İsrail ordusu bir ‘iç çalkalanmayla’ karşı karşıya

Güvenilirliğinin sorgulanması ve Gazze'deki gruplardan birinde isyan çıkması

İki İsrail Savunma Kuvvetleri askeri, 18 Kasım (Reuters)
İki İsrail Savunma Kuvvetleri askeri, 18 Kasım (Reuters)
TT

İsrail ordusu bir ‘iç çalkalanmayla’ karşı karşıya

İki İsrail Savunma Kuvvetleri askeri, 18 Kasım (Reuters)
İki İsrail Savunma Kuvvetleri askeri, 18 Kasım (Reuters)

İsrail ordusu, savaş sırasında nadir görülen bir durumla, itibarıyla ilgili ciddi bir krizle karşı karşıya. Büyük bir tugayda, ‘Hamas militanlarıyla çatışmaktan kaçmak’ suçlamasıyla iki komutanın görevden alınmasından sonra bir isyan yaşanıyor. Basın, orduyu yalan söylemek ve zaferleri abartmakla suçlayarak şiddetli eleştirilerde bulunuyor.

Bir taburdaki asker ve subayların yaklaşık olarak yarısı, aralarından iki bölük komutanının görevden alınmasını protesto olarak göreve dönmeyi reddettiklerini açıkladılar.

Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre İsrail ordusu, Tel Aviv’in kuzey Gazze Şeridi'ne yönelik kara saldırısına karşı koymaya çalışan Filistinli direniş üyeleriyle çıkan şiddetli çatışmaların birinden bölüğün geri çekilmesi üzerine, bir bölük komutanı ve onun yardımcısı olmak üzere iki subayı görevden almaya karar verdi.

Geri çekilmenin nedenin, tugayın çatışmalar sırasında askeri destek ve ateş desteği almaması olduğu ifade edildi. Gazeteye göre, bu ‘istisnai’ olay, müfrezenin savaşçıları ile bağlı olduğu tabur komutanı arasında ciddi bir krize neden oldu. Bu da savaşçıların yaklaşık yarısının, tugayın kararı nedeniyle birliğe geri dönmemesine yol açtı. Tugay bu kararı, tabur komutanının bölük komutanına tercih edilmesi nedeniyle taraflı buldu. El Kassam savaşçıları tarafından pusuya düşürüldüklerinde destek ve hava desteği alamadıklarını söyleyen askeri birlik, işgalci İsrail ordu güçlerini pusuya düşüren onlarca silahlı kişinin önünde geri çekildi. Tabur komutanı ise bölüğe ‘ileri hava desteği sağladığını’ iddia etti.

İsrail ordusundaki subaylar, bölüğün bu göreve atandığında hazırlıklı olmadığını ve (Gazze bölgesinde) dinlenmeden sürekli askeri faaliyette bulunduktan sonra göreve kötü bir şekilde gönderildiğini belirtti.

Görsel kaldırıldı.
Cumartesi günü Mısır'a girmeden önce Refah geçiş noktasında İsrailli rehineleri taşıyan bir Kızıl Haç arabası (AP)

Öte yandan İsrail medya yıldızları, Hamas hareketinin geçtiğimiz Pazar akşamı İsrailli rehineleri, Gazze şehrinin orta yerinde serbest bıraktığını görünce şok oldu. Channel 13 Israel TV’de çıkan Raviv Drucker'a göre Genelkurmay Başkanı, üst düzey generaller ve ordu sözcüsünün son haftalarda yaptıkları açıklamalarda Hamas'ın tükendiği ve Gazze Şeridi'nin kuzeyinde artık hiçbir şeyi kalmadığı konusunda oybirliğiyle mutabık kaldıklarını ifade ettiler. Kullandığı yer altı tünellerinin büyük bir kısmı ‘yok edildi’ ve artık güçlü bir şekilde faaliyet gösterdiği, tüm sektörü kontrol ettiği ve ‘İsrail ordusuna meydan okuduğu’ görülüyor.

Drucker, “Hemen tedavi edilmesi gereken bir sorun var. Aramızda ve ordu arasında. Netanyahu ile sorunum yok, o yalan söylemesi ile bilinir. Ama orduya, bizimle böyle davranması yasak” dedi.

Görsel kaldırıldı.
İsrail, orada rehine bulma umuduyla Gazze'deki hastanelere ulaşmaya çalıştı (Reuters)

Danny Kushmaro, Channel 12'de “Bugün, ordumuzdaki çok sevdiğimiz komutanların bize gerçeği söylemediğini öğrenmek acı verici ve üzücü. Hamas'ı kuzeyde yok ettiğimizi söylediler, ama ordu ile karşı karşıya kalan sert direniş özellikle kuzeyden geliyor. Bize Gazze'nin elimize geçtiğini söylediler, ama Hamas hala Gazze'nin kalbinde güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Hatta bize güçlü bir tokat attı, çünkü rehineleri orada tuttuğu veya oraya taşıdığı ve onları İsrail ordusunun işgal ettiği bölgelerin yakınında yürüttüğü ortaya çıktı. Burada utanması gereken insanlar var" dedi.

Görsel kaldırıldı.
Gazze Şehri'ndeki Şifa Hastanesi kompleksinde tünel açıklığı olduğunu söyledikleri yerin yakınında duran İsrail askerleri (Reuters)

Öte yandan Channel 13'ün askeri muhabiri Or Heller’in, Gazze Şeridi ile Mısır’daki Sina bölgesi arasında İsrailli rehinelerin İran veya Yemen'e nakledilmesine yol açabilecek tünellerin varlığı olasılığına ilişkin soruları gündeme getirmesi bir bomba gibi düştü. Heller, İsrailli kaynakların kendisine üst düzey Hamas yetkililerinin ateşkesten yararlanarak rehinelerle birlikte tünellerden kaçma ihtimaline ilişkin İsrail'de güvenlik endişeleri olduğu bilgisini aldığında şok olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Channel 13’ten aktardığı habere göre Heller, “Hamas'ın yer altı tünel ağının İsrail'in savaş arifesinde düşündüğünden daha önemli, daha sofistike ve daha karmaşık olduğu artık açık. Bu tünellerin, İsrail'in yoğun bombardımanından zarar görmediği ve hatta Refah bölgesindeki Philadelphi Koridoru’nda, Hamas liderlerinin İsrailli rehineler, özellikle de tutuklu askerler eşliğinde Gazze Şeridi'nden kaçmak ve Sina'ya gitmek için kullanabileceği tüneller olduğu iddia ediliyor. Oradan İran, Yemen veya Lübnan gibi onları almayı kabul eden bir ülkeye doğru devam ediyorlar. Böyle bir senaryo savaşın seyrini tersine çevirir” dedi.

Görsel kaldırıldı.
İsrailli bir asker Gazze Şeridi sınırında bir tankı temizliyor, 25 Kasım (AP)

Nahum Barnea, Yediot Ahronot gazetesinin geçtiğimiz Pazar günkü manşetinde orduyu sorgulayan ve İsrail seçkinleri arasında hararetli tartışmalara yol açan bir başyazı yayınlamıştı. Barnea "Hamas, şantaj yapma veya asılsız iddialarda bulunma konusunda hiçbir sorunu olmayan, kriminal bir terör örgütüdür. Ancak ben savaşın başından beri İsrail'deki ‘üst düzey bir siyasi kaynak’ ya da ‘üst düzey bir güvenlik kaynağı’ tarafından ortaya atılan iddialara bile şüpheyle yaklaşmayı öneriyorum. Hükümetteki forumlar, savaşa paralel olarak hem kişisel hem de siyasi olarak hayatta kalma mücadelesi veriyor” ifadelerini kullanmıştı.

Bilindiği üzere, İsrail'de hükümeti ve gerçekleri söylemekten kaçınan başkanına şüphe duymak sorun değildir. Ancak orduya şüphe duymak başka bir meseledir ve alışılmadık bir durumdur. Sadece birkaç gün önce, Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü, akademik bir anketin sonuçlarını yayınladı. Bu anket, İsrail halkının savaşın başında kaybettiği orduya olan güvenini yeniden kazandığını gösterdi. Orduyu güvenilir bulanların oranı yüzde 90'a ulaştı. Ordu sözcüsü Daniel Hagari için de durum hemen hemen aynı (yüzde 86).



ABD: Gazze'de kalıcı ateşkes için doğru zaman değil

AA
AA
TT

ABD: Gazze'de kalıcı ateşkes için doğru zaman değil

AA
AA

ABD yönetimi, İsrail'in saldırılarının devam ettiği Gazze'de kalıcı ateşkesi konuşmak için henüz doğru zaman olmadığını, onun yerine rehinelerin kurtarılması ve insani yardımların artırılması için 6 haftaya kadar uzayabilecek "geçici bir ateşkesin" yeterli olduğunu savundu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, çevrim içi olarak düzenlediği basın brifinginde Gazze ve Refah'taki son durumu değerlendirdi.

Kirby, ABD'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) yapılan son oylamada neden Gazze'de kalıcı ateşkes tasarısını reddettiğini ve kendi tasarılarının içeriğini gazetecilere aktardı.

ABD yönetimi olarak Gazze'de henüz kalıcı ateşkesin zamanının geldiğine inanmadıklarını kaydeden Kirby, "Genel bir ateşkesin, yani kalıcı bir ateşkesin doğru zamanının geldiğine inanmıyoruz, ki böyle bir şey Hamas'ın (Gazze'de) kontrolünün devamını sağlar." şeklinde konuştu.

Kirby, Hamas'ın elindeki rehineleri bırakması ve Gazze'ye daha fazla insani yardımın ulaştırılabilmesi için en az 1 hafta olacak ancak 6 haftaya kadar uzatılabilecek geçici bir ateşkesi savunduklarını belirterek, bu seçeneğin daha uygulanabilir olduğuna inandıklarını vurguladı.

BMGK'de yapılan oylamada Gazze'de kalıcı ateşkes tasarısına hayır oyu veren ABD, daha önce de 16, 18 ve 25 Ekim 2023 ile 8 Aralık 2023'te BMGK'de Gazze'ye ilişkin sunulan karar tasarılarını veto etmişti.

ABD, BM Genel Kurulunda 13 Aralık 2023'te 153 ülkenin "evet" oyu kullandığı Gazze'de acilen insani ateşkes talebinde bulunulan karar tasarısı için de "hayır" oyu kullanan 10 ülkeden biri olmuştu.

Refah'a organize bir plan olmadan girilmemeli

İsrail ordusunun Refah'a iyi organize edilmiş ve uygulanabilir bir plan olmaksızın saldırmasını onaylamadıklarını, böyle bir eylemin "yıkıcı" sonuçlarının olacağını kaydeden Kirby, ABD yönetimi olarak bu konudaki hassasiyetlerini İsrail tarafına birçok defa ilettiklerini söyledi.

Kirby, İsrail'in Hamas üyelerinin peşinden gitmeye "hakkı olduğunu", ancak bölgedeki masum sivilleri korumak noktasında da sorumluluğu olduğunu ifade etti.

İsrail ile ilgili haberlerinden dolayı hedef alınan Washington Post muhabiri

Öte yandan Kirby, Gazze ile ilgili İsrail'e yönelik eleştirel tonla sosyal medya paylaşımları yapan ve haberler geçen Washington Post muhabiri Louisa Loveluck'ın Washington merkezli bir İsrail lobi firması tarafından hedef alındığına yönelik haberler hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi.

Kirby, basın özgürlüğünü önemsediklerini ve kimsenin haberlerinden dolayısı hedef alınmaması gerektiğini, ancak Washington Post muhabiriyle ilgili konuyu bilmediğini ifade etti.


Uluslararası Af Örgütü: Fransa, İsrail'e silah satışını durdurmalı

AA
AA
TT

Uluslararası Af Örgütü: Fransa, İsrail'e silah satışını durdurmalı

AA
AA

Örgütün internet sitesinde, Samoullier'in Macron'a yazdığı mektup yayımlandı.

Samoullier, mektupta, Gazze'de "soykırım yaşanma" riskine dikkati çekerek, Fransa'nın İsrail'e silah satışlarını durdurmasını talep etti.

Fransa'nın İsrail'e savaş malzemesi göndermeye de derhal son vermesini isteyen Samoullier, "meşru müdafaa hakkının" savaş kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiğini belirtti.

Samoullier, İsrail'in, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) 26 Ocak'ta aldığı ihtiyati tedbir kararına da uyması gerektiğini vurguladı.

Tüm devletlerin UAD'nin ihtiyati tedbir kararlarının uygulanmasını gözetmek zorunda olduğuna işaret eden Samoullier, şu ifadeleri kullandı:

"Bu, Uluslararası Af Örgütünün aylardır tekrarladığı gibi kalıcı ateşkes ve İsrail'e silah ve savaş malzemesinin teslimatının durdurulmasından geçiyor. Soykırım Sözleşmesi'ne taraf bir devlet olarak Fransa, soykırımı önleme yükümlülüğünü yerine getirmeli. Bu, İsrail'e soykırım riski kapsamına girecek eylemlerde bulunmasını sağlayacak malzemeleri vermemekten geçiyor."

Samoullier, halihazırda İspanya gibi bazı ülkelerin İsrail'e silah ihracatını durduğunu hatırlattı.

Ayrıca Samoullier, Fransa'nın, Silah Ticareti Anlaşması (ATT) ve 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki uluslararası taahhütlerine uyması gerektiğini vurguladı.


Putin, uzaya nükleer silah konuşlandırılmasına karşı olduklarını söyledi

AA
AA
TT

Putin, uzaya nükleer silah konuşlandırılmasına karşı olduklarını söyledi

AA
AA

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, uzaya nükleer silah konuşlandırılmasına karşı olduklarını belirterek, “Uzaya nükleer silah konuşlandırılmasına daima kategorik olarak karşıydık ve şimdi de karşıyız. Bu alanda var olan tüm anlaşmalara uyulmasını değil, aynı zamanda ortak çalışmaların güçlendirilmesini defalarca teklif ettik.” dedi.

Putin, başkent Moskova’da Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile gerçekleştirdiği toplantıda açıklamalarda bulundu.

Rus ordusunun, Donetsk bölgesindeki Avdiyivka şehrini “başarılı şekilde” kontrol altına aldığını aktaran Putin, “Bu başarının daha da geliştirilmesi gerekiyor. Ancak bu adımların iyi hazırlanması, personel, silah, teçhizat ve mühimmatla güvence altına alınması gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Putin, Krınki adlı yerleşim yerinin de Rus ordusunca kontrol altına alındığını belirtti

Ukrayna konusunda müzakereyi reddetmediklerine işaret eden Putin, “Biz, her zaman müzakereden taraftık. Diyaloğu kesmediğimizi zaten yüzlerce kez söyledim. Londra ve Washington'un doğrudan talimatıyla diyaloğu kesintiye uğratan Ukrayna tarafıydı.” diye konuştu.

Putin, ABD basınında yer alan "Rusya'nın uzaya nükleer silah konuşlandırmayı planladığı" yönündeki iddialara ilişkin şunları kaydetti:

"Bizim duruşumuz açık ve şeffaftır. Uzaya nükleer silah konuşlandırılmasına daima kategorik bir şekilde karşıydık ve şimdi de karşıyız. Bu alanda var olan tüm anlaşmalara uyulmasını değil, aynı zamanda ortak çalışmaların güçlendirilmesini defalarca teklif ettik."

"Senatörleri ve Kongre üyelerini korkutarak fonların tahsilini sağlamak istiyorlar"

Şoygu da Rusya’nın uzaya nükleer silah konuşlandırmaya yönelik bir projeye sahip olmadığını belirterek, “Bunu (ABD) onlar da biliyor ancak yine de gürültü çıkartıyorlar. Sadece Ukrayna için değil, aynı zamanda Rusya'yı stratejik olarak yenmek için, senatörleri ve Kongre üyelerini korkutarak fonların tahsilini sağlamak istiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.


Ukrayna: Çok sayıda Rus saldırısıyla karşı karşıyayız

Ukraynalı askerler, 17 Şubat’ta Donetsk bölgesindeki Avdiivka kasabasından çok da uzak olmayan bir noktada (AFP)
Ukraynalı askerler, 17 Şubat’ta Donetsk bölgesindeki Avdiivka kasabasından çok da uzak olmayan bir noktada (AFP)
TT

Ukrayna: Çok sayıda Rus saldırısıyla karşı karşıyayız

Ukraynalı askerler, 17 Şubat’ta Donetsk bölgesindeki Avdiivka kasabasından çok da uzak olmayan bir noktada (AFP)
Ukraynalı askerler, 17 Şubat’ta Donetsk bölgesindeki Avdiivka kasabasından çok da uzak olmayan bir noktada (AFP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Rus kuvvetlerinin Batı’nın askeri yardımının gecikmesinden istifade ettiğini ifade edip, içinde bulundukları durumu ‘son derece zor’ olarak tanımlamasının ardından Ukrayna, bugün onlarca saldırıyla karşı karşıya olduklarını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, Rus kuvvetleri, Ukrayna’nın güney ve doğusunda yoğunlaştırılmış taarruzların bir parçası olarak, Şubat 2022’deki işgalin ikinci yıldönümü öncesinde büyük bir hamle yaparak, geçen hafta önemli Avdiivka kasabasının kontrolünü ele geçirdi.

Bu olay aynı zamanda Kiev’de, ülkenin Moskova destekli liderliğini bitiren devrim sırasında çok sayıda göstericinin öldürülmesinin 10. yıldönümüne denk geldi.

Bu ayaklanma, Rusya’nın Ukrayna’nın güneyindeki Kırım’ı ilhak etme operasyonunun ve doğuda Rusya yanlısı ayrılıkçı bir hareketin başlamasına da işaret ediyordu.

Zelenskiy, bugün Facebook üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bizi ve bağımsızlığımızı yok etmeye yönelik girişimlerin üzerinden 10 yıl geçti. Ama 10 yıl önce de direndik, bugün de direnmeye devam edeceğiz.”

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak ise, “Rusya bizi sömürgeleştirmeye çalıştı ama amacına ulaşamadı. Biz kazanacağız” şeklinde bir açıklama yaptı.

Öte yandan, Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, son 24 saat içinde 81 çatışma yaşandığını açıklarken, Rus kuvvetlerinin 87 hava saldırısı düzenlediğini ekledi.

Ordudan yapılan açıklamaya göre, Ukrayna’nın Sumi bölgesindeki Rusya sınırına yakın bir köye düzenlenen saldırıda beş sivil hayatını kaybetti.

Ukrayna ordusu, ciddi bir mühimmat ve füze sıkıntısı çektiğini, bu durumun 60 milyar dolar değerindeki ABD destek paketinin onaylanmasındaki gecikmeyle daha da kötüleştiğini belirtti.

İsveç ise bugün, Ukrayna’ya yaklaşık 633 milyon euro değerindeki askeri ekipman şeklinde yeni bir askeri desteği duyurdu.

İsveç Savunma Bakanı Pal Jonson, bugün düzenlediği basın toplantısında, “Ukrayna’ya desteğimizi sürdürmemizin nedeni insani bir konudur. Rusya, Ukrayna’ya karşı yasadışı ve haksız bir savaş başlattı” dedi.

Bu askeri yardım, Kiev’in talep ettiği topçu mühimmatını, savaş gemilerini, su altı silahlarını (mayın ve torpido), tanksavar füzelerini, el bombalarını ve uçaksavar sistemlerini içeriyor.

Varoluş savaşı

Zelenskiy, bugün Harkov bölgesindeki ön cephede bulunan güçleri ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamada, Rus kuvvetlerinin maksimum sayıda yedek unsuru seferber ettiği cephe hattının çeşitli bölgelerinde durumun son derece zor olduğunu söyledi.

Ukrayna Devlet Başkanı, “Ukrayna’ya yönelik yardımların gecikmesinden yararlanıyorlar” diyerek, özellikle top mermisi, ön cephedeki hava savunma sistemleri ve uzun menzilli silahların eksikliğine dikkat çekti.

ABD Başkanı Joe Biden ise pazar günü Zelenskiy’ye, Cumhuriyetçilerin hakimiyetindeki Kongre’nin acilen ihtiyaç duyulan yardımı onaylayacağından emin olduğuna dair güvence verdi.

Ukrayna Başbakanı Denis Şmıhal, Kongre’de bekleyen ABD yardım paketinin gelmesini beklediklerini söyledi. 

Tokyo’da düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin uluslararası destek sayesinde mücadelesine devam edeceğini vurgulayan Şmıhal, şu ifadeleri kullandı:

“Japonya ve tüm G7 ülkeleri, Uluslararası Para Fonu ve tüm uluslararası finans kuruluşları gibi ABD’nin de Avrupa Birliği’ne benzer şekilde Ukrayna’ya destek vereceğine inanıyorum. Dolayısıyla bu bir varoluş savaşı olduğu için (destek konusunda) yorgunluktan bahsedemeyiz. Geleceğiniz için, hayatınız için, küresel güvenlik düzeni için savaşırken yorulamazsınız.”

Avdiivka’nın düşmesinin ardından ABD merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü, Rusların, Ukrayna’da panik yaratmayı ve Kiev’in moralini zayıflatmayı amaçlayan bir siber operasyon gerçekleştirdiğini bildirdi.


Hindistan devasa askeri bütçesiyle dünyada kaçıncı sırada?

Hindistan Savunma Bakanlığı'nın 2023-2024 mali yılında bütçesi yüzde 13 arttı (AFP)
Hindistan Savunma Bakanlığı'nın 2023-2024 mali yılında bütçesi yüzde 13 arttı (AFP)
TT

Hindistan devasa askeri bütçesiyle dünyada kaçıncı sırada?

Hindistan Savunma Bakanlığı'nın 2023-2024 mali yılında bütçesi yüzde 13 arttı (AFP)
Hindistan Savunma Bakanlığı'nın 2023-2024 mali yılında bütçesi yüzde 13 arttı (AFP)

Hindistan'ın son yıllarda, askeri harcamaların artırılması ve dünyanın çeşitli ülkeleriyle savunma ve askeri ortaklıklar kurulması üzerinde çalışıyor. İstatistiklere göre personel sayısı açısından 1 milyon 450 bin kişiyle Çin'den sonra dünyanın ikinci büyük ordusuna sahip.

Hindistan Savunma Bakanlığı, 2023-2024 mali yılındaki bütçesinin bir önceki yıla göre yüzde 13 artarak yaklaşık 73 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman, yeni silahlar, uçaklar, savaş gemileri ve diğer askeri teçhizatı içerecek şekilde savunma sermayesi harcamaları için 1,63 trilyon rupi (19,6 milyar dolar) ayırdı. Bu devasa bütçe, Hindistan'ı ABD ve Çin'den sonra askeri harcamalarda dünyanın üçüncü büyük ülkesi haline getiriyor.

Dünya çapında üçüncü

Hindistan basınında çıkan haberler, askeri bütçenin 2024-2025 mali yılında yüzde 6 arttığını doğruladı. Ancak henüz orduya, donanmaya veya hava kuvvetlerine savunma tahsisini açıklamadı. Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman, derin teknolojiye uzun vadeli krediler sağlamak için gençlere veya teknoloji alanında başarılı şirketlere yaklaşık 13 milyar dolar tahsis edileceğini duyurdu. Ayrıca, savunma sektöründe yenilik ivmesi kazandırmayı hedefleyen yeni girişimler için vergi avantajları da sağlanacak.

Tahminlere göre, Hindistan'ın savunma bütçesi 2013'ten geçen yıla kadar iki katına çıktı. 2013'te askeri harcamaların bütçesi yaklaşık 30 milyar dolar iken, 2023-2024 bütçesinde 73 milyar dolara ulaştı.

Hindistan, 2023-2024 zaman diliminde çoğunlukla yerel savunma yüklenicileri aracılığıyla satın alınan yeni silah ve platformların satın alınmasına yaklaşık 19,6 milyar dolar tahsis etti. Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Bu artış, hükümetin modernizasyon ve savunma hizmetleri altyapısının geliştirilmesi alanında sürdürülebilir bir artışa yönelik kararlılığının bir yansımasıdır" ifadelerine yer verildi.

Bu, silah sistemleri ve platformlar, gemiler, uçaklar ve bunlarla ilgili lojistik hizmetler gibi ihtiyaçları karşılayacak ve filo hizmetlerini güçlendirecek. Acil mühimmat ve kritik yedek parça alımları da bunun içinde yer alacak. Ayrıca, gerektiğinde yetenek boşluklarını gidermek için uzman yeteneklerin satın alınması ve kullanılması da yapılacak. Savunma Bakanlığı, diğer şeylerin yanı sıra askeri rezervlerin stoklanması ve ileri savunmanın güçlendirilmesi konusunda ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Ancak bazı analizler, harcama bütçesinin yüzde 50'den fazlasının personel ve emekli maaşlarına harcandığını, bu durumun da savunma satın alma ve modernizasyon kapsamını sınırladığını gösteriyor.

Yüksek askeri harcamalar

Stockholm Barış Araştırmaları Örgütü'nün raporu, askeri harcamaların küresel düzeyde arttığını, savunma ve askeri harcamaların ise son birkaç yılda küresel olarak arttığını ortaya koydu. Raporda ayrıca Hindistan'daki askeri harcamalardaki artışın, Hindistan'ın bir yanda Çin, diğer yanda komşu Pakistan ile yaşadığı sınır gerilimlerinin ortasında gerçekleştiği de belirtildi. Bu da Yeni Delhi'yi silahlı kuvvetlerinin modernizasyonuna ve silah üretiminde kendine güvenmeye öncelik vermeye itti.

Ülkenin savunma harcamalarının 2024 ile 2028 arasındaki dönemde 445,7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu miktarın, satın alma bütçesinin payı yaklaşık yüzde 28'e, yani 123,2 milyar dolara denk geleceği tahmin ediliyor. Bu bilgiler, veri ve analiz şirketi olan Global Data'nın tahminlerine dayanıyor.

Finansman engelleri

Şarku’l Avsat’ın Hint medyasından aktardığı habere göre Hindistan'ın savunma teknolojisi alanında küresel bir lider olma hedefinin finansman açısından bir engel ile karşılaştığını belirtiyor. Son parlamento komitesi raporuna göre, Hindistan'daki araştırma finansmanı, gelişmiş ülkelerin finansmanıyla karşılaştırıldığında sınırlıdır. Komite, mevcut tahsisin getirdiği kısıtlamalara dikkat çekerken, bu oranın kendi kendine yeterlilik ve savunmayı sağlamak için yeterli olduğunu ancak Hindistan'ın küresel liderlik hedeflerini karşılamadığını vurguluyor.

Öte yandan, Hindistan, kuzey ve batı sınırlarında ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğundan, gelecekteki savaş stratejilerinin titiz bir şekilde değerlendirilmesini gerektiriyor. Seçim coşkusuyla birlikte, bölgesel caydırıcılık amaçları için deniz gücünün güçlendirilmesi, büyük ölçüde orduyu modernize etme eğilimiyle uyumlu bir şekilde geliyor. Bu durum, savunma bütçesinin büyük ölçüde desteklenmesini gerektiriyor. Hindistan'ın savunma bütçesi, yerel savunma üretim tesislerinin genişlemesini kolaylaştırmak için gelecek nesil teknolojilere erişim sağlama ihtiyacıyla belirleniyor.

Ayrıca, silahlı kuvvetlerin ekipmanlarının güncellenmesine odaklanmanın yanı sıra hızla değişen bölgesel güvenlik senaryolarına karşı bütünleşik savaş grupları oluşturulmasının beklentisi, Hindistan'ın savunma sektörüne olan yatırımlarını artırmasına yol açabilir.

Güçlendirilmiş sınır altyapısına duyulan ihtiyacın farkına varan bütçe, bu kaleme bir önceki yıla göre yüzde 30 artış ayırırken, Sahil Güvenlik'in yeteneklerini gelişmiş elektronik gözetleme sistemleri ve silahlarla güçlendirdi. Savunma Araştırma ve Geliştirme Örgütü (DRDO), temel araştırma ve teknoloji geliştirmeye odaklanarak bütçesinde bir artışa tanık olurken, uzun vadeli krediler almak ve savunma sektöründe inovasyonu teşvik etmek için önemli bir grup Deep Tech'e tahsis edildi.

Savunma anlaşmaları

Hindistan, askeri harcamalarını artırmanın yanı sıra, başta Batılı ülkeler veya Dörtlü müttefikleri olmak üzere dünyanın çeşitli ülkeleriyle daha derin ve güçlü savunma bağları geliştirme yönünde istikrarlı adımlar atıyor.

ABD Savunma Bakanı'nın geçen Kasım ayında Hindistan'a yaptığı ziyaret sırasında, ülkeler arasında Pasifik ve Hint Okyanusu bölgelerindeki güvenlik ve savunma işbirliğini geliştirmek için askeri ilişkilerin ve stratejik ittifakın güçlendirilmesi konusunda anlaşıldı. Bu, bölgedeki Çin'den gelen askeri güç artışına karşı bir yanıt olarak gerçekleşti. Ayrıca, ABD Savunma Bakanı, Hindistan'a MQ-9B modeli 31 insansız hava aracının teslimatını hızlandırmak için devam eden girişimlere işaret etti.

Geçen yıl, Hindistan ve ABD, General Electric (GE) Havacılık şirketi ile Hindistan Havacılık Endüstrisi Limited (HAL) arasında GE F-414 model jet motorlarının Hindistan'da üretimi için bir anlaşma imzaladı. Bu adım, iki ülke arasındaki savunma sanayi ilişkilerini gelecek yıllarda geliştirmeye yönelik olduklarını teyit ediyor.

Öte yandan, son zamanlarda Hindistan ve Japonya arasındaki savunma ilişkileri, özellikle QUAD (Quadrilateral Güvenlik Diyalogu) ittifakı çerçevesinde, derinleşti. Geçen yıl Tokyo ve Yeni Delhi, savunma ilişkilerini uzay ve Siber güvenlik gibi yeni alanları kapsayacak şekilde çeşitlendirmeyi kabul ettiler. Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida, geçen yıl G20 Zirvesi'ne katılımı sırasında Hindistan'ı Hint ve Pasifik Okyanusu bölgesinde vazgeçilmez bir ortak olarak nitelendirerek bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için daha derin savunma işbirliği geliştirmeye yönelik bir kararlılık ifade etti.

Hindistan ve Fransa, geçen ay Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında gerçekleşen görüşmelerin ardından savunma endüstrilerinde işbirliğini güçlendirmek için ‘Savunma Sanayi Haritası’nın başlatılacağını duyurdular. Ayrıca, uzay alanında işbirliğini de kapsayan anlaşmalar imzalandı. Planlanan anlaşma gereğince, Hindistan ve Fransa, helikopterler ve denizaltılar gibi askeri teçhizatların üretimi konusunda birlikte çalışacaklar. Fransa, Hindistan'ın Rusya'dan sonra en büyük silah tedarikçisi konumundadır.

Geçen Ocak ayında, Hindistan ve İngiltere Savunma Bakanları Rajnath Singh ve İngiliz mevkidaşı Grant Shapps arasındaki ikili görüşmelerin ardından, savunma araştırma ve geliştirme alanında işbirliği hakkında bir LoA (Letter of Arrangement) imzalandı. Yeni anlaşma, İngiltere ile Hindistan arasındaki askeri işbirliğini artırmaya ve iki ülke arasındaki askeri ilişkilerin gelişmesine olanak tanıyacak. Bu, Batı'nın Hint ve Pasifik bölgelerine artan ilgisine ve bölgedeki Çin etkisini durdurma çabalarına paralel olarak gerçekleşiyor.

Geçen Kasım ayında, Hindistan ve Avustralya arasında, Çin'in artan etkisine karşı geniş Hint ve Pasifik bölgelerinde güvenlik ve işbirliğini artırmaya odaklanan kritik konularda askeri işbirliğini derinleştirmeye yönelik görüşmeler yapıldı. Bu görüşmeler, denizaltı karşıtı savaş, hava yakıt ikmali, geniş Hint ve Pasifik Okyanusu bölgesinin güvenliği, hidrografik işbirliği ve stratejik mineraller, uzay, eğitim, bilim ve teknoloji gibi alanlarda ilişkileri güçlendirme konularını kapsıyordu.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.


Fransa ve Mısır Refah saldırısına karşı çıkıyor, İsrail ise Brezilya Devlet Başkanı'na öfkeli

(AFP)
(AFP)
TT

Fransa ve Mısır Refah saldırısına karşı çıkıyor, İsrail ise Brezilya Devlet Başkanı'na öfkeli

(AFP)
(AFP)

Elysee Sarayı'ndan dün yapılan açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in Refah'a yönelik saldırı tehdidinin yanı sıra, Mısır'a yönelik "uluslararası insan haklarının ihlali" anlamına gelecek "nüfusun zorla yerinden edilmesine" de "kesin karşı oldukları" belirtildi. 

Telefonla konuşan iki cumhurbaşkanı, "yeni ölçekte bir insani felakete yol açacak İsrail'in Refah'a yönelik saldırısına da, halkın Mısır topraklarına doğru zorla yerinden edilmesine de kesin karşı olduklarını, bu durumun uluslararası insan haklarının ihlali ve bölgesel gerilimin artması için ek bir risk teşkil ettiğini" ifade ettiler.

Bu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, uluslararası toplumun plandan geri adım atma çağrılarına rağmen 1,4 milyon Filistinlinin toplandığı Refah'a kara saldırısı düzenleme niyetini vurguladığı dönemde geldi.

Yardımların girişi 

Macron ve Sisi, "Aslında Gazze'de insani felaketin daha da kötüleşmesi ve yardımların ulaştırılmasının önündeki engellerle ilgili endişelerini açıkça" dile getirdiler.

İki lider, Gazze sakinlerine yardımların girişinin büyük ölçüde artırılmasının acil ihtiyaç olduğunu, Refah geçiş noktasının korunmasını, Aştod limanının açılmasını ve Ürdün'den doğrudan kara yoluyla birlikte tüm geçiş noktalarının açılmasını, ateşkes sağlanmasını ve rehinelerin serbest bırakılmasını vurgulayarak, BM Güvenlik Konseyi'ne "bu bağlamda üzerine düşeni yapması" çağrısında bulundular.

Ayrıca, "iki devletli çözüm için etkin bir şekilde uygulanması hedefiyle, krizi sona erdirmek ve siyasi süreci kararlı ve geri dönülemez bir şekilde yeniden başlatmak için çalışmanın gerekli olduğuna" dikkat çektiler.

İngiliz İşçi Partisi sükûnet çağrısında bulundu

İngiltere muhalefetindeki İşçi Partisi'nin lideri Keir Starmer de dün İsrail ile Hamas arasında kalıcı bir ateşkes çağrısında bulundu ve parti saflarında bölünmelere neden olan çatışma konusunda Parlamento'da yapılması beklenen tartışma öncesinde kendi görüşünü açıkladı.

Bu yılın sonlarında yapılması planlanan seçimler öncesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında büyük bir farkla önde olan İşçi Partisi'nin lideri Starmer, parti üyelerini seçmenlere birleşik bir cephe olarak sunmaya çalışıyor ancak Gazze'deki çatışma bu birliği teste tabi tutuyor.

Parti üyelerinin yaklaşık üçte biri geçen yıl Starmer'la aynı fikirde değildi ve acil ateşkes çağrılarını desteklemişti ve parti, bir adaya verdiği desteği adayın bu ayın başlarında İsrail hakkında yaptığı yorumlar nedeniyle geri çekmek zorunda kalmıştı.

Bu hafta İskoç Ulusal Partisi'nin acil ateşkes çağrısı için Parlamento'ya bir teklif sunması bekleniyor. İşçi Partisi Dışişleri Başkanı David Lammy, partinin konuyu inceleyeceğini ardından karar alacağını açıkladı.

Starmer, İşçi Partisi konferansında yaptığı konuşmada, "Hepimizin görmek istediği şey... çatışmaların sona ermesi, geçici değil, kalıcı bir ateşkes... Bu, Hemen şimdi olmalı" diyerek herhangi bir ateşkesin tek taraflı mümkün olmayacağını sözlerine ekledi.

İsrail'de öfke

Ayrıca, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'nın, İsrail'in Gazze'deki savaşını 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin yaptığı soykırıma benzetmesi sonrasında İsrail, Lula da Silva'yı bugün Nazi Holokost'unu küçümsemek ve Yahudilere hakaret etmekle suçladı.

Addis Ababa'daki 37. Afrika Birliği Zirvesi sırasında gazetecilere konuşan Lula, "Gazze Şeridi'nde Filistin halkının başına gelenler, tarihte anlarda eşi benzeri olmayan bir durum. Aslında bu, Hitler'in Yahudileri öldürmeye karar vermesiyle ortaya çıktı" dedi.

Kudüsteki Dışişleri Bakanlığı, Netanyahu'nun "çirkin ve tehlikeli" olarak tanımladığı Da Silva'nın yorumları nedeniyle Brezilya büyükelçisini azarlamak üzere çağıracağını açıkladı.

Netanyahu, yaptığı açıklamada, "Bu, Holokost'u küçümsemek ve Yahudilere ve İsrail'in kendini savunma hakkına saldırma girişimidir. İsrail, Naziler ve Hitler arasında karşılaştırma yapmak kırmızı çizgiyi geçmektir" dedi.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva (AFP)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva (AFP)

Batı Şeria gerilimi

Avrupa Birliği dış politika yetkilisi Josep Borrell ise dün, İsrail'in kontrolündeki Batı Şeria'daki koşulların, İsrail ile Filistinliler arasında barışı tesis edecek sürdürülebilir bir çözüme ulaşmanın önünde büyük bir engel oluşturduğunu vurguladı.

Borrell, Münih Güvenlik Konferansı'nda "İki devletli çözümün önündeki gerçek engelin Batı Şeria'daki durum olduğunu" belirterek, "Batı Şeria kaynamaya şahit oluyor... Daha büyük bir patlamanın eşiğinde olabiliriz" dedi.

İsrail'in 1967'den bu yana kontrolü altında olan Batı Şeria'da, uluslararası hukuka göre onlarca yasa dışı yerleşim yerinde yaklaşık 490 bin İsrailli yaşıyor.

Batı Şeria'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Filistinli, İsrail yerleşimlerinin savaş suçu olduğunu ve barışın önünde büyük bir engel teşkil ettiğini düşünüyorlar.

7 Ekim'de başlayan İsrail ile Hamas arasındaki savaşın ardından Batı Şeria'da İsrail güçleri ile Filistinliler arasında çatışmalar arttı.

Borrell, Avrupa Birliği'nin Batı Şeria ve Gazze'de bir Filistin devletinin kurulmasını öneren "Arap girişimini desteklemesi" gerektiğini söyledi.

Borrell, Münih Güvenlik Konferansı'nda konuşuyor (AFP)
Borrell, Münih Güvenlik Konferansı'nda konuşuyor (AFP)

Avrupa Birliği dış politika yetkilisinin açıklamaları, Washington Post'ta benzer haberler ve Netanyahu'nun Filistin devletinin uluslararası alanda tanınmasına yönelik bir plana karşı çıkmasından sonra geldi.

Amerikan gazetesi, Biden yönetiminin küçük birkaç Arap ülkesi ile birlikte, İsrail ile Filistinliler arasında sürdürülebilir kapsamlı bir barış planı hazırlamak için çalıştığını yazdı.

Gazeteye göre plan, Filistin devletinin kurulmasına yönelik belirli bir takvim içeriyor ancak şu soru hâlâ ortada duruyor:

Savaş sonrası kurulacak Filistin devletini kim yönetecek?

ABD, Filistin Yönetimi'ni İsrail için daha iyi bir ortak haline getirecek reformlara umut bağlıyor.

"İki devletin kurulması"

Münih konferansında konuşan Filistin Başbakanı Muhammad Eştiye, Ramallah'ın İsrail'de diyalog kurabileceği bir "ortağı" olmadığını vurgulayarak, "İki devlet konuşmaktan iki devlet kurmaya geçmeliyiz" dedi.

AFP tarafından İsrail'in resmi verilerine dayandırılan verilere göre, 7 Ekim'de Hamas savaşçıları İsrail'in güneyine düzenlediği saldırıda çoğu sivil bin 160 kişi öldü.

İsrail bu saldırıya Hamas'ı "ortadan kaldırma" sözü vererek karşılık verdi ve Hamas'a bağlı Sağlık Bakanlığı'na göre bu zamana kadar Gazze Şeridi'nde yıkıcı bir bombalamalar ve kara saldırısında büyük çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 28 bin 985 kişi öldürüldü.

İsrail, "Hamas saldırısında" gözaltına alınan 250 kişiden 30'u ölü olmak üzere Gazze'de 130 tutuklunun kaldığını söylüyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe


ABD Senatörü Graham, Rusya'da "terörle bağlantılı kişiler" listesine dahil edildi

Lindsey Graham (AA)
Lindsey Graham (AA)
TT

ABD Senatörü Graham, Rusya'da "terörle bağlantılı kişiler" listesine dahil edildi

Lindsey Graham (AA)
Lindsey Graham (AA)

Rusya Federal Mali Gözlem Servisinden yapılan açıklamaya göre, Graham, terör ve aşırıcılıkla bağlantılı kişiler listesine eklendi.

Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin, Rusya aleyhine açıklamalar yaptığı gerekçesiyle geçen yıl Lindsey Graham'a yönelik ceza davası açılması talimatı vermişti.

Rusya İçişleri Bakanlığı, Mayıs 2023'te Graham'ı arananlar listesine almıştı.


Galler Prensi William, Gazze'deki çatışmaların bir an önce sona ermesini istedi

Galler Prensi William (Reuters)
Galler Prensi William (Reuters)
TT

Galler Prensi William, Gazze'deki çatışmaların bir an önce sona ermesini istedi

Galler Prensi William (Reuters)
Galler Prensi William (Reuters)

Galler Prensi adına Kensington Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre, Prens William, 7 Ekim'den bu yana yaşanan can kayıplarından derin endişe duyduğunu kaydetti.

Gazze'de çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğine işaret eden Galler Prensi William, "Ben de birçokları gibi çatışmaların bir an önce sona ermesini istiyorum. Gazze'ye insani yardımların artırılmasına ihtiyaç var. Yardımların ulaşması ve esirlerin serbest bırakılması kritik önem taşıyor." ifadelerini kullandı.

Prens William, "Bazen kalıcı barışın önemi ancak insanların çektiği acının büyüklüğüyle karşı karşıya kalındığında anlaşılır. En karanlık anlarda bile umutsuzluğa boyun eğmemeliyiz. Daha aydınlık bir geleceğin bulunacağı umuduna tutunmaya devam ediyorum ve bundan vazgeçmeyi reddediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Gazze'de ateşkes çağrısı yapan önergeler, Birleşik Krallık'ı oluşturan İngiltere, İskoçya ve Galler meclislerinde geçen aylarda oylanmıştı. İngiltere Parlamentosu önergeyi reddetmiş, İskoç ve Galler Bölgesel parlamentoları kabul etmişti.

Bu ayın başında bölgesel hükümetin kurulduğu ve meclis yönetimi oluşturulan Kuzey İrlanda Parlamentosunda ise henüz ateşkes oylaması yapılmadı.

İngiltere Parlamentosuna önergeyi sunan İskoçya Ulusal Partisi (SNP), ikinci bir önerge daha sunmuştu. Bu önerge, 21 Şubat'ta görüşülecek.


İsrail ordusu Han Yunus'taki karadan işgalin bitmek üzere olduğunu duyurdu

(AA)
(AA)
TT

İsrail ordusu Han Yunus'taki karadan işgalin bitmek üzere olduğunu duyurdu

(AA)
(AA)

İsrail ordu radyosunun askeri yetkililere dayandırdığı haberde, Han Yunus kentine karadan giren birliklerin saldırılarını bitirmek üzere olduğu ifade edildi.

Bölgedeki askeri birliklerin saldırılarını yakında tamamlayacağı aktarılan haberde, "Bölgede geriye birkaç hedef kaldı ve askeri birliklerin önümüzdeki günlerde o hedeflere ulaşması bekleniyor." ifadeleri kullanıldı.

Han Yunus'taki Nasır Hastanesi'nin altında tünel arama çalışmaları kapsamında kazılar yapıldığı ve Nasır Hastanesi'ndeki saldırıların da bitmek üzere olduğu kaydedildi.

Son günlerde bölgedeki çatışmaların azaldığı ve Han Yunus'taki saldırıların ardından bölgedeki 98. Tümen'in yeni görevinin belirlenebileceği ifade edildi.

Haberde ayrıca İsrail ordusunun gelecek günlerde Gazze'nin güneyinde Mısır sınırında yer alan Refah kentine yönelik kara saldırısı için karar almak üzere olduğuna dikkati çekildi.

İsrail ordusu, daha önce "güvenli olduğunu" iddia ettiği ve yerinden edilen binlerce Filistinlinin sığındığı Han Yunus'u aralık ayında "savaş bölgesi" ilan etmişti.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 195 Filistinli öldürüldü, 69 bin 170 kişi yaralandı.


Hatemi’den boykot çağrısı: Özgür ve rekabetçi seçimlerden çok uzağız

Hatemi, geçen ay Tahran'da müttefiki eski başkan Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin yedinci ölüm yıldönümü törenlerinde (Camaran Haber)
Hatemi, geçen ay Tahran'da müttefiki eski başkan Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin yedinci ölüm yıldönümü törenlerinde (Camaran Haber)
TT

Hatemi’den boykot çağrısı: Özgür ve rekabetçi seçimlerden çok uzağız

Hatemi, geçen ay Tahran'da müttefiki eski başkan Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin yedinci ölüm yıldönümü törenlerinde (Camaran Haber)
Hatemi, geçen ay Tahran'da müttefiki eski başkan Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin yedinci ölüm yıldönümü törenlerinde (Camaran Haber)

Eski reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, kamuoyuna yaptığı açıklamada ülkesinin "özgür ve rekabetçi seçimlerden çok uzakta" olduğunu belirtti. Bu açıklama, gelecek ayın başlarında yapılacak olan yasama seçimleri kampanyasının başlamasına sayılı günler kala boykot çağrısı olarak değerlendirildi.

Öte yandan aralarında rejimin lideri Rehber Ali Hamaney'in de olduğu üst düzey isimler, ülkeyi sarsan halk protestolarının ardından gerçekleşecek ilk seçimlerde katılım oranını artırma çağrısında bulundu. Bu protestolar, 2022'nin ikinci yarısında, bir genç kadının düzgün başörtüsü takmadığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alınmasının ardından patlak vermişti.

Reformculara ait haber siteleri, Hatemi'nin "İslami İran Dayanışma Partisi" üyelerine yaptığı açıklamada, Rehber Hamaney’in bir süre önce seçimlerle ilgili yaptığı konuşmanın ideal seçimlere yaklaşmamızı sağlayabileceğini, fakat maalesef pratikte tam tersinin yaşandığını söylediğini aktardı.

Şarku’l Avsat’ın İran basınından aktardığına göre Hatemi, "çeşitlilik, özgürlük ve rekabetçi seçimlerin, farklı kesimlerin İran halkını temsil ettiği, sadece muhafazakarların ve reformistlerin kendi adaylarına sahip olduğu anlamına gelmediğini" ifade etti.

Hatemi ayrıca, "Reformların, herhangi bir kişi, grup veya kurumla çatışma içinde olmadığını" belirterek ülkede genel bir rahatsızlık ve hoşnutsuzluk olduğunu dile getirdi. Özellikle son seçimlere katılmayan gençler ve entelektüeller de dahil olmak üzere, toplumun büyük bir kısmının, seçimlerde kabul oyu kullanan milyonlarca insanın yanı sıra, seçimlere katılmayanların da memnuniyetsizliğine dikkat çekti.

Reformist kanadın, adaylarının seçimlere katılmasının engellenmesinin ardından seçimlere katılıp katılmama konusunda henüz bir karar vermediği, kanadın etkili isimleri arasında bu konuda bir bölünme olduğu belirtildi.

Bazı ılımlı reformistler, meclisteki muhafazakar çoğunluğa karşı bağımsız adayları destekleme yoluna gitti. Bu isimler arasında, eski meclis başkan yardımcısı ve Ali Laricani'nin damadı olan ılımlı muhafazakar Ali Mutahhari de bulunuyor.

Mutahhari, dört yıl önce parlamento seçimlerine katılmasının engellenmesinin ardından, 2021'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmak için onay aldı.

Bu arada, "Reform Cephesi"nin başkan yardımcısı Muhsin Armin, geçen hafta 110 reformist aktivist tarafından yayımlanan ve meclis üzerindeki muhafazakar hakimiyeti kırmak amacıyla seçimlere katılım çağrısı yapan bir bildiriyi eleştirdi. Armin, bu kişileri "azınlık" olarak nitelendirerek, reformistler arasında bir bölünmeye karşı uyarıda bulundu ve " bu şekilde, seçimlere katılımın kamu yararını garanti edecek bir sonuca ulaşamayacağını” belirtti.