Silikon Vadisi’nden gözetleme ve casusluk alanında atılım

Teknoloji şirketleri ürünlerini ABD polisine satıyor

Manhattan üzerinde uçan bir dron (Getty images)
Manhattan üzerinde uçan bir dron (Getty images)
TT

Silikon Vadisi’nden gözetleme ve casusluk alanında atılım

Manhattan üzerinde uçan bir dron (Getty images)
Manhattan üzerinde uçan bir dron (Getty images)

Eylül ayı başlarında New Yorklular, kutlamalar sırasında başlarının üzerinde istenmeyen bir misafirin dolaştığını fark etmiş olabilirler. Hafta sonu yapılacak İşçi Bayramı yaklaşırken New York Polis Departmanı (NYPD), arka bahçe partileri de dahil olmak üzere kutlamalarla ilgili şikayetleri incelemek için dron (insansız hava aracı/İHA) devriyeleri düzenleyeceğini açıkladı. ABD’de polis gözetimi giderek yaygınlaşan bir durum haline geldi. Northwestern Üniversitesi Pritzker Hukuk Fakültesi araştırmacıları tarafından kısa bir süre önce yapılan bir araştırmaya göre, polis departmanlarının yaklaşık dörtte biri artık dronları kullanıyor.

Daha da şaşırtıcı olan ise bu teknolojinin geldiği yer. New York Polis Departmanı’nın teknoloji tedarikçileri arasında yer alan Skydio, dron kullanımını kolaylaştırmak için yapay zekayı kullanan Silikon Vadisi’nden bir şirket. Şirket tarafından geliştirilen yapay zeka tabanlı yazılım, polis memurlarının çok az bir eğitimle dronları kontrol etmelerine olanak sağlıyor. Skydio, tanınmış risk sermayesi devi olan Andreessen Horowitz ve ünlü girişim sermayesi (startup) şirketi Accel Partners tarafından destekleniyor.

NYPD, pencere camlarından içeriyi görüntüleyebilen gece görüş kameralarıyla donatılmış dronlar üreten Brink’s adlı başka bir startup şirketinden de teknoloji ürünleri satın alıyor. Brink's şirketinin yatırımcıları arasında ChatGPT'nin arkasındaki startup şirketi OpenAI'nin CEO’su Sam Altman ve bir başka güçlü risk sermayesi şirketi olan Index Ventures bulunuyor.

Silikon Vadisi’nin ABD kolluk kuvvetlerinin isyancılara karşı casusluk yapmasına yardımcı olması şaşırtıcı görünebilir. Çünkü devlet gözetimine verilen destek, internetin kullanılmaya başladığı ilk günlerde reşit olan birçok önde gelen ABD’li teknoloji geliştiricisinin benimsediği özgürlükçü değerlerle utanç verici derecede çelişiyor. Silikon Vadisi, 1950'li yıllarda ABD savunma sanayisine çip tedarik etmeye başlasa da ilginin güdümlü füzelerden e-ticarete ve iPhone telefonlara kaymasıyla devletle olan ilişkileri zayıfladı.

Geliştirilmekte olan ve startup şirketlerinin katılım gösterdiği hükümet faaliyetlerinden biri de gözetleme ve casusluk.

Teknoloji sektörü günümüzde büyümede yeni ufukları ararken, devlete satış trendi yeniden ivme kazandı.

Andreessen Horowitz'in genel ortağı Katherine Boyle, geçtiğimiz yıl yayınladığı bir blog yazısında, hükümetlerin ‘yazılım devriminin kalan son muhalifleri’ olduklarını yazdı. Andreessen Horowitz Şirketi, bu yılın başlarında hükümetle ilgili sektörlere yatırım yapmak için American Dynamics Fund’u kurdu. Ülke, yavaş ama emin adımlarla dijital çağa doğru yol alıyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 2022 yılı sonunda Alphabet, Amazon, Oracle ve Microsoft olmak üzere dört teknoloji deviyle her biri 9 milyar dolar değerinde bulut bilişim sözleşmeleri imzaladı. The Economist dergisinin verilerine göre, geçtiğimiz yıl yapılan sözleşmelerin yüzde 11'i yazılım ve teknolojiye yönelikti. Bundan 10 yıl önce bu oran yüzde 8’di.

Geliştirilmekte olan ve startup şirketlerinin katılım gösterdiği hükümet faaliyetlerinden biri de gözetleme ve casusluk. Bu alanı dönüştürmek amacıyla yeni izleme ve analiz teknikleri kullanılıyor. Polise ve diğer güvenlik kuruluşlarına kameralar ve çeşitli gözetim araçları satan Axon Enterprises ve Motorola Solutions gibi geleneksel tedarikçilerin yanında daha gelişmiş ve yenilikçi teknolojiler geliştirmeye çalışan yeni startup şirketleri de var.

Dronların giderek artan popülaritesiyle birlikte yasadışı kullanımı nedeniyle 2013 yılında sadece üç kaza gerçekleşirken 2017’de bu rakam 550’ye yükseldi
Dronların giderek artan popülaritesiyle birlikte yasadışı kullanımı nedeniyle 2013 yılında sadece üç kaza gerçekleşirken 2017’de bu rakam 550’ye yükseldi

Gelişen teknoloji ürünlerinin başında dronlar geliyor. Bu sektörün, geçtiğimiz yıl ABD’de satılan tüm dronların neredeyse dörtte üçünü tedarik eden Çin merkezli DJI şirketinin hakimiyetinde olması, ABD yönetimi çevrelerinde büyük endişe yarattı. 1 Kasım'da, ABD Kongresi’ne resmi kurumların Çin’den İHA satın almasını yasaklayan bir yasa tasarısı sunuldu. Aynı şekilde Florida da dahil olmak üzere bazı eyaletlerde acil durum departmanlarının da Çin üretimi dronlar satın almasını yasakladı. Tüm bu uygulamalar, Skydio ve Brink’s gibi şirketler için bir nimet olarak görülüyor. Öte yandan geliştirilmeye devam eden başka havadan gözetleme cihazları da var. Bir diğer startup şirketi Skydweller, güneş enerjisiyle çalışan, otonom bir hava aracı geliştirmeyi hedefliyor. Şirketin açıklamasına göre, proje eğer başarılı olursa, hava aracının şarj olması için yere inmesi gerekmeyecek ve bu da ‘aralıksız gözetleme’ imkânı sunacak.

Uydu piyasası

Gelişen teknoloji ürünlerinin ikinci sırasında ise uydular var. Elon Musk’ın sahibi olduğu roket şirketi SpaceX ve onu taklit eden şirketler, nesneleri uzaya göndermenin maliyetini yirmi yıl önceki maliyetlerin yaklaşık onda birine düşürmeye yardımcı oldu. Ancak bu durum, Dünya’nın alçak yörüngesinin yaklaşık sekizde birinin gezegeni izlemek için kullanılan uydular tarafından işgal edilmesine yol açtı.

Başka bir risk sermayesi şirketi olan Founder Fund'dan Trae Stephens, bir veri ve araştırma şirketi olan Pitchbook’a göre, şu an uydu görüntüleri satan yaklaşık 200 şirketin bulunduğunu ve bu pazarın bir meta haline gelecek kadar büyük olduğunu söyledi. Bu şirketlerden biri olan BlackSky, her saat başı Dünya üzerindeki bir noktanın fotoğrafını çekebildiğini söylüyor. Uydu görüntüleri son on yılda çok yol kat etti. Oregon eyalet polisinin, bir evin arka bahçesinde yasa dışı esrar yetiştiriciliği vakasını ortaya çıkarmak için Google Earth görüntülerini kullanmasının üzerinden uzun zaman geçti.

Teknoloji şirketleri ayrıca, kolluk kuvvetlerinin artık bir tık uzakta olan çok sayıda görselden ve bilgiden daha iyi yararlanmasına yardımcı olacak araçlar da satıyor. Andreessen Horowitz tarafından desteklenen bir başka girişim şirketi olan Ambient AI, şüpheli faaliyetlerin kameralarla otomatik olarak takip edildiği bir teknoloji geliştirdi. ABD'de CIA, NSA ve FBI gibi devletin en kritik kurumlarına veri analitiği hizmetleri sunan Palantir, teknoloji ürünlerini Los Angeles Polis Departmanı (LAPD) gibi kurumlara satıyor.

Majalla

Yüz tanıma yazılımları ABD’de artık yaygın olarak kullanılıyor. ABD polis departmanlarının yaklaşık onda birinin bu teknolojiye erişimi var. ABD Hükümeti Sorumluluk Ofisi tarafından eylül ayında yayınlanan bir raporda, aralarında Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Gizli Servis'in de bulunduğu altı federal kolluk kuvvetinin birlikte her gün ortalama 69 yüz tanıma araması gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Listelenen en iyi yüz tanıma yazılımı üreticileri arasında risk sermayesi alanında tecrübeli bir kişi olan Peter Thiel tarafından desteklenen bir şirket olan ClearView AI yer alıyor.

Fotoğraflar ve videolar gibi ‘üzerinde oynama yapılmamış’ verilerle çalışabilen ClearView AI’nin gözetim yetenekleri, yakında ChatGPT'yi güçlendiren türden üretken yapay zeka ile daha da geliştirilebilir. Uydu şirketi Planet Labs'ın başkanı Will Marshall, teknolojiyi kullanarak uydu görüntülerini analiz etmenin, tıpkı Google'ın internette bilgi aramanıza izin vermesi gibi, ‘Dünya'da bir şeyler aramanıza’ yardımcı olacağını söylüyor.

ClearView AI’nin gözetim yetenekleri yakında ChatGPT'yi güçlendiren türden üretken yapay zeka ile daha da geliştirilebilir.

Silikon Vadisi röntgencileri

Hükümeti yeni akıllı gözetim teknolojilerine teşvik etmek, bu sektörde yeni kurulan şirketler için hiç kolay değil. Kolluk kuvvetlerine satış yapmak, çok sayıda polis şefini tanımak anlamına geliyor. Axon'un kurucusu Rick Smith, ABD’de 18 bin polis departmanının bulunduğuna ve bunların beşte birinin dijital kayıtları bile kullanmadığına dikkat çekiyor. Smith, NYPD’nin 2009 yılına kadar daktilo satın almaya devam ettiğini söyledi.

Ancak bu alanda yer edinen startup şirketlerinin büyük kazanımları olacak. Andreessen Horowitz'in American Dynamics Fund girişimini yöneten David Ulevitch, şirketlerin adının kulaktan kulağa hızlı bir şekilde yayılabileceğini, bunun da enerji ve güç yaratabileceğini söylüyor. Gerçek zamanlı suç izleme yazılımı geliştiren bir startup şirketi olan Vosos, satışlarının geçtiğimiz yıl yüzde 300'den fazla arttığını iddia etti. Başka bir startup şirketi olan Fluke Safety, 2017 yılında şu an ABD'nin 47 eyaletinde kullanılan bir plaka okuyucuyu piyasaya sürdü. Başka bir risk sermayesi şirketi olan General Catalyst'ten Paul Kwan’a göre, resmi alıcılarla ilişkiler bir kez kurulduktan sonra bu ilişkiler devam etme eğilimi gösterir.

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Silikon Vadisi (Shutterstock)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Silikon Vadisi (Shutterstock)

Öte yandan büyük şirketler yerinde durmuyor. Motorola Solutions, 2019 yılından bu yana, aralarında bir video analiz aracı olan Calipsa yazılımının ve polis araçlarının kontrol panelleri için kameralar üreten WatchGuard şirketinin de bulunduğu 15 satın alma gerçekleştirdi. Exxon şirketi ise yeni şirketlerin yanı sıra aralarında Vosos ve Skydio'nun da bulunduğu şirketlerin hisselerinden satın aldı.

Ancak gözetleme teknolojilerine yatırım yapmak, özellikle hükümetler bu teknolojilerin tek müşterisi olmadığından muhtemelen daha karlı olacaktır. Skydio tarafından geliştirilen dronlar, baz istasyonlarındaki hasarları inceliyor. Hedge fonları, piyasaya açıklamadan önce gelirlerini ölçmek için perakende satış noktalarının otoparklarındaki araba sayılarının uydu görüntülerini kullanıyor. İsveç merkezli Smart Eye şirketi, pilotların ruh hallerini takip etmek için göz hareketlerini izleyen bir teknoloji satıyor. Şirketin ürünleri, reklam şirketleri tarafından da satın alınıyor. Gerek Büyük Birader (Big Brother) tarafından gerekse de büyük şirketler tarafından yapılsın, gözetleme alanında artan eğilimin yakın zamanda tersine dönmesi pek olası görünmüyor.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.