İngiltere Başbakanı Sunak, Yunan mevkidaşını Elgin Mermerleri konusunda "tribünlere oynamakla" suçladı

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'i, Atina'nın uzun süredir iadesini istediği Elgin Mermerleri konusunda "tribünlere oynamakla" suçladı

Rishi Sunak (AA)
Rishi Sunak (AA)
TT

İngiltere Başbakanı Sunak, Yunan mevkidaşını Elgin Mermerleri konusunda "tribünlere oynamakla" suçladı

Rishi Sunak (AA)
Rishi Sunak (AA)

Sunak, parlamentodaki haftalık "Başbakana Sorular" oturumunda, Yunan mevkidaşının, Elgin Mermerleri'nin iadesi konusunu toplantı öncesi gündeme getirmesinin ardından Miçotakis'le yapacağı görüşmeyi saatler kala iptal etmesini savundu.

İngiltere'nin müttefikleriyle yasa dışı göçle mücadele ya da güvenliğin güçlendirilmesi gibi önemli konuları görüşmekten her zaman memnuniyet duyduğunu söyleyen Sunak, fakat iptal edilen toplantının bu kapsamda olmadığını belirtti.

Sunak, Yunan mevkidaşıyla yapacağı görüşmeyi iptaline ilişkin şunları söyledi:

Ancak, bir toplantının amacının geleceğe yönelik önemli konuları tartışmak değil de tribünlere oynamak ve geçmişteki meseleleri yeniden tartışmak olduğu açıkken bu uygunsuz bir davranıştı. Dahası... Bu konuda bu ülkeye belirli taahhütler ve belirli güvenceler verildiğinde ve sonra bunlar yerine getirilmediğinde, bu ona yabancı gelebilir, ancak benim görüşüme göre insanlar taahhütte bulunduklarında bunları tutmalıdırlar.

"Brexit tehlikede değil"

Öte yandan, İngiltere Başbakanlık Sözcüsü de basın mensuplarının, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in, "İngiltere'nin gelecekte AB'ye yeniden katılmaya yönelik net bir hareket yönünde olduğu" iddiasını sordu.

Sözcü, Başbakan Sunak'ın, Brexit'e "tutkuyla inandığını" ve "bunu başarıya ulaştıracağını" ifade eden bir değerlendirmede bulundu.

Ayrıca, Sözcü, Brexit'in tehlikede olup olmadığı sorusuna da "Hayır." yanıtını verdi.

Miçotakis rahatsızlığını dile getirmişti

Yunanistan Başbakanlık Ofisinden 25 Kasım’da yapılan açıklamada, İngiltere'ye 3 günlük ziyarette bulunacak olan Miçotakis'in 28 Kasım’da yerel saatle 12.45'te Sunak’la görüşeceği duyurulmuştu.

Miçotakis, toplantı öncesi 26 Kasım'da İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye verdiği röportajda, mermerlerin iade edilmesi gerektiğini gündeme getirmişti.

Söz konusu röportajın ardından İngiliz basını, Mitsotakis'in röportajda Elgin Mermerleri konusunu gündeme getirmesinin Sunak'ı rahatsız ettiğini öne sürmüştü.

Miçotakis, planlanan görüşmeden bir gün önce akşam saatlerinde yazılı açıklama yaparak, "İngiltere Başbakanı'nın programlanmış görüşmemizi saatler kala iptal etmesinden duyduğum rahatsızlığı dile getiriyorum." ifadesini kullanmıştı.

Yunanistan ve İngiltere'nin tarihi dostluk bağına sahip olduğunu belirten Miçotakis, iki ülke ilişkilerinin çerçevesinin de son derece geniş olduğunu dile getirmişti.

Miçotakis, "Yunanistan'ın Elgin Mermerleri konusundaki görüşleri bellidir. İngiliz mevkidaşımla bunları ve Gazze, Ukrayna, iklim krizi, göç gibi uluslararası gündemdeki büyük sorunları konuşma fırsatım olmasını umardım. Görüşlerinin doğruluğuna ve adil olduğuna inanan kimse asla görüşlerin çatışmasından korkmaz." değerlendirmesinde bulunmuştu.

Atina Akropolü'nün bir parçası olan Elgin Mermerleri, Londra'da Britanya Müzesi'nde yer alıyor. 1800'lü yılların başında İstanbul'da büyükelçilik yapan Lord Elgin, heykel ve kabartmalarını incelemek ve rölövelerini çıkartmak üzere izin alarak mermerleri İngiltere'ye götürmüştü. Atina, uzun yıllardır mermerlerin iadesini istiyor.



Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğrayan bir Tayland gemisi, İran'ın Keşm adası açıklarında karaya oturdu.

11 Mart 2026'da Hürmüz Boğazı yakınlarında bir kargo gemisi (Reuters)
11 Mart 2026'da Hürmüz Boğazı yakınlarında bir kargo gemisi (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğrayan bir Tayland gemisi, İran'ın Keşm adası açıklarında karaya oturdu.

11 Mart 2026'da Hürmüz Boğazı yakınlarında bir kargo gemisi (Reuters)
11 Mart 2026'da Hürmüz Boğazı yakınlarında bir kargo gemisi (Reuters)

Tesnim Haber Ajansında bu sabah yer alan haberde, Tayland bayrağı taşıyan bir kargo gemisinin bu ayın başlarında Hürmüz Boğazı'nda kimliği belirsiz cisimlerle saldırıya uğradığını ve İran'ın Keşm adası açıklarında karaya oturduğunu bildirdi.

Tayland, Umman donanmasının geminin (Mayuree Naree) arka kısmında meydana gelen bir patlamanın ardından makine dairesinde çıkan yangın sonrasında 20 mürettebatı kurtardığını, üç mürettebatın ise kayıp olduğunu açıkladı.


Almanya Dışişleri Bakanı: Amerika ve İran dolaylı temas halindeler ve bir görüşme planlıyorlar

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
TT

Almanya Dışişleri Bakanı: Amerika ve İran dolaylı temas halindeler ve bir görüşme planlıyorlar

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul bugün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İran'ın dolaylı görüşmeler yürüttüğünü ve her iki tarafın temsilcilerinin yakında Pakistan'da bir araya gelmeyi planladığını söyledi.

Deutschlandfunk radyosuna verdiği demeçte şunları söyledi: "Edindiğim bilgilere göre dolaylı temaslar gerçekleşti ve doğrudan bir görüşme için hazırlıklar sürüyor. Bu görüşmenin çok yakında Pakistan'da gerçekleşmesi bekleniyor."

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın enerji tesislerini imha etmeden önce savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varması için verilen süreyi 6 Nisan'a kadar uzatacağını söyledi ve görüşmelerin "çok iyi" gittiğini belirtti. Ancak Tahran, ABD'nin bu teklifini reddederek haksız buldu.


İran’daki radikaller nükleer bomba edinme çağrılarını yoğunlaştırıyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
TT

İran’daki radikaller nükleer bomba edinme çağrılarını yoğunlaştırıyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)

İran’da, ABD-İsrail saldırılarının sürmesiyle birlikte Tahran’ın nükleer silah edinip edinmemesi gerektiğine ilişkin tartışmalar giderek büyüyor. İranlı kaynaklara göre, daha önce kapalı çevrelerde yürütülen bu tartışma, artık kamuoyunda daha sert bir söylemle dile getiriliyor.

Rejim içi verilere göre, 28 Şubat’ta savaşın başında Dini Lider Ali Hamaney’in öldürülmesi, radikal kanadın konumunu güçlendirdi. İki üst düzey İranlı kaynağın Reuters’a verdiği bilgilere göre, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) nükleer politika üzerindeki etkisi de artış gösterdi.

Batılı ülkeler uzun süredir İran’ın nükleer silah elde etmeye çalıştığını ya da en azından bunu kısa sürede üretebilecek kapasiteye ulaşmayı hedeflediğini öne sürüyor. Ancak Tahran yönetimi, Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvasına ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olmasına atıfla bu iddiaları reddediyor.

Kaynaklardan biri, İran’ın nükleer doktrinini değiştirmeye yönelik bir karar almadığını ve nükleer silah edinmeye yönelik resmi bir plan bulunmadığını belirtti. Ancak rejim içinde etkili bazı çevrelerin mevcut politikayı sorgulamaya başladığı ve gözden geçirilmesi çağrısı yaptığı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, nükleer programla ilgili müzakereler sürerken gerçekleşen ABD-İsrail saldırıları, bazı karar alıcıların hesaplarını değiştirmiş olabilir. Bu çerçevede, nükleer silah seçeneğinden vazgeçmenin ya da anlaşmaya bağlı kalmanın, artan askeri gerilim ortamında somut bir kazanım sağlamadığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Sert söylemlerin yükselişi

Son dönemde İran devlet medyasında, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme çağrıları artış gösterdi. Bu çağrılar, doğrudan nükleer silah edinme fikrinin de gündeme taşınmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Söz konusu yaklaşım, yakın zamana kadar kamuya açık söylemde tabu olarak değerlendiriliyordu.

DMO’ya bağlı Tesnim Haber Ajansı, anlaşmadan hızlı bir şekilde çekilmeyi ve buna karşın sivil nükleer programın sürdürülmesini savunan bir makale yayımladı.

Devlet medyasında yer alan haberlere göre, kısa süre önce hayatını kaybeden Ali Laricani’nin kardeşi, muhafazakâr siyasetçi Muhammed Cevad Laricani de İran’ın anlaşmadaki üyeliğini askıya alması çağrısında bulundu. Cevad Laricani, “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması askıya alınmalı. Anlaşmanın bizim için herhangi bir fayda sağlayıp sağlamadığını değerlendirecek bir komite kurulmalı. Eğer faydalı olduğu görülürse geri döneriz, değilse onlar saklasın” ifadelerini kullandı.

Bu ayın başlarında ise devlet televizyonunda yayımlanan bir röportajda, muhafazakâr yorumcu Nasır Turabi, kamuoyunun nükleer silah edinilmesi yönünde adım atılmasını talep ettiğini belirtti. Turabi, bunun üretim yoluyla ya da başka yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini dile getirdi.

Rejim kurumları içindeki tartışma

Kaynaklar, nükleer dosyanın artık yönetim içindeki çevrelerde açık biçimde tartışıldığını ve başta DMO olmak üzere sertlik yanlısı kanat ile siyasi elitin bazı kesimleri arasında nükleer silah seçeneğine yönelmenin faydası konusunda belirgin görüş ayrılıkları bulunduğunu aktardı.

Tahran yönetimi daha önce de Batı ile yürüttüğü uzun müzakereler sırasında, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme tehdidini bir pazarlık unsuru olarak kullanmış, ancak bunu hayata geçirmemişti.

Mevcut tartışmaların da bu yaklaşımın devamı olabileceği değerlendiriliyor. Bu süreçte İran’ın nükleer ve bilimsel kapasitesi son haftalarda tekrarlanan saldırılarla hedef alınırken, İsrail ve ABD tarafından daha önce yürütülen hava harekâtının etkileri de sürüyor.

İsrail ise uzun süredir, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerindeki ilerleme ve füze programına dayanarak nükleer silah elde etmeye kısa bir mesafede olduğunu savunuyor.

Şu ana kadar resmi bir değişiklik yapılmadı

Analistler, İran’ın son yıllarda ‘eşik devlet’ konumuna ulaşmayı hedeflediğini belirtiyor. Bu strateji, uluslararası sonuçlardan kaçınmak amacıyla nükleer silaha fiilen sahip olduğunu ilan etmeden, ihtiyaç halinde kısa sürede üretebilecek teknik kapasiteye sahip olmayı ifade ediyor.

Bu çerçevede, DMO liderleri daha önce rejimin varlığının tehdit edilmesi durumunda nükleer silah seçeneğinin gündeme gelebileceği uyarısında bulunmuştu. Mevcut savaş koşullarında bu senaryonun olasılığının arttığı değerlendiriliyor.

Ali Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvası, 2000’li yılların başında yazılı bir metne dökülmeden verilmiş, 2019 yılında ise yeniden teyit edilmişti.

Kaynaklardan birine göre, Hamaney’in yokluğu ve daha önce sertlik yanlısı kanadı dengeleyen Ali Laricani’nin öldürülmesi, rejim içinde bu eğilimin dengelenmesini zorlaştırdı.

Aynı kaynak, Hamaney’in ölümünün ardından fetvaya bağlılığın sürüp sürmeyeceğinin belirsizliğini koruduğunu aktardı. Buna karşın, görevi devralan yeni Dini Lider Mücteba Hamaney’in fetvayı kaldırmadığı sürece yürürlükte kalmasının beklendiği, ancak kendisinin göreve gelmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmadığı ifade edildi.