ABD’nin ‘vetosu’ Gazze’de sükuneti sağlamaya yönelik Mısır-Katar arabuluculuğunu etkiler mi?

ABD ateşkese yönelik karar tasarısının geçmesine izin vermedi

Mumbai’de Filistin bayraklarıyla protesto düzenleyen Hindistan vatandaşları (EPA)
Mumbai’de Filistin bayraklarıyla protesto düzenleyen Hindistan vatandaşları (EPA)
TT

ABD’nin ‘vetosu’ Gazze’de sükuneti sağlamaya yönelik Mısır-Katar arabuluculuğunu etkiler mi?

Mumbai’de Filistin bayraklarıyla protesto düzenleyen Hindistan vatandaşları (EPA)
Mumbai’de Filistin bayraklarıyla protesto düzenleyen Hindistan vatandaşları (EPA)

ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde Gazze’de derhal ateşkes ilan edilmesini engellemeye yönelik “vetosu”, yalnızca birçok ülke ve insani yardım kuruluşu için bir hayal kırıklığı olmakla kalmadı, aynı zamanda gözlemcilere göre, “Filistin’in Gazze Şeridi’nde sükunetin yeniden sağlanması amacıyla Mısır ve Katar tarafından yürütülen arabuluculuk çabaları açısından da hayal kırıklığı yaratan bir karar” oldu.

ABD, BM Güvenlik Konseyi’nde cuma günü Gazze’de ateşkes ilan edilmesine ilişkin karar tasarısına karşı olumsuz oy kullanan tek üye oldu. Bu tutum, birçok ülke ve kuruluştan sert eleştiriler aldı. Uzmanlar ve gözlemciler bunu, “sükunet çabaları önünde yeni bir engel ve işgalci İsrail güçlerine Gazze Şeridi’ndeki operasyonlarını sürdürmeleri için açık bir sinyal” olarak nitelendirdi.

BM Güvenlik Konseyi’nde Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Gazze ve İsrail’deki gerilime ilişkin sunduğu karar tasarısı, ABD’nin veto hakkını kullanması nedeniyle kabul edilemedi. 15 Konsey üyesinden 13’ü tasarıyı desteklerken, İngiltere oylamada çekimser kaldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın başkanlığındaki, üyeleri arasında Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin de bulunduğu Arap-İslam Bakanlar Komitesi’nin üyeleri, cuma akşamı Washington’da ABD’li mevkidaşları Antony Blinken ile bir araya geldikleri toplantıda “Washington’un veto hakkını kullanmasından duydukları rahatsızlığı” dile getirdiler. ABD’ye “sorumluluklarını üstlenmesi ve işgalci İsraili derhal ateşkese doğru itmek için gerekli adımları atması” çağrılarının altını çizdiler.

Görsel kaldırıldı.
Arap-İslam Bakanlar Komitesi üyeleri Washington’da Blinken ile yaptıkları görüşmede (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve Katar, İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk yapmak için yoğun temaslara öncülük etmiş ve bunun sonucunda Gazze Şeridi’nde ilk insani ara 24 Kasım’da yürürlüğe girmişti. Bir hafta süren insani ara esnasında İsrail ve Filistin direniş grupları arasında 210 Filistinli tutuklu karşılığında 70 İsrailli rehinenin serbest bırakılması mutabakatı uygulanmıştı. Hamas ayrıca, mutabakata dahil olmayan ve çoğunluğunu İsrail’de çalışan Taylandlıların oluşturduğu 30 kadar yabancıyı da serbest bırakmıştı.

İnsani ara aynı zamanda kuşatılmış ve harap olmuş Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın, özellikle de akaryakıt kamyonlarının girmesine de olanak tanımıştı. İsrail’in haftalarca Gazze Şeridi’ne yakıt sokmama konusundaki ısrarı, başta hastaneler ve kamu hizmeti tesisleri olmak üzere çoğu hayati tesisin durmasına neden olmuştu.

Hamas, ABD’nin veto hakkını kullanmasını kınadı ve bunu “insanlık dışı” bir tutum olarak nitelendirdi. Hamas’ın Siyasi Büro Üyesi İzzet er-Rişk, yaptığı açıklamada, “ABD’nin ateşkes kararının çıkmasını engellemesi, işgalci İsrail’in halkımızı öldürmesine ve daha fazla katliam yapmasına doğrudan bir katılımdır” ifadelerini kullandı.

El-Ehram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Filistin ve İsrail Çalışmaları Programı Başkanı Subhi Asile, ABD’nin vetosunun beklenen bir şey olduğunu söyledi. Asile,“BM Güvenlik Konseyi oturumundaki oylama şekli, Batı’nın İsrail’e verdiği desteğin boyutunda kayda değer bir düşüş olduğunu gösterdi. Nitekim İngiltere, oylamada çekimser kalırken, Fransa dahil diğer Avrupa ülkeleri ateşkes lehinde oy kullandı” ifadelerini kullandı. Asile bunun “İsrail'in pozisyonuna yönelik uluslararası destek duvarında yararlanılabilecek bir çatlak” olarak sayılabileceğine dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Asile, ABD’nin vetosunun, Gazze’de yeni bir insani aranın onaylanması için Mısır ve Katar’ın gösterdiği arabuluculuk çabalarına gölge düşürebileceğini söyledi. Asile, “ABD’nin, İsrail karar mercilerine baskı yapma gücüyle ilk insani araya varılması noktasında önemli bir taraf olduğuna” dikkat çekti. Aynı zamanda Asile, “Washington’un işgalci güçlerin Gazze’deki hedeflerine ulaşmasına alan açmayı istemesinden ötürü ABD’nin ya da İsrail’in ateşkesi kabul etmesini beklemediğini, ancak geçici insani araların kullanılabileceğini” söyledi. Bununla birlikte “ABD’nin tutumuna rağmen Mısır-Katar temaslarının duracağını” sanmadığını dile getirerek, “çatışmanın her iki tarafının ve hatta ABD’nin, rehine dosyasında bir başarı elde etmek istediğini ve bu durumun, arabuluculuğun yararlanabileceği bir boşluk olabileceğini” kaydetti.

Bir hafta süren insani aranın bozulmasının ardından Mısır ve Katar, bundan duydukları üzüntüyü dile getirdi. Yaptıkları ayrı açıklamalarda, Gazze Şeridi’nde kötüleşen insani krizin ortasında yeni bir insani araya varmak için İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk yapma çabalarına devam edeceklerini vurguladılar.

Aynı bağlamda, Kudüs Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi ve El-Fetih hareketinin liderlerinden Cihad el-Harazin, Washington’un BM Güvenlik Konseyi’nde yeniden veto hakkını kullanmasının “İsrail’in Gazze’deki Filistin halkına yönelik katliamlarının devam etmesi için bir yeşil ışık niteliğinde” olduğunu söyledi. Bunun, İsrail hükümetinde “insani arayı bozmak ve savaşı yeniden başlatmak için baskı yapan” aşırı radikal eğilimden taraf olunduğunun bir göstergesi olduğunu vurguladı.

Harazin Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ABD’nin tutumunun “ateşkese ilişkin arabuluculuk çabalarının önünde yeni bir engel teşkil edeceğini ve aynı zamanda bir yandan sükunetin gerekliliğinden bahsederken diğer yandan İsrail savaş hükümetine katliamlarına devam etmesi için apaçık izin veren ABD yönetiminin tutarsız tavrının somut bir örneği olduğunu” söyledi. Mısır-Katar arabuluculuğunun artık “hem İsrail’in engellerini hem de ABD’nin karşıtlığını aşması” gerektiğini sözlerine ekledi. Harazin, Kahire ve Doha’nın “tüm engellere rağmen yeni bir insani araya varmak için çalışmalarına devam ederken hiçbir çabadan kaçınmayacağına” olan güvenini dile getirdi.

7 Ekim’de Hamas’ın İsrail hedeflerine karşı yürüttüğü saldırıya karşılık ikinci ayını geride bırakan İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik benzersiz bombardımanından bu yana ABD, Gazze’de ateşkesi engellemek için BM Güvenlik Konseyi’nde ikinci kez veto hakkını kullanmış oldu.



Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
TT

Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)

Ukrayna'nın ilk drone üretim fabrikası çarşamba günü Suffolk'ta faaliyete geçti ve bu da Britanya'nın savunma sanayisine ivme kazandırdı.

Ukraynalı firma Ukrspecsystems, Mildenhall ve Elmsett'teki tesislerine 200 milyon sterlin (yaklaşık 12 milyar TL) yatırım yaptı. Sözkonusu yerlerde ve Birleşik Krallık'ın (BK) daha geniş tedarik zincirinde 500'e kadar iş yaratması bekleniyor.

Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Luke Pollard şunları söyledi:

Ukrspecsystems'in yeni fabrikası, BK'nin desteğine duyulan güvenin bir göstergesi ve uluslarımızın savunma sanayileri arasındaki derinleşen işbirliğinin altını çiziyor. Bu yatırım, İngiltere'nin doğusunda 500'e kadar yeni iş yaratacak, savunmayı büyümenin motoru haline getirecek ve Ukrayna'nın Putin'in saldırganlığına karşı kendini savunmasına yardımcı olacak.

BK daha önce Ukrayna'daki Ukrspecystems fabrikalarından 80'den fazla SHARK ve Mini-SHARK drone'u sipariş etmiş ve fabrikanın açılışını iki ülke arasındaki 100 Yıllık Ortaklığın "açık bir göstergesi" diye nitelemişti.

2014'te kurulan firma, Britanya Savunma Bakanlığı'na göre Şubat 2022'den bu yana Vladimir Putin'in savaş makinesine yaklaşık 3 milyar dolar zarar veren çeşitli drone'lar üretiyor.

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni çarşamba günü yaptığı açıklamada, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi.

Sosyal medyada, "Ukrayna, sürekli füze saldırıları, altyapı yıkımı ve üretim tesislerine yönelik tehditler arasında bir savaş veriyor. Dolayısıyla BK'de üretimin başlatılmasının derin bir stratejik mantığı var" ifadelerini kullandı.
 

sdvfbgh
Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eski komutanı Zalujni, 2014'te kurulan üretici Ukrspecsystems'in drone'larının cephede etkinliğini kanıtladığını söyledi (Valeri Zalujni/X)

Bu, odak noktasının Ukrayna’dan kayması anlamına gelmiyor. Bu, ortak yeteneklerimizin genişletilmesi ve üretimin sürekliliğini garanti eden ikinci bir savunma hattının oluşturulması.

Zalujni, mühendislik uzmanlığı merkezinin Ukrayna'da kalacağını, üretiminse Britanya'nın savunma sanayisine entegre edileceğini söyledi.

Ukrayna'nın savunma sanayisi, Rusya'yla 4 yıllık savaş boyunca hızla büyüdü. Üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor.

Kiev ayrıca 4 yıl sonra ilk kez malzeme ve hizmet ihracatına yeniden başlamaya hazırlanıyor.

xcvfbg
Ukrayna'nın üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor (Valeri Zalujni / X)

Kiev Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı Davyd Aloian, geçen hafta ülkenin 2026'da birkaç milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç edebileceğini ve bunun savaş öncesi ihracatın izin verdiğinden "önemli ölçüde daha yüksek" bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ukrspecsystems'in internet sitesinde şirketin BK'de British Eagle Eye Innovations Ltd ve Digital Concepts Engineering Ltd'yle birlikte 1Force konsorsiyumunun bir parçası olarak çalıştığı belirtiliyor.

Independent Türkçe


Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın en üst düzey ticaret müzakerecisi, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın kapsamlı Kurtuluş Günü" tarifelerini iptal etmesinin ardından açıkladığı yüzde 10 ya da 15'lik gümrük vergisinin, Trump aksini iddia etse de Kongre adım atmadıkça yalnızca 150 gün yürürlükte kalabileceğini kabul etti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Bloomberg News'a, Trump'ın geçen haftaki Yüksek Mahkeme kararının ardından tüm ithalatlara küresel olarak yüzde 10 vergi uygulama kararının, Trump'ın 1977 tarihli ve gümrük vergilerinden hiç bahsetmeyen bir yasa uyarınca keyfi olarak uygulamaya koymayı iddia ettiği, artık geçersiz kılınmış vergilerle "süreklilik" sağlamayı amaçlayan "geçici, 150 günlük bir yetki" olduğunu söyledi.

Trump'ın Amerikan ticaret yasasının az bilinen bir bölümü olan 122. Madde uyarınca uyguladığı bu gümrük vergileri, ancak Kongre'nin özel izniyle 150 günlük sürenin ötesinde yürürlükte kalabiliyor.

Ancak Trump, gümrük vergilerini uzatmak için yasama organının adım atmasına gerek olmadığını savunuyor.

Başkan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, 122. Madde de dahil kullandığı yetkilerin "zaman içinde kendini kanıtlamış ve onaylanmış" olduğunu iddia ederek, "Kongre'nin adımına gerek duyulmayacağını" belirtti.

Greer ayrıca, kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların büyük çoğunluğu tarafından genel olarak beğenilmese de yönetimin "bu politikayı sürdürmek" için Trump'ın yasadışı vergi planını "alternatif araçlarla yeniden yapılandırmayı" planladığı uyarısını yaptı.

"Sadece uygulamanın yasal dayanağı değişecek" dedi.

ABD ticaret müzakerecisinin Trump'ın gümrük vergisi yetkisinde bazı sınırlamalar olduğunu kabul etmesi, ülkenin muhafazakar çoğunluğa sahip yüksek mahkemesinin, Carter döneminden kalan yasanın kendisine herhangi bir gerekçeyle ithalat vergisi koyma yetkisi vermediği gerekçesiyle, Trump'ın 1977 Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı kullanarak gümrük vergisi uygulayamayacağına hükmetmesinin üzerinden bir hafta geçmeden gerçekleşti.

Karar, Trump'ın tüm gümrük vergilerini değil, sadece 1970'lerde çıkan yasa kapsamında uygulananları etkiledi. Bu, nisanda "Kurtuluş Günü" diye adlandırdığı etkinlikte duyurduğu "karşılıklı" gümrük vergilerini ve özellikle Kanada, Çin ve Meksika'ya fentanil akışını durdurmak için uygulanan gümrük vergilerini de içeriyordu.

Trump, tek taraflı gümrük vergisi politikasının büyük bir kısmını iptal eden 6'ya 3'lük Yüksek Mahkeme kararına sert tepki göstererek, kararı "son derece üzücü" diye nitelendirmiş ve imza politikasını desteklemeyen mahkemedeki Cumhuriyetçi atamalarından "kesinlikle utandığını" belirtmişti.

Trump, "Aptallık ediyorlar ve RINO'larla radikal sol Demokratlara uşaklık yapıyorlar... Vatanseverlikten son derece uzaklar ve Anayasamıza ihanet ediyorlar" dedi ve kendisine karşı karar veren üç muhafazakar yargıcın (Baş Yargıç John Roberts ve onun atadığı iki yargıç, Yargıç Neil Gorsuch ve Yargıç Amy Coney Barrett) "Sadece İsim Olarak Cumhuriyetçi" (Republicans In Name Only) olduklarını belirten bir kısaltma kullandı.

Independent Türkçe


İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”