Blinken: İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes meyvelerini veriyor ve bunun devam etmesini umuyoruz

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken Tel Aviv'deki toplantıda el sıkışıyor (AP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken Tel Aviv'deki toplantıda el sıkışıyor (AP)
TT

Blinken: İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes meyvelerini veriyor ve bunun devam etmesini umuyoruz

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken Tel Aviv'deki toplantıda el sıkışıyor (AP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken Tel Aviv'deki toplantıda el sıkışıyor (AP)

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, İsrail ile Hamas arasındaki geçici ateşkesin meyvelerini verdiğini ve ABD'nin bunun devam etmesini umduğunu söyledi.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile yaptığı görüşmede Blinken, Washington’un, İsrail'in Hamas'ın bin 200 kişiyi öldürdüğünü ve 240 kişiyi kaçırdığını söylediği 7 Ekim saldırısı sırasında Gazze'ye alınan rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamaya odaklandığını ifade etti. Herzog ise 150 rehinenin Gazze’de kaldığını aktardı.

Blinken, “Geçtiğimiz hafta rehinelerin evlerine dönüşü ve ailelerine kavuşması konusunda çok olumlu bir gelişmeye tanık olduk. Bu bugün de devam etmeli. Bu ateşkes aynı zamanda Gazze'de acil ihtiyaç duyan masum sivillere ulaşan insani yardımın artırılmasını da mümkün kıldı” dedi.

ABD’li bakan, bu sürecin meyvelerini verdiğini bunun da devam edeceğini umduklarını söyledi.

Buna karşılık İsrail polisi, Blinken ve Herzog'un bu sabah Tel Aviv'de görüşmesi sırasında iki Filistinli saldırganın, Kudüs'ün girişlerinden birinde trafiğin yoğun olduğu saatlerde bir otobüs durağına ateş açarak en az 3 kişiyi öldürdüğünü, 8 kişiyi de yaraladığını açıkladı.

İsrail ve Hamas, müzakerecilerin kıyı şeridinde tutulan rehinelerin Filistinli mahkumlarla değişimine yönelik anlaşmalar üzerinde çalışmaya devam etmesine izin vermek amacıyla Gazze'deki altı günlük ateşkesi bir gün daha uzatma konusunda anlaştı.

7 Ekim saldırısına tepki olarak İsrail’in bölgeyi ağır bombardımana tutmasının ardından başlayan ateşkes, Gazze'de 7 hafta aradan sonra ilk kez sükunet sağladı.

İsrail'in misilleme amaçlı askeri saldırısı sonucunda yaklaşık 2,3 milyon insana ev sahipliği yapan kıyı bölgesinin büyük bir kısmı çorak araziye dönüştü. Ateşkes sonrası ihtiyaç duyulan insani yardımın Gazze'ye girmesine de izin verildi.

Filistinli bir yetkili, 7 Ekim'den bu yana bölgeye üçüncü ziyaretini gerçekleştiren Blinken'in Batı Şeria'yı da ziyaret etmesini ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile de görüşmesinin beklendiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı'nın İsrail'in güney Gazze'ye yönelik saldırısını da görüşmesi bekleniyor. Üst düzey ABD’li yetkililer, ABD'nin İsrail'den Filistinli sivilleri korumak ve güneye yapılacak herhangi bir saldırıda altyapıya verilen zararı sınırlamak için daha dikkatli davranmasını istediğini söyledi.

İsrail, Gazze Şeridi'ni yöneten Hamas'ı ortadan kaldırma sözü verdi. Gazze'deki sağlık yetkilileri, İsrail'in küçük ve yoğun nüfuslu bölgeyi bombalamasının şu ana kadar 15 binden fazla insanı öldürdüğünü söylüyor.



Pakistan'ın kuzeybatısında şiddetli yağışlar nedeniyle 17 kişi öldü, 23 kişi yaralandı

AA
AA
TT

Pakistan'ın kuzeybatısında şiddetli yağışlar nedeniyle 17 kişi öldü, 23 kişi yaralandı

AA
AA

The Tribune Gazetesi'nin haberine göre, Hayber-Pahtunhva eyaletinin Peşaver, Lower Dir ve Bajaur başta olmak üzere bazı bölgelerinde şiddetli yağış nedeniyle evlerin çatıları çökerken, bazı evler ise heyelan nedeniyle toprak altında kaldı.

Arama kurtarma ekipleri, 7'si Peşaver, 3'ü Lower Dir'de olmak üzere eyalette 17 kişinin yaşamını yitirdiğini, 23 kişinin yaralandığını açıkladı.

Yetkililer, yaralıların tedavi altına alındığı bilgisini paylaştı.

Öte yandan, olumsuz hava koşulları Lahor, Belucistan, Karaçi ve kuzeydeki dağlık bölgelere kadar ülkenin büyük bir kısmında etkili oluyor.

Karaçi'de, yetkililer, şiddetli yağışlar nedeniyle "acil durum" ilan ederken, Lahor'un bazı bölgelerinde de sağanak hayatı olumsuz etkiledi.

Belucistan eyaletinin Gvadr ilçesi de yağışların vurduğu bölgeler arasında yer alırken, burada kanalizasyonlar taştı, bazı bölge sakinleri evlerini terk etmek zorunda kaldı.


Ermenistan Dışişleri Bakanı Mirzoyan: Ülkelerle bağlantı kurduğunuzda barışın tesisine olumlu etkileri oluyor

AA
AA
TT

Ermenistan Dışişleri Bakanı Mirzoyan: Ülkelerle bağlantı kurduğunuzda barışın tesisine olumlu etkileri oluyor

AA
AA

Antalya Diplomasi Forumu'nda düzenlenen "Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık" başlıklı "ADF Round"da uluslararası ticarette bağlantısallık ve birbirine bağımlılık konuşuldu.

Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024'te moderatörlüğünü gazeteci Melinda Nucifora’nın üstlendiği "ADF Round"a Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf, Ruanda Dışişleri Bakanı Vincent Biruta, Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Marton Nagy, Türk Yatırım Fonu Başkanı Baghdad Amreyev, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Daren Tang, Avrupa Birliği Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Luigi Di Maio, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Michael Schumann ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner katıldı.

Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hüseyin, Irak'ın da diğer ülkelerde olduğu gibi dünyanın geri kalanına bağlantılı olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Irak, aynı zamanda pek çok savaş nedeniyle izole kalmış bir ülke. 2005’ten itibaren Irak'ı çeşitli düzeylerde, özellikle diplomatik ve ekonomik bağlar açısından dünyanın geri kalanıyla daha irtibatlı hale getirmeye çalışmaya başladık. Hala ekonomimizi düzlüğe çıkarmaya çalışıyoruz çünkü ekonomimiz bu savaşlar nedeniyle mahvolmuş durumdaydı. Yaptırımların da etkisi vardı. O yüzden de yeniden yapılanma sürecinde ekonomimiz teknolojiden ve inovasyondan yararlanmak durumundaydı."

Kovid-19 döneminde ve Rusya-Ukrayna Savaşı'yla petrol fiyatlarında yaşanan düşüşten de oldukça etkilendiklerini anlatan Hüseyin, "Diğer ülkelerle irtibatımız da bundan büyük darbe aldı ve ülkenin ekonomisinin güvence altına alınması konusunda sorunlar yaşadık çünkü büyük oranda petrole bağlı bir ülkeyiz. Ekonomisi petrole bağlı olan bir ülkeyiz." diye konuştu.

Hüseyin, şu anda bunu çeşitlendirmeye çalıştıklarını belirterek, "Yakında sadece petrol değil doğal gaz ülkesi haline de geleceğimizi düşünüyoruz. Bunu yapabilmemiz için de tabii ki diğer ülkelerle bağlantımızın olması gerekiyor. Sonuç olarak her ülkenin dış dünyayla bağlantılı olması gerekiyor fakat bizler komşu ülkelerimize büyük oranda bağımlı durumdayız." ifadelerini kullandı.

"Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke"

Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, uluslararası ticaret için insanların birbirleriyle irtibatının artması gerektiğini, kültür olarak birbirine yakınlaşılması gerektiğini vurgulayarak, "Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke, o yüzden de Ermeniler olarak uluslararası ticaretin tabii ki bir parçası olmamız gerektiğinin elzem olduğunu biliyoruz. Sadece denize kıyısı olmayan bir ülke değiliz, aynı zamanda sadece iki sınırımız açık yani diğer iki komşumuzla sınırlarımız 30 yılı aşkın süredir kapalı durumda." şeklinde konuştu.

Sınır kapılarının açılmasının sadece ekonomik açıdan değil siyasi açıdan da faydalı olacağının altını çizen Mirzoyan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Diğer ülkelerle bağlantı kurduğunuzda sadece ekonominize katkı sağlamıyorsunuz, birbirinize bağımlı hale gelme imkanı da sağlıyor ve bunun barışın tesis edilmesi anlamında da olumlu etkileri oluyor. Biz, bunu bölgemizde yaşayarak gördük, o yüzden de geçiş noktalarının açılması, ticaretin kolaylaştırılması anlamında çeşitli inisiyatifler aldık ve bunun da barışa katkısının olduğunu gördük."

"Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var"

Cibuti Dışişleri Bakanı Yusuf, Afrika'nın bu konularda bazen eğilimin farklı ilerlediği bir kıta olabildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

"Şu anda Kızıldeniz'de olanlarla ilgili şunu söyleyebilirim, buradaki deniz trafiği oldukça fazla ve Avrupa'nın dış ticaretinin yüzde 40’ı buradan geçiyor. Kasımda buna yönelik sorunlar ortaya çıktığında ve trafik aksamaya başladığında ilk haftanın etkileri inanılmaz oldu. Buradan geçen gemilerin yüzde 50’si artık geçemez oldu o dönemde ve ticaret hacminin yüzde 40’ı bu işten etkilendi."

Farklı yöntemlerden yararlanılarak bu tür sorunlara karşı dayanıklı hale gelmenin önemini vurgulayan Yusuf, şunları kaydetti:

"Jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomiye etkilerinin olduğunu görüyoruz. Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var. O yüzden de ulaşım maliyetlerinin bu şekilde artmasının çok önemli sonuçları beraberinde getirebileceği ülkeler var. Aden Körfezi'nde, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’ndaki bu tür aksaklıklar, küresel büyüme oranlarına da yansıyacaktır. Bu tür konulara yönelik yenilikçi çözümler bulunması lazım. Yemen’i bombalamak, bu anlamda bir çözüm değil kesinlikle."

"Artık ülkeler izole bir şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor"

Ruanda Dışişleri Bakanı Biruta, küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik entegrasyonun kolektif geleceği şekillendiren faktörler olduğunu belirterek, "Uluslararası ticaret, aslında dünya ekonomisine can veren bir şey. Mal, hizmet ve fikirlerin sınırları aşarak ticareti hem yenilikçiliği hem de küresel anlamda refahı teşvik ediyor. Uluslararası ticaretin kalbinde de tabii ki bağlılık var." değerlendirmesinde bulundu.

Dijitalleşen dünyanın dijital olarak da anında iletişim kurabilme ve kıtalar arasında doğrudan hızlı şekilde bilgi alışverişi anlamına geldiğini anlatan Biruta, "Tabii bağlılık, birbirine bağımlılığı da yanında getiriyor. Artık ülkeler, izole şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor." dedi.

"Devletlerin teşvik etmesi gerekiyor"

Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Nagy, Batı dünyası ve Avrupa Birliği'nin (AB) daha önce ticaret ve rekabet anlamında üstünlüğe sahip olduğunu kaydederek, "Fakat şu anda özellikle Avrupa, bunu kaybetmiş durumda. Artık bu yeni sektörlerde bayağı geride kaldık. Mesela 5G, robotik, yapay zeka, elektrikli araçlar vesaire gibi birçok sektörde gerideyiz." ifadelerini kullandı.

Gelecek 5 yılda ABD ve Çin'in, Avrupa'ya kıyasla gayrisafi milli hasılalarının yüzde 20 daha fazlasını bu teknolojilere ayıracağını belirten Nagy, bunun "Avrupa için intihar" demek olduğunu söyledi.

Nagy, teknolojik yatırımların çok pahalı olduğunu dile getirerek, "Devletlerin bunu teşvik etmesi gerekiyor çünkü hem tüketici hem de üretici için bunlar çok pahalı. Bir süre sonra bunun faydalarını görmeye başlayacağız." dedi.

"İnsanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor"

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Tang, fikri mülkiyetin inovasyon, teknoloji, dijitalleşme ve girişimciliği hızlandırdığını belirterek, "Şirketler ve ülkeler yenilikler yaptıkça ve dijitalleştikçe değer yaratmada patentler, ticari markalar, markalar, tasarımlar, teknik bilgi ve veriler gibi maddi olmayan varlıklara doğru dramatik bir geçiş görüyoruz. Bugün küresel şirketlerin elinde yaklaşık 70 trilyon dolar değerinde soyut varlıkları var." dedi.

Fikri mülkiyet başvurularında ciddi bir coğrafi değişimin söz konusu olduğunu vurgulayan Tang, "Türkiye fikri mülkiyet başvuruları, şu anda dünyanın 3. en büyük tasarım başvuru sahibi ve 4. en büyük ticari marka başvuru sahibi konumunda. Yani fikri mülkiyet, sadece Avrupa ve Kuzey Amerika gibi geleneksel güç odaklarından değil Latin Amerika gibi, Asya gibi ülkelerden geliyor." ifadelerini kullandı.

Tang, yeni kurulan şirketlerin, KOBİlerin ve gençlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu çelişkili ve çatışmalı dünyada insanların daha önce olduğundan çok daha fazla bir arada olmaya ihtiyacı var. Şimdi bir şeyler icat ettiğiniz zaman bunu belki bireysel olarak yapıyorsunuz ama bundan para kazanmak istediğinizde başka insanlara ihtiyacınız oluyor. Bu anlamda bizlerin de insanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor."

"Çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor"

AB Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Di Maio, artık dünyada iki tip dinamiğin olduğunu belirterek, "Bunlardan biri beklenmedik olaylar. Ukrayna'da olanlar gibi, Kovid-19 gibi. Şimdi de Gazze çatışması var. İkinci dinamik ise ikili bir dönüşüm, dijital ve teknolojik dönüşüm. Şimdi bu iki şey Avrupa'da ham madde ihtiyacını artırıyor, artık 2030'da ham madde ihtiyacımız 4 katına çıkmış olacak." diye konuştu.

Karar verme mekanizmalarının artık değişmesi gerektiğini söyleyen Di Maio, "İki kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geldiğimiz bu dönemde çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor." dedi.

"Ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir"

Türk Yatırım Fonu Başkanı Amreyev, bağlantısallık ve birbirine bağımlılığın, küresel hale gelmiş dünyanın elzem bir unsuru olduğunun altını çizdi.

Belirsizliğin oluştuğu ortamda ülkelerin birbiriyle işbirliği yapmaları gerektiğini belirten Amreyev, şöyle devam etti:

"Çünkü bunlar ortak sorunlar fakat buna kim öncü olacak? Dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlarda kimler öncülük edecek? Çünkü çok taraflı mekanizmalar söz konusu. Küresel kurumlar, bu sorunlarla yeterli şekilde baş edemiyor. O yüzden de ülkeler arasındaki gerginliklerin artması sonucunda bunun örneklerini görüyoruz."

Amreyev, dünyada bu yıl 64 ülkede seçim olacağını anlatarak, "Bunlar da çeşitli belirsizliklere yol açabilir. Bunlar, küresel piyasalara etki edebilir ve burada değişiklikler olması, ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir, küresel olarak yapılan işbirliklerine olumsuz etki de edebilir." ifadelerini kullandı.

"Ticaret, en büyük barış kaynağıdır"

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 1996'da Gümrük Birliği'ne geçişin, Türkiye'yi pozitif etkilediğini söyleyerek, "Bu, esasında şunu göstermektedir: Ticaret zenginleştirir, korumacılık fakirleştirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin istikrarlı ve refah için ticaretin daha serbest olması şart. Dünyaya entegre olmuş, iş yapma ortamını iyileştirmiş ülkeler, hem daha zengin hem daha huzurlu olacaktır." diye konuştu.

İki büyük dünya savaşını çıkaran Avrupa ülkelerinin birbirlerine artık düşman olarak değil ticaret partneri gözüyle baktığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Kurdukları bu ekonomik birlik sayesinde tarihte ilk defa Batı Avrupa, 80 senedir kendi bölgesinde savaş görmüyor çünkü ticaret, en büyük barış kaynağıdır. Ticaret yapan savaşı konuşmaz, birbirine kötü bakmaz." değerlendirmesinde bulundu.

"Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli"

Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Schumann da böyle bir dönemde barışın en büyük öncelik olması gerektiğine dikkati çekerek, "Çünkü yalnızca çatışmaların önlenmesi, bizi ticaretin artırılması gibi bir yola götürecektir. O yüzden de bu tür sorunlardan kurtulup düzlüğe kavuştuğumuzda da ticaretin kolay hale gelebileceğinden bahsedebileceğiz." diye konuştu.

Sınır geçişlerinin ve vize işlemlerinin kolaylaştırılmasının ticaretteki yavaşlamanın önüne geçme imkanı sağlayacağını belirten Schumann, şu ifadeleri kullandı:

"Vizelerin kaldırılması konusunda özellikle de iş insanları, yatırımcılar ve akademisyenlerin Almanya'ya gelmesi, daha da kolay hale getirilmeli çünkü Almanya'nın ekonomik olarak büyümesi, milyonlarca Türk'ün katkısı olmadan mümkün olamazdı. Bugün hala Türk girişimciler ve Türk iş insanları, Almanya'da değer yaratılmasına büyük katkı sağlıyor. Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, bu anlamda önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli."

"Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor"

Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Boyner de yeni dünyada ticaretten bahsederken geleneksel mal ve hizmet ticaretinden daha ziyade yazılım, veri ve teknolojik hizmetler ticaretinden söz etmek gerektiğini vurguladı.

Teknolojinin birçok sorunu çözebileceğini dile getiren Doğan Boyner, şunları kaydetti:

"Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor. Sonuçta teknolojinin ilerlettiği bir küresel büyüme çerçevesinde sürdürülebilir olması ve bütün uluslara fayda sağlayabilmesi için Amerika-Çin blokunun ötesinde bir şey gerekiyor ve ulusların kendi teknolojik stratejilerinin olması gerekiyor, kendi yeniliklerini yapmaları gerekiyor ve işbirliği yapması gerekiyor."


El Salvador lideri Bukele "toplumsal cinsiyet derslerini" müfredattan çıkarttı

Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
TT

El Salvador lideri Bukele "toplumsal cinsiyet derslerini" müfredattan çıkarttı

Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)
Bukele'nin seçimlerde tekrar adaylığını koyması, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yaratmıştı (Reuters)

El Salvador Devlet Başkan Nayib Bukele'nin talimatıyla toplumsal cinsiyet içerikli dersler müfredattan kaldırıldı.

El Salvador Eğitim Bakanı Jose Mauricio Pineda, salı günü yaptığı açıklamada Bukele'nin talebi doğrultusunda "toplumsal cinsiyet ideolojisi içeren" tüm konuların devlet okullarının müfredatından kaldırıldığını duyurdu. 

Toplumsal cinsiyetle ilgili bilgiler içeren ders kitaplarının, çevrimiçi belgelerin ve eğitim programlarının iptal edildiği bildirildi. 

Bakan, kurallara uymamaları durumda devlet okullarında görev yapan yönetici ve eğitmenler hakkında hukuki işlem başlatılacağını da duyurdu.

Pineda, Eğitim Bakanlığı'nın 2022'den beri bu adımın atılmasını istediğini sözlerine ekleyerek Bukele'ye teşekkür etti. 

Bukele, ABD'nin Maryland eyaletinde radikal sağcıların 22-24 Şubat'ta düzenlediği Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'nda (Conservative Political Action Conference -CPAC) konuşmuştu.

42 yaşındaki lider, 22 Şubat'taki konuşmasında ebeveynlerin, çocuklarının gördükleri eğitim üzerinde söz hakkına sahip olduğunu belirterek "toplumsal cinsiyet ideolojisinin izlerini taşıyan her şeyin müfredattan kaldırılacağını" söylemişti.

İktidardaki Yeni Fikirler Partisi'nin (Nuevos Ideas) kurucusu Bukele, 4 Şubat'taki seçimleri açık farkla kazanarak liderliğini pekiştirmişti. 

Genç lider, oyların yüzde 84,65'ini alırken, rakiplerinden solcu Farabundo Martí Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FMLN) adayı Manuel Flores oyların yüzde 6,40'ını kazanmıştı. Muhafazakar Milliyetçi Cumhuriyetçi İttifak'ın (ARENA) adayı Joel Sanchez ise yaklaşık yüzde 5,57 oranında oy toplamıştı.

Independent Türkçe, El Pais, ABC News


Florida'da silah satın alma yaşını 18'e indiren tasarı kabul edildi

5 Temmuz 2023'te çekilmiş bu fotoğrafta, Florida'nın Parkland kentindeki Marjory Stoneman Douglas Lisesi civarındaki çitte "MSD GÜÇLÜ!" yazdığı görülüyor (AP)
5 Temmuz 2023'te çekilmiş bu fotoğrafta, Florida'nın Parkland kentindeki Marjory Stoneman Douglas Lisesi civarındaki çitte "MSD GÜÇLÜ!" yazdığı görülüyor (AP)
TT

Florida'da silah satın alma yaşını 18'e indiren tasarı kabul edildi

5 Temmuz 2023'te çekilmiş bu fotoğrafta, Florida'nın Parkland kentindeki Marjory Stoneman Douglas Lisesi civarındaki çitte "MSD GÜÇLÜ!" yazdığı görülüyor (AP)
5 Temmuz 2023'te çekilmiş bu fotoğrafta, Florida'nın Parkland kentindeki Marjory Stoneman Douglas Lisesi civarındaki çitte "MSD GÜÇLÜ!" yazdığı görülüyor (AP)

ABD'nin Florida eyaletinde Temsilciler Meclisi, daha önceki asgari yaş olan 21'i düşürerek 18 yaşındakilerin ateşli silah satın almasına izin veren bir yasa tasarısını kabul etti.

Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi, 18 yaşındakilerin tüfek ve av tüfeği satın almasına izin veren tartışmalı tasarıyı 1 Mart'ta 35'e karşılık 76 oyla kabul etti. Eyalet Senatosu henüz tasarıyı oylamadı.

Silah güvenliği grubu Everytown'a göre, federal yasa bir kişinin lisanslı bir ateşli silah satıcısından tabanca satın alabilmesi için en az 21 yaşında olmasını zorunlu kılıyor, saldırı silahları da dahil uzun namlulu silah satın alabilmesi için yalnızca 18 yaşında olmasını gerektiriyor.

Yeni yasa tasarısının karşıtları, 19 yaşındaki bir gencin Marjory Stoneman Douglas Lisesi'ne ateş açarak 17 kişiyi öldürdüğü ve 17 kişiyi de yaraladığı 2018 Parkland saldırısına atıfta bulundu.

Demokrat eyalet temsilcisi Robin Bartleman, silah satın alma yaşını 21'e çıkaran 2018 tarihli yasayı (okul saldırısından kısa süre sonra) "geri çekme" kararı üzerine "Yazıklar olsun bize" diyerek meslektaşlarını eleştirdi.

"Florida yurttaşlarına onları koruyacağımızı söylemiştik" diye ekledi.

İnanılmaz!!! Florida Temsilciler Meclisi, Marjory Stoneman Douglas Yasası'nı - iki partili sağduyulu silah yasasını - ortadan kaldırmak için oy kullandı. Utanç verici! Tutulmayan sözler!

2023'te federal bir temyiz mahkemesi eyalet yasasını onaylayarak Ulusal Tüfek Derneği'nin (National Rifle Association/NRA) itirazını engellemişti.

Cumhuriyetçi Eyalet Temsilcisi Bobby Payne, sunduğu tasarının İkinci Anayasa Değişikliği'nde belirtilen hakları desteklediğini savundu:

Okullarımız için endişelenmiyorum. Florida'da okullarımız güvende... Beni endişelendiren benim çocuklarımın, torunlarımın ve sizin çocuklarınızın haklarını kısıtladığımız için kendilerini savunamamaları.

Yasa kabul edilirse 1 Temmuz'da yürürlüğe girecek.

Independent Türkçe


Gizli belgelerle ilgili davada Trump'ın yargılanması ertelenecek mi?

Eski ABD Başkanı Donald Trump (AP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Gizli belgelerle ilgili davada Trump'ın yargılanması ertelenecek mi?

Eski ABD Başkanı Donald Trump (AP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump (AP)

AFP’nin haberine göre dün (Cuma), Florida'daki bir federal mahkeme, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın gizli belgeleri yanlış kullanma suçlamasıyla 20 Mayıs'ta başlaması planlanan ancak birkaç ay ertelenmesi muhtemel gözüken duruşma takvimini değerlendirdi.

Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin adaylığını kazanma ihtimali yüksek olan ve dört ayrı davada yargılanan Trump, duruşmasını en azından seçim sonrasına ertelemek istiyor.

ABD’nin güneydoğusunda Georgia eyaletinde, 2020 seçimlerinin sonuçlarını yasa dışı yollarla bozmaya çalışmakla suçlanan Trump ve bazı sanıklar, savcıya dosyayı ileri bir tarihe erteleme çağrısında bulundu. Yargıç Scott McAfee'nin huzurunda son bir duruşma yapıldı. Yargıç her iki tarafı da dinledikten sonra önümüzdeki iki hafta içinde bir karar vereceğini belirtti.

Eğer yargıç, bu davada atadığı savcıyla arasındaki yakın ilişki nedeniyle Savcı Fanny Willis'in dosyayı bırakmasını haklı kılacak bir çıkar çatışması olduğu sonucuna varırsa, bu durum, henüz tarihi belirlenmeyen duruşmanın ertelenmesine yol açacak.

Trump, iki yardımcısıyla birlikte devlete ait gizli belgeleri saklama suçlamasıyla yargılandığı Florida'da, dün (Cuma) Yargıç Aileen Cannon başkanlığında kapalı kapılar ardında yapılan duruşmaya katıldı. AFP’ye göre yargıç, davayı soruşturmaktan sorumlu Özel Savcı Jack Smith'in ekibi tarafından önerilen bazı son yasal tarihleri ‘gerçekçi değil’ olarak nitelendirdi. Smith, duruşmanın başlangıç ​​tarihi olarak 8 Temmuz'u önermişti.

Yargıç, özellikle eski başkana karşı yürütülen diğer cezai işlemlerle çakışma ihtimali göz önüne alındığında, ‘esneklik’ sağlayacak kadar aralıklı bir takvim istediğini söyledi.

Trump'ın avukatları ise ‘2024 başkanlık seçimi bitmeden adil bir yargılama yapılamayacağını’ söylüyor.


Avrupa Birliği, İsrail'in Gazze'ye insani yardım girişine yönelik kısıtlamalarını kınadı

AA
AA
TT

Avrupa Birliği, İsrail'in Gazze'ye insani yardım girişine yönelik kısıtlamalarını kınadı

AA
AA

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail'in insani yardımların girişine yönelik kısıtlamalarını kınadığını belirterek İsrail'e mevcut girişleri kolaylaştırma, tüm kapıları açma ve insani koridora izin verme çağrısında bulundu.

Borrell'in ofisinden İsrail'in 29 Şubat'ta Gazze'de yardım almak için bekleyen Filistinlilere saldırmasıyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, olayın aydınlatılması için uluslararası soruşturma istendi.

Açıklamada, araştırmanın sonucu ne olursa olsun, uluslararası hukuk kurallarına uymak ve insani yardımların sivil halka dağıtımının sağlamasının İsrail'in sorumluluğunda olduğu belirtildi.

"Bu olayın sorumluluğu, İsrail ordusunun uyguladığı kısıtlamalara ve şiddet yanlısı aşırılık yanlılarının insani yardım sağlanmasını engellemesine dayanıyor." denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bu çok ciddi olay, insani yardım girişindeki kısıtlamaların kıtlık, açlık ve hastalık yaratmaya katkıda bulunduğunu, aynı zamanda şiddeti de beraberinde getiren bir çaresizlik düzeyini ortaya koyuyor. Kesintisiz mücadele ve uluslararası insancıl hukukun göz ardı edilmesi, insani yardımın dağıtımını imkansız hale getirecek şekilde tam bir kaosa yol açacaktır."

Açıklamada, "İsrail'in insani yardım girişine ve geçiş noktalarının açılmasına yönelik uyguladığı kısıtlamaları kınıyoruz." denildi.

İsrail'i sahadaki BM kuruluşları ve diğer insani aktörlerle tam işbirliği yapmaya, tüm geçiş noktalarından ücretsiz, engelsiz ve güvenli insani erişime izin vermeye çağrılan açıklamada, İsrail'e, Kerem Şalom geçişindeki engelleri derhal kaldırma, kuzeydeki Karni ve Erez geçiş kapılarını açma, Aşdod Limanı'nı insani yardıma açma ve Ürdün'den doğrudan insani koridora izin verme çağrısı yapıldı.

Açıklamada havadan yardım ulaştırmanın son çare olması gerektiği vurgulandı.


Scholz, Alman subaylarının ses kaydının Rusya'da yayınlanması olayının hızla aydınlatılacağını belirtti

AA
AA
TT

Scholz, Alman subaylarının ses kaydının Rusya'da yayınlanması olayının hızla aydınlatılacağını belirtti

AA
AA

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Alman hava kuvvetleri subayları arasında Ukrayna'ya destek konusunda yapılan görüşmelerin ses kaydının Rusya’da yayınlanmasına ilişkin olayın hızla aydınlatılacağını söyledi.

Alman Haber Ajansı DPA'nın haberine göre Scholz, Vatikan'da yaptığı açıklamada, ses kayıtlarının yayınlanmasını "çok ciddi bir konu" olarak nitelendirdi.

Scholz, bir gazetecinin bunun dış politikada sorun olup olmayacağına ilişkin sorusuna ise "İşte bu yüzden bu konu artık çok dikkatli, çok yoğun ve çok hızlı bir şekilde aydınlatılıyor. Bu da gerekli." yanıtını verdi.

Russia Today (RT) Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan, Alman subaylarının 30 dakikalık ses kaydını yayınlamıştı.

Ses kaydında üst düzey Alman Hava Kuvvetleri mensuplarının Taurus füzelerinin Rusya’nın yasa dışı ilhak ettiği Kırım Yarımadası'na inşa ettiği köprüyü teknik olarak imha edip edemeyeceğini konuştuğu belirtiliyor.

Kayıtta Kiev yönetiminin talep ettiği Taurus füzelerinin Ukrayna'ya teslimi konusunda siyasi iradeden izin çıkmadığının yer aldığı kaydedildi.

Söz konusu ses kaydının yer aldığı görüşmeye Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ingo Gerhartz'ın de katıldığı ve görüşmenin Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius'a bilgi verme amaçlı yapıldığı belirtiliyor.

Almanya Savunma Bakanlığı da söz konusu ses kaydının ele nasıl geçirildiğini araştırdığı ve Almanya Askeri İstihbarat Teşkilatının (MAD) bu yönde gerekli tüm tedbirleri aldığı aktarıldı.

Alman subaylarının görüşmesinin internet üzerinden Webex platformu üzerinden yapıldığı kaydedildi.


Kırım'da bomba yüklü otomobil alarmı

Patlayıcı yüklü araçla ilgili iddialara Ukrayna'dan henüz yanıt gelmedi (@RIA-Novosti/Telegram)
Patlayıcı yüklü araçla ilgili iddialara Ukrayna'dan henüz yanıt gelmedi (@RIA-Novosti/Telegram)
TT

Kırım'da bomba yüklü otomobil alarmı

Patlayıcı yüklü araçla ilgili iddialara Ukrayna'dan henüz yanıt gelmedi (@RIA-Novosti/Telegram)
Patlayıcı yüklü araçla ilgili iddialara Ukrayna'dan henüz yanıt gelmedi (@RIA-Novosti/Telegram)

Rus istihbaratının, Kırım'da bomba yüklü bir aracın inflak ettirilmesini önlediği bildirildi.

Rus devletine ait haber ajansı Ria Novosti'nin bugün aktardığına göre, iç güvenlik kurumu Federal Güvenlik Servisi'ne (FSB) bağlı görevliler, Kırım'daki bir arabada el yapımı patlayıcı buldu. 

Olayın, Kırım'ın kuzeyindeki Azak Denizi'ne kıyısı olan Canköy şehrindeki geçiş noktasında gerçekleştiği belirtildi. Söz konusu yer, Rusya'nın 2014'te ilhak ettiği Kırım sınırları içinde kalıyor. 

Rus devletine ait RT'nin aktardığına göre şehir, Herson Oblastı'yla Kırım'ı birbirine bağlayan noktalardan biri. 

FSB görevlilerinin patlayıcıyı şoför koltuğunun altında bulduğu, daha sonra aracı güvenli bir noktaya götürüp bombayı etkisiz hale getirdiği aktarıldı.

Ria Novosti'ye konuşan ve kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir kaynak, incelemelerde bombanın "NATO ülkeleri tarafından Ukrayna'ya gönderilen yabancı menşeli parçalarla hazırlandığının tespit edildiğini" öne sürdü.  

Aracın, Herson bölgesindeki bir kolluk kuvveti görevlisi tarafından sürüldüğü belirtilirken, şoförün kimliği paylaşılmadı. Olayla ilgili inceleme başlatıldığı bildirildi.

Rusya, oblastın merkezi Herson şehrini Mart 2022'de ele geçirmiş, aynı yıl eylülde yapılan referandumla bölgenin ilhak edildiği duyurulmuştu. Ukrayna ise ekimde başlattığı saldırılarda şehri tekrar ele geçirmişti. Rusya halen tüm oblastta hak iddia etse de bölgenin sadece bir kısmının kontrolüne sahip. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat 2022'de başlattığı savaşın iki yılı geride kalırken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un pazartesi günü yaptığı açıklamada Ukrayna'ya asker göndermelerinin "ihtimal dışı olmadığını" söylemesi tartışma yaratmıştı.

Fransız Le Monde gazetesi, dünkü haberinde Paris yönetiminin Ukrayna'ya özel harekat birliklerini gönderebileceğini yazdı. Kimliği paylaşılmayan kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Polonya'da Ukraynalı askerlere eğitim veren bazı özel harekatçılar, doğrudan Ukrayna'ya gönderilebilir. 

Özel harekatçıların, Ukrayna'da askerlere hava savunma sistemlerinin kullanılmasına yönelik eğitim verebileceği belirtildi. Paris yönetiminin bu hamleyle Moskova adına "stratejik bir açmaz" yaratarak Rusya'nın Ukrayna topraklarına saldırılarını kısıtlamaya çalışacağı savunuldu.

Putin, perşembe günkü açıklamasında Macron'u eleştirerek, NATO askerlerinin Ukrayna'da konuşlandırılmasının "nükleer savaşa yol açabileceğini" söylemişti.

"Putin blöf yapıyor"

NATO Genel Sekreter Yardımcısı Mircea Geoana ise Putin'in nükleer savaş tehdidinin gerçek değil psikolojik bir yıpratma taktiği olduğunu savundu.

Geoana, İspanyol gazetesi El Pais'te dün yayımlanan söyleşisinde, Putin'in iki yıldır böyle tehditlerle gündeme geldiğine işaret ederek, bunun Rusya gibi nükleer güce sahip bir ülke için "çok sorumsuzca" olduğunu söyledi.

NATO'nun iki numaralı ismi, Rus liderin nükleer tehditlerle "baskı ve yıldırma stratejisi" izlediğini belirtti. Geoana, Macron'un sözlerine ithafen de "NATO'nun Ukrayna'ya asker gönderme niyeti ve planı yok" dedi.

Independent Türkçe, RT, El Pais, Le Monde


Sırp lider Vucic, ülkesine yönelik baskıların arttığını söyledi: Batı, Sırbistan'dan Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmasını istiyor

AA
AA
TT

Sırp lider Vucic, ülkesine yönelik baskıların arttığını söyledi: Batı, Sırbistan'dan Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmasını istiyor

AA
AA

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, ülkesine yönelik baskıların arttığını belirterek, Batı'nın, Sırbistan'dan, Kosova'yı tanımasını, Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmasını ve Sırp Cumhuriyeti'ne (RS) (Bosna Hersek'teki iki entiteden biri) destekten vazgeçmesini istediğini ifade etti.

Vucic, başkent Belgrad'da yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, "Batı'nın ülkesinden taleplerine" ilişkin açıklamada bulundu.

Sırp lider Vucic, Kosova'da Sırp dinarının kullanımdan kaldırılmasını öngören karar sonrası bölgedeki Sırpların maaşlarını ödeme hususunda "ellerinden gelen her şeyi" yapacaklarını söyledi.

Ülkesine yönelik baskıların arttığını belirten Vucic, "Batı, Sırbistan'dan, Kosova'yı tanımasını, Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmasını ve RS'ye destekten vazgeçmesini istiyor." dedi.

Batı'nın Sırbistan'da "kukla rejimi" de istediğini savunan Vucic, kendilerinin ülkedeki seçimler hususunda dışarıdan gelecek hiçbir baskıyı kabul etmeyeceklerini ifade etti.


Gazze ve Ukrayna aynasında hangi Batı ve hangi Doğu?

Öyle görünse de Doğu bir değildir, Batı ise içinde liberal, muhafazakar ve merkezci eğilimler çatışsa da birdir (AFP)
Öyle görünse de Doğu bir değildir, Batı ise içinde liberal, muhafazakar ve merkezci eğilimler çatışsa da birdir (AFP)
TT

Gazze ve Ukrayna aynasında hangi Batı ve hangi Doğu?

Öyle görünse de Doğu bir değildir, Batı ise içinde liberal, muhafazakar ve merkezci eğilimler çatışsa da birdir (AFP)
Öyle görünse de Doğu bir değildir, Batı ise içinde liberal, muhafazakar ve merkezci eğilimler çatışsa da birdir (AFP)

Asgari düzeyde bir değer birliği olmadan dünya tamamen çıplak bir hale mi geldi? Sorun, Olivier Roy'un bu başlığı taşıyan kitabında olduğu gibi ‘dünyanın düzleşmesi’ mi, yoksa teknoloji ve yapay zeka çağında bile ‘tarihsel engebeliklerden’ çıkamamak mı?

Şu anki sahne çok açık ve Gazze savaşı Batı'nın ikiyüzlülüğünü ve çifte standartlarını ortaya çıkarırken, Ukrayna savaşı ise Doğu'nun tek taraflılığını ve bakış açısındaki ideolojik körlüğü ortaya çıkardı. İki halka yönelik iki saldırı ve bu saldırılara karşı iki farklı pozisyon.

Batı'nın gözünde vahşet, İsrail askeri makinesinin Gazze'de yaptıklarına siyasi ve askeri destek verirken, Rus askeri makinesinin Ukrayna'da yaptığı şeydir. Doğu'ya göre vahşet, Ukrayna’nın yok edilmesi ve altyapısının insansız hava araçları ve bir kısmı ‘Kingal’ olarak adlandırılan hipersonik balistik füzelerle vurulması üzerinde durmadan, yalnızca Gazze'nin yok edilmesi, halkının yerinden edilmesi, açlığa maruz bırakılması ve on binlerce sivilin öldürülmesidir.

Batı, totaliter rejimleri ve ‘Doğu despotluğu’ adını verdiği şeyi eleştiriyor ve liberal demokrasinin dünyanın geleceği olduğuna inanıyor. Doğu, Batı'daki sahte demokrasi ile alay ediyor, onun ahlaki çöküşü ve demokratik görünümdeki siyasi maskenin ardındaki gerçek otorite olan büyük ‘kartellerin’ açgözlülüğü konusunda uyarıyor.

Ancak ayrıntılara baktığımızda manzara bu kadar basit değil; Batı'da derin bir tartışma, radikal bir eleştiri, zayıf noktaları saklamama, dünyadaki diğer medeniyetleri görmezden gelmeyi reddetme ve Avrupa medeniyetini ‘evrensel’ olarak kabul etmeme var. Doğu'da bunun bedeli sürgün, hapis ya da mezar olduğu için aleni bir tartışma yok, aksine sessiz bir şikâyet ve yeraltında işleyen bir karşı kültür var. Elbette öyle görünse de Doğu bir değil, Batı ise içinde liberal, muhafazakar ve merkezci eğilimler çatışsa da birdir.

Olivier Roy, ‘Dünyanın Düzleşmesi’ adlı kitabında ‘ideolojinin büyük krizinin, insana mutluluk getirmedeki başarısızlığı’ olduğunu belirtiyor. Daha sonra, düzleşmenin ardındaki ana nedenler olarak ‘küreselleşmiş neoliberalizm’, teknoloji, özellikle de internet ve bireyciliğin yükselişi üzerinde duruyor.

Philip Nimmo ‘Batı Nedir?’ kitabında liberalizmi savunuyor, faşist ve komünist rejimlerin ‘tarihsel ikilemler ve patolojik olgular’ olduğuna inanıyor. Dahası laiklik kavramının İncil'den ve İsa'nın ‘Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını Tanrı'ya verin’ sözünden türediğini ileri sürüyor.

‘Batı'dan Geriye Ne Kaldı?’ kitabına gelince, yazarları Régis Debray ve Renaud Girard'ın iki farklı bakış açısını içeriyor. Debray, ‘Batı'nın bütünlüğünün istikrarsız bir dünyada, Batı'yı küresel olanı tekeline alan, kendisini dünyanın merkezi olarak sunan tek kutuplu bir grup haline getiren bir güç oluşturduğunu’ kabul ediyor. Daha sonra en önemlileri, ‘aşırı küresel kibir, üstünlük kompleksi ve fedakarlığı reddetmek’ olan Batı'nın ‘zayıf noktalarını’ kaydediyor.

Girard, ‘dünyayı iyiyle kötü arasındaki mücadelenin sahnesi olarak gören Manici görüş’ tarafından yönetilen Batılı siyasi seçkinleri eleştiriyor. Ona göre en büyük sorun, Batı'nın ‘düşmanı tespit edememesi’ ve yine ona göre bunun örneği de Rusya'ya aşırı düşmanlıkla yaklaşması. Peki, neden?

Çünkü neo-muhafazakar hareketler ve ABD düşünce kuruluşları, ‘Doğu despotluğu karakterine sahip olan ancak temelde Batı'ya düşman olmayan Batılı taraflar ile Batılıların onu işgal ettiklerinde doğasını anlamadıkları yeşil faşizmin yıkıcı ideolojisini birbirinden ayıramadı’.

Girard'a göre Batı ile Rusya ve Avrasya arasında bir nefret ve uyuşmazlık yok, Stalin, Hitler gibi Batı'yı yok etmeye çalışan bir düşman değildi. Putin de bir düşman değil, sadece Ukrayna'daki nüfuz oyununda bir rakip.

Mesele bir tür fikri çatışma değil, fikirlerin hizmet ettiği çıkar ve nüfuz çatışmasıdır. Batı'da Doğu'yu kötü, Doğu'da ise Batı'yı kötü gören Manici görüş ortasında, Batı'daki çeşitliliği ve Doğu'da gelişmeye, moderniteye, insanlığa hizmete, ekonomik ve insani kalkınmaya odaklanan güçlerin ortaya çıkışını görmezden gelmek bir yanılsamadır. Gazze savaşında Batı'nın tamamı İsrail'in yanında değil, Ukrayna savaşında da Doğu'nun tamamı Rusya'nın yanında değil. Moskova'nın Ukrayna'nın varlığını yok sayan bir tarih icat etmesini eleştiren herkes, aynı zamanda İsrail'in Filistin'i yok sayan, Halil İbrahim’e verilen ilahi bir vaat mitine dayanarak burayı ‘vaat edilmiş topraklar’ olarak kutsayan gaybi bir tarih icat etmesini de eleştirmelidir. Bu arada Hz. İbrahim Doğu'daki dinlerin biri hariç tümünün babasıdır.

*Independent Arabia'da yer alan bu makalenin çevirisi Şarku'l Avsat'a aittir.