Rus askerleri Ukraynalı esirlerin alnına gamalı haç çizdi

Alman basınına göre Ukrayna yeni bir savaş planı hazırlıyor

Ukrayna savaşında şu ana kadar 10 binden fazla sivilin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor (Reuters)
Ukrayna savaşında şu ana kadar 10 binden fazla sivilin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor (Reuters)
TT

Rus askerleri Ukraynalı esirlerin alnına gamalı haç çizdi

Ukrayna savaşında şu ana kadar 10 binden fazla sivilin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor (Reuters)
Ukrayna savaşında şu ana kadar 10 binden fazla sivilin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor (Reuters)

Rus askerlerinin rehin aldıkları iki Ukraynalı askerin alınlarına bıçakla gamalı haç çizdikleri öne sürüldü.

Birleşik Krallık merkezli Telegraph gazetesinin haberinde, daha sonra serbest bırakılan Ukraynalı askerlerin travma geçirdikleri kaydedildi.

Gazeteye konuşan Serhi isimli Ukraynalı asker, olay sırasında gözleri bağlı olduğu için Rus askerlerin alnına ne çizdiğini bilmediğini söyledi.

Serhi, Rus askerlerin kendisine, "Çocuklarının senin bir faşist olduğunu bilmesini istiyorum. O nedenle derin kesiyorum. Böylece kafatasının üzerinde görünecek" dediğini aktardı.

Geçen yıl aralıkta Donetsk'te esir alındığını belirten Serhi, daha sonra bir bekleme merkezine götürüldüğünü ve burada iki hafta boyunca işkence gördüğünü söyledi. 

Bir bodrumda yemek verilmeden tutulduğunu belirten Ukrayna askeri, birkaç kez bilincini kaybedene kadar dövüldüğünü anlattı. Serhi sonrasında neredeyse çıplak ve kanlar içinde Çeçenistan'a nakledildiğini ve bir esir takası anlaşması yapılana kadar burada 5 ay boyunca esir tutulduğunu ifade etti.

Ukrayna'da 30'dan fazla klinik savaş yaralarını iyileştirmek için yeni lazer teknikleri üzerinde çalışıyor (Telegraph)
Ukrayna'da 30'dan fazla klinik savaş yaralarını iyileştirmek için yeni lazer teknikleri üzerinde çalışıyor (Telegraph)

İki Ukrayna askerinin alınlarındaki izlerin silinmesi için lazer tedavisine başlandığı belirtildi.

Alman basını: Ukrayna yeni taarruz planı hazırlıyor

Almanya merkezli Die Welt gazetesi, Ukrayna'nın 2024'te yeni bir karşı taarruz harekatına girişebileceğini öne sürdü.

Ukrayna ordusu yaz aylarında işgal altındaki bölgeleri kurtarmak için karşı taarruz harekatı başlatmış ancak Rus hatlarını kırmayı başaramamıştı.

Welt'e bir röportaj veren eski Almanya Savunma Bakanlığı yetkilisi Nico Lange, Kiev'in elinde halen büyük miktarda silah bulunduğuna dikkat çekti.

Lange, "Ukrayna muhtemelen gelecek yıl yapılacak yeni bir taarruz harekatı için kaynaklarını bir araya getiriyor" ifadelerini kullandı.

Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Bild de, cuma günü yayımladığı haberde Ukrayna'nın yeni bir savaş planı üzerinde çalıştığını yazdı.

Gazete Kiev'in, Rusya'yı geri çekilmeye zorlamak üzerine kurulu planını, olabildiğince kayıp verdirmeye odaklı hale getirdiğini belirtti.

Kiev'e yeni silah sevkiyatı olacak mı?

Almanya'da Ukrayna'nın yeni savaş planları tartışılırken, ABD'deyse Kiev'e gönderilen askeri yardımlar gündemde.

CNN'e konuşan çok sayıda ABD'li yetkili, Ukrayna'ya gönderilen askeri yardımların kesilmesi durumunda Kiev'in savaşı kaybetmesinin kesin olduğunu söyledi.

Üst düzey bir ABD'li yetkili, "Bizimle başarılı olacaklarının bir garantisi yok ama biz olmadan başarısız olacakları kesin" ifadelerini kullandı.

Batılı yetkililere göre, ABD'den Ukrayna'ya ek silah desteği gelmezse, Kiev ilk olarak elindeki uzun menzilli füzeleri, sonrasındaysa hava savunma füzeleriyle savaşın gidişatında önemli rol oynayan Javelin ve Stinger füzelerini tüketecek.

Bu silahların tamamı Ukrayna'nın savunmasında kilit rol oynuyor. Birleşik Krallık tarafından tedarik edilen Storm Shadow gibi uzun menzilli füzeler, Rusya'nın Karadeniz filosunun kıyı şeridinden kilometrelerce uzaklaşmasını sağlamış, hava savunma füzeleriyse Rus uçaklarının Ukrayna şehirlerindeki altyapıyı hedef aldığı saldırıları engellemişti.

CNN'e konuşan Avrupalı bir diplomat, "Ukrayna'nın düşüşünün ne anlama geldiğinin tam olarak anlaşılmadığını düşünüyorum. Etnik temizlik ve Ukrayna'nın tamamen yıkılması gibi korkunç şeyler görebiliriz. Bucha'da neler yaptıklarını hatırlayın. Bunların olmamasını sağlamamız bile zaten başarıdır. Bu nedenle devam etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Independent Türkçe



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.