Ukrayna ve Gazze Rusya'nın askeri ihracatını nasıl etkiliyor?

Rusya'nın askeri imajı hâlâ eskisi kadar etkileyici mi?

Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
TT

Ukrayna ve Gazze Rusya'nın askeri ihracatını nasıl etkiliyor?

Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)
Sukhoi Su-75 Checkmate savaş uçağının 14 Kasım 2021'de Dubai Havacılık Fuarı’ında ilk gösterimi sırasında (Reuters)

Anton Mardasov

Rusya'nın yakın zamanda 2023 Dubai Havacılık Fuarı'na katılımı, Ukrayna'da savaşın patlak vermesinden ve Rus ekonomisine benzeri görülmemiş yaptırımların uygulanmasından bu yana Rus askeri teçhizatının ilk görünüşü değil. Rus savunma sanayi temsilcileri, 2022 yılında Güney Afrika'da düzenlenen Afrika Havacılık, Uzay ve Savunma Fuarı'na katılmıştı. Ayrıca, bu yılın başlarında Abu Dabi'deki Uluslararası Savunma Konferansı ve Fuarı'na (IDEX 2023) katıldılar. Orada T-90 tankları ve roket rampaları gibi geniş bir ürün yelpazesini sergilediler.

Güney Afrika Cumhuriyeti ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Rus ihracatçılara bu tür sergiler düzenlemeye davet gönderme kararının, Kremlin'in izolasyon dönemindeki diplomatik çabalarının başarısının tanıtılması ve pazarlama çabalarının sürdürülmesi için bir fırsat oluşturduğuna şüphe yok. Böylelikle Moskova, Rus askeri endüstrisinin silah pazarındaki konumundan vazgeçmeyeceğini ve yalnızca Ukrayna'daki büyük ölçekli savaşta kendi güçlerini tedarik etmekle kalmayıp, aynı zamanda ihracat sözleşmeleri de sunabilecek kapasitede olduğunu bir kez daha teyit ediyor.

Ancak Rusya'nın silah ve askeri teçhizat reklam kampanyasının pratik içeriği oldukça belirsizliğini koruyor. Bu konu genellikle Rus veya yabancı uzmanların ideolojik değerlendirmelere dayalı olarak farklı yorumlarına maruz kalmaktadır, çünkü fiili sözleşmelerin ve tedarik edilen ekipman miktarlarının hesaplanması genellikle araştırma metodolojisine bağlıdır. Mevcut koşullara bağlı olarak süreç tamamlanıncaya kadar bunu doğrulamak zordur. O zaman bile çoğu kişi hala resmi olmayan bilgilere güveniyor.

Propaganda için manevra alanı

2014 yılında Ukrayna krizinin başlangıcından bu yana Washington'un Moskova'ya karşı yaptırım politikasını nasıl sıkılaştırdığı ve bunun 2017 yılında Amerika'nın Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası'nın (CAATSA) kabul edilmesiyle sonuçlandığı biliniyor. CAATSA, Rusya'dan silah satın alan ülkelere, tüzel kişilere veya kişilere karşı ikincil yaptırımların uygulanmasına olanak tanıyor.

Rusya'nın propaganda savaşı, Rusya'nın 2022 ve 2023'te istikrarlı bir ihracat portföyünü korumayı başardığını kanıtlamak için rakamları manipüle ediyor.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden önce bile, tedarik edilen ekipman için yeni ödeme mekanizmaları geliştirme ihtiyacı nedeniyle, Rusya'nın askeri ihracatına ilişkin bilgilere erişim neredeyse imkânsız hale geldi. İşin garibi, bu mevzuat, Rusya'nın savunma sanayisinin, 2022 yılının Şubat ayından sonra yürürlüğe giren yaptırımlara önceden uyum sağlamasına yardımcı oldu.

Doğal olarak, Rus propaganda savaşı, Rusya'nın 2022 ve 2023 yıllarında, lojistik hizmetlerin bozulması, Rus bankalarının Swift sisteminden çıkarılması ve hükümet savunma taleplerindeki keskin artış gibi tüm zorluklara rağmen, istikrarlı bir ihracat portföyünü korumayı başardığını kanıtlamak için rakamları manipüle ediyor. Batı medyası aynı zamanda kamuoyunu işlerin tam tersi gittiğine inandırmaya çalışıyor.

sdefw
15 Kasım'da Dubai Air Show'da bir Rus askeri nakliye uçağı (Reuters)

Bu koşullar altında, doğru sonuçlara varmak zor. Rus temsilcilerinin çeşitli platformlardan Kremlin'in Suriye'deki kampanyasının bölgesel aktörler arasında Rus silahlarına eşi benzeri görülmemiş bir ilgi uyandırdığını nasıl doğruladığını hatırlamak yeterli. Öte yandan, Batılı temsilciler, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında savaş yürütmeyi propagandaya aykırı buluyordu. Ancak, her zaman olduğu gibi, gerçek orta yerdedir. Sözleşme müzakereleri ve gerekli tüm prosedürlerin iki ila üç yıl arasında değişen uzun bir zaman alması, bu anlaşmaların pazarlama etkisinin gecikmesine yol açıyor.

Putin'in kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre bölgedeki Rus silahlarının ana ithalatçıları Hindistan, Çin, Mısır, Cezayir ve Irak'tır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yaptığı halka açık açıklamalara göre Rusya'nın silah satışları 2014 yılında 15 milyar dolar, 2015 yılında 14,5 milyar dolar, 2016 yılında 15,3 milyar dolar, 2017 yılında 15,3 milyar dolar, 2018 yılında 16 milyar dolar, 2019 yılında 13 milyar dolar (her ne kadar Savunma Bakanlığı bu rakamı 15,2 milyar dolar olarak tahmin etse de) ve 2020 yılında yaklaşık 13 milyar dolar değerine ulaştı.

Bu dönemde, Putin'in kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre bölgedeki ana Rus silah ithalatçıları Hindistan, Çin, Mısır, Cezayir ve Irak idi. Bu ülkelerin, Rusya'nın Suriye iç savaşına müdahalesinden önce Rusya ile belirli silah kategorileri hakkında görüşmeler veya müzakerelere başladığına dikkat etmek gerek. Bu yıllarda bölgedeki Rus savunma sanayii için önemli olan tek sözleşme, Türkiye'ye S-400 füze sistemlerinin teslimatıydı. Bu, Türkiye'nin bağımsız bir hava savunma sistemi kurmasını sağladı.

sdefr
Putin, Ekim 2022'de Ryazan bölgesindeki bir askeri eğitim merkezini ziyareti sırasında – Rusya (AP)

İsrail-Filistin çatışmasının mevcut arka planı göz önüne alındığında, Rus uzmanlar topluluğu içinde bazı sesler, bu durumun, devam eden çatışmada Batı tercihleri ​​doğrultusunda, Arap ülkelerinin Rus silahlarını satın alma ilgisini artırabileceğini gösteriyor. Ancak, bunun gerçekleşme olasılığı hala çok düşük.

Daha iyiye mi yoksa daha kötüye mi?

Geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan bir raporda Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), Rusya'nın 2018-2022 yılları arasında askeri ihracat değerinin yüzde 31 düşmesine rağmen, Rusya’nın, dünya pazarındaki yüzde 16'lık payıyla silah ihracatçısı ülkeler arasındaki konumunu sürdürdüğünü ortaya koydu.

SIPRI’nın Rus-Sovyet silah ihracatını değerlendirme metodolojisi kusursuz değildir. Değerlendirme indeksi değeri metodolojisi, daha ucuz Sovyet tanklarının veya uçaklarının maliyetini, daha pahalı Batı tanklarının veya uçaklarının maliyetiyle aynı düzeyde değerlendirdiği için sürekli eleştirilere maruz kalıyor. Ancak genel olarak bu çalışma, Rusya'nın dünya silah ihracatındaki payını azaltmaya yönelik yönünü yansıtıyor. Özellikle, havacılık alanında (savaş uçakları ve helikopterler, Rusya'nın toplam tedarikinin yüzde 40'ını oluşturuyor) imzalanan birçok sözleşme, uygulamaya hazır hale geldi. Açık bilgi kaynakları, 2023 yılında Hindistan'a S-400 sistemlerinin, Zimbabve'ye Ansat helikopterlerinin ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne L-39 savaş eğitim uçaklarının teslim edileceğini gösteriyor.

Yalnızca resmi Kremlin verilerine göre silah üretimi geçen yıl 2,7 kat, bazı bölgelerde ise 10 kat arttı

Aşağıda satışlardaki olası düşüşün ana nedenlerini inceleyeceğiz:

En önemli ve birincil neden, Ukrayna'daki savaş nedeniyle savunma sanayii üzerindeki ağır yerel taleptir. Bu durum ihracat fırsatlarını önemli ölçüde azaltıyor.

Ukrayna'daki savaşın seyri, 2033 yılına kadarki hükümet silahlanma programı da dahil onaylanmış veya onaylanma aşamasında olan bir dizi belgeyi engelledi. Sonuç olarak, Savunma Bakanlığı ve savunma sanayii kompleksi, kara kuvvetleri için büyük maliyetli ve sivil sanayinin seferberlik kapasitelerini füze ve mühimmat üretimi için kullanarak yetkisiz yeni bir program yürütüyor.

scdfrg
Her iki yılda bir düzenlenen Deniz Savunma ve Güvenlik Fuarı'nda (NAVDEX) Rus silah şirketlerinin sergilenmesi sırasında

Rusya'nın resmi verileri, silah üretiminin geçen yıl 2,7 kat arttığını, bazı alanlarda ise 10 kat arttığını gösteriyor. Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna'daki yoğun helikopter kullanımı ve yeni alaylar kurma planları, ihracat imajına doğrudan olumsuz etki yapıyor. ‘Wall Street Journal’ gazetesine göre Moskova, daha önce Mısır, Pakistan, Belarus ve Brezilya'ya sattığı helikopter motorlarını geri almaya çalışıyor.

İkinci olarak, 24 Şubat 2022'den sonra, ikincil yaptırım tehdidi yeni bir seviyeye ulaştı ve bu da bazı ithalatçıları önceki düzenlemelerden vazgeçmeye zorladı. Böylece Endonezya, Rus yapımı Su-35 savaş uçaklarının yerine Fransız yapımı Rafale savaş uçaklarını satın almaya karar verdi. Mısır ile imzalanan Su-35 savaş uçaklarının teslimat sözleşmesi de iptal edildi. Özbekistan ise ilk kez Fransız Hava Kuvvetleri'nin fazlası olan Rafale veya Mirage-2000 savaş uçaklarını satın alma konusunda ilgi gösterdi.

Batı, Rusya ve Çin'in silahlarına iyi bir alternatif oluşturabilecek Güney Kore silahlarına Körfez ülkelerinde artan bir ilgi var.

Ayrıca yaptırımlar, Rus ihracatçıları ve kalan müşterileri, yerel para birimleriyle ödeme yapmaya ve silahları teslim etmek için karmaşık lojistik yollar bulmaya zorluyor. Birçok ülke, Rus uçaklarına hava sahasını kapattı ve Rusya'nın deniz yoluyla nakliyeyi güvence altına alması zor hale geldi.

Üçüncüsü, Rus askeri imajı eskisi kadar etkileyici değil. Rusya, hiçbir ilerleme kaydetmediği yerel bir savaşta sıkışıp kaldı. Örneğin Moskova, gerçekliğin güzel bir resmini çizmeye devam edebilir ve Pakistan ile askeri-teknik işbirliğinden duyduğu memnuniyeti resmen ilan edebilir. Ancak bu Pakistan'ın, İngiltere'nin arabuluculuğu ve desteğiyle Ukrayna topçusu için önde gelen mühimmat tedarikçilerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmez.

vdfgbrth
Geçtiğimiz Mayıs ayında Lazkiye'deki Hmeymim üssünde Sovyetler Birliği'nin Nazi Almanya'sına karşı kazandığı zaferin 78. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen askeri geçit töreni sırasında (AFP)

Ek olarak, Moskova'nın beklentilerinin aksine, Ukrayna ve Gazze savaşının ardından Körfez ülkelerinde Güney Kore silahlarına artan bir ilgi söz konusu. Bu silahlar, Batı, Rusya ve Çin silahlarına iyi bir alternatif sağlayabilir ve çeşitlendirmeye yardımcı olabilir.

Dördüncüsü, Ukrayna'nın Sovyet silahlarının satışı ve bakımında elde ettiği tüm büyük stoklardan yararlanarak önceki konumunu kaybetmesine rağmen, Kiev'in Ankara gibi diğer aktörlerle işbirliği yapması, silah pazarında Moskova ile rekabet etmesi, örneğin helikopter ekipmanı garanti hizmetleri sağlaması imkansız değil.

Moskova, Batı'nın Ukrayna'dan duyduğu yorgunluğa ve Batılı siyasi çevrelerde değişen güç dengelerine ağırlık veriyor

fgrth
Ukraynalı bir roketatar, Haziran 2023'te Bakhmut yakınlarındaki Rus mevzilerine Grad füzesi ateşledi. (AP)

Ukrayna Savaşı, Rus savunma yetkililerini mevcut tasarımlarda hızlı değişiklikler yapmaya ve bazılarını sıfırdan oluşturmaya zorladı. Bu değişiklikler, ihraç için hazır silah listelerine dahil edilmek üzere yapıldı. Ancak, hükümetle çalışan birçok uzman, askeri ihracatın, teknoloji transferi ve ortak projeleri de dahil olmak üzere, savaşın bitiş zamanlamasına ve Ukrayna ile anlaşmanın şekline gerçekten bağlı olduğunun farkında. Ancak o zaman, Rus askeri-sanayi kompleksi, sahada ve gelişmiş Batı sistemleriyle karşı karşıyayken edindiği deneyime dayanarak güncellediği silahları dünya pazarlarına sunabilecektir.

Ancak savaşın sona ermesi ihtimali çok zayıf.

Moskova'nın ve askeri harekatının asıl görevinin, aynı askeri harekatın başlatılmasından kaynaklanan sonuçları hafifletmek olduğu açık. Stratejik olarak Moskova, Batı'nın Ukrayna'dan duyduğu yorgunluğa ve Batı siyasi çevrelerinde güç dengesinin değişmesine ağırlık veriyor. Ancak bu algılamanın beklentilerin aksine etkileri olabilir, çünkü askeri-sanayi kompleksi genel ekonomik büyümenin itici gücü olamaz ve sivil endüstrideki birçok teknoloji uzun süredir askeri teknolojileri geride bıraktı.

Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Çin lideri Şi Cinping neden en üst düzey askeri komutanlarını tasfiye etti?

Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
TT

Çin lideri Şi Cinping neden en üst düzey askeri komutanlarını tasfiye etti?

Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yürüttüğü uzun soluklu tasfiye operasyonun ardından, Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı General Zhang Youxia’nın tutuklanması, Çin’in siyasi ve askerî çevrelerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Şarku’l Avsat’ın Fransız Le Monde gazetesinde bugün (Cuma) yayımlanan analizden aktardığına göre bu gelişme, Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) bütünlüğü ve Şi’ye bağlılığı konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Zhang yalnızca üst düzey bir komutan değil, fiilen ülkenin ikinci askerî beyni ve en deneyimli, en nüfuzlu generallerden biri olarak görülüyordu.

Askerî piramidin zirvesinde sarsıntı

Son üç yıl içinde Çin, neredeyse tüm üst düzey askerî liderlerini kaybetti. 2022’de Merkez Askerî Komisyona atanan yedi üyeden bugün yalnızca Şi Cinping ve disiplin işlerinden sorumlu, tasfiyeleri yürüten Zhang Shengmin görevde kaldı. Çin kamuoyu üst düzey yetkililerin görevden alınmasına alışkın olsa da, 24 Ocak’ta duyurulan Zhang Youxia’nın düşüşü, Şi’nin iktidara gelişinden bu yana Çin siyasetindeki en sarsıcı gelişmelerden biri olarak nitelendiriliyor.

dı8o
Zhang Youxia, Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Vietnam’ın başkenti Hanoi’de Savunma Bakanlığı’nda düzenlenen bir toplantıya katılıyor… 24 Ekim 2024 (EPA)

Zhang Youxia, fiilen hem Genelkurmay Başkanı hem de Savunma Bakanı yetkilerini bir arada toplayan bir konumdaydı. Bundan önce de, Ekim 2025’te sekiz üst düzey generalin tutuklanması dikkat çekmişti. Bu zincirleme tasfiyeler, gözlemciler arasında Çin ordusunun üst düzey liderlikten yoksun şekilde ne ölçüde sorunsuz işleyebileceği sorusunu gündeme getirdi.

Savaş tecrübesi ve devrimci soy

Şoku derinleştiren bir diğer unsur ise Zhang’ın Şi Cinping’e yakınlığıydı. Zhang, üst düzey subaylar arasında gerçek savaş tecrübesine sahip az sayıdaki isimden biriydi; 1979’daki kısa Çin-Vietnam savaşına ve sonraki sınır çatışmalarına katılmıştı. Ayrıca “kızıl prensler” olarak bilinen elit gruba mensuptu: Babası, Mao Zedong’un ordusunda komutanlık yapmıştı. Aynı şekilde Şi Cinping’in babası da Çin Komünist Devrimi’nin önde gelen isimlerindendi.

frgtyu7
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2017 yılında kentin İngiliz yönetiminden devrinin 20. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlik kapsamında Hong Kong’daki birlikleri denetliyor (Reuters)

Eski ABD’li yetkililer, Zhang’ı profesyonel, görece açık fikirli ve özellikle Tayvan dosyasında, ordunun zayıf noktaları ve olası bir askerî çatışmanın maliyeti konusunda Şi’ye gerçekçi tavsiyeler sunabilen bir komutan olarak tanımlıyordu.

İsyan suçlaması mı, siyasi gerekçe mi?

Resmî askerî medya, Zhang Youxia ve tutuklanan Genelkurmay Başkanı Liu Zhenli’yi, “Merkez Askerî Komisyon Başkanının mutlak liderliği ilkesini zayıflatmakla” suçladı. Bu ifade, Şi Cinping’in otoritesine meydan okunduğu imasına işaret ediyor. Resmî başyazılarda ise tutuklamalar, yolsuzluğa karşı uzun soluklu mücadelenin parçası olarak savunuldu ve soruşturma derinleştikçe ortaya çıkanların daha da ağırlaştığı vurgulandı.

Ancak bu söylem şüpheleri gidermek yerine, Şi ile ordu arasındaki en kritik bağın neden hedef alındığına dair belirsizliği artırdı.

Askerî ilerleme ve yapısal sorunlar

Tasfiyeler, Çin’in hipersonik füzelerden hayalet uçaklara ve modern uçak gemilerine kadar askerî kapasitesinde büyük sıçramalar yaptığı bir dönemde gerçekleşiyor. Buna karşın, özellikle Roket Kuvvetleri ve silahlanma programları gibi hassas birimlerde devam eden yolsuzluk skandalları, bu teknik ilerlemeyle keskin bir tezat oluşturuyor. 2023’ten bu yana yürütülen soruşturmalar, derin yapısal sorunları gözler önüne serdi.

fgthyu
Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı Zhang Youxia (solda) ile Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Pekin’de düzenlenen Xiangshan Forumu’na geliyor… 30 Ekim 2023 (AFP)

Zhang Youxia, geçmişte ekipman geliştirmeden sorumlu birimi yönetmişti. Bu alan, yolsuzluk iddialarına en açık sektörlerden biri olarak biliniyor. Bu durum, rütbe satışı ya da savunma ihalelerinin kötü yönetimi gibi ihtimalleri gündeme getirse de şu ana kadar doğrulanmış bilgiler bulunmuyor.

Tayvan dosyası merkezde

Yaşananlara ilişkin yorumlar farklılaşıyor: Bu süreç köklü bir yolsuzlukla mücadele mi, ordu içindeki sadakat çatışması mı, yoksa Tayvan’a yönelik olası bir askerî senaryonun hazırlık takvimi konusunda yaşanan görüş ayrılıklarının sonucu mu? Bazı komutanlar önce zafiyetlerin giderilmesini savunurken, diğerleri 2027’ye kadar belirli bir askerî hazır olma düzeyine ulaşmayı öncelik olarak görüyor.

sdfrgt
Çin Halk Kurtuluş Ordusu askerleri, Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda düzenlenen askerî geçit töreni sırasında… 1 Ekim 2019 (Reuters)

Kesin olan şu ki, 2023’ten bu yana 60’tan fazla üst düzey askerî komutan ve savunma sanayii yetkilisi soruşturma altında. Bu soruşturmalar, Çin’deki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Asıl soru ise şu: Bu tasfiyeler, daha disiplinli ve lidere daha bağlı bir ordu mu yaratacak, yoksa özellikle Tayvan başta olmak üzere Çin’in en hassas stratejik dosyalarında karar alma süreçlerini etkileyecek tehlikeli bir deneyim boşluğuna mı yol açacak?


Witkoff ve Tahran arasında Trump'ın kabul edeceği bir anlaşma için gizli görüşmeler yapılıyor

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AFP)
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AFP)
TT

Witkoff ve Tahran arasında Trump'ın kabul edeceği bir anlaşma için gizli görüşmeler yapılıyor

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AFP)
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AFP)

Emel Şehade

İsrail askeri, güvenlik ve siyasi kurumları ABD saldırısına misilleme olarak olası bir İran saldırısına yönelik hazırlıklarını yoğunlaştırmasına rağmen, Washington ve Tel Aviv arasındaki perde arkası görüşmeler hakkında bilgili güvenlik yetkilileri, askeri bir yaklaşım yerine barışçıl bir yaklaşımın galip geleceğini öngörüyor. Bu öngörünün arkasında, ABD Başkanı Donald Trump ve yakın çevresinin Tahran ile bir anlaşmaya varmak için çabalarını yoğunlaştırdığını gösteren bilgiler var.

 

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un, İran'ın nükleer ve füze programını sınırlandıracak ve Trump'ın kabul edeceği bir anlaşmaya varmak amacıyla İran ile gizli görüşmeler yürüttüğü ortaya çıktı.

Eski askeri istihbarat başkanı Amos Yadlin, ayrıntılara vakıf olduğunu belirterek, “Witkoff, Başkan Trump'ın kabul edebileceği bir anlaşmayı formüle etmeyi başarırsa, İsrail bile bunu reddedemez. Bu, herkesin İran ile daha önceki savaşlardan daha tehlikeli ve şiddetli olduğunu kabul ettiği ve çok cepheli bir savaşa dönüşebilecek bir savaşı önleyecektir” dedi.

Yadlin'e göre, Trump henüz nihai kararını vermedi ve ciddi bir baskı altında, ancak askeri saldırı gerçekleştirmeden işi bitirmeye çalışıyor. Witkoff’un ABD için de potansiyel olarak tehlikeli sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle askeri saldırı düzenlemeye karşı çıkmasının ardından, kendisini İran ile müzakereleri yönetmekle görevlendirdi.

Washington'un izlediği siyasi yol hakkında ise Yadlin şunu söyledi: “Amerikan yönetimi Witkoff'un iyi bir anlaşmaya varmasını bekliyor, ancak onun için iyi bir anlaşma ne anlama geliyor? Basitçe, İran'ın uranyum zenginleştirmeyi durdurması, halihazırda elinde bulunan zenginleştirilmiş uranyumun yurt dışına çıkarılması ve sıkı bir şekilde denetlenmesi, ayrıca İran'a elinde bulunduracağı füzelerin sayısı, türü ve menzili konusunda kısıtlamalar getirilmesidir. Buna İran'ın bölgedeki vekil unsurlarına verdiği desteği durdurması da eklenmelidir.”

“Witkoff'un tüm bu şartları garanti etmesi kolay olmayacak, çünkü bunlar pratikte İran için bir yenilgi anlamına geliyor. Ancak Amerikan Özel Temsilcisi böyle bir anlaşmaya varırsa, İsrail bile buna karşı çıkamayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Yadlin, “Washington'un Tahran'a saldırmadan dayattığı başka bir yol daha var, o da kuşatma. Bu, Venezuela'da rejime ekonomik baskı uygulayarak daha önce başarılı olduğunu kanıtlamış bir yol. İran’a karşı da bu yolu kullanmak için zamanı var. Büyük güçler iki veya üç günde savaşa girmez; bu zaman alır” dedi.

Bu bağlamda, Washington ve Tel Aviv'den gelen devam eden ve artan tehditler ve bölgeye daha fazla gemi, deniz aracı ve Amerikan kuvvetinin konuşlandırılması göz önüne alındığında, Yadlin, bunların “diğer yolların başarısız olması durumuna karşı hazırlık olduğunu ve bu durumda ABD'nin askeri seçeneği uygulamaya hazır olacağını” belirtti.

Genişleyen varlık

Yadlin'in özetlediği durum, güvenlik ve askeri kaynaklar tarafından da öngörülüyor. İsrail askeri değerlendirmelerine göre ABD, İran'ın müzakerelerde öne sürdüğü koşulları kabul etmesinin zor olacağı ve bunun da bir çatışma olasılığını artırdığı beklentisiyle, bir saldırıya hazırlık olarak Ortadoğu'daki askeri varlığını önemli ölçüde genişletmeye yöneldi.

Ordunun bir raporuna göre ABD, askeri seçeneğe hazırlık olarak Ortadoğu'daki askeri varlığını genişletmeye devam ediyor. Raporda şuna da işaret edildi: “ABD ordusunun bölgede gerçekleştirdiği kapsamlı hava tatbikatları, herhangi bir anlaşmanın şartlarının İran için kabul edilemez olacağı göz önüne alındığında, bir saldırı olasılığının yüksek olduğunu teyit ediyor.” İsrailli bir yetkiliye göre bu şartlar, İran'ın şu anda sahip olduğu ve ne olursa olsun herhangi bir anlaşma ile vazgeçmeyi kabul etmeyeceği çeşitli kabiliyetlerini zayıflatacaktır.

İran ve Şii ekseni dosyası konusunda uzman araştırmacı Danny Citrinowicz ise İran'ın ABD askeri saldırısına maruz kalması veya İsrail'in İran'a karşı proaktif bir saldırı düzenlemeye karar vermesi durumunda kullanılabileceği kabiliyetleri göz önüne alındığında, İran ile ilişkilerde rehavete kapılmama uyarısında bulundu.

Citrinowicz, medyaya yaptığı açıklamalarda, “Sürekli olarak kendisine yönelik herhangi bir saldırıya karşı uyarıda bulunan İran, kabiliyetlerini ve güçlerini ciddi şekilde kullanabilir ve İsrail'e doğrudan bir saldırı başlatmaktan çekinmeyecektir; bu da daha sonra bizi tam ölçekli bir savaşa sürükleyebilir” dedi.

Citrinowicz, İsrailli karar alıcılara, İran Dini Lideri'nin siyasi danışmanı Ali Şemhani'nin açıklamalarını ciddiye alma çağrısında bulundu ve “İran'ın karar alma sürecindeki en etkili isimlerden biri olan Şemhani, Haziran 2025'teki son İsrail saldırısında neredeyse suikasta kurban gidiyordu. Daha önce Savunma Bakanı ve Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı gibi önemli görevlerde bulundu ve söyledikleri kişisel bir görüş değil” ifadelerini kullandı.

İran'ın, herhangi bir saldırının amacının rejimi devirmek olduğundan emin olması durumunda kullanabileceği en tehlikeli kabiliyetleri hakkındaki tahminlerine için ise Citrinowicz: “12 günlük savaşta kullanmadığı önemli sayıda kabiliyeti kullanabilir; elbette İsrail'e saldırmak da buna dahil. İsrail'de, bir Amerikan saldırısı gerçekleştiği anda, bizim de müdahil olma olasılığımızın önemli ölçüde arttığını hesaba katmalıyız. Doğru, İranlılar savaş istemiyorlar, ancak Trump'ın diktelerini de kabul etmeyecekler” diye konuştu.

Belirsizlik kasıtlı bir politika

İsrail'in yürüttüğü güvenlik araştırmaları, ABD Başkanı’nın eylemlerini saran belirsizliğin ardındaki nedeni de araştırıyor. Zira İsrailli yetkililere göre, Tel Aviv ile temas halinde olan üst düzey ABD’li yetkililer bile ayrıntıları bilmiyor.

Daha önce Askeri İstihbarat Biriminde önemli görevlerde bulunmuş olan Emekli Albay Amir Yagur, Trump'ın ne düşündüğünü kimse gerçekten bilmediği için İsrail'in günlük gündemine egemen olan -saldırının olup olmayacağı ne zaman ve ne türde olacağı konusundaki- tartışmanın gereksiz olduğuna inanıyor. Yagur: “Yoğun kamuoyu ilgisi, bizatihi Amerikan stratejisinin bir parçası olabilir. Washington, bunun medyanın odak noktası olacağının farkında ve istediği belirsizliği yaratmak için bunu oluşturmakla ilgileniyor” dedi.

Yagur, İsrail'in gerçekten bilmesi gerekenlere ve şimdiden çıkarılabilecek sonuçlara odaklanması gerektiğini düşünüyor. İran Devrim Muhafızları unsurlarına yönelik doğrudan baskıyı artırmak için adımlar atılmasının, özellikle de Devrim Muhafızları’nın terör örgütü olarak ilan edilmesinin gerekliliğini vurguluyor.

Yagur'un bu vurgusu, Devrim Muhafızları unsurlarının kendisinden ayrılmaya başlamasının hayati önem taşıdığına dair inancından kaynaklanıyor; çünkü bu, rejimi devirme çabalarını güçlendirecek bir zayıflık yaratacaktır. Öte yandan, Devrim Muhafızları unsurlarının İran'da kendilerine yönelik herhangi bir saldırı veya eylemden korkabileceklerini ve rejimin devrilmesi durumunda kendilerine sığınacak bir ülke arayabileceklerini de düşünüyor. Ona göre Devrim Muhafızları'nın terör örgütü olarak ilan edilmesi adımının başarılı olması, onları rejimin hayatta kalması ile kendi hayatları arasında seçim yapmaya zorlayacaktır.

Savunma amaçlı hava tatbikatı ve merkezdeki deniz kuvvetleri

Değerlendirilen çeşitli senaryolar arasında, ABD güçlerinin konuşlandırılması, askeri teçhizatın desteklenmesi ve ABD ordusunun yürüttüğü tatbikatların ardından İran'a saldırı seçeneği baskın olmaya devam ediyor. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre İsrail'de askeri hazırlıklar en üst düzeyde ve iç cephe, sakinleri korumak için eğitim ve hazırlıklara devam ediyor.

İki ordunun komutanlıkları arasındaki istişareler hakkında bilgili bir askeri yetkili, ABD hava tatbikatının savunma amaçlı bir tatbikat olduğunu belirtti. Tatbikatın, ABD güçlerini, ABD ve Ortadoğu'daki müttefiklerine (İsrail dahil) ait stratejik hedeflere yönelik İran saldırılarına hızlı olarak yanıt verecek şekilde eğitmeyi amaçladığını söyledi.

Masada iki senaryo gündemde; birincisi, ABD saldırı planını engelleyecek ve bozacak sürpriz bir proaktif İran saldırısı, ikincisi ise, ABD saldırısından sonra İran'ın misilleme saldırılarıyla başa çıkmak ki, ABD ordusu bununla ilgili eğitimlerini yoğunlaştırdı.

Buna karşılık, ABD ordusu İran ile bir deniz savaşını yönetmeye de hazırlanıyor. İran'ın hedeflerinin de deniz yönüne odaklanacağı ve bu kapsamda Hürmüz Boğazı'nı deniz mayınları, küçük, hızlı, silahlı bot sürüleri, silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve gemisavar füzeler kullanarak kapatacağı tahmin ediliyor. Bir İsrail raporuna göre bu tür hedefler Ortadoğu'dan Asya ve Avrupa'ya giden petrol ve doğalgaz arzının önemli bir bölümünü felç edecek ve Amerikan saldırısına katılmayan ülkelere de ciddi zararlar verecektir.

Öte yandan, İsrail'de ABD'nin İran içinden doğru ve güvenilir istihbarat toplama konusunda zorluklarla karşılaştığı da açıklandı. İsrail kaynakları, İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Shlomi Binder'in, İran ile ilgili olarak Amerikan yönetiminin talep ettiği özel istihbarat hakkında bilgi vermek üzere Pentagon, CIA ve Beyaz Saray'daki üst düzey yetkililerle görüşmeler yaptığını doğruladı.


Citi, ABD ve İsrail'in İran'a karşı sınırlı bir eylemde bulunacağını öngörüyor

İran Devrim Muhafızları mensupları askeri geçit töreninde, (AFP)
İran Devrim Muhafızları mensupları askeri geçit töreninde, (AFP)
TT

Citi, ABD ve İsrail'in İran'a karşı sınırlı bir eylemde bulunacağını öngörüyor

İran Devrim Muhafızları mensupları askeri geçit töreninde, (AFP)
İran Devrim Muhafızları mensupları askeri geçit töreninde, (AFP)

Citibank bir notunda, ABD ve İsrail'in yakın vadede İran'a karşı sınırlı önlemler almasını ve bu önlemlerin, gerilimi tırmandırmaktan kaçınmayı amaçladığını, ayrıca bu önlemlerin Tahran'ı nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varmaya zorlamayı hedeflediğini belirtti.

Bankanın dün yayınladığı notta, küçük ölçekli eylemlerin muhtemelen sınırlı ABD askeri saldırılarını ve petrol tankerlerinin ele geçirilmesini içereceği, bunun da özellikle İran'ın hayati bir su yolu olan Hürmüz Boğazı'nı kapatabileceği endişeleri nedeniyle petrol piyasalarındaki risk primini yükselteceği belirtildi. ABD'nin OPEC'in en büyük ham petrol üreticilerinden biri olan İran'a saldırması durumunda küresel arzda yaşanabilecek olası aksamalara ilişkin artan endişeler arasında petrol fiyatları dün yüzde 3 artarak beş ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)

Çeşitli kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la başa çıkmak için güvenlik güçlerine ve liderlere yönelik hedefli saldırılar da dahil olmak üzere farklı seçenekleri değerlendirdiğini, ancak İsrail ve Arap yetkililerinin hava saldırılarının tek başına ülkenin yöneticilerini deviremeyeceğini söylediğini belirtti.

Banka, %70 olasılıkla gerçekleşeceğini düşündüğü sınırlı müdahale senaryosunun, "ABD'nin iç politika mülahazaları, Başkan Trump'ın savaştan kaçınma tercihi ve İran içindeki baskıların devam etmesinin bir anlaşmayla sonuçlanabilecek değişikliklere yol açabileceği olasılığı" nedeniyle "yükselen enerji fiyatlarına karşı duyarlılığını" yansıttığını ifade etti.

Citigroup, İran'ın büyük bir karşılık vermesini ihtimal dışı bırakıyor, "çünkü İran da zor durumdaki ekonomisi ve iç karışıklığı göz önüne alındığında savaş istemiyor." Banka, İran içinde sınırlı ancak tırmanacak bir çatışma ve siyasi istikrarsızlık olasılığını %30 olarak öngörüyor; bu durum petrol üretimi ve ihracatında aralıklı aksamalara neden olabilir. Şarku’l Avsat’ın bankanın notundan aktardığına göre ABD ve İsrail ile yaşanan gerilimler nedeniyle bölgesel arzda önemli kayıplar yaşanma olasılığını %10 olarak değerlendiriyor.

Citi, temel senaryosunda ABD ve İran arasında 2026 yılında bir anlaşmaya varılacağını ve gerilimlerin azalacağını öngörüyor. Bu durum, İran'la ilgili jeopolitik risk primini (şu anda varil başına 7 ila 10 dolar arasında) düşürerek Brent petrolün 70 dolara yaklaşmasını sağlayacak. Brent petrol vadeli işlemleri dün varil başına 70,71 dolarda kapandı.