Ukrayna ve Gazze Rusya'nın askeri ihracatını nasıl etkiliyor?

Rusya'nın askeri imajı hâlâ eskisi kadar etkileyici mi?

Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
TT

Ukrayna ve Gazze Rusya'nın askeri ihracatını nasıl etkiliyor?

Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)

Anton Mardasov

Rusya'nın yakın zamanda 2023 Dubai Havacılık Fuarı'na katılımı, Ukrayna'da savaşın patlak vermesinden ve Rus ekonomisine benzeri görülmemiş yaptırımların uygulanmasından bu yana Rus askeri teçhizatının ilk görünüşü değil. Rus savunma sanayi temsilcileri, 2022 yılında Güney Afrika'da düzenlenen Afrika Havacılık, Uzay ve Savunma Fuarı'na katılmıştı. Ayrıca, bu yılın başlarında Abu Dabi'deki Uluslararası Savunma Konferansı ve Fuarı'na (IDEX 2023) katıldılar. Orada T-90 tankları ve roket rampaları gibi geniş bir ürün yelpazesini sergilediler.

Güney Afrika Cumhuriyeti ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Rus ihracatçılara bu tür sergiler düzenlemeye davet gönderme kararının, Kremlin'in izolasyon dönemindeki diplomatik çabalarının başarısının tanıtılması ve pazarlama çabalarının sürdürülmesi için bir fırsat oluşturduğuna şüphe yok. Böylelikle Moskova, Rus askeri endüstrisinin silah pazarındaki konumundan vazgeçmeyeceğini ve yalnızca Ukrayna'daki büyük ölçekli savaşta kendi güçlerini tedarik etmekle kalmayıp, aynı zamanda ihracat sözleşmeleri de sunabilecek kapasitede olduğunu bir kez daha teyit ediyor.

Ancak Rusya'nın silah ve askeri teçhizat reklam kampanyasının pratik içeriği oldukça belirsizliğini koruyor. Bu konu genellikle Rus veya yabancı uzmanların ideolojik değerlendirmelere dayalı olarak farklı yorumlarına maruz kalmaktadır, çünkü fiili sözleşmelerin ve tedarik edilen ekipman miktarlarının hesaplanması genellikle araştırma metodolojisine bağlıdır. Mevcut koşullara bağlı olarak süreç tamamlanıncaya kadar bunu doğrulamak zordur. O zaman bile çoğu kişi hala resmi olmayan bilgilere güveniyor.

Propaganda için manevra alanı

2014 yılında Ukrayna krizinin başlangıcından bu yana Washington'un Moskova'ya karşı yaptırım politikasını nasıl sıkılaştırdığı ve bunun 2017 yılında Amerika'nın Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası'nın (CAATSA) kabul edilmesiyle sonuçlandığı biliniyor. CAATSA, Rusya'dan silah satın alan ülkelere, tüzel kişilere veya kişilere karşı ikincil yaptırımların uygulanmasına olanak tanıyor.

Rusya'nın propaganda savaşı, Rusya'nın 2022 ve 2023'te istikrarlı bir ihracat portföyünü korumayı başardığını kanıtlamak için rakamları manipüle ediyor.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden önce bile, tedarik edilen ekipman için yeni ödeme mekanizmaları geliştirme ihtiyacı nedeniyle, Rusya'nın askeri ihracatına ilişkin bilgilere erişim neredeyse imkânsız hale geldi. İşin garibi, bu mevzuat, Rusya'nın savunma sanayisinin, 2022 yılının Şubat ayından sonra yürürlüğe giren yaptırımlara önceden uyum sağlamasına yardımcı oldu.

Doğal olarak, Rus propaganda savaşı, Rusya'nın 2022 ve 2023 yıllarında, lojistik hizmetlerin bozulması, Rus bankalarının Swift sisteminden çıkarılması ve hükümet savunma taleplerindeki keskin artış gibi tüm zorluklara rağmen, istikrarlı bir ihracat portföyünü korumayı başardığını kanıtlamak için rakamları manipüle ediyor. Batı medyası aynı zamanda kamuoyunu işlerin tam tersi gittiğine inandırmaya çalışıyor.

sdefw
15 Kasım'da Dubai Air Show'da bir Rus askeri nakliye uçağı (Reuters)

Bu koşullar altında, doğru sonuçlara varmak zor. Rus temsilcilerinin çeşitli platformlardan Kremlin'in Suriye'deki kampanyasının bölgesel aktörler arasında Rus silahlarına eşi benzeri görülmemiş bir ilgi uyandırdığını nasıl doğruladığını hatırlamak yeterli. Öte yandan, Batılı temsilciler, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında savaş yürütmeyi propagandaya aykırı buluyordu. Ancak, her zaman olduğu gibi, gerçek orta yerdedir. Sözleşme müzakereleri ve gerekli tüm prosedürlerin iki ila üç yıl arasında değişen uzun bir zaman alması, bu anlaşmaların pazarlama etkisinin gecikmesine yol açıyor.

Putin'in kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre bölgedeki Rus silahlarının ana ithalatçıları Hindistan, Çin, Mısır, Cezayir ve Irak'tır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yaptığı halka açık açıklamalara göre Rusya'nın silah satışları 2014 yılında 15 milyar dolar, 2015 yılında 14,5 milyar dolar, 2016 yılında 15,3 milyar dolar, 2017 yılında 15,3 milyar dolar, 2018 yılında 16 milyar dolar, 2019 yılında 13 milyar dolar (her ne kadar Savunma Bakanlığı bu rakamı 15,2 milyar dolar olarak tahmin etse de) ve 2020 yılında yaklaşık 13 milyar dolar değerine ulaştı.

Bu dönemde, Putin'in kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre bölgedeki ana Rus silah ithalatçıları Hindistan, Çin, Mısır, Cezayir ve Irak idi. Bu ülkelerin, Rusya'nın Suriye iç savaşına müdahalesinden önce Rusya ile belirli silah kategorileri hakkında görüşmeler veya müzakerelere başladığına dikkat etmek gerek. Bu yıllarda bölgedeki Rus savunma sanayii için önemli olan tek sözleşme, Türkiye'ye S-400 füze sistemlerinin teslimatıydı. Bu, Türkiye'nin bağımsız bir hava savunma sistemi kurmasını sağladı.

sdefr
Putin, Ekim 2022'de Ryazan bölgesindeki bir askeri eğitim merkezini ziyareti sırasında – Rusya (AP)

İsrail-Filistin çatışmasının mevcut arka planı göz önüne alındığında, Rus uzmanlar topluluğu içinde bazı sesler, bu durumun, devam eden çatışmada Batı tercihleri ​​doğrultusunda, Arap ülkelerinin Rus silahlarını satın alma ilgisini artırabileceğini gösteriyor. Ancak, bunun gerçekleşme olasılığı hala çok düşük.

Daha iyiye mi yoksa daha kötüye mi?

Geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan bir raporda Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), Rusya'nın 2018-2022 yılları arasında askeri ihracat değerinin yüzde 31 düşmesine rağmen, Rusya’nın, dünya pazarındaki yüzde 16'lık payıyla silah ihracatçısı ülkeler arasındaki konumunu sürdürdüğünü ortaya koydu.

SIPRI’nın Rus-Sovyet silah ihracatını değerlendirme metodolojisi kusursuz değildir. Değerlendirme indeksi değeri metodolojisi, daha ucuz Sovyet tanklarının veya uçaklarının maliyetini, daha pahalı Batı tanklarının veya uçaklarının maliyetiyle aynı düzeyde değerlendirdiği için sürekli eleştirilere maruz kalıyor. Ancak genel olarak bu çalışma, Rusya'nın dünya silah ihracatındaki payını azaltmaya yönelik yönünü yansıtıyor. Özellikle, havacılık alanında (savaş uçakları ve helikopterler, Rusya'nın toplam tedarikinin yüzde 40'ını oluşturuyor) imzalanan birçok sözleşme, uygulamaya hazır hale geldi. Açık bilgi kaynakları, 2023 yılında Hindistan'a S-400 sistemlerinin, Zimbabve'ye Ansat helikopterlerinin ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne L-39 savaş eğitim uçaklarının teslim edileceğini gösteriyor.

Yalnızca resmi Kremlin verilerine göre silah üretimi geçen yıl 2,7 kat, bazı bölgelerde ise 10 kat arttı

Aşağıda satışlardaki olası düşüşün ana nedenlerini inceleyeceğiz:

En önemli ve birincil neden, Ukrayna'daki savaş nedeniyle savunma sanayii üzerindeki ağır yerel taleptir. Bu durum ihracat fırsatlarını önemli ölçüde azaltıyor.

Ukrayna'daki savaşın seyri, 2033 yılına kadarki hükümet silahlanma programı da dahil onaylanmış veya onaylanma aşamasında olan bir dizi belgeyi engelledi. Sonuç olarak, Savunma Bakanlığı ve savunma sanayii kompleksi, kara kuvvetleri için büyük maliyetli ve sivil sanayinin seferberlik kapasitelerini füze ve mühimmat üretimi için kullanarak yetkisiz yeni bir program yürütüyor.

scdfrg
Her iki yılda bir düzenlenen Deniz Savunma ve Güvenlik Fuarı'nda (NAVDEX) Rus silah şirketlerinin sergilenmesi sırasında

Rusya'nın resmi verileri, silah üretiminin geçen yıl 2,7 kat arttığını, bazı alanlarda ise 10 kat arttığını gösteriyor. Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna'daki yoğun helikopter kullanımı ve yeni alaylar kurma planları, ihracat imajına doğrudan olumsuz etki yapıyor. ‘Wall Street Journal’ gazetesine göre Moskova, daha önce Mısır, Pakistan, Belarus ve Brezilya'ya sattığı helikopter motorlarını geri almaya çalışıyor.

İkinci olarak, 24 Şubat 2022'den sonra, ikincil yaptırım tehdidi yeni bir seviyeye ulaştı ve bu da bazı ithalatçıları önceki düzenlemelerden vazgeçmeye zorladı. Böylece Endonezya, Rus yapımı Su-35 savaş uçaklarının yerine Fransız yapımı Rafale savaş uçaklarını satın almaya karar verdi. Mısır ile imzalanan Su-35 savaş uçaklarının teslimat sözleşmesi de iptal edildi. Özbekistan ise ilk kez Fransız Hava Kuvvetleri'nin fazlası olan Rafale veya Mirage-2000 savaş uçaklarını satın alma konusunda ilgi gösterdi.

Batı, Rusya ve Çin'in silahlarına iyi bir alternatif oluşturabilecek Güney Kore silahlarına Körfez ülkelerinde artan bir ilgi var.

Ayrıca yaptırımlar, Rus ihracatçıları ve kalan müşterileri, yerel para birimleriyle ödeme yapmaya ve silahları teslim etmek için karmaşık lojistik yollar bulmaya zorluyor. Birçok ülke, Rus uçaklarına hava sahasını kapattı ve Rusya'nın deniz yoluyla nakliyeyi güvence altına alması zor hale geldi.

Üçüncüsü, Rus askeri imajı eskisi kadar etkileyici değil. Rusya, hiçbir ilerleme kaydetmediği yerel bir savaşta sıkışıp kaldı. Örneğin Moskova, gerçekliğin güzel bir resmini çizmeye devam edebilir ve Pakistan ile askeri-teknik işbirliğinden duyduğu memnuniyeti resmen ilan edebilir. Ancak bu Pakistan'ın, İngiltere'nin arabuluculuğu ve desteğiyle Ukrayna topçusu için önde gelen mühimmat tedarikçilerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmez.

vdfgbrth
Geçtiğimiz Mayıs ayında Lazkiye'deki Hmeymim üssünde Sovyetler Birliği'nin Nazi Almanya'sına karşı kazandığı zaferin 78. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen askeri geçit töreni sırasında (AFP)

Ek olarak, Moskova'nın beklentilerinin aksine, Ukrayna ve Gazze savaşının ardından Körfez ülkelerinde Güney Kore silahlarına artan bir ilgi söz konusu. Bu silahlar, Batı, Rusya ve Çin silahlarına iyi bir alternatif sağlayabilir ve çeşitlendirmeye yardımcı olabilir.

Dördüncüsü, Ukrayna'nın Sovyet silahlarının satışı ve bakımında elde ettiği tüm büyük stoklardan yararlanarak önceki konumunu kaybetmesine rağmen, Kiev'in Ankara gibi diğer aktörlerle işbirliği yapması, silah pazarında Moskova ile rekabet etmesi, örneğin helikopter ekipmanı garanti hizmetleri sağlaması imkansız değil.

Moskova, Batı'nın Ukrayna'dan duyduğu yorgunluğa ve Batılı siyasi çevrelerde değişen güç dengelerine ağırlık veriyor

fgrth
Ukraynalı bir roketatar, Haziran 2023'te Bakhmut yakınlarındaki Rus mevzilerine Grad füzesi ateşledi. (AP)

Ukrayna Savaşı, Rus savunma yetkililerini mevcut tasarımlarda hızlı değişiklikler yapmaya ve bazılarını sıfırdan oluşturmaya zorladı. Bu değişiklikler, ihraç için hazır silah listelerine dahil edilmek üzere yapıldı. Ancak, hükümetle çalışan birçok uzman, askeri ihracatın, teknoloji transferi ve ortak projeleri de dahil olmak üzere, savaşın bitiş zamanlamasına ve Ukrayna ile anlaşmanın şekline gerçekten bağlı olduğunun farkında. Ancak o zaman, Rus askeri-sanayi kompleksi, sahada ve gelişmiş Batı sistemleriyle karşı karşıyayken edindiği deneyime dayanarak güncellediği silahları dünya pazarlarına sunabilecektir.

Ancak savaşın sona ermesi ihtimali çok zayıf.

Moskova'nın ve askeri harekatının asıl görevinin, aynı askeri harekatın başlatılmasından kaynaklanan sonuçları hafifletmek olduğu açık. Stratejik olarak Moskova, Batı'nın Ukrayna'dan duyduğu yorgunluğa ve Batı siyasi çevrelerinde güç dengesinin değişmesine ağırlık veriyor. Ancak bu algılamanın beklentilerin aksine etkileri olabilir, çünkü askeri-sanayi kompleksi genel ekonomik büyümenin itici gücü olamaz ve sivil endüstrideki birçok teknoloji uzun süredir askeri teknolojileri geride bıraktı.

Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Alman subayların Ukrayna-Rusya savaşına dair ses kayıtları yayınlandı: Rusya, Almanya'dan cevap bekliyor

Fotoğraf: Twitter
Fotoğraf: Twitter
TT

Alman subayların Ukrayna-Rusya savaşına dair ses kayıtları yayınlandı: Rusya, Almanya'dan cevap bekliyor

Fotoğraf: Twitter
Fotoğraf: Twitter

Rusya, Alman Hava Kuvvetleri subaylarının Ukrayna Savaşı ile ilgili görüşmesinin ses kaydını yayınladı. Ses kaydında Alman subayların, Kerç Köprüsü'nün bombalanması hakkında konuştuğu iddia ediliyor.

DW Türkçe'nin haberine göre; Berlin'de, casuslukla mücadele biriminin Federal Ordu'nun üst düzey subayları arasında, Taurus seyir füzelerinin Ukrayna'da konuşlandırılmasına ilişkin görüşmenin Rusya tarafından dinlendiği ve kaydedildiği ile ilgili iddiaları araştırdığı bildirildi. 

Ne olmuştu?

Russia Today, Cuma günü Alman subaylar arasındaki bir konuşmaya ait 30 dakikalık bir ses kaydı yayımladı. Kayıtta, Almanya Hava Kuvvetleri (Luftwaffe) Komutanı Ingo Gerhartz'ın diğer üst düzey ordu mensuplarıyla Ukrayna'ya Taurus füzelerinin teslimatı hakkında konuştuğu duyuluyor. Görüşmede, Ukraynalı pilotların eğitimi ve sistemlerin programlanması sürecine verilebilecek desteğin yanı sıra olası hedeflerin de konuşulduğu anlaşılıyor.

Subaylar söz konusu görüşmede, mühimmat depolarını ve anakarayı Rusya tarafından ilhak edilen Kırım'a bağlayan stratejik önemdeki Kerç Köprüsü de olası hedefler arasında sayıyor. Görüşmede ayrıca, kamuoyunda söz konusu füzelerin Ukrayna'ya teslimatına kesin bir dille karşı çıkan Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un da bu silahların gönderilmesine yeşil ışık yakacağından yola çıktığı duyuluyor. 

Rossiya Segodnya Uluslararası Haber Ajansı ve Russia Today (RT) Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan, Alman ordusundan üst düzey subayların Kırım Köprüsü'ne saldırıyı istişare ettiği ses kaydının deşifresini yayınlamıştı.

19 Şubat'ta gerçekleşen görüşmeye Alman Hava Kuvvetleri Komutanlığı Operasyon ve Tatbikat Daire Başkanı Frank Graefe, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müfettişi Ingo Gerhartz ve Uzay Kuvvetleri Komutanlığı Hava Harekat Merkezi yetkilileri Fenske ve Frostedt'in katıldığı belirlenmişti.

Almanya'nın doğruladığı öne sürüldü

ARD televizyonunun haberine göre Almanya Savunma Bakanlığı, Alman Hava Kuvvetleri subaylarının Kırım Köprüsü'ne saldırı planına ilişkin konuşmalarının dinlendiğini doğruladı. Alman Haber Ajansı DPA'nın haberine göre Scholz, Vatikan'da yaptığı açıklamada, ses kayıtlarının yayınlanmasını "çok ciddi bir konu" olarak nitelendirdi. Scholz, bir gazetecinin bunun dış politikada sorun olup olmayacağına ilişkin sorusuna ise "İşte bu yüzden bu konu artık çok dikkatli, çok yoğun ve çok hızlı bir şekilde aydınlatılıyor. Bu da gerekli." yanıtını verdi.

Rusya ne dedi?

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Telegram kanalından yaptığı paylaşımda, Alman subayların Kırım Köprüsü'ne saldırı planınıyla ilgili ses kaydına ilişkin Alman devlet yetkililerinden herhangi bir yorum gelmemesinin ülkede tek bir yönetim organının olmadığını ve medyanın amacının demokrasi yanılsamasını sürdürmek olduğunu gösterdiğini belirtti.
Zaharova, Alman subayların ses kaydına ilişkin Alman hükümet yapılarından gelen yorumların resmi yetkililrden değil, medya aracılığıyla ismi açıklanmayan kaynaklardan geldiğine dikkat çekerek, "Şaşırtıcı mı? Hiç değil. Bu ne anlama geliyor? Almanya'da birleşik bir yönetim organının yokluğu. Seçkinlerin, iktidarın ve halkın ne birbirlerine karşı sorumluluğu ne de geribildirimi söz konusu. Bu, demokrasinin yokluğunun doğrudan kanıtıdır” ifadelerini kullandı.

DW Türkçe, Sputnik TR, Independent Türkçe


Birleşik Krallık'ta "30'una basan tüm yurttaşlara 10 bin sterlin verme" çağrısı

Mali Araştırmalar Enstitüsü'ne göre, Y kuşağında her 10 kişiden biri hiçbir şey alamayacakken, en tepedeki yüzde 10'luk kesimin her biri 500 bin sterlinden fazla alacak (Unsplash)
Mali Araştırmalar Enstitüsü'ne göre, Y kuşağında her 10 kişiden biri hiçbir şey alamayacakken, en tepedeki yüzde 10'luk kesimin her biri 500 bin sterlinden fazla alacak (Unsplash)
TT

Birleşik Krallık'ta "30'una basan tüm yurttaşlara 10 bin sterlin verme" çağrısı

Mali Araştırmalar Enstitüsü'ne göre, Y kuşağında her 10 kişiden biri hiçbir şey alamayacakken, en tepedeki yüzde 10'luk kesimin her biri 500 bin sterlinden fazla alacak (Unsplash)
Mali Araştırmalar Enstitüsü'ne göre, Y kuşağında her 10 kişiden biri hiçbir şey alamayacakken, en tepedeki yüzde 10'luk kesimin her biri 500 bin sterlinden fazla alacak (Unsplash)

Birleşik Krallık'ta Lordlar Kamarası'nın Muhafazakar bir üyesi, servet kuşaklar arasında el değiştirdikçe artan eşitsizlikle mücadele etmek için  bir sonraki hükümetin 30 yaşındaki herkese 10 bin sterlinlik (yaklaşık 400 bin TL) "yurttaşlık mirası" vermesi gerektiğini öne sürdü.

Yeni analizler, Y kuşağına 1,5 trilyon sterlinlik (yaklaşık 6 trilyon TL) son derece eşitsiz servet aktarımının mevcut eşitsizlikleri derinleştireceğini ortaya koyarken, Lord David Willetts "çok zengin mirasçılarımız olacak ve ev alma basamaklarına hiç çıkamayıp yaşlanana kadar kirada oturan kişi sayısı artacak" uyarısını yaptı.

Resolution Foundation düşünce kuruluşunun başkanı Muhafazakar Partili Lord, Margaret Thatcher'ın özelleştirme hamlesi ve satın alma hakkı programından bu  yana zenginliği yaymak için yeterince şey yapılmadığı uyarısında bulundu ve "yurttaşlık mirası" kavramını yeniden gündeme getirdi.

İlk kez 6 yıl önce, Kuşaklararası Komisyon'a başkanlık ederken böyle bir plan öneren Lord Willetts şunları söyledi: 

Muhafazakar ya da İşçi Partili olmanız fark etmez, mirasın daha önemli, kazancınsa daha önemsiz olduğu bir dünya daha kapalı ve sosyal hareketliliğin daha az olduğu bir toplum demektir.

[Miraslar artık] insanlara hayatlarının epey geç dönemlerinde geliyor. Bu durum, torunların faydalanacağı bir miras modelini güçlendirecek.

Eski Havant Parlamenteri ve aynı zamanda Birleşik Krallık Uzay Ajansı'nın başkanlığını yürüten Muhafazakar Partili Lord, The Guardian'a, programın miras vergisi ödeme eşiğinin aşağı çekilmesi, muafiyetlerin kaldırılması ve yüzde 40'lık vergi oranının düşürülmesiyle finanse edilebileceğini söyledi.

Aynı yayın için Mali Araştırmalar Enstitüsü (Institute for Fiscal Studies/IFS) tarafından yapılan analiz, 1981 ve 1996 arasında doğan Y kuşağının, hızla yükselen emlak fiyatlarından ve nihai maaş emekliliklerinden yararlanan ebeveynlerinden her birine ortalama 150 bin sterlin (yaklaşık 6 milyon TL)  miras kalacağını ortaya koydu.

Ancak IFS, Y kuşağında her 10 kişiden birinin hiçbir şey alamayacağını, en tepedeki yüzde 10'luk kesiminse yıllık miras devirlerinin üçte bir oranında artarak 2033'e kadar 145 milyar sterline (yaklaşık 5,7 trilyon TL) ulaşması nedeniyle her birinin 500 bin sterlinden (yaklaşık 20 milyon TL) fazla alacağını ortaya koydu.

Sonuç olarak, düşünce kuruluşuna göre miras, ailelerin en yoksul beşte birlik kesiminden gelen Y kuşağı için yaşam boyu gelirlerini yalnızca %5 artırırken, en zengin beşte birlik kesim için bu oran %29 olacak.

The Guardian'ın haberine göre, emlak değerleri kuzey ve güney arasındaki uçurumu daha da derinleştirirken, siyah Afrikalı, siyah Karayipli, Pakistanlı ve Bangladeşli kökenlere sahiplerin miras alma olasılığı beyaz akranlarına göre zaten üçte bir ila yarı yarıya daha düşük.

IFS'in kıdemli araştırma ekonomisti David Sturrock gazeteye, "büyük servet aktarımlarının yaklaşmakta olduğu" uyarısında bulundu: 

Çalışma gelirleri daha yavaş artıyor, dolayısıyla [miras kalan] miktarlar yaşam boyu kaynaklarınızın çok daha önemli bir parçası haline geliyor.

Independent Türkçe


El Salvador lideri Bukele "toplumsal cinsiyet derslerini" müfredattan çıkarttı

Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
TT

El Salvador lideri Bukele "toplumsal cinsiyet derslerini" müfredattan çıkarttı

Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)

El Salvador Devlet Başkan Nayib Bukele'nin talimatıyla toplumsal cinsiyet içerikli dersler müfredattan kaldırıldı.

El Salvador Eğitim Bakanı Jose Mauricio Pineda, salı günü yaptığı açıklamada Bukele'nin talebi doğrultusunda "toplumsal cinsiyet ideolojisi içeren" tüm konuların devlet okullarının müfredatından kaldırıldığını duyurdu. 

Toplumsal cinsiyetle ilgili bilgiler içeren ders kitaplarının, çevrimiçi belgelerin ve eğitim programlarının iptal edildiği bildirildi. 

Bakan, kurallara uymamaları durumda devlet okullarında görev yapan yönetici ve eğitmenler hakkında hukuki işlem başlatılacağını da duyurdu.

Pineda, Eğitim Bakanlığı'nın 2022'den beri bu adımın atılmasını istediğini sözlerine ekleyerek Bukele'ye teşekkür etti. 

Bukele, ABD'nin Maryland eyaletinde radikal sağcıların 22-24 Şubat'ta düzenlediği Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'nda (Conservative Political Action Conference -CPAC) konuşmuştu.

42 yaşındaki lider, 22 Şubat'taki konuşmasında ebeveynlerin, çocuklarının gördükleri eğitim üzerinde söz hakkına sahip olduğunu belirterek "toplumsal cinsiyet ideolojisinin izlerini taşıyan her şeyin müfredattan kaldırılacağını" söylemişti.

İktidardaki Yeni Fikirler Partisi'nin (Nuevos Ideas) kurucusu Bukele, 4 Şubat'taki seçimleri açık farkla kazanarak liderliğini pekiştirmişti. 

Genç lider, oyların yüzde 84,65'ini alırken, rakiplerinden solcu Farabundo Martí Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FMLN) adayı Manuel Flores oyların yüzde 6,40'ını kazanmıştı. Muhafazakar Milliyetçi Cumhuriyetçi İttifak'ın (ARENA) adayı Joel Sanchez ise yaklaşık yüzde 5,57 oranında oy toplamıştı.

Independent Türkçe, El Pais, ABC News


Tayland Krallığı'nda Amerikalı gelin krizi

Kaynaklardan biri "Veliahtlık mücadelesine girince evliliğini gizlemeye çalışıp insanlara boşandığını söylemeye başladı" dedi (AP)
Kaynaklardan biri "Veliahtlık mücadelesine girince evliliğini gizlemeye çalışıp insanlara boşandığını söylemeye başladı" dedi (AP)
TT

Tayland Krallığı'nda Amerikalı gelin krizi

Kaynaklardan biri "Veliahtlık mücadelesine girince evliliğini gizlemeye çalışıp insanlara boşandığını söylemeye başladı" dedi (AP)
Kaynaklardan biri "Veliahtlık mücadelesine girince evliliğini gizlemeye çalışıp insanlara boşandığını söylemeye başladı" dedi (AP)

Tayland Kralı Maha Vajiralongkorn'un oğlu Vacharaesorn Vivacharawongse, monarşinin tartışılmasına izin verilmesi gerektiğini söyledikten yaklaşık 6 ay sonra bir kere daha dünyada gündem oldu. 

ABD merkezli Daily Beast haber sitesi, Kral'ın en büyük oğlunun tahtı devralmasının önünde bir engel olduğunu bildirdi: Gizlice evlendiği Amerikalı eşi Elisa Garafano. 

Bu engel, New York eyaletinin White Plains kentinde memurluk yapan Garafano'ya özgü değil zira Tayland yasalarına göre hükümdarın bir yabancıyla evlenmesi yasak.

Site, Vach diye de bilinen Vacharaesorn Vivacharawongse'nin uzun süredir babasından uzak durduğunu ancak taht için adı geçen en güçlü ismin de o olduğunu 1 Mart tarihli haberde yazdı. Vach'ın birlikte iki çocuk sahibi oldukları eşinden ayrılmayı düşündüğü ve bu sayede tahtı devralmakta sorun yaşamayacağı da bildirildi. 

Daily Beast'in kaynakları, boşanma davası açan Garafano'nun diğer yandan da arkadaşlarına çocuklarıyla birlikte kraliyet ailesine girmek istediğini söylediğini aktardı. Amerikalı kadının boşanma sürecini durdurduğu da öne sürüldü. 

42 yaşındaki avukat Vach'ın da iki arada kaldığı zira hem tahta çıkmak istediği için bu birlikteliği gizlediği hem de evliliğine ve çocuklarına bağlılığını sürdürdüğü iddia edildi. 

Tayland Kralı Maha Vajiralongkorn, 2016'da 64 yaşındayken tahta çıkmıştı. Vach'ın annesi olan ikinci eşi Sujarinee Vivacharawongse'dense 1996'da boşanmıştı. Eski bir aktris olan eşinden 4 oğlu var. 

Vivacharawongse'yse çocuklarıyla birlikte ülke dışında taşınmıştı. En küçük kızları Sirivannavari Nariratana kraliyet ailesine kabul edilerek Prenses unvanını alsa da erkek çocukların resmi titrleri yok.

4 kez evlenen ve 7 çocuğu olan Kral Vajiralongkorn henüz resmi bir varis belirlemedi.

27 yıl sonra geçen sene ülkesine dönen Vach, veliahtlar arasında önde görülüyor. Üç erkek kardeşi olsa da bunlardan Max de Amerikalı bir eşe sahip. Ong diye de bilinen Chakriwat ciddi sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. En küçük erkek çocuk Vatchrawee'yse pek şans verilmiyor.

Vach, eylülde New York'ta düzenlenen ve Tayland'daki "krala ihanet yasası" kapsamında haklarında hukuki işlem başlatılanların fotoğraflarının yer aldığı bir sergiye katıldıktan sonra Facebook hesabından açıklama yapmış ve monarşinin tartışılmasına izin verilmesi gerektiğini söylemişti: 

Monarşiyi seviyor ve ona değer veriyorum. Fakat bilgi sahibi olmanın, hiçbir şey bilmemekten daha iyi olduğuna inanıyorum. Herkesin kendi deneyimlerine dayanan şahsi görüşleri vardır. Onları dinlememek, görüşlerini ya da fikirlerini ortadan kaldırmaz. Onlarla aynı fikirde olup olmamanız başka bir mesele. Fakat herkes birbiriyle makul şekilde konuşabilmeli.

Tayland'daki "krala ihanet yasası" kapsamında suçlu bulunanlar 15 yıla kadar hapis cezası alabiliyor. 

2020'de ülkede binlerce demokrasi yanlısı protestosu, siyaset ve toplum üzerindeki monarşi ve ordu vesayetine karşı sokaklara dökülmüştü.

Independent Türkçe, Daily Beast, NY Post 


İsrail'in Filistinlileri tuttuğu "kafesler" tepki topladı

İsrail hapishanelerinde yaklaşık 8 bin Filistinli tutuklu bulunuyor (Haaretz)
İsrail hapishanelerinde yaklaşık 8 bin Filistinli tutuklu bulunuyor (Haaretz)
TT

İsrail'in Filistinlileri tuttuğu "kafesler" tepki topladı

İsrail hapishanelerinde yaklaşık 8 bin Filistinli tutuklu bulunuyor (Haaretz)
İsrail hapishanelerinde yaklaşık 8 bin Filistinli tutuklu bulunuyor (Haaretz)

İsrail'de polis, cezaevi kapasitesinin yetersizliğinden dolayı Filistinli tutukluları kafes benzeri hücrelerde tutmaya başladı.

Haaretz'de yer alan haberde, Kudüs yakınlarındaki Atarot'ta yer alan polis karakolunda bu tip bir uygulamanın yapıldığı ifade edildi.

Haberde, karakoldaki kafes benzeri hücrelerde tutulan Filistinlilerin, savaş öncesi dönemde İsrail'e giriş izni bulunan ancak savaşın patlak vermesiyle bu izinlerin iptaliyle gözaltına alınan kişiler olduğu belirtildi.

Çevresine dikenli tellerin çekildiği hücreler tek bir polis memuru tarafından korunurken, Haaretz'in ele geçirdiği fotoğrafta bir tutuklunun yerdeki ince bir matın üzerinde yattığı görülüyor.

Gazetenin aktardığına göre, birkaç haftadır kullanılan kafes benzeri hücreler resmi cezaevi statüsüne sahip değil. 

Yargıya taşınan konuyla ilgili mahkemenin bu gözaltı tesisinin kullanılmaması yönünde karar aldığı ancak polisin bu karara uymadığı aktarıldı.

Geçen salı Kudüs'te görülen davada, Nablus kentinden bir Filistinlinin bu hücrelerde tutulması mahkemeye sunuldu.

Yasadışı olarak İsrail'de bulunma suçlamasıyla karşı karşıya kalan Filistinli tutuklunun avukatı, "Temel şartlar sağlanmadan, soğukta ve dışarıda tutuluyor. Bunlar insanlık dışı koşullar" dedi.

Davaya bakan yargıç Gad Ehrenberg de, hücrelerdeki koşulların "insani olmadığına" hükmederek konunun Kudüs polisi tarafından çözülmesi kararını verdi.

Geçen ay, aynı tesiste tutulan bir başka Filistinli mahkemenin temel hakların sağlanamadığı yönündeki kararıyla birlikte serbest bırakılmıştı. Filistinli tutuklunun avukatı, müvekkilinin aşırı soğukta battaniye dahi verilmeden, gıdaya ve temiz suya erişimsiz şekilde 4 günden fazla tutulduğunu öne sürmüştü.

İsrail polisiyse tesisin, gözaltına alınan kişilerin sorgusu için geçici bir süreyle kullanıldığını öne sürüyor.

Independent Türkçe, Haaretz, AA


Netflix izleyicileri, yeni filmi yerden yere vuruyor: "Berbat ötesi"

Paul Dano, Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu'nda CGI örümcek rolünde (Netflix)
Paul Dano, Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu'nda CGI örümcek rolünde (Netflix)
TT

Netflix izleyicileri, yeni filmi yerden yere vuruyor: "Berbat ötesi"

Paul Dano, Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu'nda CGI örümcek rolünde (Netflix)
Paul Dano, Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu'nda CGI örümcek rolünde (Netflix)

Amerikalı komedi kralı Adam Sandler'ın başrolünü oynadığı son film Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu (Spaceman), Netflix izleyicilerinden sert eleştiriler alıyor.

Uncut Gems'in 57 yaşındaki yıldızı filmde, eşi Lenka'yla (Maestro'dan Carey Mulligan canlandırıyor) evliliğinin çökmesinden kısa süre sonra Güneş Sistemi'nin sınırına bir göreve gönderilen Çek astronot Jakub Procházka'yı canlandırıyor.

Fakat izleyiciler filmin çıkış noktasını ve kafa karıştırıcı bir seçimle yardımcı oyuncu rolünde dev bir CGI örümcek olmasını yerden yere vuruyor.

Sandler'ın karakteri, Kan Dökülecek'ten (There Will be Blood) Paul Dano'nun seslendirdiği büyük boy örümcekle karşılaştığında ikili ilk başta birbirlerine karşı temkinli davranıyor. Ancak astronot, Hanus adlı örümceğin paylaşabileceği terapötik bir bilgeliği olabileceğinin farkına varıyor.

Netflix hayranları filmin çıkış noktasına ikna olmamış gibi görünürken, izleyiciler yapımı "berbat" ve "düpedüz aptalca" diye nitelendiriyor.

Bir X/Twitter kullanıcısı, "Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu berbat ötesi. Psikolojik değil, düpedüz aptalca" diye yazdı.

Başka biriyse şöyle ekledi:

Dün gece #Spaceman'de birkaç saat Adam Sandler izledim. Bu [bir] ağıttı. Ayrıca uzaylı da dev bir terapist örümcekti.

Bir hayran da yapımı, izlediği "EN KÖTÜ filmlerden biri" diye nitelendirecek kadar acımasızdı.

Öte yandan bazıları daha diplomatikti; bir izleyici filmin "harika performanslar, ilginç fikirler ve ağır temalar" barındırdığını fakat "yavaş temposu nedeniyle batağa saplandığını" yazdı.

Bununla beraber bir başka izleyiciyse filmin "aptalca bir çıkış noktası" olmasına rağmen vurucu temaları ele aldığını söyledi.

Aptalca bir çıkış noktası gibi gelen şey, son derece üzücü ve dokunaklı bir filme dönüşüyor; bu hafta sonu izlemek isteyen herkese şiddetle tavsiye ederim.

Bir başkası da "Hayatımda dost canlısı bir şekilde konuşan dev bir örümceğe ihtiyacım olduğunu bilmiyordum ama teşekkürler Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu" diye espri yaptı.

Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu'ndaki CGI örümceği seslendirmesi hakkında The Independent'a konuşan Dano filmin çıkış noktasının, "kulağa buradan bir şey çıkacak kadar çılgınca geldiğini" düşündüğü için imza attığını söylemişti.

Dano gülerek "Adam Sandler'ın bir uzay gemisinde dev bir örümcekle konuştuğunu duyduğumda dedim ki… Tamam" demişti.

Kulağa buradan bir şey çıkacak kadar çılgınca geldi.

Film eleştirmeni Geoffrey Macnab, Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu üzerine The Independent'ta kaleme aldığı iki yıldızlı incelemede filmin kimlik sorunu yaşadığını yazıyor.

Macnab bu filmin "Dünya gezegeninde çözülmemiş kişisel meseleleri olan, evinden çok uzaktaki astronotlarla ilgili filmlerden biri" olduğunu söylüyor.

Bir ilişki draması mı, insanın yalnızlığı üzerine Tarkovski tarzı bir meditasyon mu yoksa hayatta kalmaya çalışan bir astronotla ilgili Yerçekimi (Gravity) benzeri bir destan mı izlediğimizden asla tam emin olamıyoruz.

Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu, Netflix'te yayında.

Independent Türkçe


Donald Trump zafer üstüne zafer kazandı

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Donald Trump zafer üstüne zafer kazandı

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Eski Başkan Donald Trump cumartesi günü Idaho, Michigan ve Missouri önseçimlerinde kazandığı zaferlerle Cumhuriyetçi adayı olmaya yaklaştı ve kalan tek rakibi Nikki Haley'i daha da geride bıraktı.

Idaho'da oyların yüzde 89,3'ünü, Missouri'de ise yüzde 100'ünü alan Trump bu önseçimleri kolaylıkla kazandı.

Eski Başkan cumartesi günü Michigan'da mevcut 39 delegenin tamamını topladı. Önceki günlerde Michigan'da yapılan ayrı bir önseçimde Trump diğer 16 delegenin 12'sini kazanmıştı.

Cumartesi günkü karşılaşmalar Süper Salı'dan önceki son seçimlerdi. Salı günü Nikki Haley, önseçimlerde tutunabileceğini ve seçmenlere bir alternatif sunabileceğini göstermek adına tek bir eyaleti bile almaya muhtaç.

Aralarında Haley'nin de bulunduğu bazı kişiler, 91 ağır suçlamayla karşı karşıya olan Trump'ın yarıştan çekilebileceğine inandıklarını üstü kapalı bir şekilde ima ediyor. 

5 Mart'ta Alabama, Alaska, Arkansas, Kaliforniya, Colorado, Maine, Massachusetts, Minnesota, Kuzey Carolina, Oklahoma, Tennessee, Teksas, Utah, Vermont ve Virginia'da seçmenler sandık başına gidecek. Temmuzda düzenlenecek Ulusal Cumhuriyetçi Kongre öncesindeki bu oylama dalgası, delegelerin üçte birinden fazlasını oluşturuyor.

Haley için bu salı günü kampanyasını yeniden canlandırması için bir fırsat. Trump içinse yarışı kesin bir şekilde bitirme zamanı.

Anketler Haley'nin herhangi bir yerde önde olduğunu göstermiyor ancak kampanyası banliyö nüfusunun yüksek olduğu eyaletlerde iyimser bir tutum sergiliyor.

Haley'nin süper PAC yönetimine yakın bir kaynak, Cumhuriyetçi aday adayının Güney Carolina'daki yenilgisinin ardından geçen hafta gazetecilere verdiği röportajda, "Vermont, Utah, Virginia. Bence demografik olarak bakarsanız, Haley'nin kazanma şansının olduğu eyaletler var" dedi. 

Trump bugüne kadar Cumhuriyetçi önseçimlerinde her eyaleti kazandı. Haley, Florida Valisi Ron DeSantis ve işadamı Vivek Ramaswamy'nin ocaktaki Iowa önseçimlerinin ardından adaylıktan çekilmeleriyle Trump'ın son rakibi oldu.

Eski Başkan, Cumhuriyetçi seçmenlerin favorisi olmaya devam ediyor ve bazı son anketlere göre birtakım salıncak eyaletlerde de Başkan Joe Biden'ın önünde yer alıyor.

Ancak diğer anketler, önemli sayıda Cumhuriyetçinin ve Amerika'nın bağımsız seçmenlerinin kasımdaki seçimde Trump'a oy vermeyeceğini gösteriyor.

Independent Türkçe


Kabataş-Bağcılar tramvay hattı seferlerinde düzenleme

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Kabataş-Bağcılar tramvay hattı seferlerinde düzenleme

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı'nda yapılacak hat revizyon çalışmaları nedeniyle sefer saatlerinde düzenlemeye gidildi.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, T1 Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı'nda bu gece yapılacak hat revizyon çalışmaları kapsamında Kabataş'tan Bağcılar yönüne saat 23.30'da, Bağcılar'dan Kabataş yönüne saat 23.20'de aktarmasız son sefer yapılacağı belirtildi.

Açıklamada, aktarmasız son sefer sonrası Kabataş-Sultanahmet ve Yusufpaşa-Bağcılar istasyonları arasında seferlerin normal işletme düzeninde devam edeceği, Yusufpaşa-Sirkeci istasyonları arasında ücretsiz İETT otobüsleri ile hizmet verileceği bilgisi paylaşıldı.


İsrailli siyaset bilimci, "mesihçi radikallerin" ülkenin politikalarını şekillendirdiğini söyledi

Fotoğraf: Mostafa Alkharouf/AA
Fotoğraf: Mostafa Alkharouf/AA
TT

İsrailli siyaset bilimci, "mesihçi radikallerin" ülkenin politikalarını şekillendirdiğini söyledi

Fotoğraf: Mostafa Alkharouf/AA
Fotoğraf: Mostafa Alkharouf/AA

İsrailli Siyaset Bilimci Gayil Talshir, Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden sürülmesi gerektiğine dair aşırı fikirler ortaya atan aşırı sağcı "mesihçi radikallerin" ülkeyi ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun başındaki hükümetin politikalarını şekillendirdiğini belirtti.

İsrail'in Haaretz gazetesine konuşan Kudüs İbrani Üniversitesinde görev yapan siyaset bilimci Talshir, ülkedeki mesihçi radikal grupların İsrail'in siyasi liderliğini ve politikalarını nasıl şekillendirdiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kudüs Uluslararası Kongre Merkezi'nde 28 Ocak'ta aşırı sağcılar tarafından düzenlenen ve "Filistinlileri Gazze'den sürme" fikrini savunan konuşmaların yapıldığı konferansa işaret eden Talshir, toplantıya katılanlar arasında Likud, Dini Siyonizm, Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) ve Birleşik Tevrat Yahudiliği gibi dört partiden en az 10 bakan ve İsrail parlamentosunun neredeyse dörtte birine tekabül eden 27 milletvekilinin olduğuna dikkati çekti.

Aşırılık yanlısı fikirleriyle tanınan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in "dinci" siyonist hareketi ele geçirdiğini ve bununla birlikte aşırı dinsel mesajların İsrail siyasetinin ana akımına yerleştiğini söyleyen Talshir, şöyle devam etti:

Örneğin, Tapınak Tepesi'ni (Mescid-i Aksa) ziyaret etmek. Yahudiliğin çoğu akımında aşırı bir eylem olarak değerlendirilen bu eylem, bugün sağda milliyetçi-sembolik bir eylem haline geldi. Aynı şey, Filistinlilerin özel mülkiyetindeki araziler üzerine inşa edilen ve bugün 'genç yerleşim yerleri' olarak anılan yasa dışı yerleşimci ileri karakolları için de geçerli. Bugün bunlar artık Netanyahu hükümetinin çizgisini dikte ediyor.

Netanyahu'nun siyasi çıkarları için başında bulunduğu Likud Partisini aşırı sağcıların partisi haline getirdiğine işaret eden İsrailli siyaset bilimci, "Şu anda Netanyahu'yu kontrol edenler, İsrail'deki siyasi sistemin nasıl kontrol edileceğinin genetik kodunu kırmış kişilerdir. Ona büyük bir saygı ve halkın lideri rolünü sunuyorlar ve karşılığında da eğitim sistemi, medya, yargı, ekonomi ve tabii ki işgal altındaki bölgeler gibi toplumun daha derin yapılarının kontrolünü alıyorlar." ifadelerini kullandı.

Gayil Talshir, İsrail'in Suudi Arabistan, Mısır ve Filistin ile jeostratejik bir anlaşmaya yönelik fırsatının hazirana kadar devam edeceğini ifade ederek, bu tarihten sonra ABD yönetiminin ülkedeki seçimler nedeniyle diplomasi hamlelerinin zorlaşacağını söyledi.

Benny Gantz ve Gadi Eisenkot gibi Savaş Kabinesi üyelerinin Netanyahu'ya ultimatom vermesi gerektiğini belirten Talshir, bu sayede Netanyahu'nun ülkenin çıkarlarını ilgilendiren kararlar almaya zorlanabileceğini belirtti.


Pakistan meclisinde yapılan oylamada Şahbaz Şerif ikinci kez başbakan seçildi

Pakistanlı politikacı Şehbaz Şerif (AFP)
Pakistanlı politikacı Şehbaz Şerif (AFP)
TT

Pakistan meclisinde yapılan oylamada Şahbaz Şerif ikinci kez başbakan seçildi

Pakistanlı politikacı Şehbaz Şerif (AFP)
Pakistanlı politikacı Şehbaz Şerif (AFP)

Pakistan Ulusal Meclis Başkanı Serdar Ayaz Sadık, Pakistan Müslüman Ligi-Navaz Partisi (PML-N) Başkanı Şahbaz Şerif'in, 201 oy alarak ikinci kez başbakan seçildiğini duyurdu.

The Dawn gazetesinin haberine göre, PML-N, Pakistan Halk Partisi (PPP) ve farklı siyasi partilerden oluşan ittifakın ortak adayı Şerif, Pakistan'ın yeni başbakanı oldu.

Ulusal Meclis Başkanı Sadık, Şerif'in, mecliste yapılan oylamada geçerli oyların 201'ini alarak ikinci kez başbakan seçildiğini açıkladı.

Başbakanlık seçiminde, Şerif'in rakibi olan ve eski Başbakan İmran Han'ın partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) adayı Ömer Eyüp Han ise 92 oy aldı.

Şerif, 2022-2023 arasında da Pakistan Başkanı olarak görev yapmıştı.

Üç dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif'in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan 2022'de mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla çoğunluğun desteğini alarak başbakan seçilmiş ve ülkeyi Ağustos 2023'e kadar yönetmişti.