Moskova Batı ile yüzleşmede ‘yeni bir gelişme’ ile mücadeleye hazırlanıyor

NATO ‘askeri Schengen’ ilan ediyor ve Ukrayna füze savunmasına 7 milyar dolar ayırıyor

ABD Deniz Piyadeleri önceki NATO manevralarına katıldığı sırada (AFP)
ABD Deniz Piyadeleri önceki NATO manevralarına katıldığı sırada (AFP)
TT

Moskova Batı ile yüzleşmede ‘yeni bir gelişme’ ile mücadeleye hazırlanıyor

ABD Deniz Piyadeleri önceki NATO manevralarına katıldığı sırada (AFP)
ABD Deniz Piyadeleri önceki NATO manevralarına katıldığı sırada (AFP)

Kremlin tarafından yapılan açıklamada Batı'yla kötüleşen çatışmanın boyutu ve kalitesinde olası bir artış konusunda uyarıda bulunuldu. NATO'nun "askeri Schengen bölgesi" olarak adlandırdığı bölgeyi kurma planlarına "uygun bir yanıt" verileceği ima edilerek, Rusya'nın hiçbir NATO kuvvetinin sınırlarına yaklaşmasına izin vermeyeceği vurgulandı.

Fotoğraf Altı:  Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Öte yandan Ukrayna, hava savunmasını geliştirmek için büyük bütçeler tahsis ettiğini açıkladı. Kiev'e sağlanan askeri yardımları durduran veya azaltan bazı Avrupa ülkelerine doğrudan yanıt olarak, füze sistemleri satın alma işlemlerini genişletmeyi planladığını duyurdu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov dün (Cuma), NATO'nun ‘Schengen bölgesi’ kapsamındaki askeri kuvvet ve teçhizat hareketliliğini genişletme planlarının, Rusya ile devam eden gerginliği tırmandıran ‘yeni bir gelişme’ olduğunu söyledi.

Fotoğraf Altı: NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Almanya Dışişleri Bakanı ile görüşürken (EPA)
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Almanya Dışişleri Bakanı ile görüşürken (EPA)

Peskov, Rusya sınırına yönelik herhangi bir yaklaşımın mutlaka uygun bir yanıtla karşılanacağını vurguladı. Kremlin Sözcüsü, NATO Müşterek Destek Etkinleştirme Komutanlığı Komutanı Korgeneral Alexander Sollfrank’ın, ittifak için ‘askeri Schengen’ olarak tanımladığı şeye duyulan ihtiyaç hakkındaki açıklamasına ilişkin ise “İttifak, geçtiğimiz aşamada ülkemizi potansiyel düşman olarak sınıflandırıyordu (...) gerçeğinden yola çıkarak, artık onu doğrudan ve açık bir düşman olarak görüyor. Bu, Avrupa'daki gerilimi kasıtlı olarak tırmandırmaktan başka bir şey değil” değerlendirmesinde bulundu. Bu adımın ‘yankıları ve sonuçları’ olacağı konusunda ise uyardı.

Peskov, bunun Batı İttifakının Rusya sınırındaki konuşlanmasını güçlendirmek ve Rusya'ya dayatmaya çalıştığı askeri kordonu sıkılaştırmak için attığı adımlardan biri olduğunu vurguladı.

Kremlin Sözcüsü, "İttifak, askeri altyapısını sürekli olarak Rusya sınırına doğru kaydırıyor ve bu doğal olarak endişelerimizi artırıyor ve güvenliğimizi sağlamak için misilleme tedbirlerinin alınması da dahil olmak üzere spesifik ve net adımlar atılmasına neden oluyor” dedi.

Sollfrank, NATO ülkeleri kuvvetlerinin NATO sınırları içinde serbestçe hareket etmesine olanak tanıyan ve kendi deyimiyle ‘askeri Schengen’in etkinleştirilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca "NATO'nun kolektif savunma anlaşmasının beşinci maddesini etkinleştirmek gerekirse, olası bir askeri operasyonun sahnesini önceden hazırlamak önemlidir" ifadelerini kullandı.

Fotoğraf Altı:  Kiev'deki Ukrayna askerleri (AFP)
Kiev'deki Ukrayna askerleri (AFP)

Öte yandan Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun, ülkesinin Ukrayna'ya herhangi bir askeri yardım sağlamayacağına dair teyidi, Avrupa'nın Ukrayna'yı silahlandırma konusundaki görüş farklılığının arttığını gösteren yeni bir işaret oldu. Daha önce Macaristan ve Sırbistan, Kiev'e herhangi bir askeri destekte bulunmayacaklarını açıklamıştı. Ukrayna'nın Avrupa'daki müttefiki olan Polonya ise gıda ihracatı konusunda Kiev ile yaşanan anlaşmazlık nedeniyle yardımları durdurmakla tehdit etti.

Hollanda, son seçimlerde Rusya yanlısı aşırı sağcı akımın kazanmasının ardından, doğrudan askeri destek koalisyonundan çekilmeye hazırlanan ülkeler arasına katıldı. Fico, dün yaptığı açıklamada, "Ülkemiz Ukrayna'nın bağımsızlığını destekliyor, ancak ona silah sağlamayacak ve Rusya ile müzakerelere çağrıda bulunuyor" dedi.

Çekya Senato Başkanı Milos Vystrcil dün Prag'da Fico ile yaptığı görüşmenin ardından, Fico'nun kendisini Slovakya'nın Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını destekleme konusundaki kararlılığı hakkında bilgilendirdiğini söyledi. Ancak aynı zamanda ‘Slovakya'nın şu anda Ukrayna'ya silah sağlamayacağını’ vurguladığını ve acil barış görüşmeleri yapılması çağrısında bulunduğunu ifade etti.

Vystrcil, "Bu konudaki (Çek ve Slovak) pozisyonlarımızın çok farklı olduğu ortaya çıktı" dedi. Slovakya, Ukrayna ihtilafına ilişkin farklı bir pozisyon alsa da Çekya-Slovakya ilişkilerini genişletmeye devam etmeleri gerektiğine dikkat çekti.

Fotoğraf Altı:  Polonyalı sınır muhafızları Belarus sınırındaki çitlerde devriye geziyor (AP)
Polonyalı sınır muhafızları Belarus sınırındaki çitlerde devriye geziyor (AP)

Fico, Slovak hükümetinin başına seçilmesinin ardından ilk yurt dışı ziyareti için dün Prag'a gitti. Prag'da Çekya’daki mevkidaşı Petr Fiala ile görüşmeler yapması bekleniyor. Ayrıca Çekya Devlet Başkanı Petr Pavel ve Temsilciler Meclisi  Başkanı Pekarova Adamova tarafından da kabul edilecek. Fico ayrıca muhalefetteki ANO hareketinin lideri ve Eski Çekya Başbakanı Andrej Babis ile de görüşecek. Bu, Ukrayna'ya askeri yardımın azaltılması politikasına desteği harekete geçirmek ve siyasi bir süreç başlatma ihtiyacını vurgulamak için atılan ilk adım kabul ediliyor.

Fotoğraf Altı:  Jens Stoltenberg Oslo’da konuşurken (EPA)
Jens Stoltenberg Oslo’da konuşurken (EPA)

Öte yandan son dönemde Avrupa ülkelerinin askeri yardımlarını azaltma yönündeki tehditlerinin artması nedeniyle artan endişelerini dile getiren Ukrayna, Batılı silah modellerini almakla yetinmek yerine, Batılı ülkelerden sağlanan desteğin bir kısmını yerel askeri sanayii geliştirme ve sektörüne aktarma konusunda yeni bir aşamaya hazırlanıyor. Daha önce ABD ile drone endüstrisini ve bazı hava savunma sistemlerini geliştirmeye yönelik ortak programlar açıklamıştı. Bu dosya, Kiev'in yakın zamanda kendisini ziyaret eden Batılı yetkililerle Kiev'i destekleme konusunun Batılı başkentlerin temel öncelikleri arasında yer aldığını teyit etmek amacıyla yürüttüğü diyalogların bir parçasıydı.

NATO Genel Sekreteri Ukrayna Devlet Başkanını Brüksel'deki NATO karargahında karşıladı (EPA)
NATO Genel Sekreteri Ukrayna Devlet Başkanını Brüksel'deki NATO karargahında karşıladı (EPA)

Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı Yuri Dzhigir dün, Ukrayna hükümetinin hava savunma sektörünü desteklemek için ayrılan bütçenin boyutunu artırmayı planladığını duyurdu. Dzhigir’e göre hükümet gelecek yılın bütçesinden füze, askeri teçhizat ve mühimmat alımına yaklaşık 7 milyar dolar ayırmaya karar verdi. Önümüzdeki yıl Savunma Bakanlığı bütçesinden yaklaşık 5 milyar doların füze alımına ayrılacağını, 2,2 milyar doların ise geri kalan silah ve mühimmat için harcanacağını açıkladı.

Ukrayna Savunma Bakanlığı’nın Telegram hesabında yapılan açıklamaya göre Dzhigir, "2024 yılı savunma bütçesinin ana önceliklerinden biri füze silahları ve mühimmatıdır ve buna yaklaşık 5 milyar dolara tekabül eden 175 milyar Ukrayna Grivnası (UAH), geri kalan silahlara ise yaklaşık 80 milyar UAH (2,2 milyar dolar) tahsis edilecek. Bir sonraki öncelik, hasarlı askeri teçhizatın onarılması ve gerekli yedek parçaların satın alınması olacaktır” dedi.

Dzhigir daha önce yaptığı açıklamada, “Gelecek yıl Ukrayna Savunma Bakanlığı'nın bütçesinin yüzde 20'sinden fazlası silah ve mühimmat satın almaya, yüzde 70'i ise ordu için malzeme ve satın alma ödemelerine gidecek” ifadelerini kullanmıştı.

Ukrayna Maliye Bakanlığı 2024 bütçe taslağının, güvenlik ve silahlanma sektörlerine gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 23'ü oranında yaklaşık 48 milyar dolar tahsis edilmesini içerdiğini açıkladı.



Hamaney suikastı: Mossad’ın istihbarat üstünlüğü mü, İran güvenliğinde büyük ihmal mi?

4 Mart'ta hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah Tugayları üyelerinin cenazesi sırasında bir kişinin taşıdığı Hamaney'in bir fotoğrafı (AFP)
4 Mart'ta hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah Tugayları üyelerinin cenazesi sırasında bir kişinin taşıdığı Hamaney'in bir fotoğrafı (AFP)
TT

Hamaney suikastı: Mossad’ın istihbarat üstünlüğü mü, İran güvenliğinde büyük ihmal mi?

4 Mart'ta hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah Tugayları üyelerinin cenazesi sırasında bir kişinin taşıdığı Hamaney'in bir fotoğrafı (AFP)
4 Mart'ta hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah Tugayları üyelerinin cenazesi sırasında bir kişinin taşıdığı Hamaney'in bir fotoğrafı (AFP)

İran'ın dini lideri Ali Hamaney suikastı, ABD ve İsrail’in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırısının başlangıcıydı. Tahran'ın göbeğinde düzenlenen saldırıda üst düzey askeri yetkililer de öldürüldü. Tüm bunlar, İsrail istihbaratının düşmanlarına sızma kabiliyeti bir kez daha ortaya kondu. İsrail'de bazı çevreler, bu operasyonun askeri bilimde ‘incelenmeye’ değer olduğunu söyleyerek övünürken, bazıları Hamaney'in saklanmadığını ve ikametgahında suikasta uğradığını belirtiyor.

Geçtiğimiz cumartesi sabahı, Tahran'ın göbeğinde birkaç patlama meydana geldi. Patlamaların hedefinin, özellikle son yıllarda ilerleyen yaşı sebebiyle Tahran dışına nadiren çıkan Hamaney'in ikametgahı ve çalışma yeri olan ‘Beyt Rehberi’ (Farsça'da ‘komuta merkezi’) olduğu kısa sürede ortaya çıktı.

Geniş bir alana yayılan komplekse düzenlenen saldırı, İran rejiminin üst düzey politikalarında son sözü söyleyen Dini Lider (Rehber) ile Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanı ve diğer üst düzey yetkililerin katıldığı bir toplantı sırasında gerçekleşti.

Uzun bir liste

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı analize göre Hamaney ve diğer yetkililerin öldürülmesi, Tel Aviv'in onlarca yıldır gerçekleştirdiği suikastlara yeni bir bölüm eklerken İsrail dış istihbarat teşkilatı Mossad'a dünyanın en etkili istihbarat teşkilatlarından biri olarak ün kazandırdı. Ancak, bu operasyonun ayrıntıları, diğerleri gibi, bilinmezken sadece isimsiz kaynaklardan sızan bilgilerle besleniyor.

İsrailli askeri uzman Yossi Yehoshua, İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth’ta kaleme aldığı yazıda, Hamaney suikastının, İsrail'in son iki yıldır muhaliflerini öldürme faaliyetlerini yoğunlaştırmasının ardından ‘İsrail'i benzeri görülmemiş bir üstünlük konumuna getirdiğini’ yazdı.

İsrail, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısının ardından Gazze'de savaşın patlak vermesinden bu yana İsmail Heniyye, Yahya Sinvar ve Muhammed Deyf gibi Hamas’ın üst düzey liderlerini öldürdü. Eski Hizbullah genel sekreteri Hassan Nasrallah ve halefi Haşim Safiyuddin ile 13 Haziran 2025'te Tahran'a başlattığı savaşın başında İranlı askeri yetkililer de öldürüldü. Yehoshua’ya göre Hamaney'in öldürülmesi, İsrail’in gerçekleştirdiği suikastlarda ‘daha önce eşi benzeri görülmemiş bir mükemmellik düzeyini’ yansıtıyor.

Henüz erken

İsrail basını, Tel Aviv'in Hamaney'in cesedini gösteren bir fotoğraf elde ettiğini ve bu fotoğrafın Başbakan Binyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump'a gösterildiğini, Trump'ın da daha sonra İran Dini Lideri’nin ölümünü doğruladığını bildirdi.

Ma'ariv gazetesi yazarı İsrailli gazeteci ve siyasi analist Ben Caspit, fotoğrafın elde edilmesini ‘inanılmaz’ olarak nitelendirdi. Caspit, bu saldırının ‘dünyanın dört bir yanındaki askeri akademilerde yıllarca inceleneceğini’ iddia etti.

İsrail basını, ‘Mossad ajanlarının İran'da ne yaptığını konuşmak için henüz çok erken’ olduğunu belirtirken, Batı basını isimsiz kaynaklardan alınan bilgilere dayanarak takip operasyonlarının ayrıntılarını aktardı.

ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi, Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) İsrail'e Hamaney'in bulunduğu yer hakkında güvenilir istihbarat sağladığını ve İsrail'in ‘aylarca hazırlık yaptığı operasyonu gerçekleştirirken ABD istihbaratına ve kendi bilgilerine dayandığını’ yazdı.

Gazete, saldırının Tahran saatiyle 21.40 sularında gerçekleştiğini, subaylar ve güvenlik görevlilerinin kompleksin binalarından birinde, Hamaney'in ise başka bir binada olduğunu bildirdi.

Pastor Caddesi'ndeki randevu

İngiliz gazetesi Financial Times ise, Hamaney’in ofisinin olduğu genel merkezin çevresindeki trafik gözetleme kameralarının çoğunun yıllardır hacklendiğini ve görüntülerin İsrail'deki sunuculara aktarıldığını bildirdi. Gazeteye konuşan iki kaynak, bir trafik kamerasının Pastor Caddesi'ndeki kompleksin görüntülediğini ve bu sayede korumalarını, alışkanlıklarını ve hareketlerini, ayrıca ‘korumaların korumak ve taşımakla görevli oldukları kişileri’ tespit etmenin mümkün olduğunu belirtti.

Gazeteye göre İsrail, özellikle elektronik casuslukla uğraşan askeri istihbarat servisinin 8200 Birimi tarafından yürütülen ‘veri toplama konusundaki yoğun çalışmalar’ sayesinde ‘düşmanın başkentinin doğru bir resmini’ oluşturdu.

Gazete, İsrailli bir güvenlik yetkilisinin “Tahran'ı Kudüs'ü tanıdığımız kadar iyi tanıyoruz” şeklindeki sözlerini aktarırken saldırı öncesinde, Hamaney'in güvenlik servislerinin alabileceği önleyici tedbirleri engellemek ve toplantı tarihini bilen bir ‘insan kaynağı’ bulmak için düzinelerce cep telefonunun hacklendiğini bildirdi.

“Saklanmıyordu”

Financial Times, Hamaney'in ‘saklanmadığını, ancak önlem aldığını’ bildirdi.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Hamaney'in ‘herkes yakında bir saldırı olabileceği ihtimalinden söz ederken, Tahran'ın kalbinde, yerinde kaldığını’ söyledi. Bekayi, “Kendini İran için feda etti” diye ekledi.

İsrailli ve ABD'li yetkililer, geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan savaştan bu yana Hamaney'e suikast düzenlemekle tehdit ediyorlardı.

Afganistan ve Ukrayna'daki savaşları inceleyen bir Fransız analist, gizli operasyonların ayrıntılarının kesin olarak tespit edilmesinin zor olduğunu söyledi. Hedefin ‘İran rejiminin başındaki ismi bir anda ortadan kaldırarak yeni bir denge yaratmak için temiz, hassas ve kusursuz bir operasyon’ olduğunu açıklayan Fransız analist, buna karşın diğer tarafın (yani İran'ın) satranç oynadığını ve önemli bir taşı kaybetmesinin oyunun sona erdiği anlamına gelmediğini belirtti.


İsrail Hamas üyesini öldürdü, silahlı çeteler altı Filistinliyi kaçırdı

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısının ardından duman yükseliyor (AP)
İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısının ardından duman yükseliyor (AP)
TT

İsrail Hamas üyesini öldürdü, silahlı çeteler altı Filistinliyi kaçırdı

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısının ardından duman yükseliyor (AP)
İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısının ardından duman yükseliyor (AP)

İsrail, 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren Gazze Şeridi'ndeki ateşkese yönelik ihlallerine devam ederken, silahlı çeteler Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde giderek daha aktif hale geldiği bir dönemde daha fazla kişi mağdur oluyor.

Cumartesi günü dikkat çekici bir gelişme yaşandı. İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA), Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus’un merkezinde kızını okula götüren Filistinli bir adamı hedef aldı. Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgiye göre saldırının hedefinde Hamas'ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları üyesi Ahmed el-Kudra vardı.

Sahadan kaynaklara göre Kudra'nın kızı İsrail saldırısında ağır yaralanırken Kudra, Kassam Tugayları’na ait askeri endüstrinin mimarlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu olay, bundan bir hafta önce İsrail ve ABD'nin İran'a karşı savaşının başlamasından bu yana Gazze Şeridi'nde bir Hamas üyesine yönelik ilk kez suikast saldırısı olurken Gazze’deki ihlaller sarı hatla sınırlı kalmayıp son günlerde çok sayıda Filistinlinin ölümüyle sonuçlandı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, son 48 saat içinde üç Filistinlinin öldürüldüğünü, üç kişinin de İsrail’in diğer saldırılarında yaralandığını açıkladı. Böylece ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana kurban sayısı 641'e ulaşırken 7 Ekim 2023'ten bu yana toplam kurban sayısı ise 72 bin 123'ü aştı.

Büyük çaplı yıkım operasyonları

Diğer yandan İsrail ordusunun Han Yunus’un doğu bölgelerinde gerçekleştirdiği büyük çaplı yıkım operasyonları da devam ediyor. İsrail askeri araçlarından, balıkçıların bu bölgede balık tutmasını engellemek için, denizdeki savaş gemilerinden gelen topçu ateşi ve silah sesleri eşliğinde birçok bölgede ateş açıldı.

yjyt
Gazze şehrinde yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadırlar (Reuters)

İsrail'in gerginliği tırmandıran bu eylemlerine, Hamas'ın kontrolündeki bölgelerin derinliklerinde Gazze Şeridi'nde silahlı çetelerin faaliyetlerinin yoğunlaşması eşlik ediyor.

Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Gazze şehrinin doğusundaki bölgelerde faaliyet gösteren Rami Halas'ın çetesinin silahlı üyeleri, şehrin güneydoğusundaki ez-Zeytun semtinin el-Medhun mahallesinde Hamas hükümeti çalışanlarından birini kaçırdı. Aynı olayda birkaç vatandaş da yaralandı. Çete, bir silah tüccarına ait silaha el koyduktan sonra onu sorguladı, ardından bölgeden ayrıldı.

Sahadaki kaynaklara göre olay ez-Zeytun semti üzerinde uçan ve her yöne ateş eden İsrail’e ait İHA’ların koruması altında gerçekleşti.

Diğer taraftan Han Yunus’un güneyinde faaliyet gösteren Husam el-Astal çetesine mensup silahlı unsurlar, Kizan Rbu Raşvan bölgesinden beş vatandaşı kaçırdı. Kaçırma vakası birkaç hafta içinde ikinci kez yaşanırken olay, Şarku’l Avsat'ın Hamas'ın Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, Gazze şehrinin batı bölgelerinin derinliklerinde, özellikle en-Nasr mahallesinde faaliyet gösteren Eşref el-Mensi çetesinin silahlı üyeleri tarafından gerçekleştirilen bir saldırı girişiminin engellendiği ve çete üyelerinden birinin tutuklanıp silahlarına el koyulduğu, diğer çete üyelerinin ise kaçtığını bildirmesinden bir gün sonra meydana geldi.

Yeni makineli tüfekler

Gazze Şeridi’ndeki silahlı çetelerin özellikle son üç ay içinde Han Yunus ve el-Megazi bölgelerinde üst düzey iki güvenlik görevlisine suikast düzenlemesinin ardından asıl amacın Hamas’tan bir güvenlik görevlisinin hedef alınmasının mı yoksa sadece bir güvenlik kontrol noktasına yönelik bir saldırı yapılmasının mı olduğu konusunda soruşturmalar yürütülüyor.

Bundan birkaç gün önce, yeni Duşka makineli tüfeklerle donatılmış 4x4 araçların Han Yunus’un doğusundaki Selahaddin Caddesi'nde dolaştığı görüldü. Daha sonra, bu araçların o bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çete üyelerine ait olduğu anlaşıldı. O sırada İsrail İHA’ları da bölgenin üzerinde uçuyordu.

Hamas, silahlı çetelerin üyelerini öldürmek veya tutuklamak amacıyla gizli bir savaş yürütüyor. Ayrıca, aşiretler aracılığıyla, bu çetelerin üyelerini teslim olmaya ikna etmek ve onlara ‘tövbe’ etme şansı vermek için onlarla iletişim kurarak bu çeteleri dağıtmaya çalışıyor.


İran’ın komşu ülkeleri hedef alma konusundaki kafa karışıklığı

Tahran'ın batısındaki Mehrabad Uluslararası Havaalanı çevresinde yoğun bir şekilde yükselen alevler ve duman (Sosyal medya)
Tahran'ın batısındaki Mehrabad Uluslararası Havaalanı çevresinde yoğun bir şekilde yükselen alevler ve duman (Sosyal medya)
TT

İran’ın komşu ülkeleri hedef alma konusundaki kafa karışıklığı

Tahran'ın batısındaki Mehrabad Uluslararası Havaalanı çevresinde yoğun bir şekilde yükselen alevler ve duman (Sosyal medya)
Tahran'ın batısındaki Mehrabad Uluslararası Havaalanı çevresinde yoğun bir şekilde yükselen alevler ve duman (Sosyal medya)

ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattıkları savaş ikinci haftasına girerken, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, saldırılar için komşu ülkelerden özür diledikten sonra, Tahran'ın iktidar kurumları arasında komşu ülkeleri hedef alma konusunda kafa karışıklığı yaşandığını gösteren belirtiler ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, komşu ülkelerin toprakları İran'a saldırı düzenlemek için kullanılmadığı sürece bu ülkelere yönelik saldırıları durduracağına söz verirken, askeri yetkililer hedeflerinin kapsamını genişletmeye dair tehditlerini sürdürdü. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, savaşın başlangıcında İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve bazı üst düzey komutanların öldürülmesinin ardından sahadaki kararların İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından alındığını kabul etti.

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı’nın özrü, Tahran'da siyasi tartışmalara yol açtı. İran Yargı Erki Başkanı ve Geçici Liderlik Konseyi Üyesi Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ‘bölgedeki bazı ülkelerin toprakları düşmanın hizmetine sunulduğu için şiddetli saldırıların devam etmesi’ konusunda kararlı bir tutum sergiledi.

Tüm bunlar olurken sahada gerilim daha da tırmandı ve İsrail'in Tahran ve ülkenin diğer şehirlerine yoğun saldırıları devam etti. İran ise İsrail ve bölgedeki üslere füzeler ve insansız hava araçları (İHA) ile karşılık verdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ı ‘çok daha güçlü’ saldırılarla vurmakla tehdit ederken, Washington'ın ‘daha önce dikkate alınmayan alanları ve kişileri’ hedef almayı düşündüğünü söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın komşu ülkelerden özür dilemesinin saldırıların baskısı karşısındaki bir geri çekilmeyi yansıttığını söyleyen Trump, “Komşularından özür diledi, onlara teslim oldu ve onları hedef almayacağına söz verdi” diye ekledi.

Sahadaki gelişmelere gelince, İsrail, Tahran ve İsfahan'daki askeri alanları ve füze tesislerini hedef alan 80'den fazla savaş uçağının katıldığı bir hava saldırısı dalgası başlattı. Saldırı sırasında Mehrabad, Şiraz, İsfahan ve Hamadan havaalanlarında büyük çaplı patlamalar meydana geldi. Saldırılarda Tahran’daki petrol rafinerisinin bazı bölümleri de hedef alındı.

Buna karşın İran, İsrail'e füzeli saldırılar düzenlerken, DMO, İsrail’in Hayfa kentindeki rafinerinin hedef alındığı saldırılarda Fetih, İmad ve Hayber füzelerinin kullanıldığını duyurdu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ABD'yi ‘Keşm Adası'ndaki su arıtma tesisini hedef almakla’ suçlayarak bunun ‘ciddi sonuçları’ olacağı uyarısında bulundu.