Sam Altman olayı teknoloji dünyasındaki derin uçuruma işaret ediyor

Karamsarlar ve iyimserler yapay zekânın kontrolü için savaşıyor

OpenAI'ın programcısı, kurucusu ve CEO'su Sam Altman (AFP)
OpenAI'ın programcısı, kurucusu ve CEO'su Sam Altman (AFP)
TT

Sam Altman olayı teknoloji dünyasındaki derin uçuruma işaret ediyor

OpenAI'ın programcısı, kurucusu ve CEO'su Sam Altman (AFP)
OpenAI'ın programcısı, kurucusu ve CEO'su Sam Altman (AFP)

Teknoloji dünyasının hızına rağmen geçtiğimiz hafta sonu yaşanan gelişmelerin eşi benzeri daha önceden görülmemişti. 17 Kasım Cuma günü, yapay zekâ devriminin ön saflarında yer alan OpenAI şirketinin yönetim kurulu, şirketin kurucu ortağı ve CEO'su Sam Altman'ı aniden görevden aldı. Yönetim kurulunun Altman'a olan güvenini neden kaybettiği henüz belli değil. Ancak söylentiler, yan projeleriyle ilgili endişelere ve aynı zamanda ‘insanlığın maksimum yararı’ için teknoloji geliştirme sözü veren bir şirkette, kamu güvenliği sonuçlarını dikkate almadan OpenAI'nin ticari tekliflerini genişletmek için çok hızlı hareket ettiğine dair endişelere işaret ediyor.

Görevden alınmasından sonraki iki gün boyunca şirketin yatırımcıları ve bazı çalışanları Altman'ın görevine iade edilmesini istedi. Ancak yönetim kurulu kendi görüşüne sadık kaldı. 19 Kasım Pazar gününün son saatlerinde, canlı yayın platformu Twitch'in eski CEO’su Emmett Shear, geçici CEO olarak atandı. Daha da şaşırtıcı olan, OpenAI'nin en büyük yatırımcılarından biri olan Microsoft CEO'su Satya Nadella'nın ertesi gün X platformunda (eski adıyla Twitter) “Bay Altman ve bir grup OpenAI çalışanı, yeni, gelişmiş bir yapay zekâ araştırma ekibine liderlik etmek üzere yazılım devine katılacak” paylaşımında bulunmasıydı.

“Karamsarlar, yapay zekânın serbest bırakılmasının insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturduğuna inanıyor ve katı düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuyor.”

Karamsarlar ve iyimserler

OpenAI'daki olaylar şüphesiz Silikon Vadisi'ndeki geniş bölünmenin şimdiye kadarki en dramatik tezahürü. Bir yanda, yapay zekânın serbest bırakılmasının insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturduğuna inanan ve bu nedenle daha sıkı düzenlemeler yapılması çağrısında bulunan ‘karamsarlar’ var. Diğer yanda ise yapay zekâ kaynaklı kıyamet senaryosu korkularını küçümseyen ve ilerlemeyi hızlandırma potansiyelini vurgulayan ‘iyimserler’ bulunuyor. Nüfuzunu kullanan taraf daha katı düzenlemeleri teşvik edebilir veya engelleyebilir. Bu da gelecekte yapay zekâdan en çok kimin yararlanacağını belirler.

(foto) AFP
AFP

OpenAI'ın kurumsal yapısı taraf olmayı mümkün kılıyor. Şirket 2015 yılında kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. Bundan üç yıl sonra teknolojiyi ilerletmek için pahalı bilgi işlem ve beyin gücü ihtiyacını finanse etmek amacıyla kâr amacı gütmeyen bir yan kuruluş kurdu. Dolayısıyla karamsarların ve iyimserlerin rekabet halindeki hedeflerine ulaşmak her zaman zor olacaktır.

Bu bölünme bir dereceye kadar felsefi farklılıkları yansıtıyor. Karamsarların kampındaki pek çok kişi, yapay zekânın tüm insanlığı yok edeceğinden endişe duyan bir hareket olan ‘etkili fedakarlıktan’ (effective altruism) etkileniyor. Endişe duyanlar arasında, başka bir modelleme şirketi olan Anthropic'i kurmak için OpenAI'den ayrılan Dario Amodei de yer alıyor. Microsoft'un da aralarında bulunduğu diğer büyük teknoloji şirketleri de yapay zekânın güvenliği konusunda endişe duyanlar arasında yer alıyor, ancak karamsarlar arasında değiller.

İyimserler, yapay zekâ gelişimine yalnızca engellenmeden izin verilmesi değil aynı zamanda hızlandırılması gerektiğini savunan ‘etkin dayanışma’ adı verilen bir dünya görüşünü savunuyorlar. Davet, risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz'in kurucu ortağı Marc Andreessen tarafından yönetiliyor. Yapay zekâ araştırmalarındaki diğer uzmanlar da bu amaca sempati duyuyor gibi görünüyor. Meta'dan Yann LeCun ve Andrew Ng ile Hugging Face ve Mistral AI dahil olmak üzere bir dizi yeni girişim, daha az kısıtlayıcı düzenlemeleri savunuyor.

“Microsoft'un liderliği büyük ölçüde OpenAI'a olan büyük yatırımına dayanıyor ve Amazon, Anthropic'e yaklaşık dört milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor.”

Altman'ın konumu

Altman her iki gruba da sempati duyuyor gibi görünüyor ve kamuoyuna yapay zekâyı güvenli hale getirmek için ‘korkuluklar’ inşa etme çağrısında bulunuyor. Aynı zamanda OpenAI'ı daha sağlam modeller geliştirmeye ve kullanıcıların kendi sohbet robotlarını oluşturabilecekleri bir uygulama mağazası gibi yeni araçlar sunmaya zorluyor. Ana şirketin yönetim kurulunda herhangi bir sandalye elde etmeden yüzde 49 hisse karşılığında OpenAI'ye 10 milyar dolardan fazla para aktaran en büyük yatırımcısı Microsoft'un, kendisine haber verilmeden Altman’ın işten çıkarıldığını öğrendiğinde üzüldüğü söyleniyor. Microsoft'un planladığı çalışmayı Altman ve meslektaşlarına teklif etmesinin nedeni bu olabilir.

Ancak görünen o ki olup bitenlerde soyut felsefeden daha fazlası var. Aslında iki grup ticari açıdan da bölünmüş durumda. Karamsarlar yapay zekâ yarışına ilk girenler. Bu yüzden daha fazla paraya sahipler ve özel sermaye modellerini tercih ediyorlar. Öte yandan iyimserler ise genelde açık kaynaklı yazılımları tercih eden ve yetişen küçük şirketler.

İlk kazananlarla başlayalım. OpenAI'ın ChatGPT uygulaması, piyasaya sürülmesinden sadece iki ay sonra 100 milyon kullanıcıya ulaştı ve onu, OpenAI'den ayrılanlar tarafından kurulan ve şu anda 25 milyar dolar değerinde olan Anthropic takip etti. Google'daki araştırmacılar tarafından, büyük miktarda veri üzerinde eğitim veren ve ChatGPT dahil tüm sohbet robotlarını destekleyen yazılımlar olan büyük dil modelleri hakkında orijinal bir makale yazıldı. Google daha büyük, daha akıllı modellerin yanı sıra Bard adında bir sohbet robotu da üretiyor.

AFP
AFP

Bu arada Microsoft'un liderliği büyük ölçüde OpenAI'a olan büyük yatırımına dayanıyor ve Amazon, Anthropic'e yaklaşık dört milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. Ancak teknolojide ilk hamleyi yapmak her zaman başarıyı garanti etmiyor. Teknolojinin ve talebin hızla ilerlediği bir pazarda, yeni girenler mevcut şirketleri altüst etmek için büyük fırsatlara sahip.

Bu, karamsarların daha katı kurallar dayatma dürtüsünü daha da güçlendirebilir. Geçtiğimiz Mayıs ayında ABD Kongresi'nde verdiği ifadede Altman, sektörün “dünyaya büyük zarar verebileceği” yönündeki endişelerini dile getirdi ve politika yapıcıları yapay zekâya yönelik özel düzenlemeler yapmaya çağırdı. Aynı ay, 350 yapay zekâ bilim insanı ve aralarında OpenAI'nin de bulunduğu teknoloji şirketlerindeki yöneticilerden oluşan bir grup anlaşmayı imzaladı. Anthropic ve Google, nükleer savaş ve pandemilerin yanı sıra yapay zekanın oluşturduğu ‘yok olma riski’ konusunda tek satırlık bir uyarı yayınladı. Korkunç tahminlere rağmen, açıklamayı onaylayan şirketlerin hiçbiri daha yetenekli yapay zekâ modelleri oluşturma çalışmalarını durdurmadı.

Politika ve şirketler

Politikacılar tehlikeleri ciddiye aldıklarını göstermeye çalışıyorlar. Temmuz ayında Başkan Joe Biden'ın yönetimi, aralarında Microsoft, OpenAI, Meta ve Google'ın da bulunduğu yedi büyük model üreticisini   yapay zekâ tabanlı ürünlerini halka sunmadan önce incelemek üzere uzmanlara sunmak için “gönüllü taahhütlerde” bulunmaya çağırdı. 1 Kasım'da İngiliz hükümeti benzer bir gruptan, düzenleyicilerin yapay zekâ tabanlı ürünlerinin güvenilirliğini ve ulusal güvenliği tehlikeye atma gibi zararlı potansiyellerini incelemesine olanak tanıyan bağlayıcı olmayan başka bir anlaşma imzalamasını istedi. Bundan günler önce Biden çok daha güçlü bir başkanlık kararnamesi çıkarmıştı. Bu kararnameye göre, yazılımın gerektirdiği bilgi işlem gücüne göre belirlenen belirli bir boyutun üzerinde modeller oluşturan herhangi bir yapay zekâ şirketinin, güvenlik testlerinin sonuçlarını hükümete bildirmesi gerekiyor.

İki grup arasındaki bir diğer ayrım çizgisi de açık kaynaklı yapay zekânın geleceği. OpenAI, Anthropic ve Google gibi büyük dil modelleri tescillidir veya açık kaynaktır. Meta tarafından oluşturulan bir model olan Llama'nın Şubat ayında piyasaya sürülmesi, açık kaynak yapay zekâ alanındaki faaliyetleri teşvik etti. Taraftarlar, açık kaynak modellerinin incelemeye açık olması nedeniyle daha güvenli olduğunu savunuyorlar. Eleştirmenler ise bu güçlü yapay zekâ modellerini halka açık hale getirmenin, kötü aktörlerin bunları zararlı amaçlarla kullanmasına olanak tanıdığından endişe ediyor.

“Şu ana kadar düzenleyiciler karamsarların iddialarına olumlu bakıyor gibi görünüyor. Biden'ın çıkardığı başkanlık kararnamesi açık kaynaklı yapay zekânın kullanımını engelleyebilir.”

Ancak açık kaynak konusundaki tartışma ticari amaçları da yansıtıyor olabilir. Örneğin, risk sermayesi firmaları, belki de destekledikleri startup'ların yeni geliştirme faaliyetlerini yakalamak veya modellere ücretsiz erişim elde etmek için bir yol aradıklarından bunu istiyorlardır. Mevcut şirketler rekabet tehdidinden korkabilir. Google'ın içinden kişiler tarafından yazılan ve Mayıs ayında sızdırılan bir belgede, açık kaynak modellerinin bazı görevlerde tescilli muadilleriyle karşılaştırılabilir sonuçlara ve çok daha düşük bir maliyete ulaştığı ifade edildi. Belgede ne Google'ın ne de OpenAI'nin açık kaynak rakiplerine karşı herhangi bir savunma hendeği olmadığı sonucuna varıldı.

Şu ana kadar düzenleyiciler karamsarların iddialarına olumlu bakıyor gibi görünüyor. Biden'ın çıkardığı başkanlık kararnamesi açık kaynaklı yapay zekânın kullanımını engelleyebilir. Kararnamenin, askeri veya sivil amaçlara sahip olabilen ‘çift kullanımlı’ modellere ilişkin geniş tanımı, bu modellerin yapımcılarına karmaşık raporlama gereksinimleri dayatıyor. Bu kuralların bugün ne kadar uygulanabilir olduğu belirsiz. Ancak zamanla, örneğin yeni yasaların çıkarılması durumunda güç kazanabilir.

(foto altı) OpenAI'ın kurucu ortağı Ilya Sutskever, TED AI Konferansı’nda konuşuyor (AFP)
OpenAI'ın kurucu ortağı Ilya Sutskever, TED AI Konferansı’nda konuşuyor (AFP)

Büyük teknoloji şirketlerinin tümü ayrım çizgisinin zıt taraflarında yer almıyor. Meta'nın modellerini yapay zekâya açma kararı, yenilikçi ürünler geliştirebilecekleri güçlü bir modele erişmelerini sağlayarak onu startuplar için beklenmedik bir şampiyon haline getirdi. Meta, açık kaynak araçlarının getirdiği yenilik artışının, sonunda kullanıcılarının ilgisini çeken ve reklam verenleri mutlu eden yeni içerik biçimleri üretmesine yardımcı olacağına inanıyor. Apple ise başka bir uç örnek. Dünyanın en büyük teknoloji şirketi, yapay zekâ konusunda dikkat çekici derecede sessiz kaldı. Şirket, Eylül ayında yeni bir iPhone'u piyasaya sürerken, yapay zekâ destekli birçok özelliği, terim belirtmeden sergiledi.

Bu kulağa akıllıca geliyor. Zira OpenAI'ın feci çöküşü, insani ilkelere dayalı savaşların yapay zekâya verebileceği zararı gösteriyor. Ancak teknolojinin nasıl ilerleyeceğine, nasıl organize edileceğine, ganimeti kimin kazanacağına şekil verecek olan şey bu savaşlardır.

Şarku’l  Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Çin’den Trump’a Hürmüz’ü açma ve silah sevkiyatını durdurma taahhüdü… CENTCOM: İran’ın kapasiteleri geriledi

Çin’den Trump’a Hürmüz’ü açma ve silah sevkiyatını durdurma taahhüdü… CENTCOM: İran’ın kapasiteleri geriledi
TT

Çin’den Trump’a Hürmüz’ü açma ve silah sevkiyatını durdurma taahhüdü… CENTCOM: İran’ın kapasiteleri geriledi

Çin’den Trump’a Hürmüz’ü açma ve silah sevkiyatını durdurma taahhüdü… CENTCOM: İran’ın kapasiteleri geriledi

ABD ile Çin arasında Pekin’de düzenlenen zirve, İran savaşıyla bağlantılı bölgesel denklemde yeni bir dönemin işaretlerini verdi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmenin ardından, Pekin yönetiminin Tahran’a askeri ekipman göndermeme taahhüdünde bulunduğunu açıkladı. Trump ayrıca Çin’in, küresel enerji arzının kesintisiz sürmesi amacıyla Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yardımcı olmayı teklif ettiğini söyledi.

Öte yandan savaşın yankıları, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de gerçekleştirilen BRICS dışişleri bakanları toplantısına da damga vurdu.

Bu sırada ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı United States Central Command (CENTCOM), İran’ın askeri kapasitesinin ve komşu ülkelere yönelik tehdit unsurlarının tüm alanlarda ciddi şekilde gerilediğini doğruladı.


Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
TT

Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Halid İsam el-İslambuli

Dünyanın yazılım ve teknoloji başkenti, inovasyon hayallerinin güç ve para çatışmalarıyla kesiştiği Silikon Vadisi'nin kalbi San Francisco'da, modern çağın en sert hukuki savaşlarından biri patlak verdi. Bir zamanların ortakları, bugünün hasımları olan milyarder Elon Musk ile OpenAI yönetim kurulunun temsilcisi ve şirketin CEO'su Sam Altman arasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Musk, Altman ve yönetim kurulu üyelerini ‘şirketin kuruluş misyonuna ihanet etmekle’ suçluyor. Microsoft'un milyarlarca dolarlık desteğiyle OpenAI'ı kâr odaklı devasa bir şirkete dönüştürdüklerini ve şirketin özgün amacını açıkça çiğnediklerini öne süren Musk, şirketin eski kâr amacı gütmeyen yapısına kavuşturulmasını, ağır tazminat ödenmesini, Altman ile yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasını ve şirketin köklü bir yeniden yapılanmaya gitmesini talep ediyor.

Bu dava eski ortaklar arasındaki kişisel bir hesaplaşmadan ibaret değil; teknoloji endüstrilerinin ve yapay zekanın geleceği üzerinde oynanan kapsamlı bir savaş ve gerçek bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Musk'ın galip gelmesi halinde kamuya fayda ve güvenliği ön plana alan daha katı bir yönetişim modeli dayatılabilir; bu da Microsoft ile kurulan türden tekelci ortaklıklar da dahil olmak üzere büyük şirketlerin egemenliğini kırabilir, sektördeki rekabet kurallarını yeniden belirleyebilir, açık ya da sorumlu inovasyonu teşvik edebilir ve Musk'ın desteklediği Grok yapay zeka aracına sahip xAI gibi şirketleri de etkileyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre davayı OpenAI'ın kazanması halinde ise yeterli denetim mekanizmaları olmaksızın kâr odaklı bu hızlı yarış pekişecek. İnsani boyutta ise insanlık kaderi belirleyici olan ‘AI herkesin yararına mı yönetilecek, yoksa az sayıda şirketin tahakküm aracına mı dönüşecek?’ sorusuyla karşı karşıya.

Eski ortaklar arasındaki bu savaş, önümüzdeki on yılların dünyasının şeklini belirleyebilir.

Musk ve Altman'ın OpenAI'ı kurması

OpenAI, başta Google ve Microsoft olmak üzere teknoloji devlerinin ‘Yapay Genel Zeka’ (AGI) geliştirme sürecine hâkim olmasına yönelik artan kaygılara doğrudan bir yanıt olarak 2015 yılında Delaware eyaletinde kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. AGI; bir makinenin insanın yapabileceği her türlü entelektüel görevi anlama ve öğrenme kapasitesini ifade ediyor. Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

Şirket başlangıçta şeffaflık ve iş birliğini temel alarak soylu ilkeler üzerine inşa edildi. Kuruluş tüzüğüne göre misyonu, AGI'nin tüm insanlığın yararına hizmet etmesini güvence altına almaktı. Şirket, bazı patent ve araştırmalarını kamuya açık hale getirerek diğer kurumlarla şeffaf bir iş birliği yapma niyetini ilan etti ve araştırma bulgularını kamuoyuyla paylaşmayı taahhüt etti.

Kuruluşa Elon Musk, Sam Altman ve Greg Brockman başta olmak üzere teknoloji dünyasının önde gelen isimleri ortak oldu. Kurucular, Amazon Web Services ve Infosys ile birlikte bir milyar dolar toplamayı taahhüt etti. Ancak fiilen toplanan miktar bunun çok altında kaldı. Şirket 2018 yılına kadar uzun vadeli güvenliği ve kamu yararını öncelik sırasına koyan açık bir araştırma laboratuvarı olarak faaliyet gösterdi; daha sonra ‘eski ortakların savaşını’ alevlendiren köklü dönüşümler başladı.

Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

2018'den 2024'e kritik yılların dönüşümleri

Elon Musk, yönetim kurulunun liderliği üzerinde yaşanan şiddetli bir güç mücadelesinin ardından 2018 yılının şubat ayında OpenAI yönetim kurulundan ayrıldı. Ayrılış gerekçesi olarak kâr amacı gütmeyen misyona "ihanet tohumlarını" ve ticari bir yönelişe geçişin başladığını gördüğünü ileri sürdü. Buna Tesla faaliyetleriyle olası çıkar çatışması da eklendi. Şirket bu tarihten itibaren büyük yatırımları çekmek amacıyla ticari bir kol oluşturarak kademeli olarak kâr odaklı bir yapıya geçti, ardından hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü. Bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi. Fakat gelişmiş modellere erişimin kısıtlanması ve kâr öncelikli yapıya kayış nedeniyle artan eleştirilere de muhatap oldu. Kasım 2023’e gelindiğinde ise Sam Altman'ın kısa süreliğine görevden alındığı, ardından yeniden atandığı bir kriz patlak verdi.

cx cd
Elon Musk'ın OpenAI aleyhine açtığı davada açılış duruşmalarının başlamasıyla birlikte Kaliforniya'nın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında (AFP)

Musk, 2024 şubatında davayı açarak Altman liderliğindeki OpenAI yönetim kurulunu ‘şirketin kuruluş tüzüğüne ihanet etmek ve Microsoft'un desteğiyle kurucu ortakların, hissedarların ve pay sahiplerinin onayı alınmaksızın yasalara aykırı biçimde şirketi kapalı bir kâr amaçlı yapıya dönüştürmekle’ suçladı.

ABD merkezli şirketlerle ilgili hukuk kurallarına göre bu şirketler, amaçları, kârı değerlendirme biçimleri ve kamu yararına bağlılıkları temelinde dört ana kategoriye ayrılıyor:

1- Geleneksel şirketler, hissedar değerini en üst düzeye çıkarmayı ve kâr dağıtımını hedefler; sosyal fayda yükümlülükleri bulunmaz.

2- Sınırlı sorumlu şirketler yüksek esneklikleriyle öne çıkar ve kârı doğrudan sahiplerine aktarır.

3- Kamu yararına şirketler kâr amacı güder; ancak yasal olarak sosyal kamu yararı sağlamakla yükümlüdür.

4- Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ise bireyler arasında kâr dağıtımını yasaklar; tüm kaynakların kamu yararına yönelik amaçlara tahsis edilmesi zorunludur ve vergiden muaf tutulur. Kâr amacı gütmeyen modelden kâr odaklı modele bu geçiş, davanın özünü ve mevcut hukuki anlaşmazlığın can alıcı noktasını oluşturuyor.

Şirket hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü; ardından bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi.

Mahkeme koridorlarında

Dava ‘Musk - Altman Davası’ olarak 29 Şubat 2024 tarihinde Kaliforniya’nın Oakland kentindeki federal adalet kompleksi Kuzey Kaliforniya ABD Federal Bölge Mahkemesi'nde açıldı. Musk, aynı yıl kasım ayında OpenAI'ın kâr amaçlı yapıya geçişini engellemek amacıyla acil bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Musk, bu dönüşümün 2016-2020 yılları arasında yaptığı 44 milyon dolarlık katkıların koşullarını ihlal ettiğini ileri sürdü. Ertesi yıl şubat ayına gelindiğinde ise davayı yürüten Federal Yargıç Yvonne Gonzalez Rogers, Musk'ın telafi edilemez zarara uğradığı iddiasını abartılı bularak davayı reddetti.

fbvfbv
OpenAI CEO'su Sam Altman, Avukat Jay Jurata tarafından sorgulanırken (Reuters)

Geçtiğimiz yıl nisan ayında OpenAI'ın 12 eski çalışanı, Elon Musk'ın şirkete karşı açtığı davaya müdahil olmak istediklerine dair mahkemeye bir dilekçe sundu. Dilekçede Altman, ‘dürüst olmamakla ve çalışanları ömür boyu geçerli iftira etmeme anlaşmaları (Non-Disparagement Agreements) imzalamaya zorlamaları konusunda yanıltmakla’ suçlandı. OpenAI ise karşı dava açarak Musk'ı ‘kendi projelerine yarar sağlamak amacıyla şirketin ilerleyişini engellemeye çalışmakla’ itham etti.

Yine geçtiğimiz yılın mayıs ayında ise Yargıç Rogers, ön duruşmalarda nihai taleplerin bir bölümünü kabul edilemez bulurken başta dolandırıcılık ve haksız zenginleşme iddiaları olmak üzere diğer taleplerin görülmesini kabul etti.

Ekim ayına gelindiğinde OpenAI, şirket yapısını özel kamu yararına şirket (Private Benefit Corporation) olarak yeniden düzenledi ve OpenAI'ın bağlı kâr amacı gütmeyen kuruluşu yüzde 26, Microsoft ise yüzde 27 pay aldı.

Geçtiğimiz nisan ayı başlarında ise Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini, Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini ve Greg Brockman dahil diğer yöneticilerin de kapsama alınmasını talep etti. Yargıç Rogers bu talepleri kabul etti; bunun üzerine 27 Nisan 2026'da tarafları dinleyecek jürinin seçim süreci başladı.

Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini ve Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini talep etti.

Musk'ın mahkeme ifadesi: Üç kritik gün

Musk, 28-30 Nisan 2026 tarihleri arasında her bir oturum yaklaşık yedi saat olmak üzere mahkemede jüri karşısında ifade verdi. Musk, 28 Nisan’daki oturumda özgeçmişine ve OpenAI'ı AI’ın risklerine karşı kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kurma gerekçelerine odaklandı ve şirketi insanlığa hizmet eden araştırma odaklı bir hayır kurumu olarak gördüğünü vurguladı. AI, Star Trek film serisine benzer bir modele dönüşmesini umduğunu, ancak şirketin, AI’ın kendi varlığının farkına varıp insanlara karşı bir yok etme savaşı başlattığı Terminatör serisini andıran bir senaryoya evirildiğini görünce şok yaşadığını söyledi. Yargıç Rogers, varoluş meselesini uzun uzadıya aktaran Musk'ın sözlerini, jürinin konuyu kavradığını ve daha fazla açıklamaya gerek olmadığını belirterek kesti.

frbhrgt
Elon Musk'ın OpenAI'a karşı açtığı davayla ilgili duruşma günü mahkemeye taşınan belge kutuları, 12 Mayıs tarihli (Reuters)

Musk, 29 Nisan’daki oturumda 800 milyar dolar değerindeki bir şirketin kuruluşuna 38 milyon dolar bağışladığı için kendini ‘aptal’ gibi hissettiğini dile getirdi ve Altman ile Brockman'ı ‘şirketin kâr amacı gütmeyen yapısını öngören kuruluş tüzüğüne ihanet etmekle’ suçladı. Musk, 30 Nisan’daki oturumda ise OpenAI’ın Avukatı William Savitt'in sert sorgulamasıyla karşı karşıya kaldı. ‘Şirketin kurucu ortakların parasını çaldığı’ iddiasını içeren gergin bir tartışmaya dönüşen bu sorgunun ardından Yargıç Rogers, belirgin gerilim üzerine sorgulamayı sonlandırdı.

Musk sonrası ifadeler

Musk'ın ifadesinin tamamlanmasının ardından mahkeme ve jüri diğer önemli tanıkları dinledi. Bunların başında Musk'ın rakibi Altman geldi. Altman, 12 Mayıs’taki oturumda kendisinin ‘dürüst ve güvenilir bir iş insanı’ olduğunu söyleyerek Musk'ın ‘şirketi kâr amacı gütmeyen bir yapıdan kâr amaçlı yapıya dönüştürmek için çalmaya çalıştığı’ iddiasını reddetti. Altman ayrıca Musk'ın 2019'da şirketin ticari kolu kurma planına herhangi bir itirazda bulunmadığını ve SpaceX ile Tesla'nın başındaki ismin yönetim kurulundan ayrılmasından bir yıl önce bu plandan haberdar olduğunu vurguladı.

4 Mayıs’taki oturumda ise yazılım, bilgisayar mühendisliği ve AI profesörü Stuart Russell, bu alandaki denetimsiz yarışın riskleri hakkında ifade verdi. Yargıç Rogers, varoluşsal tehlikelere ilişkin açıklamalarını sınırlandırmasını istedi.

fgr
OpenAI CEO'su Sam Altman'ın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında, 12 Mayıs 2026 (AFP)

5 ve 6 Mayıs oturumlarında Greg Brockman, şirketin kâr amaçlı modele geçişini savunduğu uzun bir savunma ifadesi verdi. 2017'de Musk ile yaşadığı gergin bir yüzleşmeyi aktaran Brockman, "Beni döveceğini sandım" dedi. Ayrıca Shivon Zilis'in Musk ile ilişkisinden ve onun şirket içinde "ajan ya da casus" rolü üstlendiği iddiasından söz etti. 6 Mayıs oturumunda ise eski OpenAI yönetim kurulu üyesi ve Musk'ın dört çocuğunun annesi olan Shivon Zilis, belirli güvenlik düzenlemeleri çerçevesinde hassas bir ifade verdi. Musk ile önceki romantik ilişkisini kabul eden Zilis, şirket içinde onun için sızıntı kaynağı işlevi gördüğü iddiasını reddetti.

Jürinin kararı

Dünya bu davanın jüri kararını bekliyor. Amerikan federal mahkeme hukukuna göre bu tür davalarda jürinin oybirliğiyle karar vermesi zorunlu; ancak bu sağlandığı takdirde Yargıç Rogers esasa ilişkin nihai hükmünü açıklayabilecek. Tek bir jüri üyesinin bile karşı çıkması durumunda ‘hung jury‘ (askıya alınmış jüri) hali ortaya çıkacak. Bu durum davanın yeni bir jüri heyeti önünde yeniden görülmesine yol açabilir. Böylece anlaşmazlık aylarca daha uzayabilir. Bu yüzden her iki tarafın da jüri üyelerini her türlü yolla ikna etmeye ve kendi safına çekmeye çalışması bekleniyor.

sdv
Duruşma sırasında Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Davanın Musk lehine sonuçlanması halinde AI sistemlerinde açık kaynak modellerine kısmı bir dönüş yaşanabilir. Bu da üniversitelerin ve bağımsız araştırmacıların AI’ın gelişimini izlemesine ve sapmasını önlemesine olanak tanır. Altman'ın kazanması durumunda ise bu, büyük şirketlere insanlık tarihinin en büyük icadını ticari sır perdesi altında özelleştirme yolunu açan bir yeşil ışık olarak değerlendirilecek.

İnsanlık kritik bir kavşakta duruyor: Ya AI, kurucularının başlangıçta hayal ettiği gibi ‘insanlığın ortak mirası’ olarak kalacak ya da az sayıda güçlü şirketin tekelinde bir ‘teknolojik silaha’ dönüşecek.


İnternet kesintisinin üzerinden aylar geçtikten sonra İran, seçkin bir gruba internet erişimi izni verdi

Tahran’daki bir kız okulunda çevrimiçi ders veren İranlı bir öğretmen (AFP)
Tahran’daki bir kız okulunda çevrimiçi ders veren İranlı bir öğretmen (AFP)
TT

İnternet kesintisinin üzerinden aylar geçtikten sonra İran, seçkin bir gruba internet erişimi izni verdi

Tahran’daki bir kız okulunda çevrimiçi ders veren İranlı bir öğretmen (AFP)
Tahran’daki bir kız okulunda çevrimiçi ders veren İranlı bir öğretmen (AFP)

İranlı bilişim çalışanı Emir Hasan, ülkesinde savaş boyunca yaşanan neredeyse tam internet kesintisinin ardından aylar sonra yeniden ağa bağlanabildiğini, ancak bunun yalnızca kamuoyunda tepki çeken özel bir hizmet üzerinden mümkün olduğunu belirtti.

28 Şubat’ta savaşın başlamasının ardından, İran’da milyonlarca kişinin internete erişemediği bildiriliyor. Bunun, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla eş zamanlı gelişen savaş sürecinde yaşandığı ifade ediliyor.

39 yaşındaki Hasan, ‘profesyonel internet’ olarak adlandırılan ve belirli meslek grupları ile iş sahiplerine yönelik özel bir sisteme erişim imkânı sunan bir mesaj aldıktan sonra bu hizmeti satın aldığını söyledi. Söz konusu sistemin kamuoyunda tartışmalara yol açtığı belirtiliyor.

Hasan, “Bu bir zorunluluktu. Gelirimi sürdürebilmek için internete erişmek zorundayım” diyerek, 50 GB’lık başlangıç paketi için yaklaşık 11 dolar ödediğini ifade etti.

İnternet kesintilerini izleyen NetBlocks verilerine göre, 5 Nisan itibarıyla savaşın başlangıcından bu yana süren kesinti, bugüne kadar bir ülkede kaydedilen en uzun süreli ulusal internet kesintisi olarak değerlendirildi.

Bu kesinti, ülkede çoğu kişinin dijital erişimden mahrum kalmasına yol açarken; yalnızca sınırlı sayıda yerel site, bankacılık hizmetleri ve devlet onaylı uygulamalar erişilebilir durumda kaldı.

İran’da internet altyapısının, ocak ayında hükümete karşı gerçekleşen kitlesel protestoların ardından zaten sıkı kısıtlamalara tabi olduğu, savaşın başlamasıyla birlikte ise hükümetin interneti bir kontrol aracı olarak daha yoğun şekilde kullanmaya başladığı belirtiliyor.

Eleştirmenler, yetkililerin internet hizmetini yalnızca belirli gruplara erişim sağlayacak şekilde sınıflandırılmış bir sistem üzerinden yürüttüğünü savunuyor.

Hasan ise bu uygulamayı eleştirerek, “İran’daki interneti sınıflandırma ve bölme temelli bu model iyi bir model değil… Bunun açıkça gelir elde etmeye yönelik olduğu görülüyor” ifadelerini kullandı.

dvfebvf
Tahran’da bir kafenin önünde duran insanlar (Reuters)

Hasan ayrıca, kullanıcıların normalden daha yüksek fiyatlarla ek internet kullanımı için daha fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını belirtti.

Söz konusu özel hizmetin WhatsApp ve Telegram gibi uygulamalara erişim sağladığı, ancak Instagram, X ve YouTube gibi uzun süredir ülkede engelli olan platformlara doğrudan erişim sunmadığı, bu platformlara ancak VPN kullanılarak ulaşılabildiği ifade ediliyor.

Diğer bazı kullanıcılar ise internete farklı erişim seviyeleriyle bağlanabildiklerini, bunun da sunulan hizmetin tüm aboneler için aynı olmadığını gösterdiğini dile getiriyor.

Üçüncü sınıf vatandaş

Bu seçici hizmetten yararlanan kişiler, sosyal baskılarla da karşı karşıya kalıyor; çünkü bu hizmeti satın alanlar toplum içinde eleştiriliyor.

Hasan, “İnsanlar sana ‘gidip hükümetin bu sistemi adaletsiz şekilde para kazanmasına katkı sağladın’ diyor. Yargılanıyorsun da…” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte, bu özel internet hizmetinin profesyonel ihtiyaç duyan tüm meslek gruplarına da otomatik olarak sunulmadığı belirtiliyor.

Tahran Üniversitesi’nde dilbilim profesörü olan Behruz Mahmudi Bahtiyari, bu hizmete davet almadığını ve internete yalnızca kampüs içindeyken güvenilir şekilde erişebildiğini söyledi.

“Üniversiteden çıktığınız anda üçüncü sınıf bir vatandaşa dönüşüyorsunuz ve internet bağlantınız kalmıyor” diyen Bahtiyari, bazı akademisyenlerin ise bu hizmete erişim daveti aldığını belirtti.

Medya organları bu sistemi ‘sınıfsal internet’ olarak tanımladı ve internetin kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp ayrıcalığa dönüştürülmesini eleştirdi.

Artan tepkiler üzerine Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, internetin durumunun savaş tehdidinin ortadan kalkmasıyla birlikte normale döneceğini söyledi.

Muhacerani ayrıca, yaşanan kesintilerden İsrail ve ABD’yi sorumlu tutarak, güvenlik koşullarının hükümeti bu tür kısıtlamalara zorladığını ifade etti.

‘Zahmete değmez’

İran’da son yıllarda kullanıcılar, büyük sosyal medya platformlarına getirilen kısıtlamaları aşmak için sanal özel ağlara (VPN) giderek daha fazla başvuruyordu. Ancak bugün, ‘profesyonel internet’ hizmetine erişebilenler dahil birçok kişi için bu özel internet paketlerinin maliyeti ek bir ekonomik yük haline gelmiş durumda. Savaşın başlamasından bu yana zaten zorlaşan ekonomik koşullar, uzun yıllardır yaptırımlar nedeniyle yıpranan İran ekonomisindeki kırılganlığı daha da artırdı.

Son haftalarda enflasyonun yüzde 50’nin üzerine çıktığı, yerel para birimi riyalin ABD doları karşısında değer kaybettiği ve temel tüketim ürünlerinin fiyatlarının hızla yükseldiği belirtiliyor.

34 yaşındaki grafik tasarımcı Mehdi, “Sağlanan veri miktarı, bana göre kullanıcıların ödediği maliyetle ekonomik olarak karşılaştırıldığında mantıklı değil” dedi.

Buna rağmen Mehdi, işi gereği bu hizmeti satın aldığını ancak herkesin bu paketin maliyetini karşılayamayacağını da kabul etti.

38 yaşındaki Kaveh ise kendisine de ‘profesyonel internet’ planı teklif edildiğini ancak maliyetine değmediğini düşünerek reddettiğini söyledi. Kaveh, zaten kısıtlamaları aşmak için VPN hizmetine ödeme yaptığını belirtti.

Kaveh, “Bize bir lütuf gibi sunulan, aslında çok sınırlı bir özgürlüğe on kat fiyat ödemeyeceğim” ifadesini kullandı.