‘Fırında yakılan çocuk, midesi yarılan hamile kadın’… Haaretz: Uydurulan hikayeler 7 Ekim’deki gerçek katliamı gölgeliyor

Fırında yakılan çocuk ve midesinin yarılan hamile kadın: Haaretz'in haberinde Hamas’ın saldırısına ilişkin yalanlar ortaya çıkarıldı

Kfar Aza yerleşim yeri üyeleri, 26 Kasım'da kadın ve çocukların Hamas'ın esaretinden serbest bırakılmasını izliyor (DPA)
Kfar Aza yerleşim yeri üyeleri, 26 Kasım'da kadın ve çocukların Hamas'ın esaretinden serbest bırakılmasını izliyor (DPA)
TT

‘Fırında yakılan çocuk, midesi yarılan hamile kadın’… Haaretz: Uydurulan hikayeler 7 Ekim’deki gerçek katliamı gölgeliyor

Kfar Aza yerleşim yeri üyeleri, 26 Kasım'da kadın ve çocukların Hamas'ın esaretinden serbest bırakılmasını izliyor (DPA)
Kfar Aza yerleşim yeri üyeleri, 26 Kasım'da kadın ve çocukların Hamas'ın esaretinden serbest bırakılmasını izliyor (DPA)

Haaretz gazetesi, yayınladığı haberinde, İsrail'in, Hamas üyelerinin ve diğer grupların 7 Ekim'de Gazze Şeridi'ni çevreleyen askeri kışlalara ve Yahudi kasabalarına gerçekleştirdiği saldırılar hakkındaki çoğu söylemini yalanladı. Gazete, 7 Ekim'deki saldırıda Yahudi sivillere ve İsrail'de yaşayan Araplara karşı işlenen birçok suça dikkati çeken Haaretz gazetesi, aralarında Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisi ve eşinin yanı sıra çok sayıda bakanlık ve hükümet dairesinin bulunduğu üst düzey askeri ve siyasi yetkililerin ve sivil toplum aktivistlerinin katılımıyla kapsamlı bir şekilde abartılı hikayelerin uydurulduğunu belirtti. Haber İsrailli yetkililerin uydurduğu hikayelerin 7 Ekim saldırısında hayatını kaybeden sivillerin gerçek anlatılarına da gölge düşürdüğüne dikkati çekti.

Nir Hasson ve Liza Rozovski tarafından hazırlanan haberde şu ifadelere yer verildi:

“Politikacılar, İsrail ordusundaki subaylar, acil durumlara müdahale oluşumu ZAKA'dan gönüllüler ve sosyal medya aktivistleri, 7 Ekim'den bu yana Hamas üyelerinin işlediği korkunç hikayelerden bahsediyor. Büyük olasılıkla, kapsamlı kanıtlara dayanan gerçek ifadelerden bahsediyoruz. Ancak İsrail ve dünya kamuoyunda yanlış hikayeler ve anlatılar da yayılıyor. Olayların bu şekilde abartılması, katliamı inkar edenler için bahane olacaktır.”

İkili aynı zamanda, “Hamas ve İslami Cihad üyeleri ve İsrail'e giren Gazzeliler, insanlığa karşı suç işlediler. Çoğu silahsız sivil olmak üzere 20’si çocuk yaklaşık bin 200 kişiyi vahşice öldürdüler. Aralarında yaşlılar, çocuklar ve kadınların da aralarında bulunduğu yaklaşık 240 sivil ve askeri kaçırdılar. Bunların hepsi tartışmaya açık olmayan konulardır. Ancak birçok taraf, o gün yaşananlarla ilgili asılsız bilgiler yayınladı” vurgusunda bulundu.

FOTO: Sharon Aloni Cunio (34), üç yaşındaki ikiz kızları Ema ve Yuly, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'in güneyine düzenlediği saldırı sırasında 7 hafta rehin kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Reuters, bu fotoğrafa 27 Kasım 2023'te ulaştı (Reuters)
 Sharon Aloni Cunio (34), üç yaşındaki ikiz kızları Ema ve Yuly, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'in güneyine düzenlediği saldırı sırasında 7 hafta rehin kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Reuters, bu fotoğrafa 27 Kasım 2023'te ulaştı (Reuters)

“Kafaları kesilen çocuklar”

Haberde yalanlanan ifadeler arasında, kafası kesilen onlarca çocuğun cesedinin bulunduğu yönündeki iddialara da yer verildi. Haberde, “Bu açıklama, i24 News'in bir haberinde yer aldı. i24 News muhabiri, olay yerindeki askerlerden birinin kendisine 40'tan fazla çocuğun öldürüldüğünü, bazılarının kafasının kesik bulunduğunu anlattı. i24 News, vahşet hakkındaki ve ölü sayıları haberlerinin sadece cesetleri tahliye eden asker ve polis memurlarının ifadelerine dayandığını öğrendik” ifadeleri yer aldı. Savaşın başlamasından dört gün sonra, İsrail Ordu Sözcüsü’nün de eşliğiyle yabancı muhabirler bir gezi için toplanmış, benzer rakamlar ZAKA üyeleri tarafından da tekrarlanmıştı.

Haaretz’in haberi şöyle devam etti:

“Bu açıklamalar sosyal medyada alıntılandı. Bu yöndeki hikayeler, yakılan çocuk cesetlerini veya ipe asılan çocuk cesetlerini içerecek şekilde değiştirildi. Örneğin Dışişleri Bakanlığının resmi kanalı, İç Cephe Komutanlığı'ndan Albay Golan Bach'ın, evlerden birinde sekiz çocuğun yanmış cesetlerinin bulunduğuna dair ifadeleri yayınladı. Başbakanlık'ın X platformu üzerindeki hesabında çizime benzeyen resimler yayınlanarak ‘Bunlar Hamas canavarları tarafından öldürülen ve yakılan çocukların korkunç fotoğrafları. Başbakan Netanyahu, bu görüntüleri ABD Dışişleri Bakanı'na gösterdi’ ifadelerine yer verildi.”

Benzer açıklamalar İsrail ordusundaki bir subay tarafından da yayımlandı. Birkaç gün önce Shabbat Meydanı Muhabiri Yishai Cohen, Gazze Tümeni'nden Yarbay Yaron Buskila ile görüştü. Buskila, çocukların çamaşır ipine asılmasından bahsetti. Sağcı Joel Vaknan da bu ifadelerin benzerlerine X hesabında yer vermişti. Daha sonra bu yöndeki hikayenin asılsız olduğunu fark ettiğini söyleyen Cohen ise “Bir subay neden bu kadar korkunç bir hikaye uydursun?” diyerek iddiaları savunmaya çalıştı.

Hamaslı saldırganların 7 Ekim’deki katliam sırasında başta askerlerin cesetleri olmak üzere İsraillilere ait cesetlere kötü davrandığı, organ kesme vakalarının yaşandığı da öne sürülmüştü. Ancak Ulusal Sigorta Enstitüsü'nün 7 Ekim kurbanlarıyla ilgili verileri, ayrıca katliam bölgelerinden, yerleşim birimleri liderlerinden ve polisten toplanan bilgiler, saldırılarda bir çocuğun ailesi ile birlikteyken üzerlerine açılan ateş sonucu öldürüldüğünü teyit ediyor: Beeri yerleşim yerinde 10 aylık Mila Cohen, babası Ohad (43) ve büyük annesi Yona (73) ile birlikte öldürüldü.

FOTO: İsrail Rehineler ve Kayıp Aileler Forumu tarafından yayınlanan bu fotoğrafta, 25 Kasım'da Hamas tarafından serbest bırakılan 13 İsrailli arasında Beeri yerleşim yerinden Emily Hand (9) yer alıyor (AP)
İsrail Rehineler ve Kayıp Aileler Forumu tarafından yayınlanan bu fotoğrafta, 25 Kasım'da Hamas tarafından serbest bırakılan 13 İsrailli arasında Beeri yerleşim yerinden Emily Hand (9) yer alıyor (AP)

İsrail Ulusal Sigorta Enstitüsü'nün bildirdiğine göre aynı gün küçük Mila ile birlikte toplam 25 çocuk ayrı ayrı mekanlarda ailelerinin yanında hayatını kaybetti: Nir-Oz'da öldürülen Omer Siman Tov Kedem (4) ile ikiz ablaları Arbel ve Shahar (6), Negev Arara'dan füze fırlatılması sonucu ölen Yazen Zakaria Abu Jamaa ve Safir Koleji yakınlarında anne babası ve erkek kardeşiyle birlikte öldürülen Eitan Kaptisher (5). Bunların yanı sıra yaşları 12-15 arasında değişen 14 erkek çocuk da öldürüldü.

Bunlardan üçünün ölümü Gazze sınırındaki katliamının yaşandığı bölgede gerçekleşmedi, aksine bir füzeden kaynaklandı. Şu ana dek farklı ailelerin çocuklarının bir araya toplanarak öldürüldüğü bir sahneye rastlanmadı. Dolayısıyla Netanyahu'nun ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmede ‘Hamas teröristlerinin onlarca çocuğu götürdüğü, kelepçelediği, yaktığı ve katlettiği’ şeklindeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı anlaşılıyor.

FOTO: Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Gazze Şeridi sınırı yakınındaki Beeri yerleşim yerini ziyaret etti (AFP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Gazze Şeridi sınırı yakınındaki Beeri yerleşim yerini ziyaret etti (AFP)

Sağlık görevlilerinin abartılı ifadeleri

Haaretz’in haberinde, ZAKA üyelerinin bazı yanlış açıklamalarda bulunduğu, içlerinden birinin başka bir korkunç sahneden bahsettiği belirtildi. Şahıs, Beeri yerleşim yerinde karnı deşilmiş bir kadın cesedi ve içerisindeki fetüsün bıçaklanmış halde bulunduğunu öne sürdü. Bu ifadeyi Haaretz ile yaptığı bir sohbette tekrarlayan şahıs, hatta bu sahneyi yerleşim yerinde gördüğünü, kadının sırtından vurulduğunu öne sürdü.

Söz konusu sağlık görevlisi, kadını evin yakınlarında bulduğunu, burada bir odada ise 6-7 yaşlarında vurulmuş bir çocuğun bulunduğunu öne sürdü. Haaretz'in haberi ise Beeri'de öldürülenler arasında 6-7 yaşlarında çocukların bulunmadığını, hamile kadının hikayesinin tamamen uydurma olduğunu açığa çıkarttı.

FOTO: Binyamin Netanyahu ve eşi Sara, Yahudi Hamursuz Bayramı kutlamalarına katıldı (AP)
Binyamin Netanyahu ve eşi Sara, Yahudi Hamursuz Bayramı kutlamalarına katıldı (AP)

Netanyahu’nun eşinin kurguları

Şarku’l Avsat’ın Haaretz’den aktardığına göre Netanyahu'nun eşi Sara, ABD Başkanı’nın eşi Jill Biden'a yazdığı mektupta, “Gazze Şeridi'ne kaçırılan kadınlardan biri dokuz aylık hamileydi, Hamas'ın esaretinde doğum yaptı” ifadelerine değindi. Sosyal medyada, söz konusu kadının Tayland vatandaşı Natthawaree Mulkan olduğu ortaya çıkarıldı.

Mulkan’ın yakınları, kendisinin hamile olduğu yönündeki iddiaları yalanladı. Aynı şekilde Mulkan da Cumartesi günü serbest bırakıldığında hamile olmadığını bildirdi. Ordunun ayrıca kaçırılan bir hamile kadın hakkında da henüz bir bilgisi bulunmazken güvenlik aygıtı ise bu hikayeyi asılsız bir söylenti olarak ele aldı. Başbakanlıktan ise herhangi bir yanıt gelmedi.

“Fırında bir bebek bulundu”

Birkaç hafta önce Yardımlaşma Birliği Başkanı Eli Beer, bir çocuğun fırında yakılarak öldürüldüğünü anlatmıştı. Beer, ABD’deki bir bağış konferansında bu yöndeki ayrıntıları anlatmıştı. Bu hikaye yayılarak bu ayın başında İngiliz gazetesi Daily Mail'de birden fazla çocuğun bu şekilde öldürüldüğü iddia edildi. Ancak bu hikaye de doğru değil. Katliamda doğrudan öldürülen tek bebek ise 10 aylık Mila Cohen'di. Polisin elinde bu yönde bir çocuk cesedi olduğuna dair herhangi bir kanıt ise bulunmuyor.

Son belirlenen isim listesine göre 7 Ekim saldırılarında 1’i bebek ve 25’i çocuk 1.194 kişi öldürüldü.



İsrail Beyrut’un merkezini hedef alırken İran’dan protestoculara uyarı

TT

İsrail Beyrut’un merkezini hedef alırken İran’dan protestoculara uyarı

İsrail Beyrut’un merkezini hedef alırken İran’dan protestoculara uyarı

İsrail hava saldırısıyla bugün (Çarşamba) Beyrut’un merkezinde bulunan bir apartman dairesini hedef aldı. Söz konusu saldırı, ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da dahil olduğu savaşın başlamasından bu yana, başkentin merkezine yönelik ikinci saldırı oldu.

İran Emniyet Gücü Genel Müdürü Tuğgeneral Ahmed Rıza Radan  hükümet karşıtı gösterilere ilişkin açıklamasında, düşman ülkelerin tutumlarını desteklediği değerlendirilen kişilere karşı sert tedbirler alınacağını söyledi. Radan, “Eğer biri düşmanın istekleri doğrultusunda hareket ederse artık ona yalnızca bir protestocu olarak bakmayacağız; onu düşman olarak değerlendireceğiz. Güçlerimiz tam hazırlık halinde ve tetikte bekliyor; devrimi savunmaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı’nın oğlu, savaş sırasında yaralandığına dair çıkan haberlere rağmen yeni dini lider Mücteba Hamaney’in “iyi durumda” olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey İranlı kaynaklar ise Mücteba Hamaney’in yeni dini lider olarak seçilmesinin İran Devrim Muhafızları’nın etkisiyle gerçekleştiğini ifade etti.

 


İran'a açılan savaş, ABD içinde önemli bir savaşı kaybettiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Yokosuka Deniz Üssü'nde USS George Washington uçak gemisinde bulunan Donanma personeline hitap ederken, 28 Ekim 2025 (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Yokosuka Deniz Üssü'nde USS George Washington uçak gemisinde bulunan Donanma personeline hitap ederken, 28 Ekim 2025 (AFP)
TT

İran'a açılan savaş, ABD içinde önemli bir savaşı kaybettiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Yokosuka Deniz Üssü'nde USS George Washington uçak gemisinde bulunan Donanma personeline hitap ederken, 28 Ekim 2025 (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Yokosuka Deniz Üssü'nde USS George Washington uçak gemisinde bulunan Donanma personeline hitap ederken, 28 Ekim 2025 (AFP)

Brian Katulis

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı savaşın yakında sona erebileceğini ima etti. Trump, ABD'nin planlanandan çok daha ileride olduğunu ve ABD-İsrail ortak askeri operasyonlarının tamamlanmak üzere olduğunu söyledi. Ancak ABD Savaş Başakanlığı (Pentagon) aynı gün, sosyal medya üzerinden ‘Merhamet yok’ ve ‘Savaş daha yeni başladı’ başlıklı iki güçlü açıklama yayınlayarak tamamen farklı bir mesaj verdi.

Trump yönetiminin İran ile savaş hakkındaki mesajları belirsiz ve kafa karıştırıcı görünüyorsa, bunun kasıtlı olarak yapıldığını aklımızdan çıkarmamalıyız. Karışık mesajlar ve çelişkili üslup, sadece kafa karışıklığı veya yetersizliğin sonucu değil, kasıtlı bir tutumdur.

Herkesi, tüm dünyayı, müttefikleri ve düşmanları da dahil olmak üzere, tahminlerde bulunmaya zorlayarak, çelişkili mesajlarla herkesi kafa karıştırıp, tüm dikkatleri sadece kendisine çekerek avantaj elde etmek Trump tarzı stratejik iletişimin temel bir özelliğidir.

Bu yaklaşım, hesaplanmış bir kaos gibi görünse de Trump'ın ekibinin savaş öncesindeki haftalarda benimsediği modelle uyumlu. Ekip, rejim değişikliği, İran halkını koruma, nükleer programla başa çıkma ve balistik füze tehdidine karşı koyma gibi çok çeşitli gerekçeler öne sürmüştü. Ancak bu yaklaşımın birikimli bir maliyeti vardı. Çünkü operasyonun birleştirici bir hedefi ve net bir merkezi mesajı olmadığından yönetimin askeri harekat için sağlam bir Amerikan desteği oluşturması zorlaştı. Kamuoyunun desteği, Washington'ın bu çatışmada tüketilen silahları yenilemesi için ihtiyaç duyduğu ek fonu elde etmesi için Kongre'nin onayını almasında gerekiyor.

İran'a karşı savaşın ilk günlerinde ABD halkının zayıf desteği

Savaş ikinci haftasına girerken, Amerikalıların çoğu Trump'ın savaşı yönetme şeklini eleştiriyor. NPR, PBS News ve Marist tarafından yapılan son ankete göre Amerikalıların yüzde 56'sı İran'a karşı savaşa karşı çıkarken, yüzde 44'ü savaşı destekliyor. Amerikalıların sadece yüzde 36'sı Trump'ın İran'a karşı tutumunu onaylıyor.

Bu rakamlar, askeri operasyonların başlangıcında Amerikan kamuoyunun görüşleri ile karşılaştırıldığında geçmişe kıyasla oldukça düşük. 2000’lerin ilk on yılında Irak ve Afganistan'da yürütülen savaşlar ile ikinci on yılda DEAŞ’a karşı yürütülen savaş, başlangıçta Amerikalıların çoğunluğunun desteğini almıştı. Ancak bu savaşların Amerikalıların hayatları ve vergi mükelleflerinin parası açısından maliyeti arttıkça bu destek zamanla azaldı.

ABD başkanları genellikle savaş zamanlarında ülkeyi birleştiren ulusal bir konsensüs oluşturmaya çalışırlar, ancak Trump bu şekilde davranmıyor. Geçtiğimiz ay ‘Birliğin Durumu’ konuşmasını gerçekleştiren Trump, uzun konuşmasının sonunda İran'dan sadece kısaca bahsederken bunu çok çeşitli iç ve dış politika konularında ülke içindeki bölünmeleri derinleştirmek için kullandı.

gthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübünde yapılan görüşmenin ardından düzenledikleri basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)

ABD başkanları genellikle savaş zamanlarında ülkeyi birleştiren ulusal bir konsensüs oluşturmaya çalışırlar, ancak Trump bu şekilde davranmıyor.

Bunun yanında ABD’nin herhangi bir çatışmaya ilk günlerinde girmesi, her zaman ‘tek bayrak etrafında toplanma’ olarak bilinen bir eğilim yaratmıştır. Bu eğilim, Amerikalıların ABD ordusu tehlikeyle karşı karşıya kaldıklarında onları desteklemeleri şeklinde olur.

Ancak İran ile savaşın ilk günlerinde böyle bir durum yaşanmadı. Başkan Trump ve ekibinin savaşı bir an önce sona erdirmek istediklerini belirtmelerinin nedenlerinden biri bu olabilir. Ara seçimlere dokuz aydan kısa bir süre kala, Trump yönetiminin en son istediği şey, bu popüler olmayan savaş başlamadan önce bile en düşük seviyelere gerileyen Başkanın popülaritesinin daha da azalması olacaktır. On Amerikalıdan altısı, başkanın genel performansından memnun olmadığını belirtiyor.

Bu savaşın Trump’a yükleyebileceği potansiyel bir siyasi yük, İran'a karşı savaşın neden olduğu yakıt fiyatlarındaki artışın, Amerikalıların onun ekonomi ve enflasyonu kontrol altına alma konusundaki tutumuna ilişkin görüşlerini daha da zayıflatma riski. Bu iki konu, Amerikan seçmenlerin en çok önem verdiği konular arasında yer alıyor. Reuters ve Ipsos tarafından geçtiğimiz hafta yapılan bir ortak anket, Amerikalıların yüzde 67'sinin İran'a yönelik saldırıların ardından yakıt fiyatlarının artmasını beklediğini gösterdi. Bu savaşın bir başka zayıf noktası da daha fazla Amerikan askerinin çatışmalarda hayatını kaybetme olasılığı.

Ancak Trump'ın İran'ı çevreleyen iç siyasi denklemde lehine çalışan bir faktör var. O da sağlam siyasi tabanı savaşa girme kararını destekliyor. Savaşın ilk haftasında yayınlanan bir başka ankette, Trump seçmenlerinin yüzde 84'ü, kendilerini ‘MAGA’ (Make America Great Again/Amerikayı Yeniden Harika Yap) destekçisi olarak tanımlayan muhafazakarların yüzde 94'ü dahil olmak üzere, Başkan Trump'ın İran'a karşı ABD saldırısı emri verme kararını desteklediğini belirtti.

vgrt
İran'ın başkenti Tahran'daki bir petrol deposunda çıkan yangın (AFP)

Savaşa girme kararının halkın desteğini alamaması, Başkan Trump ve ekibinin savaşı bir an önce sona erdirmek istediklerini belirtmelerinin nedenlerinden biri olabilir.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere Trump'ın siyasi tabanındaki bu sadakat, destekçilerinin diğer çoğu konuda da onu destekleme şeklini yansıtıyor. Ancak, daha geniş bir bakış açısıyla, bu desteğin yoğunluğu, Amerikalıların çoğunluğunun İran'a yönelik yaklaşımını ve diğer birçok konuyu reddettiği daha kapsamlı bir görüşü gölgelediği için, zıt bir gerçeklik üzerinde durmak gerekir. Demokratlara gelince bu savaşa karşı büyük ölçüde birleşmiş olsalar da çoğunlukla açık stratejik alternatifler sunmadan eleştirmekle yetindiler.

Bu iç siyasi bağlamda, Trump'ın geniş bir kamuoyu konsensüsü oluşturmak için önemli bir çaba sarf etmeden İsrail ile birlikte İran'a savaş açma kararı riskli bir kumar gibi görünüyor. Bu karar, diğer bölgesel ortaklarla, özellikle de Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Ürdün gibi Washington'ın önemli Arap müttefikleriyle yakın iş birliği veya yeterli destek olmadan İsrail ile koordineli olarak savaşı başlatma kararının bir uzantısıdır. Nihayetinde, İran'a karşı savaş konusunda Amerikan kamuoyunun görüşü, sahada yaşananlara göre şekillenecek.

İlk gün İran rejiminin üst düzey liderlerinin ortadan kaldırılmasıyla savaş alanında elde edilen taktiksel başarılar, Trump yönetimi Amerikalılara bu savaşın nihai hedefi konusunda daha net bir bilgi vermedikçe, elde edilebilecek en büyük başarı olarak kalabilir. Savaş ne kadar uzun sürerse, Trump için siyasi maliyeti de ve riskleri de bir o kadar artacak.


Pezeşkiyan’ın oğlu: İran'ın yeni Yüksek Lideri, savaşta yaralanmasına rağmen "iyi durumda"

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, 31 Mayıs 2019'da Tahran'da düzenlenen bir mitingde (Reuters)
İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, 31 Mayıs 2019'da Tahran'da düzenlenen bir mitingde (Reuters)
TT

Pezeşkiyan’ın oğlu: İran'ın yeni Yüksek Lideri, savaşta yaralanmasına rağmen "iyi durumda"

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, 31 Mayıs 2019'da Tahran'da düzenlenen bir mitingde (Reuters)
İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, 31 Mayıs 2019'da Tahran'da düzenlenen bir mitingde (Reuters)

İran cumhurbaşkanının oğlu bugün yaptığı açıklamada, yeni Dini Lider Mücteba Hamaney'in İsrail ve ABD ile savaşta yaralandığına dair haberlere rağmen “iyi” olduğunu vurguladı.

Hükümet danışmanı Yusuf Pezeşkiyan, Telegram kanalında yaptığı paylaşımda, “Mücteba Hamaney'in yaralandığı haberini duydum. Geniş bir bağlantı ağına sahip bazı arkadaşlarıma sordum. Allah’a şükür, iyi olduğunu söylediler” ifadelerini kullandı.Şarku'l Avsat'ın basında yer alan bazı haberlerden edindiği bilgiye göre yeni lider babasına yapılan saldırıda ayağından yaralandı ve iyileşme sürecinde.

Mücteba Hamaney'in, 28 Şubat'ta savaşın ilk gününde öldürülen babası Ali Hamaney'in halefi olarak seçildiğinin açıklanmasının ardından, devlet televizyonu onun hayatının önemli anlarını anlatan bir haber yayınladı ve “Ramazan savaşında yaralandığını” ifade etti.