Rusya, Ukrayna’da bir generalin daha öldürüldüğünü duyurdu

Rus Kantemirovskaya Tank Tümeni Komutanı Vladimir Zavadsky, 28 Haziran 2020’de Naro-Fominsk’te yaptığı bir konuşmada (Reuters)
Rus Kantemirovskaya Tank Tümeni Komutanı Vladimir Zavadsky, 28 Haziran 2020’de Naro-Fominsk’te yaptığı bir konuşmada (Reuters)
TT

Rusya, Ukrayna’da bir generalin daha öldürüldüğünü duyurdu

Rus Kantemirovskaya Tank Tümeni Komutanı Vladimir Zavadsky, 28 Haziran 2020’de Naro-Fominsk’te yaptığı bir konuşmada (Reuters)
Rus Kantemirovskaya Tank Tümeni Komutanı Vladimir Zavadsky, 28 Haziran 2020’de Naro-Fominsk’te yaptığı bir konuşmada (Reuters)

Rus yetkililer, Ukrayna’da bir generalin daha öldürüldüğünü resmi olarak teyit etti.

Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre, Rusya’nın güney batısında yer alan Voronej bölgesinin Valisi Alexander Gusev bugün Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Rus Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı 14. Kolordu’nun Komutan Yardımcısı Tümgeneral Vladimir Zavadsky’nin Ukrayna’daki özel askeri operasyon sırasında öldürüldüğünü duyurdu.

Gusev, Zavadsky’nin (45) ölümünü ‘korkunç bir kayıp’ olarak nitelendirdi.

Ukrayna medyası, Zavadsky’nin geçen hafta öldürüldüğünü bildirdi.

Rus kaynaklarına göre, çatışmalarda Zavadsky’nin yanı sıra altı general de hayatını kaybetti.

Ukrayna ise, savaş sırasında en az 12 Rus generalin öldüğünü iddia ediyor.



Savaşın yıldönümünde Kral Charles'tan Ukraynalılara mesaj

(Reuters)
(Reuters)
TT

Savaşın yıldönümünde Kral Charles'tan Ukraynalılara mesaj

(Reuters)
(Reuters)

Kral, Rusya'nın işgalinin ikinci yıldönümü münasebetiyle yayımladığı mesajda Ukrayna halkının "kararlılığını ve gücünü" övdü.

Kral şöyle dedi:

Onlarınki tarif edilemez bir saldırganlık karşısında gösterilen gerçek kahramanlık.

Charles, Birleşik Krallık ve müttefiklerinin Ukrayna'yı "böylesine büyük acı ve ihtiyaçların yaşandığı bu dönemde" destekleme çabalarından "son derece cesaret aldığını" da sözlerine ekledi.

Kral sözlerine şöyle devam etti:

Topraklarına, yaşamlarına ve geçim kaynaklarına yönelik sebepsiz saldırı trajik bir şekilde üçüncü yılına girerken, Ukrayna halkının kararlılığı ve gücü ilham vermeye devam ediyor. Onlara yaşatılan muazzam zorluklara ve acılara rağmen Ukraynalılar, dünyanın onlarla çok yakından ilişkilendirdiği kahramanlığı göstermeye devam ediyor. Onlarınki tarif edilemez bir saldırganlık karşısında gösterilen gerçek kahramanlık. Bunu, savaşın başlamasından bu yana Zelenskiy ve eşi Zelenska'dan, Birleşik Krallık'ta acemi eğitimi gören yeni askerlere kadar Ukraynalılarla yaptığım pek çok görüşmede bizzat hissettim. Birleşik Krallık ve müttefiklerimizin, böylesine büyük acı ve ihtiyaçların yaşandığı bu dönemde Ukrayna'yı desteklemeye yönelik uluslararası çabaların ön saflarında yer almaya devam etmesinden büyük cesaret alıyorum. Kalbim etkilenen herkesle birlikte, onları düşüncelerimde ve dualarımda anıyorum.

Bu açıklama, Kral'ın açıklanmayan bir kanser türü için ayakta tedavi görmeye devam ettiği bir dönemde geldi.

Charles'ın prostat büyümesi nedeniyle olduğu ameliyat sırasında kanser tespit edilmişti.

Ayrıca Galler Prensesi de karın ameliyatından sonra iyileşme sürecine girdi. Saray daha fazla ayrıntı vermedi ancak durumunun kanserle bağlantılı olmadığını söylemişti. Prenses daha sonra Windsor'daki evine dönmüştü.

Batılı liderler cumartesi günü Rusya'nın Ukrayna'yı istilasının ikinci yıldönümü münasebetiyle Kiev'de bir araya geldi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, diğer üç Batılı liderle birlikte başkente gelirken Avrupa'nın Ukrayna'yı "nihayet özgür olana kadar" destekleyeceği sözünü verdi.

Von der Leyen'la İtalya, Kanada ve Belçika başbakanları Giorgia Meloni, Justin Trudeau ve Alexander De Croo'nun ziyareti, Ukrayna'nın askeri malzeme sıkıntısı çektiği bir dönemde gelen destek gösterisi niteliğindeydi. Bu malzeme sıkıntısı, Ukrayna'ya savaş meydanında zarar verirken, Moskova da toprak kazanımlarını artıyor. 

Geçen ay Kiev'i ziyaret ederek yeni bir güvenlik anlaşması imzalayan ve ülkeye yönelik askeri fon artışını duyuran Rishi Sunak, cuma günü yaptığı açıklamada şunları söylemişti: "Putin iki yıl önce yasadışı istilasını başlattığında, özgür dünya buna birlik içinde karşılık verdi.

Ukrayna'nın arkasında birlikte durduk. Bu acı dolu yıldönümünde kararlılığımızı tazelemeliyiz. Sadece birkaç hafta önce Kiev'deydim ve yaralı Ukraynalı askerlerle görüştüm. Her bir yürek parçalayan hikaye, Ukrayna'nın korkunç acılar karşısında gösterdiği cesareti hatırlatıyordu. Bu, sadece Ukrayna halkının ülkelerini tamamen haksız bir istilaya karşı savunmak için değil, aynı zamanda hepimizin dayandığı özgürlük, egemenlik ve hukukun üstünlüğü ilkelerini savunmak üzere ödedikleri bedelin hatırlatıcısıydı.

Sunak sözlerine şöyle devam etmişti:

Bu an, tiranlığın asla galip gelmeyeceğini gösterme; bugün ve yarın Ukrayna'nın yanında duracağımızı bir kez daha söyleme anıdır.

Independent Türkçe


İsrail'in, Gazze'de soykırımı engelleme önlemlerine ilişkin UAD'nin talep ettiği raporu yarın sunması bekleniyor

(AA)
(AA)
TT

İsrail'in, Gazze'de soykırımı engelleme önlemlerine ilişkin UAD'nin talep ettiği raporu yarın sunması bekleniyor

(AA)
(AA)

Uluslararası Adalet Divanının, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin açtığı davada Gazze’deki Filistinlilere yönelik soykırımın engellenmesi için gerekli tedbirleri almasına ve bununla ilgili raporunu Divan'a sunmasına ilişkin İsrail’e verdiği bir aylık süre yarın doluyor.

İsrail’in, Divan’ın 26 Ocak'ta hükmettiği tedbirlere uyduğunu göstermesi ve Filistinlilere yönelik soykırımı engellemek amacıyla aldığı önlemleri anlatması gerekiyor.

Buna karşın, Divan'da 12 Ocak'ta görülen duruşmada Gazze'de soykırım yaptığını reddeden İsrail'in, Filistinlilere yönelik saldırıları ve ihlalleri artarak devam ediyor.

İsrail'in saldırılarında ölenlerin sayısı arttı

Divan'ın tedbir kararını verdiği 26 Ocak'tan bu yana geçen bir aylık süreçte İsrail'in, Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az bin 660’ı çocuk, bin 70’i kadın olmak üzere 3 bin 523 Filistinli öldürüldü, 5 bin 250 kişi yaralandı.

Buna göre İsrail'in, Divan'ın hükmettiği tedbir kararına rağmen son bir ayda günde 100'den fazla Filistinliyi öldürdüğü görülüyor.

Enkaz altında halen binlerce ölünün olduğu bildirilen Gazze'de İsrail, Filistinlilerin sığındığı hastane ve eğitim kurumlarını, sivil altyapıyı hedef almaya devam ediyor.

İnsani yardımlar yetersiz

İsrail, Divan'ın Gazzelilere yönelik insani yardımların artırılmasına hükmeden kararına rağmen son bir aylık süreçte yeterli insani yardımı Gazze’ye ulaştırmadı.

Saldırılar nedeniyle Gazze'de 2 milyondan fazla kişi yerinden olurken İsrail'in çıkardığı zorluklar ve engellemeler sebebiyle bölgeye insani yardımlar da gerektiği kadar ulaştırılamıyor.

Tel Aviv yönetiminin toplu açlığa sürüklediği ve hastalıkların kol gezdiği Gazze'ye yardımların ulaştırılmasını istemeyen İsrailliler de Filistinlilere yönelik insani yardımları engellemek için gösterilerine devam ediyor.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (UNOCHA) açıklamasına göre 7 Ekim 2023 öncesinde Gazze'ye giren ortalama kamyon sayısı günlük 500-600 civarındayken bu rakamın 7 Ekim’de başlayan İsrail saldırıları sonrası çok ciddi şekilde azaldığı görülüyor.


Dexit: Almanya ‘yeni Britanya’ mı oluyor?

2022 yılında Avrupa Birliği'nin (AB) gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 24,9'unu oluşturan Almanya, AB'nin en büyük tüketici pazarı konumunda bulunuyor. (Reuters)
2022 yılında Avrupa Birliği'nin (AB) gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 24,9'unu oluşturan Almanya, AB'nin en büyük tüketici pazarı konumunda bulunuyor. (Reuters)
TT

Dexit: Almanya ‘yeni Britanya’ mı oluyor?

2022 yılında Avrupa Birliği'nin (AB) gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 24,9'unu oluşturan Almanya, AB'nin en büyük tüketici pazarı konumunda bulunuyor. (Reuters)
2022 yılında Avrupa Birliği'nin (AB) gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 24,9'unu oluşturan Almanya, AB'nin en büyük tüketici pazarı konumunda bulunuyor. (Reuters)

1990'ların başında tanık olunan hızlı uluslararası dönüşümlerin ortasında, Avrupa milliyetçiliğini güçlendirmek ve 1993'te Avrupa Birliği'ni (AB) doğuran ekonomik entegrasyonu sağlamak için güçlü çağrılar ortaya çıktı. Bu, entegre bir finansal ve ekonomik model oluşturmak için onlarca yıldır süren çabaların sonucuydu. Euronun 1999 yılında ortak para birimi olarak benimsenmesi bu modeli tamamladı ve euro AB’nin sembolü haline geldi.

Ancak bundan yıllar sonra AB’nin önünde zorluklar birikmeye başladı. Bunlardan en dikkate değer olanı Britanya'nın Ocak 2020'de AB’den resmi olarak ayrılmasıydı.

Bugün AB'den çıkış çağrısı yapan Almanya için Alternatif Partisi (AfD) gibi aşırı sağcı partilerin yükselişiyle temsil edilen bu büyük meydan okuma, Dexit (Birleşik Krallık'ın AB’den çıkışı için kullanılan Brexit teriminin uyarlaması) adı verilen hamleyle yeniden canlanabilir. Bu, özellikle Avrupa'nın en büyük ve dünyanın üçüncü büyük ekonomisinin tanık olduğu protesto ve grevlerin ardından bu çağrının geniş yankı bulması nedeniyle Almanya'yı ön plana çıkardı.

Ekonomi ‘bulanık sularda’ yüzüyor

Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck'in açıklamasına göre, Alman ekonomisi ‘bulanık sularda’ yüzüyor. Alman hükümetinin 2024 yılı büyüme tahmini yüzde 1,3'ten yüzde 0,2'ye revize edildi.

Alman ekonomisi, devam eden enflasyon, yüksek enerji fiyatları ve zayıf dış talep nedeniyle 2023 yılı sonunda yüzde 0,3 daralırken, G7 ülkeleri arasında geçtiğimiz yıl ekonomik daralma yaşayan tek ülke Almanya oldu.

Almanya Merkez Bankası (Bundesbank), dış talebin zayıfladığını, tüketicilerin harcamalarında temkinli olduğunu ve artan finansman maliyetlerinin yatırımları sınırlamaya devam edebileceğini belirterek, Almanya ekonomisinin geçen yılın son çeyreğinin ardından bu yılın ilk çeyreğinde de daralma göstererek teknik resesyona girebileceğini bildirdi.

Habeck, enerji yoğun sanayileri Rus gazına bağımlı olan ülkesindeki duruma ilişkin açıklamasında oldukça açık sözlüydü. Habeck, Putin'in Ukrayna'ya karşı topyekûn savaşı ve Rus gazı ithalatına getirilen yasağın ardından Almanya'nın ‘çok özel bir durumla’ karşı karşıya kaldığını söyledi.

Almanya, gazının yüzde 55'ini Rusya'dan ithal ediyordu, ancak Moskova'nın doğu Ukrayna'daki Rusya yanlısı iki ayrılıkçı bölgenin bağımsızlığını tanıması, Berlin'in Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattını askıya almasına yol açtı. Bu, Almanya için olduğu kadar Rusya için de hayati bir proje. Söz konusu projenin, yıllar içinde ABD ile Almanya arasında ve ayrıca Rusya ile Ukrayna arasında anlaşmazlıklara yol açtığı da unutulmamalı. Bu proje, son yıllarda tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye başlayan Almanya'ya Rus gaz arzını iki katına çıkaracaktı.

Habeck ayrıca, Almanya'nın ihracata bağımlılığının, onu küresel ticaret kalıplarındaki değişikliklere karşı savunmasız hale getirdiğini ve Alman ekonomisinin daha genel yapısal sorununun işçi eksikliği olduğunu açıkladı. Habeck, “Göçmen işçiler olmazsa Alman ekonomisi çökecek” uyarısında bulundu.

Almanya, 2020 ve 2021'de Kovid-19 salgınının yıkıcı ekonomik etkilerine AB'deki tüm komşularından daha iyi dayandı. Bunun nedeni büyük ölçüde kendisine sunulan mali alan ve büyük cari işlemler fazlasıydı (2020'de 232 milyar euro ve 2021'de 266 milyar euro). Cömert ekonomik teşvik paketleri ve kısa vadeli esnek çalışma programları, işsizlik oranını 2021 yazında sadece yüzde 5,7 seviyesinde tuttu.

Pandemi kısıtlamalarının hafifletilmesi ve hizmet sektörünün toparlanması, Almanya’nın 2021'de reel gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 2,8 büyümesine yol açtı. Ancak Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının etkileri, 2022'de GSYİH büyümesinin yüzde 1,9 ile beklenenden düşük olmasına sebep oldu.

Almanya için Alternatif Partisi (AfD) nedir?

Aşırı sağ, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Alman siyasi sistemine benzeri görülmemiş bir meydan okuma oluşturan AfD’yi doğurdu. Geleneksel partileri kaygılandıran, iç istihbarat kaygılarını gündeme getiren, Almanya'nın ve AB'nin geleceğini tehdit eden bu parti nedir?

Alman siyaset sahnesinde son zamanlarda göçmen karşıtı AfD’nin popülaritesinde gözle görülür bir artış görüldü. Parti, kamuoyu yoklamalarında Olaf Scholz liderliğindeki üç partili koalisyonun önünde ikinci sırada yer aldı. Kamuoyu yoklamaları, partinin Alman kamuoyunda yüzde 18 ila 23 arasında destek aldığını gösteriyor. Bu da partinin nüfuzunda gözle görülür bir artışı yansıtıyor.

dfev
Almanya için Alternatif Partisi (AfD), Brexit teriminden esinlenerek Dexit olarak bilinen ve AB’nin geleceğini tehdit eden bir hamleyle Almanya’nın AB'den çıkmasını talep ediyor. (Reuters)

Bu gelişmeler, partinin AB'ye yönelik gelecek stratejisine ilişkin iç tartışmalarının ışığında ortaya çıkıyor. AfD, Alman toplumunun bazı kesimlerinde göçle ilgili artan memnuniyetsizlik hissinden ve Almanya'nın savaşın Ukrayna'daki yansımalarına ilişkin korkularından yararlandı. Kendisini ülkeyi dış tehlikelerden koruyabilecek bir parti olarak sundu. Küresel ekonomik krizin sonuçlarından, özellikle de yüksek enflasyon oranından ve artan enerji maliyetlerinden de yararlanan AfD, bunları mevcut hükümetin politikalarına bağladı. AfD’nin Almanya'nın iç ve dış politikasında köklü değişikliklere yol açabilecek yaklaşan seçimlerde önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Sert saldırı: Avrupa Birliği ‘başarısız bir proje’

AfD, Almanya'nın doğusundaki Magdeburg şehrinde düzenlediği konferansta AB'ye sert bir saldırı başlattı ve AB’yi reform yapılamayan ‘başarısız bir proje’ olarak nitelendirdi. Yüzlerce parti delegesi, AB'nin iklim değişikliği ve göç gibi temel sorunları ele alma konusundaki başarısızlığını doğrulayan ve ortak para birimini (euro) kategorik olarak reddettiğini ifade eden açık bir metni kabul etti. Ayrıca, Avrupa'nın geleceğine ilişkin vizyonunu da sundu ve ‘AB’ye üye devletlerin egemenliğini koruyan yeni bir Avrupa ekonomik topluluğu’ kurulması çağrısında bulundu.

AfD Eş Başkanı Alice Weidel, partisinin 2021 Almanya federal seçimlerinde oyların yüzde 10,3'ünü aldığını belirterek, gelecek seçimleri kazanması halinde AB'den ayrılma konusunda referandum talep edeceğini söyledi.

Ekonomik felakete karşı güçlü uyarı

AfD’nin çağrıları, Alman hükümeti ile ekonomi uzmanları tarafından kategorik olarak reddedildi ve bunun ülke için feci sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulunuldu.

Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, AfD’nin planlarına şiddetli bir saldırı başlattı ve AB’den ayrılmaya yönelik herhangi bir hareketi Avrupa ve Almanya'da olabilecek ‘en büyük servet yok edici’ olarak nitelendirdi. Scholz ayrıca, İngiltere'nin dört yıl önce AB’en ayrılmasının İngiltere'yi ekonomik bir felakete sürüklediğine dikkat çekti.

Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner da Almanya'nın AB’den ayrılmasının feci sonuçlara yol açacağı konusunda uyardı. AB ortak pazarının, Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya için büyük önem taşıdığını vurguladı.

AB’den ayrılığı, ağırlıklı olarak ihracata dayalı bir ekonomi için mümkün olan en kötü senaryo olarak nitelendiren Lindner, Alman halkını, hükümetin tüm politikalarıyla aynı fikirde olmasalar da AB'den ayrılmanın risklerini anlamaya çağırdı. Lindner ayıca, AB’nin Almanya'nın zenginliğinin temeli olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Almanya'nın en büyük iş dünyası lobi grubu olan Alman Sanayi Federasyonu (BDI) Başkanı Siegfried Russwurm ise “Birleşik Krallık'taki meslektaşlarımla konuştuğumda hiçbir zaman Brexit'ten yana olmadıklarını ve halen karşı olduklarını söylüyorlar” dedi. Russwurm, Almanya'nın, Avrupa ortak pazarı ve ortak para biriminden en fazla yararlanan ülkelerden biri olduğuna dikkat çekti.

Avrupa Ekonomi Enstitüsü ise AB’den olası bir çıkıştan kaynaklanacak ekonomik kayıplar konusunda uyarıda bulundu. Enstitünün Berlin'deki ofisinin müdürü Kont Bergmann, Almanya'nın AB'den ve euro bölgesinden ayrılması halinde GSYİH’nin yaklaşık yüzde 10'unu kaybedeceğini söyledi. Bergmann, İngiltere'nin AB'den çıkışının fiili sonuçlarına ilişkin bir araştırmaya göre, bunun aynı zamanda Alman ekonomisinin yılda 400 ila 500 milyar euro arasında maddi kaybı olacağı anlamına geldiğini söyledi.

dfv
AfD, AB'ye sert bir saldırı başlattı ve AB’yi reform yapılamayan ‘başarısız bir proje’ olarak nitelendirdi. (Reuters)

Ancak Weidel bu endişeleri reddetti ve İngiltere'nin AB’den çıkışını ‘Almanya için bir model’ olarak nitelendirdi. AfD’nin AB'de reform yapmaya ve ‘demokratik açığı’ ortadan kaldırmaya çalışacağını belirten Weidel, “Eğer bu işe yaramazsa tıpkı Britanya'nın yaptığı gibi karar verme işini halka bırakmalıyız” ifadesini kullandı.

Almanya Japonya'yı geçti!

Bundesbank'ın, Almanya'nın zayıf dış talep, devam eden tüketici ihtiyatı ve yurt içi yatırımlardaki düşüş nedeniyle resesyona girebileceği yönündeki uyarısına rağmen, Almanya yakın zamanda Japonya'yı geride bırakarak dünyanın üçüncü büyük ekonomisi haline geldi. Bunun temel nedeni Japon yeni değerindeki keskin düşüş. Japonya'nın nominal GSYİH'si geçen yıl 4,2 trilyon dolara ulaştı. Bu da yaklaşık 591 trilyon Japon yenine tekabül ediyor. Almanya'nın GSYİH'si ise 4,4 trilyon dolara, yani 4,5 trilyon euroya ulaştı.

AB anlamını yitirecek

Alman ekonomisi 2022'de AB'nin GSYİH'sinin yüzde 24,9'unu oluşturuyordu. Almanya aynı zamanda AB'nin en büyük tüketici pazarı, ABD'nin Avrupa'daki en büyük ticaret ortağı ve altıncı en büyük ihracat pazarıdır. Ticaret hacmi, tüketici sayısı ve AB'nin merkezindeki coğrafi konumu, onu birçok Amerikan şirketinin Avrupa ve küresel genişleme stratejilerini oluşturmaya çalıştığı temel taşı haline getiriyor. Almanya ayrıca 2023 yılında doğrudan yabancı yatırım için Avrupa'nın en çok aranan destinasyonu oldu. Avrupa istatistik verilerine göre, Almanya, AB’nin toplam bütçesinin yüzde 21,2'sini oluşturan 30,3 milyar eurodan fazla yatırım yapıyor.

Medya, Weidel'in, Almanya'nın AB'den ayrılacağına ilişkin tehditlerinin gerçekleşmesi halinde, bunun AB'nin ölümü anlamına geleceğini yazdı.

Konrad-Adenauer-Stiftung tarafından yapılan kamuoyu yoklaması, AB'ye güçlü destekleriyle tanınan Almanların birlik fikrini güçlü bir şekilde desteklediğini gösterdi.

Siyasi analist Jarko Bohovski, Almanya'nın AB'den olası çıkışının gerçekçi olmayan bir senaryo olduğunu, ancak bu gerçekleşirse AB'nin Almanya olmadan yola devam etmesinin zor olacağını söyledi. Bohovski, “Almanya’nın AB’den çıkışı, Slovakya, Macaristan ve belki de Polonya gibi ülkelerde bu tür eğilimleri güçlendirecek. Genel olarak AB bir biçim olarak kalabilir ama anlamını yitirecektir” ifadelerini kullandı.

Uzun zamandır AB'nin omurgası görevi gören Almanya, ekonomik istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynuyor. Bu, Aralık 2023'te 54,3 milyar euro değerinde mal ithal ederken, 67,5 milyar euro değerinde mal ihraç etmesi nedeniyle AB ülkeleriyle olan büyük ticaret fazlasında açıkça görülmektedir. 13,2 milyar euroya ulaşan bu fazla, Almanya'nın güçlü ihracatı yoluyla AB içindeki ekonomik büyümeyi teşvik etme yeteneğini yansıtıyor.

Almanya'nın AB'den çıkmasının hem Almanya'ya hem de AB'ye ciddi zararlar vereceğine şüphe yok. AB’den çıkış, Almanya’nın ortak pazara erişimini kaybetmesine sebep olacak. Ayrıca ihracatını engelleyecek ve istihdamı tehdit edecek. Aynı zamanda bir yatırım hedefi olarak çekiciliğini kaybedecek. Tedarik zincirlerinde aksamalar, siyasi nüfuzunun aşınması ve çok daha fazlasıyla karşı karşıya kalacak. AB ise en büyük ekonomisini kaybedecek. Bu da GSYİH’nin düşmesine, Almanya'nın bütçeye katkısının azalmasına, ekonomik ve mali istikrarın istikrarsızlaşmasına yol açacak.

Acaba Almanya ve AB'nin bu sonuçlara katlanma kapasitesi var mı?


Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 5,8 büyüklüğünde deprem

(AA)
(AA)
TT

Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 5,8 büyüklüğünde deprem

(AA)
(AA)

Çin Deprem Ağları Merkezinden (CENC) yapılan açıklamaya göre, sabah saatlerinde merkez üssü Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ne bağlı Kızılsu Kırgız Özerk İli'nin Akçi ilçesi olan 5,8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Yerin 11 kilometre derinliğinde meydana gelen depremde, ilk belirlemelere göre can kaybı veya hasar olmadı.

Dün aynı bölgede 5,3 büyüklüğünde deprem kaydedilmişti.


Arjantin lideri Milei, Trump'ı sımsıkı kucakladı

(X/@DanScavino)
(X/@DanScavino)
TT

Arjantin lideri Milei, Trump'ı sımsıkı kucakladı

(X/@DanScavino)
(X/@DanScavino)

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı (CPAC) kulisinde Donald Trump'ı sımsıkı kucaklayarak karşıladı.

Trump'ın danışmanı Dan Scavino Jr., hem Trump'ın hem de Milei'nin konferansta konuşma yaptığı cumartesi günü ABD yerel saatiyle 16:00'dan kısa bir süre önce bu etkileşimin videosunu X'ten paylaştı.

Trump konuşması sırasında Milei'yi selamlayarak "dünyanın dört bir yanından muazzam bir grup öncü, lider, dünya lideri ve yerel lider... Şu anda odada bizimle birlikte ve az önce bahsettiğim... Çok fazla gündem olan Arjantin Devlet Başkanı." dedi.

Eski Başkan "O müthiş bir beyefendi... 'Ben MAGA destekçisiyim' dedi ve o zaman bunu gerçekten yapabilecek çok az kişi olduğunu anladım" diye ekledi.

Arjantin'i yeniden harika yapacağız. [Javier Milei] Çok teşekkür ederim.

El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele'nin cuma günü Maryland eyaletindeki National Harbor'da düzenlenen CPAC'de konuştu. Bu, Latin Amerika'nın önde gelen sağ popülistlerinden ikisinin konferansa katıldığı anlamına geliyor.

Macaristan'dan Viktor Orbán ve Brezilya'dan Jair Bolsonaro gibi diğer sağcı liderler de önceki yıllarda konferansta konuşmuştu. Bu yıl ayrıca eski Birleşik Krallık Başbakanı Liz Truss da etkinliğe katıldı.

Milei, cuma günü ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'i Buenos Aires'te ağırlamıştı. Bu görüşme, Arjantin Devlet Başkanı'nın CPAC'de konuşmak üzere ABD'ye uçmasından sadece birkaç saat önce gerçekleşmişti. 

Motorlu testere sallayan ve köpek klonlayan eksantrik karakterli Arjantin lideri, ülkesini derin bir ekonomik krizden çıkarmaya çalışırken, kendi yönetiminin başarısı için önemli olabileceğinden hem mevcut hem de önceki ABD yönetimlerini etkilemeye çalışıyor.

ABD, Arjantin'in en büyük yabancı yatırımcısı ve en büyük üçüncü ticaret ortağı olmasının yanı sıra 46 milyon nüfuslu Güney Amerika ülkesinin 40 milyar dolar borçlu olduğu Uluslararası Para Fonu üzerinde de en fazla etkiye sahip ülke.

Cuma günü Blinken'la yapılan toplantı başlarken Milei şunları söylemişti:

Arjantin; Batı'nın, ilerlemenin, demokrasinin ve hepsinden önemlisi özgürlüğün tarafına dönmeye karar verdi.

Blinken'a, Milei'nin CPAC'ye katılma planları sorulmuştu.

The New York Times, ABD'li üst düzey diplomatın "Bu tamamen kendisine kalmış bir şey" dediğini bildirmişti.

Ancak Arjantin Devlet Başkanı'yla yapılan görüşme hakkında Blinken, "Başkan Biden adına az önce yaptığımız görüşmeden son derece memnun olduğumuzu ifade etmek istiyorum" demişti.

Milei, sosyalizm ve sosyal adaletle Batı'ya zarar verdiğini savunduğu uluslararası sola karşı çıkarken bile hem Trump hem de Biden yönetimiyle bir ilişki kurmaya çalışıyor.

Independent Türkçe


Estonya Başbakanı Kallas’tan NATO ülkelerine savunma harcamalarını artırma çağrısı

Kaja Kallas (AA)
Kaja Kallas (AA)
TT

Estonya Başbakanı Kallas’tan NATO ülkelerine savunma harcamalarını artırma çağrısı

Kaja Kallas (AA)
Kaja Kallas (AA)

BBC’ye konuşan Kallas, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 2’sini savunma harcamalarına ayıran NATO ülkelerinden bu oranı kendi ülkesinde olduğu gibi yüzde 3’e çıkarmalarını istedi.

Kallas, "1988'de tüm NATO ülkeleri, GSYH'lerinin yüzde 2'sinden fazlasını hatta bazıları yüzde 6'sından fazlasını savunmaya harcıyordu, neden? Çünkü tehdit gerçekti, Soğuk Savaş devam ediyordu, şimdi Avrupa'da sıcak bir savaş devam ediyor ve hala bazı ülkeler bunun kendilerini ilgilendirmediğini düşünüyor." görüşünü paylaştı.

Ukrayna'nın müttefiklerine yardım etmek için ellerinden geleni yapmaları çağrısında bulunan Kallas, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kazanması halinde savaşın Avrupa'da çok hızlı şekilde genişleyebileceği, dolayısıyla dokunulmamış hiçbir ülkenin kalmayabileceği uyarısında bulundu.

Kallas, "Rusya, Ukrayna'da kaybederse devam etmeyecek, kazanırsa devam edecek, bu yüzden şu anda onlara (Ukrayna'ya) yardım etmek için elimizden geleni yapmamız hepimiz için çok önemli." dedi.

Tarihten ders alınması gerektiğinin altını çizen Kallas, "1940'lardan öğrendik ki savaş gerçekten Avrupa'ya yayıldığında Avrupa'da çok hızlı ilerliyor, dolayısıyla bundan etkilenmeyen hiçbir ülke kalmıyor." diye konuştu.

Rusya, Kallas hakkında arama kararı çıkarmıştı

Rusya İçişleri Bakanlığı, 13 Şubat’ta Kallas'ın Rus Ceza Kanunu doğrultusunda arananlar listesine eklendiğini duyurmuş ancak kararın gerekçesine ilişkin açıklama yapmamıştı.

Estonya Başbakanı Kallas, X'ten yaptığı paylaşımda, kararın şaşırtıcı olmadığını ifade ederek, "Bu, doğru şeyi yaptığımın bir başka kanıtıdır. AB'nin Ukrayna'ya verdiği güçlü destek bir başarıdır ve Rusya'ya zarar vermektedir." değerlendirmesinde bulunmuştu.

Hakkında çıkarılan kararın kendisini susturamayacağının altını çizen Kallas, "Kremlin, bu hamlenin beni ve (Ukrayna'yı savunan) diğer insanları susturmaya yardımcı olacağını umuyor ama susturamayacak. Tam tersine. Ukrayna'ya güçlü desteğimi sürdüreceğim." ifadelerini kullanmıştı.


İsrail’in Suriye’deki saldırısında iki Hizbullah üyesi öldü

Bir İsrail askeri, Lübnan sınırına yakın bir topçu birliğinin yanında duruyor (Reuters)
Bir İsrail askeri, Lübnan sınırına yakın bir topçu birliğinin yanında duruyor (Reuters)
TT

İsrail’in Suriye’deki saldırısında iki Hizbullah üyesi öldü

Bir İsrail askeri, Lübnan sınırına yakın bir topçu birliğinin yanında duruyor (Reuters)
Bir İsrail askeri, Lübnan sınırına yakın bir topçu birliğinin yanında duruyor (Reuters)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), İsrail’in Suriye’de, Lübnan sınırı yakınında düzenlediği saldırıda iki Hizbullah üyesinin öldüğünü bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından aktardığına göre, SOHR tarafından bugün yapılan açıklamada, İsrail’in bu sabah erken saatlerde, Suriye-Lübnan sınırı yakınında Humus ile Şam kırsalı arasındaki bölgede sivil bir kamyonu füzeyle hedef aldığı bilgisi verildi.

Açıklamada, saldırı sonucu Lübnan uyruklu ve Hizbullah üyesi olan iki kişinin öldüğü ifade edildi.

SOHR Çarşamba günü de, İsrail’in Humus ve Suriye’nin merkezindeki kırsal bölgelerde bulunan yerleşim alanlarını hedef alması sonucu, aralarında iki Hizbullah üyesinin de bulunduğu 8 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de yaralandığını bildirmişti.

Özellikle İsrail ile Lübnan arasında sınır bölgesi, Gazze Şeridi’nde savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana İsrail ordusu ile Hizbullah arasında karşılıklı bombardımanlara sahne oldu.


Rusya Taliban hükümetini diplomatik olarak tanıyacak mı?

Bir Taliban unsuru, 23 Mayıs 2023’te Kabil’de bir insani yardım grubu tarafından dağıtılan yiyecekleri alan kadınların yanında (AP)
Bir Taliban unsuru, 23 Mayıs 2023’te Kabil’de bir insani yardım grubu tarafından dağıtılan yiyecekleri alan kadınların yanında (AP)
TT

Rusya Taliban hükümetini diplomatik olarak tanıyacak mı?

Bir Taliban unsuru, 23 Mayıs 2023’te Kabil’de bir insani yardım grubu tarafından dağıtılan yiyecekleri alan kadınların yanında (AP)
Bir Taliban unsuru, 23 Mayıs 2023’te Kabil’de bir insani yardım grubu tarafından dağıtılan yiyecekleri alan kadınların yanında (AP)

Afganistan, Rusya’nın hem Kabil, hem de İslamabad’a gönderdiğini işaretlere dayanarak, Taliban hükümetinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) en az bir daimi üyesi tarafından diplomatik olarak tanınma konusunda başarılı olacağına inanıyor.

Aynı zamanda, Afgan kadınlara çalışma hakkı gibi temel haklarının verilmesi konusunda radikaller ve ılımlılar arasındaki iç Taliban çatışması, Rusya’nın tam diplomatik tanımaya doğru ilerlemesinin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

Basında çıkan haberlerde, yakın zamanda ortaya çıkan iki göstergenin, Moskova’nın Taliban rejimini tam diplomatik olarak tanımayı ciddi şekilde düşündüğüne işaret ettiği iddia edildi.

Rusya’nın Kabil Büyükelçiliği, geçtiğimiz hafta BM sponsorluğunda Doha’da düzenlenen Uluslararası Afganistan Konferansı başlamadan önce, Afganistan’ın tek temsilcisi olarak Taliban’ı desteklemek için elinden geleni yaptı.

Büyükelçilik konferansa katılacak sivil toplum temsilcileri seçilmeden önce, BM’ye Taliban hareketiyle istişarede bulunma ve böylece Taliban’ın Afganistan’ın tek temsilcisi statüsünü destekleme çağrısında bulunan bir bildiri yayınladı.

grtnhymu
Bir kadın 26 Aralık 2022’de başkent Kabil’de bir Taliban üyesinin yanından geçiyor (AP)

Bu konudaki ikinci gösterge ise, bölgedeki dış politika konusunda uzman kabul edilen senatör Müşahid Hüseyin başkanlığındaki Pakistan Senatosu’ndan (parlamentonun üst meclisi) bir heyetin Moskova’yı ziyaret etmesiydi.

Pakistan medyasına göre, Hüseyin ziyaretin sonunda, Rusya’nın Kabil’deki Taliban rejimini diplomatik olarak tanımak üzere olduğunu söyledi.

Ziyareti sırasında Hüseyin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın kişiler de dahil olmak üzere, Rus hükümetinin dış politika yetkilileriyle ayrıntılı görüşmelerde bulundu.

Hüseyin aynı zamanda ordu, istihbarat servisleri ve dışişleri bakanlığı da dahil olmak üzere Pakistan’daki karar alma çevrelerine de yakın.

Tanıma koşulları

Şarku’l Avsat’a konuşan, Afganistan’a ilişkin bölgesel diplomasiye aşina olan bir Pakistan hükümet yetkilisi, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı;

“Taliban’ın kadınların kamusal hayata katılımı ve kapsayıcı bir hükümet kurulması konusundaki tutumunu yumuşatmasının ardından, Rusya, Çin, İran ve Pakistan da dahil, Afganistan’ın bölgesel komşuları arasında, Taliban hükümetini eş zamanlı olarak tanıma konusunda bir fikir birliği oluştu. Rusya, Taliban’ı tanıma konusunda isteklilik gösterdi. Ancak şu anda Taliban’ın kapsamlı bir hükümet kurma ve kadın hakları konularını yavaş ele alması nedeniyle bu konuda ilerleme durmuş durumda.”

Basında yer alan haberlere göre, Taliban hükümeti, kadınlara daha fazla hak verilmesini savunan ılımlılar ile kadınların evlerinde kısıtlanmasını isteyen katı görüşlüler arasında derin bir şekilde bölünmüş durumda.

Afgan toplumunda kadınlara uygulanan kısıtlamaların hafifletilmesi için Taliban hükümeti üzerindeki iç ve diplomatik baskılar artarken, ılımlıların bu tartışmada üstünlük sağladığı görülüyor.

Afganistan konusundaki uzmanlara göre, Taliban hükümetinin Moskova tarafından diplomatik olarak tanınması, dengeyi tamamen ılımlıların lehine çevirebilir.

Kadınlara yönelik kısıtlamalar hafifletiliyor

Peşaver’deki Afganistan uzmanı Mahmud Can Babar, “Rusya, Taliban rejiminin diplomatik olarak tanınmasını genişletirse, Taliban’ın rotasını değiştireceğini düşünüyorum” dedi.

Taliban, BMGK’nın daimi üyelerinden biri olan Rusya tarafından ‘Afganistan’ın resmi hükümeti’ olarak tanınması halinde, Afgan toplumu üzerindeki sosyal ve kültürel kısıtlamaları hafifletebilir.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir diğer isim, İslamabad merkezli gazeteci İmtiyaz Gül ise şu yorumu yaptı;

“Taliban’ın bölgedeki ülkelerden herhangi bir diplomatik tanınma alabilmesi için önce somut sonuçlar göstermesi gerekecek.”

Değişen ittifaklar

Bölge ülkeleri arasında, özellikle Rusya’nın Afganistan’la oldukça sıkıntılı bir geçmişi var.

Rus ordusu 1980’lerde Afganistan’ı işgal ettiğinde, Pakistan ve ABD istihbaratı Afgan grupların Rus-Sovyet ordusuna karşı direnişlerine destek verdi.

Afgan savaşına katılan Rus ordusunun gazileri, son on yıla kadar Rusya’nın siyasi ve kamusal yaşamında aktif olarak yer aldı.

Taliban hareketi, 80’li ve 90’lı yıllarda Sovyet ordusuna karşı savaşan Afgan mücahit gruplarının halefi.

Bölge uzmanları, uluslararası ilişkilerdeki köklü değişikliklerin Rusya ile Taliban’ı birbirine yaklaştırdığına inanıyor.

Mahmud Can Babar, bu duruma ilişkin şu yorumu yaptı;

“Rusya artık, Ukrayna’daki savaş nedeniyle Batılı diplomatik saldırıların hedefi. Taliban da aynı şekilde, ABD ile Batı Avrupa ülkeleri arasındaki diplomatik manevraların hedefi.”

Rusya, Taliban’ın askeri kapasitesini, Afganistan’ın kuzeyinde, kendi güvenlik alanı içinde olduğunu düşündüğü Orta Asya ülkeleriyle sınırlarının yakınında bulunan DEAŞ varlığına karşı kullanmakla ilgileniyor gibi görünüyor.


İsrail’den bir heyet takas anlaşmasını Hamas ile görüşmek üzere Doha’ya gidiyor

İsrail’in Refah’a düzenlediği hava saldırılarında ağır hasar gören bir evdeki Filistinliler (AP)
İsrail’in Refah’a düzenlediği hava saldırılarında ağır hasar gören bir evdeki Filistinliler (AP)
TT

İsrail’den bir heyet takas anlaşmasını Hamas ile görüşmek üzere Doha’ya gidiyor

İsrail’in Refah’a düzenlediği hava saldırılarında ağır hasar gören bir evdeki Filistinliler (AP)
İsrail’in Refah’a düzenlediği hava saldırılarında ağır hasar gören bir evdeki Filistinliler (AP)

İsrail Savaş Konseyi, rehine ve tutuklu takas anlaşmasına ilişkin Hamas ile görüşmeleri sürdürmek üzere bir heyetin Katar’a gitmesine izin vermeyi kabul etti.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından (AWP) aktardığına göre, İsrailli yetkililer, müzakereci ve arabulucuların Paris’te yapacağı toplantının ardından, müzakerelerin planlandığı gibi gitmesi halinde anlaşmanın uygulanmasına yönelik bir takvim belirliyor.

İsrailli bir yetkili, anlaşmanın Ramazan ayından önce uygulamaya konmasını ve 10 Mart’ta yürürlüğe girmesinin beklendiğini bildirdi.

Tel Aviv heyetinin, birkaç gün içinde anlaşmanın ayrıntılarını görüşmek üzere Doha’ya gitmesinin planlandığı da belirtti.

İsrail Yayın Kurumu’nda kısa bir süre önce yer alan, Paris görüşmelerine aşina olan kaynaklara dayandırılan habere göre, Savaş Konseyi tarafından onaylanan yeni çerçeve kapsamında, toplamda yaklaşık altı hafta boyunca çatışmalar duracak.

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyinde yerinden edilenlerin kuzeydeki evlerine dönmeleri ve yeniden inşası konusunda da görüşecek.

Tel Aviv’deki kaynaklar, Ramazan ayı öncesinde mutabakata varılması konusunda iyimser olduklarını ve Kahire’de müzakere yapma ihtimalinin bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı zamanda bir güvenlik yetkilisi, potansiyel anlaşmanın Refah’ta bir kara operasyonunun uygulanmasını engellemeyeceğini söyledi.

Üst düzey bir İsrailli yetkili ise, “Hamas bazı taleplerinden vazgeçti ama biz hala bir anlaşmaya varmaktan uzağız” diye konuştu.


Eski ABD Başkanı Trump'tan Arjantin Devlet Başkanı Milei'ye "Arjantin'i yeniden harika yap" mesajı

Eski ABD Başkanı Donald Trump (AA)
Eski ABD Başkanı Donald Trump (AA)
TT

Eski ABD Başkanı Trump'tan Arjantin Devlet Başkanı Milei'ye "Arjantin'i yeniden harika yap" mesajı

Eski ABD Başkanı Donald Trump (AA)
Eski ABD Başkanı Donald Trump (AA)

Trump ve Milei, ABD'nin Maryland eyaletinde düzenlenen Amerikan Muhafazakar Birliğinin geleneksel Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'na (CPAC 2024) katıldı.

İkili, konferanstaki konuşmalarının sonrasında sahne arkasında bir araya geldi.

Samimi bir şekilde kucaklaşmalarının ardından Trump, "Amerika'yı Yeniden Harika Yap (Make America Great Again)" sloganını değiştirerek, Milei'ye "Arjantin'i yeniden harika yap." dedi.

Milei de "Yaşasın özgürlük, lanet olsun!" sloganıyla Trump'a karşılık verdi.

Öte yandan, Arjantin'i ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüşen Milei, bu ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Arjantin ilerlemeye, gelişmeye, özgürlük ve demokrasiye yeniden adım attı." demişti.

Daha sonra Blinken, Arjantinli mevkidaşı Diana Mondino ile görüşmesi sonrasında Arjantin'in "olağanüstü" bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, "İki ülke arasındaki bağların derinleştirilmesi ve güçlendirilmesi konusunda tarafların gösterdiği derin ilgi ve çaba için minnettar olduğumu söylemek isterim." ifadesini kullanmıştı.