ABD Temsilciler Meclisi, Cumhuriyetçi Santos'u ihraç etti

ABD'de Temsilciler Meclisi, etik kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle Cumhuriyetçi temsilci George Santos'un üyeliğini düşürdü.

Cumhuriyetçi Temsilci George Santos, 1 Aralık 2023'te Temsilciler Meclisi'nden ihraç edilmesinin ardından gazetecilerle konuşuyor (AFP)
Cumhuriyetçi Temsilci George Santos, 1 Aralık 2023'te Temsilciler Meclisi'nden ihraç edilmesinin ardından gazetecilerle konuşuyor (AFP)
TT

ABD Temsilciler Meclisi, Cumhuriyetçi Santos'u ihraç etti

Cumhuriyetçi Temsilci George Santos, 1 Aralık 2023'te Temsilciler Meclisi'nden ihraç edilmesinin ardından gazetecilerle konuşuyor (AFP)
Cumhuriyetçi Temsilci George Santos, 1 Aralık 2023'te Temsilciler Meclisi'nden ihraç edilmesinin ardından gazetecilerle konuşuyor (AFP)

Dolandırıcılık ve kara para aklamanın da içinde bulunduğu 23 suçtan yargılanan Santos hakkında Temsilciler Meclisinde oylama yapıldı.

Santos'un, 114'e karşı 311 oyla Temsilciler Meclisi üyeliği düşürüldü.

ABD Temsilciler Meclisinden ihraç edilen altıncı kişi olarak tarihe geçen Santos, partisinden 105 Cumhuriyetçi temsilcinin de aleyhinde oy kullanmasıyla Temsilciler Meclisi üyeliğini kaybetti.

Temsilciler Meclisi Etik Komitesi'nin Santos hakkında, "zimmete para geçirme, sahte beyan" gibi birçok iddiaya yer veren 56 sayfalık raporunu geçen hafta açıklaması, 35 yaşındaki Temsilcinin koltuğunu kaybetmesiyle sonuçlandı.

Santos, başkent Washington'daki Kongre binası önünde dün yaptığı basın açıklamasında, "Eğer Temsilciler Meclisi beni ihraç etmek isterse, bu, kurumun birçok üyesinin mahvolması anlamına gelecektir. Çünkü bu, gelecekte onların peşini bırakmayacak." ifadelerine yer vermişti.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson daha önce yaptığı açıklamada kullandığı, "Şahsen bazı konularda gerçek çekincelerim var. Bir emsal oluşturulabileceğinden endişe duyuyorum." sözleriyle Santos'un ihracına karşı olduğunu belli etmişti.

Temsilciler Meclisince soruşturuluyordu

New York'tan 8 Kasım 2022 ara seçimlerinde Kongre üyesi seçilen Cumhuriyetçi Santos, daha sonra yalan beyanda bulunma, dolandırıcılık, kara para aklama gibi birçok suçlamayla gündeme gelmişti.

Santos, seçim kampanyası boyunca Baruch Koleji ve New York Üniversitesinden (NYU) mezun olduğunu iddia etmiş, NYU yetkilileri ise üniversite arşivlerinde Santos'un kaydının olmadığını duyurmuştu. Santos'un, seçim kampanyasında dile getirdiği Wall Street bünyesindeki Goldman Sachs ve Citigroup'ta çalıştığı iddiaları da yalanlanmıştı.

Seçim döneminde, "onurlu bir Yahudi" olduğunu ileri süren ancak Katolik olduğu ortaya çıkan Santos, "Katoliğim. Anne tarafımın Yahudi kökenli olduğunu öğrendiğim için 'Yahudi sayılırım.' demiştim." ifadesini kullanmıştı.

Federal Seçim Komisyonuna (FEC) kayıtlı olmadan seçim kampanyası için bir grubun para toplaması ve 2020-2022 döneminde kişisel servetindeki ani artışa ilişkin bilgilerin ortaya çıkması, Santos'un finansman yasalarını ihmal etmiş olabileceği iddialarını gündeme getirmişti.

Son olarak Santos'un ofisinde kısa süre çalıştığını söyleyen Derek Myers, Santos'un kendisine cinsel tacizde bulunduğunu öne sürmüştü.

Santos, New York'ta savcılık tarafından hazırlanan 23 maddelik iddianamede, kendisine yöneltilen dolandırıcılık, kara para aklama, seçim kampanyası sırasında yalan ve yanlış beyanlarda bulunma, kamu fonlarının çalınması suçlamalarıyla ilgili tüm suçlamaları reddetmiş, hakkındaki suçlamaları "cadı avı" olarak nitelemiş ve görevinden istifa etmeyeceğini açıklamıştı.

New York'ta mayısta gözaltına alınan Santos, 500 bin dolar kefaletle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

Santos, hakkındaki iddialar nedeniyle mart ayından beri Temsilciler Meclisi Etik Komitesince soruşturuluyordu.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.