Çinliler, ABD'ye akın ediyor: 'Önce Türkiye'den geçiyorlar'

"Bu kadar büyük bir göç dalgası en son 1990'larda yaşanmıştı"

Haberde, New York'un "kendi kendine yetebilen Çinli göçmenler topluluğuna dönüştüğü" ifade edildi (Reuters)
Haberde, New York'un "kendi kendine yetebilen Çinli göçmenler topluluğuna dönüştüğü" ifade edildi (Reuters)
TT

Çinliler, ABD'ye akın ediyor: 'Önce Türkiye'den geçiyorlar'

Haberde, New York'un "kendi kendine yetebilen Çinli göçmenler topluluğuna dönüştüğü" ifade edildi (Reuters)
Haberde, New York'un "kendi kendine yetebilen Çinli göçmenler topluluğuna dönüştüğü" ifade edildi (Reuters)

Meksika üzerinden ABD'ye giren Çinlilerin sayısında ciddi artış yaşandığı bildirildi.

ABD'nin resmi verilerine göre, geçen sene Meksika sınırından ABD'ye girmeye çalışan 24 bin Çin uyruklu kişi yakalandı.

Ülkenin önde gazetelerinden New York Times'ın (NYT) haberinde, söz konusu rakamın bundan önceki 10 yıllık dönemde güney sınırında yakalanan toplam Çinli sayısını geçtiğine dikkat çekildi. O dönemde Meksika sınırından ABD'ye girmeye çalışan Çinli sayısı toplamda 15 binden azdı. 

NYT, Çin'den bu kadar büyük bir göç akınının en son 1990'larda yaşandığına işaret etti.

Haberde, Meksika sınırından ülkeye girmeyi planlayan Çinlilerin, önce Türkiye'ye geldiği, buradan da kendilerinden vize istemeyen Ekvador'a gittiği yazıldı. Güney Amerika ülkesine varanlarınsa Kolombiya ve Panama üzerinden ABD'ye ulaştığı belirtildi. 

NYT, ABD'ye giren Çinlilerin çoğunun kendi ülkelerinde gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan, orta sınıfa mensup yetişkinler olduğunu aktardı. Haberde, söz konusu kişilerin ne tür suçlardan gözaltına alındığına dair bilgi paylaşılmazken, Çinli düzensiz göçmenlerin genelde New York şehrine gittiği belirtildi. 

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen ABD'li bir yetkilinin NYT'yle paylaştığı rakamlara göre, ABD'nin haklarında sınırdışı kararı verdiği yaklaşık 1,3 milyon kişiden neredeyse 100 bini Çinli.

Kendisni Şu olarak tanıtan Çinli göçmen, eskiden Hubei bölgesinde bir kuyumcuda çalıştığını fakat maaş alamamaya başlayınca iş bulmak için ülkesinden kaçtığını söyledi. 29 yaşındaki göçmen, iki aylık yolculuğun sonunda ağustosta ABD'ye vardığını belirterek, "Amerika dünyanın en büyük gücü, öyle değil mi?" dedi.

Meksika duvarı tartışması

ABD'de gelecek yıl düzenlenecek seçimler için başlayan maratonda yasadışı göçün engellenmesi önemli konulardan biri. 

Başkan Joe Biden'ın, Meksika sınırındaki tartışmalı duvar projesinin geçen ay devam ettirileceğini duyurması büyük tartışma yaratmıştı.  

Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2019'da başlattığı proje kapsamında, Meksika sınırı üzerinden yasadışı girişlerin önlenmesi amacıyla yaklaşık 720 kilometrelik duvar örülmüştü. Biden ise 2020'de Trump'a karşı yürüttüğü seçim kampanyasında duvar projesine karşı çıkarak "1 metre bile ördürmem" demişti.

Independent Türkçe, New York Times, BBC



İran'la yaşanan çatışma Cumhuriyetçiler için seçimlerde bir yük haline mi gelecek?

Trump, 8 Temmuz'da Joint Base Andrews'e dönüş yolunda yeni Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
Trump, 8 Temmuz'da Joint Base Andrews'e dönüş yolunda yeni Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
TT

İran'la yaşanan çatışma Cumhuriyetçiler için seçimlerde bir yük haline mi gelecek?

Trump, 8 Temmuz'da Joint Base Andrews'e dönüş yolunda yeni Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
Trump, 8 Temmuz'da Joint Base Andrews'e dönüş yolunda yeni Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yaptı (AFP)

Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde yarışacak Cumhuriyetçi adaylar, Başkan Donald Trump'ın kaçınma sözü verdiği İran savaşının parti açısından en büyük siyasi sınavlardan birine dönüşmesinden endişe duyuyor.

Karşılıklı saldırıların yeniden başlaması ve onlarca hedefin vurulmasının ardından Cumhuriyetçi çevrelerde, seçim vaatleri arasında yer almayan bir savaşı savunmak zorunda kalabilecekleri yönündeki kaygılar artıyor. Kamuoyu araştırmaları da seçmenlerin dış politikadan ziyade enflasyon ve hayat pahalılığına öncelik verdiğini gösteriyor.

Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonların geleceğine ilişkin çelişkili açıklamaları da endişeleri artırdı. ABD'nin geniş kapsamlı askeri operasyonlara yeniden dönüp dönmeyeceği sorusuna Trump, "Bilmiyorum. Onlar (İranlılar) gerçekten anlaşma yapmak istiyor. Ama buna layık olup olmadıklarını ve anlaşmaya uyup uymayacaklarını bilmiyorum. Sorun da bu" cevabını verdi.

Kapsamlı bir askeri çatışmaya dönülüp dönülmeyeceği sorulduğunda ise Trump, "Bilmiyorum. Çok hızlı kazanacağız... Kazanmanın birçok yolu var" dedi. İran'ın herhangi bir saldırısına ABD'nin "20 kat daha güçlü" karşılık vereceğini belirten Trump, dün akşam Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında yaptığı açıklamada, "Bir günde İran'daki bütün köprüleri yok edebiliriz. Buna karşı hiçbir şey yapamazlar... Gerekirse bunu yaparız. Tuzdan arındırma tesisleri var, gerekirse onları da yok ederiz. Belki de Hark Adası'nın kontrolünü ele geçiririz" ifadelerini kullandı.

Axios gazetesinin üst düzey yönetim yetkililerine dayandırdığı habere göre, ABD'nin askeri operasyonlarının birkaç gün, hatta haftalar sürebileceği değerlendiriliyor. Bu süreçte Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği yeniden büyük ölçüde dururken, İran'ın baş müzakerecisi boğazın yalnızca Tahran'ın talimatıyla yeniden açılacağını söyledi.

Çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte ABD'de dizel vadeli işlemleri son dört yılın en hızlı yükselişini kaydetti. Bu durum, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Trump üzerindeki siyasi baskıyı artırdı.

Karmaşık siyasi denklem

Beyaz Saray, İran'a yönelik ABD saldırılarının başarılı olduğunu ve Washington'ın caydırıcılığını güçlendirdiğini savunurken, İran'ın ABD üslerine saldırması veya uluslararası deniz ulaşımını engellemesi halinde daha sert karşılık verileceğini kabul ediyor.

ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayınlanan ve 9 Temmuz'da İran'a yönelik saldırıları gösteren videodan, (AFP)ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayınlanan ve 9 Temmuz'da İran'a yönelik saldırıları gösteren videodan, (AFP)

Bu durum, başlangıçta planlanmayan ancak kamuoyu yoklamalarında Amerikalıların çoğunluğunun karşı çıktığı bir savaşa kademeli olarak sürüklenme riskini artırıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Olivia Wells, Şarku'l Avsat’ın sorularına e-postayla verdiği yanıtta, "Başkan Trump bu kararları değişken kamuoyu yoklamalarına göre değil, Amerikan halkının yüksek çıkarlarına göre alıyor" diyerek İran'a yönelik saldırıları savundu.

Beyaz Saray, saldırıların askeri hedeflerine ulaştığını vurgulasa da operasyonların sürmesi ve krizin nasıl sona ereceğine ilişkin net bir perspektif bulunmaması Trump yönetimini zor bir siyasi denklemle karşı karşıya bırakıyor.

Yönetim, bir yandan İran'ı caydırabilecek güçlü lider imajını korumaya çalışırken, diğer yandan kamuoyu desteğini azaltabilecek uzun süreli bir savaşa sürüklenmekten kaçınmaya çalışıyor. Böyle bir senaryo, Trump'ın siyasi söyleminin önemli bölümünü üzerine kurduğu uzun dış savaşlara karşı duruşuyla da çelişiyor.

Cumhuriyetçilerin kaygıları

Cumhuriyetçi Parti içinde tartışmalar, askeri operasyonların başarısından çok siyasi maliyetine odaklanıyor. Çatışmalar uzadıkça bunun yıpratma savaşına dönüşebileceği, Trump'ın seçmen tabanındaki desteğini azaltabileceği ve Cumhuriyetçi adayları seçim kampanyalarında savunma pozisyonuna itebileceği değerlendiriliyor.

Parti içinde ayrıca Demokratların ekonomik kötüleşmeden Trump ve Cumhuriyetçileri sorumlu tutarak, bunu seçim kampanyalarında kullanabileceği endişesi dile getiriliyor.

Washington Post, askeri çatışmanın genişlemesinin ABD yönetimini kamuoyunda geniş destek görmeyen bir savaşa sürükleyebileceğini, bunun da ara seçimlere aylar kala Cumhuriyetçi Parti içinde kaygıları artırdığını yazdı.

Cumhuriyetçilerin büyük bölümü İran'a yönelik sınırlı askeri operasyonlara karşı çıkmasa da uzun süreli bir çatışmaya sürüklenilmesine mesafeli yaklaşıyor.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Ryan Mackenzie, partinin "sonu gelmeyen bir savaşa sürüklenmemek konusunda son derece dikkatli olması gerektiğini" söyledi. Bu açıklama, özellikle ekonomi ve göç yerine savaşın seçimlerin temel gündemi haline gelmesinden çekinen kritik seçim bölgelerindeki Cumhuriyetçilerin kaygılarını yansıtıyor.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie ise Kongre onayı olmadan İran'a yönelik askeri operasyonların genişletilmesini sınırlamayı amaçlayan bir girişime öncülük ediyor. Massie, yeni bir savaşa girmenin "Önce Amerika" anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek, X hesabından yaptığı paylaşımda "ABD savaşı genişletmek yerine sona erdirmeye çalışmalıdır" ifadelerini kullandı.

Eski Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Marjorie Taylor Greene de savaşın sürmesinin ara seçimlerde Cumhuriyetçilere kaybettirebileceği uyarısında bulundu. Greene, X platformundaki paylaşımlarında Trump'ın "dış savaşlara girmeme ve rejim değiştirme girişimlerinden kaçınma vaatlerinden vazgeçmiş gibi görünmesi halinde seçmen tabanının bir bölümünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu" savundu.

Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Steve Scalise (solda) ile Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 30 Haziran'da Kongre Binası'nda (Capitol) görüntülendi, (AP)Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Steve Scalise (solda) ile Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 30 Haziran'da Kongre Binası'nda (Capitol) görüntülendi, (AP)

Bu açıklamalar, parti içinde sınırlı askeri müdahaleyi destekleyenlerle daha fazla gerilimin Trump'ı yeniden Beyaz Saray'a taşıyan siyasi mesajı zayıflatacağından endişe edenler arasındaki görüş ayrılığını ortaya koyuyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki olası aksaklıkların petrol fiyatlarını yükseltmesi, ABD'de akaryakıt fiyatlarının artmasına, enflasyon baskısının güçlenmesine, ulaşım ve temel tüketim maliyetlerinin yükselmesine ve ABD Merkez Bankası'nın (FED) olası faiz indirimlerini geciktirmesine yol açabilir.

Demokratlar harekete geçti

Demokratlar da bu dosyayı seçim kampanyalarında kullanmaya başladı. Parti, Trump yönetimini net bir strateji olmadan askeri maceraya girişmekle suçlarken, gerilimin sürmesinin Amerikalılara yeni ekonomik yükler getireceğini savunuyor.

Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi New Hampshire Senatörü Jeanne Shaheen, İran'la yaşanan askeri gelişmeleri "tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirerek, bunun "Başkan'ın bir planı, savaşın nasıl biteceğine dair vizyonu ve kalıcı bir anlaşma sağlama kapasitesi olmadan bu savaşa girdiğinin açık kanıtı" olduğunu söyledi.

Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Dan Goldman ise savaşın sürmesinin hava yolu ulaşımı ve enerji maliyetlerini artırdığını belirterek, yönetimin hayat pahalılığını düşürme vaatlerini yerine getirmediğini ve ABD'yi ekonomiye doğrudan yansıyacak bir çatışmanın içine soktuğunu ifade etti.

Demokratlar, bu gelişmelerin kendilerine seçim kampanyalarını yalnızca Trump'ın ekonomi politikalarını eleştirmekle sınırlamayıp, aynı zamanda onu halk desteği bulunmayan bir dış çatışmaya ABD'yi sürüklemekle suçlama fırsatı verdiğini değerlendiriyor.


DMO’nun deniz görevleri hakkında ne biliyoruz?

Deniz tatbikatı sırasında DMO’ya ait hızlı tekneler (Tesnim)
Deniz tatbikatı sırasında DMO’ya ait hızlı tekneler (Tesnim)
TT

DMO’nun deniz görevleri hakkında ne biliyoruz?

Deniz tatbikatı sırasında DMO’ya ait hızlı tekneler (Tesnim)
Deniz tatbikatı sırasında DMO’ya ait hızlı tekneler (Tesnim)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) deniz gücü, İran'ın düzenli ordusuyla paralel bir yapı olarak faaliyet gösterse de geleneksel deniz kuvvetlerinden farklı bir işlev üstlenmektedir. Örgüt, enerji ticaretinin adalar, yabancı üsler ve uluslararası deniz yollarıyla iç içe geçtiği Arap Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nın dar ve hassas sularına yönelik tasarlanmış bir doktrin üzerine inşa edildi.

Bu ortamda güç, geniş sularda yaygın konuşlanma hedefleyen büyük filo modeline değil, kıyıya yakın konuşlanmaya, hızlı botlara, füzelere ve engelleme birimlerine dayanıyor.

Resmi düzeyde ise İran Genelkurmay Başkanlığı, ordu ile DMO’nun görevleri arasında ‘paralellik’ bulunmadığını öne sürerek durumu tehditlerin niteliğinin dayattığı bir görev dağılımı olarak sunuyor.

Bununla birlikte konuşlanma haritası aynı askeri yapı içinde iki ayrı donanmanın varlığını gözler önüne seriyor. Orduya bağlı donanma Umman Denizi, Hazar Denizi ve uzak görevleri üstlenirken DMO’ya bağlı deniz gücü ABD ve müttefikleriyle en hassas sürtüşme noktaları olan Arap Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda mevzilenmiş durumda.

dfvgthyj
İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta düzenlediği hava saldırılarının ardından İran'ın Kanark Deniz Üssü'nde görülen ve yanmakta olan bir fırkateyn (Reuters)

Bu güç, DMO’ya bağlı küçük deniz birimlerinin bataklıklar, nehir geçitleri ve kıyı ortamlarında faaliyet gösterdiği yılların ardından resmi olarak 1985 yılında İran-Irak Savaşı'nın ortasında kuruldu. Savaşın sona ermesiyle birlikte kademeli olarak DMO bünyesinde bağımsız bir deniz koluna dönüştü. Yapısı sürat botlarına, kıyı-deniz füzelerine, komando birimlerine ve sahil savunmasına dayanıyor ve geleneksel donanmalarla kıyaslandığında büyük savaş gemilerine nispeten daha az yer veriyordu.

DMO’nun deniz gücünün konumu 1999 yılından itibaren güçlendi. Yaklaşık bin 200 kilometre deniz sınırını kapsayan bir alan içinde Arap Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki İran sularının güvenliğini sağlama görevi üstlendi. Bu görevlendirme, savaş içinde doğan gücü İran'ın en hassas deniz kozlarından birini elinde tutan bir teşkilata dönüştürdü: Küresel petrol ve doğalgaz ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu boğaz, dünya enerji piyasaları için kritik bir stratejik öneme sahip.

Beş deniz bölgesi

DMO, Arap Körfezi'ndeki operasyon sahasını beş bölgeye ayırdı. Birinci Bölge Hürmüz Boğazı'na en yakın deniz bölgesi olan Bender Abbas'ta bulunuyor ve ‘Sahibu'z-Zaman’ adıyla biliniyor. Bu bölgenin görevi boğaz içindeki savunma ve taarruz operasyonlarına odaklanıyor.

İkinci Bölge Buşehir'de bulunuyor ve ‘Nuh Nebi’ adını taşıyor. Temel görevi Hark Adası'nı korumak ve İran petrol ihracatının sürekliliğini güvence altına almak.

Üçüncü Bölge Ma'şur Limanı'nda bulunuyor ve Arap nüfusun çoğunlukta olduğu Ahvaz ilinin kıyı suları olan Ma'şur'dan Şattularab'a kadar Arap Körfezi'nin kuzeyini kapsıyor. Irak'ın Fav bölgesine komşu el-Kasaba şehrindeki Erundkunar üssü bu bölgeye bağlı en önemli üsler arasında yer alıyor.

Dördüncü Bölge Aseluye’de bulunuyor ve Kiş Adası'ndan Ras Mataf'a kadar yaklaşık 350 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridini kapsıyor. Bu bölgenin önemi, İran ekonomisinin temel direklerinden biri olan ve jeolojik açıdan Katar'ın kuzey sahasıyla ortaklık içinde bulunan Güney Pars Doğalgaz Sahası’na olan yakınlığından kaynaklanıyor.

dvfgbhyjuk
DMO’ya bağlı deniz piyadeleri, Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalışan bir gemiye baskın düzenlerken (AFP)

Beşinci Bölge ise merkezi Bender Lengeh'te olmak üzere Birinci Bölge'nin faaliyet alanından bir kısım ayrılarak 2012 yılında kuruldu. Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları ile Siri Adası'nı kapsayan bu bölgenin faaliyet alanı Keşm Adası'nın ucundan Kiş Adası'nın batısına uzanıyor. Bu bölünmenin amacı Birinci Bölge'nin görevlerini Hürmüz Boğazı'na odaklamak ve adalar için bağımsız bir faaliyet alanı oluşturmaktı.

Bu bölgelerin her birinde hız botlarının yanı sıra kıyı-deniz füze birlikleri, bağımsız hava savunma grupları, özel kuvvetler, komando ve deniz piyade birlikleri konuşlanıyor. Bu yapı, daha büyük bir düşmanı şaşkınlığa uğratmayı hedefleyen asimetrik, yoğun ve kıyıya yakın savaşa dayalı bir denizcilik doktrinini yansıtıyor.

Sürat botları bu doktrinin omurgasını oluşturuyor. Engelleme, manevra, gemilere yaklaşma ve vur-kaç operasyonlarında kullanılıyor. Bu botlar kıyı füzeleri, insansız hava araçları (İHA), mayınlar ve elektronik harp unsurlarını kapsayan çok katmanlı bir tehdit sisteminin parçası olarak sahaya sürülüyor.

DMO’nun deniz gücü ayrıca daha büyük platformlar ile helikopter, İHA kapasitesi ve Hordad-15 ile Tabas hava sistemleri gibi gibi denizden fırlatmalı hava savunma sistemleri de geliştirdi. Tahran bu platformları DMO’nun deniz gücünü yakın sulardaki konuşlanmanın ötesine taşıma yolundaki adımlar olarak sunuyor.

Ağırlık merkezine darbe

İran donanması son savaşta gemi, üs ve deniz askeri üretim tesislerini hedef alan kapsamlı bir saldırıya maruz kaldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), yürüttüğü harekâtın füze ve İHA üretim tesislerinin, deniz kapasitelerinin ve tersanelerin üçte ikisinden fazlasını hasar gördürdüğünü ya da yok ettiğini açıkladı; bu durum söz konusu çatışmanın Tahran'ın deniz ulaşımını tehdit etmek için bel bağladığı altyapıyı hedef aldığına işaret ediyor.

dfvgthyju
DMO’ya ait bir savaş botu, geçtiğimiz aralık ayında ülkenin güneyindeki Hürmüz Boğazı'nda düzenlenen askeri tatbikat sırasında (arşiv - EPA)

CENTCOM verilerine göre İran donanmasının en büyük savaş gemilerinin yüzde 92'si tahrip edildi. Maddi kayıpların yanı sıra DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri'nin savaş sırasında hayatını kaybetmesiyle birlikte komuta kademesine de ağır bir darbe vuruldu. Tengsiri, DMO içindeki deniz baskı doktrininin önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyordu.

dfvgbhyj
Tahran'daki bir binada yer alan Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını konu alan propaganda afişi. Afişin ortasında ABD ve İsrail’in hava saldırılarında hayatını kaybeden DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri'nin fotoğrafı ve yanında Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz kuvvetlerine karşı savaşmış İranlı tarihî şahsiyet Reis Ali Delvari yer alıyor (Reuters)

Tahran, Tengsiri'nin ölümünün üzerinden yaklaşık dört ay geçtikten sonra Ali Azmai'yi DMO Deniz Kuvvetleri’nin yeni komutanı olarak atadığını resmen duyurdu. Değişiklik, yaşanan kayıpların ağırlığı altında İran'ın deniz caydırıcılık imajının sarsıldığı bir dönemde gerçekleşti. Bu durum yeni komutanlığın görevini hasarlı birliklerin yeniden düzenlenmesi, üs ve platform ağının onarılması ve Tahran'ın ABD ile yüzleşmede en önemli kozlarından biri olarak gördüğü sahada güvenin yeniden inşasıyla doğrudan ilişkilendiriyor.


Trump, bir yazara yönelik saldırı davasında 5,8 milyon dolar tazminata mahkûm edildi

Yazar E. Jean Carroll, New York'taki adliye binasından ayrılıyor (Reuters)
Yazar E. Jean Carroll, New York'taki adliye binasından ayrılıyor (Reuters)
TT

Trump, bir yazara yönelik saldırı davasında 5,8 milyon dolar tazminata mahkûm edildi

Yazar E. Jean Carroll, New York'taki adliye binasından ayrılıyor (Reuters)
Yazar E. Jean Carroll, New York'taki adliye binasından ayrılıyor (Reuters)

ABD'li bir yargıç, jüri heyetinin ABD Başkanı Donald Trump'ın yazar E. Jean Carroll'a cinsel saldırıda bulunduğu ve itibarını zedelediği sonucuna varmasının ardından Carroll'a 5,8 milyon dolar ödenmesine karar verdi.

Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığı habere göre Federal Yargıç Lewis A. Kaplan, dün verdiği kararla, yazara 5,8 milyon dolar ödenmesine hükmetti. Söz konusu miktar, üç yıl önce bir jüri heyetinin Trump'ın 1996 yılında başkanlık görevine başlamadan önce yazara cinsel saldırıda bulunduğu ve saldırıyı kamuoyuna açıklamasının ardından itibarını zedelediği sonucuna varmasının ardından belirlenmişti.

Yargıç Kaplan, ödemenin yanı sıra karar tarihinden itibaren biriken faizlerin de Carroll'a verilmesine karar verdi.

Carroll'ın avukatları, ABD Yüksek Mahkemesi'nin 2023 yılında verilen hukuk davası kararına yönelik temyiz başvurusunu incelemeyi reddetmesinin ardından ödemenin yapılmasını talep etmişti.

Trump'ın avukatları Yüksek Mahkeme kararının yeniden değerlendirilmesi için başvuru hazırlarken, Trump da Carroll'a yönelik saldırılarını yeniden sürdürdü.

Jüri kararı, Trump'ın katılmadığı bir duruşmanın ardından açıklandı. Carroll, duruşmada Manhattan'daki lüks bir mağazada Trump tarafından cinsel saldırıya uğradığını, ikili arasındaki dostane bir karşılaşmanın şiddet olayına dönüştüğünü anlatmıştı.

82 yaşındaki Carroll, söz konusu saldırıyı ilk kez 2019 yılında, Trump'ın başkanlığı döneminde yayımlanan anı kitabında kamuoyuna açıklamıştı. Trump ise defalarca Carroll'ı hiç tanımadığını savunmuş, onu kendi üzerinden kitap satmaya çalışmakla ve siyasi amaçlar taşımakla suçlamıştı.