Putin'in en güçlü rakibinin hapishanede gizemli bir şekilde kaybolması ne anlama geliyor?

Aleksey Navalni'nin yüksek güvenlikli bir Rus esir kampında aniden ortadan kaybolması komplo teorilerinde patlamaya yol açtı. Ancak gerçek dünyada bunun ciddi (ve uğursuz) yansımaları var

Navalni'yi düşünce mahkumu diye tanımlayan Uluslararası Af Örgütü, Rus yetkililere "akıbetini ve nerede olduğunu derhal açıklama" çağrısı yaptı (AFP)
Navalni'yi düşünce mahkumu diye tanımlayan Uluslararası Af Örgütü, Rus yetkililere "akıbetini ve nerede olduğunu derhal açıklama" çağrısı yaptı (AFP)
TT

Putin'in en güçlü rakibinin hapishanede gizemli bir şekilde kaybolması ne anlama geliyor?

Navalni'yi düşünce mahkumu diye tanımlayan Uluslararası Af Örgütü, Rus yetkililere "akıbetini ve nerede olduğunu derhal açıklama" çağrısı yaptı (AFP)
Navalni'yi düşünce mahkumu diye tanımlayan Uluslararası Af Örgütü, Rus yetkililere "akıbetini ve nerede olduğunu derhal açıklama" çağrısı yaptı (AFP)

Mary Dejevsky

Rusya'nın en tanınmış muhalif figürü Aleksey Navalni, kimsenin kaybolamayacağını düşündüğünüz bir yerde kayboldu: yüksek güvenlikli bir Rus esir kampında. 

Kendilerine Navalni'nin artık Moskova'nın kuzeyindeki ceza kolonisinin listesinde yer almadığının söylendiğini fakat nerede olduğu hakkında bilgilendirilmediklerini belirten avukatları tehlikeye dikkat çekti. Navalni'yi düşünce mahkumu diye tanımlayan Uluslararası Af Örgütü, Rus yetkililere "akıbetini ve nerede olduğunu derhal açıklama" çağrısı yaptı.

Navalni'nin ortadan kaybolmasına ilişkin en yavan açıklama, başka bir kampa nakledilme sürecinde olması. Destekçilerinin siyasi temelli olduğunu düşündüğü bir kararla muhalif figür, "aşırıcılığı teşvik ve finanse etmenin" de aralarında yer aldığı suçlardan dolayı ağustosta 19 yıl daha hapis cezasına çarptırılmıştı.

Öte yandan Navalni bu ayın başında henüz nakledilmemişti ve cezaevi kurallarını ihlal ettiğine dair iddialara itiraz etme sürecindeydi. İtirazlarını bir yargıcın video bağlantısıyla dinlemesi gerekiyordu ancak bu, sözümona teknik nedenlerden dolayı gerçekleşmedi; bağlantı bozuktu.

Eğer farklı (büyük ihtimalle daha sert) bir esir kampına naklediliyorsa, bu bir haftalık haber eksikliğini açıklayabilir. Bunlar genellikle büyükbaş hayvan kamyonlarıyla uzak yerlere yapılan uzun yolculuklar olabiliyor. Mevsim kış ve Rusya'nın bazı bölgelerinde rekor düzeyde erken kar yağışları görüldü. Navalni oraya ulaştığında eşi ve avukatlarının haberdar edilmesi çok muhtemel.

Bir mahkumun nakil tarihi, varış yeri ya da yolun neresinde olduğuna dair sessizlik kendi başına olağandışı bir durum değil. Fakat bu olağan bir zaman değil; Rusya, Ukrayna'yla savaşta. Vladimir Putin yeniden devlet başkanı seçilmek için gerçekten de gelecek ilkbaharda yarışacağını doğruladı. Ve Navalni sıradan bir Rus mahkum değil.

Navalni, Rusya Devlet Başkanı'nın ismen bahsetmekten kaçınacak kadar problematik gördüğü birkaç kişiden biri. Bütün bunlar Navalni'nin ortadan kaybolmasının, rutin bir hapishane naklinden daha kötüsünün alameti olabileceğinden korkma sebebi.

En iyi ihtimalle bile Rusya'daki hapishane sistemleri çetin ve halihazırda 47 yaşındaki Navalni, uzun süreli hücre hapsi de dahil özellikle sert muamele uygulanmak üzere en başından beri ayrı tutuluyor. Son aylarda Navalni'nin sağlığının kötüye gittiğine dair haberler çıkıyor; Navalni'nin Ocak 2021'de Almanya'dan döndüğünde zinde görünmesi düşünülünce bu haberler bilhassa rahatsız edici.

Diğer muhalif aktivistlerin akıbeti (bunların başında 2015'te Kremlin'e sadece birkaç metre mesafede vurularak öldürülen Boris Nemtsov geliyor) ve Putin'in Navalni'ye karşı bilindik kişisel husumeti göz önüne alındığında, hiçbir seçeneği elememek akıllıca olur.

Ne de olsa Navalni 2020 seçim kampanyasında Sibirya'ya yaptığı bir gezide, suikast girişimi (zehirleyerek) olduğu geniş çapta varsayılan bir olay yaşadı. Fenalaştığı sırada içinde bulunduğu uçağın pilotu ve Omsk'ta kendisine gerekli tedaviyi uygulayan doktorlar sayesinde hayatta kaldı.

Daha sonra dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel'in ricası üzerine Almanya'ya uçtu ve burada bir süre hastanede kalarak sağlığına kavuştu. Rusya'ya dönme kararı, yeni yasal suçlamalarla karşı karşıya kalacağının kesinliği nedeniyle hem cesur hem de gözü kara diye nitelendirildi.

Bekleyen destekçilerinden kaçınmak için planlanandan farklı bir havalimanına vardığında derhal gözaltına alındı ve o zamandan beri bir tür gözaltında tutuluyor. Kremlin'in onun yurtdışında sürgünde kalmasını tercih edeceğine inanmak zor değil.

Özgür bir seçimde Navalni'nin Putin'in iktidarını ne kadar tehdit edebileceğini hesaplamak zor. Aday olmasına izin verilen tek seçimde (2013'teki Moskova Belediye Başkanlığı seçimi) oyların yüzde 27'sini aldı ki bu şaşırtıcı derecede güçlü bir sonuç olarak görülse de Kremlin'in desteklediği mevcut başkana atfedilen yüzde 51'in çok gerisinde kaldı.

Her ne kadar Navalni sonuçlara itiraz etse ve ikinci tura gidilmesini engellemeye yönelik resmi bir girişimden şüphelenmek zor olmasa da o dönemde Navalni'nin zafere ulaşmasının hileyle engellendiğine dair bir iddia yoktu. Öte yandan bu seçim, Navalni'nin hukukla yaşadığı sorunların başlangıcı olarak görülebilir.

10 yıl geçti ve Ukrayna savaşı, muhalif faaliyetlerin bastırılmasını yeni bir seviyeye taşımak için Kremlin'e bir bahane sundu; belki de böylece önceki aylarda Navalni'ye yeni suçlar isnat edildi.

Baskılar, Navalni'nin Rusya geneline yayılan ve yok edilmese bile bilfiil kırılan geniş ağında yer alan aktivistlerin yanı sıra gözaltına alınıp hüküm giyen Sovyet döneminden bir dizi kıdemli muhalifi de etkiledi.

Navalni'nin muhalif bir savunucu olarak başarısının bir kısmı, yeni nesil Ruslara hitap eden internet ve sosyal medyayı öncü bir şekilde kullanması ve özellikle yolsuzlukla ilgili yerel endişeleri ulusal bir davaya dönüştürme becerisinde görülüyordu.

Rus muhalif Almanya'dayken çekilen ve Rusya'ya dönüşünden kısa süre sonra yayımlanan iki saatlik bir film, Rusya'nın güneyindeki Krasnodar bölgesinde Putin için gizlice lüks bir saray inşa edildiği iddialarıyla doğrudan Kremlin'i hedef alıyordu.

Bu Kremlin'i kızdırsa da (ve iddiaları destekleyen kanıt sunulmadı) neden Putin'in söylendiği üzere Navalni'yi, verilen hapis cezalarını gerekli kılacak kadar büyük bir tehdit olarak gördüğünü anlamak zor. Belki bir konu hariç: seçimlerin yarattığı risk ve "renkli" devrimler denen olaylarda Gürcistan ve Ukrayna'daki liderlerin devrilmesi.

Putin, 2004-2005'teki Turuncu Devrim'in ve dahası 2014'teki Yevromaydan ayaklanmasının (Viktor Yanukoviç'in devrildiği ve Rusya'nın Kırım'ı ilhakından önce yaşanan olaylar) Batı tarafından kışkırtıldığına ve ABD'nin sıranın Rusya'ya gelmesi niyetinde olduğuna yönelik inancını hiç gizlemedi.

Rusya'nın Ukrayna'yı istilasını takip eden aylarda ABD'li bazı yetkililerin, amacın Rusya'yı zayıflatmak olduğundan ve Putin'in devlet başkanlığına uygun olmadığından bahsetmeleri bu inancı iyice pekiştirdi. Ve ulusal bir ağa sahip tek muhalif figür olan Navalni, belki de fırsat kollayan, uyuyan bir dev gibi görülebilir.

Navalni'nin nerede olduğuna dair herhangi bir netliğin yokluğunda, en makul açıklama en banal açıklama olmaya devam ediyor: Yine daha zorlu, daha uzak bir ceza infaz kurumuna naklediliyor.

Kazara ya da kasten başına bir felaket gelseydi Kremlin'in haberi geciktirmede pek çıkarı olurmuş gibi görünmüyor. Bu muazzam bir utanç olurdu ama Ukrayna'nın istilasından bu yana Putin'le Batı arasındaki ilişkilerin durumu göz önüne alındığında, Rusya itiraf etmekle pek bir şey kaybetmezdi.

Daha olası açıklamalardan biri (rutin bir transfer ya da olası en kötü sonuç) doğrulanana kadar başka bir şeyler dönüyor olabileceğine dair en zayıf ihtimalleri bile değerlendirmekte fayda var.

Ukrayna'daki savaşın dönüm noktasında olabileceğine dair işaretler var. ABD'nin kamuoyu ve siyasi desteği azalıyor. Bir zamanların kahramanı Volodimir Zelenski'nin, iki büyük gücün (Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Valeriy Zalujni'yle Kiev Belediye Başkanı ve eski ağır siklet boks şampiyonu Vitali Kliçko) alenen eleştirilerine maruz kaldığı Kiev'de bölünmüşlük işaretleri var.

ABD'nin desteği zayıflarsa Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık'ın bu açığı kapatması mümkün değil. Ukrayna'nın 2014'ten bu yana işgal edilen bütün topraklarını geri almaya kararlı olduğu ve Rusya'nın da uzun zamandır yaptığı gibi Ukrayna'nın şartlarına göre konuşmamakta ısrar ettiği düşünüldüğünde, görüşmelerin yapılması pek mümkün görünmüyor.

Ama yine de perde arkasında bir tür hareketlenme olabilir mi? Belki de Batı, Ukrayna ve Rusya taraflarında var olan karmaşık mağduriyetlerin masaya yatırılacağı büyük bir pazarlığın ana hatları?

Ve bunlar arasında Ukrayna'da ateşkes yapılmasının yanı sıra Aleksey Navalni ve Wall Street Journal muhabiri Evan Gerşkoviç'in (Kremlin'in halihazırda en önemli iki rehinesinin adını vermek gerekirse) akıbeti ve Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımların gözden geçirilmesi de yer alabilir mi?

Tıpkı benim de diyebileceğim gibi, imkansız diyebilirsiniz. Ancak bazen, sadece bazen, düşünülemez olanı düşünmekte fayda var ve büyük bir pazarlığın eli kulağında olmasa bile (yine de muhtemel), belki de olabilir.

Ancak bunun için Aleksey Navalni'nin hayatta ve yolda olması gerekiyor ki bu da bu yazının yazıldığı sırada garanti edilemiyor.

Independent Türkçe



Almanya'daki bazı şehirler, vasıflı Suriyeli işçilerin ülkede kalmasına izin verilmesini bekliyor

Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ve beraberindeki heyet, pazartesi günü Almanya Federal Cumhuriyeti'ne gerçekleştirdikleri resmi ziyaret sırasında Siemens Energy'nin genel merkezini ziyaret etti (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ve beraberindeki heyet, pazartesi günü Almanya Federal Cumhuriyeti'ne gerçekleştirdikleri resmi ziyaret sırasında Siemens Energy'nin genel merkezini ziyaret etti (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Almanya'daki bazı şehirler, vasıflı Suriyeli işçilerin ülkede kalmasına izin verilmesini bekliyor

Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ve beraberindeki heyet, pazartesi günü Almanya Federal Cumhuriyeti'ne gerçekleştirdikleri resmi ziyaret sırasında Siemens Energy'nin genel merkezini ziyaret etti (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ve beraberindeki heyet, pazartesi günü Almanya Federal Cumhuriyeti'ne gerçekleştirdikleri resmi ziyaret sırasında Siemens Energy'nin genel merkezini ziyaret etti (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Alman Şehirler Birliği, hükümetin, menşe ülkelerindeki durumdan bağımsız olarak, vasıflı Suriyeli işçilerin ülkede kalmasına izin verecek adımlar atmasını bekliyor.

Derneğin genel müdürü Christian Schuschart, “Funke Medya Grubu” gazetelerinde dün yayınlanan açıklamalarında, “Suriye'den kaçan birçok kişinin Alman işgücü piyasasına girdiğini biliyoruz. Bu durum, vasıflı işçi sıkıntısı çeken sektörleri de kapsıyor.”

Schuschart, «Bu nedenle, hükümetin Suriye’den kaçan kişilerin, menşe ülkelerindeki durum ne olursa olsun, Almanya’da kalmalarına izin verecek bir çözüm bulacağını varsayıyoruz; tabii ki, vasıflı işgücü ihtiyacı varsa ve bu kişiler topluma iyi entegre olmuşlarsa» ifadelerini kullandı.

Almanya'nın demografik yapısı göz önüne alındığında bunun ekonomik açıdan mantıklı olacağını belirten Schuschart, “Bu, söz konusu Suriyelilere ve şirketlere net bir planlama imkanı sağlayacaktır” dedi.

fregfre
Resim  Şef Melek Cezmati, Suriye rejiminin yıkılmasının ardından Almanya'dan döndükten sonra Şam'da açtığı "Brokar" adlı restoranının önünde (Reuters)

Suriyeli vatandaşlar, vasıflı işgücü sıkıntısının giderek arttığı Alman işgücü piyasasında önemli bir rol oynamaktadır. Şarku’l Avsat’ın «Federal İş ve İşçi Bulma Kurumu» verilerinden aktardığına göre şu anda Almanya’da 320 bin Suriyeli çalışmaktadır.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, pazartesi günü Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile yaptığı görüşmenin ardından, Almanya'da bulunan 900 binden fazla Suriyelinin yüzde 80'inin önümüzdeki üç yıl içinde ülkelerine dönmesi hedefine işaret etmişti.

Bu açıklamalar Almanya'da farklı siyasi kesimlerden eleştirilere yol açtı; bu da Merz'i salı günü “üç yıl içinde geri dönüş için %80 rakamı Suriye Cumhurbaşkanı tarafından ortaya atıldı” şeklinde bir açıklama yapmaya itti. Merz, “Bu rakamı dikkate aldık, ancak görevin büyüklüğünün farkındayız” diye belirtti.

vdrbf
Almanya'daki Suriyeliler, Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve beraberindeki heyeti karşılamak için Berlin'de Suriye bayrağını göndere çekti (AFP)

Londra'da düzenlenen bir etkinliğe katılan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şera, Almanya'daki Suriyeli mültecilerin geri dönüşü konusunda ihtiyatlı bir tutum sergiledi. Almanya'daki Suriyelilerin yüzde 80'inin vatanlarına dönmesi gerektiği yönündeki bir soruyu cevaplayan Şera, bu ifadenin biraz abartılı olduğunu belirterek, bunu söyleyenin kendisi değil, Almanya Başbakanı olduğunu vurguladı.

El-Şara, Suriyeli mültecilerin dönüşünün ülkenin yeniden inşasıyla bağlantılı olduğunu belirterek, yeterli sayıda iş imkânı sağlanması ve yabancı şirketlerin çekilmesinin gerekli olduğuna işaret etti.

evfev
Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Almanya Federal Şansölyesi Friedrich Merz ile görüştü (SANA)

Ayrıca mültecilerin geri dönüşünün düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. El-Şara, uygun koşullar sağlandığı takdirde, kişilerin yüzde 80'inin ülkelerine, yani Suriye'ye geri döneceğini garanti ettiğini söyledi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, pazartesi günü Berlin'deki Başbakanlık Ofisi'nde el-Şara ile yaptığı görüşmenin ardından, Almanya'da bulunan 900 binden fazla Suriyelinin yüzde 80'inin önümüzdeki üç yıl içinde vatanlarına dönmesinin hedeflendiğini belirtmişti. Ardından Başbakan salı günü şu açıklamayı yaptı: “Üç yıl içinde geri dönenlerin yüzde 80'i rakamını Suriye Cumhurbaşkanı verdi. Bu rakamı not ettik, ancak görevin büyüklüğünün farkındayız.”


Haley, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Moskova, Tahran'ın İHA’larını destekliyor

Haley, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Moskova, Tahran'ın İHA’larını destekliyor
TT

Haley, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Moskova, Tahran'ın İHA’larını destekliyor

Haley, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Moskova, Tahran'ın İHA’larını destekliyor

İngiliz Savunma Bakanı John Healey, ülkesinin istihbaratının Moskova'nın Tahran'a hâlâ insansız hava aracı (İHA) desteği sağladığına dair güçlü işaretler verdiğini doğruladı.

Healey,, dün Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, Rusya’nın savaş öncesinde İran’a istihbarat bilgileri ve İHA teknolojisi ile operasyonlarını kapsayan eğitimlerin yanı sıra siber savaş konusunda da destek sağladığını belirterek, bu iş birliğinin «hala devam ettiğini» vurguladı. Ayrıca, üst düzey İngiliz yetkili, bazı İran taktiklerinin arkasında “gizli bir Rus eli” olabileceğini de dışlamadı.

Riyad'a pazartesi günü yaptığı ziyaretle ilgili yorumunda bakan, Suudi Arabistan ile İngiltere arasındaki ilişkinin “güçlü ve uzun vadeli” olduğunu ve “günümüzün zorluklarına cevap veren modern bir ortaklığa dönüştüğünü” vurguladı.

Healey, Ortadoğu'daki İngiliz takviye birliklerinin devamı olarak ülkesinin "ayrım gözetmeyen İran saldırılarına" karşı koymak için ilave hava savunma sistemleri konuşlandırdığını söyledi. İngiliz kuvvetlerinin çatışmanın başlamasından bu yana bin 200 saatten fazla hava savunma görevi gerçekleştirdiğini ve 80'den fazla çatışmaya katıldığını, bunun da bölgedeki son 15 yılın en büyük İngiliz hava varlığı olduğunu ifade etti.


Washington "hızlı" bir geri çekilme ve ani saldırılar öneriyor

Tahran'ın kuzeydoğusundaki Pasdaran bölgesinde bulunan İran Savunma Bakanlığı'na ait bir karargaha dün baskın düzenlendi (sosyal medya)
Tahran'ın kuzeydoğusundaki Pasdaran bölgesinde bulunan İran Savunma Bakanlığı'na ait bir karargaha dün baskın düzenlendi (sosyal medya)
TT

Washington "hızlı" bir geri çekilme ve ani saldırılar öneriyor

Tahran'ın kuzeydoğusundaki Pasdaran bölgesinde bulunan İran Savunma Bakanlığı'na ait bir karargaha dün baskın düzenlendi (sosyal medya)
Tahran'ın kuzeydoğusundaki Pasdaran bölgesinde bulunan İran Savunma Bakanlığı'na ait bir karargaha dün baskın düzenlendi (sosyal medya)

Washington, İran'a karşı İsrail ile birlikte yürüttüğü savaştan «hızlı» bir şekilde çekilme seçeneğini gündeme getirdi; ancak ani saldırılar düzenleme fikrini de masada bıraktı.

ABD Başkanı Donald Trump dün, Tahran'ın nükleer silaha sahip olamayacağından emin olduktan sonra ABD'nin İran'dan “çok hızlı” bir şekilde çekileceğini söyledi. Trump Reuters'a verdiği demeçte, gerekirse Washington'un “belirli saldırılar” düzenlemeye geri dönebileceğini belirtti.

Trump, çatışmanın sona erdirilmesini Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasıyla ilişkilendirirken, “Devrim Muhafızları” ise boğazı, “düşmanlar” olarak nitelendirdikleri güçlere karşı kapalı tutmakta ısrar etti.

Trump, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokuna “yerin çok derinliklerinde” olduğu için kayıtsız kaldığını ifade etti, ancak Washington’un bunu uydularla izleyeceğini söyledi. Trump, Tahran’ın artık nükleer silah geliştiremeyecek durumda olduğunu değerlendirdi.

Trump, isim vermeden, İran'daki “yeni rejimin lideri”nin ateşkes talep ettiğini, ancak bunu Hürmüz Boğazı'nın “açık, özgür ve güvenli” olması koşuluna bağladığını belirtti.

Buna karşılık, “Devrim Muhafızları” Hürmüz Boğazı'nı kendi deniz kuvvetlerinin “kesin ve mutlak kontrolü” altına aldığını ve “ulusun düşmanlarına açılmayacağını” söyledi.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, aracılar vasıtasıyla Tahran'a Trump'ın «sabırsız» olduğunu iletti ve bir anlaşmaya varılamaması halinde İran'ın altyapısına yönelik baskının artacağı tehdidinde bulundu.

Sahada ise İsrail ordusu, iki gün içinde yaklaşık 400 hedefe saldırı düzenlediğini açıkladı. Bunların arasında, Tahran'ın merkezinde bulunan ve ordunun “askeri tesisler ve silah üretim tesisleri” olarak nitelendirdiği yerlere yönelik geniş çaplı bir saldırı da vardı. Tahran'ın doğu ve batısındaki Savunma Bakanlığı binalarından dumanların yükseldiği görüldü.

Buna karşılık, “Devrim Muhafızları”, güçlerinin “ABD üsleri” ve İsrail'deki hedeflere karşı füze ve insansız hava aracı (İHA) operasyonları düzenlediğini belirtti. İran ordusu da İsrail'deki erken uyarı ve yakıt ikmal uçaklarıyla bağlantılı askeri mevzileri hedef aldığını duyurdu. İsrail ambulans ekipleri dün, İran'dan gelen roket saldırısı sonrasında 14 kişinin yaralandığını açıkladı.