İngiltere'de 1300'den fazla sanatçıdan, kültür kurumlarının "Filistinlilerin sesini bastırmasına" tepki

Aralarında oyuncu, tiyatrocu, şair, yazar, tasarımcı ve yönetmenlerin bulunduğu 1300'ün üzerinde sanatçı yayımladıkları mektupta, Batı ülkelerindeki kültür kurumlarının "Filistinlilerin sesini bastırdığını" belirterek, tepki gösterdi

(AA)
(AA)
TT

İngiltere'de 1300'den fazla sanatçıdan, kültür kurumlarının "Filistinlilerin sesini bastırmasına" tepki

(AA)
(AA)

Aralarında Olivia Coleman, Amiee Lou Wood ve Siobhan McSweeney gibi oyuncu, tiyatrocu, şair, yazar, tasarımcı ve yönetmenlerin bulunduğu 1300'ün üzerinde sanatçı ve kültür-sanat sektörü çalışanı yayımladıkları mektupta, Batı ülkelerindeki kültür kurumlarının "Filistinlilerin sesini bastırdığını" belirterek, tepki gösterdi.

İngiltere merkezli Artists for Palestine platformunda "Kültür ve sanat sektörüne" hitaben yayımlanan mektupta, "Gazze'deki şiddet, kolektif dikkat ve eylem gerektiriyor." denildi.

"İsrail'in aşırı sağcı hükümeti açıkça etnik temizlik çağrısı yapıyor." ifadesinin yer aldığı mektupta, açlığın silah olarak kullanıldığı, Gazze'ye giden su ve elektriğin kesilmesinin ise "tarif edilemeyecek boyutta acımasızca" olduğu belirtildi.

"Filistinlilere karşı toplu cezalandırma" politikası sonucu 14 binden fazla kişinin öldürüldüğü, hastane, okul, cami, kilise gibi sivil yapıların vurulduğu da anımsatılan mektupta, "Birleşmiş Milletler ve yüzlerce hukukçu bu soykırımı önleme çağrısı yaptı. Sanatçılar olarak uluslararası insancıl hukukun bu kadar vahim ihlalleri karşısında sessiz kalamayız." ifadeleri kullanıldı.

İnsani bir felaket yaşanırken İngiliz sanat kurumlarında bu duruma karşı sessizlik olduğunun altı çizilen mektupta, "(Kurumlar) Baskılara maruz kalan diğer halklara rahatça sunulan dayanışma mesajlarının Filistinlilere sunulmamasını rahatsız edici buluyor, bunu açık bir çifte standardın göstergesi olarak kabul ediyoruz. Böylesine bir tutarsızlık, ağır insan hakları suçları karşısında taraf tutma sorusunu gündeme getiriyor." değerlendirmesi yapıldı.

"Filistinlilerin sesinin kesilmeye çalışıldığı" vurgulanan mektupta, şunlar kaydedildi:

Batı ülkelerindeki kültür kurumları, şiddetin durdurulması çağrılarımıza katılmamaları bir yana Filistinlilerin seslerini ve bakış açılarını sistematik olarak bastırıyor, susturuyor ve damgalıyor. Bunlara, Filistinlilerle dayanışma gösteren sanatçıların geçim kaynaklarını hedef almak ya da onlarla tehdit etmek, gösterilerini, sergilerini ve kitap tanıtımlarını engellemek de dahil. Bu baskılara rağmen binlerce sanatçı vicdanının sesini dinlemeye ve sesini yükseltmeye devam ediyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi demokrasiler için olmazsa olmaz yaratıcı yaşamlarımızın omurgasını oluşturur ve (İngiltere) İnsan Hakları Yasası ifade özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Kültür kurumlarına ve onlara fon sağlayanlara ifade özgürlüğü hakkını koruma ve ayrımcılık karşıtı taahhütlerini sürdürme sorumluluklarını hatırlatıyoruz.

Filistin'e destek veren sanatçıların sergileri iptal edildi, film kadrolarından çıkarıldılar

Mektupta sanatçılar ve kültür-sanat sektörü çalışanlarının tehdit ve baskı altındaki meslektaşlarıyla dayanışma içinde oldukları belirtilirken, sektöre "Eylemlerin adalet ve kapsayıcılıkla uyumlu hale getirilmesi." çağrısı yapıldı.

Sektörün ateşkes çağrılarına katılması, Filistinli sanatçı, yazar ve düşünürler ile Filistinlilerle dayanışma gösteren sanatçılara destek verilmesi, insan hakları ihlallerini, yaptığı işbirlikleriyle destekleyen kurumlarla bağlantıların koparılması çağrısı da mektupta yer aldı.

İnsani kriz ve adaletsizlik karşısında sessiz kalmanın ahlaki sorumlulukları yürürlükten kaldırmak anlamına geldiğine de işaret edilen mektupta, "Bu sorumluluğu yerine getiren ilkeli sanatçıları susturmaya çalışmak ifade özgürlüğü ve ayrımcılık yasağına ilişkin yasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesidir ve pek çok sanatçı bu yükümlülükleri yerine getirmeyen kurumlarla çalışmaya karşı çıkıyor." ifadeleri kullanıldı.

Mektupta sanatçıların Müslüman karşıtlığı (İslamofobi), antisemitizm ve her türlü ırkçılığı karşı çıktığı belirtilerek, tüm kültür ve sanat kurumlarına ilkeli bir duruş çağrısı yapıldı.

Kültür ve sanat kurumları ile sektöre yapılan çağrı mektubuna, The Crown ve Fleabag dizisiyle tanınan Oscar ödüllü Olivia Coleman, BAFTA ödüllü Aimee Lou Wood, Siobhan McSweeney, Enola Holmes dizisiyle tanınan Susan Wokoma, Bridgerton dizisi oyuncusu Nicola Coughlan ile İngiltere'nin en prestijli tiyatro ödülü olan Olivier ödülü sahibi Harriet Walter ve Juliet Stevenson'ın da aralarında bulunduğu 1300'ün üzerinde oyuncu, yazar, yönetmen, şair ve kültür sanat sektörü çalışanı imza attı.

Artists for Palestine grubunun konuya ilişkin açıklamasında, Filistin'e destekleri nedeniyle sanatçı Ai Weiwei'in İngiltere Lisson Gallery'deki sergisinin ertelendiği, küratör Anais Duplan ile Candida Brietz'in Almanya'daki sergilerinin iptal edildiği, oyuncu Melissa Barrera'nın Hollywood yapımı Çığlık 7 filmini kadrosundan çıkarıldığı, İngiltere'nin Bristol kentindeki Uluslararası Çağdaş Sanatlar Merkezi'nin Bristol Filistin Filmleri Festivali'ne ev sahipliği yapmaktan vazgeçtiği, Filistinli bir aktörün hayatını anlatan tiyatro oyununun da Paris'teki gösteriminin iptal edildiği belirtildi.



İran’ın savaş stratejilerini belirleyen yeni isim Muhammed Bakır Kalibaf mı?

Kalibaf, ABD ve İsrail saldırılarına karşı misillemelerin artırılmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor (AFP)
Kalibaf, ABD ve İsrail saldırılarına karşı misillemelerin artırılmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor (AFP)
TT

İran’ın savaş stratejilerini belirleyen yeni isim Muhammed Bakır Kalibaf mı?

Kalibaf, ABD ve İsrail saldırılarına karşı misillemelerin artırılmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor (AFP)
Kalibaf, ABD ve İsrail saldırılarına karşı misillemelerin artırılmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor (AFP)

Tahran yönetimindeki üst düzey yetkililerin öldürülmesinin ardından ABD ve İsrail saldırılarına karşı politikaların belirlenmesinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ön plana çıkıyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı ortak operasyonda öldürülen Ali Hamaney'in yerine geçen oğlu Mücteba Hamaney halk önüne çıkmazken, 16 Mart'ta İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin de öldürülmesiyle Kalibaf, karar alma çevrelerinde giderek daha fazla nüfuz kazanıyor.  

64 yaşındaki asker kökenli siyasetçi, Hamaney ve Laricani gibi önemli isimlerin öldürülmesinin ardından yaptığı açıklamada "İran uyuyordu, siz onu uyandırdınız. Bir fırtına kopacak" sözleriyle dikkat çekmişti.

İsrail ordusunun, İran'ın güneyindeki Pars doğalgaz sahasına bağlı rafinelere 18 Mart'ta saldırı düzenlemesi savaşta gerginliği daha da tırmandırmıştı.

Tahran yönetiminden saldırılara tepki gösteren isim yine Kalibaf olmuş, "Düşman enerji alanlarına saldırmaya başladı ve bu altyapı savaşı manasına geliyor" demişti.

AFP'nin irtibata geçtiği İsviçre'deki Cenevre Yüksek Lisans Enstitüsü'nden araştırmacı Farzan Sabet, Laricani'nin öldürülmesinin ardından savaş stratejilerinin Kalibaf tarafından yönetildiğini söylüyor:

Kalibaf, Meclis Başkanı ve eski bir Devrim Muhafızları komutanı. Ayrıca İran'daki farklı gruplar ve kurumlarla güçlü bağları var, bu da onu görev için uygun kılıyor.

"İran'ın şu anda en güçlü adamı muhtemelen Kalibaf" yorumunu yapan Yale Üniversitesi'nden Arash Azizi, siyasetçinin Mücteba Hamaney'in müttefiki olduğunu söyleyerek şöyle devam ediyor:

Kendisi rejimin askeri, güvenlik ve siyasi işlevleri arasında köprü kuran nadir bir figür.

Reuters'ın analizinde de Kalibaf'ın Hamaney'in himayesindeki bir isim olduğu ve onun yerine geçen Mücteba'nın yakın danışmanı olarak görüldüğü belirtiliyor.

1980-1988'deki İran-Irak savaşında cephede çatışan Kalibaf, askeri hiyerarşide hızla yükselerek Devrim Muhafızları'nın hava kuvvetleri birimini yönetti.

İran'daki reformist kanada karşıt tavrıyla tanınan Kalibaf, 1999'daki öğrenci ayaklanmaları sırasında Tahran emniyet teşkilatının başına geçerek eylemcilere sert önlemler uyguladı.

2005, 2013 ve 2024'teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olsa da yarışı kazanamadı. 2005'te dönemin Tahran Belediye Başkanı Mahmud Ahmedinejad karşısında yenildi.   

Kalibaf, Ahmedinejad'ın yerine 2005'te Tahran Belediye Başkanı seçilerek 12 yıl bu görevi yaptıktan sonra 2020'de Meclis Başkanlığı görevini üstlendi.

Independent Türkçe, AFP, Reuters


Analiz: Trump, şimdiye kadarki ‘en endişe verici destek oranlarıyla’ karşı karşıya

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Analiz: Trump, şimdiye kadarki ‘en endişe verici destek oranlarıyla’ karşı karşıya

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, ekonomik sorunların seçmen gündemini giderek daha fazla meşgul ettiği bir dönemde, özellikle uzun yıllardır siyasi desteğinin temelini oluşturan konularda benzeri görülmemiş bir popülarite düşüşüyle karşı karşıya. Bu durum, Cumhuriyetçi Parti içindeki çevrelerde artan endişelere yol açarken, olası etkilerine dair uyarılar yükseliyor.

Önde gelen anket analistlerinden Harry Enten, Trump’ın ve Cumhuriyetçi Parti’nin karşı karşıya olduğu durumu ‘tehlikeli bir gösterge’ olarak nitelendirdi. Yahoo/YouGov anketlerine göre, Trump’ın ekonomi ve yaşam maliyetleri konusundaki popülaritesi, şimdiye kadarki en düşük seviyelerine geriledi; düşüşün şiddeti ise dikkat çekici boyutta.

Enten, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Trump ve Cumhuriyetçi Parti için gördüğüm en tehlikeli gösterge bu…” ifadesini kullandı. Enten, uyarılarını sürdürerek, “Temsilciler Meclisi’ne veda, belki de Senato’ya da… Çünkü bu rakamlarla kazanamayacaksınız” değerlendirmesinde bulundu.

Bu gerileme neden önemli?

Donald Trump’ın popülaritesindeki düşüş yalnızca rakamların azalmasıyla sınırlı değil; bu düşüşün niteliği, nedenleri ve süresi de önem taşıyor. Son anketler, Trump’ın ekonomi ve yaşam maliyetleri konusundaki onay oranlarının tarihinin en düşük seviyelerine gerilediğini ortaya koyuyor; bu iki alan, uzun süredir destek tabanını güçlendirmede kritik rol oynuyordu.

Yahoo/YouGov tarafından yapılan güncel bir ankete göre, Trump’ın ekonomi konusundaki net onay oranı -29’a düştü; bu, başkanlık döneminde Kovid-19 salgınının zirvesiyle karşılaştırıldığında bile en düşük seviyeyi temsil ediyor.

Veriler ayrıca, katılımcıların yalnızca yüzde 26’sının yaşam maliyetleri konusundaki performansından memnun olduğunu, yüzde 67’sinin ise memnuniyetsizliğini ifade ettiğini gösteriyor; bu oran, bu alanda kaydedilen en düşük seviye olarak dikkat çekiyor.

Genel değerlendirmede ise Trump’ın onay oranı yüzde 38, memnuniyetsizlik oranı ise yüzde 59 olarak ölçüldü. Bu veriler, ekonomik kaygıların halkın görüşünü şekillendirmeye devam ettiğini ve enflasyon ile yükselen yakıt fiyatlarının seçmenler için öncelikli endişeler arasında yer aldığını ortaya koyuyor.

Uzun vadede endişe verici göstergeler

Anket uzmanları, Donald Trump’ın düşüşünün sadece geçici olmadığını, olumsuz rakamların sürekliliğinin özellikle endişe verici olduğunu belirtiyor. Belirli olaylara bağlı geçici düşüşlerin aksine, Trump’ın performansı göç, dış politika ve enflasyon gibi birçok alanda sürekli bir gerileme eğilimi sergiliyor.

Enten’in derlediği veriler, Trump’ın aylardır net olumsuz değerlendirmeler aldığını ve bunun geçici dalgalanmalardan ziyade destek seviyesinde yapısal bir zayıflığı işaret ettiğini ortaya koyuyor.

Trump ise bu düşüşü küçümseyerek, anketlere fazla önem vermediğini ve bunun yerine kendi değerlendirdiği ‘doğru kararlara’ odaklandığını ifade etti.

Siyasi açıdan, düşük ve sürekli onay oranları, Cumhuriyetçi Parti’nin 2026 ara seçimlerindeki stratejisini zorlaştırabilir. Bu durum, partinin hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’daki etkinliğini sürdürme şansını olumsuz etkileyebilir.


İran savaşı nedeniyle İsviçre, ABD'ye silah ihracatını askıya aldı

15 Haziran 2022'de İsviçre Silahlı Kuvvetlerine ait bir insansız hava aracı, ülkenin merkezindeki Emmen'deki bir hava üssünden kalkış yaptı (Reuters)
15 Haziran 2022'de İsviçre Silahlı Kuvvetlerine ait bir insansız hava aracı, ülkenin merkezindeki Emmen'deki bir hava üssünden kalkış yaptı (Reuters)
TT

İran savaşı nedeniyle İsviçre, ABD'ye silah ihracatını askıya aldı

15 Haziran 2022'de İsviçre Silahlı Kuvvetlerine ait bir insansız hava aracı, ülkenin merkezindeki Emmen'deki bir hava üssünden kalkış yaptı (Reuters)
15 Haziran 2022'de İsviçre Silahlı Kuvvetlerine ait bir insansız hava aracı, ülkenin merkezindeki Emmen'deki bir hava üssünden kalkış yaptı (Reuters)

İsviçre bugün yaptığı açıklamada, İran'a yönelik devam eden saldırılar nedeniyle tarafsızlığını gerekçe göstererek, şirketlere ABD'ye silah ihracatı için lisans vermeyeceğini duyurdu.

Hükümet, "İran ile uluslararası silahlı çatışma içinde olan ülkelere askeri teçhizat ihracatına, çatışma süresince izin verilemez" ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre "ABD'ye askeri teçhizat ihracatı şu anda yasak" diye belirtildi.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra, İsrail bu sabah İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu durum, ABD-İsrail çatışmasının tırmanmasıyla birlikte yaşandı.