hayatını kaybettiği bildirildi.

Türkiye’den uyarı

Millî Savunma Bakanlığı, İran’daki silahlı Kürt grupların hareketliliğini ‘yakından takip ettiğini’ açıkladı. Açıklama, bu grupların bölgede süren çatışmalara dahil olabileceğine yönelik endişelerin arttığı bir dönemde geldi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’nin (PJAK) faaliyetlerinin izlendiği belirtildi. Açıklamada söz konusu örgütün PKK ile bağlantılı olduğu vurgulanarak, bu grupların faaliyetlerinin ‘yalnızca İran’ın güvenliğini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ettiği’ ifade edildi.

Bakanlık ayrıca, Türkiye’nin komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü desteklediğini ve parçalanmalarını desteklemediğini belirtti. Açıklama, bölgede artan Kürt ayrılıkçı eğilimlerine ilişkin Ankara’nın duyduğu endişeye işaret etti.

Bu açıklama, Türkiye’nin İran ve Irak’taki gelişmelerin PKK ile bağlantılı grupların etkisini artırabileceği yönündeki kaygılarının arttığı bir dönemde geldi. PKK, kırk yılı aşkın süredir Türkiye’ye karşı silahlı bir isyan yürütüyor.

PJAK şubat ayında Irak’ta konuşlu diğer bazı İranlı Kürt gruplarla birlikte İran’daki yönetimi devirmeyi ve Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını savunmayı amaçlayan siyasi bir ittifak kurduklarını açıklamıştı. Ankara’nın, bölgedeki Kürt meselesinin hassasiyeti nedeniyle bu gelişmeleri yakından izlediği belirtiliyor.


İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor
TT

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaşın yeni bir aşamaya girdiğini duyurdu. Zamir, “Sürpriz saldırı aşamasını başarıyla tamamladık. Bu süreçte hava üstünlüğünü sağladık ve balistik füze ağını etkisiz hale getirdik. Şimdi operasyonun yeni aşamasına geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonunun bugün aktardığı bilgilere göre söz konusu açıklama, ülkedeki Liderlik Konseyi’nin yeni Dini Lider’in seçimini yapacak Uzmanlar Meclisi toplantısının nasıl gerçekleştirileceğini tartışmak üzere bir araya geldiğini bildirmesiyle aynı zamana denk geldi. Liderlik Konseyi tarafından yapılan açıklamada, Dini Lider seçim takvimi veya Uzmanlar Meclisi’nin oylamayı yüz yüze mi yoksa uzaktan mı yapacağına dair bir bilgi verilmedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün akşam telefonla katıldığı NBC News mülakatında, İran’a kara kuvveti gönderilmesini ‘zaman kaybı’ olarak nitelendirdi. Trump, “Her şeyi kaybettiler. Deniz filolarını kaybettiler. Kaybedebilecekleri her şeyi kaybettiler” şeklinde konuştu.