İsrail polisi, Netanyahu'nun istifasını isteyen acılı ailelere saldırdı

Hamas’ın operasyonunda aile fertlerini kaybedenler Knesset'in önüne çadır kurdu.

Maoz, kızı ve arkadaşı Yaakov Godot, Knesset genel merkezinin önündeki çadırda eylem gerçekleştirdi.
Maoz, kızı ve arkadaşı Yaakov Godot, Knesset genel merkezinin önündeki çadırda eylem gerçekleştirdi.
TT

İsrail polisi, Netanyahu'nun istifasını isteyen acılı ailelere saldırdı

Maoz, kızı ve arkadaşı Yaakov Godot, Knesset genel merkezinin önündeki çadırda eylem gerçekleştirdi.
Maoz, kızı ve arkadaşı Yaakov Godot, Knesset genel merkezinin önündeki çadırda eylem gerçekleştirdi.

İş insanı Maoz Yanun (60), hükümetin ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun görevden alınmasını talep ettikleri protestoda İsrail polis güçlerinin kendisine ve Hamas saldırısı sırasında sevdiklerini kaybeden diğer bazı acılı Yahudi ailelere saldırmasından şikayet etti.

Yanun, söz konusu saldırının anne ve babasının Hamas tarafından öldürülmesinden bu yana acısının dinmediğini, ‘polisin de tüm diktatör ülkelerde olduğu gibi muhalif sesleri bastırmaya çalışmasına’ şaşırmadığını söyledi.

Görünen o ki kendisi ve arkadaşları hükümet politikası ve ihmal nedeniyle öldürülen mağdurların anısına yalnızca protesto ile seslerini yükseltmeye çalışıyorlardı. Ancak gözlerinde kötülüğü gördükleri, nefret ve kinle hareket eden polislerle karşılaştılar.

ZCSV
Hamas'ın geçici ateşkes kapsamında kaçırdığı rehinelerin anneleri tarafından dün Tel Aviv’de gösteri çağrısı yapıldı. (Reuters)

Gazze'nin çevresindeki kasabalarda yaşayan bu aileler, Batı Kudüs'teki Knesset Parlamento binasının önünde oturma çadırı kurarak sırayla nöbete başladı. Bu durum gün geçtikçe dayanışmanın daha da artmasına neden oldu.

Çarşamba akşamı, hükümet koalisyonundan bir Knesset üyesi yanlarından geçerken yolunu kesmeye çalıştılar. Kendileriyle konuşmasını istediler. Ancak Knesset üyesi aileleri umursamadı ve yoluna devam etti. Dakikalar sonra polis memurları onlara saldırarak taşıdıkları pankartlara el koydu.

Söz konusu protestoya şu isimler katıldı:

Maoz Yanun, 7 Ekim'deki operasyon sırasında bir Hamas üyesinin taşıdığı RPG roketi ateşlemesi sonucu anne ve babası ünlü ressam Belha ve Yacobi Yanun yaşamını yitirmişti. Roket, ahşap evin yanmasına neden olmuştu.

İsrail'deki tanınmış barış aktivistlerinden biri olan Maoz, eşi ve üç çocuğuyla birlikte Arap şehri Nasıra'da birkaç yıl yaşadı ve burada birçok turistik ev kurdu. Maoz sadece Hamas'ı kınamakla kalmıyor, aynı zamanda barış karşıtı politikası sebebiyle İsrail hükümetini de Gazze civarındaki Yahudi ve Arap ölümlerinden sorumlu tutuyor.

Yael Alon da gösteriye katılanlar arasındaydı. Kendisi iki kez yas tutmuş bir kadın. Babası 1973 Ekim Savaşı'nda, oğlu ise Hamas'ın Kfar Azza köyüne düzenlediği operasyonda öldü. Netanyahu'ya karşı düzenlenen gösterilere düzenli olarak katılan Alon’un taşıdığı pankartta şu yazıyor:

1973'ün başarısızlığında babam, 2023'ün başarısızlığında oğlum öldürüldü. Bibi (Netanyahu) ve yıkım hükümeti mahkemeye.

Bir polis Alon’a saldırdı, pankartı elinden aldı ve öfkeyle yırttı.

DCEFRG
İsrail askerleri, 7 Ekim'de Super Nova müzik festivalinde Hamas militanları tarafından öldürülen ve öldürülenlenlerin fotoğrafları arasındaki İsrail askerleri. (AFP)

Protestoya, Hamas saldırısı sırasında Kibbutz Kissufim'in yemek odasında mutfakta çalışan oğlu Tom öldürülen Yaakov Godot da katıldı ve şu ifadelerin yer aldığı pankart açtı:

“Tom Kissufim'de öldürüldü. Suçlu Netanyahu."

Gösteriye müdahale eden bir polis kendisine saldırarak pankartı yırttı.

Dayanışma amacıyla oturma çadırına katılan barış aktivisti Ayelet Katzir de tutuklandı. Bu saldırılarla ilgili polis memuruna şikayette bulunduğunda kendisini birkaç saat içinde tutukladılar. Daha sonra ‘bir polis memuruna görevini yaparken saldırıp isyana teşvik ettiğinden şüphelenildiği’ bilgisini verdi ve serbest bıraktılar.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Alon şu açıklamada bulundu:

 İsrail'de, birçok ferdini savaşta kaybeden ailelere artık saygı kalmadığı açıktır. Oğlum öldürüldü ve kimsenin umurunda değil. ‘Birleşmiş bir halk’ ve ‘birlikte kazanacağız’ söylemleri büyük bir yalan. Savaşın histerik çılgınlığına katılanlarla birlik oluyorlar. Ama kim daha fazla mağdur olmaması için barış istiyorsa ona saldırıyor ve tehdit etmeye çalışıyorlar.

Polis ise ‘gösteriye, protestocular halkın seçilmiş temsilcilerinin önünde caddedeki trafiği engellemeye başlayıncaya kadar izin verdiklerini, sonra onları şiddete başvurmadan dağıttıklarını’ iddia etti.

Ancak göstericiler, içlerinden birinin videoya aldığı, polisin nasıl şiddet kullandığını ve vahşice davrandığını açıkça gösteren kaseti yayınlayarak güvenlik birimlerine meydan okudu.



İngiltere'den Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yıl dönümünde Rusya'ya yeni yaptırım kararı

(AA)
(AA)
TT

İngiltere'den Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yıl dönümünde Rusya'ya yeni yaptırım kararı

(AA)
(AA)

İngiltere Dışişleri Bakanlığından Rusya-Ukrayna savaşının ikinci yıl dönümünden iki gün önce yapılan açıklamada, Rusya'ya yönelik 50'den fazla kişi ve kuruluşu kapsayan yaptırım uygulanacağı belirtildi.

Açıklamada, yaptırımın, İngiltere'nin Ukrayna'ya olan sarsılmaz desteğini gösterdiği kaydedildi.

Yaptırımların, roket fırlatma sistemleri, füzeler ve patlayıcılar gibi mühimmat sağlayanlara baskı uygulayacağı aktarılan açıklamada, yaptırımların, Rusya'nın önemli gelir kaynaklarını da hedef alacağı, metal, elmas ve enerji ticaretini kısıtlayacağı ve finansmanını her açıdan keseceği değerlendirmesinde bulunuldu.

İngiltere Ukrayna'yı desteklemeyi sürdürecek

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, "Uluslararası ekonomik baskımız, Rusya'nın bu yasa dışı işgali finanse edemeyeceği anlamına geliyor. Yaptırımlarımız, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin'i mücadele ettiği savaşı finanse etmek için çaresizce ihtiyaç duyduğu kaynaklardan mahrum bırakıyor." ifadelerini kullandı.

Cameron, zorbalık karşısında pes etmeyeceklerini vurgulayarak, ne kadar sürerse sürsün Ukrayna'yı desteklemeye devam edeceklerinin altını çizdi.


Blinken: G20 toplantılarında Gazze'deki rehinelerin serbest bırakılmasına odaklandık

Amerikan Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentindeki bir basın toplantısında (Reuters)
Amerikan Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentindeki bir basın toplantısında (Reuters)
TT

Blinken: G20 toplantılarında Gazze'deki rehinelerin serbest bırakılmasına odaklandık

Amerikan Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentindeki bir basın toplantısında (Reuters)
Amerikan Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentindeki bir basın toplantısında (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, G20 toplantılarının ardından yaptığı açıklamada, “Gazze'de rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes anlaşmasına odaklandık" dedi.

Blinken, Brezilya'nın Rio de Janeiro şehrinde dün (Perşembe) düzenlenen basın toplantısında, G20 ülkelerinin Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sonlandırma konusunda kuvvetli arzusunun olduğunu belirtti.

Brezilya’ya ilk ziyaretini gerçekleştiren Blinken’in söz konusu açıklamaları, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva'nın, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını ‘Holokost’ ile karşılaştırarak İsrail'in öfkesini çekmesinden birkaç gün sonra geldi.


Brezilya'dan Orta Doğu'da iki devletli çözüme destek

Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G-20 Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın oturum aralarında yapılan toplantı sırasında (AFP)
Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G-20 Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın oturum aralarında yapılan toplantı sırasında (AFP)
TT

Brezilya'dan Orta Doğu'da iki devletli çözüme destek

Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G-20 Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın oturum aralarında yapılan toplantı sırasında (AFP)
Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G-20 Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın oturum aralarında yapılan toplantı sırasında (AFP)

Brezilya'daki diplomatik kaynaklara göre, Vieira, Rio de Janeiro kentindeki G-20 Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ikinci gününde konuştu.

Vieira, "İsrail ile Filistin arasındaki çatışmada, mümkün olan tek çarenin iki devletli çözüm olduğu konusunda çevrim içi düzenlenen oylamada oy birliğine vardık." ifadesini kullandı.

G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı'na, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da katıldı.

Dünyanın en büyük 20 ekonomisini bir araya getiren G20 Liderler Zirvesi de kasımda Rio de Janeiro'da düzenlenecek.


Putin, Biden'ın kendisine yönelik küfürlü ifadeler kullanmasını değerlendirdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
TT

Putin, Biden'ın kendisine yönelik küfürlü ifadeler kullanmasını değerlendirdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Putin, Rus devlet kanalı Rossiya-1'e yaptığı açıklamada, Biden'ın, seçim kampanyası konuşmasında kendisine yönelik küfür içerikli ifadeler kullanmasını "kinayeli bir şekilde" değerlendirdi.

Bir süre önce ABD başkanı olarak Donald Trump yerine Biden’ı tercih ettiğine yönelik açıklama yaptığını anımsatan Putin, gülümseyerek, “Her başkanla çalışırız dedim ama Biden'ın Rusya açısından daha tercih edilebilir olduğunu düşünüyordum. Söylediklerine bakılırsa kesinlikle haklıyım çünkü bu benim sözlerime uygun bir tepki.” dedi.

Putin, Biden’ın kendisine teşekkür etmesini beklemediğini belirterek, “Bana ‘Aferin Volodya, bana yardımcı olduğun için teşekkürler’ diyemez. İç politika açısından orada neler olduğunu anlıyoruz ve bu tamamen yerinde bir tepki, yani ben haklıydım.” diye konuştu.

The Hill'in haberine göre, ABD Başkanı Biden, seçim kampanyası kapsamında California eyaletinin San Francisco kentinde katıldığı bağış etkinliğinde, Rusya Devlet Başkanı Putin'e yönelik küfür içerikli ifadeler kullanmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD Başkanı Joe Biden'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yönelik küfür içerikli açıklamalarının "küstahça" ve "utanç verici" olduğunu söylemişti.

The Hill'in haberine göre, ABD Başkanı Biden, seçim kampanyası kapsamında California eyaletinin San Francisco kentinde katıldığı bağış etkinliğinde, Rusya Devlet Başkanı Putin'e yönelik küfür içerikli ifadeler kullanmıştı.


ABD Başkanı Biden, Aleksey Navalni'nin eşi ve kızıyla görüştü

Biden, San Francisco'da Yulia ve Dasha Navalnaya ile buluştu (Beyaz Saray X platformu aracılığıyla)
Biden, San Francisco'da Yulia ve Dasha Navalnaya ile buluştu (Beyaz Saray X platformu aracılığıyla)
TT

ABD Başkanı Biden, Aleksey Navalni'nin eşi ve kızıyla görüştü

Biden, San Francisco'da Yulia ve Dasha Navalnaya ile buluştu (Beyaz Saray X platformu aracılığıyla)
Biden, San Francisco'da Yulia ve Dasha Navalnaya ile buluştu (Beyaz Saray X platformu aracılığıyla)

Biden, seçim çalışmalarını sürdürdüğü California eyaletinde, Navalni'nin eşi ve kızıyla bir araya geldi.

Görüşmeyle ilgili sosyal medya platformu X hesabından paylaşımda bulunan Biden, "Bugün, Aleksey Navalni'nin ailesi Yulia ve Dasha Navalnaya ile görüştüm, bu yıkıcı kayıpları için kendilerine taziyelerimi ilettim. Aleksey'in cesur mirası, Yulia ve Dasha'da ve Rusya'nın her yerinde demokrasi ve insan hakları için mücadele eden sayısız insanla devam edecektir." ifadesini kullandı.

Görüşmeyle ilgili Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada da Biden'ın, Aleksey Navalni'nin Rusya'daki eylemlerini büyük takdirle karşıladığı ve ölümünün büyük bir üzüntü kaynağı olduğunu söylediği kaydedildi.

Biden, daha önceki açıklamasında, Navalni'nin ölümünden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sorumlu olduğunu savunmuş ve cuma günü Moskova'ya yönelik yeni yaptırımlar açıklayacaklarını duyurmuştu.


İsrail'in Paris'te yapılacak esir takası müzakerelerine heyet göndereceği bildirildi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Kudüs'te konuşuyor, 19 Şubat 2024 (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Kudüs'te konuşuyor, 19 Şubat 2024 (AP)
TT

İsrail'in Paris'te yapılacak esir takası müzakerelerine heyet göndereceği bildirildi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Kudüs'te konuşuyor, 19 Şubat 2024 (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Kudüs'te konuşuyor, 19 Şubat 2024 (AP)

Yerel basında çıkan haberlerde, Savaş Kabinesi'nin Paris'teki müzakerelere heyet göndermeyi kabul ettiği belirtildi.

İsrail makamlarından konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

Paris'te yapılacak müzakerelere ABD, Mısır, Katar'ın yanı sıra İsrailli yetkililerin katılması bekleniyor.

ABD'den yayın yapan "Axios" haber sitesi, Beyaz Saray'ın Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk'un bugün yaptığı İsrail ziyaretinde Tel Aviv yönetiminden Paris'teki müzakerelere heyet göndermesini istediğini yazmıştı.

Tel Aviv yönetimi ile Hamas arasında yeni bir esir takası mutabakatı kapsamında Mısır'ın başkenti Kahire'de 13 Şubat'ta bir toplantı yapılmıştı.

İsrail'in yanı sıra ABD, Katar ve Mısırlı yetkililerin katıldığı toplantıdan hiçbir sonuç çıkmamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu toplantının ardından, Kahire'de düşük düzeyli yetkililerin katılacağı esir takası müzakereleri görüşmesine "Hamas'ın yeni bir öneride bulunmadığını" savunarak heyet göndermeyi reddetmişti.

Hamas'ın elinde 130'dan fazla İsrailli esir olduğu belirtiliyor.


İsrail ordusu, Gazze'nin orta kesimlerini hedef alarak en az 40 Filistinliyi öldürdü

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Refah'taki binalara düzenlediği baskının ardından oluşan yıkımın bir kısmı, 22 Şubat 2024 Perşembe (AP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Refah'taki binalara düzenlediği baskının ardından oluşan yıkımın bir kısmı, 22 Şubat 2024 Perşembe (AP)
TT

İsrail ordusu, Gazze'nin orta kesimlerini hedef alarak en az 40 Filistinliyi öldürdü

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Refah'taki binalara düzenlediği baskının ardından oluşan yıkımın bir kısmı, 22 Şubat 2024 Perşembe (AP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Refah'taki binalara düzenlediği baskının ardından oluşan yıkımın bir kısmı, 22 Şubat 2024 Perşembe (AP)

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, "İşgalci İsrail ordusuna ait savaş uçakları Deyr el-Belah'ta sivillere ait 4 evi bombardımana tutarak korkunç bir katliam gerçekleştirdi. Şu ana kadar 40 kişi öldürüldü, 100'den fazla kişi yaralandı. Hayatını kaybedenlerin yüzde 90'ı çocuk ve kadınlardan oluşuyor." ifadesine yer verildi.

İsrail'in Gazze'de işlemeye devam ettiği suçlardan ABD yönetimi ile uluslararası toplumun sorumlu tutulduğu açıklamada, dünya ülkelerine seslenildi.

Açıklamada, "Özgür dünya ülkelerine, İsrail işgal ordusunun sivillere, çocuklara ve kadınlara karşı yürüttüğü soykırım savaşını derhal ve acilen durdurma çağrısı yapıyoruz." denildi.

Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberinde İsrail savaş uçaklarının Deyr el-Belah kentindeki Ebu Arif Caddesi'nde "el-Attar" ailesinin, Zevayide bölgesinde de "Yaği" ailesinin evlerini hedef aldığı, hayatını kaybedenlerden çoğunun kadın ve çocuk olduğu belirtildi.


Çin, Uluslararası Adalet Divanı’ndan, İsrail’in Filistin topraklarını ‘yasadışı’ işgali hakkında görüş vermesini istedi

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın duruşması sırasında düzenlenen protestoda bir adam Filistin bayrağını dalgalandırıyor (Reuters)
Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın duruşması sırasında düzenlenen protestoda bir adam Filistin bayrağını dalgalandırıyor (Reuters)
TT

Çin, Uluslararası Adalet Divanı’ndan, İsrail’in Filistin topraklarını ‘yasadışı’ işgali hakkında görüş vermesini istedi

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın duruşması sırasında düzenlenen protestoda bir adam Filistin bayrağını dalgalandırıyor (Reuters)
Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın duruşması sırasında düzenlenen protestoda bir adam Filistin bayrağını dalgalandırıyor (Reuters)

Çin, Uluslararası Adalet Divanı’ndan, İsrail’in Filistin topraklarını ‘yasadışı’ işgali hakkında görüş vermesini istedi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre, Çin Dışişleri Bakanlığı’nın Hukuk Danışmanı Ma Xinmin, Hollanda’nın Lahey kentindeki mahkemede yaptığı konuşmada, “Adalet uzun süre gecikti, ancak inkar edilmemelidir” dedi.

Ma Xinmin, duruşmadaki konuşmasında ayrıca şunları söyledi:

“İsrail’in Filistin topraklarını işgale başlamasının üzerinden 57 yıl geçti. İşgalin hukuka aykırılığı ve işgal altındaki topraklardaki egemenlik değişmedi.”

Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 2022’de İsrail işgalinin hukuki sonuçları hakkında bağlayıcı olmayan bir görüş yayınlama talebinin ardından, 50’den fazla ülke argümanlarını sunacak.

FOTO: Uluslararası Adalet Divanı, bağlayıcı olmayan bir hukuki görüş yayınlamadan önce, tarafların İsrail’in Filistin topraklarını işgalinin hukuki sonuçlarına ilişkin görüşlerini dinlemek için bir duruşma düzenliyor (Reuters)
Uluslararası Adalet Divanı, bağlayıcı olmayan bir hukuki görüş yayınlamadan önce, tarafların İsrail’in Filistin topraklarını işgalinin hukuki sonuçlarına ilişkin görüşlerini dinlemek için bir duruşma düzenliyor (Reuters)

Duruşmalar, Filistinlilerin İsrail’in tutumunu uluslararası hukuk kurumlarına incelemesi yönündeki çabanın bir parçası.

İsrail’in Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Gazze’ye başlattığı, 29 bini aşkın Filistinlinin öldüğü askeri operasyonu nedeniyle bu durum daha da acil hale geldi.

Duruşmalara katılmayan İsrail, yaptığı yazılı değerlendirmede, mahkemenin konuya katılımının müzakere yoluyla bir anlaşmaya varılmasına zarar verebileceğini öne sürdü.

Filistinli temsilciler, pazartesi günü yargıçlardan, İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesini yasa dışı ilan etmelerini istedi ve bu görüşün iki devletli bir çözüme ulaşılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Yargıçların taleple ilgili görüş bildirmeleri yaklaşık altı ay sürecek.


G20'de Rusya eleştirilirken Sergey Lavrov dinlemek zorunda kaldı

Sergey Lavrov ((Reuters))
Sergey Lavrov ((Reuters))
TT

G20'de Rusya eleştirilirken Sergey Lavrov dinlemek zorunda kaldı

Sergey Lavrov ((Reuters))
Sergey Lavrov ((Reuters))

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, çarşamba günü Rio de Janeiro'da düzenlenen G20 zirvesinde Vladimir Putin'in Ukrayna'yı istilası nedeniyle Rusya'ya yönelik sert eleştirileri oturup dinlemek zorunda kaldı.

ABD, Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada, Almanya, İtalya, Fransa ve Norveç'ten üst düzey diplomatlar bu yıl G20 dönem başkanlığını yürüten Brezilya'da bir araya gelerek Lavrov'un da katıldığı iki günlük toplantının başında Rusya'ya yönelik sert açıklamalarda bulundu.

Kapalı oturumda konuşan Britanya Dışişleri Bakanı David Cameron, Rusya'ya "saldırganlığının bedelinin ödetilmesi gerektiğini" söyledi.

Dünya için, ki burada toplanan tüm dünyadır, bir ülkenin diğerini bu tamamen yasadışı ve kabul edilemez şekilde istila etmesinden daha ciddi bir mesele yoktur. Ve tüm dünya Ukrayna'nın arkasında durmalı, Ukrayna'yı desteklemeli ve Putin'le yandaşlarının yaptıklarının yasadışı olduğunu haykırmalıdır.

Dışişleri Bakanı ayrıca Putin'i eleştiren Rus muhalefet figürü Alexey Navalni'nin geçen hafta bir Rus hapishanesinde ölmesine de dikkat çekti.

Cameron, Rio toplantısı öncesinde Lavrov'a doğrudan "Rusya'nın saldırganlığını dile getirme" sözü vermişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, G20 oturumunun ağırlıklı olarak Gazze ve Ukrayna'da süregelen çatışmalara odaklandığını söyledi.

Eide, "Topraklarında başka bir ordu bulunmayan, özgür, bağımsız ve egemen bir ülke haline gelene kadar Ukrayna'yı desteklemeliyiz" dedi.

Lavrov'un Britanya Dışişleri Bakanı'nın sözlerine Ukrayna'daki olaylarla ilgili "bir dizi alternatif gerçekle" yanıt verdiğini de sözlerine ekledi.

Lavrov gazetecilere konuşmadı ya da zirvede yaptığı açıklamaların detaylarını paylaşmadı.

Rusya iki yıl önce "özel askeri operasyon" diye nitelediği Ukrayna istilasını, Ukrayna'nın Volodimir Zelenski gibi demokratik yollarla seçilmiş bir Yahudi başkan tarafından yönetilmesine rağmen, eski Sovyet ülkesini "Nazilerden arındırma" kampanyası diye gerekçelendirmişti.

Dünya genelinde pek çok ülkenin mali ve askeri yardımlarla Ukrayna'yı desteklemek üzere harekete geçmesinin ardından Rusya, şimdi de Batı'nın saldırganlığına karşı sınırlarını korumak için savaştığını iddia ediyor.

Hindistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen bir önceki G20 zirvesinde grup liderleri, Ukrayna'daki savaş nedeniyle Rusya'yı kınamaktan kaçınan ancak tüm devletleri toprak ele geçirmek için güç kullanmamaya çağıran bir bildiriyi kabul etmişti.

Bu hafta Rio'da yapılan toplantının amacı kasımda Brezilya'da yapılacak ana G20 zirvesinin gündemini belirlemek.

BM ve diğer çok taraflı kurumları küresel çatışmaları önlemedeki yetersizlikleri nedeniyle eleştiren Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vierira, küresel kurumda reform yapılması çağrısında bulundu.

Vierira, BM Güvenlik Konseyi'nin Ukrayna ve Gazze Şeridi'nde yaşananlar gibi çatışmaları önleyemediğini ya da durduramadığını söyledi.

Independent Türkçe


Münih'teki İsrail heyetinde dışlanmış hissi hakim

Gazze Şeridi'ndeki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir yerleşkeye giren İsrail askerleri. (AFP)
Gazze Şeridi'ndeki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir yerleşkeye giren İsrail askerleri. (AFP)
TT

Münih'teki İsrail heyetinde dışlanmış hissi hakim

Gazze Şeridi'ndeki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir yerleşkeye giren İsrail askerleri. (AFP)
Gazze Şeridi'ndeki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir yerleşkeye giren İsrail askerleri. (AFP)

Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı'na katılan İsrail heyetinin bazı üyeleri, Gazze’deki savaş nedeniyle kendilerini dışlanmış hissettiklerini itiraf ettiler.

İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinin işleri analisti Ronen Bergman, dünkü yazısında Münih Güvenlik Konferansı'ndaki atmosferi ‘İsrail'in gittikçe ağırlaşan, yoğunlaşan ve giderek artan bir hızla gerçekleşen bir dönüşümün zirvesinde olduğunu’ ifade ederek tanımladı. Bergman’a göre durum böyle devam ederse İsrail ‘izole edilmiş, dışlanmış, boykot edilmiş ve nefret edilen bir devlet’ haline gelecek.

Bu izlenimi, Münih Güvenlik Konferansı'nın yapıldığı binanın koridorlarındaki görüşmelerden ve sohbetlerden edindiğini ifade eden Bergman, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog liderliğinde konferansa katılan İsrailli yetkililerin, derin depresyona girenlerle umudunu kaybetmeyip mücadele etmek ve birinin biraz olsun iyimser olması gerektiğini düşündükleri için her durumda dışarıya karşı sakin ve hiçbir şeyden etkilenmiyor gibi görünmek zorunda olduklarına inananlar olarak ikiye ayrıldıklarını belirtti.

Bergman İsrailli ‘çok üst düzey’ bir yetkilinin şu sözlerini aktardı:

“Keşke buradan, Münih'ten birisi İsrail vatandaşlarına ve belki de liderlerine durumun ciddiyetini açıklamak için kırmızı bayrak kaldırsa… Endişeliyim çünkü burada, konferans kapsamındaki tüm etkinliklerde gördüğümüz dönüşümler bizimle ilgili görüşlerde açıkça bir bozulmanın olduğunu gösteriyor. Bu durum, İsrail'in uluslararası konumunu tehdit eden bir çöküşe ve uçurumun kıyısından bir düşüşe dönüşebilir. Uçurumun kıyısını görüyorsunuz ve aşağıya düşmemek için tutunacak bir dal arayışıyla büyük çaba harcıyorsunuz. Eğer o dalı bulmayı başaramazsanız, o zaman uçurumdan aşağıya düşeceksiniz. Şu an o dala yapışmış durumdayız. Eğer ona tutunmaya devam edemezsek Madrid’de yapılacak bir sonraki konferansta geriye dönüp bakacağız ve bu yıl ölüm uçurumuna doğru büyük bir adım attığımızı söyleyeceğiz.”

Fotoğraf Altı: UCM Başsavcısı Kerim Han. (Reuters arşiv)
 UCM Başsavcısı Kerim Han. (Reuters arşiv)

Bergman, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han’ın X hesabından yaptığı şu paylaşıma dikkat çekti:

“Tüm ilgililere: Ofisim, işlenmiş görünen savaş suçlarını aktif olarak araştırıyor. Hukuku ihlal eden herkes bunun sorumluluğunu üstlenecektir.”

UCM Başsavcısı Han’ın paylaşımıyla ilgili yorum yapan İsrailli üst düzey yetkili şunları söyledi:

“Bu paylaşım, soruşturma açmadan ve belki de iddianame hazırlamadan önce İsrail'e yönelik büyük bir uyarıdır. Hukuk alanında ABD ve İngiltere’nin yaptırımları, bağımsız bir Filistin devletinin tanındığının açıklanmasına dair sinyaller, Hollanda'da İsrail'e silah satışını yasaklayan mahkeme kararı, İtalya'nın İsrail’e silah satışını durdurma kararı, İsrail’in kredi notunun düşürülmesi ve şimdi de UCM Başsavcısının açıklaması gibi çeşitli yansımaları görülmeye başlayan kapsamlı bir siyasi çöküş söz konusu.”

Diğer yandan Bergman, Avrupa Birliği’nden (AB) üst düzey bir yetkiliden AB’nin kendi kara listesi aracılığıyla, İsrailli yerleşimcilere yaptırım uygulayan ABD, İngiltere ve Fransa’ya katılmasının beklendiğini ve bu adımdan sonra İsrailli siyasi liderlere ve belki de subaylara yaptırım uygulanmasının kolaylaşacağını söylediğini aktardı.

Fotoğraf Altı: İsrail’in hava saldırıları sonucu yaralanan, Gazze'deki bir hastanede, yerde yatarak yardım bekleyen Filistinliler. (Reuters)
İsrail’in hava saldırıları sonucu yaralanan, Gazze'deki bir hastanede, yerde yatarak yardım bekleyen Filistinliler. (Reuters)

Bergman ayrıca İsrail’i destekleyen Avrupalı önemli ve tanınmış bir ​​yetkilinin İsrailli üst düzey yetkiliye şunları söylediğini belirtti:

“Ben sizin yanınızdayım. Hamas'ı yenmeniz önemli ama artık bahanelerim bitti. Hükümet yetkilileriniz Gazze'de yeniden yerleşim birimleri inşa etmek istediklerini söylerken, (yerleşimciler) soykırım yapılması, savaş suçları işlenmesi, şehirlerin tahliyesi ve yok edilmesi çağrısında bulunurken ve Başbakan (Binyamin Netanyahu) bu çağrılar karşısında hiçbir şey söylemezken sizi nasıl savunabilirim? Eğer en kısa zamanda bu tutumu değiştirmezseniz kendinizi tek başınıza kalmış halde ya da en azından bazı noktalarda geri dönüp normal bir ülke olmanızın artık çok zor olacağı bir durumda bulacaksınız.”

Fotoğraf Altı: Batı Şeria'nın el-Ceb’a köyündeki yerleşim karakoluna inşaat malzemeleri taşıyan yerleşimciler, Ocak 2023 (AFP)
 Batı Şeria'nın el-Ceb’a köyündeki yerleşim karakoluna inşaat malzemeleri taşıyan yerleşimciler, Ocak 2023 (AFP)

Diğer yandan İsrail Ordusu Askeri Savcısı Yifat Tomer-Yerushalmi, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli subaylara ve askerlere hitaben yazdığı açık mektupta, İsrailli askerlerin ve subayların Filistinlilere karşı suç işlendiğini teyit etti. Ancak bunların ‘bireysel’ suçlar olduğunu öne sürdü. Tomer-Yerushalmi’nin mektubundan bir gün önce İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de İsrailli subaylara bir mektup göndermiş ve Gazze Şeridi'nde cinayet ve soykırım suçu işlediğine dair üstü kapalı bir itirafta bulunmuştu.

Yargı kaynakları, bu iki mektubun yazılmasında, Gazze Şeridi'ndeki sivil can kaybı sayısının 30 bine yaklaştığı, binaların ve altyapının büyük yıkıma uğradığı, Gazze Şeridi nüfusunun üçte ikisinin Refah’ta toplandığı bu günlerde dünya genelinde İsrail'e yönelik artan eleştirilerin ve savaşı durdurması taleplerin, özellikle de Güney Afrika’nın Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail’e karşı açtığı davanın etkili olduğunu vurguladılar.

Ynet haber sitesinin aktardığına göre mektubunda ‘askerlerin genel olarak profesyonel ve hukuki bir şekilde hareket ettiğini’ iddia eden Askeri Savcı Tomer-Yerushalmi, şunları yazdı:

“Bunun yanında İsrail ordusunun değerleri ve askeri emirlerin dışında kalan ve işlenmesinin reddedildiği vakalarla da karşılaştık. Bazı vakaların disiplin kapsamından çıkıp ceza kapsamına giriyor.”

Fotoğraf Altı: İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nı hedef alan bombardımanları sonucu meydana gelen yıkım. (EPA)
 İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nı hedef alan bombardımanları sonucu meydana gelen yıkım. (EPA)

Bahsettiği vakalarla ilgili ayrıntılara değinen Tomer-Yerushalmi, bunları ‘tutuklulara karşı olanlar da dahil olmak üzere kabul edilemez davranışlar ve haksız yere aşırı askeri güç kullanımını teşvik eden uygunsuz ifadeler olarak niteledi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bunları yağma, askeri zorunluluk olmaksızın kamu mülklerinin kullanılması ya da havaya uçurulması, sivil mülklerin askeri emirlere aykırı olarak yıkılması’ şeklinde sıraladı.

Şu an kolluk kuvvetleri tarafından soruşturulan vakaların bulunduğunu ve bu vakalara karışanlar hakkında daha sonra adım atılacağını belirten Askeri Savcı, bu tür vakaları önleyeceğini iddia ederek subaylara ‘vakalar medyaya yansımadan önce müdahalede bulunmaları’ ve ‘bu tür vakalara karşı sıfır toleransın olacağı bir liderlik ve eğitim ortamı yaratmaları’ çağrısında bulundu.

Askeri Savcı’nın ve Genelkurmay Başkanı'nın mektupları, Lahey’deki mahkemelerin ve BM İnsan Hakları Konseyi'ndeki müzakerelerin etkili olmaya başladığının bir işareti olarak görüldü. İsrail'de bazı çevreler, endişeliler ve İsrail'e yönelik kınama kararlarını püskürtmek amacıyla İsrail’i insan haklarını önemseyen bir ülke gibi göstermeye çalışıyorlar.